Sayfa 5 / 8 İlkİlk 12345678 SonSon
Toplam 114 mesajın 61-75 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #61
    Üye
    Gurbetli Avatarı

    Üyelik Tarihi
    09.12-2010
    Son Giriş
    15.09-2017
    Saat
    15:34
    Yaşadığı Yer
    B.B. memleketim
    Mesaj
    14.709
    Alınan Beğeniler
    21
    Verilen Beğeniler
    26
    Blog Mesajları
    2

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Shukufe Allah bilir kimin ne oldugunu beni bende bilirim sana nedesem yalan olur ama yinede mutlu olmadigin belli Rabbim yolunu huzurunu bozmasin derim

  2. #62
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    13:15
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İnsanlar için bazı değerler vardır bunu siz neden sorguluyorsunuz? Müslümanlarla ne alıp veremediğin var İnanç Allahla kul arasındadır,bunu sorgulamak kendini allah zanneden insancıklara düşmez

  3. #63
    Üye
    düşle Avatarı

    Üyelik Tarihi
    30.12-2009
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    22:14
    Yaşadığı Yer
    06
    Mesaj
    257
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    10
    Blog Mesajları
    4

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    maşallah konu yine çok alakasız yerlere kaymış. birkere herkesin dini imanı dünyaya bakış pesfektifi var ne alaka, kim ne dert yanıp bir sey tartısacak olsa hooop din iman, pes artık. bu kadar da olmaz ki yeter gınna geldi. insanın bir dinin olması hayvancasına huşu içinde susması mı demek? insan hiç mi koca ömürde içini dökmek, hiç değilese boşalmak istemez. bir kere olsun isyan etmez insanlık için iyiyi, güzeli, doğruyu istemez, neden bu böyle düzeltemez miyiz allahım yeter demez? bu din denilen her taşın altından çıkan, recim gibi basımıza başımıza atılan taş gibi pencit pilavımıdır_ yoksa din sürekli insan olmamızın önüne konulan engel midir? bırakın insanca yasamayı istemenin adını isyan koymayı artık, dinı uyuzluklarımıza alet etmeyelim. çünki din esasında reformdur yozlaşma değil.
    birileri karanlığa gömülmekten memmun aydınlıktan korkabilir, amenna kabul. ama aydınlığı özleyen hakıranlarında sesini yalancı din bezirganlıklarıyla boğmasına göz yumulmasını beklemesinler, yeter. uyduruk dininiz sizin olsun. gercek dinin ne olduğunu sizden daha iyi bilir yasarız. daha fazla karanlık çığırtkalığınızla boğmayın insanlığı...

    şu bi gercek elbette ki engelli kadın olmak çok daha zor. "Ülkemizde zaten ‘kadının adı yok’, engelli kadının adı hiç yok. Toplumun hemen her ferdi kadar, -hatta daha da fazla- bizimde görünmez zincirlerimiz var. Ama zincirleri kırmak, ön yargıya karşı durmak öyle kolay değil: Zaten de bu yönde çabalar çok cılız. Peki birilerinin gölgesinde ‘korumalı’ bir yaşantı bize cazip geldiğinden olabilir mi? Kanımca hayır, bu kadar basit değil. Bir değerlendirme yapalım; hayatı paylaşmayı seviyoruz, duyarsız değiliz, bir duruşumuz, tavrımız var. Yani kendimiziz, çalışıyoruz (bir kısmımız için de geçerli olsa) ve yetersizse de ekonomik özgürlüğü olanlarımız var. Ama daima bir yanımız eksik, tüm bunlar yetmiyor. Sorun cesarette değil; sorun toplumun engelliyi ve kadını ayrı ayrı birer hayvanmışçasına zincire vurduğu, göz ardı edilemeyecek kadar laletli bir gerçekliktedir. Çünkü hala bir yerlerde, töre cinayetlerinin çözülemediği, baskı ve dayaktan kurulu bir gerçekliği sürüyor hayatlarımız. Kadın hala köle ve bunu görüp de umursamayanlarsa, bu işkenceye çanak tutanlardır. "

    Engelli olmak nedir ki, işte toplum benim engelim ve bilinsin ki her halimle kendim olmak asıl gururum. Düşünen ve fikir üreten; tavırı ve duruşuyla hayatın içinde olan aydın bir bireyim!

