Sayfa 6 / 8 İlkİlk ... 2345678 SonSon
Toplam 106 mesajın 76-90 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #76
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    18:48
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.941
    Alınan Beğeniler
    954
    Verilen Beğeniler
    1.250

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Hay Allah! Belgin hanım, çok çok özür dilerim, kastettiğim kişi siz değilsiniz. Size böyle bir şey söyleyebilir miyim hiç.

    Ben "sakat çocukların doğumu kürtajla engellenmelidir" diyen ve bunu dayanak olsun diye hep en uçlardan örnek veren kişilere dair yazdım onları...

  2. #77
    Üye
    In Tıme Avatarı

    Gerçek Adı
    Ahmet
    Üyelik Tarihi
    26.02-2013
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    65
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İnsan bunu başına geldiğinde anlar yaşar. ne yorum yapılsada sözden ibaret sonucu olmayan bir durum çok zor sorumluluk.

  3. #78
    Üye
    Kalem Avatarı

    Gerçek Adı
    Melek
    Üyelik Tarihi
    18.07-2010
    Son Giriş
    11.12-2017
    Saat
    00:58
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    11.631
    Alınan Beğeniler
    332
    Verilen Beğeniler
    89

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Belgin Hanım, yazdıklarınızı okudum. Kusura bakmayın hemen size dönemedim. Forumlara pek giremiyorum.

    Yaşadıklarınızı tahmin edebiliyorum. "Böyle olacağını bilseydim aldırırdım." diyorsunuz. Elbette bu düşüncenize kimse karışamaz ve hakkı da olamaz. Lakin bunları düşünmenin bir faydası olmaz size. Şu an geçmişe gitmek mümkün değil çünkü. Ayrıca şu an bir gerçeğiniz var. Çocuğunuz şu an engelli, yaşama dahil ve yaşıyor. Bundan sonrasını düşünelim.
    Bugün sizin konuyu rehber öğretmenimizle de konuştum.
    Eğitim alıyor musunuz çocuğunuz için?
    Şu aşamaya kadar yapabildikleriniz neler?
    Haklarınızı biliyor musunuz?
    Yeni uyesiniz. Eski mesajlarınıza bakayım dedim bilgiye ulaşamadım. Mümkünse çocuğunuz için ayrı bir başlık açar mısınız şurada?Özel Eğitim, Öğretim ve Rehabilitasyon
    Özellikle eğitim süreci çok önemli. Buna öncelik verdiğim için başlığı burada açmanızı rica edeceğim sizden.

    Hem tecrübelerinizi paylaşırsınız hem de tecrübelerden yararlanırsınız. Çünkü anlattıklarınıza göre baya zorlanıyorsunuz. Bazen paylaşımlar insanların hayatını daha da kolaylaştırır.
    Özel mesajla telimi vereceğim size ayrıca. Lütfen telefonlaşalım.
    Sevgiler.

  4. #79
    Belgın
    Misafir Üye
    Belgın Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Melek hanım merhaba,
    İlginize tşk ederim.evet kızım 1 yaşındayken engelimizle yüzleştik ve 3 yıl öncesine kadar yapmam gereken herşeyi yaptım.özel eğitim,her duyduğum araştırdığım doktarlar dan çareler v.s v.s.......
    En sonunda kızımın doktorları artık yavrumu hiç birşekilde zorlamamamı ve özel eğitimi bırakmamı öngördüler ve haklıydılar.ben iğneyle kuyu kazdım.kızımı oturtabilmekti hedefim sadece onu başardım fakat bi adım ötesi yok tabiki.Meleğimin gün içinde yüzü güldüğü anda dünyanın en mutlu annesi benim Melek hanım sağolun.
    Hak diyorsunuz evet alabileceklerimi biliyorum fakat böyle bir girişim içine girmek istemedim.
    Bende memnun olurum sizinle paylaşım içinde olmayı,sevinçler paylaştıkça artar,sıkıntılar paylaştıkça bir nebzede olsa nefes olur bizlere diye düşünmüşümdür hep.
    tşk ler.

  5. #80
    Üye
    Rekursion Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.12-2003
    Son Giriş
    18.03-2017
    Saat
    16:40
    Yaşadığı Yer
    Alamanya
    Mesaj
    618
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    sevgili belgin,

    özel egitim denince sana neler anlatildigini bilmiorum, kizini oturtmak icin onu ve kendini bu kadar "zorlaman" özel egitime mi girior bilemedim ama genel olarak yardima, destege ihtiyacin var olabilir mi?... kizinin isteklerini, neyden mutlu olacagini, yüzündeki gülücükleri nasil cogaltabiliceni anlama konusunda bir yol gösterene ihtiyacin var olabilir mi?... ishlerini hafifleten birilerine ihtiyacin var olabilir mi?... yoksa kizinin asla mutlu olamayacagini mi düshünüyorsun?... hic bir destegin ishe yaramayacagini mi düshünüorsun?...
    kizindan ziyade senin özel egitim alman gerekior gibi geldi bana... bu yönde herhangi bi destek alma shansin oldu mu bugüne kadar?.... sakat saglam olmasindan bagimsiz olarak etrafimdaki anne cocuk ilishkilerinde genelde görüyorum; ne zaman anne huzursuz, stresli, korkulu, endisheli olsa ayni huzursuzluk cocuga da atlior... ne zaman anne nesheli, mutlu ve rahat olsa cocugun yüzünden de gülücükler sacilior...

