Toplam 8 mesajın 1-8 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    Nurkan Avatarı

    Gerçek Adı
    Nurkan
    Üyelik Tarihi
    03.10-2005
    Son Giriş
    06.01-2017
    Saat
    08:00
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    23
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
    Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...

    Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
    İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
    Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
    özlemeye başladım herkesi...
    Ve
    Bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra..

    Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı...
    Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
    Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda,
    solculuk oynamaya başladık..

    Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
    Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve
    Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle...
    Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi..

    Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
    Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri.
    Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben.
    Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
    Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak..
    Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu..
    Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
    Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
    Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
    Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
    Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun

    Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde

    Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu

    Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.

    Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.


    Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
    Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
    Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum
    Muş ovasının yalancı maviliğini
    Otobüs oluyordum bir süre
    Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde
    Otobüs oluyordum
    Bir ülkeden bir iç ülkeye
    Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum.

    Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
    Korkuyordum
    Sonra iniyordum otobüsten
    Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun,
    ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,
    ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.
    Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda..
    Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
    Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam

    Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda
    Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
    bir yol üstü lokantasında

    Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
    Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında

    Ben seninle herhangi bir insan elinin
    terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim

    Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!
    Yılmaz ERDOĞAN

  2. #2
    Üye
    Sirine Avatarı

    Üyelik Tarihi
    30.09-2005
    Son Giriş
    22.11-2016
    Saat
    18:39
    Yaşadığı Yer
    ...
    Mesaj
    20.077
    Alınan Beğeniler
    7
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    4

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ben senin beni sevebilme ihtimalimi sevdimne dersin hayatta %1 de olsa bir ihtimal vardır dimi Nurkan!

  3. #3
    Üye
    zafer76 Avatarı

    Gerçek Adı
    Zafer
    Üyelik Tarihi
    23.07-2004
    Son Giriş
    17.11-2017
    Saat
    13:06
    Yaşadığı Yer
    dünyanın her yeri yaşamam için yeter,o nedenle bir yere sığınmam.
    Mesaj
    49
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    KIZIM BERFİN'E . . .
    Berfinim,
    içimin güler yüzü,
    yaşanılası iklimim hoşgeldin.

    (adımın çapraz yazılması kimin
    umrunda..
    denize düşen yılana öykünür
    biraz da...)

    bir aralık sızıverdin işte
    ömrümüzün en gevrek zamanı...
    çıt diyor kırılıyoruz,
    öfke kadar saydamız o zamanlar
    ve kırılgan
    bıçak kadar!

    kızım demeyi öğrettiğin için
    o tanrısal kokun
    ve gülüşündeki baban için

    ki hala zilleri çalıp kaçmak istiyorduk
    yarım yamalak aşk kırıntıları
    tabakta bırakılmış, yazık atılacak bir sevda
    haritası,
    hatta el değmemiş delilikler istiyorduk..
    çocuktuk daha
    büyümeye direniyorduk,
    iş toplantılarında lolipop zamanlar düşlüyorduk

    ama sızıverdin işte...
    bir avuç yeşil gevrek rokaydık,
    mayışmamıza bir limon yetecekti..
    biz garsonu bekliyorduk,
    sen çıkageldin...

    hoşgeldin berfinim...
    kızım kızgınlığım..
    bilmiyorduk daha,

    objektiflerin objektif olmadığını,
    ikimize yeter sanıyorduk ikimizin toplamı,
    meğer doyurmak çok zormuş
    içimizdeki hayvanı..

    habersiz geldin, kusura bakma
    ortalık biraz dağınıktı...
    şimdi hemen toparlarız sanıyorduk,
    olmamıştık daha...

    işin zor kızım,
    hem büyüyecek
    hem bizi büyüteceksin..
    baban mı var, derdin var kızım..

    hoşgeldin kızım,
    içimin gülen yüzü, hoşgeldin...


    Mart 1996 Kuzguncuk

  4. #4
    Üye
    ALi KaraBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    ALi KaraBoğa
    Üyelik Tarihi
    18.09-2005
    Son Giriş
    30.06-2017
    Saat
    02:23
    Yaşadığı Yer
    Diyarbakır
    Mesaj
    355
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Acaba?

    Aşkları da devralır mı
    kalp nakli yaptıranlar?

    ***
    Cemre

    gözüme ilişti gözün
    içimde infilak saati!
    yasak baktın nikotin sıcaklığıma,
    bir sigara daha yaklaşıyor bahar...
    ellerin yanında değil,
    gemiler kalkıyor avuçlarından
    bütün limanlara bir telaş,
    yaklaşıyor bahar...
    deniz altında bir zindan düşü,
    ayıp sarılmalar, lanetli öpücükler
    bilinmez bir nemrut esrarı
    arkadaş dağlar gibi korkusuz korkular...
    kekikler yeşeriyor
    yaklaşıyor bahar
    bir deliliğin eşiğinde
    amansız mekansız
    sofrasız
    yani aç, ilaçsız
    ve
    hiçbir şiirin eskitemediği
    gözlerin,
    gözlerimin önünde
    el pençe divan...
    bahar damarı çatladı toprağın
    bir nefes daha yaklaşıyor bahar.!

