Sayfa 1 / 2 12 SonSon
Toplam 21 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    alperstein Avatarı

    Gerçek Adı
    Alper
    Üyelik Tarihi
    05.02-2006
    Son Giriş
    18.10-2017
    Saat
    14:27
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    211
    Alınan Beğeniler
    8
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    O, rüzgar gibi aceleyle esip gitmeyi tercih etti.

    Ölüm, gideni kurtarır ve kalana acı verir. Ama...

    Hadi Çaman, her kuşağın farklı tanıdığı, ancak tiyatronun hep aynı bildiği bir kimlik. Gazeteler, bir sanatçının hayata vedasını, her zamanki alışılmış üslûplarıyla yazdılar. Matem ve hüzün dolu satırlar arasında 65 yıl, üç beş dost, bir oğul bir torun ve bir Candaş’ı vardı. Bir de üç harfli bir hastalık ismi sanki sinsice gizlemişti kendisini satırlar arasına: ALS

    Tiyatro için mücadelesinde her yolu deneyen ve sonunda geçtiği her dekorun üzerinde kulislerin tozlu kokusunu bırakan rüzgar adam, sonu ALS ile bitecek bir oyunun içinde doğaçlamaları ile yaşatıyordu kendi hayatının senaryosunu.

    Hadi Çaman'ı tanımıyorum, hiç karşılaşmadım ve ne yazık ki onu sahnede görmek şansım da olmadı. Ama onu tanıyor gibiyim. Hele son iki yılında yaşadıklarını, hissettiklerini, korkularını, kaygılarını, pişmanlıklarını, yarım kalan planları yüzünden nasıl bir üzüntü yaşadığını, çaresizliğini biliyorum. Neden ben? Neden şimdi? Neden? Sonu gelmeyen ve cevabı asla bilinemeyecek sorular sorduğunu çok iyi biliyorum. Bir kalemi bile tutamayacak kadar güçsüzleşen eline ağlayarak bakan bir yazarın neler hissettiğini, nasıl bir öfke yaşadığını çok iyi biliyorum. Onbinlerce replik söylemiş, en ince duygu nüanslarını ustaca kelimelere ses olarak yüklemiş ve seyircisine yaşatmış bir oyuncunun, dili peltekleştiğinde, bırakın replik söylemeyi, konuştuğunun bile zor anlaşılmasına neden olan bir hastalık karşısında nasıl bir çaresizlik yaşadığını çok iyi biliyorum.

    Biliyorum derken, onun, benim bildiğimden kat kat fazlasını yaşamış olabileceğini de biliyorum. Çünkü o bir sanatçıydı; sanatçıların acıları da yoğun olur. Tiyatro, insanlığın aynası ise, oyunculuk, tam da acının acı, sevincin sevinç olduğu yerdedir.

    Hiç tanımadığım, hiç karşılaşmadığım bir insan hakkında nasıl bu kadar çok şey bilebilirim?

    ALS (Amiyotrofik Lateral Skleroz), diğer adıyla Motor Nöron Hastalığı, toplumda yüzbinde iki-üç kişide görülüyor. Genellikle 50 yaşından sonra ortaya çıkan, nörodejeneratif hastalıklar grubundan nedeni bilinmeyen bir hastalık. Hareket sistemini etkileyen ve sonunda tüm vücuttaki istemli hareketlerin durmasına yol açan ölümcül bir hastalık. Solunum kaslarının da durması sonucunda ölüm gerçekleşiyor. Ortalama yaşam süresi 3-5 yıl. ALS de beyinsel, bilişsel, zeka işlevleri ve duyu sistemi sağlam kalıyor. İyi bir tıbbi bakım ve solunum cihazı desteği verilebilirse yaşam süresi ve kalitesi arttırılabiliyor. Amerika'da ünlü bir baseball oyuncusu olan Lou Gehrig adı ile anılıyor. Ingiltere'de ise Motor Nöron Hastalığı olarak biliniyor. Ünlü Ingiliz astrofizikçisi Stephen Hawking, 43 yıldır bu hastalıkla birlikte yaşıyor. Hawking aynı zamanda en uzun yaşayanlar listesinde en başta yer alıyor. Tarihte ALS hastası olduğunu bildiğimiz birçok ünlü var. Mao Zedung, David Nieven, Charles Mingus, Lou Gehrig bunlardan bazıları. Ülkemizde, Sedat Balkanlı hastalığı olarak biliniyor. Suna Kıraç, Ismail Gökçek, Yıldıray Çınar, ALS hastalığı ile mücadele eden tanıdık isimler.

