Sayfa 5 / 7 İlkİlk 1234567 SonSon
Toplam 99 mesajın 61-75 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #61
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:07
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Ölümünün 46.yılında saygıyla,Nazım ustam...

    NASILSIN


    İyi günlerimde çok eller uzanır ellerime,
    Resmimi, suratımı baş köşeye asarlar...
    Fakat demir kapıların her kapanışında üzerime,
    Ardında taş duvarların her kaldığım zaman,
    Ne arayan beni, ne soran...

    Eeeehh, daha iyi be, bunun böyle olduğu...
    Minnetim ve borçluluğum yalnız sana kalsın.
    İyi günlerimde benim unuttuğum insan eli
    Nasılsın?...

    Nazım Hikmet

  2. #62
    Üye
    mehmet_barcin Avatarı

    Gerçek Adı
    mehmet
    Üyelik Tarihi
    24.08-2008
    Son Giriş
    05.03-2015
    Saat
    19:04
    Yaşadığı Yer
    izmir/buca
    Mesaj
    57
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kazıdık onbeşlerin ismini
    kanlı kızıl bir mermere
    bir çelik aynadır gözlerimiz
    onbeşlerin resmini
    görmek isteyenlere

    Nazım Hikmet

    ta ata aa ta ta ha ta tta ta
    tarih

    sınıf-ların
    mücadelesidir
    1921

    kânunusani 28
    karadeniz
    burjuvazi
    biz

    on beş kassap çengelinde sallanan
    on beş kesik baş
    yoldaş

    bunların sen

    isimlerini aklında tutma
    fakat

    28 kânunusaniyi unutma!
    "siyah gece
    "beyaz kar
    "rüzgar
    "rüzgar".

    trabzondan bir motor açılıyor
    sa-hil-de-ka-la-ba-lık!
    motoru taşlıyorlar
    son perdeye başlıyorlar!
    burjuva kemal'in omuzuna binmiş
    kemal kumandanın kordonuna
    kumandan kahyanın cebine inmiş
    kahya adamlarının donuna
    uluyorlar

    hav... hav... hak... tü
    yoldaş unutma bunu burjuvazi

    ne zaman aldatsa bizi
    böyle haykırır:

    - hav...hav...hak...tü

    - gördün mü ikinci motörü?

    - içinde kim var?

    - arkalarından gidiyorlar.

    - ikinci motör birinciye yetişti

    - bordoları bitişti

    - motörler sarsılıyor

    - dalgalar sallıyor sallıyor dalgalar.

    - hayır

    iki motörde iki sınıf çarpışıyor

    - biz onlar!

    - biz silahsız onlar kamalı

    - tırnaklarımız

    - kavga son nefese kadar

    - kavga

    - dişlerimiz ellerini kemiriyor
    kamanın ucu giriyor

    - girdi...

    - yoldaşlar, ey!

    artık lüzum yok fazla söze:

    bakın göz göze

    - karadeniz

    on beş kere açtı göğsünü,
    on beş kere örtüldü.
    onbeşlerin hepsi
    bir komünist gibi öldü

    Nazım Hikmet

    KOMSOMOL
    Kızıl bayrak dikildi kürenin mihverine
    Mihverin kutuplarından çıkan en sivri yerine!
    Uzun ağır balyozları bellerine takarak,
    Keskin orakları güneşte şimşek gibi çakarak,
    Bekliyor pusu
    Proletarya ordusu!
    Sen de atla kızıl taya
    Hazır ol.
    Komsomol!
    Kavgaya!..
    Kavgada kuvvetli, dinç
    Bir ağrıdan gelen deli bir sevinç
    Sıçrar, atlar, köpüklenir, çatlar
    Kafan-da!!!..
    Hay-da.
    Beyaz orduları dumanlı ufuklar gibi önüne katan
    Dörtnal giden atının uzanan boynuna yatan,
    Yalın kılıç
    Bir kızıl süvarisin!..
    Gamın, kederin tüylerini bir kara tavuk gibi yol!
    Kuvvetli ol,
    Neşeli ol,
    Haydi komsomol!..

