Toplam 3 mesajın 1-3 arasındakiler

Konu: Oruç Aruoba

Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    berfin Avatarı

    Üyelik Tarihi
    07.06-2005
    Son Giriş
    10.12-2017
    Saat
    18:17
    Yaşadığı Yer
    dünya
    Mesaj
    123
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    9

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    ORUÇ ARUOBA

    oruc aruoba - Oruç Aruoba

    HAYATI:

    14 Temmuz 1948’de Karamürsel’de doğdu. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji’nde tamamladı. Hacettep Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde Yüksek Lisans aldı. Aynı üniversitede Felsefe Bilim Uzmanı oldu. Felsefe doktorasını tamamladı ve 1971-1983 arasında öğretim üyeliği yaptı. Tübingen Üniversitesi (Almanya) felsefe semineri üyeliği (1976-1977) ve Victoria Üniversitesi (Yeni Zelanda) konuk öğretim üyeliğinde bulundu (1981). Binlerce öğrenci yetiştirdi. 12 Eylül dönemi sonrasında 1983 yılında üniversiteden ayrıldı. İstanbul’a yerleşerek çeşitli yayın kuruluşlarında çalıştı, yazı ve çeviri işleriyle uğraştı. Hume’dan, Nietzche’den, Wittgenstein’dan, Rike’dan, Celan’dan çevirileri var. Şiirlerinde felsefeciliğinin etkileri hakimdir.

    ESERLERİ


    ŞİİR:
    Tümceler (1990)
    De ki İşte (1990)
    Yürüme (1992)
    Hani (1993)
    Ol an (1994)
    Kesik Esin-tiler (1994)
    Geç Gelen Ağıtlar (1994)
    Sayıklamalar (1994)
    Uzak (1995)
    Yakın (1997)
    Ne Ki Hiç (1997 haikular)
    İle (1998)
    Çengelköy Defteri (2001)
    Olmayalı (2003)
    Doğançay`ın Çınarları (2004)

    FELSEFE:
    David Hume’un Bilgi Görüşünde Kesinlik (1974)
    A Short Note on the Selby-Bigge Hume (1976)
    Nesnenin Bağlantısallığı (1979)

    İŞİTİLMEYEN
    Yuvarlanarak geçtim buradan:
    görmediniz.
    Güneş bile yumdu gözlerini
    kapattı kulaklarını
    işitmedi
    sözlerimi.

    Yaralanarak geçtim buradan:
    sağaltmadınız.
    Gök bile örtündü bulutlarını
    sakladı yıldızlarını
    dinlemedi
    umutlarımı.

    Yokolarak geçtim buradan:
    yaşatmadınız.
    Ölüm bile çekti aldı anlarını
    tuttu attı anılarımı
    dindirmedi
    acılarımı.

    KENDİ OLARAK SANA GELEN
    Kendi olarak, sana gelen-
    sana gereksinimi olmadan, seni isteyen-
    sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen-
    kendi olmasını, seninle olmaya bağlayan- -
    O, işte...

    GÜNDÜZ YARASALARI
    I.


    Neyiz ki biz?

    İlk ışınları görününce güneşin,

    Kaparız tepenin gözkapaklarını

    Çam değiliz ki, kollarımız açık

    Ürpererek karşılayalım donuk ışığı.

    Gölgeler kısalınca çıkarız ortaya,

    Açıklıktır, aydınlıktır aradığımız,

    Parlaklıkta bulur gücünü görüşümüz.

    Tanımayız alacakaranlığı delen,

    Tepelerin arasından seçen bakışı.

    Kör olmuş ışıktan gözlerimiz.

    Gündüz yarasalarıyız biz.


    II.


    Geceyi düşleriz gündüzken,

    Geceyken de gündüzü,

    Yitirebileceklerimiz yitiktir

    Onlardan uzaktayken ama

    Özleriz, döneriz yeniden

    Yitirmeden

    Yitirebileceklerimizi

    Yitiremediklerimize.

    Yitirebilirdik, deriz;

    Ama yalnızca bir fiil çekimi bu

    Tutsaklıklara bağlamışız özgürlüğümüzü.

    Gündüz yarasalarıyız biz.


    III.

    Sağlamdır düşünce temellerimiz,

    Ama altlarında kist vardır, sonra kum

    Dururuz gerçi, sapasağlam, kalın

    Taştan duvarlarımızla, dimdik

    Ayakta; ama biraz su, bir sızıntı

    Kaydırır temellerimizi hemen.

