Sayfa 1 / 5 12345 SonSon
Toplam 61 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Sakatlık Çalışmaları
    bezmez Avatarı

    Gerçek Adı
    Dikmen
    Üyelik Tarihi
    24.11-2008
    Son Giriş
    22.04-2016
    Saat
    12:09
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    56
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 1 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Bu yazıda sizlerle üzerinde pek konuşulmayan bir konuyu paylaşmak istiyorum. Üzerinde konuşulmadığı kadar da önemli olduğunu düşündüğüm bir konu bu. Sakatlık ve cinsellik meselesini masaya yatıralım istiyorum. Aslında üzerinde konuşulmadığını söylemek belki çok da doğru bir ifade olmadı. Konuşuluyor konuşulmasına da, benim vurgulamak istediğim bağlamda değil. Sakatlık ve cinsellik daha çok iki başlık altında ele alınıyor kanımca: 1-Cinsel taciz -ki çok önemli bir konu bu ve Süleyman arkadaşımızın yazısı bu bağlamda çok kıymetli-; 2- Sakat kişilerle yapılan evlilikler sonucu sakat bebek doğurma olasılığı ve bunu engellemek için yapılabilecek genetik taramalar -Bu konuya dair düşüncelerimizi “Sakat Bebek Doğurmak: Sakatlık, Kürtaj ve Gen Teknolojileri” başlığı altında hep beraber tartışmıştık-.

    Oysa benim tartışmaya açmak istediğim alan sakatlıkları olan kişilerin cinselliği. Bunu neredeyse hiç konuşmuyor olmamız sakat kişilerin cinsellikleri olmayan, aseksüel bireyler olarak algılanmalarına yol açıyor. Ya da sakatlanan kişinin kendisinin sıklıkla “Benim cinsel hayatım artık bitti. Bundan sonra unut” gibi bir yanılgıya kapılmasına neden oluyor diye düşünüyorum. Sakatlandıkları zaman erkekler erkekliklerinden oluyor sanki, kadınlar da kadınlıklarından (LGBT-Lezbiyen-Gey-Biseksüel ve Trans sakat bireyleri konuşmak zaten her daim zor). Sibel Yardımcı ile birlikte sürdürdüğümüz bir saha araştırmamız var. Burada gerçekleştirdiğimiz görüşmeler de bu düşünceyi doğrular nitelikte. Örneğin sakatlanan bir kadın, sanki hala kadın olduğunu ispatlamak zorunda hissediyor kendisini. Bunun için de kadınlık rollerine değiniyor. “Ben hala ev işi yapabiliyorum”, “Ben hala kocama evde bakabiliyorum” ifadeleri, sakatlanan kadının bu yöndeki bir çabası olarak okunabilir gibi geliyor bana. Halbuki sakatlıkları olan bireylere dair baskın olan bu söylem ve algı -sakat bireyin aseksüel görülmesi; sakat kişinin cinselliği rafa kaldırması gerektiği düşüncesi- doğru değil. Cinsellik de bize dayatıldığı gibi tek bir formata sahip, erkek ereksiyonu ve penetrasyonuna dayalı, mekanik bir aktivite değil. Tüm hayal âleminin kapılarını aralayacak kadar çeşitlilik içeriyor cinsellik ve her türlü bedensel farklılığı da bin bir rengi ile kapsıyor. Aseksüelliği bireysel bir eğilim olarak yaşayan kişiler dışında, her birimiz kendi farklı bedenlerimizle bin bir farklı cinselliği yaşayabilecek bireyleriz. Biraz bunu açmak istiyorum.

