Sayfa 1 / 4 1234 SonSon
Toplam 60 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    WaLe Avatarı

    Üyelik Tarihi
    02.07-2005
    Son Giriş
    27.10-2013
    Saat
    16:22
    Mesaj
    304
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    KIRILGAN

    Kırılgan bir çocuğum ben
    Yüreğim cam kırığı
    Bütün duygulardan önce
    Öğrendim ayrılığı
    Saldırgan diyorlar bana
    Oysa kırılganım ben
    Gözyaşlarım mücevher
    Saklıyorum herkesten
    Ürküyorlar gözümdeki ateşten
    Ürküyorlar dilimdeki zehirden
    Ürküyorlar o dur durak bilmeyen
    gözükara cesaretimden
    Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum,
    Bir yanı çılgın dağ doruğu.
    Oysa böyle yapmasam ben
    Nasıl korurum içimdeki çocuğu?
    Bir yanım çılgın nar ağacı
    Bir yanım buz sarayı.

    MURATHAN MUNGAN

  2. #2
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    PÂZUBENT

    beden dediğin aşka vesile
    insan ruhlara âşık olur
    sevdikçe başkasını
    kendini bulur

    ne hasreti öldürür, ne vuslatı ondurur
    suretten surete süründürür aşk seni
    hayat dediğin bir gün anlamak
    geçtiğin yolların kıymetini

    bazı kalplerin kaderidir aşk
    ne dua beddua ne tövbe yemin
    nafile pâzu boşalmış kıymet
    nice yazsan korunduğun gövdeye
    tabiatta olmayan kelime
    nasıl karşı koyabilir
    tabiat güçlerine

    bin kere inkâr ettim
    bin kapıda yenildim
    aşk bin kere
    bin kere ayrılık
    dediğin sema adımları
    kültürel miras genetik şifre
    tenimde
    açılan vahdet yaraları
    tutulduğum suretlerden
    geçtim gittim
    kaderin önünde koşarken
    yeni suretlere
    bin kere

    hakikatim marifetim yadigârım
    kalbini bende sınamışlar için
    adadığım divanım
    ömrümü hayat yapan bütün erkeklere

    bir kere olsun unutmak için
    beyhude
    bin kelime!

    MURATHAN MUNGAN

  3. #3
    Üye
    WaLe Avatarı

    Üyelik Tarihi
    02.07-2005
    Son Giriş
    27.10-2013
    Saat
    16:22
    Mesaj
    304
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    GECE NÖBETİ

    Daha az seviyorum seni..
    Giderek daha az..
    Unutur gibi seviyorum..
    Azala azala..
    Aramızdaki uzaklığın karanlığında..

    Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca..
    Daha az seviyorum seni..
    Kendini iyileştiren bir yara gibi..
    Daha az ..
    Ve zamanla..

    Sen geceyi tutuyorsun ..ben nöbetini..
    Uzak dağ kışlalarında..
    Görmüyoruz birbirimizi..
    Usul usul sis iniyor..
    Kopmuş yollara..
    Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin..
    Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda..
    Sevgilim sevgilim
    Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
    Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da..

    Artık daha az seviyorum seni..
    Unutur gibi..ölür gibi daha az..
    Yeniden ödetiyorum kendime
    Onca aşkın öğretemediğini..
    Kolay değildi..
    Yalnızca sevgilimi değil..evledımı da kaybettim ben..
    Kaç acı birden imtihan etti beni..
    Bir tek gece vardır insanın hayatında..
    Ömür boyu sürer nöbeti..
    Bu da öyleydi..
    İyi ol..
    Sağ ol..
    Uzak ol..
    Ama bir daha görme beni..

    MURATHAN MUNGAN

  4. #4
    Üye
    iskenderun Avatarı

    Üyelik Tarihi
    06.11-2004
    Son Giriş
    29.10-2017
    Saat
    23:59
    Yaşadığı Yer
    iskenderun
    Mesaj
    58
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    YALNIZ BİR OPERA

    Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
    Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
    Oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim
    Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
    İmrendiğin, öfkelendiğin
    Kızdığın ya da kıskandığın diyelim
    Yani yaşamışlık sandığın
    Geçmişim
    Dile dökülmeyenin tenhalığında
    Kaçırılan bakışlarda
    Gündeliğin başıboş ayrıntılarında
    Zaman zaman geri tepip duruyordu.
    Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
    Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun,
    Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.
    Başlangıçta doğruydu belki.
    Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp,
    Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren,
    Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin.
    Ve hala bilmiyordun sevgilim
    Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
    Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
    Bütün kazananlar gibi
    Terk ettin.

