I- Ölüm Halinde Tazminat

6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53’üncü maddesine göre;

“Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır:

1. Cenaze giderleri.
2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.”

Önemle belirtmek gerekir ki bu zararları destekten yoksun kalan kişiler tarafında talep edilebilecektir. Müteveffanın sağlığında 2 nolu bende dayalı açtığı davayı ölüm halinde mirasçıları devam ettirebilecektir.

1.1- Cenaze giderine ilişkin talepleri kimlere yöneltilebileceği sorusu önemlidir. Özellikle uygulamada sigorta şirketleri söz konusu zararın “Zorunlu-Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.3-m maddesinde belirtilen “Dolaylı Zararlar”” kapsamında olduğu iddiasıyla davalarda talebin reddini iddia etmektedirler.

Ancak KTK m. 91 hükmüne göre “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” Sigorta şirketleri işletenlerin 85/1 deki sorumluluğunu üstlenmiştir.

KTK m. 85/1 hükmüne göre “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” Hükmünde belirtilen zararlar, 6098 sayılı BK ‘da belirtilen zararlardır. Dolayısıyla Sigorta Şirketlerinin BK m. 63 de belirtilen cenaze giderinden sorumlu olması gereklidir.

Nitekim Yar. 11.HD. 01.07.2004, E.2003/13073 K. 2004/7383 tarihli kararıyla konuya açıklık getirmiştir.

“Defin giderleri ve cenazenin taşınma masraflarından oluşan zarardan, Zorunlu Sorumluluk sigortacısı da ölüm teminatı nedeniyle sorumludur. Defin giderlerinin sigorta poliçesi kapsamında olmadığı gerekçesiyle bu istemin sigorta şirketi yönünden reddi hatalıdır”

YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ E. 2012/12622 K. 2013/8966 13.6.2013 tarihli kararında;

Davacılar cenaze giderleri yönünden de talepte bulunmuşlardır. B.K. 45/I. maddesi kapsamında ele alınması gereken defin masrafları, ölümle doğrudan doğruya ilgili olan ve ölenin diniyle sosyal ve ekonomik durumuna uygun bulunan giderlerdir. Bunlar, ölenin taşınması, yıkatılması, gömülmesi, mezarlık ücreti, mezar taşı, ilan giderleri, sadakalar ve din adamlarına verilen paralarla otopsi için yapılan giderleri kapsar. Şu var ki, bu giderler gerçekten yapılmalı ve yerel göreneklere ( mahalli adetlere ) uygun düşmelidir. Mahkemece bu konuda araştırma yapılmasına karşın yapılan araştırmalar sonucu belirlenen miktarlar dışında 1.500,00.-TL cenaze ve defin giderine hükmedilmiş ve kararının dayandığı gerekçeler ortaya konulmamıştır. Bu duruma göre mahkemece açıklanan ilkeler dikkate alınarak davacıların ödedikleri "defin masraflarının" kapsamı belirlendikten sonra, uygun sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

1.2- Tedavi giderlerinin kapsamına nelerin girdiğini belirlemek önem arz etmektedir.

Tedavi Gideri; Tedavi ve Tedaviye yönelik giderler olarak ikiye ayrılmaktadır.

Tedavi gideri kişinin trafik kazası geçirmesinden hemen sonra ilk müdahale ve aynı süreçte aldığı tedavi hizmetlerini kapsamaktadır.

Tedaviye yönelik giderler, öteki ismiyle “iyileştirme gideri – tedavi benzeri giderler” olarak isimlendirilir. Bu kapsamda ilk müdahale sonrasında yapılan bakım ve bakıcı gideri, yol ve ulaşım harcamaları,muayene, tetkik, röntgen, laboratuar incelemesi konsültasyon cerrahi veya tıbbi müdahale, yoğun bakım, ameliyat, pansuman, ilaç, kan, tıbbi ve cerrahi malzeme, protez, yatak, hemşirelik hizmetleri,rehabilitasyon ile fizik tedavi ve yahut kaplıca tedavisi, özel giysi, çamaşır, ayakkabı, vs tedavi için gerekli araç veya malzemelerin tümü için yapılan bütün harcamaları içerir.

6111 sayılı kanun kapsamında tedavi giderlerinin bir kısmını SGK üstlenmiş olup, sigorta şirketlerinin sorumluluğu kanun kapsamında sona ermiş bulunmaktadır. Konu ile ilgili detaylı açıklamaları başka bir makalemizde tartışacağız.

Çalışma gücünün azalması ve yitirilmesine ilişkin istenebilecek talepler sürekli iş görmezlik olarak adlandırılmaktadır.