    Sakat bireyin cinselliğinin söz konusu edilmemesinde, sakat kişinin sanki cinsellik dışı/ötesi bir varlıkmış gibi algılana gelmesinde rol oynayan temel etmenin baskın “normal” cinsellik anlayışı olduğunu düşünüyorum. Nedir bu baskın “normal” cinsellik anlayışı? Kanımca birkaç ana noktayı kapsar:
    1- Bu anlayışa göre cinsellik, yalnızca bir erkek ve bir kadın arasında gerçekleşebilir. Yani heteroseksüel bir ilişkidir. Böylelikle LGBT bireylerin cinselliğini dışlar.
    2- Erkeğin ereksiyonu ve penetrasyon odaklıdır. Yani ereksiyon ve penetrasyon dışı cinselliği dışlar. Cinselliğin bin bir şekline tahammülü yoktur. Penetrasyonun olmadığı bir cinselliği “başarısız” addeder. Bu bağlamda sadece bazı sakatlıkları olan kişileri değil, aynı zamanda birçok sakat olmayan erkeğin cinselliğini de dışlar. Bugün özellikle orta yaş ve üzeri çok sayıda erkek gündelik yaşamın stresinden, yorgunluktan, sigara kullanımından vs ötürü iktidarsızlık yaşayabiliyor. Dolayısı ile baskın “normal” cinsellik anlayışı, sadece bazı sakat bireylerin değil, aynı zamanda sakat olmayan birçok bireyin de artık “erkek” olmadığı düşüncesi ile yaşamasına neden olabiliyor.
    3- Ataerkil bir cinselliktir bu ve bu bağlamda kadının cinselliğini de dışlar. Baskın “normal” cinsellik anlayışına göre, kadın cinselliği erkek kadar arzulamaz. Erkek çok eşli olabilir; sıklıkla partner değiştirebilir; bir gecelik ilişkiler yaşayabilir. Oysa bu anlayışa göre kadınların cinselliği yaşama şekli çok daha sınırlıdır. Kadın daha az arzuladığı gibi -bunun karşılığı olarak erkek “her daim hazırdır”-, ancak yoğun bir duygusal paylaşım sonucu cinselliği yaşayabilir. Bu anlayışa göre zaten bunun ötesi “ahlaksızlık”tır. Burada söylemek istediğim “bütün” kadınların “bütün” erkekler gibi çok eşli olabilecekleri değil elbette. Söylemek istediğim aynı erkekler arasında bilumum farklılıklar olduğu gibi, kadınlar arasında da bilumum farklılıkların bulunduğu. Hatta Sibel arkadaşımın dediği gibi, her birimizin kendi bedenlerimizin içerisinde aslında “biricik” olduğumuz ve hayatın bütün boyutları gibi, cinselliği de nasıl yaşayacağımızı bu biricikliğimizin belirlediği… Bu halimiz de elbette ki baskın “normal” cinsellik anlayışından çok farklı olabilir.

    Kısaca şunu söylemek istiyorum. Baskın “normal” cinsellik kurgusu, sakat bedenleri dışladığı gibi, kadın bedenini de dışlıyor büyük oranda, farklı nedenlerden ötürü bu normlara uymayan “sağlıklı” erkek bedenini de dışlıyor; LGBT bireylerin cinselliğini de dışlıyor. Ve cinsellik gibi, her türlü tahayyülü içinde barındırabilecek kadar zengin bir olguyu alıp, daracık kalıplara sıkıştırarak, kadını, erkeği, sakatı, LGBT bireyi “anormal” addediyor. Bir başka ifadeyle güzelim hayatlarımızı zindana çeviriyor. Aslında sadece ve sadece miniminnacık bir azınlığı içine alıyor. Daha ötesine tahammülü yok. Ben kendi adıma, bu baskın anlayışı sorgulamak eğilimindeyim. Bir kadın olarak bana dayatılan kalıpları yeniden üretmek istemiyorum; onlara nasıl uygun davrandığımı ispatlamak da istemiyorum. Sakatlık açısından bakarsak, sistem sakatları aseksüel addederken ve örneğin sakat erkeğin olası bir ereksiyon olmama halinden ötürü cinselliğinin bittiği düşüncesini iddia ederken, bu düşünce sistemine ayak uydurmaya çalışarak mutsuz olmak da mümkün -ve bu ayak uydurma çabası da ironik şekilde sistemi yeniden üretmektedir-; cinselliğin bin bir rengi olduğunu düşünerek o renkleri keşfe çıkmak da… Söz konusu keşif sadece sakatları değil, bütün dışlanmışları özgürleştirecektir ve buna hepimizin ihtiyacı var.

  2. #2
    Yasaklı Üye
    bazarov Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.04-2013
    Son Giriş
    07.12-2013
    Saat
    21:58
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    75
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu forumda "Sakatlık Çalışmaları" adı altında faaliyet yürüten arkadaşların neredeyse bütünün çalışmaları çok değerli ve çok hoş çalışmalar. Bu açıdan bu ekibi takdir ettiğimi öncelikle belirtmek isterim.

