Güncel İçerik

Merhabalar

Engelli haklarına dair tüm içerikten üye olmaksızın yararlanabilirsiniz.

Soru sormak veya üyelere özel forumlarlardan ve özelliklerden yararlanabilmek içinse sitemize üye olmalısınız.

Teksan İnovatif Medikal: Engelliler, Engelli Çocuklar, Hasta ve Yaşlılar için emsalsiz ürünler

Erişilebilirlik | Hakan Özgül

Ayşe Ceren Merhaba,

Benzerini ben de yapıyorum. Kartımı koyuyor ve şu notu ekliyorum: "Kim diyor Türkiye'de özgürlük yok diye. Engelli bireylerin kullanacağı rampanın önüne bile araba park etme özgürlüğünü kullandığınız için sizi tebrik ediyorum"

Şimdiye kadar bir kişi arayıp özür diledi ve nasıl telafi ederim diye sordu.

Süleyman'ın verdiği bilgilere dönersek; Dava açmak ama iyi çalışarak açmak lazım. Bülent'in bahsettiği Mahmut Keçeci davasını izledim. Bilirkişi o kadar kötü bir rapor yazmış ki..! Allah islah etsin diyor başka birşey demiyorum. Bir-kaç örnek: "Metroları ücretsiz kullanıyorlar, kolunda üç noktalı bant yoktu, kendi dikkatsizliği, yerdeki sarı boyayı görmemiş." Afedersiniz ama bu bilirkişi için söyleyebileceğim söz çok da suç unsuru oluşturmamak bakımından.... anladınız siz onu. Aynı birlirkişi benim davamda da rapor vermişti. Savunmanın özeti şu idi: 2012'ye kadar süre var. Ben diyorum ki yahu bu bina kanun çıktıktan 3 sene sonra yapılmış. Bu kanun eski yapılara süre veriyor. Neyse idare mahkemesine verdik ama idare mahkemesi de uyduruk bir gerekçe sundu. Benim aksine Mahmur Keçeci AİHM'ne başvuru yapmıştı. N'oldu bilmiyorum şimdi.
 
[FONT=times new roman]
[SIZE=3][/SIZE][FONT=Calibri][SIZE=3]Süleyman,[/SIZE][/FONT]
[SIZE=3][/SIZE][FONT=Calibri][SIZE=3]Sakat bireylere “hak temelli” bilinç kazandırması açısından, STK’lar gerçekten büyük önem taşıyor amasivil toplum örgütü kavramından ne anlaşıldığı çok önemli. Hedef kitleyi bilinçlendiren ve iktidarı denetleyenbir mekanizma olarak çalışması gereken STK’lar ,ülkemizde çoğu zaman iktidarınbir organı gibi işliyor…[/SIZE][/FONT]
[SIZE=3][/SIZE][FONT=Calibri][SIZE=3]Türkiye’de halihazırda kendisini STK olarak tanımlayan birçokyapı var ama tekerlekli sandalye dağıtmak veya piknik düzenlemekten başkayaptıkları bir şey yok gibi…[/SIZE][/FONT]
[SIZE=3][/SIZE][FONT=Calibri][SIZE=3]Belki de STK’lar için de ayrıca bir bilinç yükseltmeprogramı yapılmalı…[/SIZE][/FONT]
[SIZE=3][/SIZE][/FONT]
 
Erişilebilirlikte'ki sorunlarımız çok fazla,ama rampalar biz tekerlekli sandalye kullanıcılarının en büyük ortak sorunu. Neden!! çünkü gerçekten de göstermelik yapıyolar.
Dik rampa yüzünden iki üç kez ciddi düşme tehlikesi atlattım, ben niye böyle bişey yaşıyorumki, ya ben bunun üstüne bir daha sakatlansam hesabını kime sorucam! fatura bana çıkar kesin! en büyük erişilmezlikde burda

Evime çok yakın bir yere bilindik bir marka şube açtı. 3-4 katlı büyük bir bina oldu daha yapılırken rampa yapılcak mı diye sordum tabiiki dediler bende bir standardı vardır mutlaka iyi olur demiştim. Yapılınca gördüm şok oldum rampa dik karşısı cam birde keskin viraj girmeye kalktım araba arkaya kaçtı arka üstü düşüyordum, çok üzüldüm ağrıma gitti ya düşseydim!!.. Bir kaç kişinin yardımıyla girdim ve çıktım. Şikayetimi belirtmek istedim niye tam karşıdan giriş verilmedi rampa dik birde karşısı cam! ben cama vura bilirdim. Yetkililerle görüşmek istedim görüştürmediler sürekli aradım bari karşıdan giriş olsun diye biz üstlere fotoğraflayıp bildireceğiz size dönülecek merak etmeyin deyip üzerlerinden attılar ne arıyan ne soran oldu..
Kendi çözümlerimi kendim oluşturmaya çalışıyorum kısa bir rampa taşımayı düşünüyorum arabamda, erişilebilir diye biz sadece AVM lerdemi alışveriş yapmalıyız. Ben çarşıda gezmeyi çok seviyorum, benim butiğim, benim ayakkabıcım, benim bujiterim, benim tuhafiyem, benim manavım, benim kasabım olamazmı olmuyor çünkü hepsi bir iki merdivenli..

