Güncel İçerik

Merhabalar

Engelli haklarına dair tüm içerikten üye olmaksızın yararlanabilirsiniz.

Soru sormak veya üyelere özel forumlarlardan ve özelliklerden yararlanabilmek içinse sitemize üye olmalısınız.

Teksan İnovatif Medikal: Engelliler, Engelli Çocuklar, Hasta ve Yaşlılar için emsalsiz ürünler

Sakatlık Oranının Tespitinde Uygulanacak Usul hakkında yasal düzenlemeler [Hukuk]

OturanBoğa

Yönetici
Üyelik
9 Ocak 2003
Konular
673
Mesajlar
58,073
Reaksiyonlar
486
Aşağıdaki danıştay kararını lütfen iyice bir okuyun ve şu sorulara cevap verin:

Sorun 1: "Hastaneden %60 rapor aldım, Ankara Maliye oranımı %35'e düşürdü ve beni sakat statüsünden çıkardı."

Soru 1: Aşağıdaki Datıştay kararı bu konuda ne diyor?

Sorun 2: "Bundan x süre önce sağlık raporu çıkarmıştım ve orada bana %60 oran verdiler. Fakat şimdi o raporda "vergi indirimi alabilir" ibaresi işaretli olmadığı öne sürülerek benden yeni rapor isteniyor. Ve yeni rapor için başvurduğumda bana %35 oran verdiler. Yani eski raporum geçersiz sayıldı. Oysa raporum sürekli ibareli."

Soru 2: Aşağıdaki kararda da belirtildiği üzere, oran belirleme yetkisi hastanelerdedir. Ve ayrıca konuyla ilgili yönetmelik de (ilgili maddeleri aşağıya ekliyorum) raporların süresi ve veriliş amcı konusunda gerekli düzenlemelerde çok açık. Bu durumda benim önceden aldığım raporlardaki oranlar geçerli olmak zorunda değiğl mi? Eski yönetmelik uyarınca bana %60 oran veren hastane, şimdi yeni yönetmeliğe göre %35 rapor verebilir mi? Ve Maliye bu düşük oranı baz alabilir ve emeklilik hakkımı elimden alabilir mi?


  • Mevzuat No: E. 2000/3457
    Tip: Danıştay Kararı
    Konu: SAKATLIK İNDİRİMİNDEN YARARLANAN YÜKÜMLÜ ( Sakatlık Oranının Tesbitinde Uygulanacak Usul )

    Metin:


    4. DAİRE
    E. 2000/3457
    K. 2000/4508
    T. 06.11.2000
    • SAKATLIK İNDİRİMİNDEN YARARLANAN YÜKÜMLÜ ( Sakatlık Oranının Tesbitinde Uygulanacak Usul )
    • VERGİ İNDİRİMİNDEN YARARLANMA ŞARTLARI ( Sakatlık Oranının Tesbitinde Uygulanacak Usul )
    • ÖZÜR ORANININ TESBİTİNDE UYGULANACAK USUL ( Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Olan Yükümlünün )
    • GELİR VERGİSİ YÜKÜMLÜSÜNÜN SAKATLIK ORANININ TESBİTİ USULÜ ( Sakatlık İndiriminden Yararlanabilmesi İçin )
    193/m.31

    ÖZET : Olayda, birinci derece sakat olarak indirimden yararlanmakta olan davacının özür oranının belirlenmesi için aldığı 23.2.1999 günlü ve 5037 sayılı Sağlık Kurulu Raporunda teşhis ve bulgular gösterilmiş ancak Yönetmelikte belirtilen şekilde özür oranı "yüzde" olarak tespit edilmemiştir. Maliye Bakanlığı Merkez Sağlık Kurulu ise anılan rapora dayanarak özür oranını % 40 olarak belirlemiştir. Oysa davacı için Numune Hastahanesi Sağlık Kurulunca verilen 8.12.1988 günlü raporda, hastalığının kalıcı olduğu açıklandıktan sonra sakatlık oranı % 90 olarak gösterilmiştir. Bu durumda 18.3.1998 günlü 23290 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ilgili Yönetmelik hükümlerine uygun olarak yetkili Hastane Sağlık Kurullarınca % olarak tespit edilecek özür oranına göre işlem tesisi gerekirken Merkez Sağlık Kurulu tarafından belirlenen özür oranı esas alınmak suretiyle yapılan işlemde ve bu işleme karşı açılan davanın reddi yolundaki mahkeme kararında isabet görülmemiştir.

    Temyiz Eden : ....

    İstemin Özeti
    : Davacı, çalışma gücü kaybının % 40 olarak belirlenmesine ilişkin 1.10.1999 günlü ve 41538 nolu Maliye Bakanlığı işleminin iptali istemiyle dava açmıştır. ... Vergi Mahkemesi 24.2.2000 günlü ve E: 1999/646, K: 2000/100 sayılı kararıyla; Gelir Vergisi Kanunu`nun 31 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak yürürlüğe konulan "Sakatlık indiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tespit Şekli ile Uygulanması Hakkında Yönetmeliğe" göre, çalışma gücünün yüzde kaçının kaybedildiği hususunun tespitinin Merkez Sağlık Kurulunun yetkisi dahilinde olduğu, hastane sağlık kurullarının yalnızca klinik muayene bulguları ile sakatlık bulguları ve teşhisi tespit yetkilerinin olduğu, ... Numune Hastanesi Sağlık Kurulunca davacının hastalığının tespit edildiği, ancak çalışma gücünün ne kadarının kaybedildiği hususunu tespit etmediği, Merkez Sağlık Kurulunca sakatlık oranı % 40 olarak tespit edildiğinden, davacının üçüncü derece sakatlık indiriminden yararlandırılması yolundaki işlemin kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Davacı, sakatlık oranının aynı hastane tarafından daha önce % 90 olarak belirlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir.

    Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

    Tetkik Hakimi ...`ın Düşüncesi: Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğin 7 nci maddesine göre sağlık kurulunca özür oranının % olarak belirleneceğinin belirtildiği, ... Numune Hastanesi Sağlık Kurulunca daha önce verilen raporda özür oranının % 90 olarak belirtildiği, daha sonra verilen raporda ise özür oranı belirtilmediği için Merkez Sağlık Kurulunca hangi gerekçeye dayanılarak bu oranın belirlendiği belirtilmediğinden kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

    Danıştay Savcısı ...`in Düşüncesi: Uyuşmazlık, Merkez Sağlık Kurulunca davacının çalışma gücünün (% 40) yüzde kırkını kaybettiğine karar verilmesi üzerine üçüncü derece sakatlık indiriminden yararlanması gerektiği yolunda tesis edilen işlemine iptali istemiyle açılan davayı reddeden mahkeme kararının bozulması istemine ilişkindir.

    193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 3239 sayılı Kanunla değişik 31/2 maddesinde çalışma gücünün asgari % 80 ini kaybetmiş bulunan hizmet erbabının birinci derece sakat asgari % 60 ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabının ikinci derece sakat, asgari % 40 ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabının üçüncü derece sakat sayılacağı hükme bağlanmıştır.

    Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak düzenlenip 28.4.1981 gün ve 17324 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Sakatlık indiriminden yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tesbit Şekli ile Uygulanması Hakkında Yönetmeliğe göre çalışma gücünün yüzde kaçının kaybedildiğinin tesbiti Merkez Sağlık Kuruluna ait ise de, 18.3.1998 gün ve 23290 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğin ikinci bölümünde yetkili sağlık kuruluşları belirlendikten sonra 6. maddesinde, özürlüler için düzenlenecek raporda.... bulgular ve teşhisin ayrıntılı olarak yazılıp özürlü kişi bizzat görülerek özür oranının 7. maddede belirtilen esaslara göre belirleneceği, 7. maddesinde de, özür oranının sağlık kurulunca çalışma gücü kayıp oranları cetvelinde yer alan özür durumuna göre (%) olarak belirleneceği, bu cetvelde adı geçmeyen hastalık ve özürlerin, fonksiyon kayıplarına göre değerlendirileceği belirtilmiştir.

    Bu durumda, sağlık kurulunca özür oranının açıkça belirtilmesi gerekir.

    Dosyanın incelenmesinden, 8.12.1988 gün ve 1825 sayılı ... Numune Hastanesi Sağlık Kurulu raporunda sakatlığın çeşidi ve sürekli olduğu belirtildikten sonra derecesi % 90 olarak belirlenmiş, aynı Hastanenin 23.2.1999 gün ve 5037 sayılı raporunda ise hastalığın kalıcı olduğu belirtildikten sonra özür durumuna göre çalışma gücü kayıp oranı belirtilmemiştir.

    İkinci sağlık kurulu raporunda özür oranı belirtilmediğinden özür oranı belirtilmeyen ikinci sağlık kurulu raporunun geçerliliğinden söz dilemiyeceği gibi 1988 yılında verilen sağlık kurulu raporunda kayıp oranı % 90 iken davacının hastalığında iyileşme durumu olmadığı dikkate alındığında Merkez Sağlık Kurulunca özür oranının % 40 olarak tesbitinde hukuka uygunluk görülmemiştir.

    Nitekim, Yönetmelik eki cetvelin Norolojik Hastalıklar Bölümünde hafif ve orta para parezi veya diparezi de çalışma gücü kayıp oranı, % 35-45 arasında belirlenmiş, parapleji veya dipleji de ise kayıp oranı % 80 olarak tesbit edilmiştir.

    Bu durumda, davacının yönetmelikte belirlenen yetkili sağlık kuruluşuna sevki ile yönetmeliğin 6 ve 7 maddelerinde belirtilen hususları içeren sağlık kurulu raporu alındıktan sonra rapordaki bulgular dikkate alınarak Merkez sağlık Kurulunca işgücü kayıp oranının tesbiti gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği görüşüldü:

    Uyuşmazlık, sakatlık indiriminden yararlanmak isteyen davacının, ... Numune Hastanesinden aldığı raporda özür oranının yazılmaması nedeniyle, Maliye Bakanlığı Merkez Sağlık Kurulunca belirlenen % 40 özür oranı esas alınmak suretiyle tesis edilen davalı İdare işlemine ilişkindir.

    Gelir Vergisi Kanununun 31/2 nci maddesinde "çalışma gücünün asgari % 80 ini kaybetmiş bulunan hizmet erbabı birinci derecede sakat, asgari % 60 ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ikinci derecede sakat, asgari % 40 ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ise üçüncü derece sakat sayılır." denilmiş olup, müteakip bentlerde ise sakatlık derecelerinin tespit şekli ve uygulamaya ilişkin esas ve usullerin Maliye ve Gümrük, Sağlık ve Sosyal Yardım, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarınca bu konuda müştereken hazırlanacak bir yönetmelik ile tespit edileceği ifade edilmiştir.

    18.3.1998 günlü ve 23290 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanarak yürürlüğe giren "Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" in Geçici 1 inci maddesinin son bendinde, "süreli verilen raporlar ile ilgili olarak hastaneye yeniden sevk işlemi uyarınca veya herhangi bir sebeple yeni bir rapor alınması halinde, çalışma gücü kayıp oranları bu yönetmelik hükümlerine göre yeniden hesaplanır." denilmekte olup, aynı yönetmeliğin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında sağlık kurulunun özür oranını 7 nci maddede belirtilen esaslara göre belirleyeceği ifade edilmiştir. Yönetmeliğin 7 nci maddesinde ise özür oranının, sağlık kurulunca Ek-2 sayılı Çalışma Gücü Kaybı Oranları Cetvelinde yer alan özür durumuna göre yüzde (%) olarak belirleneceği bu cetvelde adı geçmeyen hastalık ve özürlerin, fonksiyon kayıplarına göre değerleneceği hüküm altına alınmıştır.

    Adı geçen Yönetmeliğin yayımı tarihinden itibaren alınacak olan sağlık kurulu raporlarında, bu Yönetmelik hükümlerinin esas alınacağı açıktır. Anılan Yönetmelik ise özür oranının yüzde olarak belirleme yetkisini Ek listede yer alan hastane sağlık kurullarına tanımış olup, sağlık kurulu raporlarında belirtilen teşhise göre özür oranının yüzde olarak belirleme konusunda Merkez Sağlık Kuruluna bir yetki vermemiştir.

    Olayda, birinci derece sakat olarak indirimden yararlanmakta olan davacının özür oranının belirlenmesi için aldığı 23.2.1999 günlü ve 5037 sayılı Sağlık Kurulu Raporunda teşhis ve bulgular gösterilmiş ancak Yönetmelikte belirtilen şekilde özür oranı "yüzde" olarak tespit edilmemiştir. Maliye Bakanlığı Merkez Sağlık Kurulu ise anılan rapora dayanarak özür oranını % 40 olarak belirlemiştir. Oysa davacı için ... Numune Hastahanesi Sağlık Kurulunca verilen 8.12.1988 günlü raporda, hastalığının kalıcı olduğu açıklandıktan sonra sakatlık oranı % 90 olarak gösterilmiştir.

    Bu durumda 18.3.1998 günlü 23290 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ilgili Yönetmelik hükümlerine uygun olarak yetkili Hastane Sağlık Kurullarınca % olarak tespit edilecek özür oranına göre işlem tesisi gerekirken Merkez Sağlık Kurulu tarafından belirlenen özür oranı esas alınmak suretiyle yapılan işlemde ve bu işleme karşı açılan davanın reddi yolundaki mahkeme kararında isabet görülmemiştir.

    Bu nedenle ... Vergi Mahkemesinin 24.2.2000 günlü ve E: 1999/646, K: 2000/100 sayılı kararının bozulmasına 6.11.2000 gününde oybirliğiyle karar verildi.

*****
  • Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik
    Resmî Gazete;
    Tarih: 16 Temmuz 2006
    Sayı : 26230

    Özürlü sağlık kurulu raporunun geçerlilik süresi
    MADDE 13 –
    (1) Özürlü sağlık kurulu raporunun sürekli olup olmadığı ile süreli raporlarda kontrol süresi mutlaka belirtilir.

