Toplam 8 mesajın 1-8 arasındakiler

Konu: Nedim Ünlü

Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Forum Moderatörü
    BARBiEBARBiE Avatarı

    Gerçek Adı
    NehiR
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    01.12-2017
    Saat
    15:35
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    14.626
    Alınan Beğeniler
    11
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    HİÇ SORMA

    Geceden geldim,
    Yorgunum!
    Dağ taşımaz
    Ciğerimin pusunu,
    Dağlıyım!

    Ağlamak kâr etmez
    Gazeline gönlümün.
    Son karayı sürmeledi gözüme gün,
    El çaresiz, kol bağlıyım ..
    Varsam dost kapısına,
    Bir parça hasret.
    Varsam dost dilinde
    Eskinin hatırına;
    Medet umarsam
    Kurulsun idam sehpam,
    İlmeğimi elimle yağlayayım.
    Ne yarlardan geçti,
    Gitti bu ser ..
    Dost bildiğim,
    Yorgunum!
    Gazelim!
    Hasretim
    Bir sıcak selama
    Riyasız,
    Gün yüzü kadar ışıklı,
    Güneş sıcaklığında.
    Dost bildiğim,
    Son dileğim
    Kuru bir yer ver,
    Taş, toz, toprak fark etmez,
    Gözlerinin seyrinde,
    Uykusuzum.
    Dağlanmış sevdalarım,
    Bağlanmış yollarım.
    Bir bak doğan günün nabzına
    Ölmüş müyüm, sağ mıyım?
    Bir sor yarin gönlüne
    Bitmiş miyim, var mıyım?
    Geceden geldim,

    Yorgun,
    Hiç sorma,

    Yorma;
    Bilmem
    Yar mıyım, yara mıyım?

    Nedim ÜNLÜ


  2. #2
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!

    BİR KAĞIT BİR KALEM

    Bir kağıt, bir kalem,
    Bir bardak çayınız var mı
    Bana verebileceğiniz?
    Bir şiir düştü
    Hasret üstü aklıma.
    Hangi hayalden kaçarım,
    Kimin sevdasıdır içimdeki
    Kör karanlık,
    Sormayın.
    Bir kağıt, bir kalem,
    Biraz dostluğunuz var mı
    Bana verebileceğiniz?
    Bir uzak düştü
    Akşam üstü yar aklıma.
    Hangi demden geçerim,
    Neyin kavgasıdır beynimdeki
    Kör karanlık,
    Sormayın.
    Yansır
    Sırlı camda
    Yirmi birinci asır.
    Kahine gerek yok,
    Nostradamus uyusun mezarında;
    Göz, gez, arpacık
    Kurşunlar ölüm taşır.
    Yarını bilsem ne çıkar?
    Cellada gerek yok,
    Ben yaşayacağım yarında,
    Ölümün kod adı: kancık.
    Bir kağıt, bir kalem,
    Biraz sabrınız var mı
    Kendinize verebileceğiniz?
    Biraz kendiniz kaldı mı
    Bana verebileceğiniz?
    Çok değil,
    Bir dizelik ancak
    Kör, karanlık
    Olmayın.

    Nedim ÜNLÜ

  3. #3
    Forum Moderatörü
    BARBiEBARBiE Avatarı

    Gerçek Adı
    NehiR
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    01.12-2017
    Saat
    15:35
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    14.626
    Alınan Beğeniler
    11
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    HEPSİ BU

    Çocuk su,
    Çocuk ekmek,
    Çocuk ölüm bu.

    Çocuk su,
    Çocuk ekmek,
    Çocuk yaşamak bu.

    Ağlamalısın,
    Çığlık çığlığa ..

    Çocuk sus,
    Çocuk pus,
    Çocuk ne bu?

    Yüreğimi versem çocuk
    Söküp de
    İki yüreği taşıyacak beden yok sende.
    Yüreğini alsam çocuk
    Söküp de
    İki yüreği yaşayacak ömür yok bende.