    Peki tüm bunları neden yazıyorum?

    19 yıldır ALS hastalığı ile mücadele eden bir hasta ve aynı zamanda bir hekim olarak, ALS hastalığı ve hastaları hakkında çok şey öğrendim. Bugüne dek öğrendiklerim, hem kendi deneyimlerim hem de aynı hastalığı yaşayanlarla kurduğumuz iletişim sonucunda elde ettiklerimden ibaret. Kuşkusuz hastalık konusunda yazılmış onlarca kitap ve her yıl yayınlanan yüzlerce makale de var bu bilgilerin temelinde.

    19 yıllık bir ALS hastasıyım ve solunum cihazına bağlı olarak yaşıyorum. Yatağa, tekerlekli sandalyeye ve başkalarının bakımına tam olarak bağımlıyım. Bu yazıyı özel bir bilgisayar programı yardımı ile yazıyorum.

    Yine bir ALS hastası ve bir hekim olarak Türkiye’de ALS hastalığının günümüzdeki durumuna bugüne dek edindiğim bilgiler ışığında baktığımda, şunları düşünmeden yapamıyorum:

    Dünyada ALS hastalığı, Dünya sağlık örgütü (WHO) tarafından öksüz hastalıklar (orphan disease) grubundan (1/10000 den daha seyrek görülen hastalıklar) kabul ediliyor. Ülkemizde ise bu hastalıkla ilgili ciddi bir istatistik bile henüz yok.

    ALS hastalarının Nöroloji bilimdalı tarafından tetkik ve tedavi edileceği belirlenmiş olsa da pratikte durum böyle değil. Çünkü aslında bir nörolojik hastalık olan ALS, hastalığının ilerleyen aşamalarında, kulak burun boğaz, göğüs hastalıkları, genel cerrahi, anestezi, fizik tedavi – rehabilitasyon bilim dallarını da ilgilendiren ciddi problemler görülüyor. Hasta genellikle ortada kalıyor.

    Hastanelerde yoğun bakım koşullarında bakılması gerekiyor ancak yatak kısıtlılığı nedeniyle evlerine gönderilen hastaların yakınları, evde aynı koşulları oluşturamıyor. En önemli ölüm nedenlerinden biri, bilinçsiz hasta bakımı.

    Sağlık sistemimizde evde bakım konusu henüz açıklığa kavuşmuş değil. Bu nedenle hastalar herhangi bir tıbbi bilgisi olmayan bakıcıların elinde kalıyor. Bu hizmetin karşılığı kişisel pazarlıkla belirleniyor.

    Sosyal güvenlik kurumu tarafından karşılanmayan, kağıt üzerinde ödemesi yapılacağı görünen ama uygulamaya dönüşemeyen veya çok geç hastaya ulaşan yaşamsal tıbbi cihazların eksikliği nedeniyle hastalar yaşamlarını kaybediyor.

    Tüm hareketlerini kaybetmiş, solunum cihazına bağlı yaşayan hastaların hastaneden tıbbi bakım, fizik tedavi, psikolojik destek gibi hizmetleri alması imkansız. Çünkü bu durumdaki hastaların hastaneye taşınması neredeyse olanaksız.

    ALS hastalarının beyinsel, bilişsel, zeka işlevleri ve duyu sistemi normal olduğu için hastalar içinde bulundukları koşulları, iletişimsizliğin verdiği çaresizliği, başkasına ve yatağa bağımlı olmanın fiziksel ve ruhsal travmasını son ana kadar yaşıyorlar. Bu nedenle solunum kaslarının tutulumu döneneminde trakeotomi denilen işlemi ve solunum cihazı desteğini reddederek bir çeşit ötenazi seçimi yapıyorlar. Ülkemizde resmi olarak ötenazi uygulaması yok.

    ALS hastalarının kişisel profillerinin benzerlik gösterdiğini biliyorum. ALS hastalığı, duygusal, zeki, kırılgan, başarılı, mükemmeliyetçi ve mesleklerinde başarılı insanlarda görülüyor. İşte tüm bu nedenlerden dolayı Hadi Çaman ustayı tanıyorum.
    Biliyorum ki o, pasif ötenazi yolunu seçti.
    Biliyorum ki o, yaşatılabilirdi.
    Biliyorum ki o, sadece tek parmağı ile kendi oyununun son perdesini farklı bir son ile kapatabilirdi.
    Olmadı... Senaryosunu kendi yazamadığı bu oyuna yüreği dayanmadı.
    Dostları ona rüzgar adam diyorlardı. O da, rüzgar gibi aceleyle esip gitmeyi tercih etti.

