Sayfa 1 / 6 12345 ... SonSon
Toplam 83 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    01:15
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.943
    Alınan Beğeniler
    958
    Verilen Beğeniler
    1.251

    Zaten Değerlendirdiniz! 7 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    İLLALLAH!


    Elinde çekiç olanın her yerde çivi görmesi misali, doktorlar da etraflarında her daim tamir edilmesi gereken bedenler/zihinler görüyor olsa gerek. Hatta aldıkları eğitimin sonucu olarak elde ettikleri şifa dağıtma ve can kurtarma becerilerini düşününce, bu yazıya konu olan sayısız olayı da veri olarak alırsak, kendilerine tanrısal bir rol vehmettiklerini, bir adım öteye geçelim hatta, bilme tekelini ellerinde tuttuklarına ve onların yol göstericiliği olmadan mümkün değil yaşayamayacağımıza inandıklarını pekala söyleyebiliriz.
    Aslında “aman, bu da onların sorunu” deyip biraz üzülüp geçmek mümkün, ama bu camiadaki insanlar biz sakatların kafasına her daim öyle amansız çekiç darbeleri indiriyor, kendilerini bu tanrı rolüne öyle çok kaptırıyorlar ki, öfkeyle dönüp, ” hasta mısınız yahu” diye söylenmeden geçemiyor insan!
    Elbette burada amacım bir meslek grubunu toptan suçlamak değil. Ama tıp camiası ile toplum arasındaki bu fay hattının çok kritik olduğunu ve turnusol kağıdı misali incelenmesi gerektiğini düşünüyorum.

    ***

    Başlamadan önce can alıcı üç soru sormamız ve cevaplamamız lazım:
    1- Sakatlar ortalamadan daha fazla sağlık sorunu mu yaşar? Cevap: Hayır.
    2- Öyleyse neden sakatlar durmadan tıp doktorları ile karşı karşıya gelir? Cevap: Çünkü sakatların sakat olduklarını her daim ispatlamaları gereken ahmakça bir sistem söz konusu! Bir sağlık kurulu bize “tamam sen sakatsın” demeden resmî olarak sakat sayılamıyoruz!
    3- Peki sağlık raporu almak sizin için neden sorun? Cevap: Ehliyet, araba, evde bakım, maaş, emeklilik, eğitim, istihdam, askerlik vb. bir sürü haktan yararlanabilmek için neredeyse yılda birkaç defa sağlık kuruluna girmemiz gerekiyor ve bu akıl sağlığını yitirmeden gerçekleşmesi mümkün olmayan bir eziyet! Üstelik, kentlerin engelleyici şekilde dizayn edildiği ve toplu taşıma kullanımının neredeyse imkansız olduğu bir ortamda bizlerin evden çıkıp düzenli olarak hastaneye gitmesi inanın oldukça uzun ve zahmetli bir iş.

    Şimdi bu sürecin neden eziyete döndüğünü, doktorların nasıl da zalim olabildiğini ve sistemin buna nasıl da çanak tuttuğunu gösteren örneklere geçebiliriz. Ve lütfen aşağıda yazdıklarımın istisnai örnekler olmadığını, bilakis, teamüle dönüşmüş olduğunu unutmayın.

    Kara kaplı bir kitap var, bir Cetvel. Teoriye bakarsak, doktorlar bu cetvele bakıp kişideki sakatlık oranını söylüyor ve eğer oran % 40 ve üzeri ise, bu durumda kişi sakat statüsüne dâhil olup bazı haklardan yararlanabiliyor. Yani kabaca söylersek, bir gözün görmüyorsa % 32 ile sakat sayılmıyorsun; bir elin yoksa % 50 veya bir baston ve cihazla yürüyebiliyorsan % 42 vb. oranlar alıyorsun ve şükürler olsun ki tescilli sakat oluyorsun!