    (2) Özürlü sağlık kurulunca kişinin özür durumunun sürekli olduğuna karar verilmesi durumunda, özürlü sağlık kurulu raporunun ilgili bölümünde bu durum belirtilir. Ancak özür durumunun değişmesi halinde, rapor ve buna bağlı tüm vücut fonksiyon kaybı oranı yeniden belirlenir.

    (3) Özürlü sağlık kurulunca özürlünün özür durumunun sürekli olmadığına karar verilmesi halinde de bu husus ilgili bölümde belirlenerek Özürlü Sağlık Kurulu Raporunun geçerlilik süresi belirtilir. Zaman içinde değişebilen veya kontrolü gerektiren hastalıklar, hastanın önceki özürlü sağlık kurulu raporu da kurula sunularak, özürlü sağlık kurulunun belirleyeceği süre içinde yeniden görüşülür ve karara bağlanır.

    (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre alınmış olan sürekli raporlar ile süreli raporların geçerlilik süresi dolmadan tekrar rapor istenmesi durumunda, mükerrer rapor tanzimini önlemek maksadıyla, ilgililerin daha önce Özürlü Sağlık Kurulu Raporu alıp almadıklarına ilişkin beyanı istenir. İlgilinin beyanı üzerine veya bir başka şekilde, evvelce Özürlü Sağlık Kurulu Raporu verilmiş olduğunun tespiti halinde tekrar rapor verilmez.

    Özürlü sağlık kurulu raporunun tasdiki ve verilişi
    MADDE 14 –
    (1) Raporların usulüne uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği, formdaki bilgilerin tam olarak doldurulup doldurulmadığı kontrol edilerek, gerekiyorsa eksik ve yanlışlıklar düzeltildikten sonra raporlar; kurum müracaatı ise üç nüsha, kişisel müracaatlarda ise iki nüsha olarak düzenlenir ve baştabip tarafından tasdik edilir.

    (2) Özürlü Sağlık Kurulu Raporunun bir nüshası ilgili kişiye verilir. İlgilinin talebi üzerine hazırlanmış olan özürlü sağlık kurulu raporlarından; özürlünün kullanabileceği hakları sayısınca çoğaltılarak imza edilir, onaylanır ve mühürlenerek ilgiliye verilir. Kurum müracaatlarında ise raporun bir nüshası raporu isteyen kuruma gönderilir.

    (3) Raporun bir nüshası, gerektiğinde belgelendirilmesi amacıyla raporu veren sağlık kuruluşunda saklanır. Raporların saklanma usul ve esasları; sağlık kuruluşlarının bağlı bulunduğu kurumların ilgili mevzuatına tabidir.

    (4) Özürlü Sağlık Kurulu Raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşları, özürlü sağlık kurulu raporlarına ait bilgileri ulusal özürlüler veritabanında yer alması amacıyla Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığının belirleyeceği veri yapısında her ayın ilk haftası Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığına elektronik ortamda gönderir. Özürlü sağlık kurulu raporlarına ait bilgilerin ulusal özürlüler veritabanına aktarılması ile ilgili teknik yöntem ve veri aktarma periyoduna ilişkin usul ve esaslar gerekli görüldüğünde Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından değiştirilir.

    [...]

    Kazanılmış haklar
    GEÇİCİ MADDE 1 –
    (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce;

    a) 18/3/1981 tarihli ve 8/2620 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tesbit Şekli ile Uygulanması Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre alınan ve Maliye Bakanlığı Merkez Sağlık Kurulunca nihai olarak karara bağlanan raporlarda yer alan çalışma gücü kayıp oranları,

    b) 20/6/2006 tarihli ve 26204 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları ile Özürlü ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelikle yürürlükten kaldırılan 6/1/1994 tarihli ve 21810 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre alınan ve Emekli Sandığı Sağlık Kurulunca verilen nihai raporlarda yer alan vücut iş görme gücü kaybı oranları,

    c) 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 30 uncu maddesi gereğince kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektörde istihdam edilen özürlülerin işe girişlerinde almış oldukları özürlü sağlık kurulu raporlarındaki çalışma gücü kaybı oranları,

    ç) 6/2/1998 tarihli ve 98/10746 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri doğrultusunda verilmiş olan özürlü sağlık kurulu raporlarındaki çalışma gücü kaybı oranları,

    geçerli olup bu oranlara dayanılarak sağlanmış sosyal destek ve yardım hizmetlerinin sürdürülebilmesi için yeniden özürlü sağlık kurulu raporu düzenlenmez.

    (2) Ancak, süreli verilen raporlar ile ilgili olarak hastaneye yeniden sevk işlemi uyarınca veya herhangi bir sebeple yeni bir rapor istenmesi durumunda, özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranları, bu Yönetmelik hükümlerine göre yeniden belirlenir.

    (3) Bu Yönetmelik yürürlüğe girmeden önceki mevzuat hükümlerine göre başlatılmış olan Özürlü Sağlık Kurulu Raporu ile ilgili işlemler, bu Yönetmelik yürürlüğe girmeden evvel yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır.
 
Soru(n) 2 ye devam edersem...

İddiam odur ki, sakatlık oranlarının düşürüldüğü, 16 Temmuz 2006'da yayınlanarak yürürlüğe giren 'Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'ten önce, her ne sebeple olursa olsun usulüne uygun olarak alınmış sakatlık oranını gösterir sağlık raporuna sahip bir kişi, bugün (o rapora dayanarak) erken emeklilik hakkına sahiptir.

Çünkü: Adı geçen yönetmeliğe göre

1- Özürlü sağlık kurulu raporunun doldurulması
Madde 9

[...]
(4) İstihdam amacıyla verilecek raporlarda, ayrıntılı teşhis ve özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranının yazılmasıyla birlikte, kişinin sağlığına etkisi dikkate alınarak çalışamayacağı işlerin niteliği genel olarak belirtilir.

(5) Özürlü sağlık kurulu raporlarında, raporun kullanım amacı bölümüne; bireyin özür grubuna uygun hakları, özürlü sağlık kurulunca değerlendirilerek bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-3 sayılı formda gösterilen raporun arka yüzünde bulunan açıklamalar bölümü dikkate alınarak yazılır. Raporun kullanım amacı bölümüne, bireyin özür grubuna uygun hakları değerlendirilerek yapılan değerlendirmeler; sonuç bölümüne evet, hayır ya da değerlendirilmedi ibarelerinden birisi kullanılmak suretiyle yazılır ve bu bölüm hiçbir suretle boş bırakılmaz.

  • Bu haklar:

    H sınıfı ehliyet alabilir
    Özel tertibatlı araç kullanabilir.
    Akülü araç kullanması gereklidir.
    İşitme cihazı kullanması gereklidir.
    ........................ ortezi/protezi kullanması gereklidir.
    ............................... yardımcı cihazı kullanması gereklidir
    Tekerlekli sandalye kullanması gereklidir.
    Özel eğitim amaçlı değerlendirilmesi uygundur.
    Diğer: (Açıklayınız)
(6) Ağır özürlü olduğu tespit edilenler, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-3 sayılı formda gösterilen raporun Özürlü Sağlık Kurulu Raporunun Sonucu bölümünün Ağır Özürlü kısmında evet ya da hayır ifadesi yazılarak belirtilir ve bu bölüm hiçbir suretle boş bırakılmaz. Ağır özürlü olduğu Özürlü Sağlık Kurulu Raporu ile belgelendirilenler; bakım hizmeti alabilmek amacıyla Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu il müdürlüklerine başvurabilirler.

