Sayfa 2 / 3 İlkİlk 123 SonSon
Toplam 38 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    vilanjik Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    02.08-2009
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    20:29
    Yaşadığı Yer
    Eskisehir
    Mesaj
    11.707
    Alınan Beğeniler
    28
    Verilen Beğeniler
    10
    Blog Mesajları
    123

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Bütün kimliklerimizi bir tarafa bırakıp salt sakat kimliğimizden yola çıkarak olaylara bakmak daha kolay olacak.Toplumsal bir varlık olarak insana özgü olan belirti, nitelik ve özelliklerle, birinin belirli bir kimse olmasını sağlayan şartların bütününe kimlik diyoruz.Sakat olmamız bizi diğer insanlardan ayıran bir durum olduğuna göre bu kimliği istesekte istemesekte kabullenmek durumundayız.
    Ama sadece kabullenmekle kalmayıp bu kimliğimiz altında oluşan birliktelikteki gücümüzü kullanarak yaşam şartlarının lehimize çevrilmesini sağlamaya çalışmalıyız.9 milyon engellinin yaşadığı bir toplumda hiçbirşey yapılamıyor yada çok az şey yapılabiliyorsa burda bir sakatlık var demektir.

  2. #17
    Üye
    beyzaa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.01-2007
    Son Giriş
    30.09-2015
    Saat
    01:20
    Yaşadığı Yer
    Tekirdağ
    Mesaj
    45
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    1.si sakat kelimesini kullanmayın, 2.si sakat kelimesiyle birlikte o ucube görüntüleri siluetleri hiç kullanmayın lütfen...

  3. #18
    Üye
    saros1 Avatarı

    Gerçek Adı
    Volkan
    Üyelik Tarihi
    07.01-2005
    Son Giriş
    13.05-2016
    Saat
    15:17
    Yaşadığı Yer
    Edirne
    Mesaj
    95
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sakat kimliğim ve erkek kimliğim arasındaki ilişkiye değinmek istiyorum. Sakat olmak -ki hep söylerim her sakatlık aynı kalıplaşmış etkiyi getirmez- erkek kimliği için epeyce sorunlu. Ayşe Arman'ın röportajında buram buram koktuğu gibi sakatlanmak erkeklik kayıbını doğurur. Zira erkek çalışır, dövüşür, sevişir, savaşır... Sakat isen, çalışamazsın iş yoktur, zaten iş yapamaz gözü ile bakılırsın, ya da gerçekten iş yapamayacak durumdasındır. Dövüşmek ve savaşmak senin harcın değildir. Gönül almak için bir günlük askercilik oynamana izin verirler. Neyi tatmin edeceksen artık. İyi bir asker, iyi bir silah olarak bakmazlar sana, işe yaramazsın. Sevişmek dersen -omurilik zedelenmesi için söylüyorum- senin ERKEKLİĞİN bitmiştir. (Bu arada başka sakatların ise cinsel güçlerini abartırlar) Sakatların çalışabileceğini, sevişebileceğini bilmezler. Sakatlar savaşmasın, hiç dövüşmesin diyeceğim de bu da doğru değil maalesef. Her insan gibi, sakat savaşmanın da dövüşmenin de yolunu bulur.

    Demem o ki, sakat erkek isen, erkek kimliğin zedelenmiştir. Biraz kadın, biraz çocuk olmuşsundur. Korunması, kollanması gereken zayıf bir yaratıksındır. (Kadınlar zayıf yaratıklardır demiyorum, toplumun yargısından bahsediyorum) Kızarsın; hoş görün derler. Sana kızarlar; "Allah cezasını vermiş zaten" derler. Seversin, evlenirsin "evine bakabilecekmisin; karını tatmin edecek misin; çocuk yapabilecek misin" derler. Karın ya melektir insanların gözünde ya kendini yamamış bir ezik.

    Sakat erkek olmak zordur, sakat erkek isen, erkek kimliğin rütbe kaybetmiştir. Erkek olmanın aşamalarını daha iyi hisseder insan. Askere gitmeyen, kucakta taşınan, yardıma muhtaç erkek nasıl olur? Bacak ve kol nakli olmak için canını bile tehlikeye atan erkekler birazdan bundan değil mi? Şevket Çavdar askere gitmek istiyorum, kamyon şöforu olmak istiyorum demiyor muydu!
    http://www.engelliler.biz/forum/ayri...ml#post1027160

    Yani erkekliğin ve erkek egemen toplumun tuhaf yaratıklarıdır, sakat erkekler. Arafta kalmış, erkekliklerini arayan, erkekliklerini kaybetmiş zavallılar.