    Yaz başıydı gittiğinde, ardından,
    Senin için üç lirik parça yazmaya karar vermiştim.
    Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim.
    Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum.
    Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.
    Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
    Yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından
    Kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine
    Çerçevesine sığmayan
    Munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine
    Lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu.

    Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs.
    Seni bir şiire düşündükçe
    Kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi
    Uçucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma.
    Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük
    Usulca düşüyordu bir kağıt aklığına,
    Belki de ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.
    Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha.
    Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi?
    "Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen" notunu buldum kapımda.
    Altına saat:16.00 diye yazmıştın, ve 16.04'tü onu bulduğumda.
    Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
    Takvim tutmazlığını
    Aramızda bir düşman gibi duran zamanı
    Daha o gün anlamalıydım
    Benim sana erken
    Senin bana geç kaldığını.

    Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri.
    Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı.
    Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay,
    Alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıstı.
    Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza.
    Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi bakışıyorduk.
    Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık.
    Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.
    Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.
    Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza.
    Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.
    Şimdi biz neyiz biliyor musun?
    Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
    Birbirine uzanamayan
    Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
    Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
    Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
    Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
    Ne kalacak bizden?
    Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim
    Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
    Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
    Bizden diyorum, ikimizden
    Ne kalacak?

    Şimdi biz neyiz biliyor musun?
    Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz.
    Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada
    Bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilmeyen çocuklar gibi
    Ve elbet biz de bu aşkta büyüyecek
    Herşeyi bir başka aşka erteleyeceğiz.

    Kış başlıyor sevgilim
    Hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
    Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan
    Oysa yapacak ne çok şey vardı
    Ve ne kadar az zaman
    Kış başlıyor sevgilim
    İyi bak kendine
    Gözlerindeki usul şefkati
    Teslim etme kimseye, hiçbir şeye
    Upuzun bir kış başlıyor sevgilim
    Ayrılığımızın kışı başlıyor
    Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.

    Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak,
    Yazıya oturup sonu gelmeyen cümleler kurmak,
    Camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak...
    Böyle zamanlarda herşey birbirinin yerini alır
    Çünkü herşey bir o kadar anlamsızdır
    İçimizdeki ıssızlığı dolduramaz hiçbir oyun
    Para etmez kendimizi avutmak için bulduğumuz numaralar
    Bir aşkı yaşatan ayrıntları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz
    Çıplak bir yara gibi sızlar paylaştığımız anlar,
    Eşyalar gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar
    Korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara,
    Çağrışımlarla ödeşemezsiniz.

    Dışarda hayat düşmandır size
    İçeride odalara sığamazken siz, kendiniz
    Bir ayrılığın ilk günleridir daha
    Herşey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkta
    Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup
    Kulak verdiğiniz saat tiktakları
    Kaplar tekin olmayan göğümüzü
    Geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç
    Suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz
    Bakınıp dururken duvarlara
    Boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çiçek,
    Unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani,
    Unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında
    Kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi
    Kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar gibi
    Yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutkunluk haline, bir trafik kazasına,
    Başımıza gelmiş bir felakete, işkenceye çekilmeye, ameliyata alınmaya
    Kendimizi hazırlar gibi.

    Yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi
    Ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken,
    Ve kazanmış görünürken derinliğimizi
    Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde
    Bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar
    O tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi
    Hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar
    Göremeseniz de, bilirsiniz
    Hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar.

    Bana zamandan söz ediyorlar
    Gelip size zamandan söz ederler
    Yaraları nasıl sardığından, ya da herşeye nasıl iyi geldiğinden
    Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden.
    Hepsini bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi.
    Dahası onlar da bilirler.
    Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler, öyle düşünürler.
    Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki
    hançeri çıkartmak, Yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden karşılaşmak kolay değildir elbet. Kolay değildir bunlarla baş etmek, uğruna içinizi öldürmek.
    Zaman alır.
    Zaman alır sizden bunların yükünü
    O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar dibe çöker.
    Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir.
    Bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir.
    O boşluk doldu sanırsınız
    Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir.

