Sayfa 2 / 4 İlkİlk 1234 SonSon
Toplam 60 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    19:26
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    AYAKÜSTÜ YAŞANMIŞ AŞK HİKAYELERİ
    1.
    bildiğim kendimi bildim bileli aşık olduğum,
    bildiğim ancak aşıkken var olduğum...
    işte bu yüzden, benim için aşık olmak;
    çoktandır hasretine katlandığım yokluğum.
    'eğer aşktan söz edildiğini duymamış olsalar
    hiçbir zaman sevemeyecek olan insanlar vardır, '
    demiş La Rochefoucauld
    benimse hep böylelerini severek başladı vurgunum...

    2.
    her durakta ölümsüz bir aşk edineceğim
    bir bakıştan, bir duruştan,
    çağrışımın sonsuz hızından
    unutulmaz bir sevgili daha bırakacağım ardımda.
    belki de yaşanabilecek en güzel serüveni
    terk edeceğim
    daha otobüsün ilk basamağında.
    kim bilebilir ki?
    sonrayı, sonrasını kim bilebilir?
    gizli gizli veda edeceğim ona; görmeyecek
    ve bu duyguyla burkulmuş yüreğim
    otobüs camına bağrında bir ok ile
    bir aşk levhası çizecek, ah min-el!
    bu da ötekiler gibi,
    kendisini ölesiye sevdiğimi bilmeden
    yaşayıp gidecek..
    3.
    şimdi hemen kalksam buradan
    hemen çıksam uzun sokaklardan birine
    kiminle karşılaşabilirim
    kime vurulurum ölesiye, eve dönmeden
    geceme kuzguni bir cehennem gibi eklenen
    bir ölümcül sevda hangi köşe başında
    keser yolumu
    bir tenhaya ulak olan
    o suret avı
    bırakır mı yakamı
    haracı ödenmeden
    bırakır mı yakamı
    bir suretten, bir şiirden, bir hüzünden
    ak kağıda düşürülmüş
    imzasını görmeden
    bırakmazlar yakamı, bilirim, ben ölmeden

    4.
    hangi aşk mümkündür aşığı öldürmeden
    her aşk, her şiir
    ardından uzun uzun bakılan adı bilinmedik sevgilerden,
    küskün omuzlu terk edilmişliklerden,
    perspektifinde hep bir sokak taşıyan
    o sessiz
    o faili meçhul cinayetlerden
    resim altı sözcüklerden
    aşk mümkün olsa idi ah, aşığı öldürmeden
    bırakır mı yakamı kağıdın ölüm beyazı sureti
    elle bilenmiş sözcükler,
    yüreğime sokulan serüvenin hançer tadı
    nabzımın atışına ayak uyduran vezninde
    gece adımları şiirlerimin
    bırakır mı yakamı yaşadıklarımı
    dökmeden imgelerin giysilerine
    hayatın maskelenmiş gerçekliğine
    upuzun bir mesafeyle yeniden sokulmak için
    yeniden ve yeniden.

    MURATHAN MUNGAN

  2. #17
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    19:26
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ATEŞTE UNUTULMUŞ FERMAN

    herkes kendi ateşini başkasının cehenneminde sınar
    kendi külünde söner bütün rüzgarlarına yazıldığın akşam

    ateş tadında kum tadında kalarak
    derinleştirir bazı ayrılıkları zaman

    al ağrını git burdan
    en uzun eylülü ömrümüzün

    uyutmuyor seni ne kömürleşmiş bu gurur
    ne göğsündeki kaplan

    seçilmiş taş milyonlarca taş arasından
    başını vurduğun
    çok gençti genç olmak için bile
    kendi zamanına muhtaç
    kendiyle dargın

    daha yolun başında görülüyordu
    menzilindeki noksan

    ömrünce sızlayacak
    kayıplar sarayında ateşte unuttuğun ferman.

    MURATHAN MUNGAN

  3. #18
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    19:26
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    KARANFİL...