Can Evrenin afiş hakkındaki düşüncelerinin çok iyi fikir olduğunu düşünüyorum.Lütfen bunun üzerine duralım küçük de olsa akılda birşey bırakır bizim elimizle yazdığımızdan daha etkili olacağına ben inandım. ENGELLEMEYİN!! güzeldi daha başka fikirlerde olur mutlaka. Ben koli bandıyla beraber yanımda çok kuvvetli bir yapıştırıcıda taşırım yapıştırınca kolay kopmamasını istediğim yerler var..
 
sevgili Hakan
yazına tamamen katılıyorum.
erişimle ilgili yasal düzenlemenin uzatılmış olması (1+2) erişimle ilgili yaşadığımız sorunlarda en azından 2005 ten sonra yapılan alt yapı eksikleri için idari başvuru yapmamızı engellermi.
 
Merhabalar ,
Bu sabah yaşadığım bir deneyimleme ile bu başlık altındaki yorumlarıma başlamak istedim.Avrupa uyum yasaları geregince ulasım araçlarında engelli kullanımına uygun şekilde düzenmeye gidilmesi yönünde yasa tasarıları sözde yürürlüğe girdi.Bu süreçte uyum için tanılan süre bitti ve uzatıldı .Çevrenizde hiç bu düzenlenmenin sonucu olarak değiştirilen minübüs gördünüz mü bilmiyorum .Oturduğum semtin hattında ben bu şekilde hali hazırda çalışan iki minübüse rastladım.
Hatta bu sabah o minübüs ile seyahat ettim.Minübüs şöförü ile kısa bir konuşma yaptım ona bir kaç soru yönelttim.Suan da semtimiz de bu şekilde iki minübüsün sefer yaptıgını söyledi.Aracın engelli kullanımına uygun olup olmadığını sordum 'tabiki kullanışlı ama daha hiç kimse kullanmadı dedi '' sonrasında eger hiç kullanan olmadıysa kullanışlı olup olmadığımızı anlayamayacağımızı bu konuda bir deneyimlenmenin olması gerektiğini söyledim.Sonrasında semt te bu araçların kullanıldığını biliyorlarmıdır haberleri olmaya bilir dedim.Muhakkak bir yakınları binmiştir diyerek yanıtladı.Aracı beklese desem yolcu bu araç hangi zaman aralığında burdan geçer diye sordum.45 dak bir yanıtını verdi .
9 yaşından büyük bütün araçlar bu düzenleme gereği değişecek dedi.Yan koltukta ki adam atladı hani kim biniyor adamlar yepyeni arabalar aldılar bir sürü para verdiler mağdur olacaklar dedi.Bende engellilerinde sosyal hayat içinde olmaları için zaten bunun olması gerektiğini bunun bir hak olduğunu söyledim
Minübüs şöförü olmalı tabiki de dedi hatta geç bile kalındı dedi bunun için.Zamanın da alt yapısı hazırlansaydı geçiş daha hızlı olurdu diye de ekledi.
Erişilebilirlik konusunda hali hazırda anayasa da yazan ama uygulama konusunda ki eksiklikleri devam eden haklar hususun da bilinmesi gereken en önemli şey bilincin değişmesidir diye düşünüyorum.Sonuçta eksikliğin büyük kısmı uygulamada ve uygulanmasını sağlayacak mercilerin yapmadığı kontrol ve buna karşılık olarak yerine getirilecek müeyyidelerin yapılmıyor olması .
Engelli konusunda ki haberler görme engelli milletvekilinin gizli oylamaya yanında biri olarak girmesi , Safak Pavey'in yemin törenine etekle gitmesi dolayısıyla''görsellik bozuldu genele uymayan bi doku var evet bu rahatsızlık verici '' kadın milletvekillerinin giyim kuşamına yönelik düzenleme yapılması gibi saydam,magazinsel,sığ yaklaşımlar olarak yansıdıkça nasıl yol alınır bilmiyorum .Ki bu olaylar çözüm mercii olarak görülen T.B.B.M de yaşanıyor
 
erişebilirlik mimari ıvır zıvırlar bunların düzeleceğine hiçbir şekilde inanmıyorum inanmam içinde en ufak neden yok 2 yıl önce dünya hastanesi yapıldı kayserideki en büyük özel hastanelerden biri kapıları asansörleri engelli için gayet iyi lakin kapıdan önündeki kaldırımda rampa yok hadi o özel kanuna uymadı diyelim 2,5 yıl önce 2tane toki sitesinin işlerini yaptım toplam 16 apartman hepsi 4 katlı bina girişleri hakkaten engelli için uygun yapılmış rampalar ve açıları harika binaya rahat girilir yanlız o binalarda da asansör yok binaya girersiniz ama eve nasıl çıkarsınız bilmem evimin etrafındaki kaldırımlar yeni kanuna göre yapıldı keşke hiç ellemeselerdi eski halinde tek çıkıntı sorunu vardı şimdi daha yüksek 2 çıkıntı hoş koskoca erciyes tıp fakültesi binasında gerçek manada engelli tuvaleti yok ben tutmuş nelerden bahsediyorum
 
Merhaba tartışmaları hafta boyunca izledim, özellikle gelen çözüm önerileri beni çok heyecanlandırdı. Ama önce ben de genel olarak erişilebilirlik konusuyla ilgili birkaç kelam da ben etmek istiyorum. Sonra bugün bir ara yine öneriler üzerine de birkaç şey yazmak istiyorum.