    sakatligi olan insanlari ve yakinlirini kendileriyle bashbasha birakan türkiye gibi bir ülkenin shartlarinda, "bana bishi olursa kizimin hali nolucak" gibi korkular yashamani anlamamak mümkün degil bana kalirsa... eger sana herhangi bishi oldugunda cocuguna cok güzel bakilacagini bildigin bir dünyada yashasaydin, eger yashadigin sürece kizinla mutlu olman icin destekler alabilecegin bir dünyada yashasaydin, eger kizini hazirlayip okula gönderebilecegin bir ülkede yashasaydin yine de "hamileyken ögrenseydim sonlandirirdim" der miydin?...

    kizinin ne tür fiziksel sancilar icinde oldugunu bilmiorum ve bilmeden de ahkam kesmek istemiorum ama ayni zamanda hem fiziksel hem zihinsel sakatligi olan cocuklariyla mutlu bir hayat sürebilen aileler var - bazi fanatik forumdashlar inanmayacaktir belki ama bu mümkün!!!... ayrica, lütfen duygularini, düshüncelerini, tecrübelerini hic cekinmeden yazmaya devam et... elbette ki tepkimiz oluor ve olucak ama bunu sana karshi bir saldiri olarak algilama lütfen... hepimiz yazalim ki hep birlikte en dogruyu bulmamiz ve en yanlishi görmemiz mümkün olabilsin...


    sevgiler ...

  6. #81
    Sakatlık Çalışmaları
    bezmez Avatarı

    Gerçek Adı
    Dikmen
    Üyelik Tarihi
    24.11-2008
    Son Giriş
    22.04-2016
    Saat
    12:09
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    56
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Merhabalar Belgin Hanım,

    Çok teşekkürler düşüncelerinizi paylaştığınız için. Önünüze çıkan bütün zorluklarda size iyilik dileklerimi gönderiyorum.

    "Böyle olacağını bilseydim, aldırırdım" gibi bir ifadeniz var. Bunun için de tepki görebileceğinizden söz etmişsiniz. Kimin haddine? Olur mu öyle şey? Burada bir yanlış anlaşılma olduğunu söylememe izin verin. Her zaman için kadının seçme hakkı olduğunu düşünüyorum. Bunu hep vurgulamaya çalıştım. Hatta ilk gönderdiğim yazıda, kadının bu konudaki seçme hakkının -örneğin koşullarının sakat bir bebeği büyütmeye elverişli olmadığı için- kürtaj söz konusu olduğunda olabilecek en meşru neden olarak görüldüğünü, görülebileceğini yazdım. O nedenle sizin ya da bir başka annenin bu yöndeki tercihini yargılamak değil amaç. Ancak benim ve sanırım diğer benzer düşünen arkadaşlarımın dikkat çekmeye çalıştığımız nokta daha farklı. Kendi açımdan iki noktayı yeniden vurgulamama izin verin:

    1- Sakat embriyonun kürtaj ile aldırılmasının gerekliliğine dair devlet, hastane, tıp, toplum vs vs nezdinde bir yönlendirme var. Bu yönlendirmenin altında her zaman çok masumane nedenler yatmıyor. Bunun altında yatan sakatlık algıları var, ekonomik çıkarlar var vs. vs. BU nedenle de sakat bedenin var olmamasının daha uygun olduğu yönünde bir görüş birliği var. Oysa: sakatlıklar çeşit çeşit ve toplumsal düzen daha kapsayıcı olsaydı, birçok sakat beden için bu hayat çok daha keyifli olacak. Yani "sakat bedeni yok et" demek yerine, sistem aslında kendine çeki düzen vermeli. Yani işin günahını bedene ödetmemeli. Devlet yaştamamayı tercih etmek yerine, ve bu konudaki eğilimleri desteklemek yerine, toplumsal yapıyı, sunulan olanakları düzeltmeli.

    2- Anneler, aileler kararlarını verirken, sakat kişilerden destek almalı, yalnızca doktorlardan değil. Türkiye gibi sistemin gerçekten kötü olduğu bir yerde bile, hayatlarından keyif alarak yaşayan bir sürü sakat arkadaşım var benim. Anne adayı ise doktorlardan öğreniyor sıklıkla sakat bebek doğurmanın ne olduğunu, olabileceğini. Daha geniş bir yelpazeden bilgi almalı diye düşünüyorum. Ve bütün bunlardan sonra tabii ki oturup kararını vermeli...Ne karar verirse versin, ama bu koşullar sağlansın ondan sonra versin diyorum. Yoksa sizin ya da başka bir annenin vermiş olduğu/vereceği kararı yargılamaktan söz etmiyorum, haşa...

    İşte tüm bunları düşününce de, bunları fark edince de, "tabii ki sakat bedenler doğmasın. Ne yani soyları devam mı etsin?" demem mümkün değil. Onun yerine "toplumsal düzen daha kapsayıcı olsun, sakat bedenlerin kendisi ile uğraşmak yerine" demem mümkün. Bir başka deyişle "anneleri bebeklerini aldırmak isteyecek kadar çaresiz bırakmasın. Meşru olan bu değil. Sorun bebğin kendisinde değil. Sorun ona sunulan sistemde" demek istiyorum.