    Engelse bir çoklarının özünde pranga, oysa benim bedenimde o bile değil: Varsın engellerimiz mi varmış olsun, kırıp atalım zincirlerimizi, diyebiliyorsak gerçekte bizler engelsiziz.

    Entelektüel anlamda düşünüldüğünde kadınların yarısı ‘toplum engelli’ ve bu öylesine benimsenmiş ki, görülemiyor! Özetle analitik düşünce, dolaysıyla algılama yetimizi kaybetmişiz.

    '…Bütün zorba hükümdarlar hep dini alet edindiler; Hakiki ulema, dini bütün alimler hiçbir vakit bu zorba hükümdarlara boyun eğmediler. Fakat gerçekte alim olmamakla beraber, sırf o kılıkta bulundukları için alim sanılan, çıkarına düşkün haris ve imansız bir takım hocalar da vardır. Hükümdarlar işte bunları ele aldılar ve işte bunlar dine uygundur diye fetva verdiler. Gerektikçe yanlış hadisler uydurmaktan çekinmediler. Gerçek ve imanlı ulema her vakit her devirde bunların kinine hedef oldu.'...... Mustafa Kemal ATATÜRK

    Yine haykırıyorum ki; SÖZ EYLEM DEĞİLSE NEYE YARAR? Biz kadınlar ezilerek sömürülüyorsak, bedenlerimizin kullanım hakkında, eğitimizde, bakışımızda, gülüşümüzde, günlümüzde vs vs yoksa söz hakkımız; elbetteki suç bizim demeye de dilim varmıyor ama, kabul edelim ki ŞUÇ BİZİM. Çünkü ÖRGÜTLÜ BİR TOPLULUK DEĞİLİZ.!

    GARDİYANLARIMIZ; babalarımız, erkek kardeşlerimiz, sevgililerimiz,
    dostlarımız, eşlerimiz, hatta çocuklarımız, özetle sevdiklerimiz.
    Yani toplum öyle bir sistem kurmuş ki, kadına rağmen din, kadına
    rağmen siyaset, kadına rağmen kadın ve açılımları gardiyanımız olmuş.
    Biz kadınlarsa hala ve ısrarla kör ebeyi oynamakta diretiyoruz!

    Mutlu değiliz, sevdiklerimiz örgütlüce ruhumuzu, kadınlığımızı çalıyorlar. Çok az erkek bir yanının, yani eşinin mutsuzken kendilerinin de asla mutlu olamayacağını görebiliyorsa da, bu görüş toplumun genel bakışınca bastırılarak hiçe sayılıyor.

    Kadınlarımız ekonomik bağımsızlığı başta olmak üzere, türban gibi
    bir çok sosyal olgu ve normlarca bağımsızlığı ellerinden alınarak, savunmasız erkeğe sunuluyor. Analar kendilerini şeytanla eş görerek, kızlarını mutlu olmak ve günaha girmemek adına; her ne olursa olsun, erkeklerine karşı koymamanın öğüdüyle büyütüyor. Yinede erkekler yetiniyor mu tabi ki hayır, çünkü tavizlerde daima bir sonraki adımlar vardır.

    Cumhuriyetin kadını olarak eğer gerçek özgürlüğü tatmış olsaydık, emin olun ki BU CAHİLİYE GÜNLERİNİ YAŞAMIYOR OLURDUK: Çünkü o zaman ÖZGÜRLÜK BİZİM VAZGEÇİLEMEZ RUHUZ OLURDU.

    Umutluyum yinede, çünkü; esaret kadar ruhumuzu hırsla kamçılayan
    daha başka ne olabilir ki, esaret ruhumuzun kamçısı...

    Yani demem o ki, kadın görmeye başlayıp da tavrını koymadıkça; birileri daima kadın adına, ama kendi yararına, karar verecek. Dolaysıyla bu tabu asla kırılamayacak.