    Çocuk Suç,
    Çocuk Demek
    Çocuk Aşk bu.

    Çek git desem
    Yüreğini bırakıp geride
    Sana senden geriye
    Yine sen kalırsın,
    Kırılırsın.

    Zaman, mekan,
    Hayal, gerçek
    Ne yaşıyorsan
    Çocuk, hepsi bu ..

    Nedim ÜNLÜ

  4. #4
    Üye
    sdsby Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.07-2009
    Son Giriş
    29.03-2012
    Saat
    14:44
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    178
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    USTAM

    Dünya çocuklarına..

    Ustam;
    "büyü çabuk, büyü çocuk."
    Deme bana.
    Yapma be ustam,
    Filistin'de çocuklar
    Mermi sesine,
    Ölüm korkusuna doğarlar.
    Bedenleri çocuk,
    Ruhları büyük,
    Nasır tutar yürekleri.
    Şu kırmızı kaydırakta kayarım,
    Şu sokakta sek sek oynarım;
    Anla beni ustam
    O Filistinli çocuk benim.
    Nazım Usta'mın dizelerindeki
    Yedi yaşındaki
    Japon kızıdır benim sevgilim.
    Teninin yanığına vurgunum,
    Çekik gözlerinin yangınından
    Gözyaşlarımı süzerim,
    Oyunlar oynarım, çocuktur sevdam.
    Yanık nefesini çekerim ciğerlerime
    Yaşama sevincimi tazelerim.
    Tanrılarla konuşurum her dilde,
    Küfürler ederim.
    Bir kuş konar gözbebeğime,
    Ürkek, rengarenk,
    O köy öğretmeninin mezarındaki
    Çiçek benim,
    Rengarenk düşlerle
    Öğretmenimin ellerinden öperim.
    Saçlarım kir,
    Burnum sümüklü,
    Ayağım yalın;
    Gülerim o köy öğretmenimin mezarında,
    Umuduyla, bilgisiyle
    Renkler saçarım gülüşlerimden.
    En karasından, renk ahenk
    Somali'de kemik kemik
    Açlığa yenilirken bedenim,
    Anlamını bilmediğim
    Kavgaların kurbanıdır kara derim.
    Yine de çocuktur düşlerim,
    Sinekler konar gözlerime
    Hitlerin pis bıyığından uçuşup.
    Gaz odalarından geçerim,
    Annemi ararım korkularımla,
    Yalın ayak yürürüm;
    Toplu toplu, ceset ceset, mezar mezar
    Büyükler beni kazar.
    Çocuktur ölüm benim.
    Kızıl akarım,
    Kızılırmak'tan Missisipi'ye,
    Kartal bakarım
    Kartal tüylü şef
    Oturan Boğa'nın insan onurunda.
    İngiliz bir işgalcinin kemerini
    Süsler kafa derim.
    Gülerim ben yine,
    Kanarken dizlerim
    İlk düşüşümde
    Canı acır Japon sevgilimin.
    Saçlarını çekerim,
    Tutam tutam ellerime gelir.
    Okşarım sevgiyle, hiç sevilmemiş.
    Hiç büyümemiş küllerini
    Savururum avuç avuç
    Dört bir yanına dünyanın,
    Her çocuktan bir parça,
    Her çocuğa bin parça
    Dağılırım.
    Her çocuğa bin dize,
    Her çocuğa binlerce anne isterim.
    Bundan gayrisine gelmem ustam,
    Boşa çağırma beni,
    Büyüse de bedenim,
    Büyüyemem ustam...

    Nedim ÜNLÜ

  5. #5
    Forum Moderatörü
    BARBiEBARBiE Avatarı

    Gerçek Adı
    NehiR
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    01.12-2017
    Saat
    15:35
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    14.626
    Alınan Beğeniler
    11
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    GÖNÜL DERGAHI

    Şu gönül dergahına kapı olduk açılmaya,
    Kimi elini uzattı açmaya, içeri girmeye,
    Kimi elini uzattı kapamaya, kimse girmesin diye;
    Bir gün of demedik, sustuk dilsizce.

