Sayfa 1 / 3 123 SonSon
Toplam 37 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    O BAKIŞ...

    İnsan hayatındaki köklü bir değişim nasıl özümsenir???
    Bir çoğumuz buna ‘’değişimin içeriğine bağlıdır’’ diyecektir.
    Hayatı fakirlikle boğuşarak geçmiş bir insanı ele alalım.
    Piyangodan çıkmış trilyonlar onu mutlu etmeye yeter mi?
    Ya da çok zengin bir işadamını düşünelim;
    Tüm varlığını kaybedip aniden yoksulluk denen canavarın soluğunu yüzünde hissettiğinde ne yapar acaba?

    Köklü değişimlere karşı insan ruhu çok zaman çaresizdir.
    Nerde okudum bilmiyorum,’’Bir evden kırk sene yoksullukta zenginlikte çıkmaz’’ diye yazmıştı bir yazar.
    Bu söz, alışkanlıkların hayatımızdaki değişimlere kolayca ayak uyduramadığını anlatmak istiyordu. Aniden zengin olan, zevksizliklerini,(Eğer zevksizse) cehaletini (Eğer cahilse) lüks tüketimlerle saklayamaz.
    Ve aynı şekilde fakirleşen zengin de lüks alışkanlıklarından taviz veremez kolayca…

    Peki ya sağlık?
    Hayatını sağlıklı (Genel anlamda) bir şekilde sürdürürken aniden engelliler dünyasına yelken açmak…
    Yıllarca sağlıklı bir bedeni tapınılan bir mabet gibi koruyup ardından sakatlığın avuçlarında buluvermek kendini…
    Doğası gereği insanın zorlanmadan yapabileceği, üstesinden kolayca gelmesi gereken onca aktiviteyi başaramaz hale gelmek…
    İnsan ruhu nasıl kabullenir bu durumu:
    Nasıl bir süreç sonunda?
    Hangi duygularla?
    Nasıl bir anda?

    Kazayı geçireli beş ay olmuştu.
    Doktorlar ağızlarında yuvarlayıp durdukları acı gerçeği sonunda söylemişlerdi.
    Yürüyemeyecektim artık…
    Gariptir, bende beklediğim yıkıma yol açmamıştı bu gerçekle karşılaşmak.
    Şaşırmıştım…
    Gerçi ilk günlerden beri savaşmak, ne olursa olsun mücadele etmek benim postülam olmuştu, ama yine de ruhumun bu durumu böylesine sessizce karşılaması garipti…
    Kendime ’’rasyonal’’ bir duruş olarak ifade etmeye çalıştığım bu durumun garipliği ortadaydı.
    Garipti çünkü ben aşırı neşeliydim.
    Neşeliydim çünkü; ben henüz başıma ne geldiğinin tam farkında değildim…
    Aile fertlerim, arkadaşlarım kendimi moralsiz hissetmemem için ne gerekiyorsa yapıyor, başıma gelen durumu tam anlamıyla tartıp gerçeğin soğuğuyla üşümeme izin vermiyorlardı.

    O güne kadar…
    Kazayı geçirdiğim Çorumda yoğun bakımda geçen iki ayın ardından sevk edildiğim Şişli Etfal Hastanesindeki dördüncü ayımda dolmak üzereydi. Omurgama takılan platin nedeniyle aylar sonra nihayet oturmaya başlamıştım.
    Artık tekerlekli sandalyeme oturup dünyalar tatlısı doktorlarla ve diğer hastalarla sohbetler etmek için odamdan çıkabiliyordum.
    Bir süre sonra yine sıkılmaya başladım. Bu durumu ziyaretime gelen arkadaşlarımla paylaşmam gizli bir planın yapılmasına yetti.
    O gece güzelce giydirilip hastaneden kaçırılacaktım. Planı diğer arkadaşlarımızada haber verecek ve Taksim e gidip eğlenecektik.
    Gece nöbetçisi olan doktor ortalıkta görünmüyordu. Hemşirelere başka bir servisteki hastayı ziyaret edeceğimiz şeklindeki yalanı renk vermeden söyledikten sonra yatılı okuldan gizlice kaçan çocukların ruh haliyle sıvışıverdik.

