1-2 kişi şirket kurmuştuk, ürün tasarımı, yazılım ve satışı üzerineydi. Sıfırdan kendi gayretimizle elektronik ürün yapıyorduk yani.
2-Bu öyle şuna şu kadar harcadık, siz de o kadar harcarsınız diye açıklanabilecek bir şey değil ne yazık ki. Herkesin donanım ihtiyacı, sarf malzemesi, üretim alanı, şirket şekli, çalışan sayısı şusu busu farklı. Ama biz teknokent'te 2 kişi çalışıyorduk ve 4-5 yerden yatırım almıştık. Yani devlet desteği diyebileceğim kosgeb ve tübitak bunlardan 2 tanesiydi sadece. Toplam 2-3 yıllık bir süreçti. Aldığımız toplam yatırım başka başka kurumlardan 500-600 bin lira civarındaydı. Sanırım bunun 100 bini kosgeb, 200'ü tübitaktı. Şimdinin parasıyla 3 milyon liraya falan denk geliyordur topladığımız para. 3 sene sonunda şirketi kapatırken el elde baş başta, ne kar ne zarar şekilde kapattık. Ayrıca mesela kendimize asgari maaş yazmıştık. Hatta daha düşük yazabiliyor olsak daha düşük maaşla çalışırdık. Ama zaten aldığımız maaşla yine şirkete bişeyler alıyorduk. Hatta üzerine bir de vergi borçları falan çıkmıştı. Kanser sebebi işte bunlar. Büyük şirketler bunlardan nasıl yırtacağını iyi biliyor. Bense bir daha da asla devlet teşviki, destek işleriyle uğraşmam dediğimi hatırlıyorum. Biz işten çok bunlara rapor yazmakla falan uğraşıyorduk. Ne bileyim mesela stopajdı, kiraydı, bağkurdu, muhasebeciydi, vergiydi aylık şimdinin parasıyla kiranı alt düzeyden bile belirlesen 20-30 bin liran, hiçbir şey yapmasan bile sadece şirketin olduğu için gidiyor. Anlamıyorsun bile bu gider kalemleri neyin nesi. O yüzden destek sadece bi nevi az bişey can suyu oluyor ama emin ol bu can suyu tuzlu su gibi bişey. içtikçe daha fazla susuyor ve keşke almasaydık diyorsun.
3- Anonim şirketti bizimki. Ortaklık yapısı kolay oluyor diye anonim kurmuştuk. Anonim şirketin kurulum masrafı da diğerlerine göre yüksek. o zaman 30-40 bin lira(şimdi ne kadardır bilmem, 200 falandır tahminim teminat gösterdik.) Bu parayı harcayamıyorsun teminat olarak kesiliyor mu neydi öyle bişeyler detayları hatırlamıyorum çok.
4- Bizimki donanım, tasarım ve yazılım olarak genel bi faaliyet göstereceğimiz alan seçimi yapmıştık. Ama her ne olduysa birkaç sene sonra bana çok alakasız bir vergi borcu da çıkmıştı. Yani doğru düzgün satış ve üretim de yapmamıştık, daha doğrusu hacmimiz çok düşüktü. Bu çıkan vergi borcu da beni delirtmeye yetmişti. Ve hayal meyal bunun faaliyet alanıyla falan da bi ufak ilişkisi mi ne vardı. Çok alakasız yani atıyorum bi muhasebeci hatası veya 1000 liralık bi şeyi ihmal ettiğin için, 50-100 bin lira vergi cezası falan yiyebiliyorsun. İnanılmaz saçma bir şey ticaret ve vergi ilişkisi. Beni yıldıran ana etkenlerden birisi zaten bu vergi işiydi. O zamanlara olan kinimden memur olmaya karar verdim diyebilirim. Memur olmazsam da bir daha ticarete girer miyim emin değilim. Hocam yakacak paran olmazsa hiçbir şey yapamazsın. Bu destekler sana parayı harcadıktan sonra ödeniyor zaten.