    Gün gelir bir gün
    Başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide
    O eski ağrı
    Ansızın geri teper.
    Dilerim geri teper.
    Yoksa gerçekten bitmişsinizdir.

    Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi kavranır.
    Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini kazanır.
    Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.
    Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık
    Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan
    Herşeye iyi gelen zaman sizi kanatır olmuş
    Saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
    Günlerin dökümünü yap
    Benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini
    Kim bilebilir ikimizden başka?
    Sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış
    Bir ilişkiyi, duyguların birliğini,
    Bir aşkı beraberlik haline getiren kendiliğindenliği
    Yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız herşeyi bir düşün
    Emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya
    Şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor
    Orada olmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
    Bunlar da bir işe yaramadıysa
    Demek yangından kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda.

    Bu şiire başladığımda nerde,
    Şimdi nerdeyim?
    Solgun yollardan geçtim.
    Bakışımlı mevsimlerden
    İkindi yağmurlarını bekleyen
    Yaz sonu hüzünlerinden
    Gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim
    Geçti her çağın bitki örtüsünden
    Oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından
    Bakarken dünyaya
    Yangınlarla bayındır kentler gibiyim:
    Çiçek adlarını ezberlemekten geldim
    Eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların
    Unuttuklarını hatırlamaktan
    Uzun uzak yolları tarif etmekten
    Haydutluktan ve melankoliden
    Giderken ya da dönerken atlanan eşiklerden
    Duyarlığın gece mekteplerinden geldim
    Bütünlemeli çocukluklarıyla geçti
    Gençliğimin rüzgara verdiğim yılları
    Gökummaların ve içdökmelerin vaktinden geldim.

    Bu şiire başladığımda nerde,
    Şimdi nerdeyim?
    Yaram vardı, bir de sözcükler
    Sonra vaat edilmiş topraklar gibi
    Sayfalar ve günler
    Işık istiyordu yalnızlığım
    Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum
    İlerledikçe...Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde
    Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü daha şiir bitmeden.
    Karardı dizeler.
    Aşk...Bitti. Soldu şiir.

    Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden
    Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım
    Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde
    Aşk yalnız bir operadır, biliyordum:
    Operada bir gece uyudum, hiç uyanmadım.
    Barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim
    Her adımda boynumdan bir fular düşüyordu
    El kadar gökyüzü mendil kadar ufuk
    Birlikte çıkılan yolların yazgısıdır:
    Eksiliyorduk
    Mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim
    Her otelde biraz eksilip, biraz artarak
    Yani çoğalarak
    Tahvil ve senetlerini intiharlarla değiştirenlerin
    Birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında
    Ağır ve acı tanıklıklardan
    Geçerek geldim. Terli ve kirliydim.
    Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum
    Maskeler ve çiçekler biriktiriyordu
    Linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de...
    Korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları
    Ve açık hayatları seviyordu.
    Buraya gelirken
    Uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim
    Atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri
    Ödünç almadım hiç kimseden hiçbir şeyi
    Çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için panayır yerleri...
    panayır yerleri...
    Ölü kelebekler...
    Ölü kelebekler...
    Sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim.

    Adım onların adının yanına yazılmasın diye
    Acı çekecek yerlerimi yok etmeden
    Acıyla baş etmeyi öğrendim.
    Yoksa bu kadar konuşabilir miydim?
    İpek yollarında kuzey yıldızı
    Aşkın kuzey yıldızı
    Sanırsın durduğun yerde
    Ya da yol üstündedir
    Oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar
    Ölü yanardağlar, ölü yıldızlar
    Ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı.

    Aşkın bir yolu vardır
    Her yaşta başka türlü geçilen
    Aşkın bir yolu vardır
    Her yaşta biraz gecikilen
    Gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler
    Gözlerim
    Aşkın kuzey yıldızıdır bu
    Yazları daha iyi görülen
    Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler
    İlerlerim
    Zamanla anlarsın bu bir yanılsama
    Ölü şairlerin imgelerinden kalma
    Sen de değilsin. O da değil
    Kuzey yıldızı daha uzakta
    Yeniden yollara düşerler
    Düşerim
    Bir şiir yaşatır herşeyi yaşamın anlamı solduğunda
    Ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında
    Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler
    Yaşamsa yerli yerinde
    Yerli yerinde herşey
    Şimdi herşey doludizgin ve çoğul
    Şimdi herşey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi
    Şimdi herşey yeniden
    Yüreğim, o eski aşk kalesi
    Yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden
    Dönüp ardıma bakıyorum
    Yoksun sen
    Ey Sanat! Herşeyi hayata dönüştüren.