    Kadın önce, Atatürk’ünde ön gördüğü gibi; kendini eğitecek, aydınlanacak sonra bu aydınlık, erkeğe yansıyacak. Ancak o zaman bizlerde zincirlerimizi kırabiliriz. Toplumun geneli sosyo-ekonomik olarak gelişmedikçe, bizim sorunlarımız daima barınma, iş ve aş gibi temel sorunlarca perdelenmiş kalacak. Bu noktada; gelişmiş ulus ve gelişmekte olan ulus anlamında bakabilirsek ki, bende tarafım: Toplumun geneli ağlıyorsa bizim için gülmek, ne derecede gerçekçi demeden edemiyorum.

    Gelecek kaygısıdır, bireyleri ve toplumları ileri taşıyan! ! Bir kez daha görüyorum ki, ulusumuz hala aydınlanma sürecini tamamlayamadı. Yine biliyorum ki, neyse güneş kara toprağa; gerçek aydınlanma odur, insanlığa. "

    not: basılı yazımdan alıntıdır.

  4. #64
    Üye
    mami23082 Avatarı

    Gerçek Adı
    Muhammed
    Üyelik Tarihi
    24.11-2010
    Son Giriş
    17.12-2016
    Saat
    02:49
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    352
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    5
    Blog Mesajları
    3

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    dinin kutsamalarından şikayet edenler özgürlükten çok kendi kutsamalarını dayatmaya çalışmasa daha iyi olabilirdi ...

  5. #65
    Üye
    Gurbetli Avatarı

    Üyelik Tarihi
    09.12-2010
    Son Giriş
    15.09-2017
    Saat
    15:34
    Yaşadığı Yer
    B.B. memleketim
    Mesaj
    14.709
    Alınan Beğeniler
    21
    Verilen Beğeniler
    26
    Blog Mesajları
    2

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ya siz zindanda mi yasiyorsunuz anlam veremiyorum sükredin ki avrupada yasamiyorsunuz

  6. #66
    Üye
    Tayanç Avatarı

    Gerçek Adı
    Ensar
    Üyelik Tarihi
    24.03-2012
    Son Giriş
    07.10-2017
    Saat
    18:59
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    4.595
    Alınan Beğeniler
    17
    Verilen Beğeniler
    28
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Soru bu:
    ''Engelli kadın olmak mı zor, engelli erkek olmak mı?''
    Bence engelli kadın olmak daha zor.
    Bir de engelli çocuğa sahip, engelli bir anne olmak daha da zor.

  7. #67
    Üye
    düşle Avatarı

    Üyelik Tarihi
    30.12-2009
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    22:14
    Yaşadığı Yer
    06
    Mesaj
    257
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    10
    Blog Mesajları
    4

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    aslında bu konuyu iki düzlemde tartışmalıyız: 1. sosyal/ günlük yaşam 2. cinsel yaşam
    sosyal yaşam çok konuşuldu ki bunu destekler devletin istatistik sonucunu kanıt olarak sunuyorum, ki
    eşitlik mi o da ne? dedirten cinsten!
    Engelliler Sitesi - Engelli kadın kamuda neden yok?
    Devlet Personel Başkanlığı’nın 2002-2014 yılları rakamlarına göre kamudaki engelli kadın sayısının azlığı göze çarpıyor
    Çalışma Bakanı Faruk Çelik tarafından açıklanan rakamlara göre, 2014 Temmuz ayı (2014 ilk 6 ay) itibariyle; kamuda 7 bin 474 engelli kadın istihdamedilirken, 26 bin 608 engelli erkek istihdam edildi. 2002 yılından 2014 Temmuz ayına kadar kamuda memur olarak istihdam edilen kadın engelli sayısı 40 bin 597 olurken, 161 bin 524 engelli erkek istihdam edildi.İşte istihdam rakamları

    Kadın Erkek Toplam

    2011 4 bin 232 16 bin 597 20 bin 829
    2012 5 bin 739 21 bin 575 27 bin 314
    2013 7 bin 32 25 bin 708 32 bin 740
    2014 7 bin 474 26 bin 608 34 bin 82

    ama bu kısmını yeterince tartıştığımızı varsayarak ve belkide cesaretle birazda 2. cinsel yasamda durum ne tartısalım diyorum.