(7) Özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinden yararlanmak isteyen kişiler için verilecek raporlarda; ayrıntılı teşhis ile tüm vücut fonksiyon kaybı oranı ve raporun sürekli olup olmadığı ile süreli raporlarda kontrol süresi mutlaka yazılır. Tüm vücut fonksiyon kaybı oranı % 40 ve üzerinde bulunanlar ve özel eğitim hizmetlerinden faydalanabilmek isteyen kişiler, kendilerine düzenlenen Özürlü Sağlık Kurulu Raporu ile il milli eğitim müdürlüklerine başvururlar.


Yani bir kez rapor için müracaat ettiğimizde, raporu kullanacağımız her alan açıkça doldurulmak ve bize o şekilde verilmek zorunda. Bizler her iş için yeni rapor çıkarmamalıyız.
Gelelim raporun geçerlilik süresin:


Özürlü sağlık kurulu raporunun geçerlilik süresi
MADDE 13 –
(1) Özürlü sağlık kurulu raporunun sürekli olup olmadığı ile süreli raporlarda kontrol süresi mutlaka belirtilir.

(2) Özürlü sağlık kurulunca kişinin özür durumunun sürekli olduğuna karar verilmesi durumunda, özürlü sağlık kurulu raporunun ilgili bölümünde bu durum belirtilir. Ancak özür durumunun değişmesi halinde, rapor ve buna bağlı tüm vücut fonksiyon kaybı oranı yeniden belirlenir.

(3) Özürlü sağlık kurulunca özürlünün özür durumunun sürekli olmadığına karar verilmesi halinde de bu husus ilgili bölümde belirlenerek Özürlü Sağlık Kurulu Raporunun geçerlilik süresi belirtilir. Zaman içinde değişebilen veya kontrolü gerektiren hastalıklar, hastanın önceki özürlü sağlık kurulu raporu da kurula sunularak, özürlü sağlık kurulunun belirleyeceği süre içinde yeniden görüşülür ve karara bağlanır.

(4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre alınmış olan sürekli raporlar ile süreli raporların geçerlilik süresi dolmadan tekrar rapor istenmesi durumunda, mükerrer rapor tanzimini önlemek maksadıyla, ilgililerin daha önce Özürlü Sağlık Kurulu Raporu alıp almadıklarına ilişkin beyanı istenir. İlgilinin beyanı üzerine veya bir başka şekilde, evvelce Özürlü Sağlık Kurulu Raporu verilmiş olduğunun tespiti halinde tekrar rapor verilmez.


Yani bir kez rapor aldığımızda o rapor (eğer 'sürekli' ibaresi varsa) yaşam boyunca geçerlidir.
Gelelim raporun kaç nüsha halinde bize verilmesi gerektiğine:


Özürlü sağlık kurulu raporunun tasdiki ve verilişi
MADDE 14

[...]
(2) Özürlü Sağlık Kurulu Raporunun bir nüshası ilgili kişiye verilir. İlgilinin talebi üzerine hazırlanmış olan özürlü sağlık kurulu raporlarından; özürlünün kullanabileceği hakları sayısınca çoğaltılarak imza edilir, onaylanır ve mühürlenerek ilgiliye verilir. Kurum müracaatlarında ise raporun bir nüshası raporu isteyen kuruma gönderilir.

(3) Raporun bir nüshası, gerektiğinde belgelendirilmesi amacıyla raporu veren sağlık kuruluşunda saklanır. Raporların saklanma usul ve esasları; sağlık kuruluşlarının bağlı bulunduğu kurumların ilgili mevzuatına tabidir.


Yani raporda yazan, raporun hangi durumlarda kullanılabileceğimiz ile ilgili ibarelere göre, o sayıda nüshayı hastane bizlere vermek zorunda

Sonuç: Yasal olarak bizler yaşamımız boyunca tek bir rapor alıp, o raporu her iş için ömür boyunca kullanabiliriz.
Yani hem mükerrerliğin hem de zaman/işgücü kaybının önlenmesi için başvuru anında kullanılabilecek tüm haklar raporda yazılmak zorundadır. Bu gerçekleştirilmemişse, kişi hastaneye yeniden başvurup, sakatlık durumunun geterdiği hakların yeniden belirtilmesini ve o sayıda nüshanın kendisine verilmesini talep edebilir.

2- Kazanılmış hakları düzenleyen Geçici 1. Madde, yeni yönetelik çıkmadan önce alınmış raporların geçerli olduğunu söylüyor.


Soru(n) 1 için bir not:

Zaten Danıştay kararında, "sağlık kurulu raporlarında belirtilen teşhise göre özür oranının yüzde olarak belirleme konusunda Merkez Sağlık Kuruluna bir yetki vermemiştir" diyerek Kurul'un sınırları bir kez daha belirlenmiş. Ama ben yine de altını çizmek istiyorum: Kurul, başvuru sahibinin sakatlığı/hastalığı için cetvelde öngörülen (ve sağlık raporunda zikredilen) oranlar üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunamaz. Cetvel (ve rapor), "şu hastalıpa bu işgücü kaybı verilir/verilmiştir" demişse, kurul buna uymak zorundadır:

  • Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tespit Şekli ile Uygulanması Hakkında Yönetmelik

    "Laboratuvar bulguları, sakatlık bulguları, klinik muayene bulguları ve teşhis ile söz konusu cetvellerde belirtilen ve rapora ilgili sağlık kurulunca yazılan oranlar arasın da çelişki görülmesi halinde Kurul*, Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe ekli cetvellerde yer alan sakatlık arızalarına göre çalışma gücü kayıp oranları doğrultusunda re'sen ve nihai olarak karar verir. Kurul, gerek görmesi halinde bu raporu bir daha incelenmek üzere raporu veren hastaneye iade edebilir veya hizmet erbabının çalışma gücü kayıp oranlarının tespiti için yetkili başka bir sağlık kuruluna gönderilmesini isteyebilir."

    * Madde 10: (...) "Merkez Sağlık Kurulu, Maliye Bakanlığı Başhekiminin başkanlığında, Sağlık Bakanlığı'nca görevlendirilecek iki uzman hekim ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nca görevlendirilecek bir uzman hekimden ve Gelirler Genel Müdürlüğü'nün bir temsilcisinden oluşur. Merkez Sağlık Kurulu ayda en az iki defa üye tam sayısı ile toplanır ve oy çokluğu ile karar verir."
 
Arkadaşlar, belki hukuk konusu sıkar sizleri ama, olabildiğince anlaşılır hale dönüştürerek gündeme getirmeye çalıştığım bu tartışmayı lütfen okuyun. Çünkü milyonlarca insanın (belki henüz fark etmeseniz de sizin) hukuk-dışı olarak mağdur edilmesini tartışıyoruz...
Okuyup, yasal olarak haklılığınızı anlamanız ve gerekli hukuki işlemleri başlatmanız gerek...
 
