Toplam 3 mesajın 1-3 arasındakiler

Konu: Ahmet Altan

Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    *CEMRE* Avatarı

    Üyelik Tarihi
    10.07-2009
    Son Giriş
    10.08-2015
    Saat
    14:43
    Yaşadığı Yer
    TÜRKİYE
    Mesaj
    1.586
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Vakit Gül Mevsimidir Şimdi


    Vakit Gül Mevsimidir Şimdi
    Uzun zamandır yüreğim bir kuytuda
    Uzun zamandır suskunluğum sorguda
    Kilitlendim karmaşık bir duyguda
    Her geçen gün biraz daha eksiliyorum
    Vakit gül mevsimidir şimdi
    Geceler hanımeli kokar
    Bütün isyanlar benimdir
    Hasretin zincirler kırar
    Vakit gül mevsimidir şimdi
    Gül yapraklarına benzer sabahlar
    Yağmurlar zamansız dindi
    Yasaklarıma benzer günahlar

    Ahmet Altan

  2. #2
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Arada bir öğlenleri Kadıköy'deki Osmanağa Camii'nin yanına gidiyorum
    Oradaki müezzinin sesini seviyorum
    Ezanı kendine has bir tarzda, araları biraz uzatarak ve çok güzel okuyor
    Cumaları söyleyişi sanki daha da tatlılaşıyor
    Güzel söylenen ezanı seviyorum
    Benim her öğlen gidip ezan dinlememin bir hediyesi gibi biraz önce gelen bir paketten Ahmet Özhan'ın söylediği ilahilerin başında ezan çıktı

    Şimdi onu dinliyorum
    Bir ney taksiminin ardından ezan başlıyor
    Çocukluğumu hatırlatıyor biraz bana
    Akşam ezanından sonra boşalan kömür kokulu sokaklarda, iyice gölgelenen alacakaranlık kaldırımlarda ağır ağır yürüyerek eve giderdim
    Hep benimle kalacak bir yalnızlığın kokularını, seslerini ve kurşuni rengini içime sindirirdim
    O seslerin içinde ezan da vardı
    Hep de orada kaldı sanırım

    Din, benim gibi mahcup bir sevgiyle uzaktan bakanlara bile huzur verici, insana hem yalnızlığını hem sonsuzluğunu anlatan bir tesirle dokunuyor yaklaştığınızda
    Çok sık olmasa da bazen geceleyin camiye giderim
    Işıklarının çoğu sönmüş, kandil misali birkaç lambayla aydınlanmış o büyük kubbenin altında yalnız başıma otururum
    Öyle otururum

    Her şey sonsuzluğun kuvvetli ışığı altında solgunlaşana kadar halıların üstünde bağdaş kurup beklerim
    Ve, o sonsuzluğu bir yalnızlık içinde hissetmekten hoşlanırım
    Tanrı, evinin kapılarını bazen açar, bazen açmaz bana
    O saatte camiye giremeyeceğimi bana bir hoca efendi ya da bir bekçi söylese de, ben onu tanrının söylediğini düşünürüm
    Kapılar açılmadıysa "bir kırgınlık var" diye geçiririm içimden
    "Onu kıracak bir şey yaptım, onun için açmıyor kapısını"
    Hiç zorlamam

    "Peki" der ayrılırım
    Bilirim ki o kapılar yeniden açılacaktır
    Bir gece gittiğimde beni buyur edecektir
    Şefkatli bir ses "hadi açayım kapıları" diyecektir
    Bundan hiç kuşkulanmam
    Kendimden kuşkulanırım
    Bir dindar gibi gitmem oraya, ibadete, dua etmeye gitmem

    "Sana inanıyorum" demeye de gitmem
    Bir şey istemeye de gitmem
    O'ndan korkmam, ölümden korkmam, korktuğumdan gitmem oraya
    Hiçbir nedeni yoktur gitmemin
    Giderim sadece
    Kokusunu, ışığını, huzurunu, sonsuzluğunu sevdiğim için giderim
    Söylenmeyen bir ezan duyarım o sessizliğin içinde