    Kulağında karanfil taşıyan halkımın oğulları
    Atlanın gidiyoruz.
    Buğulu bir şafak vakti yeniden düşüyoruz yollara
    Eski zamanlarda olduğu gibi
    Dersimiz tarih.Unutmayın kaldığımız yeri
    yenilmedik daha

    Masal alın koynunuza.Belki dönmeyiz uzun zaman
    Masalllar hatırlatır size doğduğunuz yeri
    ilişkiler iklimini
    çocukluk taşınabilir bir şeydir
    alınsa da elinden geçmişi.

    Tütün ve tarih koyun torbanıza.Kekik ve dağ ateşleri
    Şafağın bin yıllık anlamını, suların ve çağların sesini
    ezberleyin, bilinmez otların adını hatırda tutar gibi,
    Ten rengi aya bakın son defa
    yani geride yaşanmış ve yaşanacak bütün yaz geceleri

    kaçak aşıkları, uçurum bakışlı firarları, mağrur eşkiyaları
    saklar gibi
    kilitleyin yüreğinizin kalelerini
    Anka ve Anahtar, ikinci bir emre kadar
    Kaf Dağının ardına gitti

    Kulağında karanfil taşıyan halkımın oğulları
    Toplayın çadırlarınızı.Eski zamanlarda olduğu gibi
    Çığ geliyor.Çağ çöküyor.
    Gidiyoruz.
    Dudaklarınıza ninni, ıslık ve destan alın
    siyah sünnet çekin gözlerinize
    Alıcı kuş telekleriyle
    Ki ışısın yaprak yeşili gözlerinize kıstırdığınız
    farz olan öfke
    çapraz asın tüfeklerinizi
    çağın dışına sürdüğü eski masallardaki
    eşkiya resimleri gibi
    yurdundan ve yüzyılından
    kovulmuş çocukların tarihinde
    gelenek kimi zaman başkaldırma biçimi...

    Teni tarçın kokulu halkımın oğulları
    Atlanın.Bizi bekliyor ay akşamları
    daha yola çıkmadan eksiksiz anlatın çocuklarınıza
    aklınızda kalanları
    ağızlık, tesbih ve tabaka bırakın
    yolları ayrı düşmüş arkadaşlara
    belki görüşemezsiniz bir daha
    yükse kuşlar dorukları sever
    ölümse çıplak kaldığı dağları

    Atlı bozkırların sararmış hülyalarını
    eski sözcüklerin yüklü çağrışımlarını
    yanınıza alın.
    Sabahı karşılayın her günkü sabahı
    gülümseyin yüzünüzün sığmadığı kuşlu aynalara
    mayın diye gömün yüreklerinizi
    ölülerinizi verdiğiniz toprağa
    vedalaşın denkleri toplanmış geçmişinizle
    unutmayın göçmen tarihlerden, yerleşik zulümlerden
    geçilerek varıldı yüzyılın eşiğine
    sonra gece nöbetçilerinin yüksek rakımlı yalnızlığını alın
    yalnızlık kullanışlı bir şeydir, bazen iyi gelir
    gerektiğinde yalnız olmayı bilmeyenlerin
    inanmayın beraberliğine
    sonra sabır.Mazlumların ve bilgelerin bize tarihsel
    emanetidir,
    her yerde yeni anlamlarıyla denenir.
    Ve her çağın hurafeleri vardır
    kurban alır, kurban verir
    Geçer devran, takvimler el değiştirir.Gün gelir zulüm de göçer
    Zaman örter her şeyin üstünü
    Uzağı gören çocuklar bilir gelecek uzun sürer....

    Atlı ay akşamları
    Sönmüş yanardağlar.Gecenin ormanında
    ilerleyen ölülerin rüzgarı
    yanık fısıltılar...
    gelecek günlerin düşünü kuran
    kaç tarih çadır kurup sökmüş burada
    yalnızlık kalmış yadigar
    bir de gökyüzü
    gökyüzünün mayınları yıldızlar
    hem saklar, hem açıklar
    çoban yıldızı, samanyolu, kervankıran
    kapı komşumuzdu burada
    gittiğiniz yerde de parlak mıdır bu kadar?