Anayasa

Üstat eline sağlık herşeyi derleyip toparlıyorsun. Fakat biliyorsun Türkiye de suyu baştan tutmak lazım diye bir özdeyiş vardı. Bizdeki suyun başı da Anayasa. Yeni hazırlanan Anayasa da Özürlüler ile ilgili kanun çalışmaları yapıldığını yakında bu çalışmaların sivil toplum örgütlerine gönderileceğini ifade edip durdular. Yeni anayasanın taslak çalışmalarında özürlüleri kimlerin temsil edeceği konusunda bir mütabakat varmı? Yoksa özürlü olmayan insanlar tarafından hazırlanancak Anayasanın 40 yamalıklı bir bohça gibi önümüze düşmesini bekleyeceğiz. Bu konuda form da arkadaşların görüşünü öğrenmek isterim. Yeni bir başlık açılmasını istiyorum.

Kolay Gelsin
 
Bülentçim, "hukuk" konusu eğitimini almamış kişilerin "hakkını vererek tartışabileceği" bir konu değil ki.. Bir kelimenin yanlış yerde, yanlış anlamda kullanılması bile tartışmayı tamamen farklı yerlere sürükleyebilir. Veya bir yasayı, hatta bir maddeyi bilmeyince ya da yanlış yorumlayınca tamamen alakasız bir sonuca varabiliriz. Hele bir de "Usul Hukuku" diye bir şey var ki, evlere şenlik.. :D

Bundan taa 28 yıl önce iki yıllığına uğradığım :p Hukuk Fakültesinde, bir dersin hocasının söyledikleri dün gibi kulağımda.. Çocuklar demişti.. "Usul Hukukunu iyi bilen avukat, idamlık sanığı beraat ettirebilir, iyi bilmeyen avukat; beraat edecek sanığı idama götürebilir." demişti. Tabii o zaman böyle bir ceza vardı. ;)

Bir de eline sağlık, epeyce uğraşmışsın ama, sanal âlemde bu kadar uzuuuun yazıları, hele 'hukuk' gibi pek çok kişiye çekici gelmeyen bir alanda olursa; okutmak için böyle uyarı yazısı yazman yetmez. Başına silah dayaman gerekir.. :twisted:
 
Abi, benim derdim bir yandan uzmanlarla-ilgililerle tartışmak, diğer yandan mağdurların kulağına su kaçırmak... "Aaaa, bize böyle haksızlıklar yapıyorlar, ama bu yasal değilmiş! Yasal olarak hakkımızı arayabilirmişiz. Du bakalım nasıl bir sonuç çıkacak bu tartışmadan..." desin herkes istiyorum... :)
 
Evet benim epey bir su kaçtı kulağıma ve bununla birlikte keyfimde kaçtı tabiki :( ohh yaşasın %50 ve sürekli raporum var erken emekli olacağım derken bir de baktım erken emekli olamıyorum.Yeni yönetmeliğe göre %35.Şimdi değil ama uzun olmayan bir süre içerisinde dava açacağım.Zaten bugüne kadar neyi hak ediyorsak kosturarak birilerini araya sokarak veya dava acarak elde ediyoruz ama ne olursa olsun herkez hakkını arasın ve bence yeni yönetmelikle hangi oranda olduğunuzu öğrenmeli ve gerekli önlemi almalısınız.
Oturanboğa çok teşekkür ederim sayende çok daha fazla gec kalmadan önlem alabileceğim.
 
Geçen seneden beri devam eden bir davam yüzünden epeyce hukuk mevzuatı, emsal dava sonuçları filan okumaktan bıkmıştım o nedenle üst kısımdaki uzun mevzuatı pek dikkatli okuyamadım.
Ancak sürekli çeşitli oranlarda, değişik değerlendirmelerle gelen heyet raporlarım sanırım bunları iyice öğrenmemi gerektirecek. Kendimden bazı örnekler vereyim;
Efendim, T8 paraplejiyim, Ehliyet ve araba raporları için başvurduğum üniversite hastanesi, %64 verdi ağır özürlü- bakıma muhtaç değildir dedi. Tekerlekli sandalye için girdiğim sağlık bakanlığı hastanesi yüzde 80 verdi, ağır özürlüdür dedi. Bugün sıcağı sıcağına iş-görememezlik ve malüllük için girdiğim ssk hastanesi herhangi bir yüzde belirtmeksizin, 1 kasım 2007 de iş başı yapabilir, ağır özürlü-bakıma muhtaç değildir dedi. Heyet sonucuna itiraz etmek istedim, artık rapor çıktı kurumla yazışmalar yaptıktan sonra itiraz edersin dediler, eyvallah dedim. Ne deyim?
Bu aralar bende anlamıyorum ne olduğumu, gördüğüm kadarıyla mevzuat paraplejilere yüzde 80 1. dereceden ağır özürlüdür diyor, bunu ben bile gördükten öğrendikten sonra o canım uzman doktorlarım, klinik şeflerim, heyet başkanlarım öğrenmemiş mi? Ya da öğrenmişlerde birilerinin işlerine mi gelmiyor acaba?
Neyse Devletle uğraşmak çok zor bir iş onu da öğrendim. Biraz yatıyım bekleyim 1-2 aya kalmaz mecbur bu işlere de girecez.
Saygılar..
 
eyvah

Evet, yukarıda anlatılanları bir bir ben yaşıorum. Daha öncede formda birçok kez dile getirmiştim. Özet olarak tekrarlarsam 17 yılı aşkın engelli olarak bir çok firmada çalıştım ve en son çalıştığım işyerinde 7 yılı aşkın sakatlık kadrosunda çalışmış olmama rağmen (bordromda vergi indirimim olmasına) rağmen emeklilik için başvurduğumda yıllar sonra benim % 40 lık raporum yüksek sağlık kurulunca % 30'a düşürüldüğünü öğrendim, ve o andan itibaren ne emekli olabildim nede eski işime geri dönebildim. En kötüsüde işyeri emeklilik dilekçemi normal istifa gibi kabul ederek tazminatımı ödemedi, yaklaşık 1,5 senedir mahkemedeyim. Sonuç dahada çıkacak gibide görünmüyor.
Ben şunu anlamıyorum biz her yerde sakat olupta kağıt üstünde nasıl sağlam olabiliyoruz. Gerçekten binlerce engelli arakdaşımız bu sayede mucize yaşıyorlar. Daha açıkcası kara mizah tarzı. Ne sakatız ne sağlamız.
Ama bu kanun sayesinde hayatın ekonomik sıkıntılarınla yüz yüze kaldığımızdan engelli oluşumuzu unutup savaşçı oluyoruz.
Herşey kolaylaşrken bizim bu kanunumuz nede zorlaşıyor. Bunu sayın devlet büyüklerimiz bilmiyorlarmı.
Ama engelimiz değil bu gibi engeleri aşarsak belki derin bir ohh çekeriz.
Evet bir sürü kanun maddeleri var artık okumaktan yorum yapmaktan oldukça bıktıysamda geleceğim bu sorunu çözmek için savaşıyorum.
Herkese sevgi dolu saygılarımla.
 
