Sayfa 13 / 14 İlkİlk ... 391011121314 SonSon
Toplam 206 mesajın 181-195 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #181
    Üye
    boodi Avatarı

    Gerçek Adı
    bülent
    Üyelik Tarihi
    05.03-2010
    Son Giriş
    21.05-2017
    Saat
    10:30
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    505
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    John Q

    benim gibi 12 yaşında dmd li bir çocuğa sahip ve bu filmi ağlamadan izleyebilen bir baba varsa bana ulaşsın lütfen

  2. #182
    Üye
    Sema Avatarı

    Gerçek Adı
    Sema
    Üyelik Tarihi
    28.07-2004
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    17:16
    Yaşadığı Yer
    A.
    Mesaj
    4.345
    Alınan Beğeniler
    33
    Verilen Beğeniler
    17
    Blog Mesajları
    28

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sen, Sen Değilsin - You're Not You

    BR9g2M - Engelliler.Biz Sinema Kulübü

    Michelle Wildgen’in aynı adlı romanından uyarlanan film, uçları yaşayan iki kadının hikayesi..

    Kate (Hilary Swank) kariyer sahibi belli bir yaşam stili olan, ancak içten içe mekanik bir hayat sürdüğüne inanan aristokrat sınıf bir kadın, Bec ise (Emmy Rossum) tam zıttı lümpen bir hayat süren, tek gecelik ilişkilerle adeta sevmekten ve sevilmekten korkan, her bakımdan salaş yapıda genç bir üniversiteli kızdır…
    İkisinin yolu Kate’in ALS hastası olmasıyla kesişecektir. Kocasının ve bakıcısının yardımıyla yaşayan Kate, kendisine hasta muamelesi yapan işinde başarılı bakıcısını gönderir, hayatı umursamaz, bağımsız hareketleriyle kendine münhasır Bec’i işe alır…
    Ölümün ucuna gelmiş Kate hayata dair çok şey bildiğini zannetse de, bazı şeyleri Bec’ten öğrenip etkilenecek, aynı şekilde Bec de bu sağlam duruşlu kadın sayesinde uçları yaşadığı hayatını sorgulamaya başlayacaktır…
    Birbirlerini oldukça seven ve güvenen bu iki kadından birinin sonunun ne olduğu bellidir.
    Bu yüzden birbirlerine yapılması gerekenler hakkında söz verirken, esas kişiliklerini bulacaklar ve “sen, sen değilsin” olmaktan çıkacaklardır…
    Filmin sloganı; "Hayat, bizi nefessiz bıraktığı anların çokluğuyla ölçülür."

  3. #183
    Üye
    grkn 89 Avatarı

    Gerçek Adı
    Gürkan
    Üyelik Tarihi
    14.05-2010
    Son Giriş
    06.12-2017
    Saat
    09:56
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    212
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sen, Sen Değilsin - You're Not You ALT YAZIYI SEVMESEM DE, MERAKLA İZLEDİM.İLGİMİ ÇEKMEDESE İZLENEBİLİR

  4. #184
    Üye
    yaşamsevincim Avatarı

    Gerçek Adı
    yaşam sevincim
    Üyelik Tarihi
    12.01-2015
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    tekirdağ
    Mesaj
    40
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    [IMG]ayppJQ - Engelliler.Biz Sinema Kulübü[/IMG]
    Sinema sanatı büyülü gelir bana… Hele de dünya topraklarında olan biteni görsel şölen eşliğinde sunuyorsa… Bu yüzden yüreğime hep güzellik eker…

    İşte bu hafta sonu kameranın peşine takılıp Kars’ın bir köyünde yaşayan spastik Aziz’in yaşamına konuk oldum. O da kim mi? Bugünlerde izlenme rekorları kıran “Mucize” filminin baş karakteri… Filmi izlerden kimi kez gözlerim buğulandı kimi kez isyan ettim ötekileştirilenleri görmeyenlere… Görüp de bir görüsü olmayanlara… Ne yalan söyleyeyim? Aziz’in dışlanmışlığını, çaresizliğini, yalnızlığını tâ yüreğimde hissettim. Hani, hissetmek için engelli olmaya gerek yok. Ama ateş en çok düştüğü yeri yakarmış! İnsan soğuğun şiddetini sıcacık bir evde tatlı tatlı uyuklarken bilemezmiş.