    Şimdi menzili yurt tutanlar
    ne yollar, ne yıllardan geçeceksiniz
    çiçek atın yenilmiş asilere
    güvenin her çağda ve her yerde
    uzakları iyi bilen çocuklara
    kenar adamlarına, ateş insanlarına
    birliğiniz dağılmaz göç yollarında
    ey gurbete çıkmış halklar

    Atlı ay akşamları
    kalın şayak bir gece, esiyor rüzgar
    gidiyoruz geleceği olmayan bir yere
    ardımız sıra esiyor ölülerin rüzgarı
    daha şimdiden başka yerlere gömülenlere
    gidiyoruz kalın şayak bir gece
    geride ne çadırlar, ne tarih, ne saltanat
    yalnızca rüzgarın sesi bizi uğurluyor.

    Ay vurmuş alnına bütün ölülerin
    yatıyorlar kimsesiz koyaklarda
    ilk vuruldukları sıcaklıklarıyla
    sanki dokunsalar birinin omuzuna
    hep birden, her şeye yeniden başlayacaklar
    ilerliyor gece, geçiyor ay
    nesnelerin boşalan dünyasında
    yer değiştiriyor aydınlık, tarih, mevsimler
    kimsesiz koyaklarda ölüler ve ay

    Kulağında karanfil
    Teninde tarçın
    Gözlerinde göç var
    Döner bir gün Anka
    Kilidinde döner anahtar

    Murathan Mungan

  4. #19
    Üye
    zuzi Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.02-2008
    Son Giriş
    17.04-2008
    Saat
    03:13
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    18
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bu adamıda pek sevemedim hernedense

  5. #20
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    19:26
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    BİR YILIN SON GÜNLERİ

    I.

    bir yıl daha bitiyor
    İşte bu kadar duru,bu kadar yalın
    bu kadar el değmemiş
    Sıradan bir gerçeği daha
    kolları bağlı hayatımızın
    bir şiire nasıl dahil edilir bir yılın son günleri
    her sonda her başlangıçta ve her defasında
    alır gibi bir başkasını karşımıza
    perdeler çekip,ışıklar söndürüp
    oturup yatağın içine bir başımıza
    sorgulamak kendimizi
    öğrenmek ikizin anadilini,ikinci belleğimizi
    öğrenmek kendimizle hesaplaşmanın buzul ilişkilerini
    bu aynaların dehlizlerinde gezinirken görürüz
    karanlık günlerimizin kenar süslerini
    biterken bir yılın son günleri
    biliyoruz takvimler belirlemez değişimin mevsimlerini
    gençlik ikindilerini
    kargınmış bir çocuktuk büyüdüğümüzden beri
    II.
    bir yıl daha bitiyor
    düşlerim,tasarılarım,yarım kalmış onca şey
    her yıl biraz daha kısalıyor öncekinden
    bana mı öyle geliyor
    yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman
    insan yaşlanırken?



    III.

    kırdım mı incittim mi birilerin
    kimleri kazandım,yitirdiklerim kimler?
    kendimi yineledim mi yazdıklarımda?
    yeniden düşünmeliyim
    dostluklarımı,ilişkilerimi
    dağınık yatağım,mutsuz yatağım
    çoğalttın mı eksiklerimi
    gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
    yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
    borçlarımı ödedim mi?
    doğru seçtim mi soruların fiillerini?
    tırnaklarım kesilmiş,dişlerim fırçalanmış,saçlarım taranmış,
    giysilerim ütülü,odam düzenli mi?
    ödünç aldığım kitapları geri verdim mi?
    geri verdim mi aldıklarımı:
    aşkları,dostlukları,sevgileri,güvenleri,bağları
    kitaplara,sayfalara,satırlara borcumu ödedim mi?
    yokladım mı duygularımı
    hala sevebiliyor muyum insanları?
    ovmalı gümüşlerimi,bakırlarımı,cila geçmeli ahşaplarıma
    ovmalı umutları
    saklı tutumalı gelecek inancını,yarınları,eksik etmemeli ağzımızdan
    hançer kıvamındaki karamizah tadını
    şimdi oturup uzun bir hasretlik mektubu yazmalıyım Yavuz'a
    sonra köşe başından bir demet çiçek alıp öyle başlamalıyım akşama
    yeni bir yıla
    ama nedense her şeyin tadı dağılıyor ağzımda
    bir sap çiçek mi taşısam yoksa ağzımın kıyısında
    aydınlık rengi vursun diye gözlerimdeki buluta