    Nazım Hikmet

  3. #63
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:07
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ruhun

    Ruhun bir ırmaktır, gülüm,
    akar yukarda dağların arasında,
    dağların arasından ovaya doğru,
    ovaya doğru, ovaya kavuşamadan bir türlü,
    bir türlü kavuşamadan uykusuna söğütlerin,
    geniş köprü gözlerinin rahatlığına,
    sazlıklara, yeşil başlı ördeklere,
    düzlüklerin yumuşak kederine kavuşamadan,
    kavuşamadan ayışığındaki buğday tarlalarına,
    ovaya doğru akar,

    akar yukarıda dağların arasından,
    bir yığılan bir dağılan bulutları sürükleyip,
    geceleri iri iri yıldızları taşıyarak,
    dağbaşı yıldızlarını,

    mavi güneşlerini de dağbaşı karlarının,
    akar köpüklene köpüklene,
    dibinde ak taşları kara taşlara karıştırıp,
    akar akıntıya karşı yüzen balıklarıyla,
    dönemeçlerde kuşkulu,
    uçurumlara düşüp şahlanarak,
    kendi uğultusuyla deli divane
    akar yukarda dağların arasından,
    dağların arasından ovaya doğru,
    ovaya doğru, ovayı kovalayıp
    ovaya kavuşamadan bir türlü.

    Nâzım Hikmet

  4. #64
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:07
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İbrahim Balaban’ın “Mapusane Kapısı Tablosu” Üstüne Söylenmiştir

    Altı kadın vardı demir kapının önünde,
    Beşi toprağa oturmuş , ayakta biri;

    Sekiz çocuk vardı demir kapının önünde,
    Besbelli henüz öğrenmemişler gülmeyi;

    Altı kadın vardı demir kapının önünde,
    Ayakları sabırlı , ellerinde keder;

    Sekiz çocuk vardı demir kapının önünde,
    Cin gibi bakıyor kundaktakiler;

    Altı kadın vardı demir kapının önünde,
    Sımsıkı gizlemişler saçlarını;

    Sekiz çocuk vardı demir kapının önünde,
    Biri kavuşturmuş avuçlarını;

    Bir jandarma vardı demir kapının önünde,
    Ne dost ne düşman , nöbet uzun, hava sıcak;

    Bir beygir vardı demir kapının önünde,
    Nerdeyse ağlayacak;

    Bir köpek vardı demir kapının önünde,
    Burnu kara , tüyü sarı;

    Kamış sepetlerde yeşil biber vardı,
    Torbalarda kömür , heybelerde soğan sarımsak;

    Altı kadın vardı demir kapının önünde
    Ve demir kapının ardında beş yüz erkek
    Vardı efendim;

    Altı kadından biri sen değildin ama
    Beş yüz erkekten biri bendim.

    Nâzım Hikmet

  5. #65
    Üye
    UYGAR Avatarı

    Üyelik Tarihi
    22.01-2007
    Son Giriş
    30.07-2017
    Saat
    19:26
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL
    Mesaj
    894
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    YİNE MEMLEKETİMİN ÜSTÜNE SÖYLENMİŞTİR

    Memleketim, memleketim, memleketim,
    ne kasketim kaldı senin ora işi
    ne yollarını taşımış ayakkabım,
    son mintanım da sırtımda paralandı çoktan,
    şile bezindendi.
    Sen şimdi yalnız saçımın akında,
    enfarktinda yüreğimin,
    alnımın çizgilerindesin memleketim,
    memleketim,
    memleketim...

    NAZIM HİKMET

    ----------

    SON OTOBÜS

    Gece yarısı.Son otobüs.
    Biletçi kesti bileti.
    beni ne bir kara haber bekliyor evde,
    ne rakı ziyafeti.
    Beni ayrılık bekliyor.
    Yürüyorum ayrılığa korkusuz ve kedersiz.

    İyice yaklaştı bana büyük karanlık.
    Dünyayı telaşsız, rahat seyredebiliyorum artık
    Artık şaşırtmıyor beni dostun kahpeliği,
    elimi sıkarken sapladığı bıçak.
    Nafile, artık kışkırtamıyor beni düşman.
    Geçtim putların ormanından baltalayarak
    nede kolay yıkılıyorlardı.
    Yeniden vurdum mihenge inandığım şeyleri,
    çoğu katkısız çıktı çok şükür.
    Ne böylesine pırıl pırıl olmuşluğum vardı,
    ne böylesine hür.

    İyice yaklaştı bana büyük karanlık.
    Dünyayı telaşsız, rahat seyredebiliyorum artık.
    Bakınıyorum başımı kaldırıp işten,
    karşıma çıkıveriyor geçmişten
    bir söz
    bir konu
    bir el işareti.