    Filmde ajitasyon var mı

    Kimileri filmde bol bol ajitasyon olduğunu söylüyor. Ben buna katılmıyorum. Aziz kendisini ifade edemeyen bir karakterdir. Eğer, onun yalnızlığı, itilmişliği, bir kenara bırakılmışlığı ve kimsesizliğini mercek altına alıp kamerayı bu hayatın kendi doğruluğuna tutarsanız, bu olsa olsa gerçekliğin çıplaklığıdır. İşte o gerçeklik yalan olmadığı için siz o görüntü karşısında tir tir titrersiniz. Aziz’in bıçak sırtındaki yaşamı müzikle desteklenmişse, bu ajitasyon değil, sanatın insanı etkileme gücüdür.

    Filmin konusu

    Şimdi filmin konusundan söz edeyim. Ege’nin bir kasabasında oturan öğretmen Mahir’in (Talat Bulut) Kars’ın bir köyüne tayini çıkar. Küçük burjuva karısı Doğu’ya gitmek istemez. Bu yüzden karısını ve çocuklarını ardında bırakan Mahir, tek başına yola çıkar. Kuş uçmaz kervan geçmez bir dağ köyüne gelir. Köyde okul yoktur. O arada ülkede 1960 darbesi olmuştur. Mahir öğretmen, şehre inip yetkililere okulu olmayan bir köye atandığını, okul yapılması gerektiğini söyler. Ancak ülke karışık olduğundan iş başa düşer. Öğretmen, köy halkı ve dağa çıkan eşkiya el ele verirler, köye okul yapılır.

    Öğretmenin köye gelmesiyle birlikte, köy yaşamını, feodal yapıyı, gelenek ve görenekleri, töreleri öğreniriz. Filmde Doğu bölgelerindeki yoksulluk, devletin oralara yeterince hizmet götürmemesi, zor yaşama koşulları, eşkiyalığın ortaya çıkışı, kadınların mal gibi alınıp satılması, eğitim ve engellilik gibi sorunların ele alındığını görüyoruz. Bu arada Aziz’le(Mert Turak) tanışırız.

    Zulüm, acıma ya da dışlama

    Aziz’in konuşma, yürüme ve ellerini kullanma engeli vardır. Ailesi onu doktorlara, şıhlara götürür ama rahatsızlığına çare bulamazlar. Aziz köyde kendi kaderine terk edilmiştir. Eski püskü, kir ve pislik içindeki elbiseleriyle köyün içinde tek başına dolaşır, köyün çocuklarınca sopayla dövülür. Herkes Aziz’e yapılan bu zulmü görmezden gelir. Her ne kadar ona sevgi ve şefkat gösteriyor gibi gözükseler de, bu gerçek anlamda sevgi değildir. Ya ona acırlar ya da dışlarlar.

    Kırmızıgül, burada engellilerin nasıl toplumca ötekileştirildiğini, duygusal ve fiziksel şiddete uğradıklarını Aziz karakteri üzerinden verir. Aziz bedensel/konuşma engelli olmasına karşın toplumca akıl yetisinden yoksun gibi algılanır.

    Engellilik hep iyileştirilmesi gereken bir olgu mudur

    Filmde Aziz’in engel türüne spastik diyebiliriz. Ancak nasıl oluyor da, beyindeki bir hasar sonucu kaslarda meydana gelen bir arıza aşkın gücüyle iyileşebilir? Bu akıl dışıdır.

