Sayfa 3 / 4 İlkİlk 1234 SonSon
Toplam 60 mesajın 31-45 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #31
    Üye
    Gül_Güzeli Avatarı

    Üyelik Tarihi
    05.04-2008
    Son Giriş
    05.06-2008
    Saat
    14:06
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    38
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    AFFEDİLMEYEN

    Puhu, biyografi çağı
    can çekişmenin grameri
    varlığın kıstırıldığı sözcükler
    hayatını yazsın herkes
    tedavüldeki jestler bizi almıyor
    karartmayı çalışıyor bürokratik felcin ara dolguları
    çok tanrılı görüstü yapıcıları
    ne yaptınız
    arkhont atum alizeler
    ayrıntıların cinnetiyle yoğunlaşan batakta
    gündeliğin kiri
    üstüpüye silin şiirlerinizi
    çığlıklarınızı törpüleyen metal dünya
    ne tanrı istiyorsunuz ne patron
    görüntü yapıcıları
    kanla geçirdiler ellerine bütün iktidarları
    kanla alınsın ellerinden
    çekinmeyin vahşetin estetiğinden
    vardığımız yerde iki şey kaldı geriye
    bir intikam bir de affedilmeyen

    MURATHAN MUNGAN

  2. #32
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:07
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    GECENİN UZUN SÖYLEVİ
    I.
    Coşkularımız yetim kaldı. Yoksul kağıtlarımızı onarmıyor artık şiirlerimiz. Şiirlerimizin kireci vuruyor yüzümüzdeki duvara. (Eksik fakat aydınlık anlatımları her çeşit mutsuzluğun...) Ve ellerimizi koğuşturuyoruz durmadan. Sabıkalı şiirlerimizden artan ve kendimizce yorumladığımız ellerimizi. Durmadan kendimize tırmanıyoruz uzun soluklarla. Ayaklarımız çiğnenmiş leylaklardan devşirilmiş; leylak yorgunu sarp yollar inmekte denizin sabıkalı sevdalarına.
    (Korsan yorgunu denizin; gökyüzüne rengi yitik şafakların yamadığı...)

    II.
    Gece. Zaman ihtilali. Kurşun geçirmez yüreklerimiz. Yani uzatmalı yasakların konakladığı o mağrur suskunluk. Kuşatmalardan artakalmış yaralı insanliğina kefil yürek. Şimdi gecenin uzun söylevinde yaşanan dilsiz şiirlerin yitik kafiyelerine ayak uydurmaya çalışıyor. Yetim kalmış çarpıntılarına; yaralarını sararak. Geveze dilsizliğin ikilemini yaşayan kafiyelerin küçük, ürkek adımlarına. Sessizliklerinde dingin bir barışıklığın büyüsü. Hangi büyülerle onarmaktayız kendimizi, bir parça daha yaşamak için.
    (Kıyılarımızda suskunluk. –Ellerimizin bizle birleştiği yerde- Biz lisanı bilinmeyen rehin bırakılmış bir coğrafya atlası.) Oysa deniz biziz. Kıyı biz. Sevişmek, bir gençlik karantinası.
    Ve uzun kalemlerin gölgeleri dolaşıyor yaralı duyarlıklarımızın üzerinde.

    Biz gündüz sürgünleri!
    Yazmakla tamamladık mı kendimizi?
    Yazmakla tanımladık mı?
    Kalemlerimizin uçları yine de nar çiçeği.

    III.
    Eski harfler kilitlemiş babamın tarihini cep yazmalarında. Ağır bir gözlük kalmış tahta mağaralarında deri çekmecelerin (ve uzun senelerin) . Beni o tanımlayabilirdi ancak. İnce siyah çizgili, o acı yeşil, kırık dolmakaleminin kuruyan kanıyla. (O hiç unutamadığım dolmakaleminin. Ve herkesin hırsızı şiirlerinin...) Beni o tanımlayabilirdi ancak. Ben beş yaşındayken öldürdüğüm babam. Şimdi yırtık fotoğraflarını arka cebimde gezdirdiğim sünnetçi babam.

