Özel Sporcular (Zihinsel Engelliler), 1 Temmuz Kabotaj Bayramı'nda Antalya'da düzenlenecek yüzme maratonuna katılarak, büyük bir engeli daha aşmaya hazırlanıyor.

1 Temmuz Kabotaj Bayramı nedeniyle Antalya'da hemen hemen her sene düzenlenen Süleyman Erol Maratonu'nun bu seneki mücadelesinin çok özel konukları var. Özel Sporcular Federasyonu'na bağlı (Zihinsel Engelliler) 7 sporcu ve 5 antrenör, Dünya'da ve Türkiye'de ilk kez bir büyük maratonda yarışmaya hazırlanıyor.
Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı Spor Kulübü sporcusu ve maratona katılacak 'Down Sendromlu' 7 sporcudan biri olan Caner Ekin, çalışmalarını Ankara Anıttepe Kapalı Yüzme Havuzu'nda, haftanın 3 günü yaptığı antrenmanla sürdürüyor.
2003 Dünya Özel Sporcular Olimpiyat Şampiyonu da olan Caner'in antrenörü ve Özel Sporcular Ankara İl Temsilcisi Osman Akdemir, yaptığı açıklamada, Caner'in maraton hazırlıklarına 1,5 ay kadar önce başladığını belirterek, ''Maraton yüzecekler belirlendiğinden bu yana Caner, çalışmalara 400 metre yüzerek, başladı. Haftanın 3 günü antrenman yapıyoruz. Bazen 4 güne çıkabiliyoruz. Sprinte yönelik anora kapasite dediğimiz kapasitenin önemli olduğu bir çalışma şekli izliyoruz'' diye konuştu.
Osman Akdemir, zihinsel engelli bu sporcuların, Türkiye'de ve hatta dünyada ilk kez bir maratonda yarışacakları için havuz ile deniz arasındaki farkları gidermek adına izledikleri yöntemlerle ilgili olarak şunları kaydetti:
''Çocuklar havuzdaki idmanlarda yaklaşık 1,5 kilometrelik bir efor sarfediyorlar. Bunun denizdeki karşılığı 2-3 kat olacaktır. Sabah saatlerinde yüzecekleri için muhtemelen dalga olmayacak, havuz formatında olacak. Sakin bir denizde yüzecekler. Denizin kaldırma kuvveti fazla olduğu için havuzdaki kadar efor sarfetmeyecekler. Daha az bir eforla daha uzun mesafe yüzecekler. Dolayısıyla 1,5 kilometre yüzüyor olmaları iyi. 27 Haziran'da Antalya'da kampa giriyoruz. 4 gün boyunca orada denizde de antrenman yapacağız. Bu 7 sporcumuz zaten müsabakalara hazırlanma adına çalışmalarına devam ediyorlardı. Bizim yaptığımız antrenmanlarının formatını değiştirerek, maraton şartlarına sporcuları uyumlu hale getirmek. Ona da uyum sağladılar. Caner ile birlikte diğer 6 sporcuda da herhangi bir sorun olmadığı duyuyoruz. Denizde de akıntı gibi kırık dalga gibi bir problem olmadığında çocukların çok rahatlıkla bu mesafeyi yüzebileceğine inanıyorum. Önemli olan maratonu tamamlayabilmeleri''
-''ENGELLİ SPORCULAR, NARİN BİRER MEYVEDİRLER''-
Caner ile 10 yıldır beraber çalıştıklarını ifade eden Osman Akdemir, neden bu maratona katıldıklarına yönelik bir soruya, ''Bu maratona katılarak, yıllardır Olimpiyat şampiyonu olan, Dünya ve Avrupa Şampiyonlukları kazanan bu çocuklarımızın sessiz kalan çığlıklarını, kimsenin duymadığı çığlıkları biraz daha yüksek sesle duyurmak istiyoruz. Bu çocukların başarıları da normal sporcuların başarıları kadar önemlidir. Onların faydalanmış olduğu imkanlardan bizim çocuklarımızda faydalanması gerekir'' yanıtını verdi.
''Engelli bir çocukla çalışmak, bilmediğiniz bir yerde mihmandarsız yer bulmaya çalışmak gibidir'' diyen Akdemir, ''Normal bir çocuğun yarım saat bir saatte öğrendiği şeyi bu çocuklara 4-5 ayda öğretebiliyorsunuz. Çünkü sağını bilmiyor solunu bilmiyor, yukarısını aşağısını bilmiyor. İnanılmaz sabır gerektiren emekli, zahmetli bir iş. Çocuğun buna inanması lazım, sizin çocuğa inanmanız lazım. Dolayısıyla çok narin bir meyvenin bir yıl boyunca inanılmaz bakılarak, birkaç tane ürün vermesi gibi bir şey. Bu da çok pahallı olmakta. Ama diğer ürünler ağaçların üzerinde zaten. Biz bu çocukların o narin meyveler olduğunu düşünüyoruz'' dedi.
-''ENGELLİ SPORCULAR, TOPLUMDAN İZOLE EDİLMEMELİ''-
Caner Ekin'in çalıştırıcısı Akdemir, engelli sporcuların bir birey olduğunu kabul etmek gerektiğine ve onların spor ile toplumdan izole edilmemesine dikkati çekerek, şunları söyledi: ''Engelli çocuğa toplum tarafından hep acınan gözlerle bakılıyor. Eğer ailesi de geri çekiyorsa, bu çocuk harcanıp gidiyor. Halbuki, spor bir özgüven getiriyor. Derslerine de yansıyor. O engelli çocuk 'ben bunu yapabildiysem, bu dersi de yapabilirim' diyor. Bu çocukları anne ile babanın olmadığı koşullarda yaşayabildiklerini onlara ispat eder, o güvenini sağlarsak, o çocuk bir şekil hayatını idame ettirir. Çünkü her zaman aileleri yanlarında olamayacak. Spor bu konuda bizim için bir araç. O çocuğun hayata bağlanmasında önemli bir araç. Toplum bu çocukların başarısını görsün. Normal insanlar başarı elde ettiklerinde ne yapılıyorsa bizim çocuklarımız da öyle değerlendirilsin. Engelli sporcularımız sadece engellilere örnek olmuyorlar. Lisede matematik dersi yapamayan bir çocuğa da örnek oluyorlar. Normal bir çocuk, engelli sporcunun önce yürümeyi öğrenip ardından yüzmeyi öğrenip bu noktalara geldiğini görüyor ve bunu örnek alıyor.''
Osman Akdemir, bu maratona katılarak, Türkiye'de ve dünyada bir ilke imza attıklarını belirterek, ''Umarım başarırız ve bu bizim için bir mihenk taşı olur'' dedi.