Toplam 1 mesajın 1-1 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    Av.SHasO Avatarı

    Gerçek Adı
    MEF HASAR DANIŞMANLI
    Üyelik Tarihi
    11.10-2014
    Son Giriş
    15.04-2017
    Saat
    11:36
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    65
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Trafik kazası nedeniyle malul kalan ya da ölüm durumunda destekten yoksun kalan kişiler nezdinde gerçekleşecek zararların hesabı farklı esaslara göre yapılmakta, zarar hesabı her hesapta farklı miktarlarda çıkmaktadır.

    Hazine Müsteşarlığı’nın 2010/4 sayılı Genelgesinde “CSO -1980 Amerikan tablolarının, %3 teknik faizin ve “devre başı ödemeli belirli süreli rant” formülünün uygulanması” istenmiş, söz konusu esaslar gerek Yargıtay’ca ve gerekse Sosyal Sigortalar Kurumu’nca benimsenen hesaba aykırılık oluşturması sebebiyle kabul görmemiştir.

    Maalesef günümüzde Sigorta Şirketleri zarar başvurularında Hazine Müsteşarlığınca benimsenen hesaplamaları kullanmakta, söz konusu uygulamasıyla kaza mağdurlarının haklarına halel getirmektedirler.

    Yargıtay ve SGK tarafından benimsenen PMF-1931 yaşam tablosu, CSO-1980 tablosuna göre daha eski olmakla beraber Türkiye coğrafyasına daha yakın olan Avrupa’da benimsenmiş bir tablodur.

    İnsanımızın yapı itibariyle Avrupalılara daha fazla benzediği göz önüne alındığında PMF-1931 yaşam tablosunun yargısal uygulamalarda esas alınması daha uygun ve yerinde olduğu düşüncesindeyiz.

    Peki PMF-1931 tablosunun yasal dayanağı var mıdır?

    506 sayılı yasanın 22’ inci maddesiyle benimsenmiş ancak 5510 sayılı kanunun yürürlüğe girmesiyle beraber eski yasa olan 506 sayılı yasa yürürlükten kalkmıştır. Hangi yaşam tablosunun esas alınması gerektiği yeni 5510 s.k. ile düzenlenmediğinden eski yasada yer alan madde 22’nin halen uygulanması mümkün olacaktır.

    Nitekim, 5510 sayılı Yasa’nın Geçici 3.maddesinde “Bu kanuna göre çıkarılması gereken yönetmelikler ile diğer düzenlemeler yürürlüğe girinceye kadar, mevcut tüzük ve yönetmelikler ile diğer düzenlemelerin, bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanmaya devam edilir” düzenlemesiyle 506 sk m.22 günümüzde de uygulanması gerekecektir.

    Nitekim YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ E. 2011/11066 K. 2012/10762 9.10.2012 tarihli kararında;

    Trafik kazasına ilişkin tazminat davasında; sigorta Tahkim Heyetince; bilirkişi raporuna itibar edilmeksizin, hakem heyetinde yer alan Aktüer tarafından yapılan hesaplama esas alınarak, talebin kısmen kabulü ile tazminatın %10'una tekabül eden bedelin G... Merkez Hasarları Yönetimi ve Danışmanlık Şti.'ne, belirtilen bedelin adı geçen eşe verilmesine, diğerleri için yapılan talebin reddine, alacağa itibaren ticari faiz yürütülmesine karar verilmiştir. Tahkim Heyetince karara esas alınan hesaplama, hukuka uygun değildir. Yargıtay kriterlerine uygun olarak PMF Tablosu esas alınarak düzenlenen rapor doğrultusunda karar verilmesi gerekirken, Hazine Müsteşarlığı'nın 2010/4 sayılı Genelgesine göre yapılan hesaplamaya dayalı olarak karar verilmesi isabetli olmamıştır.

    YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ E. 2011/11066 K. 2012/10762 9.10.2012 tarihli kararında;

    Tahkim Heyetince karara esas alınan hesaplama, Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586, 1990/199 sayılı kararı ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun değildir. Bu itibarla, dosya kapsamında yer alan, Yargıtay kriterlerine uygun olarak PMF Tablosu esas alınarak Av. A. Ö. tarafından düzenlenen 30.03.2011 tarihli rapor doğrultusunda karar verilmesi gerekirken, Hazine Müsteşarlığı'nın 2010/4 sayılı Genelgesine göre yapılan hesaplamaya dayalı olarak karar verilmesi isabetli olmamıştır.

    Kararlarıyla istikrarlı olarak PMF- 1931 yaşam tablosunun tazminat hesabına esas alınması gerektiği vurgulanmıştır.

    Yargıtay tarafından benimsenen diğer ilkeler;

    1- İşleyecek dönem kazançlarının, hüküm tarihine en yakın tarihin esas alınması, her yılın peşin değeri ayrı ayrı %10 iskontolu hesaplanmalı, pasif dönem zararının da aynı biçimde hesaplanması,(bilinen dönemde kişinin çalıştığı yıllara ilişkin kazançları, hesaplama tarihinden sonra iskontolu hesap yapılmalıdır.)

    2- Destek payları belirlenirken, paylaştırmada bütün payların hasredilmemesi, destek olan kişinin yaşamında kendisi için de harcama yapacağı hatta tasarruf yapmak amaçlı kenara para koyabileceği kabul edilmiştir.

    3- Eğer biri destekten çıkanlarsa kişinin paylarının destek süreleri daha uzun olanlara eklenmesi,

    3- Kişinin bir mesleği varsa kazanç araştırılması yapılması, tam olarak tespit edilemediği durumlarda meslek kuruluşlarından yazı alınması, çalışmayan kişilerin kazancı asgari ücret olarak esas alınması,

    4- Dul eşin yeniden evlenme ihtimali hesaplanırken AYİM tablosuna göre hüküm tarihine en yakın tarih esas alınmalı, dul eş dava bitmeden evlenirse evlenme tarihine kadar tazminat hesabı yapılmalıdır.

    5- Bekar desteğin ileride kendisi, eş ve çocuklarına pay ayıracağı,

    YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ E. 2012/12622 K. 2013/8966 13.6.2013 tarihli kararında;

    Destekten yoksun kalma zararının hesabında, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış olduğu yardımın miktarı belirlenmelidir. Ölenin parasal veya bedensel destekliğinin derecesiyle bundan yoksun kalanların tazminat isteklerinin ölçüsü ya da hesaplama yöntemi konusunda öğretide görüş birliği yoktur. Gerçek yardım miktarının yeterli delillerle ispat edilemediği durumlarda yargıç, takdir hakkını kullanarak yardım miktarını belirleyebilecektir. Bu belirlemede destekle destek olunan kimse arasındaki yakınlığın derecesi, aralarındaki manevi bağ, davacıların yaşları, dahil oldukları sosyal ve ekonomik çevre, yaşam standartları, cinsiyetleri gibi bakım ilişkisine ve miktarına etkili olabilecek unsurlar da göz önünde bulundurulacaktır. Hayatın olağan akışı içinde, destek sayılan kimsenin baktığı kimselere gelirini belli paylara bölerek baktığı pek söylenemese de tazminat hesabında bir paylaştırma yapmak zorunlu hale gelmektedir.

