Toplam 10 mesajın 1-10 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    01:32
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.853
    Alınan Beğeniler
    932
    Verilen Beğeniler
    1.222

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Sakatlık Çalışmaları İnisiyatifi olarak her hafta gerçekleştirdiğimiz tartışmaların bugünkü yazarı Gündüz Vassaf. O, "'Psikiyatrist baskıcı rol oynar, çünkü onun temel kaygısı bireyin sağlığı ya da sözümona ruhsal sağlığı değildir. Onun temel yükümlülüğü yönetici seçkin kesimin, sınıfın, partinin ya da kültürün buyurduğu, onaylanmış standartları savunmaktır." diyen bir psikolog!

    Enfes bir tartışa olacağını düşünüyorum...

    ___________________________

    Gündüz Vassaf | Radikal Gazetesi


    'Akıl hastalığı' deyiminin son kullanma tarihinin yaklaştığı düşüncesindeyim.
    İnsan hakları ihlallerinin en çok susturulduğu nokta ‘deli’ damgasını yiyenlerde. Mahkemelerde, itham edildiğimiz bir konuda suçsuzluğumuzu kanıtlama olanağımız var. Delilik, psikiyatristin tekelinde. Zırvalıyorsun diyen de o, bir şeyin yok diyen de.
    Geçenlerde bir söyleşide, “Deli gömleğini kim giyer?” diye sorduklarında cevabım, “Deli gömleğini kim giydirir?” oldu.
    Aralarında psikiyatr ve psikolog da bulunan denekler “Sesler işitiyorum” diyerek ABD’nin kimi önde gelen, kimi kıyıda köşede, 12 kurumuna başvurur. Hepsi hasta olarak yatırılır. Sonraki süreçte normal davranmalarına, hiçbir şeyden şikâyetçi olmamalarına rağmen hepsine psikoz tedavisinde kullanılan ilaçlar verilir. Yedisine şizofren, birine bi-polar (manik-depresif) teşhisi konur.
    Deneklerin yattıkları süre esnasında, doktor ve hemşirelerin davranışlarını defterlerine kaydetmeleri, hastalıklarının semptomu olarak algılanır. Kimi tuvalete giderken bile gözlem altındadır. Sonunda, ancak hasta olduklarını kabul etmeleri, ilaçlarını muntazaman alacaklarına söz vermeleri kaydıyla serbest bırakılırlar.
    İlgili kurumlar araştırma sonuçlarından haberdar edildiklerinde, bilseydik oyuna gelmezdik, hastanın iyi niyetine inanmaya mecburduk, deney yapılacak diye bizi önceden uyarsaydınız yalan söylediklerini atlamazdık derler.
    Önde gelen bir üniversite hastanesi, hodri meydan, deneyi tekrar yapın der.
    Üniversite hastanesi, kendilerine başvuran 193 kişiden 41’inin kesin olarak yalan söyleyen denekler olduğunu, daha bir 42 kişinin de muhtemelen yalan söylediğini bildirir. Oysa üç ay boyunca hastaneye tek kişi denek olarak yollanmamıştır.

    Egemen düzenin önyargılarının psikiyatrik teşhisleri belirlemesinin en ibret verici örneği, Sovyetler Birliği’nde rejim muhaliflerinin akıl hastası oldukları gerekçesiyle hastanelere kapatılmasıydı.
    Amerikan Psikiyatri Cemiyeti’nin kategorilerinde de 1980’li yıllara kadar eşcinsellere patolojik vaka olarak bakılıyordu. Taa ki egemen düzenin cinsellik yargılarını ’68 kuşağının tepetaklak etmesine kadar.