    IV.
    Acımlayabilirim biraz daha. Dilerseniz biraz daha ışıklandırabilirim nesnel gerçekliğimi; (sizler için) . Bana kendimi anlatmamış beni size anlatabilirim. Şiirlerimle sizden kaçırdıklarımı (gecelerimi) yakınlaştırabilirim karanlığımla.
    Gece. zaman ihtilali. Bu kültür birikimi hangi umarsız unutkanlığımızın hüviyetidir? Açıklar mısınız?

    V.
    Siz ve biz (birbirimizi görmeden, belki görmek bile istemeden) bin yıl daha gezinelim aynalı karanlığımızda. Yeraltı duyarlıklarımızdan biçtiğimiz civan giysilerimizin görece özerkliğini sınayalım. Gecenin eklemediği isyanlarımız ve şiirlerimizle; belin ve kanın eklemediği ideoloji çarşaflarında. Yani her sevişmenin son ihtilal provasında.
    Ve bin yıl daha kilitleyelim gizlerimizi çarşılı ilişkilerimizle. Çarşılı ilişkilerimizin müfredata uygun diliyle.
    Belki sonra, ondan sonra, her şey açık, apaçık yazılabilir, herkes için.
    (Bir duyarlık ihtilalinde kendimizi talan edip, sevdiğimiz zaman...)

    VI.
    Kan. İrmak tanrısının suçu kan.
    Kimsenin birbirini tanımaması, anlamaması bundan.

    VII.
    Şimdi gecenin uzun söylevinden, insan olmaktan, toplumsal bir insan olmaktan, onanmaktan ve redd-i ilhaktan toplayabildiklerimiz bunlar. Kendimiz.
    Sunaklarımıza acılarımızı koyuyoruz.
    Bunlar hiçbir hapishanede yazılmamış hapishane defterleridir Efendim. Lütfen kabul buyrunuz.

    MURATHAN MUNGAN

  3. #33
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:07
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ARMALAR

    Bazı sözler karanlıkta söylenir
    bazı sözler hiçbir zaman
    karşı karşıya kaldığımız armalardır
    yüzümüzü parça parça aydınlatırken
    uzaktaki ateş
    yalnızca onlardır konuşan ve hatırlayan
    simgelerde çökelir mağmalaşır tarih
    armalanmış rüya ölü dil
    bazı anlar için çözer kendini
    sökülür taşınır çerçeve başka deneyimlere
    yüzümüze değen alev
    kadar içimizdeki çakım
    belirler bizi ve kendi karanlığına döner
    simgelerin dilsizliğinde
    karşı karşıya dururken biz
    armalardır her şeyi kararlaştıran
    bazı sözler karanlıkta söylenir
    bazı sözler hiçbir zaman

    MURATHAN MUNGAN

  4. #34
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:07
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    BİR YILIN SON GÜNLERİ

    I.
    bir yıl daha bitiyor
    İşte bu kadar duru,bu kadar yalın
    bu kadar el değmemiş
    sıradan bir gerçeği daha
    kolları bağlı hayatımızın
    bir şiire nasıl dahil edilir bir yılın son günleri
    her sonda her başlangıçta ve her defasında
    alır gibi bir başkasını karşımıza
    perdeler çekip,ışıklar söndürüp
    oturup yatağın içine bir başımıza
    sorgulamak kendimizi
    öğrenmek ikizin anadilini,ikinci belleğimizi
    öğrenmek kendimizle hesaplaşmanın buzul ilişkilerini
    bu aynaların dehlizlerinde gezinirken görürüz
    karanlık günlerimizin kenar süslerini

    biterken bir yılın son günleri
    biliyoruz takvimler belirlemez değişimin mevsimlerini
    gençlik ikindilerini

    kargınmış bir çocuktuk büyüdüğümüzden beri

    II.
    bir yıl daha bitiyor
    düşlerim,tasarılarım,yarım kalmış onca şey
    her yıl biraz daha kısalıyor öncekinden
    bana mı öyle geliyor
    yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman
    insan yaşlanırken?

