TEKSAN İnovatif Medikal Ürünler İstanbul, Antalya, Bursa ve Antalya'da
  • ANA SAYFA RSS Feed

    1. Kategori:
    2. Bülent Küçükaslan,
    3. Forumun Gündemi,
    4. Çeviri Yazılar

    Sakatlık konusuna sosyal bilimlerden bakmanın zamanı geldi de geçiyor...
    Bülent Küçükaslan
    Türkiye’de sakatlık mevzuu sosyal bir olgu olarak akademik camiada ve toplumsal bir konu olarak da politik alanda yıllar yılı yok sayıldı. Özellikle eşcinseller, kadınlar ve farklı etnisiteden olanlar entelijansiyanın ve zulme karşı tavır alma iddiasında olan kişi ve örgütlerin ilgi alanına görece kolay girebiliyorken, Türkiye’nin ve dünyanın neredeyse her yerinde benzer sistematik şekilde ayrımcılığa uğrayan ve dışlanan sakatlar söz konusu olduğunda herkesin üç maymunu oynaması, bence üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir durumdur. Oysa 1970’lerden bu yana Amerika ve Avrupa’daki politik alanda çok ciddi bir Sakat Hareketi ve akademide de Sakatlık Çalışmaları adıyla kendine yer edinen önemli bir literatür var...

    Şunu söylemek istiyorum, yahu, kimse mi merak etmedi sakatlık konusunu? Nasıl oldu da Türkiye’de toplumsal-politik bir durum/kimlik olarak sakatlık konusu insan ve toplum bilimlerinin dikkatini çekmedi? Sakatlığın sadece kişisel bir trajedi olarak algılanmasında ve tıp biliminin uzmanlarının da bu trajediyi sonlandırma gücünü elinde bulunduran iktidar grubu olarak konumlanmasında bir terslik olduğunu kimse düşünmedi mi sahiden? [...]

    Buraya tıklayarak yazının devamını okuyabilir ve konuya dair tartışmalara katılabilirsiniz.
    ...
    1. Kategori:
    2. Bülent Küçükaslan,
    3. Nazmiye Güçlü,
    4. Konuk Yazarlar,
    5. Forumun Gündemi,
    6. Çeviri Yazılar,
    7. Can Evren

    Koç Üniversitesi Yayınları 30. TUYAP Kitap Fuarı'nda bir panel düzenliyor: Biraz da Sakatlıktan Konuşsak? Kuramlar ve Deneyimler

    Panele vesile olan şey, Koç Üniversitesi Yayınları'ndan çıkacak olan bir kitap: Sakatlık Çalışmaları (Sakatlık Çalışmalarına dair literatürde yer etmiş önemli makaleler ilk defa Türkçeye çevrildi; sakatlık mevzuunu politik alana çeken, sosyoloji disiplininin konusu haline getiren birbirinden kıymetli makaleler)

    KATILIMCILAR:
    Dikmen Bezmez, Sibel Yardımcı, Yıldırım Şentürk, Bülent Küçükaslan, Nazmiye Güçlü, Bülent Kelleci
    TARİH: 13 Kasım 2011, saat 17:30
    YER: TÜYAP Kitap Fuarı Marmara Salonu

    Buraya tıklayarak konuya dair detaylara erişebilirsiniz
    ...
    1. Kategori:
    2. Forumun Gündemi

    Bilindiği üzere sakat statüsünde satın alınan araçlar için ödenen KDV'nin Maliye'den geri alınması için Adana Bölge İdare Mahkemesi'nin verdiği karar doğrultusunda yaklaşık 5 aydan beri bir çok arkadaşımız girişimde bulunuyor.

    Biliyorum ki bu karara dayanarak onlarca kişi satın aldığı araç için ödediği KDV'yi Maliye'den geri aldı. Ancak bugüne dek yaşadığı süreci detaylarıyla birlikte buraya aktaran tek bir kişi bile çıkmadı!

    Hepimiz buraya tıklayarak adım adım kendi tecrübemizi/yaptıklarımızı/yapacaklarımızı yazarsak, çok yararlı olur.
    ...
    1. Kategori:
    2. Forumun Gündemi

    Tek elle dahi araç kullanmayı mümkün kılan teknolojilerin geliştirildiği günümüzde insanları bir kolu/eli/parmağı yok, bacaklarında kasılma var vs. diye sürücü yapmamak, hem en büyük haksızlıktır hem de saçmalığın daniskasıdır.

    Milyonlarca kişinin hasbelkader sürücü olabildiği bu düzen malum... Hal böyleyken, sürücü olma hakkımızı elimizden alan bu sisteme karşı sesimizi yükseltme zamanı geldi de geçiyor!

    Bu bağlamda kimlerin hangi şartlarda sürücü olabileceğine dair öneriler hazırlayıp, daha sonra çözüm talebiyle bunları ilgili kurumlara göndereceğiz. Lütfen sizler de konuya dair görüşlerinizi bizlerle paylaşın...

