Güncel İçerik

Merhabalar

Engelli haklarına dair tüm içerikten üye olmaksızın yararlanabilirsiniz.

Soru sormak veya üyelere özel forumlarlardan ve özelliklerden yararlanabilmek içinse sitemize üye olmalısınız.

Teksan İnovatif Medikal: Engelliler, Engelli Çocuklar, Hasta ve Yaşlılar için emsalsiz ürünler

Tekerlekli sandalye çocuklarınızı özgürleştirecek! | Bülent Küçükaslan

OturanBoğa

Yönetici
Üyelik
9 Ocak 2003
Konular
673
Mesajlar
58,072
Reaksiyonlar
483
BİANET

Bülent Küçükaslan


Ruh bedenin hapishanesidir. (Michel Foucault)



"Tekerlekli sandalyeye mahkûm"un fetiş halini aldığı bir dünyada insanlara tekerlekli sandalyenin özgürleştiriciliğinden bahsetmek baştan zoru seçmek demek, bunu biliyorum. Ama ben daha da zor bir şey yapmak, anne-babaların ve toplumsal baskıların engelli* çocuklarımızı nasıl da tekerlekli sandalyesizliğe mahkûm ettiğinden, bu nedenle çocuklarımızın hayatı nasıl da ıskaladığından bahsetmek istiyorum.

Bu konu hakkında yazmama sebep olan şey şu: Engelli çocuğu olan aileler bize gelip engelli çocuk arabası almak istediklerini söylüyorlar ve ekliyorlar, "bebek pusetine en çok benzeyen araba olsun lütfen". Puset nedir? Bizi ilgilendiren kısmı ile söylersek, sadece refakatçinin kullanabildiği, üzerine oturan kişinin sürüşe dair hiçbir etkisinin olmadığı mobilizasyon aracıdır. Yani üzerine oturan kişi ancak bir refakatçi yardımıyla hareket edebilir, kendi başına bir milim yana dönmek dâhil hiçbir hareket yapamaz.

Böylesi durumda çocuğa bakıp kendi başına tekerlekli sandalyeyi hareket ettirebilecek kas gücüne sahip olup olmadığını anlamaya çalışırız. Eğer bu mümkünse, yani çocuk -az ya da çok fark etmez- kendi başına itme çemberini çevirebilecek gibiyse, aileye dönüp, ihtiyacınız olan şey puset değil, uygun bir tekerlekli sandalyedir, deriz.

Ailelerin yüzde doksan dokuzu bu sözü duyar duymaz kızar ve konuyu geçiştirmek için bahaneler ortaya atar: 1- Çocuğum sandalye süremez (Doğru seçilmiş bir sandalyeyi pekâlâ sürebileceğini anlatırız), 2- Güvenli olmaz (Yanıldıklarını, engelli çocukların da her çocuk kadar korunması gerektiğini, daha fazlasına ihtiyaç olmadığını, aşırı hassasiyetin çocuklar için zararlı olduğunu söyleriz), 3- Pusetin tekerlekli sandalyeye göre daha pratik olduğunu iddia ederler (aksini ispat ederiz), 4-Etrafta herkesin kendilerine baktığından ve artık buna katlanamadıklarından, bunlarla baş edemediklerinden dert yanarlar (İçimiz yanar, hak veririz, ama ekleriz: İnsanları değiştirmek zordur. Onları değiştirmeye uğraşmaktansa kendimizi değiştirmemiz daha bir mümkündür. Çevremizdeki saçmalıkların canımızı acıtmaması için "yıkamayan her güçlük beni güçlendirir" düsturuyla sağlam durmamız gerekir! Ancak o zaman doğru olanın saklanmak değil, saygın yaşam hakkımızı cüretkârca savunmak olduğunun ayırdına varabilir ve bunun için tavır geliştirebiliriz), 5- Çocuğum etraftan gelecek bakışlara ve acıma sözlerine dayanamaz (Zor olacağını kabul eder, ama birlikte gelecek kurma motivasyonuyla zorlukları aşabileceklerini, enerjilerini doğru yere kanalize ederlerse bu süreçten güçlenerek çıkabileceklerini, gelecek için sağlam temeller atabileceklerini söyleriz), 6- Çocuğumu tekerlekli sandalyede görmeye dayanamıyorum. Buna psikolojik olarak hazır değilim (Bizim için karşılık vermesi en zor durum işte budur! Sıradan bir sohbet değil, uzun bir yarenlik gerektirir. Oturup ağlaşmak, dert dinlemek ve göremedikleri birçok detayı lisanımünasiple anlatmak gerekir. Tamam, deriz, tekerlekli sandalye kullanmak bu toplumsal düzende mutlu olmak için zorlaştırıcı bir şey, amenna, ama mutlu olmayı daha en baştan imkânsız hale getiren bir şey de değil. Olumlu örnekler verir, herkese rağmen başarabileceklerini anlatmaya çalışırız).