  4. #19
    Sakatlık Çalışmaları
    Sibel Yardımcı Avatarı

    Gerçek Adı
    Sibel
    Üyelik Tarihi
    17.03-2013
    Son Giriş
    15.03-2014
    Saat
    10:39
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    10
    Alınan Beğeniler
    8
    Verilen Beğeniler
    0

  5. #20
    Üye
    Rekursion Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.12-2003
    Son Giriş
    18.03-2017
    Saat
    16:40
    Yaşadığı Yer
    Alamanya
    Mesaj
    618
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 1 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: saros1 Mesajı Gör
    Demem o ki, sakat erkek isen, erkek kimliğin zedelenmiştir. Biraz kadın, biraz çocuk olmuşsundur. Korunması, kollanması gereken zayıf bir yaratıksındır. (Kadınlar zayıf yaratıklardır demiyorum, toplumun yargısından bahsediyorum)

    "kadindi-erkekti"'yi bi an icin kenara birakicam; sakatsan eger, aseksüel bir varlik "oluverip" cikarsin kenara... ama erkegin aseksüelleshmesi genelde trajik bir durum olarak algilanirken, sakat kadinlar ne kadar aseksüel "olursa" o kadar iyidir, hic olmazsa "kötü yola düshmezler", kimsenin namusunu kirletmeye kalkishmazlar... hele bir de tepsi bile tashiyamiosa eger, aklinin ucundan dahi gecirmesin zaten cinselligi... e, olur da tüm "tepsi-sorununa" ragmen bi erkek onu kabul ederse de aseksüelliginin bi önemi olmaz; usulünce tepsi tashiyabilmek de her gece tecavüze ugramanin önüne gecmeyebilior nasil olsa...


    düshünüorum da hangisi daha yaralayici, karar vermek pek kolay gelmior... peki hangi tarafim daha cok yaralanior bu durumdan?... beni sakat kadin/erkeklerle birleshtiren sakat tarafim mi; yoksa sakat/saglam kadinlarla birleshtiren kadin tarafim mi?... bunun yaniti daha kolay geldi, cünkü yazmaya bashlarken sakat kimligimle yola cikmish olmama ragmen kadin kimligim kabardi, sakat kimligimi bastiriverdi ...


    eger bir toplumda, sakat erkegin kaybettigi sanilan cinselliginin arkasindan neredeyse agitlar yakilirken, sakat kadinin cinselliginin kayboldugu sanilarak neredeyse kina yakiliorsa, bu bir sakat-saglam meselesinden cok kadin-erkek meselesidir bana göre; ve toplum nezdinde kadinin cinselliginin ne kadar ayaklar altinda oldugunun kanitidir... (eshcinsellik tartishmalari da genelde erkeklik üzerinden yürütülüyor, lezbiyenlik o tür tartishmalarla "onurlandirilmayi" hak edicek kadar ciddiye alinmior - "zorla evlendürürük, giki bile cikamaz" diorlardir heralde)...


    bir de evlilik dishi cinselligi (özellikle de kadinlara) yasaklayan türk kimligimizi ve/veya diini kimliklerimizi unutmamak lazim; onlar da ishin icine girdi mi hepten karishabilior sakatin hali ... gerci sakat erkegin/kadinin erkekligini/kadinligini kaybetmesi cinsellige indirgenemez tabe, biliorum; daha bunun askerligi var, tepsisi var, tentenesi var, var da var! ... ama shöyle biraz mesafeli bakinca toplum/sistem tarafindan cizilen haritayi nasil da birbirine karshtirior "sakatlik", bunu görmek cok enteresan degil mi?! ... biliorum, eglenceli bir konu degil aslinda, cok cok canlar yakan ciddi bi konu ama o sinirlari nasil da bulandirdigimizi görmek eglenceli gelior bana ... hoshuma gittigini bile söyleyebilirim galiba (her zaman degil tabe, ruh halime bagli olabilior)...


