Sayfa 1 / 5 12345 SonSon
Toplam 63 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Editör
    hozgul Avatarı

    Gerçek Adı
    Hakan Özgül
    Üyelik Tarihi
    18.02-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    15:43
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    711
    Alınan Beğeniler
    204
    Verilen Beğeniler
    85

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Tanımı kısaca şöyledir: Engelli bireylerin bağımsız yaşayabilmelerini ve yaşamın tüm alanlarına tam ve etkin katılımını sağlamak ve engelli bireylerin, engelli olmayan bireylerle eşit koşullarda fiziki çevreye, ulaşıma, bilgi ve iletişim teknolojileri ve sistemlerine dâhil olacak şekilde hem kırsal hem de kentsel alanlarda halka açık diğer tesislere ve hizmetlere, “evrensel tasarım” ilkesiyle erişiminin sağlanmasıdır.

    Erişilebilirlik, mevzuat açısından ilk kez 1997 senesinde İmar Kanunu’nda yer aldı. Söz konusu düzenleme kısaca ve mealen şöyle diyor: “Fiziksel çevreyi engelli bireyler bakımından ulaşılabilir ve yaşanılabilir kılın”. Sonra 2005 senesinde kamuoyunda Özürlüler Kanunu diye anılan yeni bir düzenleme ortaya çıktı. O düzenlemede kısaca ve mealen şöyle diyor: “Kamuya açık tüm alt ve üst yapı ile toplu taşıma araçları engelli bireyler bakımından 7 yıl içinde erişilebilir hale getirilecektir.” Hepimizin bildiği üzere yasanın verdiği sürenin dolmasına günler kala 7 yıllık süre 1+2 yıl şeklinde uzatıldı. Üstelik sürenin uzatılmayacağı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin tarafından defaten ve aylar öncesinde deklare edilmiş olmasına rağmen. Edindiğim bilgilere göre süre uzatılmasının en önemli gerekçesi şuymuş: “7 yıl boyunca erişilebilirlik konusunda çalışma yapmayan belediye başkanlarını ve kamu görevlilerini halka karşı korumak.”

    Mevzuat açısından son bir gelişme de Birleşmiş Milletler Engelli Kişilerin Haklarına İlişkin Uluslararası Sözleşme’dir (BMEHS). Türkiye, söz konusu sözleşmeyi imzalamış, sonrasında sözleşmeye taraf olmuş ve sözleşme Anayasamızın 90. maddesi gereği iç hukukun bir parçası haline gelmiştir. Yazımızın başında yer alan tanım nispeten BMEHS’deki tanıma uyumludur. Merak edenler için söyleyeyim; erişilebilirlik BMEHS’nin 9. maddesinde düzenlenmiştir.

    Bu uzun girizgâhtan sonra Türkiye’de erişilebilirliğin mevcut durumunu ortaya koymak, önümüzdeki engelleri sıralamak ve yapılması gerekenlere ilişkin kısa bir bilgi vermek isterim.

    Türkiye’de erişilebilirlik yarım kalmış bir hikâye kitabı gibidir. Öyle ki 400 sayfalık bir kitabın 20. sayfasına ancak gelinmiştir. Nedenleri kısaca şunlar olabilir:

    Türkiye gündemine engelli bireyler ve yaşadıkları sorunlar gir(e)memiştir,

    Engelli bireylerin önemli bir kısmı sokağa çık(a)mamaktadır,

    Tüm ülke neredeyse, 18–40 yaş arası atletik vücutlu erkeklere göre dizayn edilmiştir,

    Erişilebilirlik meselesi engelli bireylerin değil, kentleri herkes için tasarlamayan ve imal etmeyenlerin meselesidir.
    Zira engelli bireyleri engelli hale getiren yeti yitimi değil Onların önüne fiziki ve yapısal engelleri koyanlardır.