    Duyarız yerçekimini hemen,

    Titreriz. Sımsıkı, gergin

    Bağlar vardır

    Düşüncelerimizi ayakta tutan, ama,

    Ya temelsizse temeli

    Bütün bu bağları

    Bağlayan

    Bağın?

    Bağlantısızca bağlarız bağlarımızı.

    Gündüz yarasalarıyız biz.

    EGO
    Ben:
    nerelere, ne zaman
    ne zamanlardan
    bu yana
    boyuna
    çabalayan.

    Ben:
    kimlere kimlerden
    ne acılardan
    bu yana
    boyuna
    çırpınan.

    Ben:
    çiçekli baharında gençliğimin
    yüreğim umut dolu
    yürüyen.

    Ben:
    çelenkli güzünde geçmişliğimin
    yüreğim hüzün dolu
    duran.

    Neler, kimler -
    çabaladığın, çırpındığın:
    ne zamanlar, ne acılar -
    ben - ben
    dediğin?

    Veni, veni, venias -


    DALDA

    Enis'e -- ondan...

    Buradayım:
    Uyurum belki bir gün.

    Belki bitiririm bir gün
    delik deşik kozamı
    dökülüp gitmeden bütün dut yaprakları
    bir gün
    bir güç bulur içimde
    son bir gayretle
    son salgılarımı gezdirir
    deliklerimde tırtılım
    tıkar gediklerimi.

    O zaman
    büzülür, dalarım uykuya -
    eski beni yokedecek
    yeni beni varedecek:
    Bomboş, dopdolu
    seslerden, esintilerden uzak
    içinde gittiğim
    oluştuğum.

    O uyku:
    Bembeyaz.
    Benden önce de uyunmuş
    benden sonra da uyunacak.
    Simsiyah.
    Korkulacak, özlenecek -
    eskileri geride bıraktıracak
    yenileri geri getirecek
    o uyku.

    O uyku:
    Verimsiz, çiçek dolu.
    Grilerden, renklerden uzak
    içinde yittiğim
    oluştuğum - olduğum
    o uyku.

    Uyanışı var mı, olacak mı
    belli olmayan:
    Belki çürüyüp kuruyup içinde
    yiteceğim
    belki kanat takıp içinden
    çıkacağım
    o uyku.

    Herşeyi, herkesi geride bırakabileceğim -
    yalnızca yeni ben, onun yeni gökyüzü
    yeni kanatları, rengarenk
    geniş, gergin.

    Neleri, kimleri bırakıp ilerlediğim -
    neleri, kimleri anımsadığım, özlediğim
    belli olmayan:
    hiç olmadığım, hiç olmayan
    o uyku.

    Hiç olmadı, belki hiç olmayacak
    o renkli güçlü kanatlar
    o hafif esintili uçuş
    o aldırmaz bakış -
    olmadı hiç:
    olmayacak.

    Zaten
    tırtılım da kozam da
    olmadı benim hiç -
    kelebeğim, hiç:

    Ben zaten
    hiç olmadım.
    Hep vardım oysa ki.

    O uyku:
    yokolmam ile varolmam arasındaki
    köPage Rankingü
    beni en baştan yaratacak
    dürtü -
    hiç olmadı.

    Hep vardım oysa ki:
    Hep arayarak
    dingin seslerden çıkıp gelecek
    bir tınıyı:
    Beni varedecek
    kanat olacak
    açılacak, yayılacak
    acılı olacak
    sevinçli
    bir tını.

    Hep olan
    Hep olacak.

    O tını:
    Uykum boyu beni oluşturacak
    sonra bırakacak varolmayı bana
    uyandıktan sonra:
    Yoktu
    olmayacak.

    Uyuyamadığım
    uyanamadığım
    o uyku:
    olmadı
    yoktu
    olmayacak.

  2. #2
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    RENKLERİM



    Aklaşan grilikte duruyorum -
    yeşilleşen mavilik
    kararan saydamlık
    azalan tirşe:
    o mor
    hiç olmadı
    mı?

    O tek renk
    bulunmadı
    mı?

    Kızıltılı
    kahve
    rengi

    Siyah
    Beyaz.
    Ah,
    az -
    hiç olmadım
    mı?

    Bulunamadım
    mı?

  3. #3
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    ÖZLEDİĞİN GİDİP GÖREMEDİĞİNDİR

    Özlediğin, gidip göremediğindir
    ama, gidip görmek istediğin

    Özlem, gidip görememendir; ama
    gidip görmek istemen

    Özlediğin, gidip görmek istediğin
    ama gidip göremediğin

    Özlem, gidip görmek istemen
    ama, gidememen, görememen
    gene de, istemen

    Oruç Aruoba