    her sheyi alt üst eden sakatlik, saros1'in cok güzel ifade ettigi gibi, "calishan, dövüshen, seviship, savashan - vatani milleti koruyup kollayan" yüce varlik olan erkegi "biraz kadin, biraz cocuk, korunup kollanmasi gereken zayif bir yaratik" haline getririo ... peki kadini?... o zaten hep cocuk gibi korunup kollanior, yeni bishe degil ki onun icin "zayif bir yaratik" olmak - hatta sakatlaninca biraz erkeklesherek, (woolf'un degindigi gibi) hierarshide biraz yükseliordur bile ... burdan yola cikinca, az önce zorlandigim soruyu cevaplamak kolaylashior; sakat erkegin erkekliginin taninmamasi daha yaralayici bir durumdur diye düshünüorum, cünkü hierarshinin daha yüksek bir mertebesinden düsherek cok daha fazla shey kaybediorlar kadinlara göre - hatta biraz kadin olucak kadar... hehehe ...


    ayrica, woolf'a katilmiorum, kadin kimligini yüceltmek icin sakat kimliginin itelenmesi, dishlanmasi gerektigini düshünmüorum... tam aksine, kadin kimligimi daha farkli bir ishik altinda, daha farkli acilardan görmemi saglior sakat kimligim, ya da ben öyle saniorum ...


    shöyle bir bakiorum da, sakat kimligimle yola ciktim, kadin kimligim kabardi, sakat-erkek kimligini daha bi anlar oldum, tekrar sakat kimligime döndüm, kadinligimi daha bi sever oldum ... ve bütün bunlar olurken, kendini bildi bileli almanya'da yashayan "türkdeutsch" kimligim arkaplanda siritip durdu ... yahu, ben bu bashligi cok sevdim! ...



    edit;

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Sibel Yardımcı Mesajı Gör
    yok, görmemishtim, iyi oldu gösterdigin ... burda adi gecen diger bashlik (tikla) gündemdeyken almanya'daki eshcinsel sakatlarin ne alemde olduguna bi bakiym demishtim; özellikle lezbiyen sakatlarin, ne feministler ne sakatlar ne de lgbt'ler tarafindan anlashilabildikleri, kendilerini her üc hareket tarafindan da dishlanmish hissettikleri ile ilgili shikayetler/yorumlar cok ilgimi cekmishti...

  6. #21
    Sakatlık Çalışmaları
    Sibel Yardımcı Avatarı

    Gerçek Adı
    Sibel
    Üyelik Tarihi
    17.03-2013
    Son Giriş
    15.03-2014
    Saat
    10:39
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    10
    Alınan Beğeniler
    8
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Stratejik sahiplenme üzerine yazacağımı söylemiştim. Burada doğrudan başka bir yazardan ilham alıyorum aslında. Beatriz Preciado. Bir yazısını yakın tarihte derlediğimiz bir kitaba da dahil etmiştik (Queer Tahayyül, Sel Yayınları, 2013). Preciado'nun burada söz ettiği şey “stratejik özdeşleşme”. Yani (onun örneğinde) beyaz, sömürgeci, heteroseksüel kimliğe karşı; ikincil, madun, kötü şöhretli kimliklerle özdeşleşmek. OturanBoğa'nın dediği gibi "hadinordan" babında bir özdeşleşme bu. Her tür özcülüğü, tarihsel kökeni ve doğallığı dışarıda bırakan, stratejik (yüzeysel) bir ilişkilenme biçimi. Daha açık bir ifadeyle, madun bir kesimin mağdur edilmiş kimliğini değil; tam da herkesin hiçbir aidiyet/temsiliyet ilişkisi içinde olmadığı konumları sahiplenmesini içeriyor.

