Toplam 9 mesajın 1-9 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    şems-i nur Avatarı

    Gerçek Adı
    NURDAN
    Üyelik Tarihi
    02.02-2011
    Son Giriş
    10.07-2017
    Saat
    07:14
    Yaşadığı Yer
    ANKARA
    Mesaj
    113
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    3

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    arkadaşlar biz engellilerin hayata tutunmasını,sosyalleşmesini,amaçlarına ulaşmasını,hatta mutlu ve huzurlu olmalarını engelleyen sebepler yokmu sizce?sadece engelimizmi bize engel olan,yoksa başka sebeplerde varmı?peki nedir bu sebepler?şahsi-ailevi,maddi-manevi,çevresel-sosyal....hadi gelin bu gerçek engelleri tesbit edip,nedenlerini,niçinlerini ve çözüm yollarını konuşalım.şimdiden teşekkür ederim hepinize

  2. #2
    Üye
    mehmet_46 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    02.02-2008
    Son Giriş
    Saat
    Mesaj
    14
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    FERHAT KENTELİN ŞU YAZISI BİZE IŞIK TUTABİLİR BU KONUDA
    Bundan bir kaç sene öncesinde Kültürel İncelemeler alanında yüksek lisans programına başlayan Soner Çobanı tanıyıncaya kadar sakatlıkla ilgi düzeyim içinde yaşadığım toplumun ortalamasının ilgisinden çok farklı değildi; yani esas olarak farkında olmak ama çok da fazla üzerine düşünmemek düzeyinde bir ilgiydi bu. Belki acıma duygumu kontrol etmeyi ve rasyonel bir bilgiyle, modern Batı dünyasında kamusal alanlarda, eğitimde, sokaklarda, ulaşımda sağlanan kolaylıklarda olduğu gibi, Türkiye de de sakatlar için devletin gerekli düzenlemeleri yapması gerektiğini öğrenmiştim en çok.

    Ancak Sonei tanıdıktan sonra işler değişti.

    Soner kör bir genç ve geçtiğimiz günlerde Söylemsizlikten Kimliklerarası Yeni Bir Söyleme - Türkiye nin Görünmez Ötekisi Körler başlıklı yüksek lisans tezini bitirdi. Ve ben tez süreci boyunca Soner le yaptığımız muhabbet ve tartışmalar sayesinde dilimizin farkına varabildiklerimizin ötesinde ne kadar çok ezberlerle dolu olduğunu, normal kabul ettiğimiz durumların ne kadar çok anormallikler içerdiğini, sakatlığın sadece sakatlarla ilgili bir şey olmadığını, tam tersine hayatımızı, toplumu yeni baştan düşünmeye zorlayan bir tecrübeler yığını olduğunu öğrendim.

    Sakatlığın toplum tarafından nasıl algılandığı üzerine kafa yorduğunuz zaman, içinde bulunduğunuz toplumda ya da daha genel olarak modern toplumlarda iktidar ilişkileri ya da düzeni yeniden üreten zihniyetler üzerine dolaysız düşünmek zorundasınız. Ve bu düşünce güzergahında yürürken -gözünüzün açılmasıyla- sadece başkalarında değil, kendinizde de rahatsızlık verecek, ancak son tahlilde beraberinde bir tür arınmayı sağlayacak bir hesaplaşma kaçınılmaz görünüyor.

    Her şeyden önce, mesela körlük özelinde, belki esas olarak modernliğin mükemmelleştirdiği, ancak çok daha eskiye dayanan insanlık tarihinde görmek üzerine kurulu olan bütün dil unsurlarını ve karanlık çağlardan çıkmak gibi forların, Aydınlanma felsefesi gibi dünyayı algılama ve yorumlama yollarının, insanın biyolojik bir işlevinin iktidarlar tarafından, başka insanları, başka tarihsellikleri, başka kültürleri ötekileştirmek, gayri meşru kılmak için nasıl sembolik bir önem kazandığı, nasıl özselleştiği ve mutlaklaştığı üzerine düşünmek bile önemli bir kapıyı aralıyor. Yani aslında görmek üzerine düşünmek, her şeyi görebilme yeteneğine sahip olduğunu iddia eden iktidar ve güç sahiplerinin kendi görme biçimlerini dayattığını ve o grubun bilgisini ve çıkarlarını bizimmiş gibi benimsettiğini, bir parça da olsa, anlamayı mümkün kılıyor.

    Öte yandan, sakatlık rahatsızlık veren, yüzleşmeye cesaret edemediğimiz bir durum. Bu yüzden kelimenin kendisinden bile korkuyoruz. Kadın yerine bayan derken yaptığımız gibi, sakatı aşağıladığımız için yerine özürlü, engelli gibi kelimeler kullanarak, siyaseten doğrucu, hassasmış gibi davranmaya çalışıyoruz. Neden bir körün görmeme özelliğinin özürlülük sebebi olarak kabul edildiğini düşünmüyoruz bile.