    ***
    Acı

    Yaşamak uğruna
    ölmek bu olsa gerek
    Sevmek uğruna
    acı çekmek bu olsa gerek
    Hayat uğruna
    savaşmak bu olsa gerek
    Peki ya senin uğruna
    Üzülmek niye?

    ***
    Adın Bahardı

    Kente yanlızlık gelirdi sen uyuyunca
    Yüzümde mevsim değişirdi uyandığında
    Bilmezdin gizliden seni sevdiğimi
    Aşkın içimde solardı adın bahardı

    Eteğini koştururdun sokağımızda
    Sokak sus pus olur sana bakardı
    Bilmezdin gizliden izlediğimi
    Gözlerim gözlerinden korkardı
    Hatırlıyorum adın bahardı

    Sokakta bir bayramdı durakta bekleyişin
    Sanki sonsuz bir ayrılıktı okula gidişin
    Bilmezdin her sabah seni yolcu ettiğimi
    Yüreğim yol boyu ardından ağlardı
    Hatırlıyorum adın bahardı

    ***
    Akbaba

    Tanrım nereye baksam yeşil kasırgalar
    O sevip gitmekse o
    Çok uzak ve yemyeşil bakmaksa
    Tanrım nereye baksam yeşil kasırgalar

    ***
    Alkol İkindisi

    Biz ne zaman içsek,
    Köfte geç gelir
    Ve oturur muhabbetin terkisine
    Çıplak bir efkar sözcüğü

    Biz ne zaman içsek,
    Sabah akar meycinin cebine
    Günde kaç kez öpüşür ki akrep ile yelkovan
    Biz ne zaman içsek,
    İç değilizdir aslında.
    Dışımızda bronz bir akşam sözcüğü,
    Çırıl bir efkar sözcüğü
    Delikanlı kıvamında sevda değilse de
    Tabansız sevişmelerdeki el değmemiş pişmanlık
    Biz ne zaman içsek,
    iç değilizdir aslında.

    Bu alkol ikindisi şiirle
    Şimdi burda açılsaydın
    Adımın baş harfi gibi
    Belki ağustos kokardı ağustos
    Sen,
    Fikrini ipotek etmiş kiralık sevdalara
    Senine boyuna sevilmiş sen
    Yalanı sevdasından büyük sen
    Bir bil-sen.

    Biz ne zaman içsek seni düşünüyoruz
    Genzimizde göl gözyaşları
    Biz ne zaman içsek,
    İç değilizdir aslında.

    Dışımızda bronz bir İzmir akşamı...

    ***
    Bildiğin Gibi Değil

    Bizi bilirsin;
    avuçla su içmeyi
    marifet biliriz,
    yenilmeyi bir de
    kendi sahamızda...

    bizi bilirsin;
    saçımızı ıslatmayı fiyaka biliriz,
    limonla!
    tesbih yaparız,
    düş kırıklarından..

    bizi bilirsin;
    ağzının içinde oturmak isteriz
    ve rutubetin en yakıştığı yer biliriz
    ağzını...

    bizi bilirsin;
    yaşamak biliriz,
    vademiz dolduğunda
    avuçlarında gömülmeyi...

    ***
    Bir Mevsimin Acı Gerçekleri

    ""Bir tek dileğim var mutlu ol yeter” sözünün
    bir kamyon yükü
    anlam taşıdığı günlerdi

    Kaldırımlar toz ve kağıt topakları
    Ankara’nın
    Ankara’nın sonbahar yaprakları
    ayvalar sarı
    hüzünler olgun
    yaz yorgunu gövdeler serili betonlarda

    Ben yanımda çok acıklı
    epey yol üstü sözler getirmiştim.
    “Sanki terk edilmiş bir viraneyim
    her yanım dağılmış yıkılmışım ben”

    Okul önlük mevsimi
    ve kaplanması kitapların
    cumhuriyet gazetesiyle
    bir ön beslenme çantası kompleksi
    malum şu otlu peynir meselesi

    Saçlarını süt mısırı örgü yapmış
    bir al yüz koca göz görüyorum.
    Sanki o tehlikeli yolun başındayım
    Aşk’a geliyorum!
    ama yanıma hep
    köy zılgıtlı sözler almışım
    arabesk kalıyorum
    her kent soylu aşkın karşısında
    “Bir kulunu çok sevdim” diyorum
    “O beni hiç sevmiyor” diyorum
    “Kalbimi ona verdim
    artık geri vermiyor” diyorum.

    temmuz 2000, kemer

  5. #5
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    14:17
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    60
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    SANA BAKMAK

    her şey yapılabilir
    bir beyaz kağıtla
    uçak örneğin uçurtma mesela
    altına konulabilir
    bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
    sallanan bir masanın
    veya şiir yazılabilir
    süresi ötekilerden kısa
    bir ömür üzerine.

