Sayfa 1 / 4 1234 SonSon
Toplam 48 mesajın 1-15 arasındakiler

Konu: Ahmet Telli

Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    malidemir_40 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.10-2005
    Son Giriş
    16.08-2008
    Saat
    00:47
    Mesaj
    2
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    GÜLÜŞÜN EKLENİR KİMLİĞİME

    Gün biter gülüşün kalır bende
    anılar gibi sürüklenir bulutlar
    Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır
    yarım kalan bir şiir belki de

    Aykırı anlamlar arayıp durma
    güz bitip sular köpürür de
    kapanmaz gülüşünün açtığı yara
    uçurum olur zaman her gece

    Her gece yeni bir savaş baslar
    acı ses olur, ses deli yağmur

    Sığındığım her yer adınla anılır
    ben girerim sokağı devriyeler basar
    Bir de gülüşün eklenir kimliğime.

    AHMET TELLİ

  2. #2
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    AKBABALAR KELEBEKLER

    Yüreği ağzında bir çocuk
    Gibi alırken kalemi elime
    Beceriksiz, acemi ve olasıya
    Yapayalnızım her defasında

    Bu sonuncu olsun diyorum
    Ömrümün eksiksiz tek şiiri
    Yazılsın artık kırk yaşımın
    Ve bir aşkın bittiği bu gece

    Akbabalar bin yıl kelebekler
    Bir mevsim yaşarlarmış ki aşk
    Da kısa ömürlüdür, başlar
    Gibi biter yaşanmışsa eğer

    Yaşanan ne varsa hoşgörünün
    Bir parçasıdır artık ama ben
    Yine de yakabilirim bu gece
    Bütün anılarımı bir şiir için

    Sonra irkiliyorum, anılarım yoksa
    Dostlarım da terkedilmiştir yangın
    Sürüp dururken yurdumda ki o zaman
    Kıymeti harbiyesi nedir bu şiirin

    Sabaha karşı dilim paslı
    Beynim keçeleşmiştir ve yangın
    Yalnızlığıma sıçrarken üşüyor
    Bütün sözcükler. Umut yoktur

    Yüreğim diyorum, kekeme
    Alıngan, serseri yüreğim
    Sen nerden bilebilirsin
    Bir şiirin nasıl yazıldığını

    AHMET TELLİ

  3. #3
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    AŞK BİTTİ

    F.E.S. ve öbürleri için

    Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
    Uzun bir hastalık gibi
    Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi
    Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı
    Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi
    Bitti.
    Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
    Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi
    Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır
    İhmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım
    Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim
    Belki bir yağmur yağar akşama doğru
    Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım
    Aşk da bitti diyordu ya bir şair
    Aşk bitti işte tam da öyle

    AHMET TELLİ

  4. #4
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    SU ÇÜRÜDÜ

    1

    Yetmiş iki gündür bir dolapta kilitliyim. Yalnızca anahtar
    deliğinden hava giriyor ve ölü bir ışık sızıyor içeri. Yalnızlık
    hiç de tanrısal değil, görkemli değil. O yalnızca geçmişle
    gelecek, ölümle yaşam arasında kocaman bir karanlık nokta.
    Geçmişi ve geleceği olmayan, ölümle yaşam arasında irinli bir
    leke yalnızlık denilen. Şimdi ne varsa, anahtar deliğinden sızan
    havayla ışıkta... (Farkına varsalar, kapatırlar mıydı onu da?)
    Bütün belleğimdekileri yokettim. Elektrikli bir aygıyla yaktım,
    jiletle kazıdım. Çığlıkların aralığından uçurdum hepsini, kül
    edip savurdum.

    Adımdan gayrısını bilmiyorum.