    Dr Alper Kaya
    24 Eylül 2008

  2. #2
    Üye
    violatri Avatarı

    Üyelik Tarihi
    19.06-2007
    Son Giriş
    28.06-2010
    Saat
    10:51
    Yaşadığı Yer
    türkiye
    Mesaj
    82
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    doktor bey,gerçekten çok üzücü ama hangisi diyeceksiniz?

    bir tiyatrocunun ölümü(haberim yoktu,burda sizden duydum)
    bu hastalık (hiç duymamıştım)
    ülkemizde bu hastlık hakkında araştırma,istatistik yapılmaması,hastanede ve evde bakım konusunda düzenleme olmaması,"yetim" muamelesinin görülmesi(!)
    ülkemizde bilinen yaygın hastalıklara kaç kişinin yakalandığı,bu insanların hangi koşulda yaşadıgı konusunun düşünülmemesinin ve "sakat maaşını veriyoruz ya.." gibi bir cevabın verilebileceği ihtimalinin olması
    özürlü olmak,engelli,sakat olmak gibi cümlelerin artık açılması gerektiği ve kanunların en başta tedavisi yapılamayan hastalıgı olan insanları düşünmesi gerektiğinin sessiz isyanı....
    yatalak,genetik hastalıgı olan ve bakıma muhtaç hastalara (sigortası olsun olmasın,mesleği olsun olmasın)çok farklı bir aylık bağlanması gerektiğinin anlaşılamaması,
    bu durumların insanların aklına ancak ünlü biri hasta olunca (rock hudson-AIDS gibi) gelmesi ve mecliste konu olabilecek kadar acil olan bu meselelerin sessiz çığlık olarak ancak duyulduğunun tesbiti(tarafımdan)

    yani,ne diyeyim.elimden ne gelir ve kimi kime şikayet edeyim.size geçmiş olsun diyorum.size ve bu tür hastalıgı olan herkese.hadi çaman vefat etti ama biliniyorki tiyatrocu istese de perdeyi kapatamaz,gönül işi bu.insanların gönlinde yaşar her sanatçı.
    sizi anlıyorum,yazılarımı okumuşsanız anlarsınız gerçekten anladığımı(violatri ismiyle buralardayım)

    aklı başına gelsin birilerinin diyorum,değişim için ölüm şart olmamalı.yaşarken görebilmeli, birşeylerin değiştiğini.kurban vermeden....

  3. #3
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    20:18
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.941
    Alınan Beğeniler
    956
    Verilen Beğeniler
    1.250

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yıllar önce Türkiye Sakatlar Derneği yararına düzenlenen bir oyun için gittiğim Hadi Çaman Tiyatrosu'nda görmüştüm Hadi Çaman'ı. Çok güzel insandı.. Sakatlara dair bir organizasyona evsahipliği yapmanın mutluluğunu yaşıyordu. Konuşmasında çok da duygusaldı... O zamanlar sebebini anlayamamıştım. Demek ki ALS hastası olmasının verdiği bir bilinç ve duygu haliydi. Keşke bilseydim, gidip sohbet etmek isterdim doğrusu...
    Ve, keşke kalmayı tercih etseydi. Eminim tutunacak dal da bulurdu, başkalarına tutunacak dal da verebilirdi. Uğurlar olsun...
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  4. #4
    Üye
    alperstein Avatarı

    Gerçek Adı
    Alper
    Üyelik Tarihi
    05.02-2006
    Son Giriş
    18.10-2017
    Saat
    14:27
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    211
    Alınan Beğeniler
    8
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili Bülent,

    Bu yüzden ulaşabileceğimiz herkese ulaşmalıyız. Denize tekrar atılan denizyıldızları misali...
    Bu yüzden Engelliler.biz platformu çok önemli. Burayı bulduğum için ve yazabildiğim için mutluyum.
    Sevgilerimle
    Alper

  5. #5
    Üye
    violatri Avatarı

    Üyelik Tarihi
    19.06-2007
    Son Giriş
    28.06-2010
    Saat
    10:51
    Yaşadığı Yer
    türkiye
    Mesaj
    82
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ve, keşke kalmayı tercih etseydi. Eminim tutunacak dal da bulurdu, başkalarına tutunacak dal da verebilirdi. "

    oturan boğanın bu cümlesini anlamadım.kalmayı tercih etmek? ne demek bu,yoksa.....???????????