    Söz dostça
    koku güzel,
    el eden sevgilim.
    Kederlendirmiyor artık beni hatıraların daveti
    hatıralardan şikayetçi değilim.
    Hiçbir şeyden şikayetim yok zaten,
    yüreğimin durup dinlenmeden
    kocaman bir diş gibi ağrımasından bile.

    İyice yaklaştı bana büyük karanlık.
    Artık ne kibri nazırın, ne katibin şakşağı.
    Tas tas ışık döküyorum başımdan aşağı,
    güneşe bakabiliyorum gözüm kamaşmadan.
    Ve belki, ne yazık,
    hatta en güzel yalan
    beni kandıramıyor artık.
    Artık söz sarhoş edemiyor beni,
    ne başkasının ki, nede kendiminki.

    İşte böyle gülüm,
    iyice yaklaştı bana ölüm.
    Dünya, her zamankinden güzel, dünya.
    Dünya, iç çamaşırlarım, elbisemdi,
    başladım soyunmağa.
    Bir tren penceresiydim,
    bir istasyonum şimdi.
    Evin içerisiydim,
    şimdi kapısıyım kilitsiz.
    Bir kat daha seviyorum konukları.
    Ve sıcak her zamankisinden sarı,
    kar her zamankinden temiz.

    Nazım Hikmet

    ----------

    O MAVİ GÖZLÜ BİR DEVDİ

    O mavi gözlü bir devdi.
    Minnacık bir kadın sevdi.
    Kadının hayali minnacık bir evdi,
    bahçesinde ebruliii
    hanımeli
    açan bir ev.
    Bir dev gibi seviyordu dev.
    Ve elleri öyle büyük işler için
    hazırlanmıştı ki devin,
    yapamazdı yapısını,
    çalamazdı kapısını
    bahçesinde ebruliiii
    hanımeli
    açan evin.

    O mavi gözlü bir devdi.
    Minnacık bir kadın sevdi.
    Mini minnacıktı kadın.
    Rahata acıktı kadın
    yoruldu devin büyük yolunda.
    Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
    girdi zengin bir cücenin kolunda
    bahçesinde ebruliiii
    hanımeli
    açan eve.

    Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
    dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
    bahçesinde ebruliiiii
    hanımeli
    açan ev..

    NAZIM HİKMET

  6. #66
    Yasaklı Üye
    Makri Avatarı

    Üyelik Tarihi
    16.08-2008
    Son Giriş
    02.08-2013
    Saat
    01:02
    Mesaj
    866
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Çok yorgunum beni bekleme kaptan
    Seyir defterini başkası yazsın
    Kubbeli, çınarlı mavi bir liman
    Beni o limana çıkaramazsın..


    N.Hikmet RAN

  7. #67
    Üye
    asabi eş Avatarı

    Gerçek Adı
    erol
    Üyelik Tarihi
    24.12-2009
    Son Giriş
    06.06-2010
    Saat
    20:16
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    194
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    akrep gibisin kardeşim,
    korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
    serçe gibisin kardeşim,
    serçenin telaşı içindesin.
    midye gibisin kardeşim,
    midye gibi kapalı, rahat.
    ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
    bir değil,
    beş değil,
    yüz milyonlarlasın maalesef.
    koyun gibisin kardeşim,
    gocuklu celep kaldırınca sopasını
    sürüye katılıverirsin hemen
    ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
    dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
    hani şu derya içre olup
    deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
    ve bu dünyada, bu zulüm
    senin sayende.
    ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
    ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
    kabahat senin,
    demeğe de dilim varmıyor ama
    kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!


    N. Hikmet

  8. #68
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    VERA UYANDI

    İskemleler ayakta uyuyor
    masa da öyle
    serilmiş yatıyor sırtüstü kilim
    yummuş nakışlarını
    ayna uyuyor
    pencerelerin sımsıkı kapalı gözleri
    uyuyor sarkıtmış boşluğa bacaklarını balkon
    karşı damda bacalar uyuyor
    kaldırımda akasyalar da öyle
    bulut uyuyor
    göğsünde yıldızıyla
    evin içinde dışında uykuda aydınlık
    uyandın gülüm
    iskemleler uyandı
    köşeden köşeye koşuştular
    masa da öyle
    doğrulup oturdu kilim
    nakışları açıldı katmer katmer
    ayna seher vakti gölü gibi uyandı
    açtı kocaman mavi gözlerini pencereler
    uyandı balkon
    toparladı bacaklarını boşluktan
    tüttü karşı damda bacalar
    kaldırımlar akasyalar ötüştü
    bulut uyandı
    attı göğsündeki yıldızı odamıza
    evin içinde dışında uyandı aydınlık
    doldu saçlarına senin
    dolandı çıplak beline ak ayaklarına senin