    2

    Zamanı yiyip bitirdi karanlık. Gece yoktu. Güneş çoktan
    kömürleşmiş ve yeryüzü yapışkan bir karanlıkla örtülmüştü.
    Yabanıl sesler geliyordu derinlerden ve karanlığı ince bir bıçak gibi
    yırtıyordu. Saklayan kırbaç gibi... Acı duvarını aşan bu
    sesler, madeni bir gürültüye dönüyor ve yerkabuğunu
    zorluyordu artık. Sesim yoktu. Karanlığın karnında yitirdim
    sesimi. Kör bir kuyuda unutulan Yusuf'tum belki. Ama
    durmadan soruyorlardı. Tanrılar bilmiyordu sordukları şeyleri,
    peygamberler büsbütün hain çıkmıştı. Ama yine de soruyorlar,
    soruyorlar, soruyorlar...

    Adımdan gayrısını bilmiyorum.

    3

    Iki şeyi bilmek istiyorum. (Belki aynı şeyi iki kere bilmek
    istiyordum.) Duvarların rengi neydi? Derimin rengi neydi?
    Dokunuyorum duvarlara; parmak uçlarımla, avuçlarımla,
    dilimle dokunuyorum. Duvarların bir rengi olmalı. Ama hiçbir
    duvarcının, hiçbir ressamın bu rengi bildiğini sanmam. Adı
    yoktu bu rengin, kimyası yoktu. Belki renksizliğin rengiydi bu.
    Çürüyen bir bedenin kokusuydu duvarların rengi...

    Adımdan gayrısını bilmiyorum.

    4

    Bir böcek gibi antenlerimi gezdiriyorum bedenimde. Anahtar
    deliğinden sızan ölü ışıkta ellerime bakıyorum. Ellerim... Sanki
    bir kadının memelerini hiç okşamamış, sicaklığını duymamış.
    Ellerim... Her dizesi çığlık olan şiirleri hiç yaratmamış sanki. Ne
    beyaz tenliyim artık, ne esmer, ne de kara... Cüzzamlının,
    vebalının bir rengi vardır. Irinin bir rengi... Ölünün bile bir
    rengi vardır ama derimin rengi yoktu. Belki çürüyen bir kentin
    rengiydi bu. Çürüyen bir dünyanın...

    Adımdan gayrısını bilmiyorum.

    5

    Kıllı, ayakları üzerinde duramayan bir yaratıktım artık.
    Soyumun neye benzediğini unuttum. "Insana benziyorlardi"
    diye duymuştum bir vakitler. Demek ki şimdi maymun
    halkasında insanlık...

    Adımdan gayrısını bilmiyorum.

    6

    Ağzımı anahtar deliğine dayayıp havayı emiyorum. Böcek
    sokması gibi bir yanma duyuyorum boğazımda. Oysa kuru bir
    yaprağı bile dalından düşürecek gibi değil bu esinti. Belki
    çöle dönmüş toprağa tek yağmur damlasının düşüşü yalnızca.
    Çamur gibi bir yağmur damlası... Ama toprak, bu damlayla
    çatlatacak bağrındaki tohumu. Çöl, bütün vahalarını bu
    damlayla yeşertecek... Genzim yanıyor. Ince bir kan şeridi
    sızıyor dudaklarımdan. Kirli, sıcak ve simsiyah...

    Adımdan gayrısını bilmiyorum.

    7

    Suyum, bir litrelik karton süt kutusu içinde. Yetmiş iki gündür
    sakındığım ve hergün ancak bir kere dudaklarımı
    değdirdiğim... Dilimi bir köpek gibi değdirdiğim. (Dilin suya
    dokunuşu... Bir süngerin denizi yutuşu yani. Bir çölün seraba
    kesilmesi bir an için.) Her gün ancak bir kere değdiriyorum
    dudaklarımı suya. Dilimi kaçırıyorum artık. Sünger, bütün
    vantuzlarını birden uzatmasın diye... Bataklıktaki suyun da bir
    su yanı vardır. Çürüyen bir bedenin bile dayanılabilir
    kokusuna. Kutuda kalan son bir yudum su, bu bile değildi
    artık. Küstü, öldürdü kendini su...
    Su çürüdü...