    Sağ olun, paylaşımınız için.

  7. #82
    Üye
    Kalem Avatarı

    Gerçek Adı
    Melek
    Üyelik Tarihi
    18.07-2010
    Son Giriş
    11.12-2017
    Saat
    00:58
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    11.631
    Alınan Beğeniler
    332
    Verilen Beğeniler
    89

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Reku sana katıldığımı söylemek için koştum. Evet, senin gibi düşünüyorum. Aileler bu koşullarda çok yalnız bırakılıyor. Tam bilgilendirilmiyor.
    Çünkü sistem nasıl engelli çocuğu bu şartlarda doğmaya layık bulmuyorsa, yaşatmaya da layık bulmuyor. Böyle bir mantık olunca bu bireylerin eğitim gibi yaşamsal boyuttaki haklarıyla ilgili görevlerini tam yapmıyor.
    Yasal olarak kısmen bir şeyler yapılsa da aileler eger haklarını bilmiyorsa peşlerine düşmüyorsa devlet hiç düşmüyor.
    Çünkü bu çocuklar baştan elenmiş yaşamdan!
    Genel mantık; yaşama uygun bulmayınca, yaşam koşullarını da onlara uygun düzenlemiyor.
    Belgin Hanım burada düşüncelerini ve tecrübelerini paylaşırken aynı zamanda eğitim forumunda da paylaşımda bulunursa diğer aileler için de yol gösterici olacaktır. Bu anlamda ayrı forumda da yazması taraftarıyım

    Yapılacak çok iş var. Once sorunları tespit etmek sonra da devletin yakasına yapışmak!

    Dikmen, ben yazarken yazmışsın. Yazını görmemişim. Bu arada sana da teşekkür ediyorum. hakikaten önemli bir konu bu ve yazdıklarına harfi harfine katılıyorum. En baştaki yazında bile zaten konuyu tüm yönleriyle ele almışsın. Çok teşekkürler

    Tartışmalara pek katılamasam da takipteyim.

    Belgin Hanım, şöyle demişsiniz: "En sonunda kızımın doktorları artık yavrumu hiç birşekilde zorlamamamı ve özel eğitimi bırakmamı öngördüler ve haklıydılar.ben iğneyle kuyu kazdım.kızımı oturtabilmekti hedefim sadece onu başardım fakat bi adım ötesi yok tabiki."

    Sadece bu cümlelerden süreciniz hakkında bir fikir edinmem mümkün değil. Bu konu çok önemli. Lütfen en kısa sürede telinizi bekliyorum. Yapılabilecek çok şeyin olduğunu düşünüyorum bunu bilin lütfen.



  8. #83
    Üye
    akasya Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.08-2005
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    513
    Alınan Beğeniler
    9
    Verilen Beğeniler
    3

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Öncelikle bu konunun beni çok sarstığını söyleyerek başlamak istiyorum. Ben cam kemik hastasıyım. Zor günler yaşadım, öyle böyle yaşamaya da devam ediyorum. Evlendim. Tek dileğim sağlıklı bir bebeğim olmasıydı. Bunun için çok mücadele ettim. Dediler ki ; hastalığın genetik %50 ihtimalle bebeğine geçme ihtimali var. Çaresi nedir dedim. Genetik ayrıştırma dediler. Devlet benim tedavimi karşılamadığı için tüm imkanlarımı kullanıp ; genetik ayrıştırma testi yaptırdım. Herşey yolunda gitti. Hamile kaldım. Dünyanın en mutlu insanı bendim. 12. haftada bebeğin sağlıklı olduğunu doğrulamak için karnımdan parça alındı. Sonuçların geldiği günü hiç unutamıyorum. İşyerindeydim. Doktorum aradı. Haberler kötü diyen sesini duydum. Devamında da bebek hasta deyişini.. Zemin kaydı, ben kaydım,, Dünya başıma yıkıldı sözünün gerçeğini ben yaşadım. Testte hata olmuştu. Tüm çabama rağmen bebeğim hastaydı. Apar topar hastaneye gittim. Sonrası büyük bir acı, yıkım.. Her gece gördüğüm kabuslar.. Beynimde sorular, susmayan sesler..

    Bebeğimden vazgeçmek zorunda kaldım ben. Ama kendim için değil. Onun için vazgeçtim. Aklıma çocukluğum geldi. Acılar içinde bağrışım.. Ki öyle bir acı kii tarifi yok... Kırıklarım, sedyede kıvranışım. Röntgen odasına giderken yaşadığım acılar. İki bacağım bele kadar alçıda geçirdiğim yaz günleri.. Ayağım askıdayken sırtımda çıkan yaralar.. Ameliyatlarım.. Pis hastane odaları.. Boyum kısa diye yaşadığım alaylar. İş ararken yaşadıklarım. Şu an 34 yaşında olmama rağmen vücudumun 70 yaş gibi yaşlı olması.. bunları düşündüm ben ve bir anne olarak içim acıdı. Anneliği hissettim. Ona bunu yapmaya hakkım olmadığını taa iliklerime kadar hissettim. Bu benim hatam değildi. O engelli doğmasın diye ben elimden geleni yapmıştım. Velhasılı kelam yaşayan bilir bunu. Ben yaşadım. Dileğim o dur ki ; Rabbim hiç kimseye düşmanıma bile bu ikilemi, bu duyguyu yaşatmasın. Hayatımın en kötü günleriydi. Ve ömrüm boyunca asla unutmayacağımı adım gibi biliyorum. Çok üzgünüm....