Bu talepler de sigorta şirketi dahil sürücü, işleten, araç sahibi, girişimci gibi aracın işletilmesinden ekonomik yarar sağlayan tüm sorumlulardan talep edilebilecektir.
Sürekli iş görmezlik tazminatı sigorta şirketleri tarafından başvuru halinde karşılanmaktadır.

YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİE. 2011/1089K. 2011/2144 10.3.2011 tarihli kararında geçici iş görmezlik zararından sigorta şirketlerinin de sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır.


1.3- Trafik kazası geçiren kişinin ölümü halinde geriye kalan mirasçıları ve desteğinden geri kalan diğer kişiler (bu kişilerin müteveffanın sağlığında destek aldıklarını kanıtlamaları gerekir) destekten yoksun kalma tazminatını sigorta şirketi dahil sürücü, işleten, araç sahibi, girişimci gibi aracın işletilmesinden ekonomik yarar sağlayan tüm sorumlulardan talep edilebilecektir.


II- Bedensel Zarar Halinde Tazminat

6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 54’üncü maddesine göre;

“Bedensel zararlar özellikle şunlardır:

1. Tedavi giderleri.
2. Kazanç kaybı.
3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.”

Önemle vurgulamak gerekir ki bu davayı sadece malul kalan kişi ikame edebilecektir. Malul kalan kişinin yakınları nezdinde oluşan doğrudan oluşan herhangi bir zarar söz konusu olmadığı için kendi adlarına davayı açmaları düşünülemez.

Tedavi giderlerine ilişkin açıkladığımız aynı esaslar burada da geçerlidir.

Kazanç kaybı; Kaza geçiren kişinin, kalıcı sakatlık durumu söz konusu olsa bile tedavi gördüğü süre boyunca çalışamaması ve bu yüzden işinden geri kalması dolayısıyla oluşan “geçici iş göremezlik” tir.

Bu talepler de sigorta şirketi dahil sürücü, işleten, araç sahibi, girişimci gibi aracın işletilmesinden ekonomik yarar sağlayan tüm sorumlulardan talep edilebilecektir.

Ancak geçici iş görmezlik tazminatı trafik sigortası kapsamında olmadığı bazı sigorta şirketleri tarafından SGK’ nın sorumluluğunda olduğu gerekçesiyle savunulmaktadır.

YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİE. 2011/1089K. 2011/2144 10.3.2011 tarihli kararında geçici iş görmezlik zararından sigorta şirketlerinin de sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır.

Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar yukarıda değinildiği üzere sürekli iş görmezlik tazminatı olarak adlandırılır ve sigorta şirketi dahil sürücü, işleten, araç sahibi, girişimci gibi aracın işletilmesinden ekonomik yarar sağlayan tüm sorumlulardan talep edilebilecektir.

Ekonomik geleceğin sarsılması; Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar müstakbel zararlardır ve bu zararlar çalışma güzünde herhangi bir kayıp olmasa bile meydana gelmektedir. [1] Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi ihlalden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır. Hatta bu kişiler ihlâl fiili neticesinde işlerinden tamamen de çıkarılabilirler[2] . Örneğin, zarar görenin genç bir kız olması halinde bu kişinin evlenme şansını kaybetmesi veya beden şeklinin önemli derece değişmesi, sakat kalması, sinir, akıl veya hafıza zayıflığına uğraması gibi hallerde de zarar görenin ekonomik geleceğinin sarsılmasından söz edilir. [3]

Nitekim iş gücünü azaltan birçok sakatlık veya hastalık hallerinde zarar görenin ekonomik geleceğinin de sarsılacağı şüphesizdir. Örneğin, sağ elini kullanan bir öğretmenin vücut bütünlüğünün ihlâli sonucunda sol elini kaybetmesi mesleği gereği onun çalışma gücünde doğrudan bir eksiklik meydana getirmemesine rağmen, bu kişinin ekonomik geleceğinin sarsıldığından bahsetmek mümkündür. Nitekim bu öğretmen bir elini kaybettiği için mesleğinde ilerleme konusunda birtakım sıkıntılar yaşayacak, bunun dışında hayatını idame ettirebilmesi için yardıma ihtiyaç duymaktadır. [4]

Yargıtay 11. HD. E. 2005/3415, K. 2006/5510, 11.5.2006 tarihli kararında;

