Toplam 4 mesajın 1-4 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    Gothica Avatarı

    Gerçek Adı
    Saliha C.
    Üyelik Tarihi
    26.06-2005
    Son Giriş
    10.12-2017
    Saat
    15:24
    Yaşadığı Yer
    Kırgız Yurdu Ulupamir
    Mesaj
    6.857
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    2
    Blog Mesajları
    3

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Yannis RITSOS
    20. Yüzyıl Yunan şiirinin büyük ustalarından Ritsos, 1909'da Peloponnesos Monemvasia'da doğdu. On yedi yaşında Atina'ya gitti. İlk şiirlerini bu dönemde yayımlamaya başladı. Epitaphios (1936) adlı kitabı Atina'daki Zeus tapınağında törenle yakıldı. Siyasal görüşleri yüzünden Metaksas ve Papadopulos dönemlerinde Ege adalarında sürgün olarak yaşadı. Ayışığı Sonatı (1956) adlı kitabıyla Ulusal Şiir Ödülü'nü, 1976'da Etna-Taormina Şiir Ödülü'nü ve pekçok uluslararası ödül kazandı.

    Ritsos, eğretilemelerle örülü şiirlerinde, Yunanistan coğrafyasını arka plana alarak, yurtseverlik duygularını işledi. İnsanın günlük yaşamdaki durumuna yaklaşımı, nesnelere duyduğu sonsuz ilgi, ayrıntıları bütün yalınlığıyla yansıttığı kısa şiirlerinde iyice belirginleşir.

    11 Kasım 1990'da Atina'da öldü.


    YAPITLARI

    Kızkardeşimin Türküsü (1937)
    Yunanlıların Türküsü (1945 - 1947)
    Ayraçlar (1946 - 1947)
    Ayraçlar (1950 - 1961)
    Kavafis İçin On İki Şiir (1963)
    Tanıklıklar (1963)
    Tanagra Kadınları (1967)
    Aynadaki Duvar (1967 - 1968 - 1971)
    Yinelemeler (1968 - 1969)
    Parmaklıklar (1968 - 1969)
    Kapıcının Masası (1971)
    Yan Sokak (1971 - 1972)
    İsmene (1972)
    Kâğıt Şiirler (1973 - 1974)
    Uzaklar (1975)

    ÖDÜLLERİ

    Ulusal Şiir Ödülü ( Ayışığı Sonatı ile, 1956)
    Etna-Taormina Şiir Ödülü (1976)
    BARIŞ

    Çocuğun gördüğü düştür barış.
    Ananın gördüğü düştür barış.
    Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış.

    Akşam alacasında, gözlerinde ferah bir gülümseyişle döner ya baba
    elinde yemiş dolu bir sepet;
    ve serinlesin diye su, pencere önüne konmuş toprak testi gibi
    ter damlalarıyla alnında...
    barış budur işte.

    Evrenin yüzündeki yara izleri kapandığı zaman
    ağaçlar dikildiğinde top mermilerinin açtığı çukurlara,
    yangının eritip tükettiği yüreklerde
    ilk tomurcukları belirdiği zaman umudun,
    ölüler rahatça uyuyabildiklerinde, kaygı duymaksızın artık,
    boşa akmadığını bilerek, kanlarının,
    barış budur işte.

    Barış sıcak yemeklerden tüten kokudur akşamda
    yüreği korkuyla ürpertmediğinde sokaktaki ani fren sesi
    ve çalınan kapı, arkadaşlar demek olduğunda sadece.
    Barış, açılan bir pencereden, ne zaman olursa olsun
    gökyüzünün dolmasıdır içeriye;
    gökyüzünün, renklerinden uzaklaşmış çanlarıyla
    bayram günlerini çalan gözlerimizde.
    Barış budur işte.

    Bir tas sıcak süttür barış ve uyanan bir çocuğun
    gözlerinin önüne tutulan kitaptır.
    Başaklar uzanıp, ışık! Işık! - diye fısıldarlarken birbirlerine!
    Işık taşarken ufkun yalağından.
    Barış budur işte.
    Kitaplık yapıldığı zaman hapishaneler
    Geceleyin kapı kapı dolaştığı zaman bir türkü
    ve dolunay, taptaze yüzünü gösterdiği zaman bir bulutun arkasından
    cumartesi akşamı berberden pırıl pırıl çıkan bir işçi;
    barış budur işte.