    MURATHAN MUNGAN

  6. #21
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    19:26
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    AZAT

    Kanla geçen kalıt
    o yabancı tehlike
    bir kara büyü bırakır gibi geçmişime bıraktım şiiri
    kullanılmayan silah
    içimdeki ışıklı parça
    bende kaldı yazıda yaşayan ikiz
    uykudaki cinayet bıraktı peşimi
    kan dondu cin öldü ruhlara karıştı şiir
    hiçbir yangın işlemiyor artık içime

    benim gördüğüm aynalar görmüyor artık beni
    azat ettim suretimi, gölgemi, kendimi
    yaşasın diye benim yerimi alan ikiz

    MURATHAN MUNGAN

  7. #22
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    19:26
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    normalirlandalicocukwk5 - Murathan Mungan
    MURATHAN MUNGAN

  8. #23
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    19:26
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    SENDE AŞKLARIMI TEMİZE ÇEKTİM

    ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
    yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
    oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
    Ben sende bütün aşklarımı temize çektim

    imrendiğin, öfkelendiğin
    kızdığın ya da kıskandığın diyelim
    yani yaşamışlık sandığın
    Geçmişim dile dökülmeyenin tenhalığında
    kaçırılan bakışlarda
    gündeliğin başıboş ayrıntılarında

    zaman zaman geri tepip duruyordu. Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
    Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, biraz daha
    fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.

    Başlangıçta doğruydu belki. Sıradan bir serüven, ratsgele bir ilişki
    gibi başlayıp, gün günden hayatıma yayılan, büyüyüp kök ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
    yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
    oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
    Ben sende bütün aşklarımı temize çektim

    imrendiğin, öfkelendiğin
    kızdığın ya da kıskandığın diyelim
    yani yaşamışlık sandığın
    Geçmişim
    dile dökülmeyenin tenhalığında
    kaçırılan bakışlarda
    gündeliğin başıboş ayrıntılarında
    zaman zaman geri tepip duruyordu. Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
    Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, biraz daha
    fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.

    Başlangıçta doğruydu belki. Sıradan bir serüven, ratsgele bir ilişki
    gibi başlayıp, gün günden hayatıma yayılan, büyüyüp kök salan ,
    benliğimi kavrayıp, varlığımı ele geçiren bir aşka bedellendin.
    Ve hala bilmiyordun sevgilim
    Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
    Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
    Bütün kazananlar gibi
    Terk ettin

    MURATHAN MUNGAN

  9. #24
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    19:26
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ATLARIN YAĞMASI

    en güzel serüvenlerimizin gemilerini yaktık
    perişan ayaklarımızda yağmur sesleri çılgın
    saçlarımızdan kaçan dağınık ordulardık
    gözlerimizde paslı kilitler huysuz
    öperken korkunç
    sağır dudaklardık
    sağır dudaklarımızla uzun soluklu yağız atlardık
    yağıyorduk korkusuz

    MURATHAN MUNGAN

  10. #25
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    19:26
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    GECE VE MÜZİK
    Ne zaman otursam gecenin başına
    Ne zaman müziğin;
    yazamıyorum sözünü etmek istemediğim şeyleri
    birbirinden ışığını saklayan uzak yıldızlar gibi
    çekiliyor herşey kendi karanlığına
    parmak uçlarımda yıldız tozlarıyla kapıyorum gözlerimi
    Ey ruhumun en büyük şartı olan tedirginlik!
    Şimdi saat on iki
    Şimdi gece ve müzik