    MURATHAN MUNGAN

  5. #5
    Üye
    UTOPYA Avatarı

    Gerçek Adı
    Zeki
    Üyelik Tarihi
    07.06-2005
    Son Giriş
    04.11-2017
    Saat
    21:28
    Yaşadığı Yer
    ANTALYA
    Mesaj
    2.266
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İNAN BATMIŞ ŞEHİRLER GİBİ ONARILMAZ ANILAR

    Biri beyaz biri kara iki kedi..
    birbirlerinin omzuna kollarını dolamışçasına birbirlerine şefkatle sarılarak,
    birbirlerine dayanarak yola çıkmışlar.
    Gölgeler akşamüstünü söylüyor.
    Yorgun bir günün sonunda eve dönüyorlarmış gibi.
    Yüzlerini görmüyoruz ama eminim mırıl mırıl konuşuyorlardır. Belli sınanmış, denenmiş bir dostluk bu,
    uzun yolları da göze alabilen bir dostluk

    Ya biz, binde bir karşımıza çıkan dostluk, arkadaşlık, sevgililik fırsatlarını ne yapıyoruz?
    Akşam üstünün bir saatinde yorgun gövdemizi yaslayıp mırıl mırıl konuşabileceğimiz,
    omzumuza dolanan bir kolun, başımızı yaslayabileceğimiz bir omzun,
    belimizi kavrayan bir elin, uzun yollara dayanıklı ayakların sahibi karşımıza çıktığında tanıyabiliyor muyuz onu,
    değerini biliyor, biricikliğini, benzersizliğini anlayabiliyor muyuz? ...

    Yoksa hayatı sonsuz, fırsatları sayısız sanıp
    kendimizi hep ilerde bir gün karşılaşacağımızı sandığımız bir başkasına,
    bir yenisine ertelerken hayat yanımızdan geçip gidiyor mu? karşımıza çerken çıkmış insanları yolumuzun dışına sürüklerken
    bir gün geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz?
    Hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez zalimdir,
    her zaman aynı fırsatları sunmaz, toyluk zamanlarını ödetir. Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskitmeden yıprattığımız dostlukların
    savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün...

    Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz,
    ya da olanlar olması gerekenler değildir.
    Yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz,
    gün gelir kayan yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir...

    Kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir
    kendi hayatımızdaki olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri yakalamak.
    Bazılarının gelecekte sandıkları 'bir gün' geçmişte kalmıştır oysa;
    hani şu karşıdan karşıya geçerken, trafik ışıklarında rastladığınız,
    omzunun üzerinden şöyle bir baktığınız sonra da boşverip
    'Nasıl olsa ilerde bir gün tekrar karşıma çıkar.' dediğinizdir.
    Oysa tam da o gün bu zalim şehri terk etmiştir O,
    boş yere bu sokaklarda aranırsınız..

    MURATHAN MUNGAN

  6. #6
    Forum Moderatörü
    BARBiEBARBiE Avatarı

    Gerçek Adı
    NehiR
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    01.12-2017
    Saat
    15:35
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    14.622
    Alınan Beğeniler
    11
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    AŞK YENİDEN

    Aşk yeniden
    Akdenizin tuzu gibi
    Aşk yeniden
    Rüzgârlı bir akşam vakti
    Aşk yeniden
    Karanlıkta bir gül açarken

    Aşk yeniden
    Ürperen sahiller gibi
    Aşk yeniden
    Kumsalların deliliği
    Aşk yeniden
    Bir masal gibi gülümserken

    Gözlerim doluyor
    Aşkımın şiddetinden
    Ağlamak istiyorum
    Yıldızlar tutuşurken
    Gecelerin şehvetinden
    Kendimden taşıyorum

    Aşk yeniden
    Bitti artık bu son derken
    Aşk yeniden
    Aynı sularda yüzerken
    Aşk yeniden
    Rüya gibi bir yaz geçerken