    Bu hem kendimizle hem başkalarıyla ilişkiyi yeni bir biçimde düşünmeyi gerektiriyor. Ben içinde bulunduğum konumu, olmuş bulunduğum kişiyi tarihsel bir kavşak, bir kesişim noktası gibi almayı tercih ediyorum. Akan zamanın herhangi bir noktasında, Türklüğün, kadınlığın vb. niteliklerin belirli biçimlerinin (çünkü her kadın aynı şekilde kadın da değildir) kesişiminde şekillenmiş biri olarak. Bu noktanın değişmezliğini değil olumsallığını (yani başka türlü de olabilir'liğini) vurgulamak önemli. Hepimiz hem herhangi bir anda çelişkili, çatışkılı varoluşlar, düşünceler, eylemler içinde olabiliriz, hem de zamanla değişebiliriz. Bu anlamda kimlik değişkendir. Bu, alışkanlıklardan, damgadan, ayrımcılıktan kolayca kurtulabiliriz demek değil elbette. Ama tüm varoluşumu değişmez bir şekilde belirleyen bir öz'ümüz yok demek. Böylece politik eylem de tümüyle yeni bir şekilde düşünülebilir hale geliyor: Bir şey olduğumuz için değil, bir derdi sahiplendiğimiz için yaptığımız bir tercih, giriştiğimiz bir mesele, katıldığımız bir protesto. Sakat olduğum için değil, kentin erişilebilir olmasını istediğim için katıldığım bir imza kampanyası. Kadın olduğum için değil, kadınlar şiddet görmesin istediğim için katıldığım bir yürüyüş. Bakın, ne kadar daha kalabalık bir yürüyüş veya imza kampanyası demek bu!

    Bu perspektiften bakıldığında kimlik, ancak stratejik olarak alıp bırakabileceğimiz bir araç. Onu, olabileceğimiz ve yapabileceğimiz şeyler için bir başlangıç noktası veya bunların tek belirleyicisi, kendi başına bir amaç olarak aldığımız sürece ise, hareket alanımızı daraltan bir engelden başka bir şey olmaz bence.

  7. #22
    Üye
    mineuy10 Avatarı

    Gerçek Adı
    Mine
    Üyelik Tarihi
    10.10-2010
    Son Giriş
    06.12-2017
    Saat
    22:53
    Yaşadığı Yer
    Bursa
    Mesaj
    4.356
    Alınan Beğeniler
    8
    Verilen Beğeniler
    23
    Blog Mesajları
    5

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bizim toplumumuz açısından bakarsak ''kadın '',kimliği sosyal sorunlardan daha çok ve yoğun etkilenmektedir.Toplumda kadına has bazı sorumluluk ve roller var'ki bunlar zorunluda bırakılıyor. Eğitimde kız çocukları hala okula gitme sorunu yaşıyorsa, iş ararken bu kadın işi değil deniyorsa, evde tutuğunu koparan diktiği giyilen, pişirdiği yenen, bal dök yala bir evi olan, tepsi taşıyabilen (bende böyle bir soruyla karşılaşmıştım evde akülü arabayı kullansan tepsi bile taşırsın demişti biri,bir tepsiyi bile taşıyamıyoruz) kadın isteniyorsa.Ve daha bir çok konuda kadın hakları ihlal ediliyorsa'ki ediliyor.Bence ''sakat kadınlar''bunlardan iki kat daha fazla sorun yaşamaktalar.Kadın olmanın ve kadınlara yönelik olumsuzluklarının zorluğunu sakat, bedenleriyle göğüslemektedirler...
    ......

    Sakatlık kimlik midir, evet bir çok kimliğimizin yanında sakatlımız da kimliğimizdir.Hatta bu kimliği bazen bende kullanıyorum.Bir kaç gün önce bir telefon görüşmesin de,ben yürüyemiyorum ordan anlaşılır diye bir ifade kullanmıştım.Bu gibi açıklamar yapmakdan rahatsızlık duymuyorum..
    Birde denizde yüzerken kimlik, değiştiriyormuşum bunu da geçen seneye kadar fark etmemiştim.Ben yüzerken bir tanıdığım uzaktan yanıma gelerek, yaaa ben seni tanıyamadım dedi, neden dedim yüzme bileceğini hiç düşünmemiştim, sana benziyor diye baka baka yanına kadar geldim sen olduğunu anlamadan dedi bana, buda bayağı ilginçti..Meğer ben denize girerken sakat kimliği sahilde kalıyormuş..

  8. #23
    Üye
    Kalem Avatarı

    Gerçek Adı
    Melek
    Üyelik Tarihi
    18.07-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    00:58
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    11.632
    Alınan Beğeniler
    327
    Verilen Beğeniler
    89

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Toplumsal kurgular insanı bir köşeye sıkıştırmıştır hep. Delirdiysen bir zamanlar ilk kurşun gelir otoriteden:"O delidir kaçın".
    Evet, deli ilan edildim burada. Bunu bilirken yani deliliğim ve davranışlarım yüzümden dışlandığımı bilirken, onların istediği bir kimlik için mi savaş vermeliydim? akıllı mı olmalıydım? Cevabım "hayır" oldu.