    III.
    kırdım mı incittim mi birilerin
    kimleri kazandım,yitirdiklerim kimler?
    kendimi yineledim mi yazdıklarımda?
    yeniden düşünmeliyim
    dostluklarımı,ilişkilerimi
    dağınık yatağım,mutsuz yatağım
    çoğalttın mı eksiklerimi
    gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
    yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
    borçlarımı ödedim mi?
    doğru seçtim mi soruların fiillerini?
    tırnaklarım kesilmiş,dişlerim fırçalanmış,saçlarım taranmış,
    giysilerim ütülü,odam düzenli mi?
    ödünç aldığım kitapları geri verdim mi?
    geri verdim mi aldıklarımı:
    aşkları,dostlukları,sevgileri,güvenleri,bağları
    kitaplara,sayfalara,satırlara borcumu ödedim mi?
    yokladım mı duygularımı
    hala sevebiliyor muyum insanları?
    ovmalı gümüşlerimi,bakırlarımı,cila geçmeli ahşaplarıma
    ovmalı umutları
    saklı tutumalı gelecek inancını,yarınları,eksik etmemeli ağzımızdan
    hançer kıvamındaki karamizah tadını
    şimdi oturup uzun bir hasretlik mektubu yazmalıyım Yavuz'a
    sonra köşe başından bir demet çiçek alıp öyle başlamalıyım akşama
    yeni bir yıla
    ama nedense her şeyin tadı dağılıyor ağzımda
    bir sap çiçek mi taşısam yoksa ağzımın kıyısında
    aydınlık rengi vursun diye gözlerimdeki buluta


    MURATHAN MUNGAN

  5. #35
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:07
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    UZUN YOLLAR

    Ya biz binde bir karşımıza çıkan dostluk, arkadaşlık, sevgililik fırsatlarını ne yapıyoruz? Aksam üstünün bir saatinde yorgun gövdemizi yaslayıp mırıl mırıl konuşabileceğimiz, omuzumuza dolanan bir kolun, başımızı yaslayabileceğimiz bir omuzun, belimizi kavrayan bir elin, uzun yollara dayanıklı aşkların sahibi karşımıza çıktığında tanıyabiliyor muyuz onu, değerini biliyor, biricikliğini, benzersizliğini anlayabiliyor muyuz?

    Yoksa hayati sonsuz,fırsatları sayısız sanıp kendimizi hep ileride bir gün karşılaşacağımızı sandığımız bir başkasına, bir yenisine ertelerken hayat yanımızdan geçip gidiyor mu?

    Karşımıza zamansız çıkmış insanları yolumuzun dışına sürerken bir gün geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz? Hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez zalimdir, her zaman ayni fırsatları sunmaz, toyluk zamanlarını ödetir. Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskitilmeden yıprattığımız dostlukların,savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün. Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz, ya da olanlar olması gerekenler değildir. Yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz, gün gelir hayatımızdan kayan Yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir.

    Kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir kendi hayatımızdaki olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri yakalamak. Bazılarının gelecekte sandıkları "bir gün" geçmişte kalmıştır oysa; hani su karşıdan karşıya geçerken, trafik ışıklarında rastladığımız, omuzunuzun üzerinden söyle bir baktığınız sonra da boşverip "Nasıl olsa ileride bir gün tekrar karşıma çıkar." dediğinizdir. Oysa tam da o gün bu zalim şehri terketmiştir o, boş yere bu sokaKlarda aranırsınız...

    MURATHAN MUNGAN

  6. #36
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:07
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    SIZIM

    sızım sızım
    aşksızım

    geçen gün Figen telefonda bana:
    "aşk var mı?" dedi
    "yok," dedim
    "aşk sana çok yakışıyor," dedi

    sesi yalansız, saydam
    bu nedenle daha çok işleyen sızı

    "keşke olsa," dedim...