    Aşk yeniden
    Unutulmuş yemin gibi
    Aşk yeniden
    Hem tanıdık, hem yepyeni
    Aşk yeniden
    Kendini yarattı kendinden

    MURATHAN MUNGAN

  7. #7
    Üye
    UTOPYA Avatarı

    Gerçek Adı
    Zeki
    Üyelik Tarihi
    07.06-2005
    Son Giriş
    04.11-2017
    Saat
    21:28
    Yaşadığı Yer
    ANTALYA
    Mesaj
    2.266
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    UNUTULMUŞ BIÇAKLAR

    Hem kendine kıydın
    Hem de bana
    Ardına bile bakmadan gidiyorsun şimdi
    Hey delikanlı
    Hey delikanlı
    Sırtımda unuttun bıçağını
    Ne kadar gitsen de uzağa
    Kanımın izi kalacak avuçlarında
    Hey delikanlı
    Hey delikanlı
    Geri döneceksin
    Bir dolunay vakti
    Geri döneceksin
    Gömmek için
    Beni öldürdüğün yere
    Kendini usulca
    Aşka, şiire, ölüme bırakmış
    Ve çoktan toprağa karışmış
    Bedenimin sırtında
    Bulacaksın ay ışığında bıçağını
    Kanını silip alacaksın koynuna
    Saplamak için başkalarına
    Hey delikanlı
    Hey delikanlı
    Unuttuğun bu kadar mı?

    MURATHAN MUNGAN

  8. #8
    Forum Moderatörü
    BARBiEBARBiE Avatarı

    Gerçek Adı
    NehiR
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    01.12-2017
    Saat
    15:35
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    14.622
    Alınan Beğeniler
    11
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ANLAT BANA

    Anlat bana her şeyini!
    Acılarını, sevinçlerini
    Ve içinde kalan her şeyini!
    İstersen önce,
    Acılarından bahset bana
    Bahset ki;

    Ortağın olayım bir dost gibi.
    Belki nasıl davranmam gerektiğini söylerim sana,
    Belki de ağlarız birlikte.
    Sessiz ve derinden.
    Belki de sana sıkıca sarılırım

    Sözcüklerin bittiği her yerde.
    Tıpkı bir sevgili gibi.
    Uzanırım koynuna!
    Ve sıcaklığımla eritirim dertlerini.
    İstersen sevinçlerinden de bahset
    Bahset ki;

    Anlayayım acıların seni yıkmadığını
    Nasıl direndiğini ve nasıl yok ettiğini
    İstersen aşklarından da bahset bana
    Bahset ki;

    Birlikte analım tüm anıları.
    Yeter ki anlat bana her şeyini!
    Arzularını, hislerini
    Ve tüm tutkularını...
    Birde seni anlat bana.
    Anlat ki... Anlayayım içindeki Beni
    Anlayayım ki... Anlatayım seni nasıl sevdiğimi

    MURATHAN MUNGAN

  9. #9
    Üye
    UTOPYA Avatarı

    Gerçek Adı
    Zeki
    Üyelik Tarihi
    07.06-2005
    Son Giriş
    04.11-2017
    Saat
    21:28
    Yaşadığı Yer
    ANTALYA
    Mesaj
    2.266
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İKİ BIÇAK

    İki bıçak seç kendine
    Biri yaralamak için
    Biri öldürmek
    Pusu kur gözleri
    Karanlık gölgesine
    Biri sevmek için
    Biri ihanet
    İki yürek seç kendine
    Biri yaşamak için
    Biri gizlenmek
    Bir korkak, bir kaçak, bir firar
    Kaç kişisin sen sevdiğim, çocuk
    İçimdeki bıçak bir kere daha dönüyor
    Olduğu yerde
    Kalırsan sel basar yataklarımı
    Gidersen uçurum çiçekleri açar kalbimde
    Kimi zamanlar olur sevgilim
    İki bıçak bile yetmez bir tek ölüme....