    Hadi, hangi hal için hangi oran verildiğine ve bu oran belirleme fantezisinin gündelik hayatta sakatların yaşamını nasıl ıskaladığına dair tartışmayı sonraya bırakalım, ama hiç değilse bir bana-bir de cetvele bakan her doktorun aynı oranı yazmasını istemek, bunu beklemek hakkımız olsa gerek; değil mi?
    Yok, böyle bir şey umamayız! Kara kaplı kitabı eline alan her doktor önce vatandaşın talebine bakar, sonra vatandaşın elde edeceği olası hakkın kıymeti ile ters orantılı olarak rapordaki oranı düşürür ya da yükseltir! Evet, vatandaşa düşük oran lazımsa yüksek, yüksek oran lazımsa düşük oran verilir! Vatandaş raporunda “X” ibaresi olsun isterse “Y” ibaresi, “Y” ibaresi olsun isterse “X” ibaresi yazılır. Amaç belli: Vatandaş bir hak elde etmeyi umarken öyle bir cehennem eziyeti çeksin ki, bir daha aklından hak-mak geçirmesin!

    ***

    Sol ayağından hareket kısıtlılığı olanlar bundan birkaç yıl öncesine kadar Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) istisnası ile araç alamıyordu. Gerekçe şuydu: ”Senin kısıtlılığın umurumda değil. Otomobil kullanmak için özel donanıma ihtiyacın yok; otomatik vitesli bir aracı pekâlâ kullanabilirsin”.
    Eyvallah! O zaman rapora H sınıfı sürücü belgesi için değil B sınıfı sürücü belgesi için ibare koyun ki otomatik vitesli tüm araçları kullanabileyim. Çünkü H sınıfı sürücü belgesi ile sadece ve sadece kendi üzerime kayıtlı bir aracı kullanabiliyorum... Yanıt net: “Olmaz, sen sakatsın ve sakatlara H sınıfı sürücü belgesi verilir!”

    Sonra bir düzenleme yapıldı ve sol ayağından kısıtlılığı bulunup H sınıfı sürücü belgesi olanların hiçbir özel donanım şartı olmaksızın otomatik vitesli bir aracı ÖTV istisnası ile satın alabilmesinin önü açıldı. Peki, ne oldu dersiniz? Ne olacak, “Sen otomatik vitesli tüm araçları kullanabilirsin, H sınıfına gerek yok, al sana B sınıfı ehliyet için rapor” demeye başladılar! Yani, dün B isteyene zorla H veren sağlık kurulları bugün H isteyene zorla B veriyorlar!

    ***

    Benzer sakatlığı olan iki kişi beraber aynı hastaneye gidiyorlar, birisinin % 90 ve üzeri orana sahip bir rapora ihtiyacı var, diğerininse “H sınıfı sürücü belgesi alır” ibareli % 90’ın altında orana sahip bir rapora.
    Sonuç ne oluyor dersiniz? % 90’ın üzerinde isteyene % 89, % 90’ın altında isteyene % 96 oranlı rapor veriliyor! Böylece her ikisi de araç alımında vergi avantajından yararlanamıyor. Hamdolsun!

    ***

    Bir kolu olmayan, bir bacağı olmayan, bir ayağı ve eli olmayan, ve hatta hareket yetisinin % 95’ini yitiren kişilere dahi doğru teknoloji ile donatılmış araçları kullanabilmeleri için dünyanın gelişmiş bütün ülkelerinde sürücü belgesi verilir. Peki bizde durum nedir? 10 hastanenin 9’u “sürücü olamaz” raporu verir, ancak 1’i “sürücü olur” der! Gidip dil dökeriz, videolar izletip teknolojileri anlatmaya çalışırız, aynı durumda olup sürücü belgesi bulunan kişilerin raporlarını örnek olarak sunarız, kırk takla atarız yani, ama nafile! “Git nereye şikayet edersen et, bu yetki bende ve sana istediğin raporu vermiyorum”. Hadi bakalım!

