Güncel İçerik

Merhabalar

Engelli haklarına dair tüm içerikten üye olmaksızın yararlanabilirsiniz.

Soru sormak veya üyelere özel forumlarlardan ve özelliklerden yararlanabilmek içinse sitemize üye olmalısınız.

Teksan İnovatif Medikal: Engelliler, Engelli Çocuklar, Hasta ve Yaşlılar için emsalsiz ürünler

Ms illetine düşmüş zavallı ruhlar için gerçekçi bir çözüm

kayzersoze90

Yeni Üye
Üyelik
25 Ara 2013
Konular
1
Mesajlar
3
Reaksiyonlar
0
Merhaba.

Yolda karşılaştığım insanlarla, yol boyunca öğrendiklerimi paylaşmak âdetimdir.

1- Yerleşik kültürlerin ve öznel yargılarımızın ötesine geçerek birey–birey, birey–toplum ve birey–doğa ilişkilerini daha sağlıklı bir zeminde değerlendirebilmek için evrim kuramını anlamanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Evrim kuramı, yerleşik dinî anlayışlarla zaman zaman çelişiyor gibi görünse de bilimsel bilgi biriktikçe dinî yorumların da zaman içinde bu bilgiler doğrultusunda değişebildiği görülmektedir.

2- Kronik hastalıklar konusunda modern tıbbın temel yaklaşımının önemli eksiklikler içerdiğini düşünüyorum. Bana göre, genetik bozukluklara veya belirgin çevresel etkenlere (örneğin ağır metal maruziyeti, hava kirliliği ya da toksik kimyasallara) dayanmayan birçok kronik hastalığın temelinde, insanın biyolojik yapısına uygun olmayan beslenme ve yaşam biçimi bulunmaktadır.

İnsan anatomisi ile en yakın biyolojik akrabalarımızın ( birisiyle 98.8 genetik aynılığımız var.) beslenme alışkanlıkları birlikte değerlendirildiğinde; meyve, sebze, yeşillik, çiğ kuruyemiş ve çiğ tohum ağırlıklı bir beslenme düzeninin insanın evrimsel geçmişinde önemli bir yere sahip olduğu düşünülmektedir. Ateşin keşfinden önce bu besinlerin, insan atalarının beslenmesinde en büyük yeri tuttuğu kabul edilmektedir. Ateşin yaygın biçimde kullanılmaya başlanması ve daha sonra tarımın gelişmesiyle birlikte beslenme alışkanlıklarımız büyük ölçüde değişmiş; pişmiş gıdalar, tahıllar, baklagiller, süt ürünleri ve hayvansal besinler günlük beslenmenin önemli bir parçası hâline gelmiştir.

Çiğ bitkisel beslenmeyi savunan araştırmacılara göre kronik hastalıkların temelinde yalnızca yanlış beslenme değil; aynı zamanda yetersiz hidrasyon, hücrelerin yeterince temizlenememesi, sindirim sisteminin aşırı yük altında kalması, toksin birikimi, lenf (boşaltım)sisteminin verimli çalışamaması, mineral eksiklikleri ve doğal olmayan yaşam alışkanlıkları da bulunmaktadır. Bu yaklaşımı savunanlar, vücudun uygun koşullar sağlandığında kendi kendini onarma kapasitesine sahip olduğunu; bunun için başta sulu meyveler olmak üzere çiğ meyve, sebze, yeşillik, çiğ kuruyemiş ve çiğ tohumlardan oluşan doğal bir beslenme düzeninin benimsenmesi gerektiğini ileri sürmektedir.

Bu yaklaşıma göre beslenmede meyve, sebze, yeşillik, çiğ kuruyemiş ve çiğ tohumların oranı arttıkça; buna karşılık hayvansal gıdalar, işlenmiş ürünler, ilave yağ-tuz ve şekerin tüketimi azaldıkça, özellikle de tamamen bırakıldığında, sindirim sistemi daha az yük altında kalır. Böylece vücut, enerji kaynaklarını bakım ve onarım süreçlerine daha fazla ayırabilir ve orta ile uzun vadede sağlık açısından daha olumlu sonuçlar ortaya çıkar. Bu sonuçların en güzel yanlarından biri de kronik olarak nitelendirilen ve kaderimizmiş gibi anlatılan hastalıkların vücudumuzu büyük oranda terk edecek olmasıdır. (Kanser bile)

Bu görüşe göre en ideal beslenme biçimi çiğ bitkisel beslenme (çiğ vegan), ikinci sırada ise çiğ ve pişmiş bitkisel beslenmenin birlikte uygulandığı vegan beslenme yer almaktadır.

Velhasıl, şifa bitkilerdedir.
 
Üst Alt