    Kömür kokulu sokaklarda dolaşan bir hayali görürüm
    Hayatla ölüm iki küçük çocuk gibi oturur karşıma
    Ben onların başını okşarım
    O benim başımı okşar, öyle hissederim
    Öyle otururum
    Bir şey söylemem O'na
    Ne söyleyeyim

    Kim olduğumu biliyor, günahlarımı biliyor, her şeyi biliyor
    "Sen inançsız birisin, niye geldin evime" demiyor
    O demez
    Bazen kapılarını açıyor
    Bazen onu kıracak bir şey yaptıysam eğer kapılarını açmıyor bana
    Sessizce uzaklaşıyorum
    "Bir dahaki sefere" diyorum "açacak kapılarını"

    Açmasa da açana kadar gideceğim
    İnançsız biri için tuhaf inançlarım var benim, en açılmayacak gibi görünen kapıların bile çok istersen, samimiyetle istersen, dürüstlükle istersen açılacağına inanırım
    Ve, ne dindarlara yapılan zulmü anlarım, ne de dindarların yaptığı zulmü
    Dinin yanında, çevresinde, içinde bir zulüm olmasın isterim
    İnan ya da inanma ama dine dokun
    Korkulacak bir şey yok

    Türbanlı çocukta da, oruç yiyende de korkulacak bir yan yok
    Korku dinden uzak bence
    Geceleri camiye gittiğimde, o loş ışıkta, sonsuz bir aydınlığın bütün hayatı solgunlaştırdığını gördüğümde korkmam ben
    Kimse korkmaz
    Hayat ve ölüm iki küçük çocuk gibi oturur yanıma
    Onlara gülümserim

    Belli belirsiz bir hüzün, neye olduğunu bilmediğim bir özlem, derin bir şefkat hissederim
    Bir şey söylemem
    Bir şey istemem
    "İnançsız" olduğumu içimden bile geçirmem, yapmam böyle bir kabalık, O da hatırlatmaz zaten
    Öyle otururum
    Bir konuğum ben orada
    Bazen kapısını açar, bazen açmaz

    Yakında gene gideceğim
    Bakalım açacak mı kapılarını
    Yoksa bir "kırgınlık" mı var aramızda

    Ahmet Altan

  3. #3
    Üye
    ayyüzlü Avatarı

    Gerçek Adı
    ayyüzlü
    Üyelik Tarihi
    11.10-2008
    Son Giriş
    09.10-2017
    Saat
    11:46
    Mesaj
    19.971
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Özlemek

    Birden özleyiveriyorsunuz...
    Çoktan unuttuğunuzu sandığınız
    ya da yalnızca bir kere karşılaştığınız
    ve özlemek için yeteri kadar tanımadığınız birini
    bir sabah çılgınca özleyerek uyanıyorsunuz.

    Rüyalarınız, içinizdeki o gizli, esrarını ele vermez büyücü,
    siz çarşaflarınızın arasında,
    bütün tehlikelerden uzak,
    güvenle yattığınızı sandığınız bir anda,
    usulca ruhunuza sokulup,
    sizden habersiz oralara yığılmış cephanelikleri
    birer birer ateşleyiveriyor.
    İnfilaklarla sarsılarak uyanıyorsunuz.
    Hayatınızda olmayan birini hayatınıza almak,
    ona dokunmak,
    onun sesini duymak için kıvranırken buluveriyorsunuz kendinizi...

    Özlemek, o yakıcı istek,
    bilinen herşeyi ve önem sırasını değiştiriveriyor.
    Özlediğiniz ise çok uzaklarda...
    Yanında olmasını istediğiniz halde
    yanınızda olmayan bir tek kişi,
    yanınıza bile yaklaşmadan,
    hatta onu özlediğinizden
    ve onu istediğinizden haberdar bile olmadan,
    bütün hayatı,
    bütün görüntüleri eritip
    başka kılıklara sokuyor...

    Ahmet Altan