    MURATHAN MUNGAN

  7. #37
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:07
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    VAZODA TOZLU GÜLLER

    yanılmayan iki el
    kapandı birbirinin üzerine
    gözleri sisli kır, ad kavmi
    kırık mühürler
    yılların derin kalıntısından
    bağışlamasız bir duruş seçti kendine
    sanki artık hiç bir şey kımıldatamaz
    içinde küllenen o beyaz pişmanlığı
    her şeyi sessizliğiyle bütünleyerek
    geçiyor kullanmadığı günlerin içinden
    başka ellerin kurduğu bütün saatleri
    bırakmış tozlu ayrıntıların zulmüne
    akşamsefaları gibi dalgındı geçen yaz sonu
    onu görmeye gittiğimde
    benden öteye bakıyordu benden çoktan geçmiş bakışları
    bir tek yağmurun sesiyle tanıdık
    bir şeyler geçiyordu yüzünden bir ölünün anısı
    kadar belirsiz bir aydınlık
    nasıl birikmiş içinde bunca süzülmüş acı,
    nasıl ulaşmış içindeki tedirgin erince
    kopkoyu bir kötülüğe dönüşmüş onca hayal kırıklığı
    kayıp kıtalar gibi baktık birbirimize.
    Tamamen silinmiş aklımdan
    eski fotoğraflarda buluştuğumuz yer
    Oraya nereden gidilir şimdi?
    Oysa karşımda oturuyor
    O opal lambanın gölgesinde
    iyi eğitilmiş kötülüğün bütün incelikleriyle
    Bir de vazoda tozlu güller...

    Murathan Mungan

  8. #38
    Üye
    fate Avatarı

    Üyelik Tarihi
    07.01-2008
    Son Giriş
    01.06-2015
    Saat
    15:06
    Yaşadığı Yer
    bursa.....
    Mesaj
    949
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    GELME..

    baktığın yerde karanlık bir tomurcuk bırakıyorum
    çarşılar avuçlarında aykırı
    sokakların lisanı adımlarında
    gelme, geldiğinde her şey yitiriyor kendini
    vurgun: ölümlerin en kostağı
    vurgun ölümlerden kaçgun yanımız
    konaklarda boğulmuş eski bir ana
    şöyle buyurur:

    sen seç kendine bir hayat
    ve öylesine yaşa, nasılsa
    kaldığın yerden vurgun sürdürür
    ve hep bak kendine
    bir örnek aynalara asi bir suret bırak
    baktıkça gözlerin
    kendini öldürür...

    MURATHAN MUNGAN

  9. #39
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:07
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    KIRMIZI FERMAN

    saklama yüzünü suya
    benzetilmiş kelimelerin ardına

    kalbinden söktüğün çadırı
    başkasının yüzüne kurma
    aşk olur
    tepeden tırnağa
    göçebe tende
    kalıcı iklim

    zamanın gaddar haritaları
    neye gerçek neye kurgu dediğin
    kırmızı kıpkırmızı kızıl ve karşılıksız
    her verdiğin

    yol sensin ulak sen kalbindeki zarf
    ölümüne
    koynundaki ferman
    alınmaz kanın akıtılmadan

    ulaştır bunu yerine ömrünü tamamlamadan

    Murathan Mungan

  10. #40
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:07
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    BU NE BİÇİM HAYAT

    Bu ne biçim Postacı
    Üç defa çalıyor kapıyı
    Bu ne biçim kel
    Hem merhemi var
    Hem sürmüyor başına
    Bu ne biçim biçimler
    İstediğiniz kadar çoğaltılabilir
    Memleket çok müsait buna
    Örneğin yeni bir komşu taşındı karşıya
    Bir baktım Fahriye Abla!
    Kırk yıllık bir rötar yapmış
    Erzincan Treni
    Ben gelmişim şu yaşıma
    O ise şiirdeki yaşından gün almamış daha
    Benimki ne biçim hayat
    Uymuyor ne gördüklerime
    ne duyduklarıma
    ne okuduklarıma
    Ben ne biçim benim
    Ne kendime benziyorum
    Ne başkalarına

    Murathan Mungan

  11. #41
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:07
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    KAR PRENSİ