    NAZIM HİKMET

  9. #69
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    KUVAY-I MİLLİYE DESTANI

    dağlarda tek
    tek
    ateşler yanıyordu
    ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
    şayak kalpaklı adam
    nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
    güzel, rahat günlere inanıyordu
    ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında
    birdenbire beş adım sağında onu gördü
    paşalar onun arkasındaydılar
    o, saatı sordu
    paşalar «üç» dediler
    sarışın bir kurda benziyordu
    ve mavi gözleri çakmak çakmaktı
    yürüdü uçurumun başına kadar
    eğildi, durdu
    bıraksalar
    ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
    ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
    kocatepe'den afyon ovası'na atlıyacaktı

    sonra, 30 ağustosta düşman kuvâyı külliyesi imha ve esir olundu
    esirler arasında general trikopis
    alaturka sopa yemiş bir temiz
    ve sırmaları kopuk frenk uşağı

    yaralı bir düşman ölüsüne takıldı nurettin eşfak'ın ayağı
    nurettin dedi ki «teselyalı çoban mihail»
    nurettin dedi ki «seni biz değil
    buraya gönderenler öldürdü seni»

    sonra.
    sonra, 31 ağustos günü
    ordularımız izmir'e doğru yürürken
    serseri bir kurşunla vurulan
    deli erzurumluydu
    devrildi
    kürek kemikleri altında toprağı duydu
    baktı yukarı
    baktı karşıya
    gözler hayretle yandılar
    önünde, sırtüstü, yan yana yatan postalları
    her seferkinden kocamandılar
    ve bu postallar daha bir hayli zaman
    üzerlerinden atlayıp geçen arkadaşların arkasından
    seyredip güneşli gökyüzünü
    ihtiyar bir muhacir karısını düşündüler
    sonra
    sonra, sarsılıp ayrıldılar birbirlerinden
    ve deli erzurumlu ölürken kederinden
    yüzlerini toprağa döndüler

    solda, ilerdeydi ali onbaşı
    kan içindeydi yüzü gözü
    bir süvari takımı geçti yanından dörtnala
    kaçanı kovalamıyordu yalnız
    ulaşmak da istiyordu bir yerlere
    ve sadece kahretmiyor
    yaratıyordu da
    ve kılıçların
    nalların
    ellerin
    ve gözlerin pırıltısı
    ardarda çakan aydınlık bir bütündü
    ali onbaşı bir şimşek hızıyla düşündü
    ve şu türküyü duydu

    dörtnala gelip uzak asya'dan
    akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
    bu memleket bizim

    bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
    ve ipek bir halıya benziyen toprak
    bu cehennem, bu cennet bizim

    kapansın el kapıları, bir daha açılmasın
    yok edin insanın insana kulluğunu
    bu dâvet bizim

    yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
    ve bir orman gibi kardeşçesine
    bu hasret bizim

    sonra
    sonra, 9 eylülde izmir'e girdik
    ve kayserili bir nefer
    yanan şehrin kızıltısı içinden gelip
    öfkeden, sevinçten, ümitten ağlıya ağlıya
    güneyden kuzeye
    doğudan batıya
    türk halkıyla beraber
    seyretti izmir rıhtımından akdeniz'i

    ve biz de burda bitirdik destanımızı
    biliyoruz ki lâyığınca olmadı bu kitap
    türk halkı bağışlasın bizi
    onlar ki toprakta karınca
    suda balık
    havada kuş kadar
    çokturlar
    korkak
    cesur
    câhil
    hakîm
    ve çocukturlar
    ve kahreden
    yaratan ki onlardır
    kitabımızda yalnız onların mâcereları vardır


    NAZIM HİKMET

  10. #70
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:07
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    SON ŞİİR

    (Nazım´ın son şiiri....)

    Gelsene dedi bana
    Kalsana dedi bana
    Gülsene dedi bana
    Ölsene dedi bana

    Geldim
    Kaldım
    Güldüm
    Öldüm...

    Nazım Hikmet

  11. #71
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Türkiye işçi sınıfına selâm!
    Selâm yaratana!
    Tohumların tohumuna, serpilip gelişene selâm!
    Bütün yemişler dallarınızdadır.
    Beklenen günler, güzel günlerimiz ellerinizdedir,
    haklı günler, büyük günler,
    gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan,
    ekmek, gül ve hürriyet günleri.