Anlaşılacağı üzere tekerlekli sandalyeden uzak durmaktaki asıl gerekçe 5 ve 6. maddelerdir. Ve yine anlaşılabileceği üzere aslında ailesinin yardımıyla bağımsız ve özgür bir birey olabilecek, kendisini yaratabilecek çocuklar, çocuklarımız, toplumsal baskılar ve bunlarla kendi başına baş edemeyen anne-babalar yüzünden koca bir yaşama yenilgiye yazgılı bir şekilde başlamak zorunda bırakılıyorlar. Evlatlarının iyiliği için her şeylerini veren anne-babalar, trajik bir şekilde çocuklarını tekerlekli sandalyesizliğe mahkûm ederek onların kaderleri üzerine olumsuz bir etkiye neden oluyorlar.

15 senedir tekerlekli sandalye kullanan abileri olarak buna itirazım var!

Tüm canlılar doğdukları andan itibaren hareket eder. Hızlı olur, yavaş olur, az olur, çok olur ama mutlaka bir hareket vardır ve bu hareket yaşamı öğrenmenin, sosyalleşmenin ilk adımıdır. Hiç kimse ve hiç bir devlet bir insan evladını bundan mahrum bırakamaz. Nasıl ki bebekler 6 aylıkken yürüme eğilimine girerler, bedensel engelli çocuklar da 6 aylıktan itibaren ilk tekerlekli sandalyelerine sahip olmalı ve hareket yetilerini geliştirmeye başlamalıdırlar.
Bilinmelidir ki bedensel kısıtlılığı olan çocuklarımız kendilerine uygun bir tekerlekli sandalyeye sahip oldukları** andan itibaren birey olmalarını sağlayacak ilk araçlarına da kavuşmuş olurlar. Artık akranları gibi bir o yana bir bu yana koşturabilir, yaramazlık yapabilir, düşüp kalkarak bağımsız olmalarını sağlayacak bedensel yetilerini geliştirebilirler. Çocuğunuza bir tekerlekli sandalye verin, bunu o an göreceksiniz! Göreceksiniz ki gözleri parlayacak, size oyunlar yapacak, kaçamaklar planlayacak, arkadaşlarıyla mücadele ederek kendisini onlara kabul ettirecek, bedenine bağımsız saygın bir alan yaratacak. Eğer çocuğunuz bu süreci yaşayamazsa, ilk tekerlekli sandalyesine geç yaşta sahip olursa, bilin ki gelecekleri çok daha zor geçecektir!

Bu kabul edilebilir mi?

Çocuklarımızın bedenleriyle kavga etmekten vaz geçmeliyiz! Vaz geçmeliyiz ki onlar da bedenleri aracılığıyla kendi üzerlerinde iktidar kurmak isteyenlere karşı güç toplayıp savaşabilsinler. İyi bir eğitim almalarının, kültürlü olabilmelerinin, yaşama karşı heyecan duyabilmelerinin, düştüklerinde ayağa kalkacak gücü toplayabilmelerinin ve saygın bir birey olabilmelerinin ön koşulu budur. Unutmayın, sorunun bedenlerinde veya tekerlekli sandalyelerinde değil bu ahmak düzende olduğunu anlamazlarsa bu düzeni değiştiremezler! Lütfen çocuklarınıza engel olmayın. Açın onların önünü, bırakın tekerlekli sandalyeleriyle hayata aksınlar...

Ve bir son söz de kardeşlerime söylemek istiyorum: Sakat abileriniz-ablalarınız olarak bir şeyler yapmaya çalışsak da sizlere yeteri kadar yol açamadığımızı biliyoruz. Yine de başarmalısınız! Bizden daha iyisini yapabilirsiniz. Tüm dünya halkları için, tüm canlılar için daha güzel, daha onurlu, daha kardeşçe, daha yavaş akan bir gelecek mümkün. Mücadeleye devam!