İlk olarak, tam erişilebilirliğin sadece sakatların değil tüm toplumun meselesi olduğunun/olması gerektiğinin bir kez daha altını çizmek istiyorum. Be konuya daha soyut yaklaşacağım. Erişilebilirlik meselesi Hakan’ın dediği gibi sadece genç, atletik erkeklere göre düzenlenmiş şehirler geriye kalanların günlük hayatlarını olumsuz etkilediği, erişimlerini, ulaşımlarını kısıtladığı için değil; toplumun önemli bir kısmını ya da bir kişiyi bile “dışarıda tutmanın” aslında tüm topluma zarar verdiği, o toplumun temelini oluşturan değerleri paramparça ettiği için herkesin ilgilendiren temel bir meseledir.
Çünkü özgürlük, hatta yaşam dediğimiz şey, paylaşımlarla çoğalır, sosyal bir olgudur.

O parça parça, karışık takip çizgileri, olmayan ya da 45 derece eğimle yapılan rampalar yüzünden ben aynı havayı soluduğum birçok insanla tanışma fırsatını şimdiye kadar yakalayamadım. Okul hayatım boyunca bir tane sakat arkadaşım olmadı. Kimbilir belki biri en değerli dostlarımdan biri olacaktı, belki biriyle otobüsteki beş-on dakikalık bir muhabbet esnasında, hayatımın geriye kalanını etkileyecek cümleler duyacaktım. “Görece erişebilen” bir çok kişi belki bunun farkında değildir ama bu herkes için bir kayıptır, hepimizin özgürlüklerinin, en temel özgürlük olan “kendini gerçekleştirme” özgürlüğünün kısıtlanmasıdır, çünkü kimse tek başına kendini gerçekleştirmez, kendi dediğimiz kavram toplumun içinde, ilişkilerimiz aracılığıyla gerçekleşir.

Sakatları, hamileleri değil de ismi A harfiyle başlayan insanların evlerinden dışarı çıkamadıklarını düşünelim örneğin ve onlarla hayatınız boyunca karşılaşma imkanınız olmayacağını düşünün, bu düşünce rahatsızlık vermiyor mu size, durumun adaletsizliği bir kenara, kendiniz adına da bir kısıtlanmışlık hissetmiyor musunuz? Ben hissediyorum. Aman nasıl olsa birsürü insan var dışarıda diyebiliyor musunuz?

Sonra şu yapılan maliyet hesapları... Hangi küçük hesaplar, milyonlarca insanı evlerinde hapis bırakmayı ya da her günlerini tehliklerle burun buruna geçirmelerini kabul edilebilir kılabilir? Hadi özgürlük bir yana, ne oldu, demokrasi , eşitlik, vatandaşlık hakları... Ne oldu adalete? Bir reklam panosuyla insanların uğruna hayatlarını feda ettiğim tüm bu büyük kelimeler devrilip gidiyor.
 
'Çünkü özgürlük, hatta yaşam dediğimiz şey, paylaşımlarla çoğalır, sosyal bir olgudur.' demiş Mineknc, ben öyle özgürlük de, öyle sosyal olgu da istemiyorum, paylaşmanın ta öncesinde vergimin, emeğimin, bilgimin karşılığını istiyorum. Acımı paylaşmak bi yana, sokaktaki savaş devam ederken, ben özgürlük kelimesinin içindeki karşılığını unuttum.


 
Merhaba Mehmet,

Kanun eski yapıları düzeltmek için süre veriyor. Kanunun ruhu yeni yapılacak yapılar için süre veremez ve vermemesi lazım gelir. Dolayısıyla yeni yapılan yapılar bu sürenin dışında olmalıdır diye düşünüyorum.
 
:) selam,


bashliga yazilan istisnasiz tüm yorumlari cok cok degerli buluyorum... ama beni en cok heyecanlandiran, en en en cok sevindiren, sevgili mineknc'nin yorumu oldu... noktasina virgülüne kadar söyledigi her söze katilmakla kalmiorum, böyle düshünen insanlarla her karshilashtigimda -ki cok fazla karshilashtigimi söyleyemem malesef- mutlu oldugumu bildirmek istiorum...


evet, bence de toplumun önemli bi kisminin ya da tek bir kishinin bile dishariya itilmesini önlemek, sadece engellileri (ya da dishariya itilenleri) degil, HERKESI, HEPIMIZI ilgilendiren temel bir konudur... dolayisiyla da erishilebilirligin saglanmasi can sikici bir görev degil, herkesin ortak amaci oldugu ya da olmasi gerektigi kabul edilmelidir artik!!!...

bana deseler ki, "secim senin; birilerinin dishari itilmesinden, o itilenlerle karshilashma ve bisheyler paylashma imkaninin elinden alinmasindan mineknc gibi rahatsizlik duyan insanlarin cogunlukta oldugu bir toplumun ortakca erishtigi erishilebilir bir ortamda mi yashamak istersin, yoksa birilerinin bagirip cagirarak, sesini yeteri kadar duyurarak (sesinden biktirarak da denilebilir belki :p) elde ettigi erishilebilir bir ortamda mi?"... bi saniye bile düshünmeden birinci shikki secerim! :)...

bunun en büyük nedeni de, ikinci shikta söz edilen ortamlarda sesini duyuramayan kesimlerin de olabileceginin/oldugunun cabucak unutulabilmesidir... ikinci önemli neden ise, susturulamayan bir cocucugun agzina emzik tikarcasina, sunulan "erishilebirligin" pek verimli olabilecegine inanmayishimdir (örneklerini yeteri kadar okuoruz zaten :))...