    Psikiyatride teşhisler, psikolojide zekâ testlerinin yıllardır sorgulanan bilimselliği kamuoyuna yansıtılmıyor. Bu alanda insan hakları ihlallerinden Türkiye de nasibini fazlasıyla alıyor.
    Dünyada her yıl milyonlarca çocuk, güvenilirliği tartışmalı, ABD’li firmaların sattığı zekâ testleri uygulaması sonucu heder ediliyor.
    Üniversitede ders verdiğim yıllarda bir grup öğrencimle Bakırköy Akıl Hastanesi’ne alan çalışmasına gittik. Koğuştayız. Psikiyatr duvarda tebeşirle yazılmış tabelaya dikkatimizi çekti. Girenler, çıkanlar ve ölenlerin sayısı yazılı. Giren-ölen sayısı aşağı yukarı birbirini tutuyor, iyileşti diye çıkan pek yok. Koğuş sakinlerinden birisi yanımıza yaklaşıp doktora, “Ben iyileşip çıkacağım” dedi. Doktor, kadının yüzüne bakmadan “Evet, akıl hastaları böyledir, semptomlarından biri de iyileşeceklerini zannetmeleridir” diyerek konuşmasını sürdürdü.

    Gene aynı yıllarda, uluslararası bir psikoloji toplantısında ‘Sen Adam Olamazsın: Zekâ Testlerinin Toplumsal İşlevi’ başlıklı bir tebliğ sunmuştum.
    Bunu Türkiye’de de yayımladım. Kurucularından ve o sıralar başkan yardımcısı olduğum Psikologlar Derneği’nden, ekmek paralarıyla oynadığım gerekçesiyle atıldım. Türkiye’de özel alt sınıflara sözde bilimsel gerekçelerle sürgün edilen çocuklar bu testlerin kurbanı. Aynı Almanya gibi ülkelerde, zekâ testleri mağduru on binlerce göçmen çocuk gibi.

    Demokrasinin, adalet sisteminin, kadına yönelik şiddetin, laikliğin, yolsuzluğun gündemde olduğu, askeri darbelerden kurtulmanın hâlâ marifet sayılabildiği Türkiye’de, yukarıda örneklerini verdiğim türden insan hakları ihlallerinin gündeme gelmesi bakalım daha ne kadar zaman alacak? Bu koşullar altında asıl ‘deli’ olan, ezdiklerine, sömürdüklerine uyumsuz diyen, onları şu veya bu şekilde tecrit eden egemen düzen değil mi?

  2. #2
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:10
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    58
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Gündüz Vassaf'a katılıyorum.Bizde bilim yapılmıyor, kolaya kaçma mantığı hakim, başka kültürler için geliştirilmiş testler başka kültürlerde kullanıldığında zeka problemleri olarak tanımlanarak sonuç da maalesef sınıflamakdan öteye gitmiyor.
    Normalle anormalin sınırını çizmek çok kolay değil,ama biz tak tike çiziyoruz.Bizim gibi düşünmeyenler,bizim gibi inanmayanlar ya da mutluluktan 32 dişi görünen kişiler anormaldir...Engelsiz insanların normal engellilerin anormal olarak görülmeleri kadar tuhaf bir durum, normalin sınırını çizmek..

  3. #3
    Üye
    _SEP_ Avatarı

    Üyelik Tarihi
    17.12-2008
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    449
    Alınan Beğeniler
    5
    Verilen Beğeniler
    2

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Başlığa bakınca ilk aklıma gelen, kendinden bir haber olan.
    Mantıksal işlevlerini tam anlamıyla yerine getiremeyen bir takım konularda ya algılama yada uygulama sorunu yaşayan.
    En güzel örnekte sanırım Başbakanımız olurdu somalideki açları düşünebilen fakat kendi ülkesindeki engelli dostlarımızı açlığa sevkederek ve hatta yok sayabilecek kadar ileri gidebilmesi gayet normalmış gibi davranması yada benim olayları gerçekte normal olup benim algılayamamam

  4. #4
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    01:32
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.853
    Alınan Beğeniler
    932
    Verilen Beğeniler
    1.222