  9. #84
    Sakatlık Çalışmaları
    ilkerortac Avatarı

    Gerçek Adı
    İlkerortaç
    Üyelik Tarihi
    20.03-2013
    Son Giriş
    05.07-2016
    Saat
    23:28
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    24
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Selam Arkadaşlar ben ilker ortaç,
    Hafta içerisinde Dikmen'in açılış konuşmasına gelen yorumların ardından, ben de bu yorumların öncelikle septik halde daireler çizdikleri noktalarda bir kaç 'şey' demek istiyorum. Kısa kısa iletmeye çalışacağım ......

    Din:
    Daha çok müslüman olduğunu kabul edip, önce buradan ayet ve hadis vereceğim,
    Sakat doğan çocukları önceden yok etmeliyiz diyenlere,
    Hz. Peygamber, özürlülere yapamayacağı işleri hiçbir zaman teklif etmemiştir. Mesela onların savaşlara iştirak etmesini istememiştir. Nitekim: "Mü'minlerden oturanlarla, mallarıyla canlarıyla Allah yolunda cihad edenler bir olmaz" (Kuran, Mâide: 95) ayeti vahyedildiğinde İbn Ümmü Mektûm Peygamberimiz'e gelerek görme özürlü oluşu dolayısıyla cihada güç yetiremeyeceğini belirtmiş, ardından yukarıdaki ayetin "özürlü olanlar hariç" kısmı da ayete eklenerek inmiş ve dolayısıyla onun gibi kimselerin özrü geçerli kabul edilmişti.
    Savaşa fiilen katılanların, geride kalanlardan üstün olduğunu, ancak özrü olanların bu hükmün dışında tutulduğunu bildiren ayet sayesinde özürlüler, maddi ve manevi boyutuyla koruma kapsamına alınmıştır. Buna bağlı olarak Hz. Peygamber, özürlüleri savaş gibi ağır bedeni güç ve sorumluluklar isteyen işlerden uzak tutmuş, bu alanda belirli muafiyetler getirmiştir (Döndüren, 2003:6).

    işte bu tutumun adına pozitif ayrımclık dediler. Bugün sokakta savaş devam etmektedir. Ta küçüklüğümüzden beri, 'fasulyeden' bu hayatta bizi sayıp, mastürbasyon yapanlar, iki bira ısmarlayıp vicdanları temizleyenler var. Yakar top oynarken topun bana çarptığını görüp 'vallahi çarpmadı' diyenler var. Pozitif ayrımcılık di mi bu ?

    Bu mu doğru ?

    Ben hiç kıran kırana maç yapmadım . Ya 5- 0 iken 'olm daha da gol yremeyiz' diyen galip takım aldı beni oyuna, ya da 'olm zaten kepaze olduk, bari ilko'da oynasın' diyen fark yemiş takım aldı oyuna.

    Hal böyle iken, dinden dem vuranlara,
    (Biz insanı ahsen-i takvim üzere [en güzel surette, yani boylu boslu, sureti güzel, organların yeri, sayısı, en iyi kullanmaya müsait tarzda, kâinatın bütün özelliklerini içine alacak şekilde] yarattık.) [Tin 4 Beydavi]
    diyorum.

    Ayrımcılığın pozitif ibaresi altında yapılması hiç bir şeyi değiştirmiyor. Sakat sakattır. Sakat insandır. İyi insan da olması gerekmez. Siz yeter ki, bir sakatın annesi babası onun sakatlığını öngörüp kabullenebiliyorken, tercih ediyorken Allah, kitaptan dem vurmayın.

    Aman kız erkek fark etmez , eli ayağı düzgün olsun diyenler, 'sakat olmayan % 88 türkiyeli'den birini daha dünyaya getirip mesut olsunlar. çok süper olacak, çok bravo onlara.