    Kanımca, Kırmızıgül, engellilik sorununu bu bakımdan ele alırken, roman ve Türk filmlerindeki klasik bakış açısını kıramamıştır. Buna göre, tam olamayan engelliler, ya ilahi güçle ya da mucizeyle iyileşirler. Bu anlayış geleneksel bir anlayıştır. Eğer yeterince sevgi dolu olursan, olağanüstü bir biçimde iyileşirsin gibi düşünceler, engelliliğin olumsuz bir olgu olduğunu beyinlere yerleştirmektedir. Bu da kalıplaşmış bir düşünce biçimidir.

    Sen sakatsın! Evlenip yuva kuramazsın

    Filmde Aziz çok yalnız bir insan olarak gösterilir. Atından başka dostu yoktur. Atıyla birlikte tek başına dağ bayır gezer, durur. O arada evliliklerin yöresel adetlerle nasıl yapıldığı gösterilir filmde. Aziz’de 31 yaşına gelmiştir gelmesine ama kimse onu delikanlı olarak görmez. Evlenip yuva kurabileceğini düşünmez. Hatta kimi kez bu istediğini davranışlarıyla belirtse de, kimse onu anlamak istemez.

    Tüm bunlar engellinin toplumdan nasıl soyutlandığının, ailelerin engellileri bırakın cinsel kimlikleriyle henüz birey olarak bile kabul etmediklerinin göstergesidir. Film 1960 yıllarda geçse de, günümüzde engelliler açısından pek de değişen birşey yoktur.

    Asıl mucize: Bilgi ve sevgi

    Mahir öğretmenin köye gelmesiyle Aziz’in yaşamı şaşırtıcı biçimde değişir. Aslında mucize budur. Mucize cehaleti bilgiyle yenmektir. Mahir öğretmen Aziz’e öyle sımsıcak bir sevgiyle yaklaşır ki, ona okuma-yazma öğretmeyi başarır. Hatta okulda görev bile verir. Evet, sevgi kalbin ışığıdır.

    Filmdeki mantık hataları

    Ancak, filmde öylesine boşluklar var ki, engellinin eğitimi, o sırada karşılaşılan zorluklar v.b. konularda izleyiciye doyurucu yanıtlar vermiyor. Kırmızıgül, hümanist bir anlayışla olguları istediği biçimde sıralıyor. Ama o olguların nasıl olduğuna ilişkin yanıtları filmde bulamıyorsunuz. Ne karakter ne de toplum adına derinlemesine bir çözümleme yok. Hatta zaman zaman filmde mantık hataları göze çarpıyor. Örneğin, yemeğini bile yiyemeyen Aziz nasıl oluyor da, dört nala atını sürüp intihar etmeye bir dağın başına gidebiliyor? Mahir öğretmen de yaya olarak ona yetişip Aziz’i intihar etmekten kurtarıyor? Ya da köylüler, nasıl sınıftaki konuşmaları pencereden tüm çıplaklığıyla duyabiliyorlar? Böylesine akıl dışı öğeler çok fazlaca var filmde. Bu tür mantık hatalarıyla senaryo yazılır mı? Bence yazılmaz. Tüm bunları bir kenara bırakıp yeniden filme dönüyorum.

    Kalbi sakat olanlar ve olmayanlar

    Bir gün şehirde Aziz’in babası bir adamı ölümden kurtarır. O adam, hayatını kurtarma karşılığında bekar bir oğlu varsa, kızını oğluna vereceğini söyler. Aziz’in babası şöyle der: ” Benim bekar bir oğlum var ama sakattır.” Kızın babası ise: ” Kalbi sakat olmasın” diye yanıt verir. Sonunda güzeller güzeli Mizgin(Seda Tosun) Aziz’in karısı olur. Ama toplum bu güzeli yakıştıramaz Aziz’e. Kimileri onun erkekliğiyle alay eder, kimileri de karısı Mizgin’e “böyle bir sakatla bir ömür geçer mi” diyerek sataşır.