çok kötü ya

bende kas hastalığı var hastalığım kalıcı ve ağır işlerde çalışamıyorum ğeçenlerde sağlık kuruluna baş vurdum rapor alabilmek için ama doktor olmaya bilir dedi beni heyete sevk etti ama şöle bi yanlışlık var ben %40 rapor alamassam özürlüler yasasından yararlanamıyorum birde iş baş vurularımda normal işci olarak yapa biliyorum ve normal bi insan kadar çalışmam lazım askerlikten muaf verdiler çoğu işletmede beni özürlü olarak görecek ama benim bunu kanıtlayan bir belğem olmayacak ama ben ömür boyu bu hastalıkla yaşayacaksam özürlü gurubuna ğirmem gerek. ikinci bir husus hastanede doktorun elinde bir kağıt ğördüm ayaktaki sorun sağlam orta hasarlı kötü çok kötü gibi derecelendirme yapılmış banada bu kağıt üzerinden yazdı raporu acaba ala bilirmiyim %40 özürlü raporunu
 
sevgili korkut benim anlamadığım sen vergi indirimi raporunu maliye kabul etti işyerine vergi indiriminden faydalanabilir yazısı gönderdi ve emeklilik için başvurduğunda rapor oranının düşürüldüğünü öğrendin büyük bir hata yapıldığına inanıyorum.Çünkü sen o hakkı elde ettiysen oranın düşürümesi imkansız yok eğer öyleyse %40 oranla emekli olacak insanları kötü bir sürpriz bekliyor.
http://www.engelliler.biz/forum/viewtopic.php?t=25881
 
MERHABA

sevgili esposas

işyerine bu durumu sorduğumda işkurdan geldiğim için indirim yapmışler diye bir cevap verdiler.
mahkeme bunu soruyor şimdi ama yapılan vergi indirimi usulsüzmüş yanlış yapılmış. yani iş yeri elinde bir belge olmadan sadece benim işkur kağıdıma dayanarak indirim yapmış.

yalnız benim sakatlık müracatım ve işe başlangıcım 1988

ve şu anda ne yapacağımı bilmeden rüzgarda yuvarlanan yaprak misali
gibiyim.

Eğer bilgin varsa bu konularda paylaşırsan çok sevinirim.

iyi günler
korkut
 
evet normalde defterdarlıktan aldığın yazıya karşılık indirim yapmalıydı işyerin.Eğer elinde emeklilikten önce defterdarlıktan aldığın yazı olsaydı sanırım mahkeme kısa zamanda ve lehine sonuçlanırdı.İnşallah hakkında hayırlısı olur.
 
evet hakana katılıyorum işyerin maliyenin dışında bir uygulama yapmış oysaki maliyeden gelen vergi indirim yazısını beklememiş raporunun düştüğünü erken farketseydin itiraz edebilir veya bir süre bekleyip tekrar başvururdun çünkü bende işe ilk girdiğimde ( 1987 de) %25 oranını verdiler ama ben hiçbişey yapmayıp bekledim ve 2005 yılında tekrar başvurdum ve % 40 verdiler ve maliyedende aynen geçti,işyerimede vergi indirim yazısı geldi sizin işyerinden kaynaklanan bir ihmal veya hata sözkonusu bence .ama tekrar bi işe girip deneyebilirsin ama inşallah mahkeme lehine karar verir ve bizede iyi haberlerini iletirsin
 
Büyük ihtimalle 2006 daki yönetmeliğe göre rapor düzenlemişler.Bu durumda ne yapılır bende bilmiyorum arkadaşlar..
 
MÜDÜR1976, bence elinizdeki eski raporunuz geçerlidir:

  • Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik

    Kazanılmış haklar
    GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce;

    a) 18/3/1981 tarihli ve 8/2620 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tesbit Şekli ile Uygulanması Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre alınan ve Maliye Bakanlığı Merkez Sağlık Kurulunca nihai olarak karara bağlanan raporlarda yer alan çalışma gücü kayıp oranları,

    b) 20/6/2006 tarihli ve 26204 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları ile Özürlü ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelikle yürürlükten kaldırılan 6/1/1994 tarihli ve 21810 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre alınan ve Emekli Sandığı Sağlık Kurulunca verilen nihai raporlarda yer alan vücut iş görme gücü kaybı oranları,

    c) 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 30 uncu maddesi gereğince kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektörde istihdam edilen özürlülerin işe girişlerinde almış oldukları özürlü sağlık kurulu raporlarındaki çalışma gücü kaybı oranları,

    ç) 6/2/1998 tarihli ve 98/10746 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri doğrultusunda verilmiş olan özürlü sağlık kurulu raporlarındaki çalışma gücü kaybı oranları,

    geçerli olup bu oranlara dayanılarak sağlanmış sosyal destek ve yardım hizmetlerinin sürdürülebilmesi için yeniden özürlü sağlık kurulu raporu düzenlenmez.
Elinizdeki raporla işlem yapılması zorunlu! Maliye buna uymazsa, bu tartışmada ele aldığımız gerekçeler çerçevesinde hukuki süreç başlatın...
 
Teşekkür ederim oturan boğa hemen hukuki işlem başlatmamda bi sakınca varmı öğrenebilirmiyim?
 
Yukarıdaki Ç maddesini vurgulayan bir dilekçeyle Defterdarlığa müracaat edin, sizi reddetsinler, ondan sonra hukuki süreci başlatın...

İstanbul'daysan, avukat konusunda bir arkadaşımı önerebilirim?
 
Merhaba,
bende bi kaç şey buldum paylaşmak iserim, ama OturanBoğa'ya teşekkür etmeden geçemem. Önümüze konulan engelleri aşmak için verdiği emek için.
Danıştay!ın bilgi bankası diye bi adresi var. ordan konuyla ilgili daha önce görülmüş davaları inceledim. Ancak İçişlerinin yayınladığı kararları burda bulamadım. Aldığım sonuçlar:

1- Daha önce alınmış bütün raporlar kabul edilmiyor.
Karar:

Dairesi Karar Yılı Karar No Esas Yılı Esas No Karar Tarihi
VERGİ DAVA DAİRELERİ 2001 42 2000 272 26/01/2001

SAKATLIK İNDİRİMİNDEN YARARLANMAK ÜZERE MÜRACAAT EDEN DAVACIYA HASTANEDEN VERİLEN RAPORLARDAKİ SAKATLIK TANISINA GÖRE HANGİ ORANDA SAKATLIK İNDİRİMİNDEN YARARLANACAĞINA MERKEZ SAĞLIK KURULUNCA KARAR VERİLECEĞİ,
-YÖNETMELİĞE GÖRE BELİRLENMEYEN SAKATLIK ORANLARINA İTİBAR EDİLMEYECEĞİ HK.<

Yukarıda açıklanan (Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık derecelerinin Tespit Şekli ile Uygulanması Hakkında Yönetmelik, 28 Nisan 1981 günlü ve 17324 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren) Yönetmelik kurallarına göre hizmet erbabının sakatlığı nedeniyle çalışma gücünün kayıp oranını belirleme görevi Merkez Sağlık Kuruluna ait olup, İdare Mahkemesince davacının ... Hastanesine sevki üzerine anılan hastane sağlık kurulunca verilen ve davacının %50 sakat olduğuna ilişkin bulunan 11.6.1996 tarih ve 2433 sayılı raporda saptanan orana itibar etmek mümkün olmadığından söz konusu raporu dikkate alarak dava konusu işlemin iptaline karar veren vergi mahkemesi ısrar kararı hukuka uygun bulunmamıştır.