shimdi bu söylediklerimden, "susalim, bagirip cagirmayalim, yapilan onca haksizliklara ve adaletsizliklere isharet etmeyelim, gözler önününe sermeyelim - köshemize cekilip cayimizi yudumlayarak insanlarin akillanmasini bekleyelim - birileri dishlanirken bütün insanlarin, hepimizin neler kaybettiginin farkina bi türlü varilmayishinin ne kadar aptalca oldugunu izlemeye devam edelim" gibi anlamlar cikartilmasin lütfen...

sesimizi cikartalim cikartmasina da, mineknc'nin degindigi noktayi hicbir zaman gözden kacirmayalim, hatta en önemli hedefimizin bunun kaniksanmasi olmasi gerektigini düshünüorum...

bu baglamda sevgili can evren'in önerdigi gündelik müdahale taktigini cok önemsiorum, ve boamboam'in aksine, epey bi görünürür olabilecegine inaniorum... hem aptalliklar daha bir görünür olur, hem de o aptalligin farkedilmesini isteyenler... afish de, hemen oraciga yapishitiriverilebilen stiker de cok güzel fikir ve gayet pratik bence... herkesin kolayca uygulayabilecegi bir taktik... ve herkes tek bashinayken bile yapsa, ortakca yapildigi kolayca anlashilabilen bir eylem bicimi - bence cok harika bi taktik!...

sececegimiz tasarim ve sloganlar birilerini kinarken ayni zamanda insanlari gülümsetebilmeli, yani biraz eglenceli olmali diye düshünüorum... böylesi daha cok ilgi ceker, daha cok akilda kalir - ve daha cok kendine güvenen bir durush sergiler... bize de egleniriz :)... mizah birileriyle "dalga gecmenin", daha dorusu, birilerine ayna tutmanin ve ayni zamanda düshündürmenin en güzel ve etkili aracidir bence...




ufff, acilen dishari cikmam gerekior - ne de güzel ishtahli ishtahli yaziordum :( - döndügümde devam ederim artik...

shimdilik sevgiler & selamlar....
 
Sevgili İlker,

"paylaşmanın ta öncesinde vergimin, emeğimin, bilgimin karşılığını istiyorum" demişsin ya...

Bir şeyin karşılığında elde ettiğimiz bir hak mı "erişme hakkı"?

Vergi vermeyen, çalış(a)mayan, bilgisi tecrübesi az olan da hepimiz kadar erişmeyi hak etmiyor mu?

Bence erişilebilirlik konusunu "karşılıklılık" değil "temel" insan hakları çerçevesinde ele almak önemli.
 
Sevgili Mine,

Maliyet hesaplarına dair yazdıkların bana zamanında okuduğum bir makaleyi anımsattı. Bu araştırma çeşitli müteahhitlerle yapılan mülakatlara dayanıyordu ve araştırmacı müteahhitlere erişilebilirlik konusunu neden ihmal ettiklerini soruyordu. Yaklaşık tümünden "maliyet hesapları" yanıtını alıyordu. Ancak, erişilebilirliğin göz önüne alındığı durumlarda ortaya çıkan masrafların, müteahhitlerin öngördüğü rakamlardan çok çok daha düşük olduğunu da gösteriyordu araştırma. Yani bu "maliyet hesapları" efsanesi sandığımızdan daha da büyük bir efsane aslında. Gerçek boyutları öngörülenlerden çok daha küçük anlaşılan. Not düşmek istedim.
 
Evet arkadaşlar erişilebilirlilik anlamında problemler diz boyu. Farkındayız, yaşıyoruz, hissediyoruz; fakat toplum ne kadar biliyor? Bu konunun bilinirliği ne kadar? Bu soruların cevaplarına parelel olarak önerilen bilinirliliği artırma ve gündem oluşturma önerilerinin önemli olduğunu düşünüyorum.

Üyesi olduğum Engelsiz Erişim Derneği olarak bu konuda kaldırım aktivistleri eylemlerini gerçekleştirdik. Gözder derneğide bizimle birlikte bu konuda çalıştı ve katılım gösterdi. Her ay istanbul'un bir ilçesinde yürüyüş yaptık. Pankartlar ve çeşitli yazılar taşıdık, konuya ilişkin sloganlar ürettik, haykırdık; şarkıların sözlerini bu konuya uyarlayarak bastonla yaptığımız ritim eşliğinde protest şarkılar söyledik. Bu obje engellinin geçişini engellemektedir, bu obje engellileri engellemektedir yazılı stikırlar bastırdık ve arabalara direklere ne bulursak engelleyici yapıştırdık. Bir sakatlar haftasında ilçeleri bölüşerek arkadaşlar bunu yoğun mesai harcayarak yaptılar. Bir çok örgüte, duyuru ağına çağrı yapmamıza rağmen katılım malesef tahmin edeceğiniz üzere az oldu ve bir süre sonra eylemliliğe motive olana kadar ara verdik. İki yılı aşkın bu eylemi devamlı yaptık.

