Sayfa 1 / 2 12 SonSon
Toplam 24 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    alperakar Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.10-2008
    Son Giriş
    16.01-2009
    Saat
    04:40
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    19
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Merhaba, endüstri ürünleri tasarımcısıyım. Şu an iç mimari yüksek lisans programında öğrenciyim. Proje ve tez konumu "herkes için tasarım felsefesiyle mevcut şehiriçi otobüslerin analizi ve tasarım önerisi" olarak belirledim.

    Önümüzdeki iki ay boyunca mevcut otobüslerden birine, iç mekan tasarımı önerisi olacak bir projeyi gerçekleştirdikten sonra meseleyi daha derinlemesine ve sosyal yönleriyle ele alarak tezimi yazacağım.

    Bu başlığı açma amacım forum kullanıcıları ile bilgi ve fikir alışverişinde bulunmak, çalışmalarımın gidişatını ve sonuçlarını buraya aktarmaktır.

    Fakat öncelikle bazı şeyler söylemek istiyorum. Taşıtlara binmemde bana engel teşkil edecek bir durumum yok. Yakın ve uzak çevremde de bu durumda bir tanıdığım yok. Fakat özellikle İstanbul gibi şehirlerde bir şekilde önüne engel çıkan vatandaşların yaşadıklarını görüyor, tahmin ediyor, hissediyor ve dert ediyorum. Bu konuda çalışmayı da uzun yıllardır istememe rağmen şimdiye kısmet oldu. Büyük bir heyecanla, fikirlerle, emekle bu işe giriştim. Ama çok karamsarım. Bu ülkedeki yöneticilerin, yerel idarecilerin hayatımızın yalnızca belli noktalarında bizi düşünmesi/düşünmüş gibi yapması ve devede kulak icraatlarını reklam olarak kullanmaları yüzsüzlüğü beni çıldırtıyor!

    Konu sadece bu bahsettiğim yönetici kısmı (ya da tavan) değil... Halk, yani tabanın yansıması bu. İstanbul'un uç bir semtinde Kayışdağı'nda oturmam ve sıkça Beylikdüzü'ne gitmem sebebiyle ortalama bir İstanbullu'dan çok daha fazla sayıda taşıt, (özellikle otobüs) kullanıyor ve içlerinde vakit geçiriyorum. Halkın toleransı (buna tolerans demek saçma ama...) o kadar yüksek ki, a noktasından b noktasına ulaşmak için inanılmaz şekillere girip inanılmaz süreleri o şekilde geçirebiliyorlar. Bu akıl almaz esneklik zaten keşmekeş olan ulaşım sorununun temel taşı "taşıtlar"ı çözülmesi zor bir boyuta taşıyor.

    Otobüslerde bu sebeple geçirilen kalitesiz zamanları geçtim, yolcu ve şoförlerin bilindik tutumları yüzünden tüm İstanbullu'ların ölüm ve yaralanma tehlikelerini geride bırakmak için, özellikle iniş ve binişlerde atletik yetenekleri gelişmiş olmak zorunda!

    Çalışan "akademisyen ve öğrenciler"den biri olarak şimdiye dek bu konuda yapılan, yapılmakta olan ve yapılacak tüm projelerin kütüphane rafında kalmanın dışında etkilerinin olmasını arzu ediyorum. Ama dediğim gibi karamsarım. 3 sebebi var. Halk, idare ve uygulama. Halk duyarsız. halk kendi içine dönük ayrı ayrı bireylerden oluşan, işine geldiğinde birleşen hantal bir kitle. İdare adı üzerinde durumları "şimdiki zaman" ölçeğinde idare etmeye çalışan, şekilci kültürümüzü çok iyi kavramış bir organ ve şekilci çözüm(!)ler bulmakta üzerlerine yok. Uygulama konusu ise trajikomik boyutu işin. Örnek: Toplu taşımaya giden bir turnike sırası var. 3 turnikenin yanında bir de engelli turnikesi var. Harika! ama çevreye bir göz attığınızda oraya inen ne bir asansör var, ne bir platform... 3 yandan, (yeterince çok sayıda yayayı alabilmesi için) inşaa edilmiş 30 küsür basamaklı dik merdivenler var. Yani sonradan yapılması da çok zor bir rampanın. İşte dişlerimi sıkmama sebep olan şekilciliğimiz bu. 90'lı yılların ortasında "özürlü otobüsü" diye 7 (YEDİ!) adet alınarak 10 sene sonra çoğu hurdaya çıkarılan otobüsler gibi. Şekilcilik, ya da gösterme hizmet olur ama... 10 milyon istanbulluya 7 otobüsle göz boyayarak da değil!