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Enfes bir yazı!
    İnsanlık hiç kimseden çekmedi tıp insanlarından/kurumlarından çektiği kadar. Bu, yüzyıllar öncesinde de böyleydi, bugün de böyle! İnsanları -kelimenin tam anlamıyla kafalarına göre- kategorize edip ardından da tecrit ve "tedavi" eziyetini dayatmak tıp tarihinin -önemli bir yanıyla- özeti gibidir. Önceleri can verme-alma bilgisine sahip olmanın kibri ile görece anlayabileceğimiz bir insani zaafla çevreye yabancılaşma varken, gücün ve paranın iktidarı kurumsallaştıkça, bu insani zaaf da kendisini kurumsal küstahlığa bıraktı: "Var dersek var, yok dersek yok; o kadar!"

    Nasıl ki Gündüz Vassaf'ın aktardığı örnekte insalar "deli" olduklarını da olmadıklarını da tıpçılara anlatamıyorsa (bu konuda tekellerinde olduğun iddia ettikleri bilgi biz faniler tarafından nasıl da manipüle edilebiliyor ama ), biz sakatlar da sakat olduğumuzu ya da olmadığımızı tanrılara anlatamıyoruz! Sözüm ona ellerinde şaşmaz cetveller var, kimin hasta/sakat olduğu bilgisine sahipler; ama ne hikmetse, dün "ak" dediklerine bugün "kara" demekten de dün "sakat" dediklerine bugün "değil" demekten de rahatsız olmuyorlar. Yetmezmiş gibi, bütün bu yanılmalar ve o yanılmaların sonucunda yaşamları zehrolan insanlar sanki hiç yokmuş gibi, çekinmeden, bu tepetaklak oluşlara "tıp ilerliyor" demeye ve bizleri kandırmaya da devam ediyorlar. Bence ilerleyen tek şey iktidar kibri.

    "Deli" de "sakat" da gücün/paranın çıkarı neyi gerektiriyorsa, o nasıl olmasını istiyorsa, o şekilde tanımlanagelmiş. Ve tıp her zaman bunun kullanışlı araçlarından biri olarak işlev görmüş. Bu tesadüf olamaz herhalde?

    ____________
    Yakın zamanda ya okudum ya dinledim benzer bir şey... İktidar olarak;
    - Tüketimi bol olan bir yaşam pratiği yarat
    - Onu moda/trend olarak herkese dayat
    - Her ne sebeple olursa olsun ona uy(a)mayan kişilere uyumsuz/anormal de/dedirt
    - O uyamama halini küçükten küçükten tıbbi bir terimle tanımla (tanımlanması için tıp sektörüne sınırsız paralar akıt)
    - Tıp alanına soktuğun bu hali bir "hastalık/arıza" olarak "cetvel"lere al
    - "Tedavi" için ilaçlar/ürünler çıkart
    - O ilaçları/ürünleri kullanmayı da trend olarak sun

    Formül bu!
    Kısaca, önce kapitalizmin tüm pislikleriyle insanı kendine ve çevresine yabancılaştır, sonra o insana "hasta" de, sonra "gel seni tedavi edeceğim" diyerek pişkinliğin ve kazancın da dibine dibine vur! "İnternet bağımlılığı hastalığı", "toplumda gaz çıkarma sendromu" gibi uydur allah uydur, sonra ver xxxxrelax depresanları... Milyarlarca dolarlık akıl almaz bir pazar!

  5. #5
    Üye
    Kalem Avatarı

    Gerçek Adı
    Melek
    Üyelik Tarihi
    18.07-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    00:58
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    11.632
    Alınan Beğeniler
    327
    Verilen Beğeniler
    89

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Oturanboğa demiş ki:

    ""Deli" de "sakat" da gücün/paranın çıkarı neyi gerektiriyorsa, o nasıl olmasını istiyorsa, o şekilde tanımlanagelmiş. Ve tıp her zaman bunun kullanışlı araçlarından biri olarak işlev görmüş. Bu tesadüf olamaz herhalde?"