  10. #85
    Belgın
    Misafir Üye
    Belgın Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    merhaba REKURSION,
    Öncelikle sorduklarınıza cvp vermek istiyorum.Özel eğitimin bana anlatılmasına gerek yok.10 yılımızı biz özel eğitim ve rehabilitasyon mrkzlerinde geçirdik.fizyoterapi,psikolog desteği el becerisi yani ellerini kullandırabilirmiyiz bişeye dokunabilirmi diye ayrı ayrı öğretmenlerden özel eğitim aldık.ben evimin bir odasını fizyoterapi odası yaptım.okullarlada yetinmeyip evde özel dersler aldırdım kızıma.
    oturtabilmekti hedefim konusuna gelince,sırt üstü yatan ve oturunca dengesini sağlayamayan bir çocuk olunca karşınızda tabiki kızımın rahatlığı için hedef olarak oturtabilmeyi seçtim ve bir yıl kadar bi süre sonra gerçekleşti.ve yıllar sonra skolyozumuzun zaman içinde artması ile bağımsız oturamaz hale tekrar geldik.fakat şükürler olsunki tekerlekli sandalyede oturabiliyor.siz skolyoz açısındanda endişelenebilirsiniz.gereken bütün korseleride denedim ve kullandım merak etmeyin.
    Ben huzursuz,mutsuz,karamsar ve etrafım dahil kızımada negatif elektrik veren bir anne değilim.Aksine kızımla birlikte inanılmaz güzel vakitler geçiriyoruz.oldukça endişelendirmişim sizi.bilinçsiz ve eğitimsiz bir anne değilim.
    Benim özel eğitim almam gerektiği düşünceniz çok hoş.muhtemelen psikolojik yardım bahsetmeye çalıştığınız.kendim için her türlü desteği kabullenme sürecimin ilk yıllarında aldım.tşk.ler..
    Ben zannetmiyorum yazdığım yazıların içinde mutsuzum veya kızım hep mutsuz diye bir kelime sarfettiğimi.
    Konuşamayan bir çocuğun neler istediğini evet deneme yanılma yolu ile buluyorum buda normal değilmi.yardım almamı öngörmüşsünüz kimden destek alınır bu konuda ben işte bunu bilmiyorum sadece.ayrıca 14 yıl dır benim bile halen deneyerek bulduğumu benden daha iyi kim dir bilen.
    Bu mümkün diye üstüne basarak belirtmişsiniz evet mümkün hem bedensel hem fiziksel olmamıza rağmen inanılmaz huzurlu ve mutlu bir aileyiz.izmire yolunuz düşse görmenizi isterim.
    Ben sadece yaşadığımız engelimiz üzerinden birşeyler yazmıştım ve asla genelleme gibi bir niyet içersinde değilim.
    Asla saldırı olarak algılamıyorum rahat olun lütfen.
    sevgiler..........

  11. #86
    Üye
    k.ergun Avatarı

    Gerçek Adı
    mustafa
    Üyelik Tarihi
    07.12-2011
    Son Giriş
    09.10-2017
    Saat
    19:12
    Yaşadığı Yer
    Gebze
    Mesaj
    316
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tin suresi 4. ayette insanın mükemmel şekilde yaratıldığından bahsediyor. Sakat doğanların, genetik farklılıkların veya kalıtımsal rahatsızlıkların haricinde insanın yaratılışında eksiklik olarak gördükleriniz varsa onları yazın. Ne olabilir mesela dahamı hızlı koşmalıydı veya dahamı iyi görmeliydi? Gibi.
    İlker Ortaç pozitif ayrımcılık konusundaki düşüncelerine katılmıyorum. İnsanların seninle kaynaşmak istemesinin kötü olan yanı can acıtan kısmı nedir.

  12. #87
    Belgın
    Misafir Üye
    Belgın Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Merhaba Dikmen hnm,
    ben size bir özür borçluyum,ben oldukça heyecanlı davranıp sizin paylaşımlarınızı ve önerilerinizi evet yanlış anladım.
    Bende sizinle aynı fikirdeyim,tabiki haklısınız sakat embriyonun kürtajla alınmasına devlet,hastane,toplum vs karar veremez.
    Sistemin biran önce düzelmesi ve çaresizliklerin önüne çarelerin geçmesi temennilerimle.
    Paylaşımlarınız ve bilgilendirmelerinizden dolayı tşk ediyorum.
    iyi günler dileklerimle.
    Sevgiler........

  13. #88
    Sakatlık Çalışmaları
    ilkerortac Avatarı

    Gerçek Adı
    İlkerortaç
    Üyelik Tarihi
    20.03-2013
    Son Giriş
    05.07-2016
    Saat
    23:28
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    24
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Selam arkadaşlar ben ilker ortaç,
    Anlaşılan pozitif ayrımcılık nedir, neden yapılır, kaça ayrılır üzerine bir kaç 'şey' söylemem gerekiyor MUŞ,

    Pozitif ayrımcılık, yalnızca “dezavantajlı” gruplara mensup bireylere verilen ekstra haklardır. Pozitif ayrımcılık, dezavantajlı gruplar herkesin rahatça kullanabildiği bazı hakları çeşitli sebeplerden dolayı kullanamayabileceği için; onlar ancak bazı özel birtakım haklara sahip olurlarsa çoğunlukla gerçekten eşit olma şansını yakalayabilecekleri düşüncesiyle yapılır.
    Örneğin ülkemizde herkesin kamuya açık tuvaletlerden yararlanması bir (negatif) haktır. Ne var ki tekerlekli sandalye kullanan veya başka engeli olan kişiler çoğu zaman bu tuvaletlerden (merdivenler, dar alanlar vb. sebeplerden dolayı) yararlanamazlar. Bu durumda devlet bu tuvaletlerin açılması ve kullanılması ile ilgili düzenlemelere bir madde ekleyerek bu dezavantajlı grup için ekstra pozitif düzenleme yapar ve der ki: "tuvaletlerin girişinde şu-şu ölçülerde rampa, tuvalet kabinleri, kapıları, lavabolar şu-şu özelliklerde olmak zorundadır". İşte bu durumda devlet dezavantajlı kişiler için bir pozitif hak öngörmüş, bu kişilerin herkesle gerçekten eşit olabilmesini ve negatif haklardan yararlanabilmesini sağlamış oluyor.
    Pozitif ayrımcılık fazladan bir hak değildir. Sadece herkesle gerçekten eşit olunabilmesinin garanti altına alınmasıdır