    Ülkede eğitim hem nicelik hem de nitelik bakımından zayıftır (ortalama eğitim 4–5 yıl),

    Erişilebilirlik meselesi bir zihniyet devrimi ile başlamalıdır,

    Engellilik meselesi değil halk, Onların haklarını savunan bireyler tarafından bile iyi bilinmemektedir,

    Fakültelerin ders konusu haline daha yeni yeni gelmeye başlamıştır –ki sadece birkaç fakülte ile sınırlıdır,

    Mezun olan ve piyasada vazife üstlenen teknik kadrolar (mimarlar, mühendisler, teknisyenler ve yapımda çalışan işçiler) erişilebilirlik ve standartları konusunda bilgi sahibi değildirler,

    Erişilebilirlik ülkemizde bir kültür olarak yerleşememiştir. Örneğin düzgün eğimle yapılmış bir kaldırım rampasının önüne otomobil park edebilmektedir,

    Engelli bireyler halen toplum içinde 3. sınıf vatandaş muamelesi görmektedir. Örneğin 2007 senesinde İstanbul’da Metrobüs hizmete girerken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin saha kontrol mühendisi bir toplantıda: “Önce sağlamları taşıyalım, rampa ve asansör gibi aksesuarları sonra da yaparız” demişti,

    Erişilebilirlik denilince akla; tuvalet ve rampa gelmektedir. Oysa erişilebilirlik çok geniş bir konudur. Örneğin kapılarda kullanılan kulplar ya da zemine döşenen taşların kayganlığı erişilebilirliğin konusuna girer,

    Hizmet üretenlerin ortak bir dili ve yöntemi bulunmamaktadır. Kimi belediye kaldırıma 2 m2 hissedilebilir uyarıcı zemin döşüyor (ki görme engelli bireylerin yön bulması olanaksız hale getiriyor) kimisi ise rampa eğimini % 40 yapıyor,

    Ülkedeki alt ve üst yapılar ile ulaşım araçlarının bir envanteri bulunmamaktadır. Yani nerede, kaç tane ve ne durumunda bina, kaldırım, otobüs vs. var, bilmiyoruz,

    Değişimi sevmiyoruz, zira statükocuyuz,

    Farkındalığımız zayıf, örneğin tabelalarımız halen kontrast renklerde olamıyor ya da acil hizmetler işitme engelli bireylerin ulaşımına açık değil ya da kanalizasyon kapağının üzerine halen karton koyuyor ve görme engelli bireylere tuzak hazırlayabiliyoruz ya da halen alt yazılı TV programlarımız yok,

    Bırakın bağımsızı, bağımlı bir denetim mekanizmamız bile yok. Zira olsaydı sormamız lazımdı; Nasıl oluyor da Metrobüs erişilemez inşa ediliyor ya da Kayseri çok Büyük Şehir Belediyesi’nin bir tane bile erişilebilir otobüsü bulunmuyor,

    Alanda teşvik hiç yok. Örneğin son zamanlarda tartışmalara konu olan ticari taksiler. Taksiciler isyan ediyor: “Onca taksi nasıl değişecek, dönüşüm için kaç para vereceğiz, uygun araba vardı da biz mi almadık, gibilerinden.” Otomotiv sektöründe AR-GE birimleri işe bir el atsa, taksiciler araçlarını değiştirirken yaptıkları masrafı ÖTV’den düşse. Sen sorunu çözmek iste, çözüm inan o kadar çok ki…

    Adalete erişim sıkıntılı zira bir devlet memurunu yargılatmak deveye hendek atlatmaktan daha zor. Örneğin tüm yasa ve yönetmeliklere aykırı ve erişilemez şekilde imal edilen yapıların sorumluları yargılanamıyor. Sadece milletvekillerinin dokunulmazlığı var sanıyoruz ama devletin her kesimi ve kademesi halktan itina ile korunuyor. Malum, halk sözde potansiyel zarar vericidir,

    Engelli bireylerin haklarını savunan sivil toplum kuruluşlarının çoğu “hak” değil “kendine yardım” temelli çalışmaktadır.

    Evet, farkındayım… O kadar çok sorun sıraladık ki..! Ama hiç endişe etmeyin zira bütün bu sorunları çözmek mümkün. Zira önce istemek, sonra plan ve program yapmak ve en nihayetinde de kaynak aktararak üzerine gitmek gerekir.