    Kısaca: halk olarak hakkımızı talep etmiyoruz. Halkın talep etmediğini yöneticiler hiç mi hiç sunmuyorlar. Hasbelkader gerçekleşen uygulamalar ise sinir bozucu bir şekilde yarım yamalak. Böyle olacağına hiç olmasın! dedirtiyor. Metrobüs uygulaması buna çok güzel örnek teşkil ediyor. Başından sonuna... Denene göre araç 1.5 santime kadar durağa yanaşabilecek. Ama şoförler 50-60 santim bırakıyorlar. Kaç çocuğun elinden tuttum karşıya geçirdim...

    Bir de bu işin otobüsle, durakla bitmeyeceğini biliyorum. Bu forumlarda okudukça herşeyin bireysel mücadeleyle bir yere kadar getirilebildğini, sonraki yarı tıkanıklığın ise çevreyle, komşularla, belediyelerle sürekli mücadele edilerek giderilmeye çalışıldığını görüyorum. Benim proje ve tezim uzun bir yolun sadece bir kısmına etki edecek. Bu kısmı olabildiğince düzgün ve gerçekçi yapabilmek yegane amacım. Son söz olarak, 23 Ekim 2008'deki bu duygu ve düşüncelerime rağmen, büyük umutlarla bu işe girişiyorum.

    Tekrar görüşmek üzere.

  2. #2
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    01:15
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.943
    Alınan Beğeniler
    958
    Verilen Beğeniler
    1.251

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tüm aşamalarda elimizden gelen katkıyı yapmaya çalışacağız... Yeter ki isteklerini olabildiğince somut olarak ifade et. Yıllardır internette dolaşan biri olarak, maalesef yükün çoğununun sana düşeceğini biliyorum. O yüzden "somut talep" sözünün altını çiziyorum. Aksi halde karamsar olmak için 4. sebep olarak sakatların kendi yaşamlarına duyarsızlığı maddesini ekleriz

    Toplu ulaşım araçlarında iç mekan için en çok önemsediğim şey, araç hareket halindeyken özellikle tekerlekli sandalye kullanıcıları için güvenlik şartlarının gerçek anlamda sağlanması. Uyduruktan kayışlar bir işe yaramıyor çünkü...
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  3. #3
    Üye
    shukufe Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.01-2007
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    5.454
    Alınan Beğeniler
    114
    Verilen Beğeniler
    168

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    :lol: valla iyi diyosunda tasarimci arkadas
    turkiye gercekleri goz onune alininca sizin tezde kullanmayi dusundugunuz tenkit dili biras fazla degilmi
    durakta arbayi bulmusuz tikis tikis ayakta bile olsa iki ayaginin ustunde duranlar icin nimet bence
    tabi arabalarin tasarimlarini begenmiyoruz o koltuklar felan
    otururken iyi kiro sofor hizli bi fren yapinca haydiii kayiyosun bos bulunursan eyvah
    sunu tasarlayanlarda oturma yerinin arka tarafina birazicik egim vererek tasarlasaydi
    helede ankarada portakal sari koltuklar pis bakimsiz goz zevkimizi harap ediyordu neyse yeni gelenler lacii
    size kolayliklar diliyorum

  4. #4
    Üye
    alperakar Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.10-2008
    Son Giriş
    16.01-2009
    Saat
    04:40
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    19
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Oturanboğa, verdiğiniz anahtar kelime (somut talep) için çok teşekkür ederim.

    Şimdiye kadar göz gezdirdiğim bağlama şekilleri beni de tatmin etmedi. En mühim çözümlerden biri bu olacak sanırım.

    shukufe'ye:

    elbette bu dil akademik bi dil değil. Keşke "bilim" ya da "bilimsel araştırma" adı altında geçen tüm işlerde anarşiye biraz göz yumulsa! Usturupluca önümüzü ilikleyip ellerimizi kavuşturup en rafine sözlerle çarpıklıkları açığa vurmak çok yorucu oluyor. Akademik çevreye alışık olmayan benim için daha da çok Burada samimi olarak içimdekileri, yani başlamadan önceki düşüncelerimi paylaşmak istedim.

    ergonomi ile ilgili bazı sıkıntılarla ilgili de: Fabrikadan insani ölçüler, insanı birimlerle gelen taşıtların, bir miktar daha fazla yolcu alabilmesi için oturma birimleri sıklaştırılır. Bu sırada tabii oturma birimleri mümkün olduğunca dik konuma getirilir ki belki bir iki sıra daha kazanılsın. Ya da almanyadan gelen otobüslerin aslında durak frenleri vardır yani kapıları açıkken hareket etmezler... Ama şoförlerin uyum sağlayamadığı gerekçesiyle, ön kapı açıkken otobüsün hareket etmesi sağlanır... Yolcu ilk adımını attığı anda otobüs uçar gider!