    Kırmızıgül, film boyunca köydeki evlilik ritüelleri sırasında nasıl ideal güzellik anlayışının baş tacı edildiğini gösterir izleyiciye. Bunu kimi kez espriyle karışık verir. O ideal güzellik anlayışı içinde engellilere yer yoktur. Toplum hep fiziksel güzelliği olana bir değer biçer. “Yarım, eksik olan Aziz”, ay parçası gibi Mizgin’i hak etmez. Hatta cinsiyetsiz olarak görür toplum bu spastik genci. Bu arada köyün kadınları Aziz’in salya ve sümüğünün akması, böyle bir erkeğin koca olamayacağı gibi söylemlerle Mizgin’i bunaltırlar. Toplumun bir pres gibi kendilerini ezmesine dayanamayan Aziz intihar etmeye karar verir. Ama Mahir öğretmen onu kurtarır. En sonunda öğretmenin yardımıyla iki genç köyden kaçar. Aradan yedi yıl geçtikten sonra Aziz köye döner. Aziz aşkın gücüyle tamamen iyileşmiştir. Üstelik iki çocuk babası olmuştur.

    Tam olmak, olmamaktan her zaman üstün mü

    Kuşkusuz aşk, sevgi, özveri, dostluk ve emek bu yaşamın değerleridir… Yaşam o değerler çerçevesinde yükselecektir… Ancak her filmin sonunda da engelli bir karakterin iyileşmiş olarak sunulmasını, senaryo yazarlarının engellilik olgusuyla barışık olmamalarına ya da popülist yaklaşımlarına bağlıyorum. Ya da senaryo yazarlarının kafasında şu mu var! “Sağlıksız, yarım, bütün olmayan” biri sevilemez mi? Niye mutlaka sevilecek insan “sağlam ve sağlıklı” olmalıdır anlayışı bu topluma empoze ediliyor? Çünkü “tam” olmak, olmamaktan her zaman üstün olarak görülüyor. Bu da filmin ana izleğiyle çatışıyor. Eğer senaryoda sakatlık ruhsal bir rahatsızlık olarak verilseydi, bu da sevgi/aşkın gücüyle aşılsaydı, daha mantıklı olurdu. (Her ne kadar filmin gerçek bir hikayeden alındığı söylense de)

    İnsanım diyen her ses

    Film toplumsal sorunlarla birlikte engellilik sorununu irdelemiş gibi gözükse de, o sorunlara tam olarak dokunamamış. Şöyle bir dokunmuş geçmiş. Yine de toplumun engelliye olumsuz bakış açısını çok gerçekçi yansıttığını düşünüyorum. Engellilik bilincinin oluşmasında bu toplumun eğitilmeye gereksinmesi var mesajını veriyor, insanı kendi kendisiyle yüzleşmeye çağırıyor.

    Evet, bu toplumda engellilerin yaşamını çekilmez kılan onların engelli olması değil, ailelerinin, çevrelerinin ve toplumun olumsuz bakış açısıdır. Her insana gösterilen sevgi ve ilgi onu yaşama bağlar. “Engelli”, “engelsiz” insanım diyen her ses geleceği aydınlatacaktır…

  5. #185
    Yasaklı Üye
    romeo10 Avatarı

    Gerçek Adı
    Doğukan
    Üyelik Tarihi
    31.01-2011
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    Balıkesir
    Mesaj
    8.505
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bı kısmet olmadı gidebilmek ama en yakın zaman da bende islemek istiyorum, herkes tarafından çok beğenilen bir film olması da beni ayrıca çok daha heycanlandırıyor....

  6. #186
    Üye
    SEHERR Avatarı

    Üyelik Tarihi
    02.04-2013
    Son Giriş
    02.12-2015
    Saat
    10:44
    Yaşadığı Yer
    mersin
    Mesaj
    29
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    benim de bir türlü fırsat olup gidemediğim ama herkesin bence geç bile kalmıssın demesı ile bende beklenti daha çok artıyr...