    Ne zaman otursam gecenin başına
    Ne zaman müziğin
    göçüyorum boş kağıdın sessizliğine
    kalbim, kapatılmış kireç kuyusu akıyor kendine
    bakıyorum gençliğim geçiyor uzaktan
    dudaklarında bir ıslık
    kitapların on lira olduğu zamanlardan

    anayurdum gece, kalbimi yazdım mürekkebinle

    gün bir çocuk, yaralanmış
    akşamın kıyılarına vuran
    yürekteki gizli yemin
    gidiyor bir şiirden ötekine
    ardında yıkılmış kentler
    bayındır düşler var ilerde
    gün bir çocuk, yaralanmış
    ütopyaları kalelerle değiştiren
    güdümlü gündüzlerde

    anayurdum gece,
    öt pelerinini ışıkları sönmüş odalarda
    radyo dinleyen çocukların üstüne

    saf kokunun sindiği oturma odaları
    zamanın tortusu eşyaların duruşunda
    duvarlarda içi boşalmış resimler
    yıllardır dağılmayan bir sis
    akşam yemeklerinin yendiği muşamba masada
    kilit altına alınmış duygular, düşünceler
    bütün tetikler çekili durur
    gerginliğin geometrik nizamında
    ışıkları yanmamış akşam alacası
    okul dönüşü saat beş radyoda fasıl çalar
    bütün gün iç geçiren
    ölgün kadın yüzleri sobanın etrafında
    ağrı eşiği alçak,
    acı frekansı yüksek
    okul ve aile birliğinde parçalanmış çocuklar
    bir oda, bir dönümlük dünya
    kol demiri iner az sonra
    çıplak yara gençlik
    günden geceye ilerleyen
    yüksek gerilim hattında

    odam, yaralı hayvan
    gecenin gümüş alaşımında gölgelenen eşyalar
    müziğin dördüncü duvarı, karanlığın kundağı
    sarıyor gündüzün yaralarını
    kendime yerleşmek, kendimden uzaklaşmak için gözlerimi kapıyorum
    dinliyorum uçurumlara oturmuş ağaçlar gibi başka odalardaki yalnızlıkları

    odam yasak kitaplar
    suç ortağı şiirler
    sevdiğim bir kaç poster
    odam bir karaduygu fotoğrafı
    o çember zaman içinde
    yoktu ki varolmanın başka yolları
    yastığımın altında
    tutukluk yapmaz silahım
    uykumu bekleyen kelimeler

    geri dönüyorum
    geçmişte çalınan bir gecenin kapılarından
    yarım kalmış bir sevişme hatırlıyorum
    bir daha hiç tamamlanmamış olan
    sonra bir diğerini, bir diğerini daha
    derken dağılmış kristal
    odalarda sızlayan

    sonra seni
    siyah motorsikletli çocuk
    deri ceketin odamın duvarında asılı kaldı
    yıllar yılı birbirimizi paralamaktan
    vazgeçip seviştiğimiz ilk ve tek akşamdı
    benim için sus payı bir kaç şiirsin artık eski hatıra
    ya sen ne yaptın bunca zaman
    değişmesi gerekeni sağlaştırmaktan başka

    bak duyuyor musun
    Deep Purple, Led Zeppelin
    Emerson, Lake and Palmer
    plak zarflarında yitirdiğimiz ritüel
    bugün birinci viteste yaşıyormuş gibi
    bir duyguya kapılıyor musun ara sırada olsa
    buluştuğun birileri var mı
    gecenin, müziğin, şiirin toprak hattında
    kapamadan gittiğin arka kapı
    bak açık duruyor hala
    uğrar mısın bir gün unuttuğun ceketini almaya

    Hırsızlığın ürpertili monologu:
    Kendime hayatımı anlatıyorum
    Daha o zamanlar biliyordum
    Yapmaya çalıştığım her şeyin
    Kendime hayatımı anlatmak olduğunu.
    Sözcükleri sevmeyi, büyütmeyi, büyülemeyi,
    onları sivriltip silah yapmayı, yaralamayı da
    süsleyip gönül almayı da
    aynı zamanlarda öğrendim.
    Sözcüklerin karbon ve elmas gücünü keşfettim.
    Gecenin geometrisinde, müziğin matematiğinde
    Saklı duruyor şimdi gizli sözlüğüm
    Uzakta değil
    Hırsızlığın ürpertili monologu
    dilimin ucunda siyanürüm.