    Türkiye işçi sınıfına selâm!
    Meydanlarda hasretimizi haykıranlara,
    toprağa, kitaba, işe hasretimizi,
    hasretimizi, ayyıldızı esir bayrağımıza.

    Düşmanı yenecek işçi sınıfımıza selâm!
    Paranın padişahlığını,
    karanlığını yobazın
    ve yabancının roketini yenecek işçi sınıfına selâm!

    Türkiye işçi sınıfına selâm!
    Selâm yaratana!

  12. #72
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    yaralı olsa da düşmez dalından;
    bu yürek
    bu yürek benzemez serçe kuşuna serçe kuşuna!

  13. #73
    Üye
    mehmet_barcin Avatarı

    Gerçek Adı
    mehmet
    Üyelik Tarihi
    24.08-2008
    Son Giriş
    05.03-2015
    Saat
    19:04
    Yaşadığı Yer
    izmir/buca
    Mesaj
    57
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    öykü hanım bu güzel şiirleri paylaştığınız için teşekkürler bende nazımın en sevdiğim iki şiirini paylaşacağım

    Seni düşünmek güzel şey
    ümitli şey
    dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey.
    Fakat artık ümit yetmiyor bana,
    ben artık şarkı dinlemek değil
    şarkı söylemek istiyorum...

    Tahirle Zühre Meselesi

    Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
    hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
    bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
    yani yürekte.

    Meselâ bir barikatta dövüşerek
    meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
    meselâ denerken damarlarında bir serumu
    ölmek ayıp olur mu?

    Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
    hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

    Seversin dünyayı doludizgin
    ama o bunun farkında değildir
    ayrılmak istemezsin dünyadan
    ama o senden ayrılacak
    yani sen elmayı seviyorsun diye
    elmanın da seni sevmesi şart mı?
    Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
    yahut hiç sevmeseydi
    Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

    Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
    hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

  14. #74
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    NE GÜZEL ŞEY HATIRLAMAK SENİ


    Ne güzel şey hatırlamak seni:
    ölüm ve zafer haberleri içinden,
    hapiste
    ve yaşım kırkı geçmiş iken...

    Ne güzel şey hatırlamak seni:
    bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
    ve saçlarında
    vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının...
    İçimde ikinci bir insan gibidir
    seni sevmek saadeti...
    Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,
    güneşli bir rahatlık
    ve etin daveti:
    kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
    sıcak koyu bir karanlık...

    Ne güzel şey hatırlamak seni,
    yazamak sana dair,
    hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
    filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
    kendisi değil
    edasındaki dünya...

    Ne güzel şey hatırlamak seni.
    Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
    bir çekmece
    bir yüzük,
    ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
    Ve hemen
    fırlayarak yerimden
    penceremde demirlere yapışarak
    hürriyetin sütbeyaz maviliğine
    sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...

    Ne güzel şey hatırlamak seni:
    ölüm ve zafer haberleri içinde,
    hapiste
    ve yaşım kırkı geçmiş iken...

  15. #75
    Üye
    akberk Avatarı

    Üyelik Tarihi
    04.11-2009
    Son Giriş
    16.11-2010
    Saat
    14:35
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    536
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Gözlerin gözlerin gözlerin,
    ister hapisaneme, ister hastaneme gel,
    gözlerin gözlerin gözlerin hep güneşte,
    şu Mayıs ayı sonlarında öyledir işte
    ...Antalya tarafında ekinler seher vakti.

    Gözlerin gözlerin gözlerin,
    kaç defa karşımda ağladılar
    çırılçıplak kaldı gözlerin
    altı aylık çocuk gözleri gibi kocaman ve çırılçıplak,
    fakat bir gün bile güneşsiz kalmadılar.

    Gözlerin gözlerin gözlerin,
    gözlerin bir mahmurlaşmayagörsün
    sevinçli bahtiyar
    alabildiğine akıllı ve mükemmel
    dillere destan bir şeyler olur dünyaya sevdası insanın.

    Gözlerin gözlerin gözlerin,
    sonbaharda öyledir işte kestanelikleri Bursa'nın
    ve yaz yağmurundan sonra yapraklar
    ve her mevsim ve her saat İstanbul.

    Gözlerin gözlerin gözlerin,
    gün gelecek gülüm, gün gelecek,
    kardeş insanlar birbirine
    senin gözlerinle bakacaklar gülüm,
    senin gözlerinle bakacaklar.

    Nazım Hikmet




Sayfa 5 / 7 İlkİlk 1234567 SonSon