    Erişilebilirlik engelli bireylerin tüm temel haklardan yararlanabilmesi için mutlaka hayata geçirilmesi gereken bir kavramdır. AB, erişilebilirlik hakkında şunları ifade ediyor: “Sosyal ve ekonomik yaşama katılımın ön şartıdır.” Açıkça söylemeliyiz ki ülke olarak bu ön şartı sağlamış değiliz. Hatta erişilebilirliği sağlamamakla en kutsal ve öncelikli olan yaşama hakkını dahi ihlal ediyoruz. Lütfen Ankara’da kaldırıma çıkamadığı için sokaktan ilerlemek zorunda kalan ve bir çöp kamyonunun altında kalarak can veren Nevzat’ı unutmayalım. (Nevzat’ı merak edenler Nevzat bağlantısına göz atabilir) İşte erişilebilirlik bu kadar önemli ve hayati bir konudur.

    Son olarak şunu söyleyebiliriz; erişilebilirlik sadece engelli bireyleri ilgilendiren bir husus değildir. Örneğin pusetli ebeveynleri, geçici sakatlık yaşayan bireyleri, hamileleri, 0–5 yaş arası çocukları, 65 yaş üstü bireyleri ve hatta mübalağa etmek gerekirse topuklu ayakkabı giyen kadınları dahi ilgilendirir.

    Herhangi bir yeti yitimi olmayanlara bir tavsiye:

    Lütfen bir gün sokağa çıktığınızda herhangi bir yeti yitiminiz olsaydı nasıl hareket ederdeniz, bunu düşünebilir ya da gözlemleyebilir misiniz?

    Herhangi bir yeti yitimi olan bireylere bir tavsiye:

    Engelli bir birey Cumhurbaşkanı ya da Başbakan olamayacağına göre, engelli bireyler ve Onların haklarını savunan kurum ve kuruluşlar iyi bir izleme mekanizması kurmalı ve her fırsatta tüm demokratik hakları sonuna kadar kullanmalıdır diye düşünmekteyim. Halka yaşadığımız sorunları anlatmalı, anlatabilmeliyiz.


    Hakan Özgül

    17.03.2013

  2. #2
    Üye
    In Tıme Avatarı

    Gerçek Adı
    Ahmet
    Üyelik Tarihi
    26.02-2013
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    65
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sıkça okuyorum yazıda hoş ama ulaşımda nahoş gelde erişelim muradımıza. Ben ve benim gibi olanlar sosyal bir cambaz olarak er niyetine gömüleceğiz! Maddeler malesef bize değişmeyen materyaller olarak hayatımızda olacak ve gördüğüm tekim hepimiz tekiz bir de olamıyoruz ki nasıl eriştiğimizin ıspatı olsun..

  3. #3
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    16:42
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.941
    Alınan Beğeniler
    954
    Verilen Beğeniler
    1.250

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Aslında kente, kamusal alana ve kamu hizmetine bakışı tümden değiştirmek lazım. Şöyle ki, "kentleri engelliler için erişilebilir hale getirmek" demek, aslında fazladan birşeyler yapmış ve fazladan bir övgüyü hak etmiş kamu idaresi algısını da beslemek demek.
    Sanki herşeyi baştan dışlayıcı/engelleyici şekilde yapmak kaçınılmaz, sanki "yaya yolu" deyince eşşek anırtan kaldırım olmazsa olmaz, sanki yolların ortasına ağaç-direk-tabela koymak şart, sanki binalar-yollar herkesin erişimine uygun yapılamaz, sanki engelleyici mimari ile engelsiz mimari arasında maliyet açısından ürkütücü bir fark var (mazallah devlet/belediyeler o kadar kıt bir gelire sahip ve harcama yaparken o kadar ama o kadar özenli ki!), sanki her şey daha en baştan yapılırken birilerini dışlamadan yapılamazmış gibi...
    Hiç de değil. Her şey daha en baştan herkes için uygun yapılmak zorunda olsa, birilerini ya da bir grubu dışlayan bina-ulaşım-hizmet ortaya koymak ayıp olsa, insanlar tekerlekli sandalye kullanan biri bir yere erişemediğinde mahçup olsa, hadi iktidar diliyle söyleyelim, hizmet sunarken birilerini dışlamak suç olsa, ne gerek var "engelliler için erişilebilirlik" geyiği yapmaya!?