Benzeri bir süreci tekrardan başlatabiliriz.
Benzeri stikırlar bastırılabilir, engelli mekanlar afişe edilebilir. Engel olan objeleri siyaha boyayabilir, yine kara birşeyle giydirebilir, üzerine birşeyler yazabiliriz. Destek verecek herkes örgütlenir her ay bir gün bu iş için mesai yapılabilir, topluluk oluşan şehirlerde ilçelerde yürüşlede desteklenir. Ayrıca stikırlar her zaman nerede bir engelle karşılaşılırsa yapıştırılmaya devam edilir.

Evet, amerikadaki gibi eylemli bir kitleye ihtiyaç var. Merdivenlere sürünerek tırmanacak, medyanın ilgisini bu konuya doğru bir şekilde yönlendirebilecek.
Çözmek için önce öznesi olanların iradesi şart. Bu adil değil, çabasız eşitlik mümkün olmalı evet, fakat oluşan sistemde bundan başka çare yok.
 
Arkadaşlar,

Eylemlilik ciddi kazanımlar sağlar ve bundan hiç şüphe duymuyorum. Fakat sayısız eyleme katılmış biri olarak söylemeliyim ki eylemlerin başarıya kavuşabilmesi için şunlar mutlaka gerekir diye düşünüyorum:

1- Örgütlenme,
2- Engelli bireylerin değil tüm bireylerin katılabileceği bir tarz ve ilişki geliştirme,
3- Düzgün kurgulanmış bir tema

Ya küçük bir grupla çok marjinal ya da büyük bir grupla (onbinlerden bahsediyorum) bir miting düzenlenirse ve sistematik bir şekilde devamlılığı sağlanırsa ancak ses getirir. Aksi halde olacaklar özetle şöyledir: En iyisinde 150 kişi gelir, ulusal kanal, birgün, cumhuriyet, evrensel, sol gibi gazetelerde yer alır ve herkes evlerine dağılır. Engelli bireyler, savunucular, STK'lar ve onların çevresindeki insanların bugün için henüz buna hazır olduğunu düşünmüyorum.
 
Bezmez Hocam ;Maliyet hesapları müteahhitlerin ezberidir diye düşünüyorum.Üstünde düşünülmeden ,mantıksal bir çerçeveye oturtulmamış sadece soru soruldugunda cevap mahiyetine gelmiş bir ezber.Bu ezber bozulmalı.
 
kesinlikle konudaki engellilere yönelik ciddi çalışmalar yapılmıştır fakat buna ragmen yeterli sag duyu toplumda oluşmamıştır.ben herşeyden önce mevcut engel sahibi bireylerin daha güçlü ve daha birbirinin hakkının neler oldugunu kendi aralarında paylaşarak kuvvetlendirebileceklerine inanıyorum saygıyla.
 
Bilindiği gibi artık bütün üniversitelerde Engelsiz Birimler var. Benim okuduğum Sakarya Üniversitesi'nde de var fakat bu birimler ne işe yarıyor merak etmiyor değilim.

bu birimler almanya'daki üniversitelerden tanidigim "beauftragte(r) für behindertenfragen" diye isimlendirilen birimlerle ayni amacla mi varlar bilmiyorum ama bizimkiler benim shu ishlerime yaradi mesela;


hangi üniversiteye kaydimi yaptiracagima karar vermeden önce bana yakin sayilan üniversitelerin o birimlerine bashvurdum... benimle birlikte kampüsü gezdiler... nerde hangi engeller var, ve mümkünse o engelleri nerelerden dolanarak nasil ashabilecegimi gösterdiler... benimle birlikte gezerken daha önceleri fark etmedikleri engelleri fark etmelerine ve bunlarin oldukca cok oldugunu idrak etmelerine de yaradi bu ish tabe :)... yetersizlikleri(ni) gördüler... o birimlerin varligindan haberim yoktu, okuldaki (yani lisedeki) ögretmenlerimin yönlendirmesiyle bashvurdum...


sonra kararimi verip -ki bu kararimi belirleyen en önemli etkenin ne oldugunu söylememe gerek yok sanirim- kaydimi yaptirdiktan sonra, sakat bir örenci olarak ne tür haklarimin oldugu konusunda bilgilendirdi beni... örnegin kamuya acik ulashim imkanlarindan tek beashima yararlanamayan bir insan olarak kendi arabamla gidip gelmek zorunda oldugum icin ev ve üniversite arasindaki mesafe hesaplanarak akaryakit giderlerimi ve arabamin ufak tefek bakimini karshilamak icin her ay bi miktar para alma hakkim oldugunu ondan ögrendim... bashvurmak icin hangi belgelerin gerektigini bildirdi ve formlari birlikte doldurduk... arabam icin daha masrafli tamirler gerektiginde yine bashvurabilicemi ve yaptigim masraflarin bana geri ödenecegini de anlatti ama buna hic ihtiyac duymadim...


sonracima, örencilere ayrilmish otopark alanlarinda bosh yerler bulunmaz hint kumashi gibi oldugundan ve mevcut engelli otoparklarinin her ihtiyac duydugumda bosh olacaginin garantisi olmadigindan, kendime özel parkyerleri ayirtabilicemi ve bunun icin nerelere bashvurmam gerektigini anlatti... hatta bicok süreci bizzat kendisi saga sola telefon acarak bashlatti ve takip etti...


