İnsan Hakları Treninde İnsan Hakları İhallleri

20-10-2009 de Körler ile sağırlar birbirlerini ağırlar sözüne uygun bir şekilde yazarlar ve bürokratlar insan hakları konusunda İnsan Hakları Treni’nde şahsıma yönelik önemli bir insan hakları ihlali yapıldı. İlköğretim çocuklarına yönelik şov yapılarak gözler boyanmaya çalışıldı.

Bir gün evvelden DHA Zonguldak Haber Şefi Durmuş Bey ile telefonla görüşüp yarın Zonguldağa insan hakları treni geldiğinde işten çıkarılmış ve engellilere telekomünikasyon indirimi konusunda mağdur edilmiş engelli bir vatandaş olarak Hürriyet yazarlarına ve orada bulunan ilgililere ulaşmam hususunda yardımcı olmasını talep ettim. Talebim olumlu karşılandı. O gün; yaşadığım mağduriyeti aktarıp çözüm hususunda uluslar arası sözleşmeler esas alınarak neler yapabilecekleri hususunda soru sorup yardım isteyecektim.

Ancak ertesi sabah Zonguldak tren garına saat 10.30 gibi bir vakitte geldiğimde 3.vagon denilen bir yerde konferans sunumu yapıldığını, yazarların, protokolün ve gazetecilerin orada olduğunu gördüm. Durmuşun yanına ilişip geldiğimi ve durumumu iletmesini rica ettim. O da bana “Soldan ikinci bayana (galiba proje sorumlusu Emel Armutçu’yu kast etti) ortam müsait olduğunda sorarsın” diye cevap verdi. Yaklaşık 10 dk kadar bekledim. Gördüğüm manzarayı şöyle özetleyeyim:

Bana göre sağ tarafta “Hukuka ve insan haklarına uyacaklarına dair namus ve şeref yemini etmiş Vali Yardımcısı, Belediye Başkanı vd. ilgili birim müdürleri” oturmuşlardı. Sol tarafta ise “Hürriyet gazetesi yazarları ve proje koordinatörü Emel Armutçu” bulunuyorlardı. Onların gerisinde gazeteciler, gazetecilerin gerisinde biraz sağ tarafta ben bulunuyordum. Benim yanında sivil bir koruma görevlisi vardı. Neyse konuşmalar biraz kulak kabarttım. “Hürriyet tarafından bir bayan aile içi şiddet ve kadın sığınma evleri sorununu sordu. İnsan Haklarından sorumlu vali muavini “İnsan Hakları şikayet kutuları koyduk ilgisiz yazılar geliyor. Bunun dışında insan hakları ile ilgili şikayet gelmiyor” anlamında sözler söyledi.
Belediye Başkanı Eşref Bey ile ilgili bir konu geçti ama onu tam anlayamadım. Çünkü tam o sırada yanımda güvenlik görevlisi beni kolumdan tutup “Şuraya gelir misin” dedi. Vagonun dış kapınsa kadar geldik. “Burası mı” dedim. “Hayır, dışarı çıkacağız” dedi. Dışarıda insanların ortasında beni rencide edici şekilde etrafım sivil ekiplerle ve güvelikçilerle sarıldı. Onlara karşı “Bu ne ya! Bu gelen insan hakları treni değil mi! Ben terörist değilim! Benim çantamı ve üzerimi arayabilirsiz. Üzerimde silah çantamda bomba yok korkmayın. Ben sadece uğradığım mağduriyeti özet olarak anlatım çözümü hususunda yazarlardan ve ilgililerden yardım talebinde bulunmak için geldim.” Dedim. Orada bulunan resmi elbiseli güvenlikçi ise bana özetle şunları söyledi. “Kardeşim bu tren reklam amaçlı bir tren. Sen vatandaş olarak derdini burada anlatamazsın. Zaten anlatsan de seni dinlemezler. Sen derdini git valililiğe yazılı olarak yoluyla anlat

Şimdi soruyorum. “ Daha geçen hafta Zonguldak yerel basını Susma Gazetesi’nde Zonguldak Valiliği ile ilgili bir mağduriyet şikayetim yayınlandı. Hiçbir yetkili arayıp sordu mu? Hayır olmadı. Derdimi anlatmak için defalarca Televizyonlara, ulusal ve yerel basına çıktım. Defalarca mahkemeler açtım. Şu Zonguldak’ta “Allah rızası için şu insanın derdine bir çare bulalım” diyebilen bir siyasiye ve bürokrata rastlayamadım. Bu millete insan hakları dersi vermeye çalışanlar önce bir kendilerine bakıp insan olsalar, cahil halk dedikleri ve aşağıladıkları yoksul ama gönlü zengin mazlum insanlarımızın evlerine gitseler çömelip bir çorbalarını paylaşsalar,…asıl insan hakları mağdurlarına ulaşmış olacaklar.

Türkiye’ye gündemine; grizu, göçük, kaza,cinayet, hırsızlık, yolsuzluk, kavga,…gibi olumsuz olaylarla haber konusu olan bir şehir olan Zonguldak’ta sayın bürokratların bakışına göre “Herkes halinden memnunmuş

Emel Hanım ucuz sorular soracağına “İstanbul’daki son sel baskınında hırsızlık ve yağma yapmak için Zonguldak’tan minibüs kiralayarak gelen insanların aileleri hakkında araştırma yaptınız mı” diye soramaz mıydı? Ya da “İşsizliğin bu kadar yoğun olduğu bu şehirde insanlara iş alanları ve sosyo-kültürel gelişim ortamları hazırlamak adına ne tür projeler üretiyorsunuz” gibi ağır soruyu vali yardımcısı ve belediye başkanına soramaz mıydı?