* Aslında Engelli kelimesini değil Sakat kelimesini kullanmayı her açıdan doğru buluyorum. Ama bu yazıda çocuklar ve aileleri söz konusu olduğundan ve ailelerin çoğu zaman Sakat kelimesinden üzüntü duyduğunu bildiğimden, bir istisna olarak bu yazıda Engelli kelimesini kullandım.
** Bu tür kişiselleştirilmiş aktif sandalyeler oldukça pahalı olduklarından Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanmalıdır.
 
çok haklısınız bende bir engelliyim bende bunları yaşadım çok araba istedim ağladım en sonunda aldılar
 
çok güzel sandalyeler var ama alınamıyorkii çok pahalııı
 
katılıyorum sana bülent abi.
çocuk dediğin yerinde durmamalı,hareket kabiliyetine uygun sandalye spor ve hobiyle sadece çocuğun değil tüm ailenin hayatı değiir.
şu fotoğraf konuyu özetliyor :cool:
11136706_1092336584126500_6452169421924720537_n.jpg
 
her aile çocuğunun daha hareketli olmasını, hayata katılmasını ister... devlet-aile-sivil toplum-millet herkes çocukların eğitimi ve maddi-manevi gelişimi için elini taşın altına koymalı ve gerekenleri yapmalıdır. Ağaç yaşken eğilir, selametle...
 
Hepimiz tabi ki de isteriz ki çocuklarımız özgür olsun, Allah tüm engelli ailelere kolaylıklar versin inşallah.
 
Çok güzel bir konu ve bence hep aktif tutmamız gereken bir konu bu. Ellerine aklına sağlık abi.
Ben Bir Kemik hastanesinde çalışıyorum aynı zamanda burası bir fizik tedavi merkezide. çocuklar gelince özellikle ilgileniyorum. onlarda benim sandalyede olmamdan kendilerini bana yakın hissediyorlar diye düşünüyorum. Çalıştığımı görünce örnek alsınlar diye dertlenmiyor da değilim. fakat bir çok aile bunu bir yük olarak görüyor ve dışarıdan anlaşılıyor. bir bana bir yavrularına bakıyorlar ve daha ne günler ne zorluklar daha geçecek diye içlerinden geçiriyorlar. ben anlıyorum bende bir babayım. derdim onların içinden bir de acaba bu çocuk da okuyup bir meslek sahibi olabilir mi dedirtmek, neden olmasın diye akıllarında geçsin istiyorum.
bunun için çocuklarını daha özgür hareket etmesini sağlamak en önemli olan değil mi?
bu konu bu yüzden çok önemli. daha aktif olan engelliler hep daha çok hayata tutunurlar. Yaşamanın tadına varırlar çünkü. her ne olursa olsun akıl bu sevinçten uzak duramaz. çocuklarımızdan bunu esirgemeyelim lütfen. bunu başaran bir ailede tanıyorum ben. sayılarının artmasını ümit ederek bu yazıyı yazan Bülent abiye tekrar teşekkür ederim. bende bir katkı yapabildiysem ne mutlu bana.
 
"tekerlekli sandalyesizlige mahkum" :)

uzun yillar tekerlekli sandalyesizlige mahkum etti ailem beni... imkanlar olmadigindan falan da degil hani!... bu konuda hic affetmicem onlari... sakat cocugu olan anne babalar, duyun!!!
 