    Karlı fundalıklarda bırak, kalın uykuların sabahında
    yaşamın saf değerlerini
    çekil başkalarının aynalarından
    omuzlarında ödünç pelerin
    ceplerinde kurşun paralar
    bütün bunlar sana göre değil
    Eldivenlerini çıkar, kırağı uçuğu çiçeklere
    denizmercanlarına, sefer ateşleri yakmış
    balıkçı teknelerine bak
    sonra kayatuzu, şeytankınası,
    ucu ağulu kargılarla kendine başla
    bak daha şimdiden
    deliller ve ayrıntılarla kan tutuyor geceyi


    eşik altına saklanan bir anahtar
    kuyuların ıslak bilezikleri
    düz, sakin, kendinle konuşur gibi dene
    kanını yenileyen serüveni
    kav gibi gizli ateş,
    ten gibi lav
    sorgusuz sevişsek
    uykunun beyaz yasası teslim almadan bizi

    ne duello kanunları, ne görünmez kelepçeler
    tabiatı keşfeder
    kutuplarından ekvatoruna
    kendin indir doğal afetlerini
    haritanı sağlamlaştır
    anıların ve geleceğin için
    iki kişi olana kadar yaz kendini
    biri emekli bir hayalet
    shakespeare sonesi
    öteki, mahzun şiirlerin yedek yolcusu
    bir kar prensi


    Döndüğünde orada olacağım
    Karlı fundalıklarda bekleyeceğım seni

    Murathan Mungan

  12. #42
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:07
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    SÖZLER YAPRAK

    bazı sözler karanlıkta söylenir, diyorum uykularımın birinde
    bazı sözler hiçbir zaman, diyorum kendi sesime uyanırken
    bazı sözler karanlıkta söylenir
    bazı sözler hiçbir zaman
    diyorum armaların birinde
    öyledir, iki yanı ağaçlı yollar, arasından
    geçip gitmektir şiir
    ağaçla, yolla, ne tarafa
    ve hangi zaman

    imgenin şiddetiyle çoğalır anlam
    parçalana parçalana

    geçtiğimiz yollardan
    onca yaprak düşer
    birkaç şiir kalır yalnızca
    o derin ağaçlardan

    kendi sesimize uyandığımız rüyalarda

    Murathan Mungan

  13. #43
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:07
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    HERKES VE BİRKAÇ KİŞİ

    Yağmur Herkese Yağar
    Güneş Isıtır Herkesi
    Mevsimler Herkes İçindir
    Yalnız Çığ Altında Kalan
    Sele Kapılan Her Zaman Birkaç Kişi

    Herkes İçindir Aşk Da Ayrılık Da
    Yalnızca Birkaç Kişi Ölür Acıdan
    Eskiden Ölümle Tartılırdı Ayrılık
    Kiminin Hayatı Yalnızca Unutkanlıktan

    Her Şey, Herkes İçin Değildir Oysa
    Kimi Hiçbirşey Ögrenmez Karanlıktan
    Yalnızlığı Kullanmayı Bilmez Kimi
    Kimi Ayrılamaz Karanlıktan

    Yağmur Herkese Yağar
    Ama Çok Az İnsan Tutar Yağmurun Ellerini
    Onca Şarkı Onca Film Onca Roman
    Ama Sevmeye Yetmez Herkesin Kalbi

    Çığ Altında Kalan Sele Kapılan
    Aşktan Ve Acıdan Ölen
    Birkaç Kişi Dünyayı Başka Bir Yer Yapmaya Yeter
    Aslında Onların Hikayesidir Anlatılan
    Diğerleri Dinler, Seyreder, Geçer Gider
    Geçer Gider Herkes
    Hikayelerdir Geriye Kalan.