  7. #187
    Forum Moderatörü
    mac72 Avatarı

    Gerçek Adı
    Ercihan
    Üyelik Tarihi
    17.01-2009
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    20:16
    Yaşadığı Yer
    Antalya
    Mesaj
    40.810
    Alınan Beğeniler
    53
    Verilen Beğeniler
    59
    Blog Mesajları
    10

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bugün izledim gerçekten güzel film olmuş...Sakat olmayan birinin bir sakatı nasıl toplumun hatta ailesinin ötekileştirdiğini neredeyse sakatmış gibi anlatmış ... Bence Azizle epeyce sohbette edilmiş hayat hikayesi dinlenilmiş.. Ve güzelde olmuş, hayatta her engelli sonunda mucize yaşamıyorbelki ama yaşayanlar da var demek ki...

    Aslında spoiler vermesek izlemeyenler için iyiydi ya

  8. #188
    Üye
    aLaimisema Avatarı

    Üyelik Tarihi
    01.04-2007
    Son Giriş
    29.11-2017
    Saat
    13:27
    Yaşadığı Yer
    ...
    Mesaj
    461
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    2

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Filmi izleyen biri olarak başlığı görünce heyecanla yorumlarımı yazmak istedim ama esra-duru yorumunuzla tüm heyecanımı aldınız inanın : )

    İzleyen biri olarak böyle düşündümse, izlemeyenin size karşı ne kadar kızacağını düşünemiyorum ) hatta bence yorumunuz silinmeli.

    Şiddetle tavsiye ederim. Aziz'in muhteşem oyunculuğu, diğer tüm oyuncular, filmin tasarısı, senaryo, muhteşem kadro. Herşey çok iyi , çok başarılıydı. Çok güldüm, bi o kadar da ağladım.

    Gerçekten emek var bu filmde.

    Saygılar,

  9. #189
    Üye
    yaşamsevincim Avatarı

    Gerçek Adı
    yaşam sevincim
    Üyelik Tarihi
    12.01-2015
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    tekirdağ
    Mesaj
    40
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    [IMG]pmV2pq - Engelliler.Biz Sinema Kulübü[/IMG]
    Aynı Yıldızın Altında

    Vizyon Tarihi: 27 Haziran 2014
    Süre : 2s 5dk
    Yönetmen: Josh Boone
    Oyuncular: Shailene Woodley, Ansel Elgort, Nat Wolff
    Tür : Romantik , Dram
    Ülke: ABD


    Özet & detaylar

    16 yaşındaki Hazel üç yıldır tiroid kanseriyle boğuşmaktadır ve kanser akciğerlerine de sıçradığı için yanında bir oksijen tüpüyle gezmektedir. Kanserli hastalar için oluşturulan destek grubunun bir terapi seansı esnasında Augustus isimli bir gençle tanışır. Augustus da beyin tümörüyle savaşmış ve bu yolda bir bacağını kaybetmiştir. İkili birlikte zaman geçirdikçe birbirlerine aşık olurlar. Akciğer tedavisi için hastaneye yatırılan Hazel'ın yanından bir an dahi ayrılmayan Augustus, sevgilisinin çok istediği bir hayali gerçekleştirmek için onunla birlikte yola çıkar. Planlarına göre Amsterdam'a gidecek ve Hazel'ın en sevdiği yazar olan Peter Van Houten'i bulmaya çalışacaklardır...

    Josh Boone’un yönetmenliğini üstlendiği film, John Green’in romanından Scott Neustadter ve Michael H. Weber tarafından uyarlandı.


    "Acı hissedilmeyi talep eder."

    "Depresyon kanserin yan etkisi değil. Depresyon ölmenin yan etkisi aslında...."

    "Kendin olmakla o kadar meşgulsün ki ne kadar emsalsiz olduğuna dair hiçbir fikrin yok."

    "Düşüncelerim takımyıldızlara dönüştüremediğim yıldızlar gibi."

    ''Dünya, bir dilek gerçekleştirme fabrikası değil."

    "Seni seviyorum ve sevginin boşluğa atılan bir çığlık olduğunu ve unutulmanın kaçınılmazlığını, herkesin ölüme mahkum olduğunu ve tüm çabamızın toza dönüşeceği bir günün geleceğini biliyorum ve güneşin elimizdeki tek dünyayı yutacağını da biliyorum ve seni seviyorum..."

