Güncel İçerik

Merhabalar

Engelli haklarına dair tüm içerikten üye olmaksızın yararlanabilirsiniz.

Soru sormak veya üyelere özel forumlarlardan ve özelliklerden yararlanabilmek içinse sitemize üye olmalısınız.

Teksan İnovatif Medikal: Engelliler, Engelli Çocuklar, Hasta ve Yaşlılar için emsalsiz ürünler

Benim Hikayem! [O An]

UZAKLAR

Üye
Üyelik
16 May 2003
Konular
32
Mesajlar
695
Reaksiyonlar
1
Merhaba sevgili arkadaşlar,
37 yaşındayım; benim O anımın üzerinden 22 yıl geçti
Bunca yıl sonra nedendir bilmiyorum, sizlerle paylaşmak istedim.
Daha önce bir çok kez buraya girdim-çıktım, yazayım mı-yazmayayım mı... derken kısmet bu güneymiş.

26 Ocak 1983, günlerden çarşamba ve cuma günü sömestir başlıyor. Okulda dersler asılmış vaziyette bir de yoğun kar yağmış okul kimsenin umurunda bile değil.
Şimdi rahmetli olan dedem ve babaannemleri köyde ziyaret etmek hem de avlanmak üzere köyümüze gitmek için yola çıktım. O kadar yoğun kar yağıyor ki, köye gidecek olan minibüste benden başka kimse yok. Minibüs yol güzergahında da yolcu bulamayınca, o zaman çocuk yaştaki bana, geri döneceğini, istersem onunla gelmemi ya da inmemi ve arkadan gelebilecek başka bir minibüse binmemi söyledi.
Ben de, beni çağıran sona doğru gitmekde kararlı olmalıydım ki, indim arabadan. 1 saat yolda kar ve tipi altında bekledikten sonra başka bir arabaya bindim ve köy durağında indim. Karları yara yara 15 dakika yürümüyle dedemlere vardığımda saat 11 olmuştu.
Biraz odun yardım dedemlere ve içeri taşıdım; akşama hazır olsun diye. Sonra komşumuzun ikiz çocukları yanıma geldiler ve bana, "beraber ava gidebilir miyiz?" dediler. Ben de kabul ettim.
Beraberce (3 kişi) benim tüfeğimle zavallı kuşlara mermiler atıyorduk ve onları vuruyorduk (şimdi kendime kızıyorum). Bir zaman sonra dolu olan tüfeğimi dala astım ve ateş yakmak için kar altından kuru çalılar çıkarmaya başladım.
O sırada bir patlama sesi duydum ve yere yığılıp kaldım.
Sanki ayaklarım betonlara gömülmüş ve bembeyaz karların üzerinde kan kırmızısı.
Öleceğimi düşündüm, çok kan kaybediyordum.
5 metre mesafeden vurulmuştum ve tüm saçmalar vucuduma girmişti (Bilenler için 5 numara saçma ve yaklaşık 150-170 adet).
Sağ ayağımda hiç bir his yoktu, sol ayağım ise hisli ama hareketsizdi.
Çok ilkel ilk yardım koşulları altında yola taşınmış olmamdan dolayı, gördüğüm/göreceğim zarar daha da artmıştı.

Kazayı geçirmemle hastaneye ulaşmam tam 1.5 saat sürmüş.
1 ay Ordu'da, 4 ay Hacettepe'de tedavi gördüm
Sol ayağım tamamen sağlam Allaha şükür, sağ ayağım ise pailo sekeli.
Herhangi bir alet kullanmadan yürüyebiliyorum; arasıra düşmeleri saymasak sorun değil bu elbette.
Yaşadığıma şükrediyorum 10 gün koma halinden sonra ayılınca doktorlar bile şaşırmış yaşadığıma. Bana mucize çocuk diyorlardı o zamanlar; zira 10 ünite kan kaybediyorum, ama hala hayattayım.

Yaşamı seviyorum tek üzüntüm oğlumla futbol oynamamış ve onları kucağımda taşıyamamış olmam. Kazayı geçirmeden evvel lisenin futbol takımında oynuyordum...
Çocuklarımın gözündeki kahraman baba değilim belki, ama onlara onur ve gurur veren bir baba olmaya çalışıyorum.

