Güncel İçerik

Merhabalar

Engelli haklarına dair tüm içerikten üye olmaksızın yararlanabilirsiniz.

Soru sormak veya üyelere özel forumlarlardan ve özelliklerden yararlanabilmek içinse sitemize üye olmalısınız.

Teksan İnovatif Medikal: Engelliler, Engelli Çocuklar, Hasta ve Yaşlılar için emsalsiz ürünler

Sevdiğiniz Türküler

NAZLI ÖKSÜZ - Bitliste Beş Minare


[SIZE=3][FONT=arial black]Rus işgali sırasında Bitlis, bir harabe şehir görüntüsü alır. Düşmanın çekilmesinden sonra savaş esnasında Bitlis'ten kaçan bir baba ve oğul, Bitlis'e dönmek üzere yola çıkarak şehre hakim konumdaki "Dideban Dağı" eteğine varırlar.Baba, şehirde canlı kalıp kalmadığını öğrenmek için oğlunu şehre gönderir. Bir süre sonra oğul geri döner ve uzaktan babasına şöyle seslenir:
"Şehirde yaşama dair hiçbir iz yok, sadece beş tane minare ayakta kalmış."
Bunu duyan baba yıkılır, diz çöker ve şöyle bir ağıt yakarak oğlunu yanına çağırır:
Bitlis'te beş minare, beri gel oğlan beri gel.
Yüreğim dolu yare, beri gel oğlan beri gel.
Bu ağıt zamanla türkü ve manilere konu olarak günümüze kadar gelir.[/FONT][/SIZE]
 
[h=1]Safiye Kayıkcı-Kiraz Aldım Dikmeden (Halimem)[/h]
[FONT=arial black][SIZE=3]Devrin ünlü Müderrislerinden Hüseyin Mollanın oğlu Deli Memed ormana doğru şöyle bir geziye çıkmış. Neden gezmesin , ele güven olur mu hiç ? Bakarsın kendilerine ait ormanda ağaç keserler. Nitekim de öyle olmuş, bir karı koca ağaç kesmişler,evlerine doğru yürüklerken Deli Memed çıkagelmiş karşılarına. Birden neye uğradıklarını anlayamamanın şaşkınlığı içinde donakalmışlar korkularından.. Korkarlar tabii,koskoca Deli Memed bu kolaymı? Koskoca bir Müderris oğlu, Müderriski Hüseyin Çavuşoğlu ve civaı Himayesinde. Deli Memedin delilikleride öylesine astığı astık kestiği kestik. Bıçağının önü de keser arkasında. Hele omzunda tüfeğide olunca, gel de çık karşısına. İşte durum böyle iken,adamcağız Deli Memedin ayaklarına kapanarak af dilemiş.Deli bu delirmişte delirmiş ; Adamcağızın yalvarması,yakarması boşa , doğrultmuş namluyu adama,vurur mu vurur¦. Karısı “Ben nasıl olsa kadınım,bana bir şey yapmaz'' düşüncesiyle kocasına siper olarak onu vurma beni vur,çocuklarımıza acı hiç olmasa diyerek merhamete getirmeye çalışmış.Ne gezer merhamet,çifteyi boşaltmış kadıncağızın bağrına.Kocası daha durur mu?Can tatlı,kaçıp gitmiş. Ne yapsın şimdi Deli Memed? Devrin kanunları sıkı. Kaçmak düşmüş aklına ama,babasına bir yol danışmayı da ihmal etmemiş, tutmuş evin yolunu. Babası önce fena halde kızmış oğluna. Ama ne kadar kötü olsa da oğul gene. Kaçmanın kanundan kurtulmanın yollarını sıralayıvermiş oğluna. Boluya ikamet etmekte olan çok samimi bir arkadaşına oğlunu himayesine almasını rica edici nitelikte bir mektup yazmış ve eline vermiş. Sevdiği ve aşık olduğu kızdan <<Tombul Halime>> ayrılmak, bir yandan da her an zapdiyelere yakalanmak düşünce ve sıkıntıları sarıvermiş içini. İstemişki Halimeside gelsin onunla beraber. Hizmetçilerin kapıyı her açışında Halimeyi geldi zanneder,bir yol hoplarmış yerinden. Zavallı anacığı yolluğunu hazırlayıp vermiş eline. Deli Memedimiz yola revan olmuş. Yar başından geçerken karşısında duran Halimenin evine doğru bakmış,dertlenmiş,duygulanmış. Bir yandan da yağan kar heryanı ağartmaya devam ediyormuş. Böyle bir türkü yakıvermiş oracıkta.[/SIZE][/FONT]
 