    Şu gönül bahçesine gül olduk dikilmeye,
    Kimi elini uzattı dikenimizi sulamaya,
    Kimi elini uzattı goncamızı kırmaya;
    Bir gün of demedik, sustuk dilsizce.

    Şu gönül fermanına köle olduk yazılmaya,
    Kimi elini uzattı, boynumuzdan dara asmaya,
    Kimi elini uzattı, kolumuzdan zincirleri kırmaya;
    Bir gün of demedik, sustuk dilsizce.

    Şu gönül sofrasına şarap olduk konulmaya,
    Kimi elini uzattı kadehini doldurmaya,
    Kimi elini uzattı kaldırıp atmaya;
    Bir gün of demedik, sustuk dilsizce.

    Şu gönül dünyasına aşık olduk sevmeye,
    Kimi elini uzattı yarimiz olmaya,
    Kimi elini uzattı yaramız olmaya;
    Bir gün of demedik, yaran bekledik,
    Yaraları saran bekledik boşa, yıllarca ..

    Nedim ÜNLÜ

  6. #6
    Üye
    Nedim Ünlü Avatarı

    Üyelik Tarihi
    25.03-2010
    Son Giriş
    29.03-2010
    Saat
    03:51
    Mesaj
    3
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    AĞIR HAVA

    Aşk kaç kişilik usta?
    Ayrılık kaç kişilik?/

    Hava ağır ;
    Bir hüzün,
    Bulutlar yüzün,
    Öfke nöbetine tutulmuş rüzgar,
    Ağlar .
    Ansız, anlamsız çekiliyor beynim
    Düşünceler örsüne;
    Vura vura,
    Vur ha!
    Ah le le!

    /Eğleşmenin vakti değil/

    Eğil başım
    Hava uzun,
    Hava zehir;
    Ha var, ha yok
    Bitmiyor
    Z/amansız sevda.
    Can dar,
    Can uçtu uçar,
    Kuş/kulu;
    Fırtına koptu kopar.

    Havada ağır bir yangın,
    Telaşı günbatımının
    Serime çökmüş ser hoşluk ,
    İçimde sensizlik ,
    Boşluk
    Fikrimde yankın.
    Seslensem utanır dil
    Lal ,
    Sussam tanırsın susuşumdan
    Sessizliğim tellal,
    Sırça köşk dedikleri kumdan,
    Yıkılır içim,
    Geçilir geçilmez sanılan c/andan.

    Hava ağır;
    Bir ağarır, bir kararır,
    Yanımda yokluğun,
    İçimde yoksulluğun ağrıtan sancısı.
    Benimkisi
    Karıncanın ekmek araması
    Öleceğini bile bile
    Üç vakte kadar;
    Dere tepe, tepe tepe,
    O açlığın peşinde
    Tüm türkülerimi
    Bir kavgaya tutturmuşum,
    Aşk diye
    Yüreğini kıble tutmuşum;
    Darlanmışım,
    Dağlanmışım,
    Danlanmışım ,
    Silah niyetine sana davranmışım,
    Umutsun.
    Ölümü bile unutmuşum,
    Ölmüyorum.
    Faklar haklar beni ya
    Sensiz yasak,
    Hiç bir faka basamıyorum;
    Bilmem nerde nasıl biterim,
    Sensiz ölemiyorum.

    Havada ağır bir intizar,
    Yağmur suratıma küs çarpar;
    El bebek, gül bebek
    Gün gelecek el verecek
    Nice sevda kavgaya,
    Bilenecek öfke
    Dalına binecek,
    Vitrin yosmalarının,
    Şehir eşkıyalarının
    Göz yaşı ve kan tellallarının
    Ar damarına tü/kürülecek!

    Fakirin ekmeğidir bu;
    Umut,
    Bil ki
    Fakirliğimdendir sana yoksunluğum.