sonracima, en cok ders görecegim yerlere en yakin girish kapisinin oralarda bana özel ayrilan park yeri ile o girish kapisinin arasinda - basamak desem basamak degil, kaldirim desem kaldirim degil - bi garip bishi vardi hayatimi zorlashtiran... önce bi süre o garip sheyle bashetmeyi denedim, cogu kez bashardim ama bikac kez düshme tehlikesi atlattigimda solugu bizim o adamda aldim... iki gün sonra o garip sheyin yerinde yeller esiordu, dümdüz yapmishlardi orayi...


sonracima, sakatligimdan dolayi ögretim üyeleri tarafindan herhangi bir haksizliga, ayrimciliga vs. ugradigimi düshündügümde hemen kendisine bildirebilecegimi teklif etti ve yakindan ilgilenecegini söyledi... ayrimcilik mi tam emin degilim ama haksizliga ugradigimi düshündügüm zamanlar epey oldu, yine de o teklifi degerlendirmedim... "neden?" diye sormayin, ben de bilmiorum... belki de o konuda gercekten bishey yapabilecegine inanamamishimdir... shimdi olsa degerlendirirdim...


sonracima, "yetti gayri, dayanamiorum artik" dedigim zamanlar oldu... okulu birakmayi düshündügüm, haftalarca derslere girmeyip evde depresif takildigim zamanlar oldu... ama öyle de devam edemeyecegini ve aslinda okumayi cok istedigimi her anladigimda yine solugu bizim adamda aldim... bazen neyin nasil daha kolaylashtirilabilecegini düshündük beraber ama cok kez de sadece "dertleshtik"... nasil diyim, iyi geliordu... kendimle ilgili shüphelerimin silinmesine yardimci oluordu... sorunun sadece bende degil, daha cok etrafta oldugunun bilincinde olan bir insanin sadece varligi bile yetiordu, güc veriordu bana...


sonracima, direkt kampüste bulunan bir ögrenci yurdu vardi, diger yurtlara göre bayaa lüks sayilirdi, yer bulunmasi cok zor oluordu... daha ileriki sömestrlerimde, sürekli eve gidip gelmektense o yurtta kalmamin bir cok sikintimi giderecegini düshündügüm icin bashvurma karari aldim... bizim adam bana öncelik taninmasini sagladi, cok beklememe gerek kalmadi...


sonracima, üniversiteyle yakin ilishkileri olan shirketler, kurulushlar vs. vardi... staj yapma zamanim geldiginde kendisine yeteri kadar önceden haber verirsem oralarda bir yer bulmamda bana yardimci olabilecegini söyledi... buna gerek kalmadi, cok istedigim bir enstitüde stajerlik yapma imkanini kendim buldum...


uzun lafin kisasi; diger üniversitelerdeki o birimler de bizim adam gibi mi calishiordu bilmem ama ben bizimkinden cogu zaman cok memnun kaldigimi söyleyebilirim... ama malesef o da her istedigini yaptiramiordu, yukaridan gelen kararlar onun da elini kolunu bagladigi oluordu... eksikliklerin gayet farkindaydi, kendisi de sakatti, tekerlekli sandalyedeydi, ellerini güclükle kullaniordu (o üniversiteyi secmemdeki önemli nedenlerimden birinin de bu oldugunu itiraf ediym bari bu arada :eek:)...




olur da engelsiz birimler buraya göz atarsa, neler yapabilecekleri ile ilgili biraz fikir olur, ilham gelir diye yaziym dedim, yoksa almanya'da hersheyin ne kadar süper oldugunu söylemeye calishmiorum (her zaman diorum, tekrar diyeyim; buradaki durumlar türkiye'ye göre daha iyi olsa da eksiklikler yine de cok fazla malesef)... ayrica "bu birimler ne ishe yarior" diye merak eden örencilere, merak etmekle kalmamalarini, onlara gidip "falanca yerlerde/konularda filanca zorlugu yashiorum, bi care bulun da ne ishe yarayabilicenizi hep birlikte görelim" demelerini tavsiye ediorum...




sevgiler :)...
 
Yeni Bir Gelişme,

erişilebilirliğin 1+2 yıl şeklinden uzatılmasına ilişkin yasal düzenlemenin iptali için muhalefetin anayasa mahkemesine açtığı dava sonuçlandı

CHP'nin iptal gerekçeleri fevkalade özenle hazırlanmış.Sadece kendilerine iletilen bir hususu gözden kaçırmışlar.O da geçici maddelerin uygulanması ve uzatılmasına ilişkin hükümle ilgili daha önceden AYM'nin verdiği kararı eklememiş.

Raportör inanılmaz hatalar yapmış ve en iyi ifade ile hukuku katletmiş. hazret diyor ki: engellilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi , hak ve özgürlüklere ulaşmalarının önündeki her türlü engelin kaldırılması Devletin anayasal bir ödevidir.

hazret devam ediyor: "EHS'nin 3. maddesinde, engelliliğe dayalı ayrımcılık yapılması yasaklanmış "Bina ve diğer sosyal ve kültürel alt yapı tesisleri ile toplu taşıma hizmetlerinin engellilerin erişim ve kullanımına uygun hale getirilmesi gerek Anayasa gerekse EHS’nin Devlete yüklediği engellilerin hak ve özürlüklerinin kullanımının önündeki hukuki ve fiili engelleri kaldırma ödevinin bir gereğidir.

sonra da şöyle bağlıyor:"sadece ilgili kurum ve kişilere yüklenen ödevin yerine getirilmesini sağlamak amacıyla, kanunda öngörülen süre uzatılmıştır.”