    [IMG]1207Ab - Engelliler.Biz Sinema Kulübü[/IMG]
    Romani ise ;
    [IMG]GpXGVy - Engelliler.Biz Sinema Kulübü[/IMG]
    Aynı Yıldızın Altında, çıktığı zaman o kadar çok ses getirdi ki birçok okur kitabı en kısa sürede edindi. Sonunda ben de kitabı edindim fakat bir süre, nedendir bilinmez, kitabı kitaplığımda beklettim. Yaklaşık bir ay önce ise kitaba şöyle bir göz atmak için elime aldım ama bir baktım kitabı hemen okuyup bitirivermişim.

    Aslında ben salya sümük ağlatan filmleri/kitapları, izlerken/okurken gözlerim bir türlü dolmaz. İşte bu yüzden, Aynı Yıldızın Altında beni en çok şaşırtan kitaplardan biri oldu. Kitabı okuduğum süre boyunca gözlerim dolu doluydu. Bazı anlarda ise yüzümde kocaman bir gülümseme vardı. Kitaptaki karakterler neler hissettiyse ben de hissettim. John Green'in duyguları okuyucuya yansıtma becerisini ayakta alkışlıyorum.

    Kitabın kurgusundan ziyade karakterlerini çok sevdim, hepsi de o kadar... kendileri gibiydi ki. Fakat özellikle Gus'ın düşünceleri ve dünyaya bakış açısı beni çarptı. Söylediği her kelime, her cümle içime işledi. Kitabı bitirip kapağını kapattıktan sonra dünyadaki her şeye çok farklı baktım. Eylemlerimi, düşüncelerimi sorgulamaya başladım. Kitabın etkisinden ise kolay kolay çıkamadım.

    Kitabın sonlarına doğru azıcık da olsa bir hayal kırıklığına uğradığımı itiraf ediyorum. Daha doğrusu, kitabı bitirdikten sonra kitabın son kısmı için bir hayal kırıklığı hissettim. Kitabın nasıl biteceğini kitaba başlamadan önce biliyordum. Fakat yine de bir umut, belki dedim. Gerçi, bilmeseydim de son olayların gidişatından, sonunu tahmin edebilirdim sanırım.

    Ama en çok John Green'in çarpıcı üslubunu sevdim. Kitabı okurken bütün bu karakterlerin, duyguların ve şaşırtıcı olayların onun kaleminden çıktığını unuttum, çoğu zaman. Kurgusal bir roman okuduğum hâlde kitap, oldukça gerçekçiydi. John Green'i bir kez daha tebrik ediyorum. Kendisi, Aynı Yıldızın Altında romanıyla favori yazarlarımdan biri oldu ^_^

    Kitabın kalitesine de değineyim. Pegasus Yayınları son zamanlarda, birçok okurun çevrilmesini istediği kitapları çıkardığı yetmiyormuş gibi bir de birçok kitabı ciltli çıkarıyor. Üstelik hem bu ciltli kitapları saran kağıtlar kaliteli ve kapak tasarımları göze hitap ediyor hem de kitapların kalın ön kapakları elinize bulaşmayacak cinsten yaldızlı ve kabartmalı. Aynı Yıldızın Altında'nın basımı da bu şekilde, hatta John Green'in Pegasus Yayınları'ndan çıkan bütün kitapları böyle diye biliyorum. Kitaba hayranlıkla bakmaktan, kitabı okuyamayacağız bu gidişle

    dramatik bir aşk hikayesi olarak algılamak çok yanlış olacaktır. İşin gerçek boyutu da var. Bence kitaptan alınacak ilk ders bu olmalı. Yaygın hastalıklardan kanser, duyduğumuz ve duymadığımız bir çok türü var. Hazel ile Augustus’tan ilk öğrendiğim ders, gerçek hayatta kanser ile savaşanlara olan tepkilerimiz. Bakışlar, sessiz konuşmaların onları rahatsız etmesi oldu. Anlayış göstermek ve normal olduklarını hissetmeleri gerekli. (Bence)