    Sor ki isyanın nedendir?
    Z/enginliğimdendir.
    Sevda zenginiyim,
    Adam yüreğim;
    Bir senden öte
    -yaşamda pay sahibi-
    Her cana verecek
    Servetim var.
    Güvenirim yüreğime
    Dağ durur sol yanımda,
    Pişmanlık bilmem,
    Dönüp bakmadan ardıma
    Vururum yollara,
    Başım dik, gururla,
    Utanmadan
    Bakarım her gün doğan şafağa.

    Sor ki ya kederin?
    Sorma bilmem!
    Kendimi bildim bileli
    Sızlar içerim;
    Hani kör kütük sarhoş,
    Hani sırılsıklam aşık,
    Hani intiharın eşiğinde vazgeçiş,
    Her canı yananın çığlığında ,
    Bir ihtilalde ilk vurulan,
    İmbatlara gönül verip
    Denizsiz kalmışlıktayım.

    Say ki; tüm dünyadaki acılar sırtıma yüklü,
    Say ki; benim dalı kırılmış her ağacın kökü,
    Say ki; kavuşmamış tüm sevdalar bende öykü.

    Öyle bir keder;
    Gülüşüm boyun büker,
    Derinlerde gizli gizli
    Büyür ha büyür.

    Hava ağır;
    Bir sorgu,
    Konuşamıyorum.
    Damla damla damlardan
    Çakılıyor beynime geçmiş.
    Yağmur ;
    Ürperir , titrer
    İçimde bir çocuk
    Korkak,
    Nefesini suratıma dayamış rüzgar
    Üşüyorum,
    Konuşamıyorum.

    Sen de yoksun,
    Uyumayı unutturan apansız gidişlerin,

    Mengenede sıkılıyor ciğerlerim;
    Tükürsem kan,
    Yutkunsam tuz ,
    Un ufak, paramparça, tuz buz
    Kemikleşmiş düşüncelerim,
    Sende yoksun;
    Yalnızlık onur gerektirmiyor,
    Erk/ekler ağlamaz,
    A/damlar ağlar,
    Birde ben.
    Birden bire çekip giderim,
    Ev yurt viran
    Nerdesin?

    Sensizlik;
    Bir esarettir,
    Bir cesaret,
    Bir korkudur
    Yatağın baş ucuna ilişmiş
    Sözü kanatarak çığlığa döker,
    Töredir ağa, şıh fermanlı;
    Sevmek yasak
    Vuruşarak şaki,
    Severek ölü bir kız.

    İsyandır hiç meydanlara taşamamış,
    Kayıp tanrıların kelamıdır unutulmuş,
    Sağ yanımdır solumu vurmuş,
    Kainata ağır bir küskünlüktür,
    Sonsuza eş,
    Ah vah, dize vura vura
    Dövünüp ağlayıştır
    Ana yüreğinde yiten oğula-kıza.

    Yüreğin;
    Bir sıra dağ, öykünmüş Toroslara,
    Asiliği Munzur;
    Öfke öfke biçer geçer,
    Haksızlığa geçitsiz .

    Bir yanı Neruda
    Devrimin asal/eti,
    Bir yanı Niçe
    Aklın delili/ği.

    Yol arar sürüsüne, su peşinde,
    Bulut koklayan lider fil;
    Bir yanı sahra, bir yanı s/av/an,
    Peşinde aç sırtlan, aslan.

    Bu içimdeki yaşama hırsı değil,
    Bil
    Can telaşı
    Ansız, amansız, kalleş
    Bilinmez düşman,
    Darda üç fidan,
    Pir Sultan; ölümüne konuşan
    Ölümsüzlüğe kavuşan.

    Sevdam;
    Uzun bir öyküdür
    Değişmeyen kederi ile
    Çağlara kafa tutmuş, aykırı,
    Ağlayıştır gözyaşsız,
    Sıvasız eyvanlarda
    Sıra gecelerinde yanık seslenir,
    Dumandır islenir, puslanır
    İner geceden beter
    Saz tellerine eyvah, ah vurur
    Çaresiz,
    Kıskıvrak, el kol bağlı
    Kıvranır.