    Giydik deli gömleğini. Daha beter sahiplendik "hadinordan!" dedik otoriteye.
    Kovulduk buradan. Kovanlar sakatlara ve delilere anlayışla bakan sakatlardı bir de. Tuhaf. Onların dışlanmasına karşı çıkan sakatlardı.
    Kovulduk. Kendimizi sildirdik yani.
    hadinordan! Siz kimsiniz kovacaksınız? dedik.
    kalınca yine iftiralaar. Niye halen buradayız?
    Ama parsellenmişti burası. Herkes hadinordan diyemezdi.
    ...
    sonra iyi bir ders verdik. Unutamayacakları bir ders.
    E madem akıllanmamız isteniyor hade akıllanalım bari dedik.
    uslu durduk. Uslu yazılar yazdık. Yönetime "he" dedik. eleştirmeyi bıraktık. İşimize baktık. Saçmalamayı ve deliliği bıraktık
    Sadece işimizle ilgilendik. Sorunlarla. Soru cevapladık vs.
    Yine iftiralar.
    Öne çıkma kaygısı vs. yaranmak içinmiş vs. Geçiorum bu ucuz şeyleri
    strateji dedik. Sağlam kimliğini sahiplendik.
    Valla tuttu bu!
    E sonra da birileri bir deliye nasıl tahammül ettiğinin ve ona artık anlayışla bakmanın lutfuyla övünürken, güldük hallerine "Artık zulmetmemek de övünülecek bir halse yani" dedik güldük

    İşin özü her gömleğe uygunuz vesselam!
    Deli de oluruz akıllı da.
    Bu arada o delilik sürecinde kimliğimizi değiştirmek(yok etmek) için olağan üstü gayret sarfeden sayın genel yayın yönetmenine teşekkürlerimi sunuyorum.
    teşekkürler.
    Bu kimlik de güzelmiş
    Şİmdi sağlamım.

  9. #24
    Üye
    çalık Avatarı

    Üyelik Tarihi
    28.04-2013
    Son Giriş
    23.06-2015
    Saat
    14:04
    Yaşadığı Yer
    yeryüzü
    Mesaj
    116
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    "Nerden yara alıyorsanız kimliğiniz odur" şeklinde biliyorum ben bu sözü. Birisi aktif bir durum birisi pasif bir durum içeriyor.

  10. #25
    Üye
    aslı dincman Avatarı

    Gerçek Adı
    Aslı
    Üyelik Tarihi
    24.03-2005
    Son Giriş
    22.02-2014
    Saat
    19:25
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    67
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sibel Hanım, ben "Temsili Askerlik" safsatasını -tabir için özür dilerim ama öyle düşünüyorum- erkeklik ispatı, ulus-devlet vb. derin kavramlarla da bağdaştırmıyorum. Basitçe, "Çocuğunun sakatlık kimliğini benimseyemeyen ailenin, onu 'NORMALLEŞTİRME SANISIYLA' kendini avutma çabası"... Konuyu dağıtmamak için detaya girmiyorum.

  11. #26
    Üye
    Rekursion Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.12-2003
    Son Giriş
    18.03-2017
    Saat
    16:40
    Yaşadığı Yer
    Alamanya
    Mesaj
    618
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 1 Zaten Değerlendirdiniz!
    bence gir detaya, sevgili asli dincman!... dagitalim konuyu, tozu dumana katip, tekrar toparlayalim, öylesi daha güzel olur bence ... "'NORMALLEŞTİRME SANISIYLA' kendini avutma çabası" da iyiymish ...