    Aylardan sonra Taksimdeyim…
    İlk gençliğimin unutulmaz yerleri arasına giren bu semt tüm ülkenin olduğu gibi benim içinde çok derin anlamlar ifade ediyordu. Taksimin özelliği orada her türden insan tipini görebilmenizdir. Hırlısı hırsızı, Efendisi puştu, aylağı işadamı, namuslusu orospusu, delikanlısı homoseksüeli, aydını cahili, köylüsü kentlisi, batılısı doğulusu, yerlisi yabancısı……

    Bunca çeşit arasında adımlarınızın şaşkın kalmamasını seversiniz…
    Ben tekerlekli sandalyeme oturmuş, arkamdan iten arkadaşlarımın sözlerine kafa sallıyor, bir yandan da gelip geçenlerin yüzlerine bakıyorum…
    İnsanların ruhunda -bu yeni halimle- yaratacağım izlenimi yüzlerinde arıyorum sanki…
    İnsanlar ise İstiklal caddesinin o bildik umursamazlığıyla sessizce akıp gidiyor yanı başımdan

    ‘’Türkü dinleyelim’’ diyorum arkadaşlara.
    Eskiden sık sık gittiğim ‘’Sıla cafe’’ üst katlarda olduğu için uygun değil. Rota giriş kattaki ‘’Munzur cafe’’. İçerde kesif bir sigara dumanı eşliğinde İstanbul un varoşlarından kopup gelmiş bezgin insanlar.
    Dinledikleri müzikle ‘’çok mutluymuşlar’’ oyunu oynuyorlar.
    Birkaç metrekarelik, küçücük, derme çatma bir sahnede elindeki sazıyla kalabalığı coşturmaya çalışan bir genç türkü söylüyor. Sesi güzel.
    İstek parçaları çalıyor. Genelde eski tüfek sol parçalar.
    Arada bir yükselen havayla insanlar türkülere eşlik ediyorlar.
    Coşkunluklarında bile sezilen yenilmişliklerinin farkında gibiler.

    Bende arkadaşlarımla sevdiğim parçalara eşlik etmeye çalışıyorum.
    Bu arada arkadaşlarımın tüm itirazlarıma rağmen önüme koydukları birayı bitirmeye çalışıyorum (Oldum olası içkiyi sevmem)

    Bir istek parçada ben istiyorum.
    Torpil geçiliyor bana, sıraya sokmadan hemen çalınıyor;
    Değmen benim gamlı yaslı gönlüme,
    Ben bir selvi boylu yardan ayrıldım...


    Program on ikiye doğru bitiyor ve biz çıkıyoruz.

    Dışarıda hafif bir rüzgar esiyor. Temiz havayı derin derin çekiyorum içime. Yine insanların yüzlerine bakmaya başlıyorum. Arkadaşlarım ın ‘’İyi eğlendik’’ sözlerine ‘’evet’’ diyorum gülerek.
    Sonra birden onu görüyorum. Aniden seyrekleşen insanların arasından, tramvay raylarının üzerinden bize doğru geliyor.
    Dünyalar güzeli bir kız…
    Hipnotize olmuşçasına ona bakıyorum.
    Rüzgarda salınan bir selvi dalı gibi yürüyerek yaklaşıyor. Uzun siyah saçları biçimli vücuduna giydiği tek parça elbisesiyle dans eder gibi uyumlu yaklaşıyor. Yüzünde berrak pınar suları gibi temiz bir şeyler…
    Beni fark etmiyor.
    Ben farkında olmadan o eski bakışımı takınıyorum.
    Hani her aptal gencin beğenileceğini umduğu bir bakışı vardır ya!
    İşte onu…
    Yaklaşıyor!
    Birden beni fark ediyor.
    Önce ne olduğunu anlayamamış olacak ki bir şaşkınlık dalgası geçiyor yüzünden.
    Ve ardından yüzüne o güne kadar hayatımda hiç görmediğim bir ifade yerleştiriyor.
    Acıma ifadesi…
    Yüzümdeki o aptalca hayranlık dolu ifadeye cevabı; kıvrılan kaşlarıyla dudaklarına yerleşen o memnuniyetsizlik ve acıma dolu çizgiler oluyor.
    Yanımdan geçip giderken ben içimdeki meydan savaşıyla donup kalıyorum...
    Yıkılıyorum…
    Hayatımda ilk kez bir bakışla böylesine görünmez bir yumruk yiyorum.
    Hayatımda ilk kez bana acınarak bakılıyor.
    Kazadan bu yana beni tanıyanların benden esirgediği bu bakışı hiç tanımadığım bu güzel kızdan alıyorum.
    İlk kez hayatımın artık eskisi gibi olmadığının farkına varıyorum.
    İlk kez kızılarak , beğenilmeyerek değilde acınarak reddediliyorum...
    İlk kez artık eski ben olmadığımın farkına varıyorum.