    Çok mu zor bu?

  4. #4
    Editör
    hozgul Avatarı

    Gerçek Adı
    Hakan Özgül
    Üyelik Tarihi
    18.02-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    15:43
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    711
    Alınan Beğeniler
    204
    Verilen Beğeniler
    85

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili Bülent,

    Erişilebilir bir kaldırım yapmak daha az maliyetlidir ve daha az malzeme gerektirir. 30cm kaldırım yapmak için kullanılan beton, stabilize, kaldırım bordürü vs daha maliyetlidir. En son katıldığım Ulaştırma Bakanlığı'nın toplantısında belediyeler paramız yok demişti. Benim anlamadığım; festival yapmaya, konser vermeye ve belediye başkanlarının altında son model makam arabaları almaya para nerden buluyorlar?

  5. #5
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    16:42
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.941
    Alınan Beğeniler
    954
    Verilen Beğeniler
    1.250

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kamu hizmetinden yararlanma esnasında "neden bu metrobüs benim kullanımıma uygun değil" ya da "neden bu duraktaki asansör çalışmıyor", ya da "neden burada rapma yok" dediğimizde, kamu hizmeti sunan kişilerden nasıl cevaplar alıyoruz?

    Bu konuda arkadaşlarımız kendi başından geçen olayları paylaşırsa, tartışma açısından çok yararlı olur.

  6. #6
    Üye
    buyucu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    05.10-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    16:16
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    2.360
    Alınan Beğeniler
    33
    Verilen Beğeniler
    13

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili bülent haddim olmayarak bir soruna cevap vereceğim.Asansöre binen bir tekerlekli sandalyeli kimse görmedim. Asansör çalışıyor bülent...Lakin öküzleri taşımaya yarıyor...Kapasitesi üstünde öküz taşıdığından bozuluyor. İnsanları bilinçlendireceksin ki önce...

  7. #7
    Editör
    KKELEBEKK Avatarı

    Gerçek Adı
    Kısmet
    Üyelik Tarihi
    23.10-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    16:52
    Yaşadığı Yer
    KONYA
    Mesaj
    22.079
    Alınan Beğeniler
    198
    Verilen Beğeniler
    87

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yapılanların çoğu göstermelik .. X resmi dairesinde engelli rampası var. Scooterle rampadan çıkarken neredeyse I çiziyorsun, o kadar dik bir rampa. hafif bir arkaya doğru gitsen tepe taklak olacaksın, scooterle hemde! Yüreğin ağzında tam zirveye vardım diyorsun, karşında duvar! Kapı yarım metre yan tarafta, Z çizmen gerekiyor yarım metrelik bir zeminde kapıdan girebilmek için.. Hiçbir hata yapma şansın yok, yanlışlıkla dümeni bir kırsan mazallah! En az 6-7 kişi erkek çember çiziyor etrafında!

    Kaldırıma sıfır bir kuruma girsen dahi mobilyalarla ve insan kalabağıyla savaşıyorsun.. Bekleme yapmak için duracak bir yer bulmak çoğunda imkansız..

    Diğer bir konu kaldırımdaki rampalar..
    Ben polis aracının park ettiğini biliyorum.. Polis merkezinin önündeydi rampa, ablam çıkıp çağırmıştı çekmeleri için..