    Savrulur v/akitsiz sevdalar ardına,
    İnletir ölüsü diriyi,
    Kanıksar dirisi ölüyü,
    Sızlar ciğerinin körüğü
    Hal bilmez, tarih yazar geçer
    Kazananların şanında
    Kaybedenlerin utancını taşırım.
    Çor topraklarda bir ağaç biter ansız,
    Renksiz, kokusuz, tadı ekşi,
    Meyvesi yaşam,
    Adı sevda!

    Yangın yürekli bir gelin
    Kıvrılır girer koynuma
    Yılan akışlı,
    Cellat bakışlı,
    Gün/ah nakışlı;
    Sabahsız gecedir
    Umutsuzluğu temsil ,
    Emsalsiz, tektir,
    Bendedir ,
    Cehennemdir
    Arlanırım.

    Havada ağır bir iç çekiş;
    Şimşeklenirken ufuk gözlerimde
    Milyar düş, düşünüş
    Beynimin içinde
    Var/sıla yok/sula bakar, çakar geçer.

    Ne verirse gök
    Yere o kar.

    Su akar toprak hayatlaşır,
    Sensiz benlik çorlaşır.

    Yetmiyor toprak olmak,
    Yağ deli deli,
    Şimşeklerinle yak tenimi,
    Rüzgarının soluğuyla titret,
    Bulut bulut çök göz bebeğime,
    Yağışınla ıslandığımı hisset.
    Aşk olsun yeşerttiğin,
    Başkaldırayım filiz filiz,
    Bağrım hayat
    Koy başını yüreğime yat,
    Belki diner kederim.

    Veryansın en sık ormanlar
    Çığlığımdan ,
    Kapkara, göz gözü görmez,
    Sis ,pus
    Yittiğim en ıssızda
    Ne mümkün çare.
    Ben adına ozanlar yakılmış
    Bir şehirde doğdum,
    Ney sesidir çocukluğum
    İmranlı’nın meydanında,
    Gençliğimde mahpus
    Masumluğu kanıtsız
    Ve hala aynı sızı içimde
    Savrula savrula yıllar önünde
    Yorulsa da tükenmez,
    Baş eğmez ağır bir keder.

    Hayat eker ben b/içerim;
    Yalnızlıktır bende,
    Çocuktur anasız
    Vurulur Filistin’de,
    Öykünür kahramanlara
    Taş atar tanklara.
    Somali’dir aç, susuz,
    Semirmiş milletler elinde
    Bir lokma uğruna sürünerek
    Mültecileşir kendi vatanında.
    Bir şairin kızıl aşkıdır
    Ontario Gölü’nde yaşanmış,
    Dilencinin önüne atılan sadaka
    Cennet pazarlığında,
    Sorgusuz sualsiz boyun büküp
    Yaşanan yoksulluk
    Kahire’nin öte yüzünde.
    Yusyuvarlak, kaskapital sömürüdür
    Dünyanın her yerinde
    Gülen , ağlayan, uyuyan
    Ne renkte, ne dilde,
    Ne dinde olursa olsun,
    Çocuk olsun yeter
    Sızlarım!

    Büyür kederim, büyür isyan;
    Hınca hınç bir mahşer ki beynim
    Seni içinde kaybederim,
    Yüreğim yerin,
    Orda kal!

    Koca bir boşluk yokluğun,
    Yoksulluğum yoldaş
    Aşksız ne umut, ne kavga ,
    Ne onur, ne ekmek
    Hepsi tek yürek;
    Adı aşk!