    Buraya kadar tamamsa; bunun koşullu olması ve bu koşulun yerine getirilmesi ile bir lütuf olması, önceden değil sonradan eklenmesi, bu olsa da 'normal' ile aynı değerde olmadığının altı, verdiğim ilk örnekte çizilmiş. Ayrımcılık ve pozitif yan yana gelip 'sakat haklarını' betimleyemez.,Bunun adı pozitif ayrımcılık olamaz. Aynen elektirik faturası örneği gibi. ..... Bir başka örnek veriyorum, Kadınların; özellikle ev kadınları, ev eksenli çalışan kadınların, asgari ücret ve onun altıda ücret alan, yoksulluk ve açlık sınırlar altında yaşayan işsiz ve yoksul kadınların kentiçi ulaşım ve dolaşımının kolaylaştırılması, haklı, meşru ve yerinde bir talep olduğu kadar, gerçekleşebilir, ayağı yere basan bir taleptir.

    Bilindiği gibi ev kadınlarının bağımsız bir gelirleri olmadığı için kocalarının eline bakıyorlar. Kocalarından para koparamadıkları durumlarda, bir yere kıpırdayamadıkları, eve, mahalleye hapsoldukları, tek sosyal aktivitelerinin hemşehrileri ile ev oturmaları, günler, yada hiçbir eğitici değeri olmayan TV dizi, magazin programlarını izlemekten ibaret olduğu herkesçe malum. Burada olması gereken sosyal devlet olgusunun gereğidir. Pozitif ayrımcılık diye adlandırmak komiktir.

    Ha gelelim sokaktaki maça, insanların seninle kaynaşması kötü mü sorusuna. maç 5 -0 olduktan sonra kaynaşma olmaz. şirket personeli elli kişi olduktan sonra lütfen bir sakatı işe almak olmaz.

    Bu koşuldur. IF ELSE varsa, artı bunun neresinde.

  14. #89
    Üye
    Rekursion Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.12-2003
    Son Giriş
    18.03-2017
    Saat
    16:40
    Yaşadığı Yer
    Alamanya
    Mesaj
    618
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Belgın Mesajı Gör
    (...) Ben huzursuz,mutsuz,karamsar ve etrafım dahil kızımada negatif elektrik veren bir anne değilim.Aksine kızımla birlikte inanılmaz güzel vakitler geçiriyoruz.oldukça endişelendirmişim sizi.bilinçsiz ve eğitimsiz bir anne değilim. (...)
    eywah, annelik gururuna dokundum galiba?... bilincsiz, egitimsiz, ilgisiz, etrafina sürekli negatif elektrik sacan ve cocuguna mutzuzluktan bashka bishi veremeyen bir anne oldugunu söylemek istememishtim, eger öyle anlashiliorsa yazdiklarim, özür dilerim... ama egitimli, bilincli, bilgili vs. olan insanlar da stres altinda kalabilior, endisheleri olabilior, huzursuz olabilior, kendilerine yüklenen bütün ishleri yetishtirebilmek ve herkesi mutlu etmek icin bin parcaya bölünmeyi artik kaldiramicak hale gelebiliorlar, destege ihtiyac duyabiliorlar, bu gayet dogal - ne var ki bunda gurur yapicak ...

    hani kizinla deneme yanilma yönteminizi uygulamaktan ve onu neyin mutlu edecegini anlayamamaktan ikinizin de ne kadar cok yiprandiginizi anlatmishtin ya hane... ve hatta o yipratici tecrübelerin dogrultusunda geriye dönük karar alma imkanin olsa kizinin dünyaya gelmesini engellemeyi sectirecek kadar agir oldugunu söylemishtin ya hane... belki bazi destkler alma shansiniz olsa ikiniz de daha az yipranir, daha az yipraninca da sizi mutlu edicek sheyleri bulma konusunda daha basharili olabiilirsiniz anne kiz ikilisi olarak diye düshünmüshtüm... belki o zaman kizinin hayatini yashanilasi olmayan, yashanmaya degmeyen bir hayat olarak görmezdin bu kadar diye düshünmüshtüm... kötü bi niyetim yoktu yane ...

    ve örnegin, shu özel egitim meselesinde "nasil daha iyi oturur, neyi nasil tutabilir" vs. gibi konularin yaninda, "bu cocuk nelerden hoshlanir, nasil daha kolay mutlu edebiliriz, nelerden haz aldigini nasil anlayabiliriz vs." gibi konularin üstünde de duruluor mu diye merak etmishtim... eger durulmuyorsa, neden durulmuyor?... oturabilmek, birsheyleri tutabilmek gibi bedensel becerilere kavushmaktan daha büyük bir mutluluk olamicana mi inanilior diye merak etmishtim sadece... ama "hershey yolunda, iyidir böyle, takma sen kafani!" diosan tamamdir tabe - haddimi bilir, susarim...


    ayrica,"inanilmaz huzurlu ve mutlu bi aile" oldugunuzu mesajlarindan görememish olmam, benim dar görüshlülügümden kaynaklaniordur büyük ihtimalle, senin mesajlarindan degil, dert etme kendine ...


    edit;
    az kalsin unutuodum; cok önemli buldugum shu soruma yanit vermemishin, rica etsem bu noktada ne düshündügünü aciklar misin?...