    Evet, kesinlikle bir tesadüf olamaz! Bence organize işler bunlar. Kurumlardan tut şahıslara kadar, bir insanı dışlayarak pazar, güç,iktidar vs kazanmanın derdi
    Pazar dediysem bu pazara her şey dahil tabi.
    Fazla heyecanlandım bu başlık sayesinde
    Bu aşkla, hasta/deli bir kadın için, o kadını toplantıda masaya yatıran,ve görüş beyan edenlerin hepsine cevap olarak bağırayım:
    - Ben zırdeliyim!

    Ve anladıkları dilden bir şiir sunayım yeryüzü tanrıcıklarına:
    Ben Deliyim Orginal - YouTube


  6. #6
    Üye
    DJ_BORAN Avatarı

    Gerçek Adı
    Ahmet Ali Şahin
    Üyelik Tarihi
    06.07-2009
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    00:07
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL
    Mesaj
    481
    Alınan Beğeniler
    20
    Verilen Beğeniler
    2

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Konu benim iiçn tam bam teli olma özelliği taşıdığından olaya giriş yapmak istiyorum...

    Efendim; bilim dünyamızın bu gün içerisinde bulunduğu kategorizasyon sorunu Gestalt ve M.İ.İ.P gibi çok yönlü envanterler ve test yöntemlerinin ortaya çıkışına kadar uzanır.. Biliyorsunuz psikolojik sorunu olan insanlar yakın tarihe kadar deli damgası yiyor hatta geçeklik algısındaki boyut değişikliği olarak nitelendirilebilecek pek çok vaka "delilik" ile itham edilerek yaftalanıyordu. Hatırlarsınız. Bizim tarihimizde insanın uçabileceğini iddia ederek deneyler yapan Hezarfen Ahmet Çelebi gibi çılgınlar vardır Ve bu insanlar kendi dönemlerinde hep yaftalanmış adeta içinde yetiştikleri toplumdan bir adım önce düşündükleri, Bir adım önde yaşadıkları ve Bir adım önde hissettikleri için cezalandırılmıştır. Aslında olayı kişiselleştirmek istemiyorum ama zeka seviyesinden kuşku duyulduğu bir dönemde akademisyenlerin dilini kullanarak tamamen özgür ve özgün fikirlerle bir kitap yazmayı başarmış "Engelli" daha doğrusu engellenmiş vatandaşlarımızdan biri olarak bu konuda herkesten fazla söz hakkına sahip olduğumu düşünüyorum ...