    Duvarlarda uzak bir geleceğin koyu gölgeleri
    Şiirlerimizi okurduk mahcup bir fısıltıyla
    plaklar dinletirdik birbirimize, filmler anlatırdık
    Sonra gizlerimizi vermeye gelirdi sıra
    dünyayı anlamanın yakıcı isteğiyle
    gömüldüğümüz kitaplar, genç ölenlerin matemi...
    Hiçbir şey ilham vermezdi aşka ve kavgaya
    Eric Clapton'ın gitarı, Genesis'in tarihi
    ve Ayın öteki yüzü kadar
    Şimdi radyoyu açsam
    Biliyorum dünyanın bütün radyolarındasınız
    Gençliğini kirletilmiş takvimlerde yaşayanlar!

    Artık ne montumun cebindeki çakı
    Ne yüreğimde tetiği düşmüş sözcükler
    Çok zaman oldu
    Odamızın kapısını çekip
    O evlerden çıkalı
    Ellerimizi ve yüreğimizi kirletmeden geçtik
    vahşetin yakın tarihinden
    ucuza yaralandık, pahalıya ölmedik
    Biz radyonun son çocukları

    anayurdum gece,
    ört pelerinini ıslığını yenileyen
    çocukların üstüne

    gece ve müzik
    kapanış programı
    bu kitabın da
    kili dağılıyor
    kendime yazdığım serüvenin
    her şiir tabletler halinde bölünüyor birbirine
    çoğalıyor birbirinin içinden
    gündelik dile transpoze edilmiş şarkıların
    biliyorum, kimi derin yaralar okunmaz kalp ağrısı
    kırgınlıklarım
    kimi eski hatıra ecza dolaplarında saklı mırıldanlıklarım

    Muratham Mungan

  11. #26
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    19:26
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ÇÖL TERAZİSİ

    kendim diktim düştüğüm
    yolların hırkasını
    eğnimi onlarla eksilttim
    sabrını beklediğim kuyulardı yeminli ay vakti
    talibi olmadım heykelimin
    bildim kumdan yapılmaz çölün heykeli
    vahamı kendim diktim
    kendim diktim hikâyelerimi
    yırtığını söküğünü onulmazın, hayatın
    adımı ben sananlara
    ne yazsam
    duyulmaz sesim
    herkesin zamanından başka türlü geçerim
    bana adımdan yapılan zaman
    aldı beni
    madem seslendim dünyaya
    madem imzamı verdim
    benden geri çekildi çoğaltılan suretim
    yazdıkça bildim:
    zamanın malıyız hepimiz
    düğümlüyüz bağlıyız
    azımız çoğumuz
    ne kadar sevsek o kadarız
    çok kısa görünen hayat
    çok uzundur aslında, çünkü
    kaderi çok az çıkar insanın karşısına
    çöle vursa da kendini, adanmış bir iç kale sanatına
    karşılaşmalarla kısalır insan hayatı
    çıplaktım, acıktım, bana inen yıldırımdın
    yakın geçersin sandım, vurdun geçtin beni, baktım:
    dokunmadın bile bana
    kavurup bıraktın ve yeniden uzakta bir yıldızdın ansızın.

    yeni terzim, mutlak serabım, aklımda senin adına
    başka bir hırkaya başladım, yolum aynı
    aşkım uçsuz bir çöl, ben kum kadarım.

    MURATHAN MUNGAN

  12. #27
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    19:26
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    YALNIZLIK
    Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum
    Ne tuhaf, vaktim olmazdı
    yalnızlığı bunca bilirken
    kendimi hiç yalnız sanmazdım
    çevremde hep birileri vardı,
    ben hep birilerinin yanındaydım
    günler belirsiz bir gelecek için neredeyse kendiliğinden hazırlanırdı
    aramızda habersiz gidip gelen gündelik armağanlarla
    kendi kendini taşıyan bir ırmağın akıntısında hayat
    bizi kendi sahillerimize ulaştırırdı
    bazı evlerden taşınırdık, bazı insanlar girip çıkardı hayatımıza
    bazı mektuplar alırdık, bazı sözler, çiçek selamları
    sonraları bazı tanıdıklarımızın ölümleriyle de karşılaştık
    elde olmayan nedenle
    sudaki halkalar gibi genişleyen
    küçük alınganlıklardan büyük dargınlıklara
    vazgeçişler, unutuşlar, kayıplar
    birbirimizi çok sevdik hep
    yıllarla azala azala