    ***

    Hastanelerde bir moda var: dağ gibi sakat olan, sittin sene bu sakatlığı değişmeyecek olan insanlara 1-2 yıl süreli rapor vermek! Çıkar yalvarırsın doktorlara, yahu bu çocuk düzelebilir mi, hayır! Peki neden yaşam boyu geçerli olan bir rapor vermiyorsunuz da 1-2 yılda bir bu eziyeti çekmemize neden oluyorsunuz? Cevap: “Çık dışarı, çık! Git nereye istersen şikayet et”. Adam biliyor şikâyet etse de hiçbir şeyin değişmeyeceğini, kendisine hiçbir zarar gelmeyeceğini...
    Lanet edip dönersin evine ve 1-2 senede bir de olsa rapor alabildiğin için şükredersin. Ama işkence bitmez tabii! Süre sonunda yıllardır çocuğun için özel eğitim ve evde bakım aylığı alabilmeni sağlayan raporu yeniden almak için aynı hastaneye gittiğinde rapora bir bakarsın, “özel eğitime ihtiyacı yoktur, Ağır özürlü değildir” diye bir raporu tutuşturmuşlar eline! Şoka girip kapı kapı dolanıp “bu çocuk 2 senede düzeldi mi, nesi değişti de bu raporu verirsiniz” diye feryat edersin. Haaaay hak; kim duyar sesini! Git şikâyet et... Artık çocuk ne özel eğitim alabilir ne de evde bakım aylığı. Cehennem biletini kesmiştir doktorlar!

    ***

    Adam rapora başvurur, verilen oran % 39! İtiraz eder, % 25! Bir sene sonra başka hastaneye gidip rapor alır, % 60. Kuruma sunar, % 35! Emekliliğe başvurur, % 80, raporu Kurum’a verir % 59. Nedense oranlar hep lazım olanın 1 puan altında kalır! Şans!

    ***

    Bir tane daha yazayım, son olsun. Emekli olmuş ve anlamsız yere 1-2 senede bir kontrol muayenesi istenen biri ister ki kontrol zamanı gelmeden önce yeni rapor sürecini tamamlasın ve emekli maaşı kesilmeden devam edebilsin. Erkenden SGK’dan sevk alıp hastanenin yolunu tutar. Deneyimlidir, ne yapması gerekiyorsa yapmaya hazırdır. Ama kader ağlarını örer tabii, o doktor senin bu doktor benim oda oda dolanır günlerce ve ne yazık ki raporu yetiştirmesi riske girer. Gecikmeye neden olan doktora can havliyle çıkıp durumu anlatır ve aldığı cevap: “Çık dışarı...”

    ***

    Bunları umutsuz olduğum için yazmıyorum! Aksine, iki şeyin altını çizmek için yazıyorum:

    1- AKP hükümeti ilk kez iktidara geldiği yıllarda, bu tür sorunları Başbakanlık İletişim Merkezi’ne ilettiğimizde sorunlar büyük oranda çözülürdü. En azından çözmek için bir hareketlilik olduğunu anlardık. Ama son 5 yıldır AKP bu konuda tümüyle eskiye döndü! Artık BİMER hiçbir sorunu çözmeyen hantal bir garabet haline geldi ve neredeyse her konuda vatandaşı değil devleti kolluyor! Devletle işi olan inşaat müteahhidini kanuna rağmen kolla, devletle işi olan sakatın hakkını kanuna rağmen verme. Sahi, hangi vicdana sığıyor bu?

    2- Tıp camiası, Allah aşkına bir durup düşünün! Doktor annesi, babası, kardeş tanıdığı olanlar, hele bir onlara sorun “sen de böyle misin, neden böyle” diye. Çok basit insani davranışlardan bahsediyoruz. Biraz insanlık, biraz akıl, biraz vicdan, biraz sorumluluk. Bırakın artık vatandaşa eziyet çektirmeyi. Rahatlayın biraz! Gelişmiş toplumlardaki gibi vatandaşa hizmet eden devlet yaratmak varken nedir bu ceberutluk! Sahiden buna hizmet etmek canınızı yakmıyor mu? Anlamak için sakat olmanız şart mı?

    Bülent Küçükaslan
    Engelliler.Biz Platformu

  2. #2
    Üye
    deep_blue85 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    12.08-2014
    Son Giriş
    14.12-2017
    Saat
    16:38
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    457
    Alınan Beğeniler
    23
    Verilen Beğeniler
    4
    Blog Mesajları
    5

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bülent abi ne kadar da güzel özetlemişsiniz durumu benim de aynı şey başıma geldi kronik şizofren hastasıyım ama verilen rapor 2 yıllık %45 oldu bende anlamadım nedenini sizce neden böyle bir şey yapılmıştır?