    Diş merkezinin girişi.. bir karış yüksek kaldırım sonrası rampa var.. Ve yine kapının kapalı tutulan tarafında.. Önce o kapının yan tarafını açtıracaksın.. Ama oraya varmadan önce scooterin önleri kaldırılacak o kaldırımdan kurtaracaksın sonra hemen rampaya, rampayla kaldırım arasında tekerlerin sığacağı kadar yer yok.. Scooterin arkadan desteklenmesi şart.. Hatta hiç unutmuyorum 10 yaşlarında bir çocuğun nasıl koşarak geldiğini o rampadan kurtarabilmek için scooterimi.. O an o anne nasıl bir çocuk yetiştirdiğini görüp, yaşadığı gururu son damlasına kadar hakediyor! Bu kadarla kalıyor mu? Sol tarafta bozuk bir asansör, sağ tarafında merdivenler, insanın kendini dümdüz ilerleyip alt kata inen merdivenlere bırakası geliyor! Dişinin ağrısını zaten unutuyorsun.. Çaresiz evin yolunu tutuyorsun yeniden..

    Büyük bir marketin girişindeki rampanın önüne park etmiş aracı anons ettiriyoruz, bir geliyor vatandaş kolu alçıda.. Hani hepimiz engelli adayıydık? İlk defa insanların ezberledikleri 'engelli adayıyız' lafından ne anladıklarını çok merak ettim. İllaki evden çıkamayacak duruma mı gelmeniz gerekiyor? Beter ol(!)/ma e mi..

    Lütfedip engelli rampası koyan o büyük marketlerin iç düzenlerini saymaya kalksam zaten ohoooo! Aynı şekilde asansörü içinde geçerli, asansöre zar zor ulaşıyorsun yukarı bi çıkıyorsun kapısının önünde ne ararsan var.. Hadiiiii geri döön arkanıı dön ve rampadan in çık git..

    O rampalardan çıktıktan sonrası düşünülmüyorsa herşeyden önce zihinlere erişebilmek lazım.. Buda o rampaları oraya koymaktan daha zor..

    Erişelemediğinde biz yardımcı olalım diyorlar, kalıcı çözümlere dair hiç kimsenin bi fikri yok.. O an seni atlatmaya! çalışıyorlar, o rampadan yada asansörden yani.. Güçleri sadece scooterime yetiyormuş gibi!..

    Rampaları aşıyorsunda bir şekilde, zihinleri aşamıyorsun..

    Geçen hafta pazara çıktık, dar bi yoldan geçmeye çalışırken muhtemelen obezite hastası olduğunu düşündüğüm kadın bağırarak bunların ne işi var burada diyor, sonra duyduğumu farkedip hemen önümdeki pazar arabasına çeviriyor hedefini. Yerseeenn! E be ablacım sen benim scooterimden daha fazla yer kaplıyorsun! diyesi geliyor insanın..

    Zihinlere erişemedikçe böyle gelmiş böyle gidecek gibi görünüyor bu düzen..

  8. #8
    Sakatlık Çalışmaları
    Can Evren Avatarı

    Gerçek Adı
    Can
    Üyelik Tarihi
    25.10-2009
    Son Giriş
    02.11-2013
    Saat
    17:25
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    26
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Gündelik hayatta böyle sinir bozucu, engelleyici durumlarla karşılaşınca ne yapılabilir sorusu geliyor akla: Gündelik hayatın engelleriyle karşılaşınca ne yapmalı?

    Öfkelenmek ve karamsarlığa düşmek kaçınılmaz tabii; fakat sırf öfkelenmek ya da "bütün sistem, bütün yasalar, bütün zihniyetler değişmeden hiçbir şey değişmez" demek de insanı daha da karamsarlığa iten hisler değil mi? Peki, bireysel çabaların ötesinde bir gündelik müdahale taktiği geliştirmeyi düşünemez miyiz?

    Tartışmaları okurken şöyle bir fikir geldi aklıma: Bu tartışmalara katılanlar olarak, böyle durumlarla karşılaşıldığında hemen oracıktaki kuruma (o kurumdaki yetkiliye) teslim edilecek bir protesto yazısı yazsak veya bir afiş tasarlasak ve bunu foruma yüklesek? Bu sayede forum kullanıcıları sokağa çıktığında yanına bu kınama ve değişim talebi içeren yazıdan birkaç kopya alıp çıkar? Forumda bunu teşvik edebiliriz? Aynı kınama ve değişim talebi yazısı, ısrarla, Türkiye'nin farklı farklı yerlerinde dağıtılmaya başlasa ve bu bir sakat alışkanlığı haline gelse etkili olabilir mi? Güzel bir tasarımı da olsa?