2-Daçılan davada hakimin Adli Tıp'a gönderme hakkı bulunuyor. Adli tıp'ın verdiği rapor geçerli sayılıyor.

Karar:

Dairesi Karar Yılı Karar No Esas Yılı Esas No Karar Tarihi
VERGİ DAVA DAİRELERİ 1999 78 1998 304 12/02/1999

Davacının 1990 yılından itibaren % 42 oranında iş gücü kaybı
nedeniyle sakaklık indiriminden yararlandırıldığı halde bu işleme dayanak alınan karar ve sağlık kurulu raporunda yer alan vücut arızasının ortadan kalktığı ya da iyileşme olduğuna ilişkin herhangi bir belirti olmaması ve üst üste geçirdiği ameliyat nedeniyle işgücü kaybını artırıcı başka nedenler ortaya çıkmasına karşın sadece bel ağrısı nedeniyle verilen raporla yetinilerek işlem kurulması hukuka uygun düşmemiştir.
İdari Yargılama Usulü Kanununun gönderme yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 275 inci maddesi ve devamındaki maddeleri gereğince hakimin genel ve hukuki bilgisiyle çözümleyemeyeceği konularda bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekmektedir.
Bilindiği gibi Adli Tıp Kurumu, adelet işlerinde bilirkişilik
görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı olarak, 2659 sayılı Kanunla kurulmuştur. Kanunun 2 nci maddesinde Kurumun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu belirtilmiş ve sonraki maddelerinde görevin yerine getirilmesiyle ilgili usul ve esaslar belirlenmiştir.
Davacının vücut arızasının, çalışma gücünün ne oranda yok olmasına yol açtığı noktasında beliren uyuşmazlık nedeniyle sözü geçen Kurumdan, dosyaya sunulan tüm raporlar ve davacının muayenesi suretiyle işgücü kaybının belirlenmesinin istenmesinde yargılama hukukuna aykırılık söz konusu değildir.
Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulunun davacının iş gücünü 2/3 düzeyinde kaybettiğini saptayan kararına dayanılarak, sakatlık indiriminden yararlanamayacağı yolundaki işlemin iptaline ilişkin kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.Bu nedenlerle temyiz isteminin reddine, karar verildi.


Dairesi Karar Yılı Karar No Esas Yılı Esas No Karar Tarihi
DÖRDÜNCÜ DAİRE 1999 1264 1998 3740 25/03/1999

KARAR METNİ
SAKATLIK İNDİRİMİN TESPİTİNDE YÖNETMELİKTE BELİRLENEN USULLERE UYGUN OLARAK VERİLEN ADLİ TIP KURUMU RAPORUNUN ESAS ALINABİLECEĞİ HK.<Davacının,sakatlık indiriminden yararlanamayacağı yolunda tesis edilen... gün ve ... sayılı Maliye Bakanlığı işleminin iptali istemiyle davaaçılmıştır. ... Vergi Mahkemesi, ... günlü ve 1998/475 sayılı kararıy-la; davacıya çeşitli hastanelerden verilen raporlarda belirtilen işgü-cü kayıp oranlarının farklılık göstermesi ve raporlar arasında çelişkibulunması karşısında,Adli Tıp Kurumundan sakatlık derecesinin belir-lenmesinin istenildiği, Adli Tıp Kurulu Raporunun yönetmelikte sözü e-dilen şartlara uygun olarak düzenlendiği,bu kurumun raporuna göre da-vacının % 55 oranında iş görme gücünü kaybettiği görüldüğünden davacı-nın sakatlık indiriminden yararlanması gerektiği gerekçesiyle, davakonusu işlemin iptaline karar vermiştir. Davalı İdare, yönetmeliktebelirlenen usullere uygun olarak işlem yapıldığını ileri sürerek kara-rın bozulmasını istemektedir.Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenilenkararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bozulması-nı sağlayacak durumda görülmemiştir.Bu nedenle, temyiz isteminin reddine karar verildi. (MT/ES)

3- Mahkeme Adli Tıp yerine üniversite hastanesine de gönderebiliyor.
Karar:


Dairesi Karar Yılı Karar No Esas Yılı Esas No Karar Tarihi
ÜÇÜNCÜ DAİRE 1986 2466 1986 2068 04/12/1986

KARAR METNİ
DEVLET HASTANESİ RAPORUNA GÖRE MERKEZ SAĞLIK KURULUNCA YAPILAN DEĞER-LEMEYE İTİBAR EDİLMEYEREK TIP FAKÜLTESİ ANA BİLİM DALINDAN ALINAN RA-PORU UYARINCA KARAR VERİLMESİNİN YERİNDE OLDUĞU HK.<Uyuşmazlık; Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu raporunun Merkez Sağlık Ku-rulunca değerlendirilmesi sonucu Davacının sakatlık indiriminden yararlandırılmaması yolunda tesis edilen işlemin iptali talebiyle açılan davayı; Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık De-recelerinin Tesbit Şekli ile Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 10.mad-desinin 7.fıkrasında yönetmeliğe bağlı cetvellerde yer almayan sakat-lıklara ilişkin sakatlık derecesinin tesbitinde tıbbi bilimsel kural-lara göre Merkez Sağlık Kurulunca benzeri gözönünde bulundurularak re'sen karar verileceğinin belirtildiği; Davacının sakatlığının cetveldeayrı bir madde halinde düzenlenmediği, Devlet Hastanesi raporundakibulgulara göre Merkez Sağlık Kurulunca re'sen %30 çalışma gücü kaybıtakdir edildiği, Mahkemelerince davacının çalışma gücü kayıp oranınıntesbiti için Üniversite Hastanesi Ortopedi ve Travmoloji Ana Bilim Da-lı Sağlık Kurulundan alınan raporda ileri derecede cüce olduğu belirlenen davacının çalışma gücünün kayıp oranının %45 olarak saptandığı,Ortopedi ve Travmoloji Ana Bilim Dalı Sağlık Kurulunun bu alanda uzmanüç doçent doktordan oluşmasına karşılık beş kişiden oluşan Merkez Sağ-lık Kurulundan sadece bir ortopedi uzmanı doktorun bulunması nedeniyledavacının çalışma gücü kayıp oranının %45 olarak saptanması sırasındatıbbi ve bilimsel kurallara göre karar verildiğinin kabulünü zorunlukıldığı, davacının sakatlığının %30 çalışma gücü kaybı ile değerlendi-rilmesinde, takdirde hata yapıldığı sonucuna varıldığı gerekçesiylekabul ederek işlemin iptaline karar veren Vergi Mahkemesi kararının;bozulması isteminden ibarettir.Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanan Vergi Mahkemesi kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygungörülmüş olup temyiz istemine ilişkin dilekçede ileri sürülen iddialarsözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından temyiz isteminin reddine ve kararın onanmasına karar verildi.BŞ/EK