    bir beyaz kağıda
    her şey yazılabilir
    senin dışında
    güzelliğine benzetme bulmak zor
    sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
    her şeyden
    bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
    belki tabiattadır çaresi
    senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
    ve benim
    bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
    anlarım bitkiden filan
    ama anlatamam
    toprağın güneşle konuşmasını
    sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

    sen bana ışık ver yeter
    bende filiz çok
    köklerim içimde gizlidir
    gelen giden açan soran bere budak yok
    bir şiir istersin
    “içinde benzetmeler olan”
    kusura bakma sevgilim
    heybemde sana benzeyecek kadar
    güzel bir şey yok

    uzun bir yoldan gelen
    tedariksiz katıksız bir yolcuyum
    yaralı yarasız sevdalardan geçtim
    koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
    her şeyi anlattım
    olan olmayan acıtan sancıtan
    bilsem ki sana varmak içindi
    bütün mola sancıları
    bütün stabilize arkadaşlıklar
    daha hızlı koşardım
    severadım gelirdim
    gözlerinin mercan maviliğine

    sana bakmak
    suya bakmaktır
    sana bakmak
    bir mucizeyi anlamaktır

    sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
    aşk sorgusunda şahanem
    yalnız kelepçeler sanıktır
    ne yazsam olmuyor
    çünkü bilenler hatırlar
    hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
    bahçıvanlar değil tüccarlardır
    sen öyle göz
    sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
    sen teninde cennet kayganlığı iken
    sana şiir yazmak ahmaklıktır

    bir tek söz kalır
    dişlerimin arasından
    ben sana gülüm derim
    gülün ömrü uzamaya başlar

    verdiğim bütün sözler
    sende kalsın isterim
    ben sana gülüm derim
    gül sana benzediği için ölümsüz
    yazdığım bütün şiirler
    sana başlayan bir kitap için önsöz

    sana bakmak
    bir beyaz kağıda bakmaktır
    her şey olmaya hazır
    sana bakmak
    suya bakmaktır
    gördüğün suretten utanmak
    sana bakmak
    bütün rastlantıları reddedip
    bir mucizeyi anlamaktır
    sana bakmak
    allah’a inanmaktır

    YILMAZ ERDOĞAN

  6. #6
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    14:17
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    60
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Gülüşün

    gülüşünde bir mana var
    saklayamazsın
    sarılışında ne düşler
    ne düşükler
    sakınamazsın

    aynı yolları,
    kimsesiz mekanları
    birlikte özleme hasreti...
    yalnızlığımın dert ortağı gastrit...

    gülüşünde bir mana var
    saklayamazsın

    bütün iç savaşlarda
    rehin alındı bu yürek
    kandıramazsın

    hangi çekilişin
    büyük ikramiyesi bu,
    en uzak sevişmelerin
    yeni yetme utancı
    lakin aşk
    biraz da utanmaktır yaşamaktan...
    sakınamazsın...
    yeni yetmelik işine gelince
    o zaten hepimizin gizli öznesi
    Türkçe'de var
    bazı dillerde yok

    gülüşünde bir mana var
    saklayamazsın
    kime niyet kime felaket bu aşk
    anlayamazsın

    ödümüz patlıyor acı çekmekten
    oysa
    biraz da acıdır
    aşkın mayası...
    kaçınamazsın...

    gülüşündeki manayı saklayamazsın
    tutunacak verimiz yok
    resmi tutanaklarda

    gülüşünde bin yıllık hasret var
    saklayamazsın
    .........................................

    bu yazık karşılaşmanın
    alnımıza çakılıyor anafikri :

    aşka cesaretimiz yoksa
    başka zaman görüşürüz!

    Yılmaz Erdoğan

  7. #7
    Üye
    UYGAR Avatarı

    Üyelik Tarihi
    22.01-2007
    Son Giriş
    30.07-2017
    Saat
    19:26
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL
    Mesaj
    894
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    BÜYÜYORUM

    Büyüdükçe,
    sentetik zamanlara
    kangren ayaklar bastım,
    izi kaldı
    ömrümün...

    Kara çaldılar yüzüme
    bütün kara parçalarında
    elbette
    "afrika dahil"
    parça başı çalışan
    kiralık katildi zaman.

    Gülüşüm sivas yangını,
    ağlarsam kızma...
    ölmek bile
    yakışıyor bazı adama..

    YILMAZ ERDOĞAN

  8. #8
    Üye
    ayyüzlü Avatarı

    Gerçek Adı
    ayyüzlü
    Üyelik Tarihi
    11.10-2008
    Son Giriş
    09.10-2017
    Saat
    11:46
    Mesaj
    19.971
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    İŞSİZ ŞİİR

    bu imkansızlıklar
    bu yaralar
    hepsi,
    hepsi insan işi

    sevda diye bağıran yüzün,
    bir kitabın en sır satırını
    okuyan sesin,
    beni bana düşman eden,
    ağlamaklı gecelerimin
    tek temsilcisi
    ve hiçbiryerde şubesi
    olmayan yüzün
    yani baştan ayağa sen...

    bu bakışlar
    bu bakır tadı
    hepsi,
    hepsi insan işi
    ve insanın insana ettiği
    en yalan yemin: AŞK!
    hepsi,
    hepsi insan işi..

    YILMAZ ERDOĞAN