    Renk de önemli bir sorun! Değindiğiniz için teşekkür ederim.

  5. #5
    Üye
    alperakar Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.10-2008
    Son Giriş
    16.01-2009
    Saat
    04:40
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    19
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tekrar merhabalar,

    Bu geçen dönemde, bürokrasiyi göz önüne alarak kurumlarla iletişime (erkenden) ağırlık verdim. İETT ve Mercedes-Benz Türk, araç mevcudiyeti açısından (İETT'nin malı Mercdes otobüsler) ağırlık verdiğim iki kurum idi.

    Kaos ortamındaki, yani İstanbul ve Türkiye'deki düzeni düşününce bu görüşmeler çok kırıklı grafikler çiziyor. Kurumsallık olmadığı için bazı noktalardan beklediğinizin üzerinde bilgi alabiliyorken bazen ummadığınız yerde yüzünüze kapılar kapanıyor. Ben üzerimdeki [öğrenci] yaftasına aldırmadan tüm cesaretimle "siz kimin aracılığıyla..." "hangi firmadan..." gibi soruları yanıtsız bırakarak sade vatandaş girişimimle devam ediyorum.

    Not düşüyorum:

    1) Mercedes-Benz Türk: fabrikasının Geliştirme departmanında çalışanlarla görüşmelerde bireysel olarak bazı faydalı bilgiler alabildiysem de, departman yöneticisinin kesin tavrıyla "size vakit ayırma durumumuz yok" (tabii bunu lisan-ı münasiple söylemeye çalıştı), sonrasındaki teknik yardım ve desteğin, bilgi ve fikir alışverişinin önü tıkanmış oldu. Öyle ki daha sonraki bir dönemde almak istediğim 2. bir randevuya dahi olumsuz yanıt verdi. Kayışdağı'ndan Hoşdere'ye güzel bir yolculuk yapmış oldum. Bol bol düşündüm.

    2) İETT: garajlara erişim, araçlara erişim, iett verilerine erişim için başvuru, izin sürecindeyim. İlginç bir süreç... Demin kurumsallık demiştim. Burada ise çeşitli görevlerdeki memurlar size rest çekip, sorguya alıp, tepeden tırnağa sizi "kesiyorlarken", bir kapının açılmasıyla farklı bir dünyadan, sizinle konuşurken önünü ilikleyen, değerli vaktini ayıran, irtibatlar veren, felsefe yapan son derece kibar ve işinin ehli olduğu izlenimi veren memurlar da çıkabilyor.

    Elbette bilgi ve fikir alışverişinde bulunulabilecek daha çok kurumlar var. Türkiye'de otobüs üreten Temsa, Otokar, Isuzu vs. gibi... Onlarla da irtibatlarım başlıyor ya da sürüyor.

    Teknik yönüyle ilgili görüşmeleri bir an önce başlatmak istemiştim. Şimdi ise meselenin odağındaki kişilerle, yani kullanıcılarla görüşmelere geçmem gerekiyor. Ben de bir kullanıcıyım. Eskiden olduğundan daha da gözlemci bir şekilde çevremi izliyorum. Gözüme daha fazla ve daha farklı şeyler takılıyor haliyle. En iyi araştırma kanımca, süreç boyunca, içinde yer alarak yani doğal yollarla yapılanıdır. Ama süre kısıtını düşündüğümde; yolculuklarda rastlayamadığım ortopedik kısıtlı, tekerlekli sandalyeli, akülü arabalı, görme engelli, işitme engelli vatandaşların tecrübelerine tanık olamıyor, sıkıntı ve taleplerinden uzak kalıyorum.