  6. #6
    Üye
    sdy Avatarı

    Gerçek Adı
    Saadet
    Üyelik Tarihi
    10.06-2008
    Son Giriş
    15.05-2014
    Saat
    02:09
    Yaşadığı Yer
    Istanbul
    Mesaj
    181
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili Ustam,
    Biliyorum ki o, pasif ötenazi yolunu seçti.
    Biliyorum ki o, yaşatılabilirdi.
    Biliyorum ki o, sadece tek parmağı ile kendi oyununun son perdesini farklı bir son ile kapatabilirdi.
    Olmadı... Senaryosunu kendi yazamadığı bu oyuna yüreği dayanmadı

    Sevgili Oturan Boğa,
    keşke kalmayı tercih etseydi. Eminim tutunacak dal da bulurdu, başkalarına tutunacak dal da verebilirdi.

    Demişler.

    Bu sözlerin üzerine başka ne denebilir ki... Nur içinde yatsın.

    Tutunacak dalı olmak da, tutunacak dal verebileceğini hissetmek de insanı hayata bağlıyor. Ben bu site sayesinde Usta'mı ve bir sürü güzel insanı tanıdım, her şartta yapılabilecek birşeyler olduğunu daha fazla hissettim.

  7. #7
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bana yakışıcak mı bu sözler çok tarttım..Çok düşündüm..Ama söylemezsem kendime saygımı yitireceğimi bildiğimden söylemek
    zorundayım..Defalarca anlatmaya çalıştım aslında gizli kapaklı; Hayata tutanacağım diye insanın kendisini aşağılaması
    gerekmediğine inandım ben hep..İlla yaşama isteği, ne olursa olsun yaşamalıyım düşüncesi, bazen insanın kendini inkara
    kadar varabilir..Kendini inkar varsa sonuçta, tüm değerlerini insan ''bi yaşam uğruna satarsa'' sorarım size neyi
    yaşayacak kalam ömründe..Sevdiğim Can Baba derki Deniz'imin ardından;''Acıyorsam sana çocuk, anam avradım olsun''..

    Güle güle Hadi abi..Bi ışıktın, hepimiz gibi..Kendi düğmeni kendin kapattın..Bize düşen önünde saygıyla eğilmek..

  8. #8
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    20:18
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.941
    Alınan Beğeniler
    956
    Verilen Beğeniler
    1.250

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hayatına son vermek kararı çok kişiseldir. Ve giden için "kolaydır" ama kalan için çok zordur.. Hüzünlü bir "keşke kalsaydı" sözü dökülebiliyor insanın dudaklarından, o kadar...
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  9. #9
    Üye
    violatri Avatarı

    Üyelik Tarihi
    19.06-2007
    Son Giriş
    28.06-2010
    Saat
    10:51
    Yaşadığı Yer
    türkiye
    Mesaj
    82
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    arkadaşlar siz nereden biliyorsunuz hadi çamanın kendi eliyle fişini çektiğini yada sizin tabirinizle,düğmeye bastıgını?yani nerden ne duydunuz,gazete,internet solunum yetmezliği filan yazdı.tamam her zaman ayrıntılar yazılmaz,gercekler kapatılır ama inanın merak etiim:

    sadece tahmin ediyorsanız,tahmin oldugunu belirtin.herhalde bunu ancak başında duran bilir,başında biri durduysa....

    pasif ötenazi,ötenazi? bunu kanıtlamanız gerekir zira kendisi artık yok,hoş değil emin değilseniz byle konusmak...

    bence o durumda olsak biz ne yaparız bilmem,uzaktan konusurum.kolaydır."ingiliz hasta" filmini izlerken de bunu düşünmüştüm eskiden.çok zor,kimseye vermesin desemde veriliyor....