Bu durum, engellilerin sosyal ve ekonomik haklardan tam olarak yararlanmalarının aşamalı olarak sağlanmasını öngören EHS’nin 4. maddesinin (2) numaralı fıkrasıyla da uyumludur. Açıklanan nedenlerle dava konusu kurallar,Anayasa’nın 2., 5., 10. ve 65. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir." demiş raportör...

Sonuç: AYM Üyesi Engin YILDIRIM'ın karşı oyuna rağmen oy çokluğu ile onanmış.

Bu durumda Rekursion, fiili ayrımcılık var evet ama ayrımcılığa devam. Devlet sadece ayrımcılık var dedi, bir daha yapmam demedi ki ..!
 
İki gün önce kültür merkezine gitmek için, metroyu kullanayım dedim. Bineceğim duraktaki asansör çalışmıyodu ve ne zaman yapılacağı da belli olmadığı için diğer durağa gitmek zorunda kaldım.
Dönüşte o durağı kullanmamak için başka yerde inip otobüsle döneyim dedim. Hayret ki ne hayret bu sefer de indiğim durakta hem de, şehir merkezinde asansör yoktu. ben orayı ilk kullanıyordum haberim olmamış.
Hiç mi dikkat çekmemiş? hiç mi itiraz eden olmamış?
Basamaklı yürüyen merdivenlerle yukarı çıkmalıymışım... Görevlileri çağırdım onlarda bu duruma çok öfkeliydiler seni burdan çıkartmak görevimiz dediler çıktık bi şekilde, ama bu nasıl olur dedim hala şaşkınlığım geçmedi...
 
Konuyu özet olarak okudum. Hepiniz de haklısınız. Ancak ben bu konudaki bilgi ve görgülerimi paylaşmak adına yazıyorum. Rampa eğimi TSE % 8 olarak belirledi ve yayınladı. Yani hukuki olarak elimizde bir standart var. İkinci olarak şu an mecliste görüşülen torba yasanın içinde çıkmasını beklediğimiz yasada erişim konusunda kusuru olan ve görevini yapmayan tüm kurum ve kişilere ciddi para cezası geliyor. Bu nedenle o abuk sabuk rampaları yeniden yapmak zorunda kalacaklar. Aksi halde her yıl Apt ve halka açık özel yerler, 50 bin, belediyeler 250 bin, büyükşehir 500 bin liraya kadar ceza ödeyecek. Bu cezalar, her ilde oluşan komisyon (engelli platformuda burada var) tarafından tespit edilen yerler için sorumlularına verilecek ve cezalar sosyal hizmetlere ödenecek. Caydırıcı bir düzenleme gibi. Umarım yararlı olur. Bu düzenlemelerle ilgili Aile bakanlığı Özürlü ve yaşlı hizmetleri gnl md. proje desteği veriyor. son müracaat 15 temmuz. Belediyelere 450 bin liraya kadar erişime yönelik düzenlemeler için proje desteği veriyor. Şartları kendi sitelerinde var. Aslında cevrenizdeki belediye ve ya muhtarlıkları ikaz etseniz bunu alıp düzenleme yapabilirler. Muhtarlığa ise 50 bin veriyor.
 
Mustafa Bey Merhaba,

1- TSE'nin belirlediği oran %8 değil, %5'tir. (Bakınız TS 9111/Kasım 2011 S. 16, 4.3.7 Eğim),
2- Apartman niteliğinde olan yapılar 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'na tabidir, 5378'in erişilebilirlikle ilgili maddelerine atıf bulunmamaktadır,
3- Para cezaları ile ilgili de söylediklerinizde bazı maddi hatalar bulunmaktadır. Şöyle ki: Gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine kesilebilecek ceza her bir tespit için “bin” Türk Lirasından “beş bin” Türk Lirasına kadar idari para cezası uygulanır. Bu şekilde bir yıl içinde uygulanacak idari para cezasının tutarı ellibin lirayı geçemez. Büyükşehir belediyeleri, belediyeler ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına kesilebilecek ceza ise; her bir tespit için beşbin Türk Lirasından yirmibeşbin Türk Lirasına kadar idari para cezası uygulanır. Bu şekilde bir yıl içinde uygulanacak idari para cezasının tutarı beşyüz bin lirayı geçemez. İllerdeki komisyonlar da henüz kurulmuş değildir. Yani bir şikayet mekanizması kanuna göre henüz bulunmamaktadır.
4- Erişilebirlikle ilgili her düzenleme yapmak isteyene para verildiği de söz konusu değildir. ASPB bazı illerde pilot bölge seçerek bir miktar fon ayırmıştır. Her muhtar bu fondan yararlanamaz. (Bakınız: Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü | Bakan Şahin Ulaşılabilirlik Destek Projesi?ni (UDEP) Başlattı)

Selamlar,

Hakan
 
Üstad; aynı şeyleri okumuşuz. Muhtemelen benim dikkatimden kaçanları sen yakalamışsın. Bazılarını da atlamışsın. Eğimin %8 olduğundan çok eminim. Ancak şu an kitapçık yanımda olmadığından TS numarasını veremiyorum. Yeni bir ihale şartnamesini okuduğum da da % 8 isteniyorydu?. Para cezaları işinde ise aynı şeyleri söylüyoruz. Ben özet geçtim. Şikayet merci henüz yok doğru ama yasa tasarısı şu an mecliste torba yasa içinde görüşülüyor. Umarım daha olumlu değişikliklerle çıkar. Her düzenleme yapana para verdiğini söylemedim. Proje yapana veriliyor. Yani ilgililer yasal görevlerini yapmak zorundalar ama, buna imkanı olmayanı desteklemek istiyor. Örneğin japon büyükelciliği de bu tarz hibe veriyor. Hemde sadece engelli projelerine ama adam gibi müracaat yok iyi mi? Biraz çaba gerek çaba. Umarım o günleri de hep birlikte görürüz.
 
