Güncel İçerik

Merhabalar

Engelli haklarına dair tüm içerikten üye olmaksızın yararlanabilirsiniz.

Soru sormak veya üyelere özel forumlarlardan ve özelliklerden yararlanabilmek içinse sitemize üye olmalısınız.

Teksan İnovatif Medikal: Engelliler, Engelli Çocuklar, Hasta ve Yaşlılar için emsalsiz ürünler

[Selma Güneş] Umutlarımı geri verin !

Merhaba canım. Senin de güzel yüreğine sağlık. Bu şiirler daha çok arkadaşa ulaşmalı aslında ama sevgili moderatör arkadaşlarla bu konuya bir çözüm arayacağım. Aynı başlık altında ne şiirin adı ne de içeriği göze çarpıyor. Sevgi ve selamlar sana ve tüm ailene.
 
Ne güzel şeydir aşkı yaşamak !

Gözlerine bir ışık yerleşir onu görünce,

Kulaklarında en huzurlu tınılar...

Mevsimin kış, yaz olması farketmez,

Yüreğinde ilkbahar çiçekleri,

Cıvıl cıvıl kuşlar...

Ne güzel şeydir, aşkı yaşamak !

Ten, tene değil ruh a dokunur.

Bir bakış mutluluk , kaş çatış hüzün,

Dilerim gönüller huzurla dolsun.

Ne güzel şeydir , aşkı yaşamak !

Anlatır şiirler , söyler şarkılar,

Derde deva olur , güzel duygular.

Ne kırlaşmış saç, ne sıkıntılar,

Umursanmaz olur tüm yorgunluklar.

Ne güzel şeydir , aşkı yaşamak !
 
ne güzel anlatılmış aşk.teşekkürler paylaşımın için.gerçekten bulunduğunda güzeldir evet.helede karşılıklıysa..
 
Paylaşımın için teşekkürler.

Bu şiiri aşkı yaşamayı bilenlere armağan ettim. Her duygu yaşanabildiği anda güzeldir. Aşk da öyle. Haklısın hele de karşılıklı olunca .
 
Emanet yaşam

[FONT=Arial][SIZE=3]

Emanet Yaşam...
[/SIZE][/FONT]

İnsanoğlu doğduğu an yaşlanmaya başlarmış. O taptaze, narin bebek teni, o kendine has kokusunu yayar koklandığında. Günler geçtikçe bu taze deri kalınlaşmaya, sertleşip gerilmeye de başlar, bilirsiniz. Dişsiz damakları ile ancak püre benzeri, ıslatılmış besinlerle doyurulur bebekler...

Zamanla kaslar, kemikler gelişir, saçlar uzar, bacaklar yürümeyi, eller tutmayı, kollar sarılmayı öğrenir...
Dişler çıkmışsa, ağıza götürülebilen herşey ısırılmak, çiğnenmek içindir.
Gözler tarayıcı, kulaklar ses avcısı, beynimiz ise öğrendiklerimizin deposudur.
Gülümsemek önceleri bilinçsiz kas hareketleri, ağlamak ise açlığı ya da rahatsızlığı ifade biçimidir. Duyguların dili öğrenilinceye dek...

Zaman geçmeye başlar, uykular azalır, dışarıdan alınan her türlü edinim farklı şekillerde etkiler bedeni ve ruhsal yapımızı.

Hızla herşey değişmeye başlar. Beden büyür; ruhsal değişiklikler eşliğinde,
yaşamda yer almaya başlarız birey olarak. Öğretilenleri öğrenmeye, uygulamaya başlarız..

İlk zamanlarda öğretilenleri, daha sonraları,bize öğretenlerin bile bilmediklerini düşündüğümüz zamanlar gelir...Ergenlik...
Merak, korku, isyan,mutluluk... Ne çok duyguyu birlikte yaşatır bu dönem...
Hastalıklarla tanışırız. Aşkın ayak seslerini duyarız yavaşş yavaşş...
Kendi cinsimizin bedensel ve ruhsal özelliklerini kavramaya başladıkça, hele de karşı cins kavramı yüreğimizin kapısını zorlamaya başlamışsa şaşkına döneriz. Yaşam kargaşasının içine pat diye düşer ama o zamanki çevik bedenimizle, güçlü duygularımızla her seferinde çabucak ayağa kalkmayı becerebiliriz çoğu zaman. İşte gençlik...İşte hayat....

Yıllar gece ve gündüzün birbirini kovalaması ile kah uykuda kah uyanık geçer, bizler de sunulan hayatın içinde kendimize bir yer seçer, orada adına yaşamak denilen o günlere, kendimizden kattıklarımızla, bize katılanları birleştirir uzun bir yola çıkarız.
Bu yolda öyle şeyler yaşarız ki; dönüp baktığımızda hatıra dediğimiz yaşanmışlıklar, hoyratça kullandığımız bedenimize kırmızı ışıklar yakar.
İşte YAŞLILIK... Hiç gelmeyecek sandığımız o hain dönem! ! !

Artık ne gözlerimizde o şahin bakışlarımız, ne de bir kase fındığı kırdığımız o inci dişlerimiz var...Bacaklarımızın sayısını üçe çıkardık.Dayandığımız bastonlarla. Saçlarımızdaki akları, tecrübe adıyla ağartık diyoruz hayat değirmeninde. Belimizi büken, yamultan kemiklere hesap sormaya başladık.
Peki biz ne yaptık? Bu emanet bedene nasıl sahip çıktık, nasıl koruduk, nasıl baktık. Yaşlılığa hazırlayabildik mi? .'' Hayır '' deyişinizi duyar gibiyim...
Biz emaneti koruyamadık. Şimdi '' keşkeeee '' ler, '' şimdiki aklım olsaydı ''lar la avunuyoruz....

Hadi koca bebekler! ! ağzımızda protez dişler, pırıl pırıl başımızdaki o tek tük tüyler, öksürürken, gülerken bizi güvende tutan pedler, bastonları titreten ellerle hadi gayret!

Şu karşıdaki çocuk parkında buluşalım. Çocukları seyrederken emanet bedenlerimize yaptığımız eziyetleri bir daha düşünüp, o kıymetini bilemediğimiz gençlik yıllarının hayaline dalalım. Hadi! !
Selma Güneş
 
Üst Alt