    Aşk sen demek;
    İşte bundan
    Sensiz nefessiz ciğerlerim,
    İşte bundan
    Sensiz her kavgada yeniğim,
    İştesi yok
    Yüreksiz yaşar mı insan?
    Sen yürek,
    Sensizlik ceset,
    Sen her,
    Sensizlik hiç.
    Ben türkülerde doğdum
    Sen de büyüdüm,
    Yürek iklimim de bin çeşit mevsim,
    Her insanı bir evren bildim;
    Yanık , uzun, ağıt
    Dağıldım ,
    Aşk adım;
    Deli , kör, zifir, pembe
    Biz kesişiminde
    Bir çift yürekte doğruldum,
    Sızlatma beni!

    Hava ağır;
    Bir bilinmezlik,
    Kimsesizlik ve herkeslik.
    Çağrılarım yanıtsız,
    Her çığlığa pür telaş
    Yürek vermişim,
    Ustura ağzı sırata eş
    Bir yol seçmişim.
    Ceylanım eşimden ayrı,
    Dost yok kendimden gayrı,
    Tetikte gözlerimin seyri
    Kuytularda hain,
    Korkak çökertirler yokluğuna;
    Bir yanıma gece çöker
    Sen yanıma hasret!

    Ha/zan elbiseler giyerim
    İnsan bul/aşık,
    Yıkılır c/esaret
    İsyan, hüzün, acı kar/ışık.
    Bir yanıma kar boran çöker,
    Sen yanıma harabat.

    Milyon şair milyar şiir düşer
    Fiden bu güne,
    Kavrulup sen derdine
    Bir dize bile yok,
    Çaresiz,
    Tarifsiz içimdekine.

    Konuşur gibi t/akar,
    Kekeme bir yürek bendeki,
    Sen ve siz izleri her yeri,
    Delik deşik,
    Göçebe,
    Her acıya kol kanat.
    İster kapından kov,
    İster soy, sev kanat;
    Yaşanıyor içimde engin keder,
    Yaşanıyor sen yoksunluğum kıt kanaat.


    /kederime çare yok
    sensizliğe ise kainat!/


    /Kimdir yiyen vurgunu denizsiz?
    Neden ölümü süzerim yaşamın kevgirinde?
    Sormazsınız;
    Keşmekeş şehvetinizle
    Aşksa sunduğunuz gerek yok,
    En ateşlisine şerh koyar, güler, geçerim,
    Bulaşmayın
    Ellerim hala insan kokuyor
    Yeni ölmüş,
    Kabil’in esmer yanında
    Başkaldırmış çatal yürekli bir sarhoş
    Kenevir tohumu cesediyle
    Harlemli aşkına ağ-l-ıyor;
    Tüm filozofları
    Ve bildiğiniz tüm dilleri getirin;
    Tenimin her santimine milyar sızı düşüyor
    Beynimde kor şimşek düşünce,
    Işık hızını kesip biçip geçiyor.
    Tüm dinleri
    Ve bildiğiniz tüm tarihleri getirin;
    Yüreğimin yangınında evren sil baştan
    Karanlığa boğuluyor.
    Tüm çocukları
    Ve bildiğiniz tüm susmaları getirin;
    Bir dağ gözlerimde
    Kendini yıkıyor…/




    Hava da ağır bir sessizlik;
    Delil/eştikçe
    Anlamı çözülüyor
    Şizofrenlerin k/ayıp dilinin.
    Tüm sesler koca bir yalan,
    Tek gerçek içimdeki delinin
    Durmadan tekrarladığı anlam
    /sızılık
    “keder/sen” “sen-keder” der
    Ve devam eder hayat;
    Keskindir küpünde sirke,
    Mayasına aşk katsan
    Şarap,
    İp ince çizgi/sinde şafağın
    Kanatmadan gecenin göğsünü ay
    Bak,
    Topla yıldızları göz göz,
    Yankısı olmaz sessizliğin
    Yansır şimdiki zaman aynasında halin
    Harap.
    Hangi tende yanarsan yan,
    Hangi öpüşte sönersen sön
    Tek kişiliktir yaşamak.


    /Kederime çare yok
    Sensizliğe ise kainat!/


    Yalnızlık kaç kişilik usta?
    Yaşam kaç kişilik?