    Aynı Yıldızın Altında, okuyacağınız en duygusal kitap olabilir fakat aynı zamanda en eğlencelisi de. John Green'in nükteli yazım dilini çok sevecek, dünyaya daha doğrusu yaşama, ölüme ve daha birçok şeye karşı bakış açınızı değiştireceksiniz.
    Her açıdan inanılmaz kaliteli bir kitap. Mutlaka okumalısınız. Hazel ve Augustus'un sizlere katacağı çok şey var

    Film ve roman hakkinda dusunceleriniz nedir? YORUMLARINIZI BEKLIYORUM

  10. #190
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:51
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hayattan başka kaybedecek şeyleri olmayan iki insanın güzel bir aşk hikayesi..Dünyadan sevgi ve aşkla ayrlmak da ayrı bir güzellik olmalı dediğim etkileyici bir filmdi...Şanslı insanlar

  11. #191
    Askıda Üyelik
    juliet35 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    17.10-2008
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    1.272
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    9

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Harika bir filmdi, çok beğenerek izlemiştim

  12. #192
    Üye
    Nellas Avatarı

    Üyelik Tarihi
    09.08-2010
    Son Giriş
    26.09-2017
    Saat
    14:38
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    896
    Alınan Beğeniler
    5
    Verilen Beğeniler
    5

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sizlere iki oscar adayı film önereceğim. Büyük Budapeşte Oteli ve Whiplash...ikisi de bir birinden şukela filmler ...

  13. #193
    Üye
    musty35 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    13.10-2008
    Son Giriş
    09.12-2017
    Saat
    19:28
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    1.232
    Alınan Beğeniler
    51
    Verilen Beğeniler
    105

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    6.mutluluk fılmını goren duyan bılen varmı farklı arama motorları uzerınden aramama ragmen bulamadım ınternet dunyasından kaldırılmış gıbı fılm. ben bulamadıysam ınternet bılgımden kuşku duyucam fılm yok.

  14. #194
    Üye
    Sema Avatarı

    Gerçek Adı
    Sema
    Üyelik Tarihi
    28.07-2004
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    17:16
    Yaşadığı Yer
    A.
    Mesaj
    4.345
    Alınan Beğeniler
    33
    Verilen Beğeniler
    17
    Blog Mesajları
    28

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    5. sayfada Kanatlıtırtıl arkadaşımız filmden bahsetmiş, bir mesaj yazarsan yardımcı olur sana.

  15. #195
    Üye
    YUCi Avatarı

    Gerçek Adı
    Yücel Gürsoy
    Üyelik Tarihi
    06.08-2010
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    16:07
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    419
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Ya bir film vardı 20-25 sene önce izlemişim o zaman engelli bile değildim. Filmde oldukça başarılı ve gelecek vaadeden bir piyanist genç bir gece arabasıyla giderken bazı serseriler yüzünden kaza yapar ve iki elini kaybeder. Kazadan sonra depresyona giren genç polis babası ve annesini terk edip adeta serseri hayatı yaşamaya başlar. Bu hayatı yaşarken rastladığı bazı gezginlere (ki bu gezginler çeşitli gösteriler yapıyordu) rastlar ve onlara katılır. Bir gün bunlarla beraber elektronik mağazasına girerken birden kendi başına çalan elektronik piyanoyu görür ve o anda aklına elektronik bir el yapmak. Bu elektronik el sayesinde piyano çalmaya da başlar ve günden güne katıldığı grubun en başarılı göstericisi olur. Böyle uzayıp gidiyordu konusu. Hatta polis rolinde Tom Skerritt var sanıyordum ama onun filmlerine baktım yanılmışım muhtemelen ona benzer başka bir aktör oynuyordu! Çok eski bir film olduğu için bulması neredeyse imkansız. Ama aklıma takılı kalmış işte nereden takıldıysa.




Sayfa 13 / 14 İlkİlk ... 391011121314 SonSon