SARKASTİK KİŞİLİK: GÜLEREK HAYATTA KALMAK
Sarkastik kişilik; hayatın zorluklarına, insan ilişkilerine ve kimi zaman hayatın absürtlüğüne iğneleyici bir mizahla yaklaşan insanları tanımlar. Bu insanlar, en moral bozucu olaylarda bile zekâlarını bir savunma aracına dönüştürür; ironiyle konuşur, alaycı bir üslupla düşünür ve çoğu zaman gülerek hayatta kalmaya çalışırlar. Dışarıdan bakıldığında umursamaz ya da alaycı görünseler de, çoğu zaman bu tavrın arkasında oldukça yoğun bir farkındalık ve yorgunluk vardır.Zor bir coğrafyanın insanları olduğumuz tartışılmaz bir gerçek. Neredeyse her gece "Bundan daha kötüsü olmaz." diye uyuyor, ertesi sabah "Bu da mı oldu?" diye uyanıyoruz. Toplumsal krizler, ekonomik belirsizlikler, adaletsizlikler ve bitmek bilmeyen gündemler, zihinsel yükümüzü her geçen gün biraz daha artırıyor.
Bunun üzerine bir de engelliliğin toplumsal karşılığından doğan güçlükler eklendiğinde mesele yalnızca yaşamı sürdürmek olmaktan çıkıyor; ruh sağlığını koruyabilmek başlı başına bir mücadeleye dönüşüyor. Sürekli açıklama yapmak, önyargılarla uğraşmak, erişilebilirlik sorunlarıyla mücadele etmek ve kimi zaman yalnızca insan yerine konulabilmek için çaba harcamak... Bütün bunlar, insanın psikolojik dayanıklılığını ciddi biçimde sınayan deneyimlerdir.
İşte tam da bu noktada benim başa çıkma yöntemim devreye giriyor: Sarkazm.
Çünkü karşılaştığım her saçmalığı yalnızca akıl ve mantık çerçevesinde çözmeye kalksam, sanırım geriye ruh sağlığım adına pek bir şey kalmazdı. Bu yüzden bazen yaşadıklarımı ciddiyetle anlatmak yerine onlarla dalga geçiyorum. İroni yapıyorum. Alaya alıyorum. Çünkü mizah, kimi zaman gerçeğin ağırlığını taşımanın en insani yollarından biridir.
Psikoloji literatüründe mizah, olgun savunma mekanizmalarından biri olarak kabul edilir. Elbette her mizah aynı işleve sahip değildir. Sarkazm, yerinde ve farkındalıkla kullanıldığında insanın yaşadığı çaresizlik duygusunu azaltabilir, olayla arasına sağlıklı bir mesafe koymasına yardımcı olabilir. Ancak kişi bunu bir savunma mekanizması olarak kullandığının farkında değilse, zamanla her şeye yabancılaşan, hiçbir duygusunu doğrudan ifade edemeyen bir yapıya da dönüşebilir.
Dolayısıyla mesele yalnızca alay etmek değildir; neden alay ettiğini bilmektir. Sarkazm, gerçeği inkâr etmek için değil; gerçeğin altında ezilmemek için kullanıldığında işlevseldir. Mizah, acıyı ortadan kaldırmaz; ama onu taşımayı biraz daha mümkün hâle getirebilir.
Benim için sarkazm, hayatı hafife almak değil; hayatın üzerime bıraktığı ağırlığı biraz olsun hafifletmektir.
Kullanın derim ben... Ama neden kullandığınızı da hiç unutmayın.