    Nedim ÜNLÜ

    Şair sıfatını layık gören her cana teşekkürler ve saygımla...

  7. #7
    Forum Moderatörü
    BARBiEBARBiE Avatarı

    Gerçek Adı
    NehiR
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    01.12-2017
    Saat
    15:35
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    14.626
    Alınan Beğeniler
    11
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    SEYRANGAH

    Garip,
    Çok garip.
    Bir çok soruyu sorarak hayata,
    Cevaplarını bularak,
    Ya da cevapsız kalarak
    Yılları eskittik avuçlarımızda,
    Her hücremizde ..
    Ve bugün
    Sil baştan,
    Sanki hiç yaşanmamış gibi,
    Yedisinde bir çocuk
    Aynı soruları,
    Aynı acıları,
    Aynı cevapları bana sormakta.
    Çok ağır,
    Mecaz bir intihar çeker yüreğim ..
    Off!
    Bile yetmiyor;
    Sil baştan,
    En sondan ne cevap verilebilir hayatın başına?
    Ben sonum,
    Sen ilk a çocuk!
    Ben bitiğim,
    Sense yeşeriş!
    Git yoluna çocuk
    Susarım ..

    Nedim ÜNLÜ


    Kaleminize, Yüreğinize Sağlık .. Teşekkürler ..:]

    Hoş Geldiniz Nedim ÜNLÜ ..




  8. #8
    Üye
    Nedim Ünlü Avatarı

    Üyelik Tarihi
    25.03-2010
    Son Giriş
    29.03-2010
    Saat
    03:51
    Mesaj
    3
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    ÇEŞİTLİ MAHALLELERDE ÖLÜM


    -Siz Mahallinde Ölüm-

    Herhangi bir yerinden dünyanın
    Size ölümler kotardım
    /kotarıyorum ;
    bir yürek,
    Bir dolu kafa tas,
    İki el
    İle sımsıkı sarılın diye
    Hayata .
    Yoksa elleriniz,
    Olur ya, ilk ikisi çok bile.
    Sadece iki el ise olan,
    Nefes al-ver
    Ye-iç sev/iş,
    Yeter sana et ve ten;
    Seni kotarmışım ibret ol diye
    Korkma, ölüsün zaten.


    -Şiir Mahallinde Ölüm-

    Tek hücremden/Adem’den
    Yaşama kol açanda
    Bilirim ki ölüm bana kolaçanda.
    Aşk , doğum sırdaşı
    Kalbin asil duruşu,
    Bedenimde ihtilal .
    Ölüm , yaşam oynaşı
    Kalbin hazin vuruşu ,
    şakağımda intihar.
    Fark eder mi
    Ölüm ve yaşam
    Neresindeyiz dünyanın?
    Farkı nedir adlarımızdan başka,
    Acısı ve bıraktıkları
    Hep aynı değil mi aşka?



    Büyük şehirlerdeki kalabalık
    Yalnızlıkların aşkla çarpımından
    Devasa hüzünler çıkıyor
    Ey aşık!
    İnsan aşk ile mi sevişir
    Yoksa kavgaya mı bilenir?
    Umuda belenirse aşk bekleyişte direnir...
    Var mı umut ey şair?
    Direnişin mi kırılacak, yoksa sen mi?
    Yoksa gülmeleri/ağlamaları
    Yasaklı bu kent mi?

    Sus şair!
    Seni ağartıyor şiir;
    Yüreğin tek haneli kom
    Eşkıya baskınlarında,
    Yürek kevgir.
    İçindeki kimdir?
    -bilmiyorum-
    Sana ağıyor,
    Sende ağlıyor…




    -Sen Mahallinde Ölüm-

    Ne zaman sürmanşete
    Yanmış , parçalanmış
    Ceset düşse gazeteler,
    Seni kan tutar bakmazdın,
    Beni şiir tutar,utanır yazmazdım.
    Ölümden, acıdan pay isteyen
    Sırtlan sanırdım kendimi;
    Kaleme kırılır,
    Kalemi kırardım.
    Ağlardım, susardın.
    “Ben umut,
    Ben isyan,
    Ben aşk,
    Ben insan” der susardın.

