Sayfa 2 / 3 İlkİlk 123 SonSon
Toplam 41 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:36
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    59
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Bir yerlerde bir adaletsizlik var ama nerede anlayamadım:?: ...Neden daha fazla emek harcayan biz oluyoruz,neden güçlü olmak zorundayız,neden mutluluk bizden bu kadar uzak .... :!: :?: :roll:

  2. #17
    Üye
    Yavuz Avatarı

    Üyelik Tarihi
    12.09-2004
    Son Giriş
    02.06-2010
    Saat
    22:50
    Yaşadığı Yer
    Bursa
    Mesaj
    116
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    şöyle desek nasıl olur engelli olsun yada olmasın; herkes kendi derdini dert edinir ve beni çok üzen bir olay sana öemsiz gelebilir....

  3. #18
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    MUTLULUĞA BİLİMSEL BİR BAKIŞ
    Mutlu olanlar öne çıksın

    Kritik bir kavram mutluluk. 'Haz' ve 'eğlence' ile birlikte mutluluk üzerine inşa edilmiş dev bir ideolojik yapı var.

    Türkiye'de bunun en güzel yansıması televole kültürü. Bu kültür eğlenmeyi neredeyse şart koşuyor. Bara, kulübe, lokantaya gideceksin.... Güleceksin, zıplayacaksın, dans edeceksin, içki içeceksin, seks yapacaksın ve böylece mutlu olacaksın.

    Bir başka mutluluk kaynağı olarak da tüketim gösteriliyor. Market arabasını tıka basa dolduracaksın, her yıl televizyonunu ve otomobilini yenileyeceksin, mutlaka bir yazlık daha satın alacaksın... Tansu Çiller orta sınıfa ilişkin bu mutluluk arayışını 'İki Anahtar' sloganıyla formüle etmişti.

    Bir de özellikle kentli genç kadınların çevresinde oluşan 'aşık olarak' mutluluğa ulaşma çabası göze çarpıyor. Bu formül "aşıksan mutlusun" şeklinde. Ne o? Aşık değil misin? O halde mutsuzsun.

    Peki bütün olay bu mu?

    Yani çok eğlenirsek... Ya da bol bol alışveriş yaparsak... Ya da aşık olursak... Gerçekten mutlu olacak mıyız?

    Bana sorarsanız olamayız....

    Ama benim ne dediğimden ziyade bu konuda kafa yoran bilim adamlarının dedikleri önemli.

    Beyhude bir arayış
    New York Times gazetesinin Pazar dergisinde geçen hafta çıkan ilginç bir haber vardı. Başlığı 'Beyhude Mutluluk Arayışı'. Bazı Amerikalı bilim adamları mutluluğu araştırıyor. Tabii pragmatik Amerikan kültürüne uygun olarak yapıyorlar bunu Mutluluğun (ve elbette onun karşıt kavramı olan mutsuzluğun) felsefesiyle değil, sokaktaki insanın mutluluk beklentisiyle ilgileniyorlar.

    Bu bilim adamlarından biri de Harvard Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden Daniel Gilbert. Özetle şöyle diyor Gilbert "Ne evinize yeni bir mutfak aldığınızda sandığınız kadar mutlu olursunuz... Ne de çok yakın bir akrabanızı kaybettiğinizde korktuğunuz kadar perişan olursunuz."

    Hani rasyoneldik?
    Aslına bakılırsa Daniel Gilbert bu alanda tek değil. Geleceğe ilişkin duygusal beklentilerimizle, bunlar gerçekleştiğinde meydana gelen duygularımız arasındaki uçurumu araştıran başka bilim adamları da var.

    Örneğin Princeton Üniversitesi'nden, Türkiye'de de konferans veren, Nobel Ekonomi Ödülü sahibi psikolog Daniel Kahneman bunlardan biri. Diğeri Virginia Üniversitesi'nden psikolog Tim Wilson. Bir başkası Carniegie-Mellon'dan ekonomist George Loewenstein.

    Bu kişilerin mutluluğu mercek altına almaları boşuna değil. Çünkü klasik kuramlara göre her insan rasyonel tercihler yaparak şartlarını iyiye götürmeye çalışır. Buna göre her bireyin amacı daha fazla para kazanmak... Daha iyi yaşamak... Daha fazla güç sahibi olmaktır. Niye? Çünkü böylece mutluluğu yakalayacaktır.

    İşte Daniel Gilbert hem laboratuvar ortamında, hem de gerçek yaşamda bu ön kabulü sorguluyor. Sonuç Beklentilerimiz gerçekleştiğinde ne sandığımız kadar çok ve uzun süreli mutlu oluyoruz... Ne de korktuğumuz kadar mutsuz...