    MURATHAN MUNGAN

  14. #44
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:07
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    AVARA

    anımsıyor musun?
    bir çetemiz vardı: Vahşi Siyah Atlar
    ısmarlama serserilikler yaşardık
    kimseden bir şey demeden kaçıp gitmeler gibi
    sokaklarda sabahlamak, parklarda yatmak
    yabancıları mahalleye sokmamak gibi
    Ve bir gün gideceğimiz bir Amerika vardı
    herkesin bir Amerika'sı vardı o zamanlar
    herkes gece istasyonlarında
    kendi Amerika'sını aradı

    kısık ışıklı arkadaş odaları
    plağın bir yüzünü kaplayan uzun parçalar eşliğinde
    kendi rüyalarımıza dalar, dağılırdık
    okyanuslar, gemi yolculukları, kanayan ıslıklar
    ve dünyanın bütün limanları
    önümüzdeki sessizce uzardı

    BİTERDİ PLAK, DİSK BOŞA DÖNERDİ.
    DÜŞLERİMİZ ÇARPIP GERİ DÖNEN SULARDI ŞİMDİ
    BÖYLE ZAMANLARDA İLK SÖZÜ SÖYLEMEKTEN
    KAÇINIRDI HERKES
    SONRA BİR USULCA KALKAR, HERKESE ÇAY KOYARDI
    ANIMSIYOR MUSUN?

    vahşi siyah atlardık
    kentin ışıklı çöllerinde kendi izini arayan
    deri ceketlerimize sığdıramadığımız düşlerimiz kadar
    asık ve düşmandık
    dünya acıtırdı bizi. her şey kanatır, her şey yaralardı
    sevişmek çekip çıkarmazdı bizi derinliğimizden
    öfkemizi dindirmezdi hiçbir şey
    geceleri uyuyamayan çocuklardık,
    otobüs garlarında uzun maceralara umar
    apansız yolculuklara çıkardık

    uykulu kentlere girerdik gece yarıları
    ıssız ağaçlar olurdu yol kenarlarında
    gökyüzünde parlak yıldızlar, her yere aynı uzaklıkta
    sarhoş bindiğimiz otobüsün penceresinden
    sanki bambaşka bir dünyaya bakardık
    sonra saklayarak yüzümüzü birbirimizden
    yumruklarımızı sıkar sessizce ağlardık
    ışığı açık kalmış pencerelere, kepenği örtülü dükkanlara,
    yaz bahçelerinden taşan çiçeklere,
    adını bile bilmediğimiz bu kente
    neye olduğunu bile bilmediğimiz bir hasretle
    uzun uzun bakardık
    anımsıyor musun?

    ahh o gece yolculukları
    bir başka kentte, bir başka insan olmanın umutları
    kaç yol arkadaşı kaldı şimdi geriye
    gençliğin ilk acılarını birlikte keşfettiğimiz
    kaç yol arkadaşı?
    sürüyerek götürdüğümüz dargın beraberlikleri saymazsak
    ne kalıyor elimizde?
    ölenler,
    terk edenler,
    bir de telefonları, adresleri, kendileri değişenler

    vahşi, siyah atlardık; yılkıya bırakıldık
    içimizden kimse gidemedi Amerika'ya
    kendi Amerika'sı da olmadı hiçbirimizin
    yağmur aldı
    rüzgar aldı
    zaman aldı
    o vahşi siyah atları
    herşey o eski rüya da kaldı

    çarpıp geri dönen düşlerimizin üstünde
    çürümüş cesetleri yüzüyor şimdi vahşi siyah atların
    öldükleri sahilleri kendileri de bilmiyorlar
    peki sen anımsıyor musun?

    MURATHAN MUNGAN

  15. #45
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:07
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Parçalar