    Buraya tıklayarak konu ile ilgili detayları okuyabilir ve önerilerde bulunabilirsiniz

    ...
    1. Kategori:
    2. Bülent Küçükaslan,
    3. Forumun Gündemi

    Bülent Küçükaslan
    [...]
    "Sakat" sözcüğünün kullanımına dair yaptığımız kısa sohbette şöyle demişti Cengiz: "'Engelsiz bedenli' kişilerin ölümden sonraki ikinci korkusu olacak kadar yabancılaşılan bir konu[...]"
    Çok açık bir iç hesaplaşma var burada. Hayatın tam da içinde olan bir hâli aslında mahkûm eden, gerçekte var olmayan bir sağlam-beden figürünü normal sayıp ondan her sapmayı anormalleştiren, sağlam bedeni kendisine yabancılaşmak pahasına kutsayan, zamanın akarken bedenlerimizde bıraktığı izleri örtmeye çalışan, yaşamın kırılganlığını görmezden gelen, ve aslında tüm bunların farkında olduğu için de sancı çeken birinin (hepimizin) kıvranışları söz konusu sanki... “Sakat” demeye dilimizin bir türlü varmaması, “Engelli”yi ise kolayca ve yüksek sesle söyleyivermemiz, mezarlıktan geçerken ıslık çalmaya benziyor biraz: Dikkatimizi kırılgan-bedenlerimizden uzaklaştırıp, dışımızdaki “ölülere” dua okuyoruz sanki.

    Buraya tıklayarak yazının devamını okuyabilir ve konuyla ilgili tartışmaya katılabilirsiniz ...
    1. Kategori:
    2. Forumun Gündemi

    Nihayet!
    - Sakat sürücülerin kullandıkları araçlarda bulunması zorunlu kılınan sakat damgalı plaka uygulaması iptal edildi.
    - Otoparklardan yararlanabilmek için Otopark Kartı düzenlenecek
    - Özel donanım bulunan aracı sadece araç sahibinin kullanması zorunluluğu ortadan kaldırıldı.
    - Artık özel donanımlı araçlar ödünç verilebilecek ve kiralanabilecek

    Konuya dair detaylı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz
    ...
    1. Kategori:
    2. Bülent Küçükaslan,
    3. Forumun Gündemi

    Bülent Küçükaslan
    [...]
    Ben, işte tam da bu içe işleyen algıdan, daha doğrusu, söz söylemeyi tetikleyen provokatif yanından dolayı bu tartışmanın sakatlık konusunu politik alana taşımak için önemli bir fırsat yaratabileceğine inanıyorum. Zira bu kelimelerin toplumsal süzgeçten geçip bir sosyal role ve oradan da hitaba dönüşme süreci ile, o süzgeçten param parça halde dökülen bizlerin dönüp o kevgire bakışımızın, maruz kaldığımız dayatmaları fark edişimizin, bu ahmakça kurgulara karşı bilinçlenmemizin aynı anda görünür kılınabileceğini düşünüyorum.

    Ya da şöyle söyleyeyim: “sakat”dan “özürlü”ye, oradan da “engelli”ye geçiş öyle masum bir değişiklik değil. Bu süreç bir yandan bedenlerimiz üzerindeki iktidarın ana hatlarına işaret ederken, bir yandan da “Engelliler”i postmodern kapitalizmin sakatları* olarak raflara diziyor! Onun için, bu kelimelere hak ettiği politik anlamları yüklememizin ve bizlere dayatılan kurgulara karşı politik bir tavır alış olarak “grubumuzun adını koymanın” anlamlı olacağını düşünüyorum.
    Bu bağlamda neden Özürlü veya Engelli değil de Sakat kelimesini tercih ettiğimi izah etmeye çalışacağım...

    Buraya tıklayarak yazının devamını okuyabilir ve konuyla ilgili tartışmaya katılabilirsiniz ...
    1. Kategori:
    2. Bülent Küçükaslan,
    3. Forumun Gündemi

    Bülent Küçükaslan
    [...]
    % 41 raporu olan Agop’un da, % 51 raporu olan Ayşe’nin de, % 61 raporu olan Ali’nin de Bağ-kur (4b) kapsamında 5000’er gün sigorta pirimleri olsun. Ayrıca hepsi aynı tarihte sigortalı olarak çalışmaya başlamış, hepsi aynı tarihte sakatlanmış ve hepsi aynı tarihte Yaşlılık emekliliğinden yararlanmak için SGK’ya başvuru yapmış olsun. Yani, aralarındaki tek fark rapor oranları olsun.
    SGK Agop ve Ayşe’den tek bir şey ister, “hastaneye gidin ve söylediğiniz oranlarda işgücü kaybınızın olduğunu rapor alarak belgeleyin”. Agop ve Ayşe 28. madde kapsamında 2 ay içinde emekli olurlar. Peki ya Ali?
    Onun işi uzun... Madde madde yazayım da hem okuyanlar görsün çekilen eziyeti hem de belki sorumlu birileri okur da “biz ne yapıyoruz” diye utanır...

    Buraya tıklayarak yazının devamını okuyabilir ve konuyla ilgili tartışmalara katılabilirsiniz
    ...

    Sayfa 17 / 36 İlkİlk ... 713141516171819202127 ... SonSon