    MURATHAN MUNGAN

  10. #10
    Üye
    UTOPYA Avatarı

    Gerçek Adı
    Zeki
    Üyelik Tarihi
    07.06-2005
    Son Giriş
    04.11-2017
    Saat
    21:28
    Yaşadığı Yer
    ANTALYA
    Mesaj
    2.266
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    AYNI LAMBALAR

    Kibritle oynarken yangın çıkaran sarsak yıllar
    Bir daha hiç geçit vermeyen veda sözleri
    Yılların sıradağlarında uzaklaştı bizden
    Yüreğimizden kopup giden ayrılık trenleri
    Biliyorum aynı lambaların aydınlattığı yalnızlıkta geçti
    Aldatılmış duygulardan ayrı ayrı geçerek vardığımız korunaklı siperler
    Senin içini ürperten geceleri ben duymadım mı içimde?
    Hayat herşeyi alır sanırken
    Oyunlarımızı ıslatan yağmurlarda kaldı
    Bir bizim icat ettiğimiz saatler
    İlk öğrenilen yalnızlık aslında geç keşfedilir
    Dalgın resimlerin derinleştirdiği mazi
    Gün gelip bütün zamanları ele geçirdiğinde
    Anlarsın başkalarına giden bizden çalınmış günler
    Ne zamandır buradayım
    Gel öp beni
    Neredeysen ve nasılsan önemi yok gel öp beni
    Suyunu, uykunu, azığını uzun tut gel öp beni
    Birbirimizi bağışlayacak,birbirimize yeni sözcükler bulacak,
    Ölmeden önce yeniden görüşüp konuşacak yaşa gelmedik mi?
    İkinci ufkun saatindeyiz şimdi
    Gözlerim trenlerde, gel öp beni...

    MURATHAN MUNGAN

  11. #11
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:36
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    59
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    YAZGI

    insanlar

    ya ölürler ya terk ederler bizi

    yalnızlık

    yalnızca yalnızlık çizer kaderimizi


    MURATHAN MUNGAN

  12. #12
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Karşımıza erken çıkmış insanları yolun dışına sürerken;bir gün geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz?
    Hayat her zaman cömert davranmaz bize.
    Tersine, çoğu kez zalimdir Toyluk zamanlarını ödetir, hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskitmeden yıprattığımız dostlukların, savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün.
    Bir akşam üstü yanımızda kimsecikler olmaz; Ya da olması gerekenler yanımızdakiler değildir.
    murathan mungan

  13. #13
    Üye
    Yavuz Avatarı

    Üyelik Tarihi
    12.09-2004
    Son Giriş
    02.06-2010
    Saat
    22:50
    Yaşadığı Yer
    Bursa
    Mesaj
    116
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ESKİDENDİ ÇOK ESKİDEN


    Hani erken inerdi karanlık,
    Hani yağmur yağardı inceden,
    Hani okuldan, işten dönerken,
    Işıklar yanardı evlerde,
    Eskidendi, çok eskiden.

    Hani ay herkese gülümserken,
    Mevsimler kimseyi dinlemezken...
    Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken,
    Eskidendi, çok eskiden.

    Hani hepimiz arkadaşken,
    Hani oyunlar tükenmemişken,
    Henüz kimse bize ihanet etmemiş,
    Biz kimseyi aldatmamışken,
    Eskidendi, çok eskiden.

    Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
    Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden,
    Daha biz kimseye küsmemiş,
    Daha kimse ölmemişken,
    Eskidendi, çok eskiden.

    Şimdi ay usul, yıldızlar eski
    Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden
    Geçen geçti,
    Geçen geçti,
    Geceyi söndür kalbim
    Geceler de gençlik gibi eskidendi
    Şimdi uykusuzluk vakti.

  14. #14
    Üye
    lülü Avatarı

    Üyelik Tarihi
    29.05-2007
    Son Giriş
    06.06-2007
    Saat
    20:54
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    8
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    TERK EDEN
    Kimdi kimdi kalan
    Giden mi suçludur her zaman?
    Ne zaman başlar ayrılıklar
    Dostluklar biter ne zaman

    Her geçen gün bir parça daha
    Aldı götürdü bizden
    Aynı kalmıyordu hiçbir şey
    Değişiyordu herşey
    kendiliğinden

    Artık çözülmüştü ellerimiz
    Artık bölünmüştü yüreğimiz
    Birimiz söylemeliydi bunu
    Ötekini incitmeden

    Kimdi giden kimdi kalan
    Aslında giden değil
    Kalandır terk eden
    Giden de
    bu yüzden gitmiştir zaten