    Zira bizler yani psikolojik engelliler, Trafiğe çıktığında etrafındaki diğer insanlar için tehlike arz ediyorken herkesin girip çıktığı ortamlarda çalışırken Etraftakiler açısından "Tehlike arz etmeyen" yegane canlılar olarak insanlık tarihindeki müstesna yerimizi almış bulunmaktayız. Tabii sistemin arızalı sınıflandırması bununla da sınırlı değil.. İsterseniz psikiyatri hekiminin vermiş olduğu bir rapora üniversite diplomanızı ekleyerek iş aramaya kalkın! Alacağınız teklifler sizinle diğer insanlar arasındaki farkın hangi boyutta olduğunu anlamanızı sağlayacaktır. Kaldı ki egeliliği sadece fiziksel bir rahatsızlık olarak gören, Ve raporda "Tüm vücut fonksiyon kaybı" diye ibare bulunmasına rağmen sanki "Beyin vücudun bir parçası değilmiş gibi" davranan tıp camiasının ortaya koyduğu ironi yi de bizatihi gözler önüne sermek hatta etrafımızdaki üç maymunların gözüne sokmamız gerekiyor.. Kaldı ki; Bedensel engelliler ile psikolojik engelliler arasında bir ayrım yapmanın hangi bilimsel temele dayandığını da henüz anlayabilmiş değilim doğrusu. Şimdi düşünün! Siz devlet olarak resmi işlemlerde kullanmak üzere psikolojik sorunu olan ve bu sorun bilimsel yöntemlerle tespit edilen bir vatandaşınıza rapor düzenliyorsunuz.. Buraya kadar iyi güzel.. Peki psikiyatri hekimlerinin başkanlık ettiği bir kurulun psikiyatrik sorunlar tıbben hayati derecede önem arz ettiği halde neden diğer engellilere vermiş olduğu hakları bu gruptakilerden esirgemektedir? Yani eğer psikolojik engellilik öncelikli değilse psikiyatri hekimlerinin sağlık kurulu başkanlıklarında işi ne? Yok eğer aksi geçerliyse neden engellilere bir hak tanıdğınızda bunu psikolojik engellilerden esirgiyorsunuz. .Efendim onlar tehlike arz ediyor! Peeki o zaman trafikte "Akıl sağlığı yerinde olduğun" nu iddia eden lerin yol açtığı trafik kazalarının Terör den ve savaş lardan daha çok can ve mal kaybına neden olmasını hangi bilimsel gerekçeyle açıklayacaksınız.
    Eğer gerçekten hukuk devletiyseniz iki şey yaparsınız ya bütün engellilerin trafiğe çıkkamaycağına karar verirsiniz ya da trafiğe çıkan herkese psikiyatristlerin teşhis koymakta kullandığı 660 soruluk çok yönlü kişilik envanterini cevaplama şartı koşarsınız.. Eee tabii şehirerimizi yaşanmaz hale getiren trafik sorununa da bu şekilde "BİLİMSEL BİR ÇÖZÜM" bulmuş olursunuz bu sayede...

    Peki ya psikolojik engelli olduğu gerekçesiyle üniversite diplomasına sahip olduğu halde temizlik işinde çalışmak zorunda bırakılan engelli bireylerlere ne diyorsunuz. Ya da insanın en doğal en hayaati ihtiyaçlarından biri olan evlilik ve yuva kurma esnasında engelli bireylerin illaki engelli olan başka bir bireyle evlendirilmek zorunda bırakılmasını nasıl değerlendiriyrosunz. sınıflandırmaya karşı çıkacaksak eğer önce buralardan başlayalım . isterseniz.

    Aslında konu bir hayli derin arzu edilirse ikinci bir cevap ta yazabilirim Fakat ben burada bir ironiye parmak basmak istedim. Neden mi? Çok basit!... Engellilerin Önünde Engel Teşkil Eden Engelli Politikaları na karşı bir isyan hareketi başlatmak için ...

  7. #7
    Üye
    corcoris Avatarı

    Gerçek Adı
    FİLİZ
    Üyelik Tarihi
    18.09-2009
    Son Giriş
    22.11-2017
    Saat
    08:59
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    110
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    4

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Şahsi olarak biraz şüpheli baktım psikoloji gerçeğine dair yazılmış müthiş bir yazı ? Gündüz Vassaf ın aklına fikrine sağlık .İnsan hakları ihlalleri konusunda ki haklı şöhretimizden vazgeçmeye hiç niyetimiz yok olmayacakta görünen bu .Bazı çıkar çevrelerinin kendi insanlıklarından vazgeçerek uydurdukları tanımlama çerçevelerinin köşeleri her geçen gün yeni içerik , ötekileştirmelerle daha da sivrileşiyor .
    Nemalanmak,cep doldurmak,elde tutmak,çekip çeviren güç konumundan vazgeçmemek adına her gecen zaman zarfında iyileştirmelerden uzaklaşıyoruz.
    Önce açlığa mahkum edilen 3.dünya ülkeleri yaratıldı sonra onlara yardım götüren tırlarla aklanılmaya çalışıldı.Bu örnekli ziyadesi ile her konuda çoğaltabiliriz.Konumuzla ilgili olarak devlet evde bakım parası çıkardı sen bizim yerimize evde bak toplumdan uzak tut biz de sana para verelim.Sosyal devlet olma içeriği boşaltıldı.İnsanların özgürlükleri para ile satın al.
    Aciz kıl ,yardıma muhtaç hale getir sonra zaten görevin olan şeyleri yaparken bunu büyük bir iş başarmış gibi göster .Aferin otur sıfır ...
    Senin ayağın yok, senin kolun,senin aklın kısa ,senin burnun uzun ,senin aklından zorun var ,sen şişkosun,sen çirkin sen .., sen ...,sen ...,.Kategorize edilmiş baştan hükmü verilmiş hayatlarımız ile merhaba diyoruz hayata. Ellerine ölçüleri ,kriterleri veriyolar hükmü .