    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: düşle Mesajı Gör
    maşallah konu yine çok alakasız yerlere kaymış. birkere herkesin dini imanı dünyaya bakış pesfektifi var ne alaka, kim ne dert yanıp bir sey tartısacak olsa hooop din iman, pes artık. bu kadar da olmaz ki yeter gınna geldi. insanın bir dinin olması hayvancasına huşu içinde susması mı demek? insan hiç mi koca ömürde içini dökmek, hiç değilese boşalmak istemez. bir kere olsun isyan etmez insanlık için iyiyi, güzeli, doğruyu istemez, neden bu böyle düzeltemez miyiz allahım yeter demez? bu din denilen her taşın altından çıkan, recim gibi basımıza başımıza atılan taş gibi pencit pilavımıdır_ yoksa din sürekli insan olmamızın önüne konulan engel midir? bırakın insanca yasamayı istemenin adını isyan koymayı artık, dinı uyuzluklarımıza alet etmeyelim. çünki din esasında reformdur yozlaşma değil.
    birileri karanlığa gömülmekten memmun aydınlıktan korkabilir, amenna kabul. ama aydınlığı özleyen hakıranlarında sesini yalancı din bezirganlıklarıyla boğmasına göz yumulmasını beklemesinler, yeter. uyduruk dininiz sizin olsun. gercek dinin ne olduğunu sizden daha iyi bilir yasarız. daha fazla karanlık çığırtkalığınızla boğmayın insanlığı...

    şu bi gercek elbette ki engelli kadın olmak çok daha zor. "Ülkemizde zaten ‘kadının adı yok’, engelli kadının adı hiç yok. Toplumun hemen her ferdi kadar, -hatta daha da fazla- bizimde görünmez zincirlerimiz var. Ama zincirleri kırmak, ön yargıya karşı durmak öyle kolay değil: Zaten de bu yönde çabalar çok cılız. Peki birilerinin gölgesinde ‘korumalı’ bir yaşantı bize cazip geldiğinden olabilir mi? Kanımca hayır, bu kadar basit değil. Bir değerlendirme yapalım; hayatı paylaşmayı seviyoruz, duyarsız değiliz, bir duruşumuz, tavrımız var. Yani kendimiziz, çalışıyoruz (bir kısmımız için de geçerli olsa) ve yetersizse de ekonomik özgürlüğü olanlarımız var. Ama daima bir yanımız eksik, tüm bunlar yetmiyor. Sorun cesarette değil; sorun toplumun engelliyi ve kadını ayrı ayrı birer hayvanmışçasına zincire vurduğu, göz ardı edilemeyecek kadar laletli bir gerçekliktedir. Çünkü hala bir yerlerde, töre cinayetlerinin çözülemediği, baskı ve dayaktan kurulu bir gerçekliği sürüyor hayatlarımız. Kadın hala köle ve bunu görüp de umursamayanlarsa, bu işkenceye çanak tutanlardır. "

    Engelli olmak nedir ki, işte toplum benim engelim ve bilinsin ki her halimle kendim olmak asıl gururum. Düşünen ve fikir üreten; tavırı ve duruşuyla hayatın içinde olan aydın bir bireyim!

    Engelse bir çoklarının özünde pranga, oysa benim bedenimde o bile değil: Varsın engellerimiz mi varmış olsun, kırıp atalım zincirlerimizi, diyebiliyorsak gerçekte bizler engelsiziz.

    Entelektüel anlamda düşünüldüğünde kadınların yarısı ‘toplum engelli’ ve bu öylesine benimsenmiş ki, görülemiyor! Özetle analitik düşünce, dolaysıyla algılama yetimizi kaybetmişiz.

    '…Bütün zorba hükümdarlar hep dini alet edindiler; Hakiki ulema, dini bütün alimler hiçbir vakit bu zorba hükümdarlara boyun eğmediler. Fakat gerçekte alim olmamakla beraber, sırf o kılıkta bulundukları için alim sanılan, çıkarına düşkün haris ve imansız bir takım hocalar da vardır. Hükümdarlar işte bunları ele aldılar ve işte bunlar dine uygundur diye fetva verdiler. Gerektikçe yanlış hadisler uydurmaktan çekinmediler. Gerçek ve imanlı ulema her vakit her devirde bunların kinine hedef oldu.'...... Mustafa Kemal ATATÜRK

    Yine haykırıyorum ki; SÖZ EYLEM DEĞİLSE NEYE YARAR? Biz kadınlar ezilerek sömürülüyorsak, bedenlerimizin kullanım hakkında, eğitimizde, bakışımızda, gülüşümüzde, günlümüzde vs vs yoksa söz hakkımız; elbetteki suç bizim demeye de dilim varmıyor ama, kabul edelim ki ŞUÇ BİZİM. Çünkü ÖRGÜTLÜ BİR TOPLULUK DEĞİLİZ.!