parası olupta evladına tekerlekli sandalye almayan, kullanmaya teşvik etmeyen, cesaretlendirmeyen ebeveynler hayatlarının hatasını yapıyorlar.
utanma duygusuyla bunu yapmayanların durumu daha grift ve garip tabi ki. bu duygularının altında muhtemelen konusu psikolojinin alanına giren durumlar vardır. ya da aşırı cahildir hani eşşek gibi filan. acır mısın kızar mısın bilemem.
koruma duygusuyla hareket edenlere gelince onlara bir kaç şey söyleyebiliriz en azından kendi hikayemiz üzerinden. her canlının yetişmesi için belli ortamlar gerekir. bu ortamlar ne kadar optimum olması gerektiği gibi olursa gelişimde o denli dengeli ve gerektiği gibi olur. mesela siz çok sevdiğiniz bir çiçeği çok sevdiğiniz için yanmasın deyip güneşten, ıslanmasın deyip sudan, kirlenmesin deyip topraktan korur musunuz? hayır bu aptallığın zirvesi olduğu gibi çiçekte zaten ölür gider. öyle kendi kendine kalırsın. ne kadar ironik ve saçma geliyor değil mi? hah tam olarak koruma duygusuyla sakatl çocukların adeta cam fanus içinde yetiştirilmesi de bundan daha mantıklı birşey değil. yarın hayatta karşılaşacağı zorlukların adeta bir provası gibi hergün dozajını biraz daha artırarak, çıtayı biraz daha yükselterek hayatın içine sokacaksınız çocuklarınızı. tekerlekli sandalye tam olarak bunun ilk adımı.
onun gibi çocuk olan arkadaşları ilginç bulacaklar muhtemelen bu durumu. itmek isteyecekler ve zevkle yardımcı olacaklar. sakat olmayan insanları göre göre sınırlarını ne yapıp ne yapamayacağını, yahut herkesin yaptığını kendisinin hangi yol ve yöntemlerle yapabileceğini görecek. uçsuz bucaksız bir kıyaslama dünyası çıkacak önüne. bazen haksızlığa uğradığını, zavallı olduğunu filan düşünse de hepsi geçecek. her insan travmatik derecede zor olan bu duygu eşiklerini er ya da geç aşmak zorundadır ve aşacaktır. bu duygularla yaşanamaz. otobana bisikletle dalmak gibi kendisi için tasarlanmamış, kendisi gibi olmayan insanların dünyasında hayatta kalmanın sonrasında birşeyleri hedeflemenin ve elde etmenin sonrasında da artık başkalarına hayal gibi gelen işlerin peşine düşecektir. çünkü sakat ta olsa insan denen mucize varlığın adapte olamayacağı hiçbir hal ve şart mevcut değildir.
öyle ya da böyle farklı bir hayatın içine doğduk, kendine göre belki başka bir insanın aklının ucundan dahi geçmeyecek sorunlarımız var hallerimiz var. izin verin, yol verin bırakın başarsın. hiç kimsenin düşünmediği çözümler bulsun. bazen komik bazen acınası duruma düşsün. bir daha ki sefere daha iyisini yapsın.

kendinize bağlı bir hayat kurgulama bencilliğine ve aptallığına düşmeyin. ilk sandalyem 6 yaşımdayken ölen bir akrabamızdan gelmiştir. yanlış hatırlamıyorsam oturma genişliği 40 ya da 45 santimdi. ben içinde çok küçük kalıyordum ne kadar küçük kaldığımı bilemiyorum. ortez kullanmaya başlayana kadar çocukluğumu o sandalyeyle yaşadım. hayatımın en öğretici anları ve kişiliğimin oturduğu zamanlar kesinlikle ailemden uzak geçen yıllarım oldu.

bütün bu öğrenme fırsatını bir sandalye verecekse esirgemeyin ondan bunu. ve izin verin ölüm hariç bütün ihtimallere rağmen hayatla yüzleşsin.
 
tekerlekli sandalye candır fazla heves etmek de biz engelliler için heyecandır.
 
Çok doğru, yerinde tespitlerle izah etmişsiniz Bülent bey, elinize sağlık. Ben de çoğu kez; çocukları adına, onların hissiyatlarını ve engel durumlarını merkeze alarak konuştuğunu deklare eden ebeveynlerin aslında kendi korkularını, utançlarını ve reflekslerini ortaya koyduklarını gözlemledim. Engelli bir evladı olan eğitimli bireylerin bir kısmında da var bu refleksif tutum. Çocuklar için üzülmek ya da toplumsal norm ve baskı gibi unsurları merkeze almak yerine onlara hayatın zorlukları ile nasıl mücadele edilmesi gerektiğini öğretmeli, en azından hayat mücadelesine erken başlamalarının önünde engel teşkil etmemeli.
Bu düsturdan hareketle çok faydalı ve her engelli ailesinin okuması gereken yazınız için teşekkür ederim.
 
Yaklaşım çok doğru. Bir çocuk ne ne şekilde olursa olsun en erken dönemde mobilize edilebilmeli ve rehabilitasyon sürecine sokulmalıdır.