    İçimde çığlık çığlığa bir şeyler yuvarlanıyor…
    Şaşkınlıkla bana ne olduğunu anlamaya çalışan arkadaşlarımın sorularına verecek cevabım yok.
    Susuyorum…

    Gecenin ilerleyen saatlerinde hastanedeki odama döndüğümde arkadaşlarımın gitmesini bekliyorum sabırsızlıkla.
    Sabaha kadar süren bir ağlama nöbetine giriyorum.
    Kendime yakıştıramadığım tüm güçsüzlükler ruhuma doluyor o anda.
    Hiç tanımadığım bir kızın bakışıyla hayatımın artık eskisi gibi olmadığının farkına varıyorum.

    Bu durumda birkaç ay geçiyor.
    Sonra çaresizliğin içinden o bildik sesi duyuyorum,
    Acılar karşısında savaşan, onurlu insanlardan duyup ruhuma kazıdığım o ses;
    Çanakkale de ‘’Ben size ölmeyi emrediyorum’’ diyen kükreyiş.
    Acılarım küçülüyor gözümde.
    Bunca acının yaşandığı dünyada pes etmeye hakkım olmadığını haykırıyor.
    Bu yeni hayatımda başarabileceklerime odaklanmam gerektiğini yüreğime kazıyor.
    ‘’İlk hedefin’’ diyor ‘’ Hayatı her şeye rağmen sevmektir’’
    ve ekliyor;
    her şeye rağmen…

    Bülent Yılmaz

  2. #2
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    17:16
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.882
    Alınan Beğeniler
    940
    Verilen Beğeniler
    1.231

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Oyoyoyoy
    Müthiş anlatmışsın kardeşim. Yüreğine sağlık...
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  3. #3
    Üye
    enderture Avatarı

    Üyelik Tarihi
    16.01-2004
    Son Giriş
    21.03-2012
    Saat
    14:25
    Yaşadığı Yer
    K.Çekmece- İstanbul, Turkey
    Mesaj
    66
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sonradan Engelli olanların yaşadıkları ve düşündüklerini ne güzel aktarmışsın. Ellerine sağlık.
    Saygı ve sevgilerimle.

  4. #4
    Üye
    aferits Avatarı

    Gerçek Adı
    Ferit
    Üyelik Tarihi
    15.07-2004
    Son Giriş
    23.10-2017
    Saat
    21:37
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.279
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bülent Yılmaz sen beni eninde sonunda ağlatacaksın.

    Bu kadar duygunun adeta fışkırdığı bir insan.

    Okuyorum yutkunuyorum.

    Yutkunuyorum direniyorum.

    Direniyorum da nereye kadar bilmiyorum.

  5. #5
    Üye
    CinCin Avatarı

    Gerçek Adı
    Gülçin
    Üyelik Tarihi
    19.04-2004
    Son Giriş
    07.03-2017
    Saat
    19:59
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    227
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili Bülent
    Eline yüreğine sağlık arkadaşım....