    Parçasından anladığımız filmler
    Parçasından anladığımız bütünler
    Parçasından anladığımız hayat
    Yaşanmaz, ertelenir
    Şimdiki zaman parçalar
    Gelecek hafta, pek yakında
    Sinemayla ilk tutkunluk ilişkimiz
    Parçaları birleştirip, kurduğumuz gelecek
    Sinemayla ilk tutkunluk ilişkimiz
    Parçaların yarattığı merakı gidermek
    Parçalarla süreklilik sağlanan
    Seyre açılmış başka hayatlar
    Olasılıklar, tuzaklar
    Ya da var sandığımız bütünlük
    Uğruna inançlar, ilkeler, değerler, aşklar
    Zamanla parçalanırlar
    Beyaz perdeden geçerek çıktığımız sokaklar
    Çıkmadıkça sandıklarımızdan
    Kendimize yazdığımız serüven
    Ve çocukluğumuzdan beri
    Bizi bir yerlerde beklediğini sandığımız
    O muhteşem sahneler
    Düşeriz gözümüzdeki kendimizden
    Sıyrılır tüller, düşler, dumanlar
    İçindeki kendimiz
    Üzerimizden
    Boşuna ararız bu sokaklardan
    İçinde olmamız gereken fotoğrafları
    Sinemalar hepimizi kandırdı!
    Uzun bir bekleyişten sonra
    Eşiğine vardığımız,
    Umduğumuz,
    Bulamadığımız,
    'Tam da parçasında gösterdiler ama, filmin kendinde yoktu' dediğimiz anlar
    Belki sahiden kırpılmış
    Belki de hiç olmamış
    Uçucu, bulanık tasarımlar
    Aynı eşikte durduğumuz insanlar
    Bazen ayrı sokaklara çıkar.
    Gözleri bağlı geçtik şimdiki zamanları
    Bağı çözülmüş gözler geriye baktığında
    Anlar anlamı bilinmeden, değeri verilmeden yaşananları
    Yok mudur herkesin hayatında
    Bir kaç yitik sayfa, birkaç zaman parçası
    İşte onlar toparlanır bir gün
    Çıkar yol ağzında karşınıza
    Tutuklar bizi anılar, sorgular, geçen zaman
    Bir intikam gibi bulur yerini!!!
    Filmlerde kopukluk sandığımız boşluklar
    Her seferinde yanından geçtiniz,
    Görmemiştiniz çünkü derinde
    Unuttunuz zamanın ellerini. Yalnız perdede yaşanır
    İki saate sığdırılan hayatlar.
    Oysa ayrıntıların bilgisine sahip oldukça,
    Açar bize sırlarını hayat
    Bölünüp parçalanmış ilişkileri kimlikler, serüvenler
    Herşey yerleşir yerli yerine
    Anlaşılır olur
    Bir zamanlar anlamadan seyrettiğimiz filmler.
    Beyaz perdenin iki boyutlu kareleri
    Dağılır sokağın prizmasında
    Aldanışlar, ihanetler, yanılgılar
    Yani melodramı hazırlayan bütün tuzaklar
    Oysa pusuda!
    Yaşamın omurgası dağılmış kurgusunda
    Kırılır som hayaller,
    Kırılır yüreği bütün tutan fanus
    Kör filmlerden kalma gözlerimiz
    Alışır çiğ ışığa
    Bir zamanlar başka türlü çarpan kalbimiz
    Salonların delinmiş karanlığında
    Çürümüş koza
    Değerinden eksiğine bozdurulmuş düşlerden
    Yalnızca bir dövme gül kalır geriye
    Dağılmış parçalarını arar
    Bir Geçmiş Zaman tanımı olan
    Bütünlüğümüz
    Bozgunlarla sağlamlaşır
    Ütopya Kalesi
    Dağılmış parçaları bütünler,
    Yeni zamanların gümrüğünde
    Yol ayrımını doğru bilenler
    Hiçbir aşk ve macera tanrısı
    Yola çıktığı gibi dönmez geriye
    Kabuk bağlar yüzümüzdeki gölgeler
    Unutarak ve vedalaşarak geçilen durakların
    Birinde inmemiz gerekir
    Bindiğimiz düşlerden!
    Hayat belki başka biri yapar bizi
    Bir melodram öğesi olarak
    Umudun da, umutsuzluğun da aşıldığı
    O altın dengede
    Biliriz içimizdeki avdan yorgun dönen akşamlar
    Ne kadar bütünlese de
    Parçalar

    Murathan Mungan




Sayfa 3 / 4 İlkİlk 1234 SonSon