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Rekursion Mesajı Gör
    (...) eger sana herhangi bishi oldugunda cocuguna cok güzel bakilacagini bildigin bir dünyada yashasaydin, eger yashadigin sürece kizinla mutlu olman icin destekler alabilecegin bir dünyada yashasaydin, eger kizini hazirlayip okula gönderebilecegin bir ülkede yashasaydin yine de "hamileyken ögrenseydim sonlandirirdim" der miydin?...
    ***


    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: ilkerortac Mesajı Gör
    (...)
    Ayrımcılık ve pozitif yan yana gelip 'sakat haklarını' betimleyemez.,Bunun adı pozitif ayrımcılık olamaz.
    (...)

    Burada olması gereken sosyal devlet olgusunun gereğidir. Pozitif ayrımcılık diye adlandırmak komiktir.

    Ha gelelim sokaktaki maça, insanların seninle kaynaşması kötü mü sorusuna. maç 5 -0 olduktan sonra kaynaşma olmaz. şirket personeli elli kişi olduktan sonra lütfen bir sakatı işe almak olmaz.

    Bu koşuldur. IF ELSE varsa, artı bunun neresinde.
    ilker ortac, sevdim seni! ... yillardir bitürlü anlatmayi beceremedigimi o kadar güzel ve öz bi shekilde dile getirmishin ki... aynen düshünüorum ve pozitif ayrimciligin üstünde yogunlasharak cok iyi haltmish gibi sunulmasinin ayrimciligi meshrulashtirmaktan cok fazla bi ishe yaricana inanmiorum... bir de bunun 'sakat haklarini' betimlediginin iddia edilmesini küstahlik olarak görüyorum...

    meger sakat bebekle sonuclanicagina inanilan gebeliklerin sonlandirilmasini diger gebeliklerinkinden daha kolay ve meshru ve hatta gerekli kilmak da bir pozitif ayrimcilikmish ama ben hep yanlis anlamishim; "belli bir hafta sayisini gecirmish saglam bedenli fetus isen dogurulmaya ve bu dünyanin acimasizliklarina katlanmaya mahkumsun, ama sakat bi fetus isen muafiet taniris sana... tek derdimiz, hepimizin hayal edip durdugu, tüm sakatliklardan arindirilmish o mükemmel dünyaya kavushma ugrunda mümkün olan en güzel katkida bulunabilmen icin firsat eshitligi sunmaktir - sakat haklarinin geregidir bu - yoksa kendimiz icin bishi istiorsak namerdiz" anlamina geliormush meger, de ben göremiomushum... walla neredeyse utanicam shimdi ...


    hakkaten "pozitif ayrimciliga" cok güzel bir örnek bu sakat bebek kürtaji ...

  15. #90
    Üye
    basays Avatarı

    Gerçek Adı
    hüseyin
    Üyelik Tarihi
    23.11-2012
    Son Giriş
    18.06-2017
    Saat
    16:24
    Yaşadığı Yer
    Denizli
    Mesaj
    171
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    4

