Toplam 2 mesajın 1-2 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    gül rengi Avatarı

    Gerçek Adı
    sakine
    Üyelik Tarihi
    22.07-2015
    Son Giriş
    13.12-2017
    Saat
    09:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    53
    Alınan Beğeniler
    4
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Bugün fizik tedavi merkezine giderken aynı araca (yanıma ) genç bir bayan bindi. Biri kucağında, başı vücuduna oranla büyükçe, vücudu oldukça tombul şirin bir kız bebek adı Tuğba, diğeri 4-5 yaşlarında gözlerinden sanki zekâ fışkıran güzel bir erkek çocuk. Kucaktaki bebekte problem bir durum olduğunu fark ettim. İlgi gösterdim, tanıştık. Anne henüz ..85 doğumlu çok güzel bir bayan. İçi dolu belli, yüzünde hüzünle karışık umut, o da benim gibi konuşmaya meraklı, ben sordum, o anlatmaya başladı;

    '' İkinci hamileliğimdi tabi kız istiyoruz ! 4. ayımı zor bekledim, cinsiyetini öğrenmeye gittim. Ultrasonla bakıldıktan muayene edildikten sonra heyecanla sordum, cinsiyeti!?..

    Dr. endişeli ve telaşlı bir ifadeyle adeta azarladı; '' ne yapacaksın cinsiyetini sağlıklı mı diye sorsana! bebeğin kafasında fazlaca su birikmiş tıpta hidrosefali dediğimiz sendrom. Gebeliği hemen sonlandırmamız lazım. Bu yaşamaz zaten, yaşarsa da göremeyebilir duyamayabilir konuşamayabilir yürüyemeyebilir ve daha bir çok olumsuzlukla karşılaşabilirsiniz, sizin iyiliğiniz, için bunu yapmalıyız.... ''
    Neye uğradığımı şaşırdım başımdan kaynar sular döküldü.. Bi süre durdum, sonra hayır olmaz buna izin veremem size de inanmıyorum dedim yıkılmış olarak ve odadan ağlayarak çıktım...

    Eşime anlattım başka hastanelere ve doktorlara gittik.. Hepsi ağız birliği etmiş gibi ısrarla bu çocuk yaşamaz alalım ... dediler. Eşim de onları haklı bulup beni ikna etmeye çalıştıkça çıldırıyor, kendi kendime ben bu adamı mı, en zor durumda yanımda olmayan bu adamı mı sevdim evlendim diyordum.

    Aldırmak! yani içimde et ve kemiğe bürünmüş olarak yaşayan, üstelik 40. günden itibaren ruh da üflenmiş olan, dahası yüce Allah'ın verdiği bir canı içimde öldürmek! ya da canıyla alındıktan sonra onu dışarıda bile bile ölüme terk etmek!... bunu düşünmek dahi istemiyordum...
    Düşündüklerim sadece şunlardı; birinci çocuğumu, oğlumu, sapasağlam kucağıma veren Allah değil mi?.. Bunu da karnımda yaratan yine O.. Bu bebeğin öldürülmesine izin verirsem, sağlıklı çocuğumun da başına her an kötü bir şey gelebilir. O'nu bana veren, bi şekilde, geri alabilir. Öyle ya, verdi ama garanti belgesi vermedi.. Bir kazada sakat kalabilir ya da başka kötü bir şey olabilir... Sağlamında şükür, değilse küfür ve isyan böyle mi olmalıydı Yaratan'a karşı tavır !?..

    Ve ben şu an büyük bir imtihandayım. Yaratan beni, bizi izliyor her an görüyor ve bana şah damarımdan yakın ne yapacağımı kaderde ezelden biliyor bana beni ispatlamak için sonucu bekliyor...
    İşte bu düşüncelerle kararımı verdim, ne bahasına olursa olsun, kalan aylarda da karnımdaki yavruma sevgi ve şefkatimi hissettirecek, O'nu besleyecek ve doğuracaktım. Yaşaması tedavisi eğitimi için elimden gelen her şeyi yapacaktım. Sonrasında öncesinde Allah ne takdir ederse kabulümdü..

    Öyle de oldu; karşı çıkan herkesin karşısında kartal gibi durdum. Doğduğundan beri beyindeki suyun alınması için tedavi, fizik ve fizyoterapi, özellikle ağbisinin ilgisi, ailemin desteği en önemlisi Allah'ın yardımıyla bugüne geldik. Doğduğunda çok daha büyük olan başı daha da küçüldü. Etkiye tepki veriyor, gülüyor, oyuncakları gözüyle takip ediyor. Ayakları kıpırdamıyor, bu nedenle fizik tedavi ve fizyoterapi de aldırıyorum. Henüz 6,5 aylık.. Umutluyum ve biz bu yolun neresindeyiz bilemiyorum.. O bana farklı bir hediye bunun bilincindeyim ve gönderene güvenim sonsuz!.. ''

    Evet.. Zaten gelmiştik geleceğimiz yere. O yiğitlerden yiğit, iki çocuklu minik anneyi alnından öperek tebrik ettim ve vedalaştık.. Belki yine görürüm ya da O beni bulur, yine dertleşir konuşuruz bilemem.. Bu senaryonun da sonunu, yazan nasıl bitirir onu da bilemem..
    Ama bildiğim ve emin olduğum şu ki; insanoğlu olarak her birimiz hayat sahnesinde farklı bir senaryonun içinde, bize verilen farklı rolleri oynuyoruz.

    Bizi bu oyunda sonuca götürecek tek kuvvet, kalbimizdeki inancımız ve elimize verilen küçük, ama aslında ehemmiyeti, tüm sonucu etkileyecek kadar büyük olan cüz'i iradelerimiz.. Oynamak zorundayız, tâ ki perde kapanana dek!...

    Önemli olan ise, bu rolleri oynarken bizi izleyen senaristi yani Yüce Allah'ı (C.C) bir an dahi unutmamak..
    Haftanın ilk günü karşılaştığım, yaşı küçük yüreği kocaman bu anneden çok etkilendim, paylaşmak istedim.

    Hiç birimizin yarın ne olacağı ve nelerle karşılaşacağı belli değil..
    Rab'bimiz, yegâne merhamet sahibi terbiye edicimiz, imtihanlarla ve emrettiği farzlarla bizi cennetine ve rızasına lâyık hale getirecek olanımız, bizleri kaldıramayacağımız yük ile sınamasın, yâr ve yardımcımız olsun dileğiyle...

    Not: Alıntıdır

  2. #2
    Üye
    shukufe Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.01-2007
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    5.454
    Alınan Beğeniler
    114
    Verilen Beğeniler
    168

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    din iman kahramanlik guzel seylerde acaba o kucuge sorsaydiniz ne derdi
    ilaclarla hastanelerle tibbi mudahalelerle acili bir hayat
    bunu anneyim diye dunyaya getirip cektirmek revamidir