    GARDİYANLARIMIZ; babalarımız, erkek kardeşlerimiz, sevgililerimiz,
    dostlarımız, eşlerimiz, hatta çocuklarımız, özetle sevdiklerimiz.
    Yani toplum öyle bir sistem kurmuş ki, kadına rağmen din, kadına
    rağmen siyaset, kadına rağmen kadın ve açılımları gardiyanımız olmuş.
    Biz kadınlarsa hala ve ısrarla kör ebeyi oynamakta diretiyoruz!

    Mutlu değiliz, sevdiklerimiz örgütlüce ruhumuzu, kadınlığımızı çalıyorlar. Çok az erkek bir yanının, yani eşinin mutsuzken kendilerinin de asla mutlu olamayacağını görebiliyorsa da, bu görüş toplumun genel bakışınca bastırılarak hiçe sayılıyor.

    Kadınlarımız ekonomik bağımsızlığı başta olmak üzere, türban gibi
    bir çok sosyal olgu ve normlarca bağımsızlığı ellerinden alınarak, savunmasız erkeğe sunuluyor. Analar kendilerini şeytanla eş görerek, kızlarını mutlu olmak ve günaha girmemek adına; her ne olursa olsun, erkeklerine karşı koymamanın öğüdüyle büyütüyor. Yinede erkekler yetiniyor mu tabi ki hayır, çünkü tavizlerde daima bir sonraki adımlar vardır.

    Cumhuriyetin kadını olarak eğer gerçek özgürlüğü tatmış olsaydık, emin olun ki BU CAHİLİYE GÜNLERİNİ YAŞAMIYOR OLURDUK: Çünkü o zaman ÖZGÜRLÜK BİZİM VAZGEÇİLEMEZ RUHUZ OLURDU.

    Umutluyum yinede, çünkü; esaret kadar ruhumuzu hırsla kamçılayan
    daha başka ne olabilir ki, esaret ruhumuzun kamçısı...

    Yani demem o ki, kadın görmeye başlayıp da tavrını koymadıkça; birileri daima kadın adına, ama kendi yararına, karar verecek. Dolaysıyla bu tabu asla kırılamayacak.

    Kadın önce, Atatürk’ünde ön gördüğü gibi; kendini eğitecek, aydınlanacak sonra bu aydınlık, erkeğe yansıyacak. Ancak o zaman bizlerde zincirlerimizi kırabiliriz. Toplumun geneli sosyo-ekonomik olarak gelişmedikçe, bizim sorunlarımız daima barınma, iş ve aş gibi temel sorunlarca perdelenmiş kalacak. Bu noktada; gelişmiş ulus ve gelişmekte olan ulus anlamında bakabilirsek ki, bende tarafım: Toplumun geneli ağlıyorsa bizim için gülmek, ne derecede gerçekçi demeden edemiyorum.

    Gelecek kaygısıdır, bireyleri ve toplumları ileri taşıyan! ! Bir kez daha görüyorum ki, ulusumuz hala aydınlanma sürecini tamamlayamadı. Yine biliyorum ki, neyse güneş kara toprağa; gerçek aydınlanma odur, insanlığa. "

    not: basılı yazımdan alıntıdır.