  10. #10
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    "Ne olursa olsun yaşamalıyım" isteği, tüm değerlerimizi satmamızı gerektirmiyor kuyucak. Hayata tutunma isteği değil; kurtulma, çekip gitme, son verme isteği olmasın bizi aşağılayan?
    Bana sorarsanız, insan yaşama isteğini yitirdiğinde, bitsin artık dediğinde inkar etmiş olur kendisini ve doğasını. Ne olursa olsun, her şeye rağmen, verilmiş yaşam hakkını onurluca, dibine kadar kullanmak düşer bedenlerimize. Aksi, doğamıza aykırı değil midir zaten? O yüzden şaşırmaz mıyız, acımaz mıyız tutundukları tüm dalları kendi kendilerine kesenlere?
    Ve Violatri, "pasif ötenazi", Hadi Çaman'ın kendi eliyle fişini çekmesi anlamına gelmiyor. Biraz daha irdeleyin bu sözcüklerle anlatılmak isteneni

  11. #11
    Üye
    violatri Avatarı

    Üyelik Tarihi
    19.06-2007
    Son Giriş
    28.06-2010
    Saat
    10:51
    Yaşadığı Yer
    türkiye
    Mesaj
    82
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    irdelemeyi bırakın simdi.ben cok basit bir soru sordum.adam vakti gelmiş ölmüş diyelim,yani pasif ötenazi,biliyorum ne demek istiyorsunuz ama ne yapıyoruz?

    ölen birinin yaşadıgı acılar hakkında konusuyoruz,felsefe yapacağız nerdeyse.
    kendi eliyle dediler.ne anlayayım bundan,basit açıklanmalı.
    tedavi oldu ve öldü.baska?saklamadı,bilenler çok.hastaneye de gitti.iyi de olmak istiyordu.

    her insan doğar yaşar ve ölür,acılarını anlayamayız o son anı ancak yaşamak lazım.
    neyse ya,ben yaşayanlara bakayım.
    ölenleri allaha bıraktım.

  12. #12
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili Violatri,
    “Söylem Çözümlemesi” konusunda eğitim görmüş ve hatta lisans üstü uzman diplomasına sahip bir dilbilimciyim. Bu başlığı açan sayın alperstein’in yazdıklarına bir bakın, bir de konuyu sizin algılayışınıza ve getirdiğiniz noktaya bakın. alperstein’in yazdıklarından benim anladığım şey: “sağlık ve sosyal güvenlik sistemimizin içler acısı halini irdelemek” olarak özetlenebilir. Doğru anladığıma da hiç şüphem yok. O yazıda Hadi Çaman’ın intihar edip etmediği, ötenazi isteyip istemediği, kendi fişini çekip çekmediği sorgulanmıyor ki. Onu zamansız ölüme sürükleyen sistem eleştiriliyor. “Pasif ötenazi” ile anlatılmak isteneni irdelemenizi önerdiğimde niye saldırganlaştığınızı anlayamadım doğrusu.

  13. #13
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Engelli kişilikleri diye açtığım bi başlığa şunları yazmıştım;

    12- O bir VAZGEÇMİŞ, Engelli.. Dünyadaki her tür hakkından vazgeçmiştir… Tüm alacaklarından, oluşan ve
    oluşacak tüm haklarından feragat etmiştir… Tüm borçlarını ödemiştir…O kendini yok sayar, insanlarında
    onu görmesinden rahatsız olur… İnsanların onu rahatsız etmemesi için, hiçbir şeye sahip olmak istemez.
    O kendinden vazgeçmiş, huzuru, rahatı, kendini yok saydırmakta bulmuştur. O içinde bulunduğu derinlikten
    çıkarılmaya karşı müthiş dirençlidirler… Bu zorla tutunmaya, illa yaşamak duyusuna, iğrenç bir olay gibi
    bakarlar… Ölmesi gereken ölmelidir… Yaşaması gerekende iyi yaşamalı. Kendi elleri ile bir sona hazır
    olmadıklarından katlanırlar yaşama. Hele bir de felsefi derinlik varsa, mutlu oldukları bile söylenebilir…
    Aç gözlülüğe bir isyandır… Yada vermenin, gerekirse bir hırka bir lokmaya düşecek kadar vermenin doruğudur…
    Bak ben bunlara laf etmem, ettirmem de arkadaş.

    Tıp insanlığa yararlımı zararlımıdır diye açtığım başlığa ise şunu yazmıştım;

    Hey gidi Kara kanser hey...Kara topraklara giresin emi..Seni padişah yapan, insanı onursuz yaşama
    el öptüren, olmayacak duaya amin dedirten, en yakınındaki insana ''ölsede kurtulsa'' diyecek
    kadar insanı acıtan, çağdaş büyücüler varken, çok gözyaşı dökeriz biz yeğenlere sarılıp..