    Güncel konuya gelince; bu konunun da diğer bir çok sorunsal gibi bir yaşamsal problem daha açık ifadeyle bir sistem sorunu olduğunu düşünüyorum. İçinde yaşadığımız ve dünyanın belli ülkelerinin özellikle dayatmasıyla yapılandırılmış neo-liberal sistem insani yaşamı deyim yerindeyse felce uğratıyor. Türkiye ise yıllardır içinde debelendiği ırkçılık ve kökten dincilik sarmalının içinde dönüşerek sanki! başka bir yapıya döndüğünü göstermeye gayret ediyor. Oysa ki hala feodal ilişki biçimlerini, köktenci dinsel yaşam biçimini, ötekileştirmeyi de içinde barındıran ırkçılığı kendi bünyesinde taşımaya devam ediyor. Hal böyle olunca cinsel algılayışa dair bakış açısı da erkek egemenliği ile yoğrulmuş ataerkil geri bir anlayışa karşılık geliyor.
    Bu anlamda burada bulunan üyesinden adminine tüm insanların biraz daha sorgulayıcı olup, eleştirel bakabilmeleri gerekiyor. Yoksa bu bezirgan saltanatını yaşamaya mecbur kalırız.

  3. #3
    Üye
    _DELAL_ Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.09-2009
    Son Giriş
    03.12-2017
    Saat
    21:49
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    746
    Alınan Beğeniler
    17
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    18

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Engelsiz insanlar için bile cinsellik bir tabu.kaldıki engelliler kendi aralarında bile konuşamıyor.genel algı engellilerin cinselliğinin olmadığı.hatta ihtiyaç hissettiği düşünülemiyor bile.bu toplumda kaç aile kendisine bağımlı ,hayatı bi odadan ibaret olan engelliye cinsel ihtiyacını sorabiliyor.yada ihtiyacını gidermek için imkanlar sunuyor.ha derine inersek cinsellik her türlü yaşanır.tek başına bile.hem cinsinle ,karşı cinsle,sadece kendinle,sınırı yok.tercih kişinin kendisine ait.engellinin cinselliği yok sayılıyor ,bence örneğin ben polyoyum,bacaklarımda sorun,öyleyse cinselliğimdede sorun var.yada fiziksel eksiklik=cinsel eksiklik.genel kanı bu.arkadaşımın dediği gibi cinselliğin bin türlü rengi ve çeşidi var .cinsellik penis ve vajinanın birleşimi diil,nekadar haz aldığın ve mutlu olduğundur.dokunmadır,sadece bir bakışla bile inanılmaz haz alırsın. Kadına gelince ....bana göre kadınlarda çok arzular cinselliği,ama kendilerine verilen toplumsal role boyun eğerler.kadınlarda çok eşlidir bence.ama erkekler gibi canımızın istediğiyle birlikte olamayız .neden?çünki toplumsal kadın modeliyle yetiştirildik.bunu içselleştirdik.yaparsak gizli yaparız ,yalanlar söleriz ,suçluluk duyarız.çünki biz anneyiz ,kutsalız,iffet li olmalıyız.yani duygularımızı,cinselliğimizi,bastırmalıyız.

    Normal kabul edilen o baskın anlayışta kesinlikle tabularla dolu eylemler olduğuna eminim ki bu kurallardan onlarda mutlu degiller.

    Lgbt yi ne kadar dışlasanızda insan var oldukça olacaktır.kaldıki dışlamak nedemek buna kimsenin hakkı yok.osho derki "insan bir erkek ve kadından meydana gelir"veeee şems"her erkeğin içinde kadınlık,her kadının içinde erkeklik vardır"der.evet sorgulanmalı.ama açık ve net bir dille.

    Baskın anlayışı sorgulayalım ama dediğim gibi dolaysız net bir şekilde

  4. #4
    Yasaklı Üye
    berkemeteatasoy Avatarı

    Gerçek Adı
    MURAT DOĞAN
    Üyelik Tarihi
    03.05-2011
    Son Giriş
    30.08-2017
    Saat
    21:13
    Yaşadığı Yer
    MARDİN-MİDYAT
    Mesaj
    735
    Alınan Beğeniler
    11
    Verilen Beğeniler
    6

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Delal aynen sana katılıyorum..benimde başımda buna benzer bi olay geçti..kız arkadaşımın bana sorduğu soru yapabiliyormusun o işi..evet engelli olunca maalesef insanlarımız yanlış inançlara yönelmiş..algılardaki engelli kavramı tamamıyla farklı anlaşılıyor..sanırım biz engelli olanlarda geç evlilik 35 üstü hiç evlenmeyen daha çok..kader demek lazım ne diim..

  5. #5
    Üye
    tsrahman Avatarı

    Gerçek Adı
    Tayyip Rahm Saltoğlu
    Üyelik Tarihi
    22.08-2013
    Son Giriş
    07.12-2017
    Saat
    07:50
    Yaşadığı Yer
    Trabzon
    Mesaj
    608
    Alınan Beğeniler
    4
    Verilen Beğeniler
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Çok faydalı ve güzel bir çalışma emeğinize sağlık.