    MURATHAN MUNGAN

  15. #15
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:36
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    59
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    İKLİM..

    aşk iklimdir
    tarikat cihazlarıyla
    yaratır dünyasını
    inanmayanlar için
    Allah imkanıdır

    aynıdır cenneti cehennemi
    ahreti uyandırır
    kendi ahlakını ister ikliminden
    nafile kalplerin kaçınılmaz kaderi
    tabiatının koşulları
    ya da iklim tuzağı
    kendi derinliği kadar sever herkes
    uçurum başlar bir yerinden aşk rehin alır dünyayı

    soğuğun uykusu başka sıcağın uykusu
    bazı uykusuzluklar rüyadır
    iklimle beslenir aşk
    gök haritası ile kalbin kapısı eştir
    aşk merhamet ister sahibinden

    leyla ile mecnun çölde geçer
    sanrı, humma, aşk
    aynı çölün çocuklarıdır
    akraba karanlığında çoğalır
    bire kadar inen tanrılar
    yol kaderle kısalır

    Kum Saati'nde akan eski soru:
    neden çöle indi dört kitap
    aynıdır çöl ile kalbin kapısı
    geçilmez
    tutulmadan
    aşkın doğusu ve batısı

    çünk aşkın doğusu ve batısı vardır
    kuzeyden güneye iner
    mazinin kavimleriyle
    kapısı bulunmayan şehirlere

    kapısı bulunanlar aşkı surların dışında bırakır
    kaleler düşer şehirler yakılır
    kıyamet yeryüzü provası
    sükunet cinnetiyle geçer
    tufandan korkanların hayatı
    onlara okudukları kitaplar kalır

    mazi hiçbir aşkla tamamlanmaz
    çünkü mazi kalplerde yaradır
    zamanların birbirini tutmamasıdır aşk
    birbirine erken ya da geç kalmış kapılardır
    ölümlü insan ile görece zaman
    var oluş bir alaydır
    bilgeliğin ardından koşan
    yalın gerçeklerle yaşlanır

    aşkın çetin definesi
    Babil kulesi kadar dağılmıştır
    yeryüzüne binlerce tarifle, aşk hala gizdir
    kayıp kule diller kadar
    şifrelenmiştir tene ve tarihe
    ışık hızında yeniden dirilinceye kadar
    kule, kalp, dil
    bilmece

    sahibinin körüdür aşk
    başka alemlerin gözleri ödünçtür
    aşk üzerine söylenmiş bütün sözler
    unutulmadan
    hatırlanmaz
    bir daha
    bunu yapan aşktır

    aşk insanın içindeki gençtir
    kendi içindeki yol ortasında kalan
    yarım hayatların kayıp sahipleri için
    aşk uzaktır

    aşk uzak olduğunda
    kullanılmaz yakınlıklarla
    aşk kişiye kendini tanıtır unutturmak için
    daha önce de söylendi:
    her öğrenilen bir sonrakine saklanır
    zaman aşktan böyle intikam alır
    kimse koşamaz zamanın önünden
    hiçbir sönmüş gerçek onaramaz kor kayıpları

    aşk kusurdur hatadır günahtır
    yasaktır
    imkansızdır
    bu yüzden insanlık için hala bir imkandır

    bir başlangıçtır aşk
    insanın kendine başlangıcı
    çok az kişi ilk kez aşık oluyormuş gibi
    tekrarlayabilir aşkı
    başlangıçları unutanlar için
    artık imkansız olanı

    bu, hayatı tekrarlamaktır
    diyalektik bile bu yüzden aşktır
    aşk hakkında söylenmiş bütün sözler
    aşanmadan yalandır
    aşk bir haktır
    sonuna kadar kullanır
    kullanılmaz olanı

    iyi aşk şiiri yoktur, hiç olmadı,
    bu da olmadı
    her aşk şiiri yalnızca tekrarlar
    tekrarlanmaz olanı
    her biri yalnızca bir sonrakinin ilhamı
    belki bu kadar söz
    bağışlatır bana bu aşkı
    2001 yazıydı
    çok istedim çok istedi çok istedik
    ama olmadı

    MURATHAN MUNGAN




Sayfa 1 / 4 1234 SonSon