    İnsanın bazen çıldırası gelen kesişmeleri vardır..Çağımızın ak büyücülerine yalvarırken biz, rahat
    bırak artık onu diye..Bırak ''rahatça'' ölebilsin diye el pençe divan dururken biz, o ak büyücü de
    çağdaş mabetini yapmaya çalışıyordu..O bilmiyordu fakat ortağı benim çocukluk arkadaşımdı..Bana da
    haber verdiler ''sende gel, kapıda bilet kes'' diye ..

    Gittim geldim epey yerlere..Bunlar ne olmuş biliyormusunuz a dostlar? Avcı bunlar,avcı..İnsan avcısı..
    kurmuşlar kapanı..Düştün mü o kapana, ölmek bile kurtuluş..

    Sevgili empatizan çok önceleri yazmıştım bunları..Bazen müdahale ediyormuş gibi yapmak, doğal olanı
    yoldan çevirmeye çalışmak, dibine kadar gelinmiş yaşamı zorlamak olmuyormu? Burada bi seçenek bırakılmalı
    bence insanlara..Yaşamak isteyenin ellerinden öpmek, saçlarını okşamak, ve lazım olan her tür maddi
    desteği vermek insanlık onuru sayılmalıdır..Ve yaşamın karşı tarafına geçmek isteyenlere de aynı saygıyı
    duymalı, ellerinden öpmeli, saçlarını okşamalı ve güle güle diyebilmeliyiz..Geride kalanların onu
    özlemek adına, kendi bencillikleri ve Tıb'cıların para kazanma hırsına kurban edilmemeli bu soylu
    düşünceler..

  14. #14
    Üye
    necati bacak Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.06-2008
    Son Giriş
    15.10-2017
    Saat
    12:06
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL
    Mesaj
    126
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tabiatta tüm canlılar gibi insanlarda bunun bir benzeri ama insandaki
    varlığın tüm kıymetlı varlıkların mevcut olduğu için değerlerinden ayrılmak
    çok zor olduğu için ölüm yorumları tabiki istenenden daha çok oluyor
    acılar duygular çok ağır bastığından helede insanların üzerinde sevgi bırak
    mışsa bunları unutmak tabiki çok zor ama olan bir gerçekvarki ölüm
    gelmişse kurtuluşu yoktur ölmeyen kim dediğimgibi kabüllenmek zor
    tarihler ölümle dolu ecel şerbetini herkes içecek tabi zamansız olunca
    üzücü olanağı çok oluyor bizler sadece bıraktıklarıyla tatmin olmak zorundayız ben derimki ruhu şadolsun durağıda cennet olsun allah rahmet
    etsin

  15. #15
    Kalem
    Misafir Üye
    Kalem Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    ruhu şad olsun...
    bir tiyatrocu olarak hikayesini tamamlamış anlaşılan.
    insandan yana bir türküyle veda etmiş hayata.
    sessiz mekanlarda anılmaya mahkum bir çığlıktan haberdar ederek...
    als hastalığından tüm ülkeyi haberdar ederek.

    artık insan bu çığlıktan "haberim olmadı" diyemeyecek.
    öksüz bir hastalık olduğunu bilenler bu hastalığa ve hastalara uvey evlat muamelesi yapıldıgını da bilecekler.
    ilgili birim ve şahıslar da utançlarıyla baş başa kalacaklar.(sürekli hatırlatılacak bu utanç onlara)

    aslında ülkemizde saglık koşullarının elverişsizliği nedeniyle oyle sessizce gidişler oluyor ki...ölümü tercih etmekten başka şans verilmiyor kimseye oyle durumlarda...insan umudu, yuruyuşu, çabayı an geliyor bırakıyor. devletin istegiyle hem de! devlet ona sadece pasif otenaziyi oneriyor çünkü yaptıklarıyla.
    devlet, bazı evlatlarına gitmeyi bile gereksiz buluyor. nasılsa üvey!

    çığlık işitilmiyor bile! duymuyor devlet, duymuyor bütün kurumlarıyla!
    ama hadi çaman bir çığlığı duyurdu bile!

    bazen gitmek gerekir böyle!
    sessiz mekanlarda işitilemeyen bir çığlığı duyurmak için...

    ölüm bile bazen bir insanın hikayesine dahil olur boyle!
    duyar ve dile gelir!
    ölüm bile bu çığlığı duyar da "koşa koşa" gelir...
    utanır!
    ve son sahnede görev alır!




Sayfa 1 / 2 12 SonSon