Ataol Behramoğlu diyor ya "yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var" diye. Az bile söylüyor. İnsan, hele de öğrenmeye açıksa, ondan çok şey öğreniyor.

Bu konuda 27 yıllık yaşam muhasebemi yapmak istiyorum ama bir tarafım bana "dur" çekiyor. Günümüzde birilerine bir şey anlatmak hem beni yıpratıyor hem de birilerini yıpratıyormuş gibi düşünüyorum. Su altına batarken yüzeye yerimi belli edecek bir deniz şamandırası fırlatmaktansa suyun derinliklerindeki güzellikleri izlerken bunu birilerine betimlemek ve o güzellikleri birileriyle paylaşmak istemem hayatta izlediğim en önemli ilke. Kötümserliklerin birileriyle paylaşılabileceği gibi iyimserliklerin yahut adına ne derseniz deyin; mutlulukların, coşkuların paylaşılması taraftarıyım veya tam tersi...

27 yıldır su altındayım. Lakin hem bir şamandıra fırlatıyorum size hem de su altındaki manzaraları betimliyorum işte. Ağzımda da bir bakla var hani.

Yaşamım boyunca birçok şey öğrendim. Lakin ailem dışında sevilmenin ne demek olduğunu tanımlayamıyorum, bunu görmedim. Sadece bunun bana yüklediği yükü artık yere bırakmak istiyorum; bunun sevilerek olmayacağına kanaat getirdim, ve sadece bunu nasıl yapacağımı bilemiyorum. Hayalimde birilerini sevmek ve ileriye dönük planlar yapmak beni üzmekten başka bir işe yaramıyor. Aşk şarkılarına küsüşüm hep bundan.

Böyle durumda olanlar varsa tecrübelerini paylaşabilirler. Kesinlikle biliyorum, "yaşadıklarımdan öğrendiğim birçok şey var" ama başka birçok şeyler de birilerinde var. Kesinlikle biliyorum, biz basit yıldız tozları da hüzünlenebiliyor.
Sağlıcakla kalın.