    Adımdan gayrısını bilmiyorum…

    AHMET TELLİ

  5. #5
    Üye
    sankha Avatarı

    Gerçek Adı
    oktay
    Üyelik Tarihi
    25.12-2004
    Son Giriş
    20.06-2017
    Saat
    22:08
    Yaşadığı Yer
    Tibet
    Mesaj
    100
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    kimileri ahmet telliyi, ahmet selçuk ilkan'la karıştırmaya çalışmış olsalar da (aşk şiirleri için ) zannedersem su çürüdü bunun en güzel cevabıdır.

  6. #6
    Üye
    zafer76 Avatarı

    Gerçek Adı
    Zafer
    Üyelik Tarihi
    23.07-2004
    Son Giriş
    17.11-2017
    Saat
    13:06
    Yaşadığı Yer
    dünyanın her yeri yaşamam için yeter,o nedenle bir yere sığınmam.
    Mesaj
    49
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    AYRILIK AYRACI

    Bütün ayraçları kaldırdın ama unuttuğun
    Bir şey vardı yine de, çiçekleri sulamadın
    Gökyüzü sarardı o zaman bulutlar kirlendi
    Ve ne kadar az konuşur olduk günboyu
    Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
    Tam da susuşların birbirine eklendiği yerde
    Ezberlenecek hiçbir şey yok bu dünyada
    Kirletilmemiş bir bulut bile yok artık
    Böyle diyorsun her yolculuğa çıkışımda
    Yaşadığın kent de sana benziyor gitgide
    Ne zaman dönmeyi düşünsem yangın çıkıyor
    Ya da erteletiyorum biletimi son anda
    Uzun bir sessizlik oluyorsun dağlara baksam
    Karşılıksız mektuplar kadar burkuluyor kalbin
    Yazdığım şiirler de canımı sıkıyor artık
    Fotoğraflarımı yırtıp atıyorum tek tek
    Ve ben bütün yapraklarımı döküyorken şimdi
    Eylül diyorsun, tam da orda başlıyor ayrılık
    Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için
    Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara
    Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr
    Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada
    Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı
    Ve gelirken havaya uçurmak bindiğin otobüsü
    Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
    Tam da çiçeklerin sulanmadığı yerde
    Konuşacak bir şeyler bulamıyorsak günboyu
    Derim ki ayrılık gündemdedir ne yapılsa
    Ve sen bütün ayraçları kaldırdığını sanmıştın
    Ama unutmuşsun yine de ayrılık ayracını

    AHMET TELLİ

  7. #7
    Üye
    oya Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.11-2004
    Son Giriş
    30.11-2008
    Saat
    13:50
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    170
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    GİDERSEN YIKILIR BU KENT

    Gidersen yıkılır bu kent, kuşlarda gider
    Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
    Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
    Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
    Biz mi yanlızdık, durmadan yağmur yağardı
    Üşür müydük nar çiçekleri ürpeririken

    Gidersen kim sular fesleğenleri
    Kuşlar nereye sığınır akşam olunca

    Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu
    Sustuğun yerde birşeyler kırılıyor
    Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
    Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
    Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor
    Birde seni ekliyorum susuşlarıma

    Selamsız saygısız yürüyelim sokakları
    Belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar
    Geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar
    Adını bilmediğimiz doslar kalır yalnız
    Yüreğimize alırız onları, ısıtırız
    Gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam

    Gidersen kar yağar avuçlarıma
    Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar

    Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında
    Durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler
    Ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
    Menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri
    Bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak
    Yangınları anımsatıyor genç ölülere artık

    Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
    Sis ve intihar çöküyor bütün birhanelere
    Bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun
    İsyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
    Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın
    Devriyeler basıyor karartılmış evleri yine

    Gidersen yıkılır bu kent kuşlarda ölür
    Bir tufan olurum sustuğun her yerde

    AHMET TELLİ

  8. #8
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    BİR HÜZÜN MEVSİMİNDEN ÇIKARKEN KALBİM