    Şahsi çabalardan daha güçlü bir hareket çıkabilir mi ortaya? Ya da müdahale etmesi için ille de devlet kurumlarını beklemekten?

    Yasaları değiştirme mücadelesi boşadır anlamında söylemiyorum tabii ki; sadece, belki engellenmeden duyulan o anlık öfkeye denk düşecek bir kolektif ve gündelik bir eylem biçimi olarak tasarlanabilir?

    Belki bu tartışmaları, "internetin verdiği olanakları kullanarak gündelik hayatı kolektif bir çabayla nasıl değiştirebiliriz" sorusunu sormak için de kullanabiliriz...

  9. #9
    Editör
    hozgul Avatarı

    Gerçek Adı
    Hakan Özgül
    Üyelik Tarihi
    18.02-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    15:43
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    711
    Alınan Beğeniler
    204
    Verilen Beğeniler
    85

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili Can,

    Fikir gayet hoş. Teşhir etmek bir de internette iyi örgütlenmek lazım. Nasıl olur meselesinin tartışılmaya ihtiyacı var...

    Erişilebilirlikle ilgili ilginç diyaloglara birkaç örnek vermek istiyorum.

    - Buraya engelliler gelmiyor zaten,
    - Kaç tane engelli var ki,
    - Güvenlik yardım ediyor,
    - Buraya kadar gelip de ne zahmet edecek canım,
    - Sahibin yok mu yanında (mübalağa etmiyorum, gerçek ve yaşanmıştır)
    - Refakatçin nerede senin
    - Ben de kafadan sakatım (asansörleri kullananlardan gelen cevaplar)
    - Bi müsaade edin şu özürlü arkadaş binsin (asansörün önünde bekleyen bir centilmen)
    - Madem sakatsın niye çıktın ki sen dışarı,
    - Dışarıya hizmetimiz yok ama (binaya giremediğin için kapıdan iş halletmek isterken aldığınız cevap)
    - Biz bile (yani normal insanlar, o da ne demekse) zor biniyoruz sen nasıl bineceksin,
    - İlerleyemiyoruz şoför bey, özürlü var otobüste (çok yer kapladığını söylemeye çalışıyor)
    - Şuna bak biz burada yaşlı insanlar ayakta gidelim beyefendi keyif yapsın (oturduğum tekerlekli sandalyeyi otobüsün koltuğu sanan bir hanımefendinin bana eleştirisiydi),
    - Alamam,yer yok (otobüse almak istemeyen şoförün tavrı)
    - Bedavacılar geldi gene (otobüse almak istemeyen halk otobüsü şoförünün tavrı)
    - Bu otobüse akülü sandalyelerin binmesi yasak, otobüsün beynini bozuyor,
    - İşitme ve görme engelli bireyler yalnız gelmiyor ki ne lüzumu var bunca düzenlemeye,
    - Acımak, merhamet ve yardım etmek bizim milli duygularımız neden rahatsız oluyorsunuz ki (bir büyük şehrin vali yardımcısı. bir de sonuna ekledi vallahi avrupa'da bulamazsınız)

    Aklıma gelenler bunlar...

    Ayşe Hanım Merhaba,

    İdare makamının 3 türlü cevabı vardır:
    1- Sorunu çözmeye yönelik, kabul anlamında,
    2- Sorunu yok görmeye yönelik, red anlamında,
    3- Sorunu ne kabul eder ne red eder, yuvarlak cevap verir. Çalışmalara başlanacaktır gibi...

    Diğer taraftan yapı deneti kanununda erişilebilirlikle ilgili bir düzenleme bulunmamaktadır ancak her ilin imar yönetmeliği ayrıca çıkar. oraya bakmak lazım. bir de imar kanununda var bir düzenleme ama özel teşebbüsün binalarına doğrudan atıfta bulunmuyor.