Ancak itiraz edeceğim bir nokta var. 6 ay bunun için çok küçük bir yaş. 6 ayda çocuklar daha yeni destekli/desteksiz oturmayı öğrenir. 7-8 aydan önce de ayakta duramaz. Bu dönemde çocukların doğal gelişim sürecini hızlandırmaya çalışmak pek tercih edilmez. Örneğin 5-6 aylık çocuğu zorla yürütmeye kalkarsanız kemik-eklem sorunlarına yol açabilir. Aynı şekilde çocuğu çok erken dönemde mekanik bir sandalyede oturtmaya kalkarsanız postür bozukluklarına vs. yol açabilir.

Bir de, ben kesin ve tereddütsüz şekilde yürüyemeyeceği belli olanlar dışında tüm çocukların yoğunlaştırılmış rehabilitasyon uygulamalarıyla olabildiğince sandalyeden bağımsız olmasından yanayım. Eğer çocuğu koltuk değnekleri, walker veya buna benzer araçlarla yürütebiliyorsanız ağırlıklı olarak bu yol tercih edilmeli. Çünkü tekerlekli sandalye son seçilecek yoldur. Koltuk değneklerini bir ayak kadar beceriyle kullanabilen çocuklar gördüm. Değnekten sandalyeye geçiş mümkün ama tersi çok daha zordur.
 
Haklısınız bülent bey herkes gücünün yettiği kadar mebla yı biraraya getirse sağlıklı bir yönlendirme ile ortaya kaç adet sandalye çıkar.Suistimal edenlere fırsat vermemek şartı ile tabiki.
 
MeTePe

Çok erken dönemde de olsa uygun sandalyeler ve doğru bir eğitmenle başarmak işten bile değil bence:





 
Haa... bunlar çok sevimliymiş yahu... :) :)
 
Hakikaten çok sevimli ve tatlı :) OturanBoğa Bülent abi teşekkürler. Çok güzel bir konuya değinmişsin.
 
Kesinlikle katılıyorum. Eğer çocuk doğuştan engel sahibiyse sağlığına ve vücut düzenine uygun olacak şekilde hareketi de sağlanmalı. Doğuştan sağ diz altı ampute olarak doğdum ancak bir bebek ne zaman yürümeye başlarsa o zamandan itibaren protezle yürüyorum. Küçükten proteze alıştığım ve koltuk değneği fazla kullanmadığım için kanedyenleri verimli şekilde kullanamam mesela. Benzer şekilde alışmadığı için koltuk değneği kullanmak yerine tek ayağı üzerinde sekmeyi tercih eden birçok çocuk tanıdım.

Özgürce hareket edebildiğimiz sürece kendimizi aşabiliyoruz. Bunu sağlayalım ve sağlanmasına yardımcı olalım.
 
bülen abi okadar güzel bir ya deyindin ki bir görme engelli olarak bedensel engelli çocukların çocukluklarını yaşayamamasına üzülüyordum. bana da önemli bir bakış açısı oluşturdun. peki senin gibi aileleri dinleyip yönlendirecek kaç tane sandalye satıcısı var?
bu yazını musaden olursa sayfam da paylaşmak istiyorum.
 
Merhaba, yazınızı sosyal medyada paylaşabilir miyim
 
Fiyatları da kendileri gibi yüzümüzü güldürebilse keşke. Maalesef çok pahalılar herkes sahip olamıyor.
 
Bülent kardeşimin yazısında kısaca değindiği EĞİTİM konusu çok ama çok ehemmiyetli. Biz sakatlar için diyebilirim ki tedavi kadar, hatta ondan daha önemli bir konu. Aileler korkmadan, çekinmeden, yılmadan sakat evlatlarına en güzel eğitimi aldırmaya gayret etmeye çalışmalıdırlar, hatta buna mecburdurlar. Zira sakat zaten toplumda ekseriyetle hor görülürken cahil bir sakatın düştüğü veya düşeceği durumu artık siz hayal edin. Sakat kişi de kendini mutlaka geliştirmelidir, bilgisayar başında saatlerce oyun oynamak, lak lak etmek yerine, kitap alacak parası olmasa bile, en azından internet üzerinden okuma alışkanlığını geliştirip bilgi dağarcığını her daim arttırmalıdır. Arttırmalıdır ki sakatı hor görenin, sakatı adam yerine koymayanın sakatın bilgisi karşısında utanıp yüzü kızarsın. Selametle
 
Üst Alt