  3. #3
    Üye
    ugir Avatarı

    Gerçek Adı
    Uğur
    Üyelik Tarihi
    19.01-2013
    Son Giriş
    04.10-2017
    Saat
    15:40
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    958
    Alınan Beğeniler
    7
    Verilen Beğeniler
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Gerçekten takdir edilecek bir yazı teşekkür ederiz.Son derece haklısınız..Kendime pay biçtiğim süreli rapor olayında hele....İyileşme imkansız ama yok 2 sene sonra yineee gelll!

  4. #4
    Üye
    Cloud. Avatarı

    Gerçek Adı
    Enes
    Üyelik Tarihi
    07.09-2013
    Son Giriş
    15.12-2017
    Saat
    12:17
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    451
    Alınan Beğeniler
    18
    Verilen Beğeniler
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    yazı harika

  5. #5
    Üye
    murat6677 Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    31.01-2014
    Son Giriş
    14.08-2017
    Saat
    17:29
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    447
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ben geçen yazdığım yorumlarda, "Ankarada'ki büyük hastanelerin birbirleriyle dost, ama engellilere düşman olan hastaneler", diye yazmıştım, burada Bülent bey hissiyatımı özetlemiş, bazı arkadaşlar eleştirebiliyor ama bilmiyorlar ki bu hastanelerin kaç tane engellinin hayallerini söndürdüklerini, burda devlet maalesef engelli politikasını berbat hale getirmekte ve engellilerin gelecekleriyle oynamaktadırlar. Yazıklar olsun bu zihniyetle devleti yönetenlere, Allah hepimizi bu zihniyetteki devletten ve bürokrasiden korusun...

  6. #6
    Üye
    Bio Avatarı

    Gerçek Adı
    ibrahim
    Üyelik Tarihi
    21.09-2010
    Son Giriş
    14.12-2017
    Saat
    00:15
    Yaşadığı Yer
    mersin
    Mesaj
    4.248
    Alınan Beğeniler
    7
    Verilen Beğeniler
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bülent abi net özetlemişsin kalemine sağlık.

  7. #7
    Üye
    *semra* Avatarı

    Üyelik Tarihi
    26.11-2010
    Son Giriş
    21.12-2014
    Saat
    18:15
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    153
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bülent bey hepimizin düşüncelerine ve hislerine tercüman oldunuz, çok teşekkürler .. bu yazı burda kalmamalı... ben müsadenizle paylaşmak isterim..

  8. #8
    Üye
    kaçik Avatarı

    Gerçek Adı
    Fatma
    Üyelik Tarihi
    19.11-2013
    Son Giriş
    25.10-2017
    Saat
    22:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    46
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bülent bey çok güzel bir yazı olmuş. Tüm engellilerin yaşadığı sorunlar. Çok teşekkürler...

  9. #9
    Yasaklı Üye
    berkemeteatasoy Avatarı

    Gerçek Adı
    MURAT DOĞAN
    Üyelik Tarihi
    03.05-2011
    Son Giriş
    30.08-2017
    Saat
    21:13
    Yaşadığı Yer
    MARDİN-MİDYAT
    Mesaj
    734
    Alınan Beğeniler
    11
    Verilen Beğeniler
    6

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    süper yazı yetkililerin görmesi lazım okuması lazım

  10. #10
    Üye
    dostempati Avatarı

    Gerçek Adı
    Kalperen C* Türkoğlu
    Üyelik Tarihi
    16.02-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kalpOder Turan * Krt
    Mesaj
    1.546
    Alınan Beğeniler
    34
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Nisa 58. ayette Rabbimiz buyuruyor ki: Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

    C*

    Balık baştan kokar derler. Emanet ehline verilmezse, yandaşçılık, torpil alıp başını giderse sorunların ardı arkası kesilmez. Düşünen, üreten kafalar yerine yandaşlarını önemli koltuklara yerleştirirsen ehil olmayan kişiler sağlıklı çözümler üretemez. Emanet ehline verilecek başka yolu yok bunun arkadaş...