    Ayrılıkların puslu aynasındadır
    bekleyişlerin solgun yüzü
    Bekleyişler ki demlenişidir sabrın
    damıtır sessizliği ve üzüncü
    damıtır gurbetin kavruk memesinden
    ve emzirir
    hasretin yanık yüzlü çoçuğunu

    Sen ey sabrın ve üzüncün dervişi
    başını zamanın göğsüne koy
    ve dinle yalnızlığın iç çekişlerini
    Yalnızlıklar ki suskun bir akşam üstüdür
    usulca örtülecektir gecenin sessiz tülünü
    ve düşecektir ince bir rüzgarla
    hüznün harmaniyesi

    Ey yenilgilerin bezgin kuşu
    suskunun sarı sıcağındasın bunca zaman
    bataklıklardan sızan sinsi ve pis
    bir kokudur içinde tortulaşan kuşku
    Ve bulutsu bir ağırlığın yüküdür
    gittikçe ağırlaşan
    gittikçe yüreğini zonklatan

    Sen ki şafağın göğü müsün
    imbikle göğsünde göğün sütünü
    ve emzir sönmekte olan yıldızları
    sonra başını solgun bir demet gibi hasretin kuru dallarına koy
    dinle köpüklü kıyıların çağlayanını
    imbatın serin elidir yüzünü okşayan

    Güneşi kopar dalından ellerine al
    ve durmadan canını yakan sözü
    bitir şiirin kalbine
    akıt artık umudun billur ırmağını
    kavruk çölüne yüzümün
    ve bir sevda gibi yanaş
    hayatın kıyılarına

    AHMET TELLİ

  9. #9
    Üye
    ALi KaraBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    ALi KaraBoğa
    Üyelik Tarihi
    18.09-2005
    Son Giriş
    30.06-2017
    Saat
    02:23
    Yaşadığı Yer
    Diyarbakır
    Mesaj
    355
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    AKŞAMI GECİKTİREBİLİRSİN BELKİ

    - Feride için -

    Gün batarken sula fesleğenleri
    balkonun kokusu sokağa taşsın
    sokaklar kayıp çocuklar gibi
    hırçındır, ürkek ve biraz şaşkın

    Sular bulutlanır sen susarsın
    ve kent çıngıraklı bir yılan kadar
    zehirlidir artık sevgilin mahpusken
    üstelik kirli bir lekeye döner umutlar

    Acılar katlanır mendil yerine
    sarışınlaşırsın bu kaçıncı güz
    ellerin üşür, çiy düşer çiçeklere
    beklediğin mektuplar da gelmez

    Bomboş sayfalara dönerken aklın
    tecrit’teki kitabı fareler kemiriyor
    ve düşlerin sonsuz bir boşluktayken
    bir sigara yakıyorsun, tutuşuyor sular

    Akşamı geciktirebilirsin belki
    suladığın fesleğenlerle, kimbilir
    ama vaktin ayırdındadır şimdi
    kuşlar, çocuklar ve mahpuslar

    Usulca inse de koldemirleri

    AHMET TELLİ


    Hemşehrim Benim Allah Rahmet Eylesin.

  10. #10
    Üye
    iskenderun Avatarı

    Üyelik Tarihi
    06.11-2004
    Son Giriş
    29.10-2017
    Saat
    23:59
    Yaşadığı Yer
    iskenderun
    Mesaj
    58
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İMLÂSIZ
    Hep denedin. Hep yenildin.
    Olsun. Gene dene, gene yenil.
    S. Beckett

    Ayağı kayan bir çocuk
    Kadar şaşkınım, bilemedim
    Düz yolda yürümenin imlâsını
    Kanayan dizlerime bakıp da
    Ağlamayı öğrenemediğim gibi