  10. #10
    Üye
    gezginemlak Avatarı

    Gerçek Adı
    ismail
    Üyelik Tarihi
    04.02-2008
    Son Giriş
    01.06-2017
    Saat
    19:13
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    568
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    akulu sandelye için heyet raporu alirken; hekimlerden birisi şöyle dedi;bu araçı trafikde kullanacaksin ,trafikde kullanabilmek için aslinda ayrıca '' h '' sınıfı surucu belgede gerekli.kaldırımda gidemeyecegin için mecburen taşit yoluna gireceksn.görevli polis memuru sana surucu belgesi sorabilir.kaza oldugunda ehliyetin varmi denebilir.

    sorunlar yetmiyor gibi birde üç aylık maaşları keserlerse.evden dışari hiç çıkamaz oluruz...

  11. #11
    Sakatlık Çalışmaları
    volkan.yilmaz Avatarı

    Gerçek Adı
    Volkan
    Üyelik Tarihi
    09.03-2009
    Son Giriş
    21.05-2013
    Saat
    17:10
    Yaşadığı Yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesaj
    46
    Alınan Beğeniler
    8
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Herkese selamlar,

    Hakan, art arda sıraladığın diyaloglar insanın kulağında çınlıyor!

    Can'ın önerisini çok beğendim. Bence de standart bir dilekçe oluştursak, bunu artık (yeni medya kullananlar ve bu medyayı kullanmaya parası olanlar için söylüyorum) anında twitterla bile göndermek mümkün. Bunu da Forum'a yüklemek pratik olabilir. Ya da bir blog açılıp, bu dilekçe örneği yüklenebilir.

    Bu arada Engelsiz Erişim Derneği diye bir dernek var. Sanıyorum onlar erişilebilirlik alanında hak temelli faaliyet gösteriyorlar. Websitelerine bakmakta fayda var.
    Engelsiz Erişim Derneği

    Erişilebilirlik açısından iyi örnek biliyor musunuz? Fiziksel de olabilir, bilgiye hizmete erişim de olabilir. Bazen iyi bir örnek bulup, "hayret nasıl olmuş da bizim memlekette böyle bir şey olmuş" sorusunun peşine düşmek faydalı olabiliyor.

  12. #12
    Editör
    hozgul Avatarı

    Gerçek Adı
    Hakan Özgül
    Üyelik Tarihi
    18.02-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    15:43
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    711
    Alınan Beğeniler
    204
    Verilen Beğeniler
    85

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Volkan Selamlar,

    Benim çalıştığım binada erişilebilirlik kurallarının önemli bir kısmına uyuldu ama halen eksiklikler var. Mesela asansörü seslendirdik ve kabartma yazı uygulaması kullandık. Önemli ve tehlike içeren yerlere hissedilebilir zemin uygulaması yaptık. Girişte dik bir rampa vardı platform asansörü koyduk. Engelli bireyler için tuvalet yaptık. Camlar renklendirildi ve uyarı şerit çekildi. Bankolardan biri tekerlekli sandalye kullanıcıları bakımından erişilebilir hale getirildi. Cam kapı altlarına çarpma levha döşendi. Çözemediğimiz meseleler ise kapı kupları, kaygan zemin, takip çizgileri, basmak basgaçları ile rıhleler arasındaki tırnaklar, küpeşte çapları.

    Matbu dilekçe kısmında şunu önerebilirim. Dilekçenin önemli bir kısmı matbu olabilir ama dinamik yerleri de olacak şöyle ki; Dilekçenin ilk kısmı kişinin şikayetine ilişkin, ikinci bölümü dayanak ve hukuki gerekçe, üçüncü bölüm ise talep şeklinde olabilir. Burada statik yer 2. bölüm olabilir ancak. Bazı örnek dilekçeler hazırlanıp konulabilir. İlham vermesi açısından dilekçe yazma kuralları için: Dilekçe Yazma Ve Takip | Ayrımcılığı Önle ve örnek dilekçeler için : Dilekçe Örnekleri | Ayrımcılığı Önle bağlantıları kullanılabiliriz.