    Sadece futbolcular sakatlandığı zaman kelimeyi iç rahatlığıyla kullanıyoruz. Nasıl olsa, onlarınki “geçici” ve nasıl olsa damga olarak, bir ötekileştirme ya da bir stereotip olarak kalmayacağını biliyoruz.

    Sakatlık halinin utanılacak bir hal olduğunu, çünkü gürbüz insan olunması gerektiğini, sağlam kafanın sağlam vücutta bulunduğunu öğrendiğimiz için, sakatlığımızı, sakatlarımızı saklıyoruz.

    Türkiyede sayısı 9 milyonu bulan sakat var, yani nüfusun yüzde 13üne tekabül eden bir oran... Peki, sokaklarda her 10 kişi içinde en az bir tane sakat görmemiz gerekirken, kaç tane görebiliyoruz? Binlerce, milyonlarca insan arasında tek tük görüyoruz, çünkü sakatları evlerimizde saklıyoruz, ya da bizden olmadıkları için, onlar için özel olarak ayırdığımız yerlere, özelokullara, özelparklara kapatıyoruz. Saklıyoruz kapatıyoruz; içimizdeki şefkat, özen gibi hislerimizin arkasına saklayarak... Çünkü biliyoruz ki, onları sokaklarda reddeden bir sağlamlık ideolojisi hakim.

    Sakat bir insanı, onları dikkate almadan tasavvur edilmiş sokaklarda, toplu taşıma araçlarında gördüğümüz zaman acımayla karışık bir rahatsızlık (evinde otursa ya!) duyuyoruz. Ne yapacağımızı bilemiyoruz; onlarla normal değiliz; çünkü onların anormal bir durum olduğu beynimize, bedenimize işlemiş bir kalıp...

    Buraya kadar anlatılanlar doğrudan sakatlar hakkındaki algımızla ilgili; ancak sakatlık meselesi sadece sakatları ve toplumun sakatlara bakışını ilgilendiren bir mesele değil ve sakatlığı düşünmek aslında genel olarak kimlik meselesini doğrudan düşünmemizi sağlayan bir mesele...

    Çünkü sakatlar ne kadar anormalse sakat olmayanlar da o kadar anormaldir... Sakat olmayanlar ne kadar normalse, sakatlar da o kadar normaldir...

  3. #3
    Üye
    şems-i nur Avatarı

    Gerçek Adı
    NURDAN
    Üyelik Tarihi
    02.02-2011
    Son Giriş
    10.07-2017
    Saat
    07:14
    Yaşadığı Yer
    ANKARA
    Mesaj
    113
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    3

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    teşekkürler bilgilendirici oaylaşımınız için mehmet 46...
    bende konuyu açan olarak fikrimi söylemek isterim şöyleki;engellinin önündeki ilk engel bence ailesi!engelli bir evlada sahip olmayı içine sindiremeyen aile en başta koyuyor zaten ilk engelleri!sokağa çıkmasın,etrafta gözönünde olmasın vs vs..niye peki?falanın oğlu-kızı sakat derler ya!sırf kendi gururları yüzünden evlatlarının hayatlarına en büyük darbeyi vuruyor bence bu tutum içindeki aileler(evlatlarına sosyal bir birey olma yolunu açan,tamamen destekçi ailelerde fazlaca var,genelleme yapamam asla)..daha bebek denen yaşlarda bu aile engeliyle karşılaşan birey tabiki kolay kolay sosyalleşemiyor,kendini geliştiremiyor!bu yüzden engellilerde zaten dertleri başlarından aşkın olunca;haliyle ciddi sorunlar büyüyerek devam ediyor..temel eğitimin ailede başladığını düşünenlerdenim..aile kurumu bilinçli olursa,engel ve engellilerin sorunları bence daha kolay aşılacak...

  4. #4
    Üye
    mehmet_46 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    02.02-2008
    Son Giriş
    Saat
    Mesaj
    14
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ben de sizlere katılıyorum.bu iş ilk önce ailede başlar.sakat çocuğu olan bir ailenin o çocuğu kendine özgüveni olan,sosyalleşmiş,birey olabilmiş,kendi kararlarını kendisi alabilen bir yetişkin olarak topluma kazandırabilmesi için ekstradan bilinçli,eğitimli olması,ekstradan çaba göstermesi gerekir.ancak bizim toplumumuz sakatlığı bilinçaltında bir ayıp,kusur olarak gördüğü için o ayıbın saklanması,o ayıbı kimsenin görmemesi,o ayıbı kimsenin sormaması gerekiyor.bu yüzden ayıplarımızı saklama ihtiyacı hissediyoruz.veli kardeşimin de söylediği gibi insanlar sakat olan birini gördüklerinde "ufo görmüş masum köylü" gibi bakıyorlar maalesef.