    şimdi ne zaman yalnız kaldığımı düşünsem,
    yalnız olmadığımı kanıtlamak istiyorum kendime
    eskiden iki albüme sığdırdığım hayatım,
    şimdi sığmıyor eskilenlerle çoğalmış fotograflara
    telefonun başına geçiyorum
    alt alta dizilmiş onca ad arasında seken ömür parçası
    gün ölüyor meşgul numaralarla
    şimdi ne zaman yalnız olduğumu düşünsem,
    şimdi ne kadar yalnız...
    yalnız olduğumu anlamam için beni hiç yalnız bırakmadınız.

    Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum
    her zaman yalnızdım, bunu biliyorum
    büyücü ellerimin kara sanatı yazı
    en çok ben onardım dostlukları, en çok benim elim dikiş tuttu
    bağışlamasız sanarken kendimi
    en çok ben unuttum kalbimin benden sakladıklarını
    tığla içeri çektim takılmış kazakların ipini
    denenmemiş başlangıçları göze aldım,
    hafifletilmiş hasarları, görmezden gelinen enkazı
    mutfağı beklemek hep bana kaldı
    bir şiirden bir romandan bir filmden çıkıp
    her seferinde aydınlık bir inat gibi yeniden karıştım hayata
    hiç el değmemiş gibi yeniden konuk geldim
    odalarınıza, ruhlarınıza
    buraya

    eski aşklarım neredesiniz? Hepinizi çok özledim.
    Şimdi birdenbire bir köşeden çıkıp bana,
    yalnızca, Merhaba, deseniz,
    o zamanlar hiç mutlu etmediğiniz kadar mutlu edersiniz,
    bir zamanlar bütün ağladıklarımı geri verebilirim size
    sağ olun demenk isterim, sağ olun, sağ olun
    sanki beni yeniden sevdiniz
    ama biliyorum, pis bir yağmur başlıyor, şemsiyem yok yanımda,
    yağmurda yürümekten nefret ederken, yürümekte ısrarlıyım gene de
    isterseniz, kederdeki bütünlük, diyelim buna
    ne kadar ıslansam, o kadar çıkacağım sanki
    bir zamanlar çok daha bütün olduğumu sandığım
    o yıkanmış zamanlara...

    yeni değil keşfine gençlik verilmiş gerçekler
    her zaman yalnızdım
    kitaplar kadar yalnız
    yalnızca yalnızlığımdan gürültücü bir kalabalık yaptım
    herkes için farklı aldanışlar kurtarılmış hayatlar yok pahasına

    her zaman yalnızdım
    yanardağlar kadar yalnız
    ey kafiye sevenler,
    şimdi beni gökyüzünde bir yıldız sananlar, yanıldınız!

    nankörlük etmeyeyim gene de,
    yalnızlığımı daha az hissettiğim anlarım oldu yalnız

    evimde hep aynı anda çalar telefonla kapı
    gene öyle oluyor; hiç yalnız bırakmazlar beni
    yalnızlık bilgisiyle çatılmış arkadaşlıkların korunaklı gölgesinde
    yalnızlık için çalar telefonlar kapılar
    İstersen bana uğra, ya da, Akşama buluşalım, ölmeden yapacak çok
    iş var

    MURATHAN MUNGAN

  13. #28
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    19:26
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ALACANIM
    ah, nerde benim altından avaze sesim!
    yankısı bir duvara gömülmüş testide kaldı
    avaze sesim!

    şimdi başkalarının kalplerinde yankılanan
    bir zamanlar içinden geçtiğim aşklardı
    feryattan kimseler ölmez, denirken
    duvarlardan geçtim
    artık kimseyi sevemez aşktan ölmüş yürek, derlerdi
    şimdi kulağını dayadığın duvarda inleyen testi
    bir zamanlar feryatlarda unuttuğum avaze sesim!