  8. #68
    Üye
    denizci35 Avatarı

    Gerçek Adı
    temel
    Üyelik Tarihi
    19.07-2014
    Son Giriş
    23.08-2017
    Saat
    02:06
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    38
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bayanlar daha fazla etkilenir. erkeklerde etkilenir ama herzaman üstesinden gelmeyi bilir bu birazda engel e bakar kimse darılmasın kimsenin darılmasınıda istemem şahsen

    bir kere bu soru çok zor bir soru birimizin yazdığından diğeri etkilenebilir kalp kırmamak ve Düşünüp konuşmak lazım

  9. #69
    Üye
    faruk34 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    25.07-2008
    Son Giriş
    11.12-2017
    Saat
    22:08
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    3.550
    Alınan Beğeniler
    21
    Verilen Beğeniler
    3

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu tamamiyle engel derecesi, cevre ve maddiyatla birinci derecede ilgilidir.Köyde geçimini çifçilikle sağlayan bir engelliyle, şehir hayatında masabaşında çalışan bir engelli arasında cok fark vardır.Engellilik kadın ve erkek için zordur fakat iki gönül birleşip zorlukları aşabiliyorsa ne mutlu onlara.

  10. #70
    Üye
    Tuna tuna Avatarı

    Üyelik Tarihi
    05.08-2014
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    249
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tabiy ki her ikiside zor fakat bu ülkede kadın olmak daha zor !.

  11. #71
    Üye
    Engelsizbiz Avatarı

    Gerçek Adı
    Mehmet ÖNDER
    Üyelik Tarihi
    28.11-2008
    Son Giriş
    03.12-2017
    Saat
    21:09
    Mesaj
    863
    Alınan Beğeniler
    18
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Engelli çocuğum olacağını bilsem aldiririm benim için bu sorunun cevabı bu kadar net yeter ki benim çektiklerimi
    Yada daha kötüsünü yaşamasin

  12. #72
    Üye
    esin32 Avatarı

    Gerçek Adı
    esin
    Üyelik Tarihi
    22.07-2014
    Son Giriş
    04.06-2016
    Saat
    20:36
    Yaşadığı Yer
    van
    Mesaj
    58
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    kadın için daha zordur bence...
    Kadının omuzlarındaki yük daha fazladır. İyi bir anne ( başlı başına bir zanaattır), iyi bir eş , iyi bir çalışan olmak zorundadır kadın. bunların üzerine engelli olmanın getirdiği eksikliği ve toplumunun küçümser tavrını da koyun zaten kırılgan zarif bir çiçek olan kadının açmasını yeşermesini bekleyin ondan sonra.( engelli bir kadının gül olması yetmez. Gül kadar güzel ve zarif, zorluklara da kardelen kadar inatcı ve dayanıklı olması gerekir. )

  13. #73
    Üye
    yelpaze Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.11-2007
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    halikarnassos
    Mesaj
    1.458
    Alınan Beğeniler
    54
    Verilen Beğeniler
    11

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    kadın olmak, başlı başına zaten zor bir zanaattir zaten.
    değilmiki engelli,
    allah yardımcıları olsun.

  14. #74
    Üye
    hakancan06 Avatarı

    Gerçek Adı
    hakan
    Üyelik Tarihi
    30.08-2013
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    02:30
    Yaşadığı Yer
    bir önemi yok
    Mesaj
    515
    Alınan Beğeniler
    108
    Verilen Beğeniler
    309

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    kusura bakmayın ama bazı arkadaşlar aşırı derece saçmalamış,kadını öyle bir anlatmışki,kadın sanki bizim toplumumuzda bir köle,olayı tamamen feminist bir düşünceyle anlatmış,kadın yaşamıyo,kadın gezemeiyor,kadın eglenemiyor,saçma sapan şeylerle koca bir sayfa doldurmuş,sevgili arkadaşlar bırakın bu ayakları,engelli olmak kadın için ne kadar zorsa,erkek içinde o kadar zordur,kadın anne olmak zorundaysa erkekte evine bakma zorunda,hayat herkese zordur,bunu asla unutmayın,önemli olan insanın burda kendini geliştirmesidir.kendinii geliştiremiyorsan bu hayatta ister kadın ol ister erkek ol,hayat sana zor gelir..

  15. #75
    Üye
    Gurbetli Avatarı

    Üyelik Tarihi
    09.12-2010
    Son Giriş
    15.09-2017
    Saat
    15:34
    Yaşadığı Yer
    B.B. memleketim
    Mesaj
    14.709
    Alınan Beğeniler
    21
    Verilen Beğeniler
    26
    Blog Mesajları
    2

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Insan olmak zor ....




Sayfa 5 / 8 İlkİlk 12345678 SonSon