    Sevgilisi değildim kadınlarımın
    Bir papağan tüneğiydim belki
    Ama birkaç sözcük öğrendiysem
    Kadınlardan öğrendim, yine de
    Bilemedim sevgilim diyebilmeyi

    Büyülendim ama büyüyemedim
    Aklım ermedi aynalara ve suya
    Yüzümü gösterip kalbimi neden
    Sakladıklarını öğrenemedim
    Şaşkınım, cahilim ben bu dünyada

    AHMET TELLİ

  11. #11
    Üye
    ALi KaraBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    ALi KaraBoğa
    Üyelik Tarihi
    18.09-2005
    Son Giriş
    30.06-2017
    Saat
    02:23
    Yaşadığı Yer
    Diyarbakır
    Mesaj
    355
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ASMİN

    Kimdi cesaretimi kıran, üstelik
    Yeni serüvenlere hazırlarken kendimi
    Sesimi cılız, rüzgârımı yelkensiz
    Bulan kimdi, ki şimdi geniş zaman
    Kipiyle düşürüyor gölgesini anılarıma
    Ama kimdi adını bir kadına ödünç verip
    Doruklara çekilen büyülü doruklara
    Biz Asmin dedik ona, sevgilim, kadınım,
    Anamdı belki, ama o çoktandır
    Üç bin metrenin altına inmiyor artık

    İçimde bir fil sezgisi, kopup gitmeliyim
    Dağlara yazmalıyım aşkı ve ayrılıkları
    Asminli düşler kurmalıyım ya da birisi
    Karşılık bulmalı canımı yakan sorulara
    Kim demiyorum kim olursa olsun

    Boynu kırılan bir oyuncaksam hırçın
    Bir çocuğun elinde, ki celladım
    Gözlerimi de oymuştu fırlatıp atarken
    Yine de özlüyorum onu, niyetçi
    Tavşanlara dönerken beklediklerim

    Aynı soruyu sormaktan, minör
    Ağrılardan yoruldum, gitmeliyim buralardan
    İçimde buharlaşan cıvayı soluyorum artık
    Yoruldum yoruldum yoruldum
    Gereklilik kipinde yaşamaktan.

    AHMET TELLİ

  12. #12
    Forum Moderatörü
    BARBiEBARBiE Avatarı

    Gerçek Adı
    NehiR
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    01.12-2017
    Saat
    15:35
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    14.626
    Alınan Beğeniler
    11
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ÇOCUKSUN SEN

    Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
    Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
    Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
    Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
    Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
    Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte

    Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum

    Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
    Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
    Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
    Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
    Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup
    Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için

    Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
    Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
    Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
    Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
    Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
    Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa

    Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan

    Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
    Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
    Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
    Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
    Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık
    Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada

    Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
    Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin
    Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen
    Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun
    Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada
    Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum.

    Çocuksun sen ve bu dünya... Sana göre değil ..


    2
    Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüm
    Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hâlâ
    Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
    Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
    Zaman benim işte, nesneleşiyor tüm anlar
    Dursam ölürüm paramparça olur dünya

    Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüğüm

    Uçurum diyordun bir aşk uçurum özlemidir
    Bırakıyorum öyleyse kendimi sesinin boşluğuna
    Tutunabileceğim tüm umutları görmiyeyim için
    Gözlerimi bağlıyorum geceyi mendil yaparak
    (Gözlerim bir yerlerde daha bağlanmıştı, bunu
    Unutmuyorum unutmuyorum unutmuyorum hiç)
    Bir rüzgâr esse ellerin fesleğen kokuyor
    Kırlangıçlar konuyor alnına akşamüstleri
    Bu yüzden bir kanat sesiyim yamaçlarda
    Üzgün bir erguvan ağacıyla konuşuyorum
    Ayrılığın zorlaştığı yerdeyim ve dalgınlığım
    Bir mülteci hüznüne dönüyor artık bu kentte

    Çocuksun sen alnına kırlangıçlar konan

    Bir bulutun peşine takılıp gittiğimiz yer
    Okyanus diyelim istersen ya da sen söyle
    Batık bir gemiyim orda, seni bekliyorum
    Upuzun bir sessizliğim fırtınalar patlarken
    Gövdem köle tacirlerinin barut yanıkları içinde
    Ve gittikçe acıtıyor yaralarımı tuzlu su

    Çocuksun sen, büyümek yakışmazdı hiç
    Gülüşünün kokusuyla yeşerdi bu elma ağacı
    Soluğunun elma kokması bundandı belki
    Bir elma kokusuna tutundum düşerken
    Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
    Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle

    Çocuksun sen, çocuğumsun ..


