BEN ÖZEL MİYİM?
Bilmem, ben kendimi öyle hissetmiyorum.
Ben de anne sütü emdim. Benim de altım bezlendi. Çocukken mahalle maçlarında gol atınca sevindim, sınavlardan yüksek not alınca mutlu oldum. Karnemde zayıf olmayınca gururlandım. Takdir ya da teşekkür belgesi aldığım günler benim için de bayram gibiydi.
Üniversite sınavına ben de herkes gibi çalıştım. Sınava girdim, kazandım. Ev kiraladım, dolmuşa bindim, kantinde arkadaşlarımla ders asıp muhabbet ettim. Harç yatırdım, burs aldım, sonra o bursların taksitlerini ödedim. Beyaz eşya aldım, kredi çektim, faiz ödedim.
KPSS'ye girdim. Özel sektörde çalıştım. Benim emeğimden de para kazananlar oldu. Kira gününde cebimde eksik para olduğu için ev sahibiyle tartıştığım zamanlar da oldu.
Bugün çalışıyorum. Ama vergimi de ödüyorum.
Pazara da gidiyorum, markete de. Fatura yatırıyorum, bankadan para çekiyorum, kargo teslim alıyorum. Komşumla tartıştığım da oluyor, çöpü çıkaran da benim. "Kasaba uğra da gel" diye beni de arıyorlar. Arabamı sanayiye götürdüğümde ustanın çıkardığı masrafa ben de söyleniyorum.
Yani hayatın yükü de, sevinci de, sıkıntısı da benim için de aynı dünyanın içinde yaşanıyor.
Peki o zaman soruyorum:
Benim nerem özel?
Bir insanın tekerlekli sandalye kullanması, aksayarak yürümesi ya da farklı hareket etmesi onu neden "özel" yapsın?
Belki de sorun burada. Toplum, engelli bireyi ya kahramanlaştırmak ya da acınacak biri olarak görmek istiyor. Oysa çoğumuz ne kahramanız ne de mucize. Sadece hayatını yaşamaya çalışan insanlarız.
Çocuklarınızın neresi özelse, benim de oram özel.
Onlar nasıl ki öncelikle bir "insan" ise, ben de önce insanım.
Ne eksik, ne fazla.
Sadece insan.