Ve bitirirken, sevgili eşime hayat arkadaşıma bana göstermiş olduğu sevgiden, saygıdan ve özveriden dolayı sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum; iyi ki varsın hayatım.

vaktinizi aldım.
saygılar sevgiler.
 
Geçmiş olsun UZAKLAR,birçoğumuzun o an'ı var..Talihsiz bir kurşunla başlayan hayat hikayesi seninkisi...Paylaştığın için teşekkür ederim,önemli olan hayatta mümkün olan güzellikleri yakalıyabilmek sanırım ve sen başarmışsın,tebrikler..Eşin ve çocuklarınla geçirebileceğin sevgi dolu huzurlu yarınlar diliyorum..
 
hani olur ya; büyük, talihsiz bir kaza yaşanmıştır ama burnu bile kanamaz birilerinin. Şanslıdır; kalkıp gider, hiçbir şey olmamışcasına.

Burda toplanan ve hayatımızı değiştiren özel anılara sahip olan bizler de şanssızlarız sanırım.

gatada yatarken doğuda teröristler tarafından taranan bir arkadaşla tanışmıştım. Adam kısa boylu, güçlü kuvvetli ve irice bir tipti. Benim ve onu yakından tanımadan sadece çevrede gören insan, sadece ayak bileğinde basit bir problemi olduğundan orda olduğunu düşünüyordu.

Arkadaşla çok samimi olduk sonraları, tek ayağıyla seke seke sandalyemi ittiriyor birlikte dolaşıyorduk. Tabii o bir üst katta farklı bir servisteydi, üç beş gün sonra beni yattığım odaya bırakıp gidecekken babannem şakayla karışık "yahu sen sapasağlam sayılırsın" gibi birşeyler söyledi.

Arkadaşta deli dolu biri, gülerek tişörtünü çıkardı göğsü bize dönük vücudunda irili ufaklı noktaları gösterdi. Sanki iri bir sivilce olmuş ve yara yapıp kabuğu düşmüş gibi izler... Burda anlatmak istemediğim çok kötü bir öyküsü vardı arkadaşın, gösterdiği küçük küçük deliklerde kurşun yarasıydı. Babannemin de benim de moralimiz bozuldu epey.

Tam tişörtünü giyerken kapıdan biri seslendiydi, o da sırtını dönmüş bulundu tamda. Sırtında öyle büyük delikler vardı ki şaşıp kalırsınız. Meraklı ben sordum, yahu bunlar ne diye. Az önce gösterdiklerimin çıktığı yerler onlar dedi :)

Adam resmen delik deşik edilmiş fakat tekraren hayata döndürülmüş. Tabii adamın sekmesinden anlayacağınız gibi bacaklarına da girip çıkmış epey mermi. Doktorlar toplamışlar vatandaşı, yanılmıyorsam 50 civarı operasyon geçirmiş bu duruma gelene dek. Tek problemi ise sağ ayak bileğindeydi. O da basit gibi görünüyordu aslında, alttarafı bu büyük olayın üstüne sadece ayak bileğine hakim olamıyordu. Özel bir aparatla ayakkabı da giyerek yürümesi bile mümkündü.

İşte kimisi de böyle bir olaydan yırtabiliyor, hayat öyle garip ki
 
uzaklar geçmiş olsun. Kaderin ince ince ördüğü olaylar kimse nereye varacağını kestiremeden gidiyor.

Çocuklarımızın gözünde niye kahraman olamayalım uzaklar, asıl kahramanlar bizleriz. Çocuklar öyle görüyor.

Çoğu insanın pes ettiği hayat mücadelesini alnımızın akıyla sürdürüyoruz.

Onurla , haysiyetle ve cesaretle.
 
kuşlar......
bacak.......
gurur.......
kim bilebilir 5 dakika sonrasını?......
22yıl......
sizin yapamadıklarınızı çocuklarınız yaparken görmek......
10 ünite kan......
hepsi=kader.....
 
Üst Alt