5- Endüstriyel tasarımcıyım. Ortağım da endüstriyel tasarımcıydı. Elektronik ürün tasarımı, üretimi ve satışı yapıyorduk ama öyle ufak tefek kendi halimizde esnaf kafasındaydık. Normalde bu kadar yatırım alınca şirketi agresif şekilde büyütmen gerekiyor, yoksa "kendi halimde takılayım" dersen batıyorsun. Ticaret çok farklı bişey hocam. Cidden ticaret kafası ayrı bi kafaymış. o kafaya sahip değilsen hiç bulaşma derim. Borçları sürekli erteleyeceksin, vergiden kaçıracaksın, sürekli insanların kaynaklarını sömüreceksin, etrafındakilerin kredi kartı limitlerini kullanacaksın, işçi çalıştırıp sömüreceksin falan. Yoksa her şeyi usulüne esasına uygun yapayım, tertemiz kitap gibi işim olsun derken kendini batık vaziyette buluyorsun. Sorun da şu ki, bu tip kosgeb, devlet desteği gibi şeyler senden her şeyi usulüne uygun, kitap gibi yapmanı istiyor. Zaten işi öyle kitap gibi yaptığında da sana bir gram kar marjı falan kalmıyor. O yüzden diyorum devlet sana verdiği parayı senden şu veya bu şekilde geri alıyor.
Sen şahıs şirketi kuracaksın büyük ihtimal. Limitedin de kurarken değil de kapatırken büyük zorlukları var diye hatırlıyorum. Biz en uygunu anonim diye onu kurduk çünkü yatırımcılara hisse falan dağıtmamız gerekecekti. Ama dediğim gibi onun da bi miktar masrafı var. Anonim daha profesyonel işletmeler için tavsiye ediliyor. Yoksa en basit ve zahmetsiz olanı şahıs şirketi.
Valla şirketçilikle ilgili bildiğim her şeyi özetledim aslında. Sormak istediğin başka bir şey olursa cevaplarım. Sana tavsiye vermek haddime değil ama hocam sadece bu desteği gördüğün için sırf destek var diye memuriyet şansın varsa eğer vazgeçme. Gir memur ol, 2-3 sene para biriktir. O sırada el altından her ne iş yapacaksan o işle ilgili basit usül üretim satış planlamalarını yap, ilk ürünlerini falan sat el altından, piyasayı bi gör neymiş ne değilmiş. veya işte her ne yapacaksan onun bi provasını yap, baktın oluyor, sonra desteğe başvur ve o işi büyütmek için resmiyet kazandır. Baktın iş tutuyor gibi, işten istifa edersin gerekirse. Nasıl olsa bu destekler her daim var. Merak etme her sene 4 kez açılıyor sanırım bunlar. Kaldı ki sadece bu değil, tübitak kosgeb falan da var onlara da başvurursun projen güzel olursa.
Yani kabaca bir tavsiye olacaksa şöyle diyeyim; benim 3 abim var 2si memur. Hayatları çok stabil ve her işleri düzenli tertipli yolunda gidiyor. Ben ve diğer abim ise ticaretin, özel sektörün içindeydik. Yıllardır debeleniyoruz ve açıkçası biz de ne uzayıp ne kısalıyoruz. Yani bunca yıl memur olarak çalışsaymışız, şimdiye bir ev bir arabamız olurmuş diğer abimler gibi. Bizimse aldığımız riskler ve batırdığımız işler nedeniyle ne ev ve arabamız var, ne de yeni bir işletme için kullanabileceğimiz bi sermaye. Ticaret öyle bişey ki, bi sene sıfırı tüketiyorsun, öteki sene hanlarda hamamlarda yaşıyorsun, sonra buna alışıp cesurca bi yatırım yapıyorsun sonra bi patlıyorsun, eski halinden de beter hale geliyorsun.
Neyse çok uzattım, umarım kararına faydası olur.