“Dava, haksız eylem sonucu oluşan yaralanma nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkindir. Davacıya ait meskende meydana gelen tüp patlaması sonucu davacının yaralandığı, ellerinde yanıklar ve fonksiyon kaybı oluştuğu, bu nedenle meslekte kazanma gücünden kaybettiği anlaşılmıştır. Mahkemece, davacının öğretmen olup, ellerindeki yanıkların mesleğini yapmasına engel olmadığı, bu durumun maaşında azalmaya da yol açmadığı, ekonomik geleceğinin tehlikeye girmediği gerekçesiyle iş gücü kaybına dayalı maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. BK'nın 46, maddesinde, cismani bir zarara uğrayan kimsenin tamamen veya kısmen çalışmaya muktedir olamamasından ve ileride iktisaden maruz kalacağı mahrumiyetten mütevellit zarar ve ziyan ile tüm masrafları isteyebileceği düzenlenmiştir. Davacının haksız eylem sonucu yaralanmasına bağlı olarak oluşan meslekte kazanma gücüne ilişkin kaybının işini yapmasına engel olmasa bile aynı işi meslektaşlarına oranla meydana gelen bu kayıptan dolayı daha fazla efor sarf ederek yapmak zorunda kalması halinde zarar gerçekleşmiştir. Bu itibarla, mahkemece davacının çalışma gücünün azalmasından kaynaklanan zararına yönelik isteminin yasal olmayan gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.”

İfadesiyle ekonomik geleceğin sarsılmasından sorumlu olunacağını göstermiştir. Yargıtay’ ın bu kararı sigorta şirketi aleyhine olduğu için söz konusu zarar, sigorta şirketi dahil sürücü, işleten, araç sahibi, girişimci gibi aracın işletilmesinden ekonomik yarar sağlayan tüm sorumlulardan talep edilebilecektir.


III- Zarar gören kişi ve yakınlarının araçtaki hasar ve beraberinde getirdiği eşyaların hasarından doğan tazminat talepleri

3.1- Araç hasarına ilişkin taleplerde;

Zarar gören kişi kavramına değinmekte yeri gelmişken yarar vardır. Zarar gören kişi araç sahibi olabileceği gibi başkasının aracını işletmek üzere elinde bulunduran üçüncü kişi de araç üzerinde işletme hakkı olduğu için zarar gören kişi olarak tanımlanabilir.

Ancak bunlardan her biri zararını zarar veren kişiden ve sigorta şirketinden talep edebilecek midir?

Değinmekte fayda var ki, burada söz konusu talep sigorta şirketinden trafik poliçesi kapsamında talep edilebilecek zarardır. İşleten ve sürücü dışındaki 3. Kişilerin uğradığı zararlar konumuz kapsamındadır.

Araç sahibinin araçtan kaynaklanan zararını kendi kasko şirketinden talep edebileceği gibi kaskosunu bozdurmak istemeyen bu kişi karşı tarafın kusuru oranında karşı taraftan aracında oluşan zararı talep edebilecektir. Araca zarar veren kişi bu zararı aracı ile yapmış olması durumunda ise zarar veren tarafın Trafik Poliçesini düzenleyen sigorta şirketinden bu zararını talep edebilir.

Aracın sahibi dışında işleten sıfatıyla elinde bulunduran kişinin işletememe dolayısıyla uğradığı zarar açısından değerlendirmek gerekirse;

Dolaylı zarar, asıl zarardan kaynaklanan ve onunla bağlantılı olan “ek zarar”dır.

Yansıma zarar, dolaylı zarar adı verilen zararlar kategorisine altlanır. Deyim (kural olarak bir kişinin malvarlığında meydana gelen azalma anlamına gelen) zararın yapısını değil de kaynağını belirler.
OĞUZMAN/ÖZ 'e göre ise yansıma zarar, hukuka aykırı bir fiile maruz kalan kimseden başka bir kişinin, aynı davranış yüzünden uğradığı zarardır. [5]

İfadelerden de anlaşılacağı üzere dolaylı zarar, yansıma zararı kapsayan bir ifade olup, zarar gören üzerinde oluşabileceği gibi 3 kişinin de üzerinde gerçekleşen ek zararı ifade eder. Yansıma zarar ise sadece 3. Kişi üzerinde gerçekleşebilecek ek zarardır.

Haksız fiil durumunda, hukukumuzda istenebilecek dolaylı zararlar; BK m. 53/3 de düzenleme bulan, ölüm halinde destekten yoksun kalan kişilerin isteyeceği zarar ile manevi tazminat talebidir.