    BMW mi, Porsche mi?
    Sadece Gilbert değil, sözünü ettiğimiz diğer bilim adamları da aynı soruları ortaya atıyor "Yoksa" diyorlar, "Bizi gerçekten neyin mutlu edeceğini bilmiyor muyuz?" Yani yoksa insanoğlu ne istediğinin farkında değil mi?

    Öyle ya... Madem akıllı, mantıklı, zeki, rasyonel yaratıklarız... O halde klasik kuramların iddia ettiği gibi refahımızı, mutluluğumuzu ve aldığımız hazzı hep daha yükseğe çıkarabilmeliyiz.

    Halbuki öyle olmuyor.

    "Bir BMW otomobil alabilirsem, şu dünyada benden mutlusu olmaz" diye düşünen bir genç adamı hayal edin. BMW'ye kavuştuğu günün ertesinde Porsche'lere gözünü dikmiyor mu?

    Selülitsiz vücudu, son moda giysileri, kuaförden yeni çıkmış saçıyla en 'in' mekanlara akan bir televole yavrusu çoğu kez hayal kırıklığıyla dönmüyor mu evine?

    'Aşk aşk' diye inleyenler, o aşkı bulduktan üç vakit sonra göz yaşı ve depresyonla mücadele etmeye başlamıyor mu?

    Beynimizin oyunu
    Aslına bakılırsa bunlar bir açıdan bildiğimiz şeyler. Bir an dursak... Sakin sakin düşünsek... Tahmin ettiğimiz kadar mutlu ya da mutsuz olmayacağımızı görürüz. Hayatta bunu yaptığımız anlar da yok değildir. Peki niye bu çaba? Niye bu koşturmaca? Niye bu debelenme?

    Loewenstein'ın bu soruya ilginç bir cevabı var "Beynimiz bizi mutlu etmeye çalışmıyor. Aslında yaptığı şey bizi hayata uyarlamaya çalışmak..." Yani beynimiz bizi bir bakıma motive ediyor. Böylece aktif olup arayışlara giriyoruz.

    Tim Wilson da benzeri bir yorumda bulunuyor "Haz veren bir ortama, bizi mutlu eden bir duruma hızla adapte olmak gibi bir özelliği var insanın. Olay çok kısa sürede sıradan hale geliyor. Sıradanlaşınca da haz sönüyor, zevk bitiyor. Hadi bakalım yenisini aramaya başlıyoruz."

    Aslında Wilson'un dedikleri yeni değil. 'Tanıdık', 'bildik' olanın zevk vermediği eski bir gerçek. Bu araştırmalarda yeni olan şu Geleceğe ilişkin hesaplar yaparken bu bilgiyi göz ardı ediyoruz. Unutuyoruz. Önemsemiyoruz. Onun yerine mutluluk (ya da mutsuzluk) beklentimizi abartıyoruz.

    Renksizlik en kötüsü
    Özetle beklentileri söz konusu olduğunda insanlar umutla korku arasında gidip geliyorlar. Evet, umut ve korku hisleri hatalı kararlar almamıza yol açabiliyor. Buna karşılık itici güçleri de müthiş.

    "Fark etmez; olsa da olur, olmasa da olur" diye düşünen bir insan belki acıyı ve mutsuzluğu tatmayacak... Ancak mutluluk arayışını bıraktığı için, diğerlerinin abarttığı o zevk kırıntısından da mahrum kalacaktır. Daha da kötüsü son bulduğu için kendini yenilemeyecek.

  4. #19
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:36
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    59
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu makaleye göre mutlu olmak için durağanlığa izin vermemek,kaşif olmak gerekiyor...Hiç durmadan yeni ufuklara yelken açmak gerekiyor....Mutluluğun bizi bulmasını bekliyoruz oysa mutluluk hiç de zor değilmiş.... Mutluluk bizim tembelliğimizden dolayı hep uzakmış....Keşifçi bir ruhla mutluluk problemini çözebilirmiş....

  5. #20
    Üye
    everest Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.03-2008
    Son Giriş
    25.06-2009
    Saat
    14:30
    Mesaj
    12
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    yaşadığım komik kıyaslamalardan biri, sen sakatsın ya bedenin eksikliğini mutlaka başka bir yönünü kuvvetlendirerek giderirsin. illa ki bir başarı göstereceğiz.

  6. #21
    Üye
    melikece Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2008
    Son Giriş
    23.02-2010
    Saat
    12:17
    Mesaj
    45
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ilknurr aslındaaa herkes engellii biliyormusun.bir başı ağrıyanadaaa o bir engell bence tamamenn sağlıklı insan engelsizdir.ama insanoğlunun karşısında hep bir engel var canım ya.onun içinn engelimizle barşığız evett çünkii engelsiz bir hayat istesekdee bu mümlün değillkii)sevgiyle kal.ama hzurlu bir hayat bizim elimizde demii.)