Mustafa Bey Selamlar,

% 8 okumuşsunuzdur, size inanıyorum ancak bu durumda ortaya çıkan sonuç: "İhale şartnamesi yanlış" demektir. Zira size verdiğim bilgi birincil kaynaktır, günceldir ve son yayımdır. Size yayım adı, numarası, sayfa ve konu başlığını yazmıştım bir önceki iletimde. Lütfen fırsatınız varsa inceleyiniz.

Belki o şartname TSE'nin 1991 yılında yayımlanmış olduğu yayımı esas almıştır. 9111 nolu standart 2011'e kadar %8'e hatta %12'ye bile izin veriyordu. Şartnamenin dayandığı kaynağa bakmak lazım. Eğer %8 yazılıysa tashih istememiz gerekir. Belki başka hususlar için de yanlışlıklar vardır zira 2011 de bütün ölçüler değişti. Şu an ki oran "en fazla" %5'tir.

Selamlar,

Hakan
 
Hakan, bu yönetmelikle birlikte yakın zamanda nelerin olmasını bekliyoruz? Bu yönetmelik neyi, nasıl değiştirecek? Bu süreçlere dair bizlerin nasıl bir yol izlemesi lazım?
 
Yönetmelik şikayet ve izleme mekanizmalarını kuruyor ve bir ceza sistemi getiriyor. Ceza sistemi çok etkili olur mu bilmiyorum. Zira istihdamla ilgili etkili olamadığı iş kolları ya da yerleri küçümsenmeyecek kadar fazla. İşçi çalıştırmam, cezasını da öderim diye bir mantık var.

Bizim burada üzerimize düşün en önemli vazife; gördüğümüz olumsuzluklar hakkında hiç üşenmeden ve sürekli bu mekanizmaların işletilmesi için uğraş vermektir. Gerçi kurul baştan sıkıntılı. Zira üyelerin ezici / nitelikli çoğunluğu devlet memurları. Kurulun bağımsızlığı tartışma konusu...

Yönetmelik mutlaka bir ivme kazandıracak ama çok hızlı bir dönüşüm beklemiyorum. İş biraz da engelli bireylere düşüyor.
 
Haklısınız Hakan Bey. Ancak kurulun çoğunun devlet memuru olması bir olumsuzluk olarak görülmemeli. Çünkü bu iş zaten bir devlet projesi, dolayısıyla böyle oluşması işin tabiatı gereğidir. Kurulda iki asil iki yedek üye Engelli federasyonlarından olacak ve cezalarda katlamalı olduğu için caydırıcılığı var. Ancak herşey bugünden yarına da düzelmez. Bugüne göre daha iyi olacağını düşünüyorum. Yaptırımlar çok geniş bir alanı kapsıyor. İl, ilçe, belde ve hatta köyleri de kapsadığını düşünürseniz, bu komisyonların çalışma alanları da çok geniş. Belki zamanla illerde bile birden çok komisyon kurulması gerekecek (yönt. bunu da öngörüyor). Kurum ve kuruluşların gerekli düzenlemeleri standartlara uygun hale getirmesi de bugünden yarına zor görünüyor. Ancak yeni yapılan bina, yol, araç, vs. yeni düzenlemelere göre oluşturulacak, eskilerde buna göre düzenleneceği için zaman alacağı kesin. Örneğin dolmuşların engelli rampası takdırması ya çok uyduruk (göstermelik olacak) ya da aracın değişmesi gerekecek. Nereden bakarsan bak, zor iş veselam.

Federasyonlar iller bazında komisyona iki asil iki yedek üye bildirecek. Komisyonlarda engelli federasyon temsilceleri de yer alacak. Güzel bir projeye benziyor.
 
Ümraniye,Üsküdar ve Kadıköy belediyeleri erişilebilirlik adına kaldırım yeniledi, yeni kaldırım yaptı. Ama eskisinden farkı yok hala yoldan yüksekler, mantar olmasına rağmen, bazı yerlerde eskisinden beter. Marmaray Üsküdar durağında bu rezilliği görebilirsiniz. Ümraniye belediyesini aradım yüzüme kapattılar telefonu. Boşa maddi kayıp ve zaman kaybı. 2003 den beri erteliyorlar yasayı 2018 e ertelediler, böyle devem edecek. Zihniyet ve eğitim meselesi bu. Kime söyleseniz devlet para veriyor ya engellilere cevabı alıyorsunuz. Vatandaş da normal görüyor olayı eh iktidarında işine geliyor bu. Kaldırımların manasız yenilenmesinden cebini dolduran ve doldurtan seviniyor, tek yardığı iş bu. Ümraniye belediye başkanının evinin yan sokağında durum bu. hangi idareciye anlatacaksınız? Ses duyurmanın tek çözümü büyük çaplı eylem yapmak. En azından yaptıkları işe yarar belki.
 
Üst Alt