  8. #8
    Üye
    mrdmrd Avatarı

    Üyelik Tarihi
    09.07-2009
    Son Giriş
    10.04-2015
    Saat
    10:25
    Mesaj
    175
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Eleştirmek güzel ancak çözüm göstermek daha güzel.Her alanda olduğu gibi tıbbın da ilerlemesi gerek...

  9. #9
    Üye
    ademtrakya Avatarı

    Gerçek Adı
    adem
    Üyelik Tarihi
    29.06-2013
    Son Giriş
    29.06-2013
    Saat
    13:54
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    3
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    burda bir pskiyatrik engelli kardeşim adına konuşayım o da u siteye üye gerçi ama kendisi 3 kez bakırköy de bir kezde çorlu hastanesinde yattı dedikleriniz çok doğru bence de şunu belirtmek istyim pskiyatrik engelli deyince insanın karşısında korluyor nedense ne var bunda orda yatan hastaların bir çoğuda ailesinin zoruyla yatırlımış ve bir çoğuda ailesi tarınfdan terk edlimiş

  10. #10
    Üye
    sorkun Avatarı

    Gerçek Adı
    cengiz
    Üyelik Tarihi
    17.12-2012
    Son Giriş
    18.03-2014
    Saat
    23:17
    Yaşadığı Yer
    yurtdisi
    Mesaj
    10
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Insanlari kategorilerle sinirlandirip, buna gore sosyal haklarini beliremek konusunun kokeninde kultur var. Egemen olan kultur AB-D kulturu de diyebilecegimiz ama koken itibariyla "Aryan" veya Hint-Avrupa kulturu. Cunku kategorilestirip buna gore ozgurlukleri dahi kisitlayabilen toplumsal kurumlar ve meslekler bu kulture sahip toplumlarda dogmus ve gelismis. Ozel olarak sizofreniden orneklere bakarsak; Hint-Avrupa kulturunun gecmisinde onlarin cezalandirildigini veya iclerine seytan girdigine inanildigini, tedavi yontemlerinin dahi insanlik disi oldugunu gorururuz tarihcesinde. Ancak Ural-Altay kulturundeki yerlerine bakarsak saygi duyuldugunu veya onlarin toplum icinde dokunulmaz yapildigini, dusman olsalar dahi koruma saglandigini gorebiliriz. Hint-Avrupa kulturunun etkilerini kucumsemeyin, henuz 1978 yilinda koyu ten rengine sahip olanlari odul ve zorlama karsiligi kisirlastiran Isvec gibi ozgurluk sampiyonu ulkelerin veya 1930-40 larda Hitlerin olumyardimi programi ile ilk soykirimi engeli Almanlar icinde baslattigini unutmayin.(Yahudilerden once)

    Eger ozgun ve kendi kulturel koklerimiz icinde bir yorum yapacaksak "deli" lik ayni diger toplumsal sinirlandirmalarla ayni yonteme tabi olmali ve digerlerine zarar vermeye kadar olan kisimlari ozgur olmali. Muhtesem insan beyninin calisma farkliliklari bize eksikligin diger parcalar ile ikame edildigini gosteriyor.Bunun sonucunda "normal" disi kategorilenen farkli beyin calisma ornekleri diger yeteneklerde olaganustu seviyelere cok daha kolay ulasabiliyor. Bazen bu toplum icin buyuk bir avantajdir.