  7. #22
    Askıda Üyelik
    tarelif Avatarı

    Gerçek Adı
    Elif Köse
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul-Erzurum-Gemlik
    Mesaj
    408
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İlkbahar müstehzi bir uslub kullanmışsın.Ben hacıyatmaz örneğinde ciddiyim. Ama tabi sadece engelliler hacıyatmaz değil,hasta olanlar da öyle… Hatta sıkıntı ve dertlerle hemhal olarda bizim gibi güçlü ve azimli…
    Annem ismimi Zoro olsun istemiş ama,olmamış.

    Biz idmanlıyız yahu ,zorlukların,sıkıntıların en alalarıyla karşılaşıyoruz, bu yüzden herhangi engele sahip olmayan insanların ufacık bir sivilceyi bile abartmaları bize komik gelir.Nice rüzgarlara ,şiddetli kış şartlarına maruz kalıpta hiç etkilenmeyen çınar gibiyiz,ama insanız bazen ye'se kapılabiliriz,ama bu çok kısa sürer,anlık bir düşünce gibi.Bazı insanlar birşey rica ederken,bu yardım da olabilir başka bişide,eğilip büğülüm sıkıntıdan çatlarlar,bunu gururlarına yediremez;ama biz yeri geliyor ,bin kat yabancı kimseden bile birşeyle isteyebiliyoruz.Diğer kişi birşey istediği için aşağılık komplexine kapılıyor ama biz umursamıyoruz bile.
    Daha anne karnında zorluklarla mücadele etmeye alışılıyor.Amnion sıvısında bir sağa bir sola çırpınırken hayata dair çırpınışların idmanını yapıyoruz.Ben engellerin ya da diğer insanların zorluklara katlanma katsayısını,kromozomlarını meydana getiren kromatin denilen ince iplikler kadar sağlam buluyorum.
    Biz hayata suyun donma noktasından başlarken,diğerleri kaynama noktasından başlıyor.Elbette biz zorluklara daha dayanıklıyız.
    Mutluluk göreceli bir kavram…Ama her engelli mutsuz olmak zorunda değil, engelli olmayanda mutlu olmak zorunda değil.


    İki kurbağa süt güğümüne düşmüşler. Birisi biraz çırpınmış ve bakmış ki
    kurtulma ümidi yok, kendini bırakmış ve boğularak ölmüş.
    Öbürü çırpınmaya devam etmiş. Çırpınmış, çırpınmış, çırpınmış...
    Tam kollarındaki derman tükenecekken bir de bakmış ki SUT, çırpınma nedeni
    ile, tereyağına dönüşmüş.
    Tereyağının üstüne çıkıp, bir sıçrayışta güğümden dışarı zıplamış,hayatını kurtarmış.

    Benim hayatımdaki engeller,problemler bu hikayedeki kurbağanın oluşturduğu tereyağ tabakasını oluşturmamı sağlıyor.Hayatta kalma coşkumu artırıyor…

    Benim için mutluluk hayata anlam katabilmektir;bunu başardığımda benim için güneş orada doğar.

  8. #23
    Üye
    ilknur helvacıoğlu Avatarı

    Gerçek Adı
    İlknur
    Üyelik Tarihi
    04.02-2007
    Son Giriş
    04.11-2017
    Saat
    21:56
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    125
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    tarelif çok güzel bir örnek anlatmışsın. bayıldım kurbağa hikayesine. bizler de herbirimiz kurbağa gibi azimliyiz. cevabın ve güzel yazın için teşekkür ederiz.sevgiler.

  9. #24
    Üye
    nazom Avatarı

    Üyelik Tarihi
    18.08-2007
    Son Giriş
    02.08-2015
    Saat
    17:27
    Yaşadığı Yer
    Türkiye
    Mesaj
    86
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    arkadaşlar ben hayatın her türlü acısnı ve tatlısını yaşadım,şuna inanıyorumki benişm yerimde sağlam bir insan olsaydı yaşadıklarına dayana bileceğini sanmıyorum ama şükürler olsunki yıkılmadım ayaktayım ve yıkılmayada hiç ama hiç niyetim yok,insanoğlunun başına herşey gelebilir ama hep güçlü olmak zorundayız özellikle bizler