    Buna göre öncelikle gelirin tamamının, yardım görenlere tahsis olunmuş varsayılamayacağı, ölenin gelirinden bir bölümünü kendisine ayıracağı, bu tahsisten vazgeçilemeyeceği ve bu suretle yardımın ( payların ) geliri yutmaması ilkesine dikkate alınmalıdır. Ayrıca ölenin kendi geçim masraflarından artan miktarın tamamının ( hiçbir tasarruf düşüncesine yer bırakmadan ) destek görenlere dağıtıldığı da kabul olunamaz. Öte yandan, destek görecek kimselere ayrılacak miktar da, bunların ihtiyaçlarının toplamı kadar olmalıdır, ( payın giderek eş için arttırılarak hesaplanması gerektiği yazalım )

    Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda desteklik tazminatı hesaplanmadığı belirtilen Serap da dikkate alınarak eş için %20, çocuklar için ayrı ayrı %10 pay ayrılarak hesaplama yapılmış ise de, desteklik tazminatı hesabında dikkate alınmayan Serap için pay ayrılmış olması doğru olmadığı gibi bilirkişi raporunda kız çocukları için 22 yaşına kadar destek alacaklarının kabul edilmesine karşın davacılar desteğinin vefat tarihinde 22 yaşında olan, her hangi bir eğitim kurumuna devam etmediği ve yapılan kolluk araştırmasında da asgari ücretli olarak çalıştığı belirlenmiş olan davacı Hamidiye'ye de destek payı ayrılması doğru görülmemiştir.

    Desteğin kendisine pay ayıracağı hatta tasarruf yapabileceği,

    YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ E. 2010/8852 K. 2011/5358 26.5.2011 tarihli kararında;

    Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.Destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir.davacı G., desteğin 28 yaşındaki kardeşidir.Tanık beyanlarından davacının hastalığı nedeni ile sürekli bakım ihtiyacı içinde olduğu, müteveffa S.'nin eylemli biçimde kardeşine destek olduğu anlaşılmaktadır.Ne var ki, davacının babası hayatta olup, emekli aylığı almaktadır.Bu nedenle, Öncelikle babanın davacıya desteksel yükümlü olduğu, müteveffa S.'ın gelirinin büyük kısmını kendisine ve ileride evleneceği varsayımı ile eşi ve çocuklarına ayıracağı dikkate alınarak, destek payı yeniden değerlendirilmelidir.Ayrıca, desteğin davacı annesi yönünden de desteğin bekar olduğu dönemde ayırabileceği pay ile evlendikten sonra ve çocuğu olduktan sonra ayıracağı payın farklı olacağı gözetilmelidir.Mahkemece, anılan hususlarda bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

    Bekar desteğin ileride kendisi, eş ve çocuklarına pay ayıracağı,

    YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ E. 2012/7886 K. 2013/9973 25.6.2013 tarihli kararında;

    Mahkemece benimsenen aktüer bilirkişi raporunda davacı eşe ait destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken davacı eşe ait payın %70 olacağı varsayılarak hesaplama yapılmıştır. Destek payına dair bu oran esasen dosya kapsamına göre fazladır. Destek yaşasa idi kendisine de eşi ile eşit oranda pay ayıracağı kabul edilerek destekten yoksun kalan eş için azami %45 pay ayrılması düşünülerek bu paya göre hesaplanan tazminat bedeli üzerinden karar verilmesi gerekir.

    Destekten yoksun kalan sadece tek eş varsa, eşin pay oranının %45 olacağı, gerisi desteğe ayrılması gerektiği,

    YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ E. 2010/8711 K. 2011/424 25.1.2011 tarihli kararında;

    Dava, meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Yapılacak iş, davacı işçinin yaptığı işin vasıf ve mahiyetine göre asgari ücret düzeyinde bir ücretle çalışmayacağı kabul edilerek, ilgili meslek odasından bilinen devrede her yıl için sigortalının alabileceği ücretleri sormak, benzer işyerlerinde çalışan ve emsal işi yapanların ücretlerini araştırmak suretiyle işçinin gerçek ücretini belirlemek, gerçek ücretle sigortalının hak sahiplerinin tazminatını yeniden hesaplatmak, hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre SGK tarafından hesaplanarak bildirilecek peşin sermaye değerini hesaplanan bu zarardan indirmek, davacıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerlerinde sonradan meydana gelen azalmanın nedenini, hatalı bildirimde bulunup bulunulmadığını belirlemek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

    Ücret araştırmasının yapılmasının gerekliliği belirtilmiştir.

    YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2010/4-712 K. 2011/4 2.2.2011 tarihli kararında;

    Davacı eşin yaşı, çocuk sayısı ve ülke koşulları gözetildiğinde yeniden evlenme şansının bulunup bulunmadığı sorunu;

    Destekten yoksun kalan eşin yeniden evlenme olasılığı, zararı azaltan durumlardan sayılmakta; olasılığın oranına göre tazminattan indirim yapılması gerekmektedir.

    Dul eş dava bitmeden evlenmişse, destek tazminatı, önceki eşinin ölüm tarihi ile yeniden evlenme tarihi arasındaki süreye göre hesaplanması gerekir. Çünkü, yeniden evlenmekle yeni bir destek bulduğu kabûl edilmektedir. Şu kadar ki, ölen eşinin gelir durumuna oranla, yeni eşinin geliri daha düşükse, aradaki farkın tazminat olarak ödetilmesi gerekir.

    Dul kalan eşin yeniden evlenme şansının belirlenmesinde aile bağlarına, sosyal ve ekonomik durumuna, kişiliğine, çocuk sayısına, ülke şartlarına ve yörenin töresel koşullarına bakılarak bir sonuca varılması gerekir. Bu hususta, gerektiğinde konusunun uzmanı bilirkişilerin görüş ve düşüncesine de başvurulabilir.

    Uygulamada, dul eşin yeniden evlenme şansının belirlenmesinde daha çok, hazır tablolardan yararlanılmaktadır. En sık başvurulan İsviçreli Hans Moser'in tablosu ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından kullanılan tablodur. Moser'in tablosu 1940'dan önceye ait olup, günümüz koşullarına ve ülkemiz şartlarına uyduğu söylenemez. Gene, İsviçre kaynaklı Stauffer/Schaetzle tablosu daha yakın tarihli ise de, bu tablonun da Türkiye koşulları dikkate alınarak hazırlanmadığı açıktır. Bu durumda, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından kullanılan tablonun mevcut koşullarda ülkemiz koşullarına daha çok uyumlu olduğu değerlendirilebilir.

    Kaza 01.08.2005 tarihinde meydana gelmiş; dava da 26.08.2005 tarihinde açılmıştır. Davacılardan 1962 doğumlu eş Şennur Er bu tarihte 43, çocukları ise 13, 7 ve 5 yaşlarındadır. Karar tarihi itibarı ile; davacı kadın 49, çocukları 19, 13 ve 11 yaşlarındadır. Dosya kapsamına göre kadının halen evlenmediği ve dul olduğu anlaşılmaktadır.

    Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından kullanılan tabloya göre, 41-50 yaş aralığındaki dul eşin evlenme şansı % 2 olup, AYİM uygulamasında 18 yaşından küçük her bir çocuk için evlenme şansından % 5 indirim yapılması gerekir. Davacı dul eşin dava tarihindeki yaşı, çocuk sayısı, AYİM tablosu, sosyal ve ekonomik durumu ile ülke ve yöre koşulları dikkate alındığında, yeniden evlenme şansının bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

    Bu nedenle, dul eşin yeniden evlenme şansının bulunmadığı gerekçesi ile tazminattan bir indirime gidilmesine yer olmadığına ilişkin direnme usul ve yasaya uygun bulunduğundan, direnme kararı bu yönüyle de onanmalıdır.

    Dul eşle ilgili esaslara yer verilmiştir.

    NOT: BU MAKALE MEF Hasar Danışmanlık / Trafik Kazası Sigorta Tazminatı ADRESİNDEN ALINMIŞTIR.
    Konu Av.SHasO tarafından değiştirilmiştir (23.10-2014 Saat 10:13 ).