    Oysa ben;
    “Ben sağır,
    Ben kör,
    Ben zehir,
    Ben dilsiz,
    Ben acılardan gülüş devşiremem,
    Bunun için asık suratım
    Budur derdim.” derdim.
    “Boş ver,
    Gel sevişelim” der susardın.


    Anlatmak isterdim yıllar var
    Sana ey sevgili!
    Oysa sen, korkardın ölümden
    Susardın …
    Ne çok susuyorsun
    Ey sevgili,
    Çöl gibisin,
    Sustukça
    Su -su-yor-sun



    -Can Mahallinde Ölüm-

    Bir düşün;
    Kılıç keskin,
    Göğsünde ucu
    /yırtarken /cana batarken,
    Göreceliliğe asılır zaman
    Ağır, ağır.
    Yırtılır yavaş , yavaş
    Et sinir damar,
    Kaburga çatırdaması
    Kulağının örsünü çekiçleyen,
    Beyninde titreşen.
    Ciğere değince
    Nar gibi / yanar /yarar
    -Sayki lav-
    Sarsılamazsın ,
    İnanamazsın,
    Kafatasının arkasına yayılan topyekun
    Sancı! şimşeklenir ,
    Gözlerin
    Göz, göz
    Bebeğin/den kurşun sıkar/çıkar.
    Diz ,
    Çök !
    El, kol
    Yan düş!
    Döş
    Cayır, cayır.
    Göz bebeğin büyür,
    Büyürde inleyemezsin,
    İnsanı sızım, sızım sızlatır.
    Her dem ağır,
    Milyonlarca sene sürerken kıyım
    Cümle varlık sağır.
    Oysa sevgili
    Bir düşün, andır,
    Senin sevişmelerinden daha kısa,
    Daha ölümcül.

    Gel geceden,
    Kop heceden
    Susmak yerine.
    Sonra istersen
    Gel alnımın ortasına
    Balyoz indir,
    Acımı dindir.
    Kuşan yüreğini
    Ey sevgili !
    Gözlerinde anlamsızım
    Diline düşür , haykır,
    Haykır ki
    Herkesçe bilinsin,
    “Aşk dindir!”…

    -Ben Mahallinde Ölüm-

    Ölümü topluyorum
    Başımda orak-çekiç,
    Başımda hilal,
    Başımda istavroz,
    Başımda kapital;
    Duruşum çırılçıplak,
    Alnımın ortasında kurşun / yarası
    Kan kızıl bir taç.

    Ölümü kokluyorum
    Sırtım kefen,
    Sırrım sevgili,
    Sağırlığım anne,
    Körlüğüm kardeş,
    Her hücrem infilak ;
    Göğsümün ortasında mayın
    Alnımda bir tutam saç.

    Ölümü soluyorum
    Soluksuzum,
    Kasım soluyor ömrüm
    Gece zifir, gece kör
    Başımda yokluk başımda gençlik
    Başımda ölüm çığlığı
    Her yanım hurda haş
    Yaşamın orta yerinde
    Artık başımda yoldaş
    Bir mermer taş…


    Ölümü hohluyorum
    Soğuk ellerimde;
    Ağıt!
    Yaşam etrafımda feryat , figan ,
    Yağmur ıslak
    Öperken sevgili alnımdan ,
    Ölümü soruyorum;
    Ne ölüm?
    Neden öldüm?
    Kim ölü?
    Kimse,
    Kimse bilmiyor.
    Dağlardan , taşlardan,
    Nefretten ve aşktan,
    Sil baştan,
    Ölümü topluyorum
    Dört bir yandan Anne!
    Sana belli etmeden
    Ciğerini söküyorum yerinden
    Sızlama/yasın diye ardımdan…

    Nedim ÜNLÜ


    Hoş Buldum, sevgi ve saygımla...