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    geçmişe gidilse belki bir çok kişi için düşündüğünüz kararlar etrafıda bir karar çıkar. Doğru mudur. Yaşarken geçtiğimiz süreci yaşarken kavramak ne güç. . Belki öğrenmemek bizlerin kaybetmemesi adına kazanç. . Çok zor. İnsan elini kullandığına utanır belki, adım attığına. Atamayan çocuğunu gördükçe. canının kendisinin yaptığı çok şeyden mahrum kaldığını gördükçe elleri el olur, ayakları ayak. Çaba , sonu yaşamın sonuna kadar sürecek. Yorucu olmaz mı elbette olur. Sizin içinizde olduğunuz durumu dillendirme hakkınız yoktur, şikayet ettiğiniz sanılır. Halbuki hal arzdır, dile gelip anlaşılmak ister bazen insan. Eksilmek biraz. Her insan için ihtiyaçtır. Ama size çok görülür.
    Korkularını dile dökmek ister insan.
    Korkmaz mısınız.
    Bir ömür boyu korkarak yaşayacaksınız.
    yarını düşünmekten korkacaksınız.
    yarının size ne getireceğini bilmemek, ya hastalığınızı ve ölümünüzü getirrise geride bıraktığınız cana kim bakacak.
    Bu yaşayanların anlayacağı bir haldir.
    Ama dünyadır.
    Çok hesap etmek, planlamak madem mümkün değildir.
    Düşünmemek ve yaratan yarattığını düşünmüştür elbet deyip ona bırakmak.
    Ve bugüne bakmak , içinde olan hale , üstüne düşeni yapmak.
    Yıllar geçip gittikçe yaşadıkça geriye bakacaksınız. Huzurla dolmuş bir şekilde. Böyle bir rahmet çalacak yakında kapınızı. Bekleyiniz. Ve diyeceksiniz ki yaşıtınız arkadaşınıza ya da kardeşinize
    -Bak yıllar geçmiş , iyi ki de geçmiş. Bak seninde elin yüzün kırıştı, geçti yıllar, ve bana da geçti. Durmadı dünya ben üzüldüm ya da tasalandım diye, açtı hergün güneş üzerimize , gece kapladı akşamları tüm dünyayı. Herşey devam etti, aksatmadan yörüngesinde her varlık üstüne düşeni yaptı. Yaşarken içinden geçtiğimiz acılar dinmeyecek ve günler geçmeyecek sanmıştık . geçmiiiş. Huzur bırakmışım geride bıraktığım yıllara. Bir ele el olmuşum, bir ayağa ayak. Bir cennetlik insana dünyada hizmetkar olmuşum. Kime nasip olur.
    Şükür ömrüm boşa geçmemiş, iyi ki böyle bir hayat verdin bana Rabbim. Madem ki bitecek. Bir işe yaradı yaratılışım, hemde çok işe yaradım.
    Hayat devam ediyor. Ne kadar yorgun olursak olalım, hatta çokta kırgın, bazen bıkkın , acılı.
    Bu hayat müjdeli bir başka ve de sonsuz bir hayata kapı aralıyor.
    Hayal edin ki dünya hayatı bitmiş ve siz cennettesiniz.. İçindeyken yaşadığınız süreci karşıdan ve uzaktan bakıyorsunuz.
    İyi ki aldırmamışım , iyi ki kaybeden olmamışım, iyi ki kararı bana bırakmadın Rabbim , diyeceğinize canı gönülden inanıyor , kolaylıklar diliyorum. Allah her daim yanınızda olsun

    Yaşarken geçtiğimiz süreci yaşarken kavramak ne güç. . Belki öğrenmemek bizlerin kaybetmemesi adına kazanç. . Çok zor. İnsan elini kullandığına utanır belki, adım attığına. Atamayan çocuğunu gördükçe. canının kendisinin yaptığı çok şeyden mahrum kaldığını gördükçe elleri el olur, ayakları ayak. Çaba , sonu yaşamın sonuna kadar sürecek. Yorucu olmaz mı elbette olur. Sizin içinizde olduğunuz durumu dillendirme hakkınız yoktur, şikayet ettiğiniz sanılır. Halbuki hal arzdır, dile gelip anlaşılmak ister bazen insan. Eksilmek biraz. Her insan için ihtiyaçtır. Ama size çok görülür.
    Korkularını dile dökmek ister insan.
    Korkmaz mısınız.
    Bir ömür boyu korkarak yaşayacaksınız.
    yarını düşünmekten korkacaksınız.
    yarının size ne getireceğini bilmemek, ya hastalığınızı ve ölümünüzü getirrise geride bıraktığınız cana kim bakacak.
    Bu yaşayanların anlayacağı bir haldir.
    Ama dünyadır.
    Çok hesap etmek, planlamak madem mümkün değildir.
    Düşünmemek ve yaratan yarattığını düşünmüştür elbet deyip ona bırakmak.
    Ve bugüne bakmak , içinde olan hale , üstüne düşeni yapmak.
    Yıllar geçip gittikçe yaşadıkça geriye bakacaksınız. Huzurla dolmuş bir şekilde. Böyle bir rahmet çalacak yakında kapınızı. Bekleyiniz. Ve diyeceksiniz ki yaşıtınız arkadaşınıza ya da kardeşinize
    -Bak yıllar geçmiş , iyi ki de geçmiş. Bak seninde elin yüzün kırıştı, geçti yıllar, ve bana da geçti. Durmadı dünya ben üzüldüm ya da tasalandım diye, açtı hergün güneş üzerimize , gece kapladı akşamları tüm dünyayı. Herşey devam etti, aksatmadan yörüngesinde her varlık üstüne düşeni yaptı. Yaşarken içinden geçtiğimiz acılar dinmeyecek ve günler geçmeyecek sanmıştık . geçmiiiş. Huzur bırakmışım geride bıraktığım yıllara. Bir ele el olmuşum, bir ayağa ayak. Bir cennetlik insana dünyada hizmetkar olmuşum. Kime nasip olur.
    Şükür ömrüm boşa geçmemiş, iyi ki böyle bir hayat verdin bana Rabbim. Madem ki bitecek. Bir işe yaradı yaratılışım, hemde çok işe yaradım.
    Hayat devam ediyor. Ne kadar yorgun olursak olalım, hatta çokta kırgın, bazen bıkkın , acılı.
    Bu hayat müjdeli bir başka ve de sonsuz bir hayata kapı aralıyor.
    Hayal edin ki dünya hayatı bitmiş ve siz cennettesiniz.. İçindeyken yaşadığınız süreci karşıdan ve uzaktan bakıyorsunuz.
    İyi ki aldırmamışım , iyi ki kaybeden olmamışım, iyi ki kararı bana bırakmadın Rabbim , diyeceğinize canı gönülden inanıyor ,tüm yaşayanlara kolaylıklar diliyorum.




Sayfa 6 / 8 İlkİlk ... 2345678 SonSon