    Bu noktada arzu ettiğim, gerek bu foruma (yukarıda iki kullanıcının belirttiği gibi) görüşlerinizi belirtmeniz, gerek benimle irtibata geçerek [alperakar@yahoo.com -> msn ve e-mail ; 0555 406 42 87], uygun yer ve zamanda sizlerle otobüsleri kullanarak yolculuk yapmamız, meseleyi idrakım için çok faydalı olacaktır.

    Proje ve tez konumun adı/kapsamı evrildikçe de buraya not düşmek istiyorum. Belli marka/modele adamaktan ziyade, projenin adını "alçak tabanlı şehiriçi otobüslerin iç tasarımı" olarak değiştiriyorum. Bu, projeyi biraz daha kavramsal hale soksa da, daha genel bir bakış olacağı ve birden çok marka/modele (alçak tabanlı otobüslerin ortak noktaları düşünüldüğünde) kısmen ya da bütün olarak uygulanabileceğinden bana mâkûl gözüküyor.

    Tüm fikir, bilgi, görüş ve eleştirilerinizi bekliyorum.

    İyi günler dilerim.

    Alper Akar

  6. #6
    Üye
    hodbin Avatarı

    Üyelik Tarihi
    10.03-2006
    Son Giriş
    31.07-2017
    Saat
    10:04
    Yaşadığı Yer
    Kocaeli/Gölcük
    Mesaj
    281
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    1
    Blog Mesajları
    66

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    büyük şehirde yaşamadığım ve toplu taşıma araçlarını kullanmadığım için, bu araçları kullananların hangi sıkıntıları yaşadığına ancak tahmini cevaplar verebilirim. bu yüzden genel bazı konulara değinmekle iktifa edeyim: kanatimce her hangi bir iş, o iş kimin ihtiyaçlarını gidermeye yönelikse, o insanlara danışılmadan ya da onların gözetimi dışında yapılırsa, eksik kalmaktan kurtulamaz.

    az zamanda, düşük maliyetle, yüksek fayda istiyorsak, özellikle yerel yönetimlerin ve imkanları geniş kurumların, içlerinde engelli derneklerinin temsilcilerinin bulunduğu, mühendis ve konu ile ilgili teknik kişilerden oluşan bir komisyon kurup; fiziki yapı ve hizmetlerden engellilerin de azami oranda faydalanabilmesi için her konuda özel olarak(asansör,kaldırım,taşıt,vs) neler yapılabileceği ile ilgili raporlar hazırlatmaları gerekir. öneriler maliyetleri fazla yüksek olmayanlar, başta olmak üzere hemen uygulamaya konulmalıdır.

    biraz radikal ama, böyle kapsamlı bir başlangıç yapılmazsa her türlü çözüm bireysel ve palyatif kalmaktan öteye gidemez

  7. #7
    Üye
    shukufe Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.01-2007
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    5.454
    Alınan Beğeniler
    114
    Verilen Beğeniler
    168

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    sevgili alperakar
    tezinizle ilgili boyle bir girisimi bizlerle paylasmaniz cok sevindirici yazilarinizi ilgiyle bekliyecegim umarim cok guzel basarili bir tez olur muradiniza erip mezun olursunuz
    mulakat yaparken nedense insanlar pek yardimci olmaya vakit ayirmaya biraz bencillik ediyorlar
    oyle konusacaginiz bilgi alacaginiz yerlerde suyle cam sakizi coban armagani bisilerle giderseniz kapilar ceneler daha kolay acilir :lol: benden soylemesi :lkolay gelsinl:

  8. #8
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    rampalar tabandan sürgülü olabilir
    araca binerken ve inerken diğer yolculara savulun (rampanın üstünü boşaltın) ben geliyorum demenin alemi yok.
    hem herkesin bastığı rampa tutamağını çıplak elle tutmak da pek hijyenik değil.

  9. #9
    Üye
    durak Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.08-2008
    Son Giriş
    08.01-2010
    Saat
    09:57
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    http://www.globalride-sf.org/phtos.html

    Bu linkte alçak tabanlı şehiriçi otobüs fotoğrafları var

  10. #10
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Şehir içi otobüslerin taban yüksekliği alçak olursa muhakkak ki rampa çıkışı daha kolay olacaktır fakat İstanbul’da tekerlekli sandalye binişine uygun otobüslerdeki rampaların manuel olması beni oldukça şaşırtmıştı. Orta kapı açıldığında, tekerlekli sandalyeyi dikiz aynasından gören şoförün rampayı otomatik olarak açmasını alık alık beklerken, yolculardan birisi otobüsün içinden açılan rampayı indirince dumur oldum. :shock:

    Her ne kadar mısırı bulup püskülünü aramamam konusunda uyarılsam da, düşünmeden geçemedim. tekerlekli sandalye kullanan kişinin yanında refakatçi yoksa rampayı nasıl indirecek?
    Bunun şoför mahallinden otomatik olarak açılması gerekmez mi?