Arkadaşlar benim önerim mahkemeye başvurup yeni rapor istemek. Yeni yönetmeliğe göre kaç oluyorsa o işleme girecek ama durum öyle görünüyor.
 
veroçka, katkı için teşekkür ederim.
Benim aradığım, adalet... Yoksa bi tarihte hasbelkader yüksek oranda rapor alanların yasal ponduna oturtularak emekli olması değil...
Diyorum ki ben, yeni yönetmelikten önceki bir tarihte, önceki yönetmeliğe ve o zaman varolan cetvele uygun olarak (her ne sebeple olursa olsun) alınan bir rapora sahip bir kişi, o rapora dayanarak emekli olabilmelidir. "O raporu vergi indirimi için almamışsınız", "o rapordaki oranı kafamıza göre %40'ın altına düşürdük", "o raporun tarihi eski", "yeni rapor almalısınız" vb. gerekçelerle bu emeklilik hakkımız elimizden alınmasın.
Biz, yeni yönetmeliğin yayınlandığı 16 Temmuz 2006 tarihinden önce usulüne uygun sağlık raporuyla sakatlık/işgücü kaybı oranını tescilettiren kişiler o raporla emekli olabilmeliyiz. Bunun için bugün Adli Tıp kurumuna da başka bir hastaneye de gitmeye hazırız. Tek istediğimiz, bugün yapılack olan muayenede yeni değil, eski yönetmeliğin/cetvelin baz alınması...
Bence bu gerekçeler bizi yasal olarak haklı kılıyor.
 
OturanBoğa umut kırmak istemedim bende aynı konu mağduruyum biliyorsun. Bunun hakkımız olduğuna da sonuna kadar inanıyorum, ancak hukukumuz her adaletli olmayabiliyor. Ben de mahkemeye başvurmayı öneriyorum, yönetmelik değiştirip "sen artık engelli değilsin" demek ne kadar hukuki. Sonuç bizim istediğimiz gibi olmazsa sokaklar bizi bekliyor! Sevgilerle
 
özürlülük oranının tesbiti

arkadaşlar yeni yasaya göre özürlülük oranlarımız düşürülmekte...% 40 olan birisine 15-20 verilmekte bu oran.benim söylemek istediğim bir şeyler yapmalıyız özürlü olduğumuz halde bu hakkımız elimizden alınmakta.varın birleşelim sesimizi duyuralım devler büyüklerine email atalım... saygılar
 
Bu konuda acil birşeyler yapılması gerekiyor. Hükümet ödemelerde kısıtlama getirmek için gözünü özürlülere verilecek paralara dikmesin. BİZLER İSTEYEREK ÖZÜRLÜ OLMUYORUZ. Geçen yıl %45 özürlü olan birine bu yıl %33 verilerek özürlü hakları elinden alındı. Bunu Tek özürlü milletvekilimize Sayın Lokman AYVA'ya mesajla bildirdim. O da bunun haksızlık olduğunu kabul etti ve zamanla düzeltileceğini yazmış. AMA NE ZAMAN!!!. Haklar gasp edilip, kişiler mağdur olduktan sonra mı? Özürlü hakları diye bir kanun çıkarıldı. Bu kanunları kim savunuyor? Kanunları çiğneyenlerin yaptırımını kim yapacak? Kaybolan yıllarımızı kim verecek? Artık sesimizi duyuralım. BİR ŞEKİLDE ORGANİZE OLMAMIZ GEREKİYOR. TOPLUMSAL ÖRGÜTLERLE KONUŞMAK DESTEKLERİNİ ALMAK GEREKİYOR. AVRUPA BİRLİĞİNDEKİ ŞARTLARIN %10'una SAHİP DEĞİLİZ. SESİMİZİ ETKİN BİÇİMDE DUYURACAK BİR ÖNDERİMİZ OLSUN. ALLAH HEPİMİZİN YARDIMCISI OLSUN.
 
bu olan olaylar çok üzücü millet vekiileri ve diğer siyasiler kendi ceplerini doldurup başka yerden kısmak için herşeyi yapıyorlar :/
bende sizler gibi aynı bu konuda mağdurum elimde bir kaç tane farklı yıllarda alınmış %40 raporlar var fakat şu anda aynı rahatsızlıklardan gittiğimde o sonucu alamıyorum. bir avukatlan görüştüm burda bahsi geçen konulardan çıktı aldım bu olayları inceleyip mümkün ise dava açıcaz.
 
Ümit, mutlaka hukuki süreç başlat. Kazanacağını düşünüyorum.
 
konuştuğum avukatlar bana böle bi hakkım olduğunu fakat kazanamama şansımızında olduğunu sölüyorlar. devlet en ufak bir ayrıntıyı bilegözden kaçırmaz diyor 8konusmayı genel olarak yaptı kastı ben değilim) yasa çıktıktan sonra belli bir itiraz süresi konmuş ola bilir diyorlar yani atıyorum 16 temmuz 2007 kadar ondan soran gelicek itirazlar kabul görmiye bilirmiş. sürdürülen bir dava var onu bekliyorum ordan edinceğim bilgilerlen bende dava açıcam :)

birde bir arkadaşım var aynı iş yerinde çalışıyoruz farklı rahatsızlıklarından vergi indirimi için rapor aldı ve ankaraya yolladı rapor %41 olarak onaylanıp üçüncü dereceden vergi indirimi olucak diye bi yazı geldi şirkete. arkadaşın 2893 ödenmiş günü var ve 1996 eylülünden sigortası arkadaşım 3600 gün ve 15 yıl sigortadan emekli olabilirmiyim diye öğrenmek istiyor dahası bu yazının gelmiş olması kesin bu hakkı tanıyormu raporu kalıcıdır ibaresi mevcut ve yüzdelemeyle %41
 
sevgili dostlar bu olayları hayretle karşılıyorum. Bu konuda bende mağdurum. %40 sürekli raporum %20 ye düşürüldü. Böyle bir saçmalık olabilirmi. O zaman bizim H sınıfı ehliyetlerimizide iptal etsinler. Öyle değilmi. H sınıfı ehliyet için en az %40 rapor lazım. Bunlar çıldırmış, Allah her zaman doğrunun yanındadır. Hiç şüphe yokki.
 
hocam ben maliyeye itiraz edeceğim itiraz dilekçeme kazanılşmış haklara dair geçici madeyi ekleyeyim mi veya daha farklı bir şey yapabilir miyim? raporun nüshasını hastaneden aldım maliyeden daha cevap gelmedi sanırım 2 3 ayı bulur cevap gelmesini bekleyeyimmi yoksa beklemeden itiraz dilekçesi vereyimmi nasıl bir yol önerirsiniz
 
Red yanıtı gelmeden işlem başlatamazsın maalesef. Ama itiraz dilekçesine bu kazanılmış hak maddesini ekle taabii
 
benim meark etiğim bu ölçülerin avrupa ve dünya standartı ne oralarda hangi oran uygulanıyor bilgisi olan varmı paylaşırsanız sevinirim
 
Üst Alt