BİR TEZDEN ÇIKAN SONUÇLAR
Geçtiğimiz günlerde EBA üzerinden Afet Eğitimi'ni izlerken dikkatimi çeken önemli bir ayrıntı oldu. Deprem, sel ya da heyelan gibi doğa olaylarının kendisine "afet" denilmiyordu. Bir doğa olayı ancak can kaybına, mal kaybına ve çevresel yıkıma yol açtığında afet niteliği kazanıyordu. Başka bir ifadeyle, felaketi doğuran şey yalnızca olayın kendisi değil; onun oluşturduğu etkilerdi.İlk bakışta bunun Serebral Palsi, aile danışmanlığı ya da rehberlik hizmetleriyle hiçbir ilgisi yokmuş gibi görünebilir. Oysa tam da burada son derece güçlü bir benzerlik karşımıza çıkıyor.
Yakın zamanda okuduğum bir yüksek lisans tezinde, engelli çocuğa sahip annelerin depresyon düzeylerinin anlamlı ölçüde yüksek olduğu; buna karşılık problem çözme becerilerinin ise daha düşük olduğu ortaya konuluyordu. Bu sonuç, literatürde sıkça karşılaşılan ve şaşırtıcı olmayan bir bulguydu.
Ancak araştırmanın asıl dikkat çekici kısmı bundan sonraydı.
Tez, engelli çocuğa sahip ailelerin rehberlik ve psikoeğitsel destek hizmetlerinden yararlanmaları hâlinde, depresyon düzeylerinin anlamlı biçimde azaldığını, buna paralel olarak problem çözme becerilerinin belirgin şekilde arttığını gösteriyordu. Yani doğru bilgi, doğru rehberlik ve sağlıklı bir destek sistemi; yalnızca bilgi eksikliğini gidermiyor, aynı zamanda ailenin psikolojik dayanıklılığını da güçlendiriyordu.
Tam da bu noktada afet örneği yeniden anlam kazanıyor.
Nasıl ki her deprem otomatik olarak bir afet değilse; engelli bir çocuğa sahip olmak da tek başına bir felaket değildir. Bir durumun felakete dönüşmesi, çoğu zaman onun nasıl algılandığı, nasıl anlamlandırıldığı ve onunla nasıl baş edildiğiyle ilişkilidir.
Aile, yaşadığı süreci doğru bilgilerle anlayabildiğinde, engelliliğin ne olduğunu öğrendiğinde, gerçekçi beklentiler geliştirdiğinde ve zamanla kabullenme sürecini sağlıklı biçimde yaşayabildiğinde; başlangıçta altından kalkılamaz gibi görünen yükler giderek hafiflemeye başlar. Belirsizlik yerini bilgiye, çaresizlik ise çözüm üretme becerisine bırakır.
Bu nedenle rehberlik hizmetleri yalnızca bilgi aktaran bir süreç değildir; aynı zamanda umudu besleyen, psikolojik sağlamlığı artıran ve aileyi güçlendiren önemli bir koruyucu etkendir.
Çünkü bazen hayatımızdaki en büyük değişim, yaşadığımız olayı değiştirmekle değil; ona yüklediğimiz anlamı değiştirmekle başlar. Engellilik de doğru destek, doğru rehberlik ve bilinçli bir kabullenme süreciyle, bir felaket olmaktan çıkar; yönetilebilir, anlamlandırılabilir ve birlikte yaşanabilir bir hayat gerçeğine dönüşür.