    Akademisyenlerin hazırladıkları tezler ve öneriler çoğunlukla kütüphanelerin tozlu raflarında çürümeye mahkum olsa da, sektör ve üniversite işbirliği kavramı yenice gündeme gelmeye başladı.

    Sevgili alperkar, umarım teziniz YÖK’ün kütüphanesinde unutulup gitmez ve önerilerinizle, ilgili mercilerin dikkatini çekebilirsiniz. Çalışmalarınızda kolaylıklar diliyorum.

  11. #11
    Üye
    alperakar Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.10-2008
    Son Giriş
    16.01-2009
    Saat
    04:40
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    19
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Orada bulunan manuel rampa, benim için tüplü düz ekran bilgisayar monitöründeki iki sıra yatay çizgi, üstün teknoloji ürünü klimanın boğum boğum su hortumları, ya da çağa ayak uydurma adına kullandığınız 3'er adet 6'lı priz çoğaltıcılar ve spagetti kablolarla eşdeğer acizlikte !!!

    manuel rampalı otobüs tercih etmek fiyatla ilgili muhtemelen. "Tamam işte canım aldık otobüslerden hem de rampalısından aldık..." Fakat dert fiyat ise, bu araçların neredeyse yarı fiyatına, yerli üretim bmc'nin elektromekanik rampalı araçları var. İstanbul ya da İzmir olarak sen buna tenezzül etmeyip Mercedes alıyorsun. Hem de Türkiye'de üretilen conectoları değil ama almanyadan citaroları getiriyorsun. Ulaşımı, gümrüğü... (bildiğim işler değil ama tahmin edebilirim) O zaman başka bir iş vardır bunun içinde diye düşünüyor insan. Mercedes'ler daha dayanıklı olacak diye düşünülüyorsa alman şoför de getirmeleri gerekecek. Hatta hazır başlamışken yollar ve duraklar için de alman şehir planlamacılar mimar ve mühendisler getirsinler.

    Refleks cevap şu ki, şoför yahut yolculardan biri o rampayı kaldırırmış. Yani bir yardım gerekli illa ki... Buradaki hizmet aczini bir yardımla kapatarak; birkaç saniyede inecek, açılacak bir rampa yerine; "bir mesele" haline dönüşen şoförü yolcuları ve binecek vatandaşı içine katan bir "acil durum" ortaya çıkıyor. Bence bu noktada mısır püskül benzetmesi yetersiz kalıyor. Hala bir lütuf olarak görülüyor zira halka hizmet götürmek. Ki o da eksik yapılıyor

  12. #12
    Üye
    alperakar Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.10-2008
    Son Giriş
    16.01-2009
    Saat
    04:40
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    19
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    durak, çok teşekkür ederim !!

  13. #13
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    istanbul'a 1937 deki planlamasıyla -ana hatlarıyla- şimdiki şeklini veren 15 yıl boyunca sözleşmesi yenilenen Fransız şehirci-mimar Henri Prost zaten.
    yine çağıralım küffardan birini kaldığı yerden devam etsin. iyi fikir

  14. #14
    Üye
    alperakar Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.10-2008
    Son Giriş
    16.01-2009
    Saat
    04:40
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    19
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bayke, kesinlikle katılıyorum. başlarda manuel olduğunu farkedememiş, içinde mucizevi şekilde pistonlar gizli sanmıştım

    Çözüm başka yerlerde var, daha da geliştirilebilir. Ama es geçildi bizde ve hatırı sayılır sayıda araç alındı. O kadar yüzüldükten sonra birkaç kulaç daha atılmalıydı halbuki.

  15. #15
    Üye
    alperakar Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.10-2008
    Son Giriş
    16.01-2009
    Saat
    04:40
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    19
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    bayke,
    Sürerliliği sağlayamadığımız için bugüne dek, tekrar yurtdışından yardım alsak (içeriden gerçek manada almayacağımız için) ve kısa süreli çözümler getirseler fena olmayabilir

    İstanbul 30 milyon oluncaya kadar götürebilir bizi :lol:




Sayfa 1 / 2 12 SonSon