  10. #25
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Engelliler, hiçbir bedensel engeli olmayanlardan daha mı güçlüdür? Sanırım öyle. Engelli bir insan, engeli yüzünden hayatını sürdürmek için kendisinin yapamayacağı şeyleri, karşısından, yakınlarından, sevdiklerinden bekleyecektir ve onlar da bunu hiç yüksünmeden, seve seve doğal olarak yerine getireceklerdir. Engelli bir erkek ve engelli olmayan bir kadının birlikteliğini düşünün. Kadın, o erkeğin elinden gelmeyen her şeye doğal olarak bir çözüm bulacak, kendisi yapmaya çalışacak ve bunları son derece doğal, hiç sorgulamadan, hayatının normal akışı içinde sürdürecektir. Şöyle örnekleyim: engeli olmayan iki insanın birlikteliğinde kadının feminist damarı tuttuğu zaman, ne diye evin tüm işlerini ben yapıyorum? niye onun önüne yemek koymakla yükümlüyüm? Pazara çıkıp bu poşetleri taşımak zorunda mıyım? gibi sorgulamalara başlar ve isyan eder. Oysa sevdiğinin bunları yapamayacağını biliyorsa, sorgulamaz, yüksünmez. Onun için yapılması gereken ne varsa seve seve yapar. Hele bir de feminist yanı ağır basıyorsa! Erkeklerin beyni oldukça farklı çalıştığı için, engelli bir kadın ve engelsiz erkek birlikteliğinde durum nasıl olur bilemem. Alınmasınlar ama, sanırım erkekler daha bencil davranırlar bu konuda.
    Everest’in yazısına da cevap vermek istedim. “yaşadığım komik kıyaslamalardan biri, sen sakatsın ya bedenin eksikliğini mutlaka başka bir yönünü kuvvetlendirerek giderirsin. illa ki bir başarı göstereceğiz” demiş.
    Kimse bir engellinin şapkadan tavşan çıkarmasını beklemiyor everest. Hayatta hepimiz illaki bir başarı göstermek zorunda değil miyiz? Özel bir yeteneğimiz, baskın bir yönümüz, sıra dışı bir becerimiz, elimizden gelen iyi bir iş, iyi çalışan bir beyine sahip olmamız, hadi bunların hiç birisi yok diyelim, çok güzel bir bedene sahip olmamız beklenmiyor mu? Eğer bir başarı gösteremiyorsan ister engelli ol ister engelsiz, bir kalemde çiziveriyorlar üstünü.

  11. #26
    Üye
    ertandagli Avatarı

    Gerçek Adı
    ertan
    Üyelik Tarihi
    29.10-2005
    Son Giriş
    09.11-2017
    Saat
    13:16
    Yaşadığı Yer
    k. maraş
    Mesaj
    111
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    mejbur oldugumuz için güçlü gibiyizz yoksa engelsizler daha güçlü hem maddi hem manevii

  12. #27
    Üye
    conwerse Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.07-2007
    Son Giriş
    24.07-2017
    Saat
    01:43
    Yaşadığı Yer
    Hayaller Bulvarı..=)
    Mesaj
    435
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kendimce güçlü olmanın engelli olmakla ya da engelli olmamakla alakası olduğunu düşünmüyorum .Kişilik meselesidir güçlü olmak. Tüm insanların yaşadıkları olaylar farklı herşey farklı..Ben kendimin güçlü olduğunu düşünüyorum önüme çıkan engelleri aşmaya çalışıyorum başaramasamda çalışıyorum..Biz bana göre hayata farklı bi açıdan bakıyoruz belkide bakmak zorundayız...

  13. #28
    Üye
    haygonra Avatarı

    Üyelik Tarihi
    10.10-2007
    Son Giriş
    07.08-2009
    Saat
    12:18
    Yaşadığı Yer
    kayseri
    Mesaj
    46
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    hepinize katılıyorum.Bizler daha sabırlı,gerçekçi ve dayanıklıyız.Çünkü hayata 1-0 yenik başladık.Bu da bizi hep çabalamaya ve tırnaklarımızla hayatı kazıyarak mutluluğu bulmak için geçti ömrümüz...

  14. #29
    Üye
    MEHMET Avatarı

    Üyelik Tarihi
    16.03-2007
    Son Giriş
    31.03-2017
    Saat
    14:35
    Yaşadığı Yer
    BURSA
    Mesaj
    24
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ASLINDA HAYATIN KENDİ OYUNU BU..
    BİZ GÜÇLÜ FELAN DEĞİLİZ ...
    YALANDA OLSA GÜLÜYORUZ HEPSİ BU .................................. :?:

  15. #30
    Üye
    Yurdagül Avatarı

    Üyelik Tarihi
    18.11-2007
    Son Giriş
    18.10-2009
    Saat
    01:49
    Mesaj
    32
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Bu konuda zaman zaman düşüncelerimde çelişsemde sanırım engelim sebebiyle karşılaştığım zorluklar bu yönümü daha da törpülüyor..

    Ben senin yerinde olsam bu kadar güçlü olamazdım diyenleri de çok garipsiyorum..




Sayfa 2 / 3 İlkİlk 123 SonSon