  6. #6
    Üye
    tılafsınlı Avatarı

    Gerçek Adı
    Katip
    Üyelik Tarihi
    07.10-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    Yaşamak istemediğim bir yer.
    Mesaj
    1.355
    Alınan Beğeniler
    30
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    öyle düşünenlere açıp gösterelim mi napalım herkesin senin hakkında ne düşündüğü önemli değil başkaları için yaşamamak lazım

  7. #7
    Üye
    _DELAL_ Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.09-2009
    Son Giriş
    03.12-2017
    Saat
    21:49
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    746
    Alınan Beğeniler
    17
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    18

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    :d:d:d

  8. #8
    Üye
    VİRGO Avatarı

    Üyelik Tarihi
    02.05-2003
    Son Giriş
    03.11-2017
    Saat
    11:58
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    253
    Alınan Beğeniler
    5
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu ülkede kız çocuklarına tecavüz ediliyor; tecavüzcüler tahliye ediliyor.. Kız çocukları okutulmuyor; daha yetişkinliğe bile ulaşmadan evlendiriliyor..Gelenek göreneklere göre yaşayan, bırakın cinselliğin özgürce yaşanmasını; ilgili terimlerin kullanılmasının bile ayıp sayıldığı; hala göçebe yaşam geleneklerini genlerinden atamamış bir toplumdan bahsediyoruz..

    İzmir tüm bu olumsuzluklardan bir nebze olsun sıyrılmayı başarabilmiş nadir illerden birisi ve burada yaşadığımız için şanslıyız..

    Bu gün ekşi sözlükte dolaşırken okudum..
    evrim varsa neden türk erkekleri maymun gibi sorunsalına gayet güzel bir açıklama yapılmış. Konumuzla alakalıdır buyrun okuyunuz efenim..

    ""son derece basit bir cevabi olan troll sorusu.

    anadolu cografyasinda insanlar ask icin (cinsel cekim, genel begeni, gonlune gore) insanlarla evlenip uremezler genellikle. gerek din baskisi gerek ilkel kabile gelenekleri yuzunden; gorucu usulu, besik kertmesi, basgoz edilme gibi normal sartlarda ureme sansi azalacak insanlari kayiran yontemlerle evlenir insanlar. bu yuzden gen havuzu giderek cirkinlesir.

    izmirin kizlarinin guzel olmasi sirf denizi yuzunden mi saniyordunuz yoksa? izmirde kocayi kizlar kendileri secer, secerken de iyisine bakar. bu kultur meselesidir. kultur dogal seleksiyonu destekleyince irk da guzellesir.""

  9. #9
    Yasaklı Üye
    berkemeteatasoy Avatarı

    Gerçek Adı
    MURAT DOĞAN
    Üyelik Tarihi
    03.05-2011
    Son Giriş
    30.08-2017
    Saat
    21:13
    Yaşadığı Yer
    MARDİN-MİDYAT
    Mesaj
    735
    Alınan Beğeniler
    11
    Verilen Beğeniler
    6

  10. #10
    Üye
    _DELAL_ Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.09-2009
    Son Giriş
    03.12-2017
    Saat
    21:49
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    746
    Alınan Beğeniler
    17
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    18

  11. #11
    Üye
    spastik Avatarı

    Gerçek Adı
    Oğuz
    Üyelik Tarihi
    15.09-2005
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    23:57
    Yaşadığı Yer
    samsun
    Mesaj
    462
    Alınan Beğeniler
    100
    Verilen Beğeniler
    24

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    genelde nasıl yaşıyorsanız öylede algılanırsınız kural budur. içinizde yaşadığınız duygular ve düşünceler sadece sizi bağlar. toplumsallaşmak istiyorsanız içinizde yaşattığınız beni dışarıya doğru yerde doğru zamanda ve doğru koşullar altında DIŞARIYA YANSITMAK ZORUNDASINIZdır yoksa yanlış anlaşılmanız kadar doğal bir düşünülemez. bu yazdıklarım sadece engelliler için geçerli değil yada sadece türkiye için heryerde bu böyle.
    bir engrelli toplantısına gittiğiniz neden toplumun biz engellileri aseksuel algıladıkları sorusuna net bir cevap bulabilirsiniz. engelli kızların ve erkeklerin arasındaki soğuk savaşı iliklerinize kadar hissedersiniz herkes ayrı bir dünyayı yaşar. aynı amaç için aynı hedeflerle biraraya gelmişlerdir fakat aralarında fiziksel ve ruhsal acıdan kaf dağı mesafesi vardır neredeyse birbirlerine merhaba demek için bile para gerekebilir.. bakışmalar , konuşmalar,beden dilleri,ses tonları, kılık kıyafet hiçbir şekilde seksaelute içermez.
    durum böyle olunca da toplumun aklına cinsellikleri ya en son planda gelir yada hiç gelmez. başta da belirttiğim gibi bu sadece engelliye has bir olgu değil. örneğin ben yolda gezerken 40 yaş üstü kadınların cinselliklerinin bitmiş olduğunu düşünüyorum bakışlarını hayattan bezmiş hallerini ikili diyaloglarını görünce insan farklı düşünemiyor.