    Geçen her gün yitirilmiş bir gün değil de
    bir kök olduğu zaman
    gecede sevincin yapraklarını canlandırmaya.
    Geçen her gün kazanılmış bir gün olduğu zaman
    dürüst bir insanın deliksiz uykusunun ardı sıra.
    Ve sonunda, hissettiğimiz zaman yeniden
    zamanın tüm köşe bucağında acıları kovmak için
    ışıktan çizmelerini çektiğini güneşin.
    Barış budur işte.

    Barış, ışın demetleridir yaz tarlalarında,
    iyilik alfabesidir o, dizlerinde şafağın.
    Herkesin kardeşim demesidir birbirine, yarın yeni bir dünya
    kuracağız demesidir;
    ve kurmamızdır bu dünyayı türkülerle.
    Barış budur işte.

    Ölüm çok az yer tuttuğu için yüreklerde
    mutluluğu gösterdiğinde güven dolu parmağı yolların
    şair ve proleter eşitlikle çekebildiği gün içlerine
    büyük karanfilini alacakaranlığın...
    barış budur işte.

    Barış sımsıkı kenetlenmiş elleridir insanların
    sıcacık bir ekmektir o, masası üstünde dünyanın.
    Barış, bir annenin gülümseyişinden başka bir şey değildir.

    Ve toprakta derin izler açan sabanların
    tek bir sözcüktür yazdıkları:
    Barış
    Ve bir tren ilerler geleceğe doğru
    kayarak benim dizelerimin rayları üzerinden
    buğdayla ve güllerle yüklü bir tren.
    Bu tren, barıştır işte.

    Kardeşler, barış içinde ancak
    derin derin soluk alır evren.
    tüm evren, taşıyarak tüm düşlerini.
    Kardeşler, uzatın ellerinizi.
    Barış budur işte.

    Yannis Ritoso

    Rutkay AZİZ'in sesinden Barış...

    [ame]http://www.youtube.com/watch?v=gKh0EAVdNOI[/ame]

  2. #2
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:45
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    BELKİ BİR GÜN

    bulutları göstermek istiyorum gecede.
    Ama görmüyorsun. Gece olmuş –insan neyi görebilir ki?

    Artık senin gözlerinle görmekten öte bir seçeneğim yok, diyor
    demek ki yalnız değilim, yalnız değilsin. Gerçekten de
    birşey yok sana gösterdiğim yerde.

    Sadece gecede bir araya gelmiş yıldızlar, yorgun,
    bir kır eğlencesinden kamyonla dönen insanlar gibi,
    hayal kırıklığına uğramış, aç, hiçbiri türkü söylemeyen,
    terli avuçlarında ezik yaban çiçekleri.

    Ama ben direteceğim, diyor, görmekte ve sana göstermekte,
    çünkü sen görmezsen, sanki ben de görmemiş olacağım
    -hiç değilse senin gözlerinle gözlerinle görmemekte direteceğim-
    ve belki bir gün buluşacağız başka yönlerden gelip.

    Yannis Ritsos

  3. #3
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:45
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu Ağaçlar Katlanamaz Daha Basık Bir Göğe

    Bu ağaçlar katlanamaz daha basık bir göğe
    Bu taşlar katlanamaz yabancı çizmelere
    Yalnız güneşe boyun eğer bu yüzler
    Yalnız doğruluğa boyun eğer bu yürekler

    Yannis Ritsos

  4. #4
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Kız Kardeşimin Türküsü

    Göklere inanırdım eskiden,
    ama sen, denizlerin
    derinliğini gösterdin bana,
    ölü kentleri,
    unutulmuş ormanları,
    boğulmuş gürültüleriyle.
    Gök şimdi yaralı bir martı,
    süzüldü denize.
    Sana kargaşalığın üzerindeki
    köprüyü kurmaya çalışan bu el
    kırıldı.
    Bak bana:
    ne kadar çıplak ve suçsuz
    duruyorum önünde.
    Üşüyorum, bacım.
    Kim getirecek bize
    ellerimizi ısıtacak güneşi?
    Susuyorum. Dinliyorum.
    Kimseler geçmiyor
    gecemizin karanlık sokağından.
    Yıldızlar kazaya uğramış
    karanlık surların
    ucunda sendelerken
    koparıp alınan bir kartalın
    paslanmış gözlerinde.
    Bağlı ellerin
    kapıyor çıkış yolunu.
    Yalnız senin sesin
    adımlıyor gecenin dehlizini
    çarparak taşlara
    uzun kılıcını.
    Vakit geç.
    Ölüm geri çeviriyor beni.
    Hayat istemiyor.
    Ben şimdi nereye gidebilirim ki?