Muhterem kardeşim.
Önce iş konusundan başlayayım. Özel sektör çalışanın kanını emer, posasını çıkartır ve ondan sonra da fırlatıp atar bir kenara. Kapitalist sistem bunu gerektirir. Amaç sadece patronun kâr etmesi, daha çok kazanmasıdır. Bu nedenle bir rahatsızlığı bulunan arkadaşımızın özel sektörde iş bulması nispeten daha zordur. Seçmece karpuz gibi adam seçer özel sektör. Rahatsızlığı bulunan bir kardeşimizin özel sektörde iş bulabilmesi için genellikle diğer adaylardan daha fazla meziyete sahip olması gerekir. Mesela bir tane de yetmiyor, iki tane dil bilmek, bilgisayar konusunda çok iyi olmak, yüksek tahsil yapmak, beşeri ilişkileri çok iyi gelişmiş olmak vs vs.. Dolayısıyla güzel kardeşim kendini ölç, biç, tart özel sektörün seni seçmesi için artıların var mı yok mu karar ver. Yoksa, özel sektörde iş bulacağım diye kendini boşuna yıpratma. Devlette iş bulmak için gayret et. KPSS sınavlarına iyi hazırla kendini, derece yapacağım diye kendine söz ver, çalış çabala. Sınavda çalışmanın semeresini aldığında da devlet baba sana işi sunar merak etme.
Evlat hayırsız değil ise, yani ana ve babasına sövmüyorsa, onları aşağılamıyor ve fiziki şiddet uygulamıyorsa, evlat uyuşturucu kullanmıyor ve anasından babasından zorla uyuşturucu parası istemiyorsa; unutma ki hiç ana ve hiçbir baba evladından nefret etmez. Bekar olduğun için evlat sevgisi nedir bilmiyorsun. İnşallah bunu tadarsın. Dolayısıyla ailen hakkında kötü düşünme. Sen onların kıymetlisisin. Evet, 32 değil 52 yaşına da gelsen anne ve babanın gözünde sen bir çocuksun hâlâ. Bunda şaşılacak veya üzülecek bir şey yok. Ailen hakkındaki saplantından, sui zandan vaz geç. Ana ve babanı kırdınsa onlardan özür dile ve onların kırık kalplerini onar. Allah geçinden versin başlarına bir şey geldiğinde çok ararsın ve pişmanlıklar çerisinde yaşarsın ömrünün geri kalanında.
Bilirsin veya duymuşsundur, ayet der ki: ‘sizin hoşlanmadığınız şeylerde de belki hayır vardır.’ Şer diye düşündüğümüz bir şeyde hayır olabileceği gibi, tam tersi hayır diye düşündüğümüz bir şeyde de şer olabilir. Evlilik bir nasip işidir. Kimileri buna kumar diyor. Ama nasip demek bence daha güzel. Karşına bir kız çıkar, evlenirsin ama bir de bakmışsın ki hayatın zindan oluvermiş. Hakikaten de öyledir evlilik. Güzel temennilerle bir yuva kurarsın ama evlilik öyle berbat gider ki eve gelmek istemezsin, evden nefret edersin, hayatın mahvolur, kendini alkole verirsin ve bir de bakmışsın ki alkolik oluvermişsin, her şey allak bulak olur. Dolayısıyla ‘evlilik de evlilik’ diye üzülüp durmak yerine Allah’tan her şeyin hayırlısını iste. Sen iş konusunda olduğu gibi, evlilik konusunda da elinden geleni yap, insanlarla güzel ve dürüst ilişkiler kur ve gerisini Allah’a havale et, tevekkül et.
Bol bol kitap oku, Teksas/Tommiks de olsa kitap oku, genel kültürünü arttır, bilgisayar başında boşuna vakit kaybetme. Sen kızların benzer korku içinde bulunmadığını mı sanıyorsun? Evlenememe korkusu onlarda da var. Sana bütün samimiyetimle söylüyorum dürüst olduğunda, ahlaklı olduğunda, samimi olduğunda, hatun kısmı erkeğin kusurunu görmüyor. Çünkü hatun kısmı da dürüst erkek arıyor, ahlaklı erkek arıyor.
Bir ağabeyin olarak benim sana söyleyebileceklerim bu kadar. Gerisi sana kalmış artık.
Selametle.