Toplam 4 mesajın 1-4 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    sdsby Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.07-2009
    Son Giriş
    29.03-2012
    Saat
    14:44
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    178
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    "selika"

    kayalıklarda dinlenen bir şarkıydık
    yoksul adamlar bilirdi yüzümüzü
    gittin niyetsiz bir şafakla söyleştin
    ıslak pervazlarda gülüşün kaldı
    yağmurdan önce saçların
    ateşte kızarmış güllerin vardı

    sen susadıkça bir ceylan ölürdü apansız
    dilek ağaçları sökülürdü yamaçlardan
    kıyısında dinlendiğimiz zerdali
    saraçlar çarşısında yakalanırdı
    ruhunun ritmini sunarken kayışlara
    ben boğulurdum sen susadıkça

    gözlerin ertelenmiş bir bahardı
    rıhtımsız gemilerin süslendiği
    sarı divanlarda yasaklar
    açılmamış nevresimler ve muskaların vardı
    durmadan yağmalanan bir şeydi akşamlar

    kayalıklarda dinlenen bir şarkıydık
    yoksul adamlar bilirdi yüzümüzü
    usulca dağlara çektiler bizi
    bilmediler / bilmesinler
    hangi gülün kokusundan zehirlendiğimizi

    kime yenilmeliyim söylemiyor toprak
    papatyaların kehanetinden yorgunum
    yorgunum yüzüme defnedilen mahşerden
    niyedir bilmiyorum ama
    geceyarısı şeytan deresine vuran
    ayışığına teslim ediyorum seni
    ilk defa kendimi yenmekten dönüyorum
    kendime gelirken senden gidiyorum
    yüzün silinmiyor akşamlarımdan
    ellerimde ayrılıkların esmerliği varken
    sen de git selika git
    kendini de götür giderken

    yağmur kabartmaları
    yağmur biraz daha ileri giderse
    eski halin seni sorar içimde
    durmadan bir şeyler kırılır...
    bir yaprak düşerken beni götürür
    saçakta dağınık güller, gölgende
    geriye doğru koşan atlar...

    yağmur biraz daha ileri giderse
    geçmişi şikayet eder annelere
    kızların dudakları kesilir
    zarflara yaslanmaktan...
    korku'nun ortasında 'r' gibi
    titrer kiremitler...
    vitrinlere
    çarpıp dökülür esnaf
    bir kadın -eskidikçe daha kadın-
    dalların arasında unutulur

    adam biraz daha ileri giderse, terler...
    parmağındaki yüzüğün içinden geçer
    bir taş düşürür sesinin üstüne
    bağrını çağıran yokuşa bakar,
    orada su gibi çıplaktır söz
    çocukların söyleyemedikleri
    annelerin gözlerinden akar

    yağmur adamın içinden geçerse
    sol yanında zıplayan kurbağa
    içindeki göle çekilir birden
    kendini şikayet eden yağmur altında
    ilk defa ölü çıkar evden
    ev ölünün ardından çıkıp giderken
    yağmur...

  2. #2
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Üşümek

    Kendi boşluğundan kaçanlar
    boğulmaya gider bir başkasına
    kanatır bazı kuşluk vakitlerini
    yolları ve gülleri yanlış tutanlar
    inerler sulara yaslanmak için
    inerler... ama boğulmak
    kolsuz bir adamın evinde ne arar
    Kendi derinliğinden kaçanlar
    boğmaya gider bir başkasını
    yan yana ağlaşan ırmaklar gibi
    usulca seslenir hartıralara
    siyahtan düştükçe süslenen kırlar
    Kendi sesinin ayazından kaçanlar
    tutsun kendini birazdan kar yağar
    kar tutsun kendini... ama üşümek
    yanmış bir evin adamında ne arar



    &&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

    Taşrada Hüznün Gölgesi Uzar

    Süslenip bir yangına gideriz seninle
    rüyanın gümüş kapısına...
    Akşamın kadehi kırılır dizlerimizde
    evler, ağzında bir parça tabutla gelir
    ve başlar sıkıntı mermerde.
    Süslenip bir yangına gideriz seninle
    dağlardan çalı çırpı toplayan sesimiz
    bayırların ve kanaviçelerin üstüne
    yemin eder.
    Duvarda eski tüfekler,
    yanlış uzatılmış bir cumartesi gibi
    parklarda salkım saçak aşklar
    ve kadınlar ses altında,
    yüklü gözlerle bakar dallara
    kar yağar iğnelerin ucuna
    kapıların ve gözlerimizin arkasını eskiten
    kar yağar, ırmaklar lekelenir.
    Yokuşun dibinde kılıçlar ıslanır,
    testiler kırık
    terk edilmiş köyler gibi üstümüz
    ve akşamın kanatlarında hıçkırık.

    Süslenip bir yangına gideriz seninle
    dalgın bir sahur vakti kalır bizden
    kalbimizi yoklayan bu zâlim merhamet
    bu çiçekleri kurumayan perdeler
    nicedir camlar açıklansın diye bekler

    Süslenip bir yangına gideriz seninle
    buğudan bir göl kıyısı kalır bizden
    yine de ip atlar çocuklar
    dünyanın üstünde
    göğümüzdeki haritalar düşsün diye
    kül oluyor gittikçe trenler...

  3. #3
    Üye
    sdsby Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.07-2009
    Son Giriş
    29.03-2012
    Saat
    14:44
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    178
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    "iki fotoğraf arası"

    i
    durur yan yana iki ağız
    ses yok, kâğıt yok, kalem yok
    ben yokum diyor masa
    ve bu yoktan kalkıyor toz
    dokunup kapı ziline
    dolaşıyor çocuk odalarını

    ii
    akan mürekkebi tut diye
    mısra sonlarına oturttum seni
    her şeyde tutulacak bir yan var
    bir dağın bir dağı tutuşuna bakma
    bir sesin bir yüzde batışını gör
    nehirleri anlatan mürekkebi tutma

    resimler ırmağa doğru bakan resimler
    beni şehre çarpıp büyüten
    ruhuma sokulmuş bir çalı
    evet öyle gibi resimler
    nerden başlamalı süpürmeye
    sesim varsa yüzünün hatrınadır
    sulara aldanarak yaşamak.

  4. #4
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Sırtını Yıkayamayanlar İçin Banyo Müziği

    Nasıl yoksuldun, nasıl annesiz
    yanağına baksın diye
    ayna tuttuk sana biz

    Nasıl sessizdin, nasıl nefessiz
    ruhun acıkır diye
    şarkı çaldık sana biz

    Öyle susuzdun, öyle yeşilsiz
    ayağını öpsün diye
    ırmak olduk sana biz

    Öyle yersizdin, öyle ötesiz
    kalbin soğumuş diye
    ağıt yaktık sana biz



    Şeref Bilsel