Yargıtay kararlarında keyfiyeti şöyle ifade etmiştir;

"Sözleşme dışında ve sözleşmeye dayanan sorumluluk hallerinde olaydan uzak veya yakın biçimde zarar gören bütün kişilerin tazminat istemeleri kabul edilemez. Türk hukuk sisteminde haksız fiilden doğrudan doğruya zarar gören kişinin tazminat isteyebileceği, kural olarak kabul edilmiştir. Bunun tek istisnası BK. nun 45/2 maddesindeki, ölenin yardımından mahrum kalanların da bu zararlarını isteyebileceklerine dair hükümdür.. Bu durumu sonucu olarak dolayısıyla zarara uğrayan kişilerin, fiilin direkt mağduru dışında zarara uğrayan üçüncü kişilerin bu zararlarının tazminini isteyemeyecekleri anlaşılmaktadır. Haksız fiil ile doğrudan doğruya zarara uğrayan kişi doğrudan uğradığı zararın dışında dolayısıyla uğradığı zararların da tazminini isteyebilir. Yeter ki dolayısıyla zararlar uygun illiyet bağıyla fiile bağlı olsunlar." Y. 4. HD 8.1.1979 T ve E. 1977/13144, K. 1979/38 (YKD„ 1979, S.l, s. 28-30).

Yukarıda verilen açıklamalar ışığında işletenin aracı sözleşmeyle elinde bulundurduğu varsayılacak haksız fiile doğrudan maruz kalmayan işleten, 3. Kişi konumunda olacaktır. Bu durumda dolaylı zarar kapsamında olan bu talep, zarar veren kişiden talep edilmesi mümkün olmayacaktır.

Nitekim sigorta şirketleri açısından özel bir hükme yer verilmiştir;

"KARAYOLLARI MOTORLU ARAÇLAR ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASI(TRAFİK SİGORTASI) GENEL ŞARTLARI’n da ;
A- SİGORTA KAPSAMI
A.1- Sigortanın Kapsamı
Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.
A.3- Teminat Dışında Kalan Haller
m) Dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat talepleri."

Şeklinde hüküm mevcut olup dolaylı zararın sigorta kapsamı dışında kalacağı açık olarak düzenlenmektedir.

Ancak önemle vurgulamak gerekir ki; ölüm halinde aracın mülkiyeti mirasçılara geçeceğinden, mirasçılar araca ilişkin zararı talep edebilecektir. Keyfiyet dolaylı zarar kapsamında değerlendirilmemesi gerekir. Ayrıca bu durum zarar görenin yakınlarının araç üzerindeki hasarı talep edebileceği yegane durumdur.


IV- Araç üzerinde oluşan değer kaybına, aracın işletilememesinden doğan kazanç kaybına, aracın hasarlı olması dolayısıyla kullanılan ikame araca verilen ücrete ilişkin talepler

Yargıtay’ ın yerleşik uygulamalarına göre araç üzerinde oluşan değer kaybı sigorta şirketi dahil sürücü, işleten, araç sahibi, girişimci gibi aracın işletilmesinden ekonomik yarar sağlayan tüm sorumlulardan talep edilebilecekken aracın işletilememesinden doğan kazanç kaybı ve araç mahrumiyeti dolayısıyla ödenen ikame araç bedeli sigorta şirketi hariç sürücü, işleten, araç sahibi, girişimci gibi aracın işletilmesinden ekonomik yarar sağlayan tüm sorumlulardan talep edilebilecektir.

YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ E. 2011/2123 K. 2011/8057 22.9.2011 tarihli kararında;

Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalı sigorta şirketinin zmss poliçesinden kaynaklanan sorumluluğu azami poliçe teminat limiti dahilinde sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve gerçek zararla sınırlıdır, zmss poliçe Genel Şartlarının A.3 maddesinde "Teminat Dışı Kalan Haller" başlığında m bendinde; dolayı zararlar sebebiyle yöneltilecek tazminat taleplerinin teminat dışı kaldığı açıkça belirtilmiştir. Araç mahrumiyeti zararı gerçek zarar dışında aracın hasarlanması sebebiyle uğranılan dolaylı bir zarar olması sebebiyle poliçe teminatına dahil değildir. Bu sebeple davalı sigorta şirketinin gerçek zarar olan hasar bedeli ve araçta oluşan değer kaybı dışında kalan araç mahrumiyeti zararından da sorumluluğuna karar verilmesi doğru görülmemiştir.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2004/6128 K. 2005/2898 28.3.2005 tarihli kararında;