    alacânım,
    mil yeşili gözlerin
    dindirdi gözlerimi
    kaç körü birden öldürdün bende
    mahsur kaldım, eksik oldum, kapına düştüm
    ben yandıkça
    ezber ettin ayazın demirini
    alacânım,
    indi mi göğsüne heves?
    hangi duvarın halısında
    gördün, bildin, vurdun beni
    kaç ormandan geçti
    içinde kaybolduğumuz o büyük takip
    içimizde bunca gurbet dururken
    yol ettik uzaktaki sılayı
    şimdi burdayız
    kanlar içinde
    alacânım
    indi mi göğsüne heves?

    etimdeki eksik yangın, sindi yüreğim
    seyreldi tenim sahtiyan tarih
    mahsur kaldım, meçhul oldum, şehit düştüm,
    alacânım,
    indi mi göğsüne heves?

    alacânım,
    rahat et ben gölgene ilişeyim
    her belanı ben göreyim
    yüreğimi ihbar et,
    bana bir uçurum ver, gideyim
    alacânım,
    indi mi göğsüne heves?
    biliyorsun adımın kıblesini
    bir meşhur hâfızla, meşhur bir şehvet
    alacânım,
    şuramda sinsi bir sızı
    gel öldüğümü farz et
    senden gelen her habere
    canımdan uçurduğum şahin
    pençesinde kaldı bileğim, yazım, harflerim
    bir yanım onla uçtu, sende kaldı, ben bittim
    alacânım,
    indi mi göğsüne heves?

    alacânım,
    yakılmış bir köyün adıydı adın
    görmedi kimse
    içinde ben de yandım
    o gün bugün kalbimin doğusunda tüten duman
    nerede olursan ol göğündeyim kanlı tarih her zaman
    Mardin'im, Midyat'ım
    ah benim altından avaze sesim
    kardeşlerimdi ölen de, öldüren de
    aranızdaki duvarda
    gömülü kaldım

    etimden uçurduğum uçurum
    meşhurdum, meçhuldüm, mahsurdum
    bir hâfızken eskiden
    mecnun kaldım şimdi
    aşktan, senden, kendimden
    n'olur sevmeden öldürme beni
    alacânım,
    söyle, indi mi göğsüne heves?

    MURATHAN MUNGAN

  14. #29
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    19:26
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    BAŞKALARININ GECESİ

    Görünmeyeni görmenin azabı
    İçimizde durmadan ödediğimiz
    ne ruhumun ayışığı
    ne yırtıcı hayvanlarla güreşen
    yorgun bedenim
    ihtiyar atlar gibi kapandım içime
    yasını tutuyorum sonsuz bir kehanetin

    Görünmeyeni görmenin azabı
    Çılgınlıklar otu ağzımda
    Kırların yırtığına takılmış karaca
    Sıvası dökülmüş duvarlardaki
    Donmuş halı zamanı

    Çılgınlıklar otu ağzımda
    Değişik kalibreli intiharlar denedim
    Dipteki arayış boş kovan
    Başkalarının gecesi bitmedi daha.

    MURATHAN MUNGAN

  15. #30
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    19:26
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    GEÇİLMEZ DENİZ
    I-

    ahreli bir kağıt üstüne simsiyah kapanmışım
    kazırım kendimi bir secdeden, ellerimde gizli hattatlar
    ve söze gelmez devrik duyarlıklarım
    gözlerim -hüznün dilsiz masalcısı-
    gözlerimde hiçbir dile çevrilmez intiharlar
    oysa saklı hançerimi mağrur bildiniz
    kendimin tenha bir yerinde vurulmuşum, yatarım
    orası bir denizin gölgesidir, göremezsiniz
    ölüm üzre bir akrepken menekşelenirsiniz
    ve ahreli kağıtlar dürülür ferman diye
    yufka ölümlerin hazin tarihleriyle
    kar altında kalmış imzasız karanlıklarım
    ve azgın sularda kendini arayan deniz
    ben konuşmam, susarım
    bu aklamaz ki sizi
    katilimsiniz

    II-

    katilimsiniz en azgın sularda
    ellerinizde kan mürekkepleri sarhoş
    ölüm nasıl bir sarmaşık ki
    (deniz gören) en mağrur balkonlarda
    bir gün siz de katilleri seversiniz

    MURATHAN MUNGAN




Sayfa 2 / 4 İlkİlk 1234 SonSon