  13. #13
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu konuda söylenebilecek her şeyi İstanbul'da yeni yapılan binaların girişlerindeki rampalar özetliyor. Haşmetlü devletemizin erişilebilirlik konusuna bakışı o rampalar kadar çarpık ve suçlu. Bırakın bir engellinin çıkmasını bir tankın bile aşma şansı olmayan bu rampalar neden yapılıyorlar o halde. Çünkü proje de yapılması gerektiği yazıyor. Peki işlevini yerine getiremeyecek bu rampalar risk oluştur muyor mu? Hem de nasıl. Eminim o rampalar bir çok insanın sakatlanmasına ve belki de ölmesine neden olacak. Ne acı değil mi! Engellilerin kullanımı için yapıldığı söylenen rampalar yeni engelliler yaratıyor. Yapılmış olmak için yapılmış rampalar demokrasimizin, ahlakımızın, haysiyetimizin ve bilincimizin seviyesinin de aynası aslında. İyi insanlar değiliz. Maalesef bu ülke iyi insanların ülkesi değil. Çünkü bunca çarpıklığı iyi insanlar sindiremezlerdi. Çarpıklığı, haksızlığı vicdansızlığı kanıksıyoruz. Ki insan dediğin, kanıksayarak çürür.

  14. #14
    Editör
    hozgul Avatarı

    Gerçek Adı
    Hakan Özgül
    Üyelik Tarihi
    18.02-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    15:43
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    711
    Alınan Beğeniler
    204
    Verilen Beğeniler
    85

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Merhaba Pegasus,

    Sorunun kaynağı sanki bilgi sahibi olmamaktan kaynaklanıyor. Zannediyorum ki hiç kimse insanlar yaralansın diye dik rampa yapmıyordur. Bu rampadan çıkar sanıyor. Birde kendisinden talep edilen iş yerine getirilmiş olsun. O erişilemez rampayı yaparken para harcıyor, zaman harcıyor ve bir de emek. Bilgi ve bilimi kullanmamak sorunun kök kaynağı sanırım. Bugün diplomalı meslek erbaplarının önemli bir kısmı bile rampa eğimi yüzde kaç olmalıdır bilmiyor ki. Meraklısı için belirtelim: erişilebilirlikle ilgili TSE'nin iki standardı birçok sorunu çözmek için kaynak niteliktedir. TS 9111 ve TS 12576

  15. #15
    Üye
    exof Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.07-2005
    Son Giriş
    09.12-2017
    Saat
    22:03
    Yaşadığı Yer
    dünya
    Mesaj
    511
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    erişebilirlik çok alt başlık içersede ben rampalardan bahsetmek isterim .Teknik olarak bir rampa eğiminin ne kadar olması gerektiği hakında bir standart varmı varsa tanjantı kaç bunun?
    yaşadığımız şehirdeki rampalara gelince kamusal ve özel alanlardaki bireysel teşebüslerle rampa talebim karşısında olumlu sonuçlar aldım,ancak malesef evlere şenlık rampalar o rampalara tırmana bılmem için en az iki kişinin benı itmesi gerekiyor ilgili kişilere sordum evet)ya şimdi bu rampamı evet; süper akulu sandalye olsa rahat çıkar diyorlar. Arkadaş ben manuel sandalye kulanmak ıstıyorum .Meslek mensubu oalrak bağlı olduğum odanın bınasında rampa yapıldı ancak ne rampa evlere şenlık inip çıkmam için iki kişinin desteğine ihtiyaç duyuyorum dolayısıyla hayatı olmayan bır konu olmadıkça odayada uğramıyorum yine bınada konferans ve semıner salonuna asansor çıkmıyor bende mecbur kalmadıkça semıner ve konferanslara gitmiyorum .Şuan çalıştığım kamu kurumun idari binasında asansor yok idare ile işlerimi aracılarla haletmek zorunda kalıyorum ) daha neler neler erişiyorum ama nasıl telefonla süper erişiyorum yada sanal olarak




Sayfa 1 / 5 12345 SonSon