    ***

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Sibel Yardımcı Mesajı Gör
    Böylece politik eylem de tümüyle yeni bir şekilde düşünülebilir hale geliyor: Bir şey olduğumuz için değil, bir derdi sahiplendiğimiz için yaptığımız bir tercih, giriştiğimiz bir mesele, katıldığımız bir protesto. Sakat olduğum için değil, kentin erişilebilir olmasını istediğim için katıldığım bir imza kampanyası. Kadın olduğum için değil, kadınlar şiddet görmesin istediğim için katıldığım bir yürüyüş. Bakın, ne kadar daha kalabalık bir yürüyüş veya imza kampanyası demek bu!
    aslinda hayal edip durdugum bisheyi tarif ediorsun burda! ... ve sevgili mineknc'nin erishilebilirlik bashligindaki cok beyendigim mesajinda degindigi gibi, birileri (shiddete ugrayarak, ashagilanarak, hesaba katilmayarak, susturularak vs.) dishlanirken sadece o dishlananlarin degil, bizzat kendimin neler kaybettigimin bilincinde olarak yaparsam bu sahiplenmeyi cok daha degerli/verimli olabilecegine inaniorum... bu, ilk bakishta "peh, dishlananlari düshündügünden degil ya, kendini düshünüo bencil!" dedirtebilir belki ... ama öyle bir "bencilligi", kendini "bashkalarinin derdi" icin heder eden yüce gönüllülüge tercih ediorum shahsen...

    yalniz, dayatilan adlandirmalari "hadinordan" babinda sahiplenmenin bu sürecteki yerini tam anlayamadim?... biraz daha acar misin?... örnein ben beyaz, heteroseksüel, saglam, atletik ve cogunlugun sahiplenmish oldugu dinin mensubu bir erkeksem ve kadinlarin shiddet görmesinden rahatsiz oluorsam, o derdi sahiplenebilmem icin hangi kimligi nasil sahiplenmeliyim?... ve "beyaz", "heteroseksüel", "erkek" vs. de birer kimlik mi, yoksa sadece "yaralayan damgalar" mi kimlik olabilior?...

  12. #27
    Sakatlık Çalışmaları
    Sibel Yardımcı Avatarı

    Gerçek Adı
    Sibel
    Üyelik Tarihi
    17.03-2013
    Son Giriş
    15.03-2014
    Saat
    10:39
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    10
    Alınan Beğeniler
    8
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Herkesten özür diliyorum, birkaç gündür yazamadım.

    Çalık, haklı olabilirsiniz, ben de alıntının orijinalini aradım yazdığım gibi, fakat ulaşamadım.

    aslı dincman, keşke açsanız konuyu hakikaten. Haklısınız, müthiş bir normalleştirme var tabii ama normallik de ne erkeklik ispatından, ne de ulus-devlet inşasından tümüyle bağımsız. Bunlar birbirine geçmiş bence.

    Rekursion, Hrant Dink vurulduğunda lolipoplara yazılan "Hepimiz Ermeniyiz!" sloganını örnek olarak düşünebiliriz. Orada da kendini Ermeni kökenli saymayan binlerce insan bu kimliği sahiplenmişti. Erkek kimliği için de aynı şey düşünülebilir, fakat genellikle mağdur edilen kimlikler arasında olmadığından ancak bunun tersinden bir örneği var, aklıma gelen: Biz Erkek Değiliz İnisiyatifi. Yani tam da erkekliğin/erilliğin temsil ettiği şeyleri, şiddeti reddetmek için erkek olmadıklarını söyleyen erkekler. Sonra Rahatsız Erkekler kuruldu: Rahatsız Erkekler
    Bu blogda da cinsiyetçilik üzerine birçok tartışma var.

    Sakat kimliği ile ilgili şöyle bir alıntıya rastladım, onu da paylaşmak istiyorum. Sakat ve kuramcı Rosemarie Garland-Thomson'dan alıntılıyorum:

    "Örneğin bazı arkadaşlarım bana olan saygılarını, “ama ben seni sakat olarak görmüyorum” diyerek ifade ediyorlar. Böyle bir iltifatla, aslında, değerli, engelsiz ve sevecen bir kişi olarak bana dair algıları ile tam da benim zıddım gördükleri kültürel sakat figürü (değersiz, engelli ve sevimsiz) arasındaki çelişkiyi ortaya sermiş oluyorlar. Sakat kişiler düzenli olarak kendilerini sakat olarak görmediklerini söylerler. Elbette bunu çoğu zaman sakat kelimesinin düz anlamını reddetmek için yapıyor olsalar da, sözleri onları bir kimlik grubu olarak sakatlardan ayırmaya hizmet etmektedir. Kültürümüzde sakat kimliğiyle özdeşleşmenin önünde birçok güçlü caydırıcı varken, getirdiği ödül çok azdır. Bu tür ifadelerin sorunlu yanı, başka şeylerin yanı sıra, kötürüm, topal, aptal, idyot ve moron gibi sakatlık tabirlerinin küçümseyici sözcükler olarak kullanımına da izin veren baskıcı kalıpyargıları sorgulamadan bırakmasıdır. Sakat kimliğini benimsemeyi reddetmek kısmen sakatlığı baskıcı olmayan bir biçimde anlama ya da ondan baskıcı olmayan bir biçimde bahsetme yollarının eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Sakat kişiler ve onlara değer verenler kötürüm ya da biçimsiz tabirlerinin dilinden kaçıyorlar, ama bunun alternatifi de yok. Halbuki yurttaş hakları hareketi ve ona eşlik eden “siyah güzeldir” kimlik siyaseti, siyah arkadaşlarımıza “seni siyah olarak görmüyorum” demenin hangi anlamda sorunlu olduğunu beyaz kültüre genel olarak göstermiştir. Yine de, çoğumuz, sakat kimliğini sahiplenmekten kaçınarak, görünür biçimde “gerçekten” sakat insanlara ilişkin baskıcı anlayışları kalıcılaştıran bir suç ortaklığına girişerek, değersizleştirilmekten kurtulmayı öğrendik. Böylece, ellerindeki teneke bozuk para kutularını tıngırdatan ya da sokak köşelerinde bağırıp çağıran, kâh tehditkâr kâh zavallı bu kültürel figürleri hep beraber üretir olduk, kendilerini sakat olmayanlar şeklinde tahayyül edenlere kıyasla daha çok kaçar olduk onlardan".

    Böyleyken böyle
    Geçen Sakatlık İnisiyatifi'nin geçen haftaki tartışma konusu Sakatlık ve Kimlik'e katılan herkese çok teşekkür ediyorum. Tartışmaları takip etmeye devam edeceğim. Katkılarınız sürerse çok sevinirim.

  13. #28
    Üye
    özer özkan Avatarı

    Gerçek Adı
    ÖZER ÖZKAN
    Üyelik Tarihi
    18.10-2008
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    22:51
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    6.175
    Alınan Beğeniler
    26
    Verilen Beğeniler
    120

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    yaa niye engelli olmak kimlik oluyor.bana göre hiç birimiz engelli değiliz asıl engelli bize engel olanlardır.burada birşeyler paylaşıyormuyuz paylaşıyoz eee bizim neremiz engelli.engelli kime denir farkındamısınız toplu ulaşım araçlarında engellilere yer vermeyenler hatta tekerlekli sandalyeliler engellilere özel yapılmış otobüsleri tıklım tıklım dolduran şoför ve yöneticiler tekerlekli sandalyeliler için ayrılmış kaldırımlara araç parkedenler engellileri deli salak olarak gören kişiler asıl engelli onlar.forumda olsun sohbette olsun kimse benim şu engelim var demesin bana göre sizler engelli değilsiniz

  14. #29
    Üye
    Yaşamak_güzeldir Avatarı

    Üyelik Tarihi
    29.06-2013
    Son Giriş
    09.07-2013
    Saat
    01:49
    Yaşadığı Yer
    Antalya
    Mesaj
    3
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sakatlık ve kimlik, aslında olguların her anlamda değişmesi ve dönüşmesi genelde toplumlar için sancılı olur. Çünkü yeterli kavramlara ve argümanlara sığ olmamış toplumlar bu kimlikleri onlarca yıl daha arayabilir. Bunu ilk başta bulacak insanlar engelliler olmalı ki, topluma bunu tarifini ve reçetesini yapabilsin. .Akademik bir ürün gibi algılanmasın. Toplumların yeterli düzeyde gelişmediği alanların, o eksiklik olarak görülen kesimlerce doldurulması ve gösterilmesi gerekir.
    Kimlik olarak kendimizi bedenimiz üzerinden mi adapte edeceğiz topluma yoksa, bu kimliği topluma dayatarak mı göstereceğiz.

  15. #30
    Sakatlık Çalışmaları
    ilkerortac Avatarı

    Gerçek Adı
    İlkerortaç
    Üyelik Tarihi
    20.03-2013
    Son Giriş
    05.07-2016
    Saat
    23:28
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    24
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    sakat dogulmaz, sakat birakililir.




Sayfa 2 / 3 İlkİlk 123 SonSon