Davacıya ait araçta meydana gelen araç hasarı ve değer kaybı gerçek zarar kapsamında ise de, aracın tamiri süresince çalıştırılamaması nedeniyle oluşabilen kazanç kaybı veya ikame araç gideri trafik sigortası kuvertürü dışındadır. Zira, hasar veren aracın trafik sigortacısı olan bu davalı, dava dışı işletenin 2918 sayılı KTK.nun 85/1 nci madde hükmünde yazılı hukuki sorumluluğunu aynı Kanun’nun 91/1 ncı maddesi uyarınca üstlenmiş olup, gerek 85/1 nci madde hükmü, gerekse zorunlu trafik sigortası poliçesi genel şartlarının 1 nci madde hükmü, ölüm veya cismani zararlar yanında ancak bir şeyin zarara uğraması halinin teminat kapsamında olduğunu öngörmüş bulunmaktadır. Diğer anlatımla, aracın uğradığı hasar teminat kapsamında kalırken, aracın sigorta ettireni malikin kazanç kaybı, ikame araç gideri teminat dışında kalmaktadır.

YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ E. 2013/4010 K. 2013/8260 3.6.2013 tarihli kararında keyfiyeti vurgulamıştır.

Davacıya ait araçta meydana gelen araç hasarı ve değer kaybı gerçek zarar kapsamında ise de, aracın tamiri süresince çalıştırılamaması nedeniyle oluşabilen kazanç kaybı veya ikame araç gideri trafik sigortası kuvertürü dışındadır. Zira, hasar veren aracın trafik sigortacısı olan bu davalı, dava dışı işletenin 2918 sayılı KTK.nun 85/1 nci madde hükmünde yazılı hukuki sorumluluğunu aynı Kanun’nun 91/1 ncı maddesi uyarınca üstlenmiş olup, gerek 85/1 nci madde hükmü, gerekse zorunlu trafik sigortası poliçesi genel şartlarının 1 nci madde hükmü, ölüm veya cismani zararlar yanında ancak bir şeyin zarara uğraması halinin teminat kapsamında olduğunu öngörmüş bulunmaktadır. Diğer anlatımla, aracın uğradığı hasar teminat kapsamında kalırken, aracın sigorta ettireni malikin kazanç kaybı, ikame araç gideri teminat dışında kalmaktadır.

Kasko poliçesi açısından konuyu ele aldığımızda değer kaybının kasko sigortacısından talep edilmesi, kasko sigortasının mal sigortası olması dolayısıyla mümkün değildir. Diğer hallerin ise ancak kasko poliçesinde ayrıca kloz olarak düzenlemesine bağlıdır.

YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ E. 2013/4010 K. 2013/8260 3.6.2013 tarihli kararında

Taraflar arasında düzenlenen kasko sigorta poliçesinin ikame kiralık araç klozu başlıklı maddesiyle "poliçe süresi içinde binek araç, kasko poliçe teminatına giren hasar neticesi 24 saatten fazla tamirhanede kalması gereken araca, eksper, tamirci arasına sağlanan mutabakatta yedi güne kadar ve yılda en fazla iki kez rent a car ( kiralık araç ) hizmete verileceği" belirtilmiştir. Görüldüğü gibi poliçedeki bu teminat bedel olarak değil hizmet olarak verilmiştir. Davacının poliçedeki kloz gereğince davalı tarafa ikame kiralık araçla İlgili başvuruda bulunduğuna dair dosya kapsamında belge ve bilgiye de rastlanmamıştır.




[1] 7 OĞUZMAN/ÖZ, s. 562; EREN, s. 717;
[2] 8 EREN, s. 717; TANDOĞAN, s. 293; GÜRBÜZ, s. 39.
[3] EREN, s. 717; TEKİNAY/AKMAN/BURCUOĞLU/ALTOP, s. 612; TUNÇOMAĞ, s.
472; TEKİNAY, s. 486; BİRSEN, s. 235; REİSOĞLU, s. 197; ÖNEN, s. 152; GÜRBÜZ,
s. 40; NOMER, Borçlar, s. 95; KARAHASAN, Tazminat, s. 263; GÜLEÇ, s. 291.
[4] TEKİNAY, s. 487; TEKİNAY/AKMAN/BURCUOĞLU/ALTOP, s. 612.
[5] OĞUZMAN, Kemal/ÖZ, Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1998. s. 499

NOT: BU MAKALE " MEF Hasar Danışmanlık / Trafik Kazası Sigorta Tazminatı " ADRESİNDEN ALINMIŞ, MAKALE KISALTILARAK YAYINLANMIŞTIR. METNİN TAMAMINI VERİLEN LİNKTE BULABİLİRSİNİZ.