  11. #11
    Üye
    Plumeria Avatarı

    Gerçek Adı
    Gül
    Üyelik Tarihi
    12.10-2010
    Son Giriş
    24.10-2017
    Saat
    15:38
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    2.387
    Alınan Beğeniler
    11
    Verilen Beğeniler
    3

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Valla ne desem bilemedim..Yazı güzel olmuş tabi ki ona söylenecek bir şey yok.
    İçerik içler acısı..

    Allah herkesin gönlüne göre versin..

    Ve kimseyi hastanelere düşürmesin.

  12. #12
    Editör
    hozgul Avatarı

    Gerçek Adı
    Hakan Özgül
    Üyelik Tarihi
    18.02-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    02:40
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    713
    Alınan Beğeniler
    204
    Verilen Beğeniler
    86

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tebrik ederim, yazı harika. Şimdi düşünüyorum ne yapabiliriz diye. Eğitim planlamak, SGK ve Maliye arasında kavgaya girmek, meslek odalarıyla görüşmek, Ankara'da bu durum için savunuculuk yapmak. Çok şey var da, nasıl yapabiliriz konusunda biraz daha iyi planlamak lazım. Volkan Yılmaz'ın iyi bir sözü vardı: "Tıp doktorları bu kurullarda tıp doktorluğu görevlerini ifa etmekten ziyade kamu maliyesinin sınır polisleri olarak görev yapmaya başladılar". Ne güzel bir özet.

    Selamlar,

    Hakan

  13. #13
    Üye
    ayyüzlü Avatarı

    Gerçek Adı
    ayyüzlü
    Üyelik Tarihi
    11.10-2008
    Son Giriş
    09.10-2017
    Saat
    11:46
    Mesaj
    19.971
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bülent abi çok güzel ifade etmişsiniz resmen hislerimize tercüman olmuşsunuz yüreğinize sağlık.

  14. #14
    Üye
    0smanGazi Avatarı

    Gerçek Adı
    Osman Gazi
    Üyelik Tarihi
    02.12-2014
    Son Giriş
    02.12-2014
    Saat
    03:13
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    1
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ailemde 2 kişi var engelli.. gerçekten de ateş düştüğü yeri yakar sözü ne kadar doğru bir sözdür. İnsanlarımızın ve toplumun empati yeteneği çok düşük ve gerçekleri görmek kavramak bu kadar zor olmamalı..Kanunlar yapılırken yalap çalap yasa değişiklikleri yapılıyor ama bunlar da çoğu zaman sorun çözmek yerine (başlangıçta çözüyor gibi görünse de zamanla tam tersine dönüyor işlev) eziyet mekanizmasına dönüşüyor.
    Diğer bir önemli nokta ise sadece bu konuda değil hemen her konuda bizim insanlarımızın kuralları çiğneme, çıkarı için herşeyi mübah görme, özellikle maddi çıkar sağlayabileceği hemen her konuda yasaları çiğnemekte ve diğer insanları sömürmekte hiç tereddüt etmemesi gibi kötü alışkanlıklar kurunun yanında yaşın da yanmasına neden oluyor. Düşünsenize AVM lere bile gelen insanlar sağlıklı oldukları halde sırf giriş kapısına yakın parketmek hastalığı ve kompleksi yüzünden engellilere ayrılmış yere hiç utanmadan sıkılmadan parkediyorlar. Böyle bir toplum da yaşıyoruz maaelesef.. Bu nedenle sorun yasalardan önce insan...iyi insanlardan oluşan bir toplum değiliz maalesef...

  15. #15
    Üye
    aydeniz Avatarı

    Gerçek Adı
    aydeniz
    Üyelik Tarihi
    22.11-2007
    Son Giriş
    22.09-2015
    Saat
    19:33
    Yaşadığı Yer
    ANTALYA
    Mesaj
    44
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    kaldırın ayağınızı tam üstüne bastınız.Bülent bey biz engelliler ve engelli aileleri birlik olmasasak dahada çok sorun yaşaycağımızdan eminin .Çünki yazdığınız olayların aynısı birebir yaşadım




Sayfa 1 / 6 12345 ... SonSon

LinkBacks (?)

  1. 01.12-2014, 22:02

Başlığın Etiketleri