Orhan Hakalmaz - Denizin Dibinde Hatçam


[FONT=arial black][SIZE=3]Burdurdan Antalyaya doğru giderken yaklaşık 38 km. uzaklıkta bulunan Arvallı, yeni adı ile Bağsaray köyünde geçer hikaye.[/SIZE][/FONT]
[FONT=arial black][SIZE=3]Hikayeye göre Hatçe isminde bir güzel kadın köyün meydanındaki duvarında çift oluklu pınar bulunan bir evde oturur.Türküde sözü geçen pınar bu pınardır.[/SIZE][/FONT]
[FONT=arial black][SIZE=3]Hatçe güzel ve alımlı bir köy güzelidir. Köyün çobanı Hatçaya gönlünü kaptırır. O da çobanı sever. Ne var ki Hatçe evlidir.Kader onları bir türlü bir araya getirmemiştir. Her ne kadar olumsuzluklar çok olsa da aşklarına engel olamazlar ve bir zaman sonra birlikte kaçmaya karar verirler. Çobanla birlikte kaçarak Antalyaya yerleşirler. Yaklaşık 5 ay sonra yakın bir köyde (Kayış) de buna benzer bir olay gerçekleşir ve İbrahim Can isimli mahalli sanatçı bu türküyü yakar.[/SIZE][/FONT]
 
Zeytinyağlı yiyemem aman-ZARA

[FONT=arial black][SIZE=3]
ABD geçmişten beri dünyanın en büyük mısır üretici ülkesidir. ABD birikmiş olan mısır dağlarını eritmenin bir yolu olarak mısırözü yağı ihracaatını keşfetmiştir. Marshal yardımının koşullarından biri Türkiye nin ABD den mısırözü yağı almasıdır.
[/SIZE][/FONT]
[FONT=arial black][SIZE=3]Buna koşut olarak Türkiye de ilk margarin fabrikası kurulur. Yine aynı dönemde yüz binlerce zeytin ağacı sökülerek bir katliam yapılır. Kalan zeytin ağaçlarından elde edilen zeytinyağının büyük bölümü ABD tarafından Dolar karşılığı alınır ve mısırözü yağı TL karşılığı satılır.[/SIZE][/FONT]
[FONT=arial black][SIZE=3]Türk insanı zeytinyağından soğutularak mısırözü yağına ve margarine alıştırılır. Bu amaçla zeytinyağı ısınırsa kanser yapar gibi yalanlar uydurmaktan da geri kalınmaz. Hâlbuki zeytinyağı halk ağzındaki deyişiyle dumanlaşma derecesi en yüksek (en zor yanan) sıvı yağlardan biridir.[/SIZE][/FONT]
[FONT=arial black][SIZE=3]Bununla da kalınmaz, kötülemek için tıpkı bugün yapılan halkla ilişkiler endüstrisi çalışmaları gibi Zeytinyağlı yiyemem aman, basmadan fistan giyemem aman diye türkü sipariş edilir ve ülkenin en popüler türküsü yapılır.[/SIZE][/FONT]
[FONT=arial black][SIZE=3]Katı yağ/margarine mahkûm edilen halk, 20-30 yılda bir kaşık yağa bile muhtaç hâle getirilir. Basma giyen kadınlar, plastik giysilerle tanıştırılır.[/SIZE][/FONT]
 
Neşet ERTAŞ & Zülüf dökülmüş yüze

 
Tolga Çandar Yandım Ayşem
[SIZE=3][FONT=arial black]Kurtuluş savaşı yıllarında asker kaçağı olduğu tahmin edilen bir
kişi, bir kızla köye gelmişlerdir. İkisininde nereli oldukları ve
kimlikleri belli değildir. Erkek kızla imam nikahı yaptırmak istediğini
söylemiştir. Köyün imamı nikahı kıymış ama erkeğin gerdeğe
girebilmesi için yatsı namazını beklenmesi istenmiştir .
Evlenecek kız için bir gelin odası ve odada gelin, damat için
demirden karyola süslenerek hazırlamıştır.
Fakat yatsı namazı zamanı meydana gelen deprem, gelinin
bulunduğunu odanın yıkılmasına ve ismi ''Ayşe'' olan gelinin
göçük altında kalarak ölmesine neden olmuştur.
Uğruna askerden kaçan damat, -kızı ailesinden kaçıran kişi-
sevdiği uğruna bu ağıdı yakmış ve ortalıktan kaybolarak bir daha
izine rastlanmamıştır. Civarlarda ağıt olarak söylenen bu ezgi
zamanla türkü ve oyuna dönüşmüştür.
Hikayenin geçtiği yer Ç.Kale-Çan/Şerbetli ve civar köyleri olduğu
sanılmaktadır.
Bir başka rivayete göre, bir köyde ilk kez çeyizde yer
alan karyolanın, damadın hastalanmasıyla ölüm döşeğine
dönüşmesinden etkilenen ahalinin veryansınıdır.[/FONT][/SIZE]
 
[emoji122][emoji122][emoji122][emoji106][emoji106]

F8331 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
 
Pluvia cnm bnm çok güzel okumuşsun ağzına yüreğine sağlık bitanem ☺️🙏🤗😘😍
 
Üst Alt