  5. #5
    Üye
    murat78 Avatarı

    Gerçek Adı
    murat
    Üyelik Tarihi
    22.10-2010
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    19:39
    Yaşadığı Yer
    Karabük
    Mesaj
    13
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Merhaba Nurdan Kardeşim.
    Biz Engellilerin Hayata tutunmamızı,sosyal hayata katılmamızı öncelikle bizlerin istemesi,Engelimizi kabul edip kendimizle barışık olmamızla başlıyor.Ben otuz yıldır omurlik felçli olarak yaşadım.yirmi sene toplumun içinde oldum.önceleri çok zor geliyordu insanların bakışlarından rahatsız oluyordum.zamanla iletişim kurdukca bunları aştım.
    istedikten sonra şartlarımızda uygun olursa bizlerinde birçok işi başarabilecegimizi biliyorum. Son yıllarda engellilerin sosyal hayatada katıldıklarını birçok kişinin çok başarılı oldugunu sevinerek izliyorum.Toplum bizi yavaşda olsa kabul etmek zorunda yeterki biz kendimize güvenelim imkanlarımızı sonuna kadar zorlayalım."Hak verilmez alınır''ata sözünde oldugu gibi bizlerde bu sosyal paylaşım sitesindeki arkadaşlar olarak çevremizdeki engellilere ulaşarak buradaki bilgileride paylaşabiliriz.Herkişye Geçmiş olsun Allah yardımcınız olsun.

    İyi Geceler.

  6. #6
    Üye
    faruk34 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    25.07-2008
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    15:58
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    3.551
    Alınan Beğeniler
    22
    Verilen Beğeniler
    3

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    1,Aile:Engelli bireyi en iyi ailesi tanır ve ona her anlamda destek olmaya çalışır.bizde malesef yapamazsın edemezsin anlayışı var.
    2.Devlet:Engelli bireyi sigortalaması,çalışamıyorsa bakım maaşı verilmeli , rehabilitasyon, iş bulması lazım bu iş ağır olmamalı tamamiyle engelliye uygun olmalı.
    3,Mimari engeller:İnşa edilen konutlar, devlet daireleri, okul, hastane vb. asansörlü olmalı ve bina girişleri rampa veya engellinin girebileceği şekilde düz olmalı.

  7. #7
    Üye
    şems-i nur Avatarı

    Gerçek Adı
    NURDAN
    Üyelik Tarihi
    02.02-2011
    Son Giriş
    10.07-2017
    Saat
    07:14
    Yaşadığı Yer
    ANKARA
    Mesaj
    113
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    3

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    murat abi bu nebüyük bir şereftir;forum konusuna yorumunuzla yön verdiniz...öncelikle teşekkür ederim abim
    siz en zoru yaşayanlardansınız murat abi,hal böyle olunca sizin yorumun üstündede yorum yapmak haddim değil!engelli önce kendini aşmalı haklısın ama,ona destek olacak,onu şevklendirecek,sen yapabilirsin diyecek birileri olmalı bence hayatında.yoksa zaten derdi başından aşkın,tek başına omuzlamak zor bu imtihanı değilmi?
    tekrar yürekten teşekkür ederim,yıllardır yorum yapmama geleneğinizi benim konuma yorum yaparak bozduğunuz için..siz sitenin ağabeyisiniz,yorumlarınız değerli bu yüzden..

  8. #8
    Üye
    murat78 Avatarı

    Gerçek Adı
    murat
    Üyelik Tarihi
    22.10-2010
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    19:39
    Yaşadığı Yer
    Karabük
    Mesaj
    13
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Nurdan Kardeşim. Bende sana teşekkür ederim.Beni yazmaya teşvik ettiğin için.
    Engelli olarak sürdürülebilecek bir hayatı kolaylaştırmak yada zorlaştırmak için
    Kendimiz Ailemiz ve toplumun bizlere bakışı önemli.
    Toplum un Engelliye bakış açısı incitici ve yıpratıcı önyargılı bunu değiştirmek
    için iyi yönde gelişmeler olsada yıllarca insanların biliçaltına yerleşmiş düşünceleri
    biranda değiştirmeside zor.Biz engelliler olarak öncelikle bunu aşmak için ailemizin
    desteği ile toplumdaki yerimizi alabiliriz.Bizler için zor olmasına rağmen toplumun
    içinde var olarak bize karşı olan düşüncelerini değiştirebileceğimize inanıyorum.Saglam
    birine gösterilen saygı ve ilgiyi engelli birine gösterseler Engelli insanların normal
    kişilerden hiçbir farkının olmadıgını görebileceklerdir.

  9. #9
    Üye
    Şampiyon Avatarı

    Üyelik Tarihi
    10.06-2009
    Son Giriş
    27.07-2011
    Saat
    20:35
    Mesaj
    95
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Sadece başlıktan yola çıkarak;
    Çözüm üretmek isteyen,proje sunan her insana,kuruma,partiye,sivil toplum kuruluşuna vb. ön yargı ile yanaşarak, başta siyasi duruşu olmak üzere dünya görüşü üzerinden değerlendirme yaparak karşı duran engelli arkadaşlarımız önümüzdeki en büyük engeldir kanımca.