    Ahmet TELLİ

  13. #13
    Forum Moderatörü
    BARBiEBARBiE Avatarı

    Gerçek Adı
    NehiR
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    01.12-2017
    Saat
    15:35
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    14.626
    Alınan Beğeniler
    11
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    KALBİM UNUT BU ŞİİRİ

    Uğuldayan ve hep uğuldayan
    Bir orman kadar üşüyorum şimdi
    Yanlış rüzgârlar esiyor dallarımda
    Yanlış ve zehirli çiçekler açıyor
    Kanımda kocaman gözleriyle bir çığlık

    Su ve ses kadar beklediğim
    Ne kaldı geride, bilmiyorum
    Uzanıp uyumak istiyorum gölgeme
    Ve sarınmak o kocaman gözlerin
    Uğuldayan rüzgârlarına

    Bir acıyı yaşarım ben zehirden
    Çiçekler üretirim kömür karası
    Uçurum kadar bir yalnızlık
    Yaratırım kendime, atlarım
    Anısı yoktur küçük rüzgârların

    Yapraklarım yok artık kuşlarım yok
    Büsbütün viran oldu dağlarım
    Ezberimdeki türküler de savrulup gitti
    Ömrümün karşılığı kalmadı sesimde
    Sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü

    Yanlış.. Daha baştan yanlış
    Bir şiirdi bu, biliyorum
    Ve belki ömrümüzün yakın geçmişi
    Bu kadar doğruydu ancak, kimbilir
    Kalbim unut bu şiiri ..

    AHMET TELLİ

  14. #14
    Üye
    UTOPYA Avatarı

    Gerçek Adı
    Zeki
    Üyelik Tarihi
    07.06-2005
    Son Giriş
    04.11-2017
    Saat
    21:28
    Yaşadığı Yer
    ANTALYA
    Mesaj
    2.266
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    YALNIZSAN EĞER

    Hayatın devraldığı
    sessiz bir özsudur acı
    birikir yüreğinin kıvrımlarında
    ve ağar gözlerine ağır ağır
    Bulutlar yere inmiştir artık
    ya da gurbettesindir
    Unutma

    Bir hayalet gibi kapındadır
    yalnızlık denilen şey
    ufkun kararabilir birden
    için çölleşebilir
    Kaçışın bile bir adımdır
    ya da dönüşündür kendine
    Unutma

    Her sayfası kederle kararan
    bir hüzün defterine döner günler
    ve her sabah 'merhaba hüzün'
    "merhaba yalnızlık"
    diyerek başlarsın hayata
    Ama hayat bağışlamayacaktır seni
    Unutma

    Üstelik günlüğü yoktur hüznün
    hiçbir zaman da tutulmayacaktır
    Serüvenlerin yorgun yeniği
    elleri titreyen yaşlı bir kadındır hüzün
    ya da hasta bir tanıdıktır ancak
    hepsi o kadar
    Unutma..

    AHMET TELLİ

  15. #15
    Üye
    KUZEY Avatarı

    Üyelik Tarihi
    17.02-2005
    Son Giriş
    27.08-2017
    Saat
    11:32
    Yaşadığı Yer
    walton/ingiltere
    Mesaj
    706
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    anlatimi duru ve net gozlerini yumdugun an yasayabilirsin ahmet telli yi




Sayfa 1 / 4 1234 SonSon