Sayın Durmuş Bey’in Hürriyet gazetesi internet sayfasında yayınlanan aşağıda alıntıladığım haberinde “İnsan Hakları treninin ilgili bürokratların ağzı ile halkı aydınlatan ve halka açık bir proje olduğu yalanı ayan beyan sırıtıyordu. Çünkü halka açık bir konferans veya toplantı yapılmadı ki. Körler ile sağırlar birbirlerini ağırlar sözüne uygun bir şekilde yazarlar ve bürokratlar insan hakları konusunda birbirlerini kandırdılar. Benim gibi yalnızlığa yokluğa terk edilmiş bir engellinin sorunlarını bile dinlemeye tahammülü olmayan yazarların ve bürokratların; halkın kendilerini zorlayacak sorular karşısında terlemeleri, çıldırmaları ve karizmalarının çizilmesi olasılığı pek mümkündür.

Oradan biraz kızgın ve kırgın birazda kendi kendime gülerek uzaklaştım. Kalbimden de ilgililer için kötü dualar ettim. Aslında güvenlikçi haklıydı. “Kendi insani duygularından ve içinde bulundukları toplumdan iyice uzaklaşmış olan bu yazarların ve bürokratların beni dinlemeleri ve anlamaları mümkün değildi” Onlar adına üzülüyorum. İnsan oldukların acaba dokuz tahtanın altına girince mi anlayacaklar?

Durmuş Bey’de bir sözüm olacak “Bak arkadaşım ya verdiğin sözü tut veya söz verme. Ayrıca kalemini satma ona sahip çık. Yoksa gün gelir güvendiklerin sana yüz çevirirken yanında kaleminden başka hiç kimse kalmaz. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Sakın ola unutma ki bu can emanet kafeste”



HÜRRİYET Gazetesi ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları'nın (TCDD) işbirliğiyle 9 Eylül'de İzmir'den hareket eden ‘Hürriyet Hakkımızdır/Tren Özgürlüktür’ treni, Zonguldak'ta coşkuyla karşılandı. Zonguldak Vali Yardımcısı Fethi Özdemir, “Bu projeyle halkımızı aydınlatılıyor. Emeği geçenleri kutluyorum” dedi.

Kayseri'den Zonguldak'a gelen Hürriyet Treni'ni, garda karşılayanlar arasındaki Vali Yardımcısı Fethi Özdemir, Proje Sorumlusu Emel Armutçu'ya “Hoşgeldiniz” diyerek bir buket çiçek verdi. Zonguldak Garı'na öğretmenleri nezaretinde akın eden ilköğretim ve ana sınıfı öğrencileri ise Hürriyet Treni'ni gezerek, bol bol hatıra fotoğrafı çektirdi. Coca Cola'nın Mutluluk Bandosu'nun konseriyle coşan öğrencilerin coşkusu ise görülmeye değerdi. Etkinlikler kapsamında kurulan stantda, öğrencilerin yanı sıra vatandaşlar, doğdukları günün Hürriyet Gazetesi'ni almak için uzun kuyruklar oluşturdu.

Vali Yardımcısı Fethi Özdemir, Zonguldak Belediye Başkanı CHP'li İsmail Eşref, Sosyal Hizmetler İl Müdür Vekili Veli Köktürk treni gezerek yetkililerden bilgi aldı. Özdemir ile Eşref, Safiye Soyman'ın ‘Gözlerin doğuyor gecelerime’ adlı şarkısında karaoke yaptı. Fethi Özdemir, daha sonra yaptığı konuşmada, “Hürriyet Treni'nin Zonguldak'ı da ziyaret etmesinden çok mutluyuz. Bu proje, halka açılımlı bir proje. Halkımızı aydınlatan bir proje. Emeği geçenleri yürekten kutluyorum” dedi.

Belediye Başkanı Eşref ise Hürriyet Treni'ni kentte ağırlamaktan son derece mutlu olduklarını ifade ederek, “Şehrimizde böyle bir etkinliğin olması bizleri mutlu etti. Bu proje herkesi aydınlatan bir proje” diye konuştu.

Daha sonra konferans vagonunda ‘Aile İçi Şiddete Son Projesi’yle ilgili ziyaretçilere bilgi veren Proje Koordinatörü Neşe Hacısalihoğlu, Fethi Özdemir'e, Zonguldak'a sığınma evi yapılıp yapılmadığını sordu. Özdemir ise bu konuda duyarlı olduklarını belirterek, “Türkiye'de aile içi şiddet yaygın. Ben aynı zamanda İnsan Hakları Kurulu Başkanıyım. Bu konulara çok önem veriyoruz. Koruyucu önleme çalışmaları önemli. Ama maalesef sığınma evi konusunda müracaat yok” diye açıklamada bulundu.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12733151.asp
20 Ekim 2009 Durmuş SEVİNDİK- Gürkay GÜNDOĞAN/ZONGULDAK, (DHA)

Kaynak: Hasan Başar www.engelsizadalet.com