  12. #12
    Üye
    VİRGO Avatarı

    Üyelik Tarihi
    02.05-2003
    Son Giriş
    03.11-2017
    Saat
    11:58
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    253
    Alınan Beğeniler
    5
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    engelini kendine engel yapmış zihniyetlerden uzak durunuz efenim..

  13. #13
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    08:18
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.853
    Alınan Beğeniler
    932
    Verilen Beğeniler
    1.222

    Zaten Değerlendirdiniz! 1 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hiç şüphe yok ki cinsellik en önemli ihtiyaçlardan ve en keyif verici zaman dilimlerinden biridir. Sakatlar söz konusu olduğunda ise cinsellik ya ucube bedenlere duyulan merakın ya da cinselliği olmayan bedenlerin sesizliğe mahkum edilişinin hikayesine dönüşüveriyor. Sağdan soldan cinselliğin fışkırdığı bir toplumsal düzende (bunun aksi bir toplum yoktur) sakatları cinsiyeti olmayan şeyler olarak düşünmek... Bayağı bayağı aptalca!

    Doğuştan ya da sonradan sakat olan kişiler, sağlamcı bakışlara ve baskılara maruz kaldığı için çoğu zaman kendilerini içe kapatır ve beklendiği şekilde hareket etmeyi, yani aseksüeli oynamayı sürdürür. Tabii, bunu yaparken, kendilerini konumlandırdıkları eksik-insan pozisyonununu tamamlamak için cinsiyet rollerini abartarak seslendirmeyi de ihmal etmezler ("ben anneyim, ben babayı, her işe koşturuyorum vs.vs.vs.).

    Bir bedeni arzulamanın, birilerine kompliman yapmanın heyecanını çoğu zaman -görünür olacak şekilde- yaşayamadığımız, kendimizi flörtün bir tarafı olarak konumlandıramadığımız acayip bir yaşamdan bahsediyoruz. Bunu hem böyle yaşıyoruz hem de bize bakınca böyle göründüğünü biliyoruz.

    Peki buna karşı ne yapabiliriz? İnsanları değiştirmek kolay olmadığına göre, önce kendimiz değişeceğiz! Daha cesur, daha umursamaz, daha ne istediğini bilen, sesi daha çok çıkan adamlar/kadınlar olmalıyız gibi geliyor bana. Kırılmaktan da, aşka doğru hamle yapmaktan da korkmamalıyız. Kocaman penisli kaslı adam ya da kocaman memeli sütun gibi kadın parodisine gülüp geçmeli, zarif ve hisseden kadına/adama değer vermeyi öğrenmeliyiz. Yeri geldiğinde flörtöz olmaktan korkmamalıyız. Sekste robotik tekdüzeliğe değil, kendi karakterimizle ortaya çıkartacağımız haz oyunlarına kapılmalıyız. Ne vereceğimizi ve ne istediğimizi bildiğimizde, etkilemekten ve etkilenmekten korkmadığımızda sürprizlere de açık hale geleceğiz. Sonrası kısmet!

  14. #14
    Üye
    denizwill Avatarı

    Gerçek Adı
    will
    Üyelik Tarihi
    24.07-2013
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    157
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Önce kendimiz değişmeliyiz. Çünkü işin aslı kimseyi değiştirmek mümkün değil. Ben hep önüme ve içime bakarım, yüreğimdeki insan sevgisini uyandırabileceğim başka yerler var mı diye. Değişime ancak kendimizle başlayabiliriz öyle değil mi? Sevgilerimle

  15. #15
    Üye
    tsrahman Avatarı

    Gerçek Adı
    Tayyip Rahm Saltoğlu
    Üyelik Tarihi
    22.08-2013
    Son Giriş
    07.12-2017
    Saat
    07:50
    Yaşadığı Yer
    Trabzon
    Mesaj
    608
    Alınan Beğeniler
    4
    Verilen Beğeniler
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    değişim her zaman var. yok olduğu zaman tabiat olmaz... değişemem ben diyenlerden uzak durmak lazım hatta yanlışlıkla evlendiysen boşan derim




Sayfa 1 / 5 12345 SonSon