  6. #6
    Üye
    semra çetindağ Avatarı

    Gerçek Adı
    Semra
    Üyelik Tarihi
    01.02-2005
    Son Giriş
    06.09-2012
    Saat
    00:17
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    188
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ne kalem ama geleceğin yazarının yürek seslerini taşımış bize ,ben demiştim diyeceğim bir olay daha görürsünüz bak ,yazmaya devam okuyucun olduk bile ....

  7. #7
    Üye
    Cigdemy Avatarı

    Gerçek Adı
    Çiğdem
    Üyelik Tarihi
    02.04-2003
    Son Giriş
    28.11-2016
    Saat
    21:01
    Yaşadığı Yer
    Kocaeli
    Mesaj
    702
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İşte bir bakış deyip geçmeyelim "o bakış" neler hissettiriyor, duygularını hissettirebilecek kadar güzel yazmışsın....
    yaşamak....
    onu sadece sen bilirsin........

  8. #8
    MisafirN
    Misafir Üye
    MisafirN Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tüm yoğunluğuma rağmen deli koşturmalarımı bir kenara bırakıp sonuna kadar okudum.. :wink:
    HARİKAAAA :P

  9. #9
    Üye
    oya Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.11-2004
    Son Giriş
    30.11-2008
    Saat
    13:50
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    170
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bülent kardeşim ,
    eline ve yüreğine sağlık, sanki kendim yaşamışım gibi okudum ve diyecek hiç bir söz bulamadım.

  10. #10
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Anlayabilme yetisini gösteren herkeze sonsuz sevgiler...Ben bu gazla daha çooook şeyler yazarım. Ama öncelikle bu yazıyı düzelterek okunacak hale getiren oturanboğaya bir teşekkür de benden.

  11. #11
    Üye
    nuran Avatarı

    Üyelik Tarihi
    01.06-2004
    Son Giriş
    03.12-2017
    Saat
    22:04
    Mesaj
    372
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    sanki yüreğin hafiften çizilivermişte duyguların şu sayfacığa akıvermiş.....
    sonradan engelli olmak daha zor galiba hani bi arkadaş şiir yazmıştı(sanırım seyfettin bey di)...
    ben portakal yedim daha önce bu yüzden portakalın tadını özlüyorum...
    ama avakado yemediğim için onu özlemiyorum....(daha güzeldi)...

  12. #12
    mozenalp
    Misafir Üye
    mozenalp Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Çok güzeldi... Arkadaşlardan biri geleceğin yazarı demiş. Valla bu işin geleceği meleceği kalmamış bence. Sen "olmuşsun" arkadaş. Bir yerinden edebi aleme atıl derim. Allah kaleminin ve yüreğinin ateşini söndürmesin....

  13. #13
    Üye
    KanatlıTırtıl Avatarı

    Gerçek Adı
    Vefa
    Üyelik Tarihi
    04.03-2003
    Son Giriş
    07.12-2017
    Saat
    09:47
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    319
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Keşke bunları herkes, herkes okusa,
    birazı, birazı da olsa anlasaydı
    anlayabilseydi Bülent..

    ama yok..
    çoğunluk nasıl çoğunluk sıfatını hak edecek değil mi?

    kalsın,
    böyle kalsın.

    bize bildiklerimiz yeter!

    sevgiler.

  14. #14
    Misafir Üye
     Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    elinize yureginize saglık.... gozlerim dolu dolu okudum bu yazıyı.. oyle guzel ifade etmişsiniz ki... iyiki yurek var... iyi ki zor anlarda bize kalkın diyen ses var... ve siz o sesi ne guzel dillendirmişsiniz..

  15. #15
    Forum Moderatörü
    UZAKLAR Avatarı

    Üyelik Tarihi
    16.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    12:21
    Yaşadığı Yer
    Türkiye
    Mesaj
    2.138
    Alınan Beğeniler
    95
    Verilen Beğeniler
    33

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    duygular bazen anlatılmaz yaşanmalıdır. ama ben sanki yaşamış gibi oldum okuyunca, eline yüreğine sağlık arkadaşım.




Sayfa 1 / 3 123 SonSon