Sayfa 1 / 2 12 SonSon
Toplam 23 mesajın 1-15 arasındakiler

Konu: Meral Vurgun

Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Alev Çiçeği

    iki alev çiçeği
    iki yangın mavisi iki gözün
    yakamoz alacalı bir gecede
    ay asmış üstümüze gövdesini
    çırılçıplak bir hüzünle gülümser

    yıldızlar kayar gözlerimden
    us’umdan bir anı düşer
    düşer yitirilmiş şafaklara
    ve kaybolup gidersin
    bomboş kalır ufkumda
    kararır sayfaları tarihin
    sen yine yoksundur
    ne gecemde, ne de günümde
    ve isyanım dize getirir Nemrut’u bile

    yan yana uzansak seninle
    iki can, iki ten, iki yediveren
    tene düşen çiy tomurcukları
    avuçlarında terleyen toprak
    öptüğüm bu deniz
    ve yosun kokulu rıhtımlar
    uykusuz bir martı gibi
    düştüğüm gecede yokluğun
    ve saramadığım kollarında bu ölüm
    kıraç tepeler gibi çiçeklerini
    kendi elleriyle koparmak kimin harcıdır
    kim duyar böyle yanarken bizi

    ey Munzur yürekli çılgın tay
    bir deli poyrazım
    esip geldim kuzey ellerinden
    bana seni sevmek düşmüş
    susmadan son çığlıkları da bu aşkın
    aç dudaklarını
    usul usul öp yüreğimden...

    Andır Yaşamak

    aydın yüzüm
    toy düşüm
    ben miydim
    dağlarında esen düşyeli
    yoksa sen miydin tufanlarla gelen
    görmedim nicedir
    gökyüzü gökçe duman
    asi başım deli

    beni tellerinden sor yüreğinin
    dağlarından geçtim
    buse bıraktım alnın akına
    dedim ki,
    “sevilmek güzelse eğer
    erdemdir sevmek
    yanıbaşımda kök salmış
    aşk büyümüş
    zormuş uzaktan sevmeler
    diyemedim ben ona
    sevdiğimi sen söyle”

    ah bir bilsen
    nasıl beter etti bu eller beni
    diyemem kimselere
    neremde saklasam
    sığdıramam ki dizelere seni

    bilirim
    asidir o dağların sevdaları
    doruklarda bulut
    denizlerde dalga misali
    ay yüzünde yüreğim kaldı
    uzanıp tutmak ister deli gönül
    baktığım hüzün aynaları
    suçlar mı bilmem beni

    andır...
    döküldümse gözbebeklerine
    andır işte yaşamak
    tutuştur bir ucundan yak ateşi
    belki kanayacak ığıl ığıl yeni baştan
    gözlerimden süzülecek gökyüzü
    ellerin ıslanacak
    bir kaç damladır yılların dili
    susacaksın belki de uzun uzun
    aşkla ödenir çünkü yaşanmamışların bedeli...


    Ateşi Tuttum

    önce ateşi tuttum avuçlarımda
    güney rüzgalarıyla esip
    yalım yalım venüse uzanıyordu
    yanan tenimde ellerin akkordu

    sonra ışıl ışıl gözlerin parladı bakışımda
    sesin çınladı bozkırların senfonisiyle
    söğüt ağacının şarkısı yankılandı derinden
    ağıtlar dinledim uykularımda

    önce ateşini düşürdün
    akkorlar dağıldı yürek uçurumlarıma
    üşüdüm...
    sonra yankısı sustu sesinin
    kırların sefonisi gömüldü geceye
    sonra sen gözlerimden süzülüp
    duru su gibi akıp geçtin içimden...

  2. #2
    Forum Moderatörü
    BARBiEBARBiE Avatarı

    Gerçek Adı
    NehiR
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    01.12-2017
    Saat
    15:35
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    14.622
    Alınan Beğeniler
    11
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    EKSİK KALMIŞ BİR MASAL

    Bezgin düşler bırakıyorum sana giderken
    Hiç gelmedim say
    Küflü anılar gibi kaldır
    Tozlu raflarda sakla yaşanmamış gecelerimizi
    Suskularıma inat
    Yeni bir aşk yarat
    Ay Tanrı’sı ol benden sonra
    Tanrıçalar güneş doğursun sana

    Ilgaz’dım başı dumanlı, hırçın
    Nergizler açardım her bahar
    Saçlarım sümbül
    Rize yeşili bir tutam umut olancası
    Karanfil katardım sabah çayına
    Sigaram gül tadı

    Mahmur sabahlara uyanmadık seninle
    Vakur ve mağrur oturmadın karşımda
    Bu muydu aşkın adı?
    Eksik bir şeyler mi kalmış bu masalda
    Yoksa biz mi unuttuk yıllar yoruldukça? ...

    İstersen anma hiç, unut gitsin
    İki eli kanda bırak anıları
    Balta girmemiş orman olsun
    Kurda kuşa yem et sevmelerimi
    O delicesine sevda
    Unutulmuş bir efsane kalsın
    Ben toplayıp kırıntılarını yüreğimin
    Gidiyorum şimdi...
    Gayrı yeni bir rüyan olsun
    Her sabah anlat güvercinlere

    Alnı al pürçek
    Yana taramış kakülü
    On parmağı kınalı bir gelin
    Kahve sunar gümüş tepside
    Nazlı nazlı salınan bir deli gülüş
    Bir hayal kaldı gidenden geride-

    Ben yine sürgünüm
    Hiç bir tapınak almaz içeri
    Bir kaç damla düşer
    Göl olur yalnız kalışlarım
    Heybem rüzgar dolu
    Güneşli baharlardan kalma
    Ellerim yıldız
    Yeni şafaklara gebe

    Şimdi gidiyorum
    Yine savaşçı olacağım
    Gül pembe değil ayrılıklar
    Sana susmalarımı bıraktım
    Haykıracak sevmelerimi
    Unutamıyacaksın biliyorum ..

    Meral VURGUN

  3. #3
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Aklın Terazisini Kır da Gel

    aklın terazisini kır da gel
    ok ile hedef öpüşsün bu gece
    ateşi tutsun ellerim teninde
    tomur tomur ter dök avuçlarıma
    damarlarımda kan tutuşsun
    çimlenip yeşersin kıraçlarım

    öyle bir gel ki bana
    yağmur ile toprak olalım seninle
    çiy çiy su ver
    çöl bağrımda çiğdemler açsın
    göğsüm üstü toz pembe güllensin

    çılgın taylar gibi dolu dizgin gel
    aşmadık sınır bırakma ücralarımda
    parçalamadık yasa
    çiğnenmedik yasak kalmasın us’umda

    bir git, beş gel
    kanadım ipek telden
    beş git, on gel
    bana uçmayı öğret tez elden
    aklın terazisi bozulsun bu gece
    düşdükce tohum tomurcuk taneler
    kekik kokuları düşsün
    hüznü unut
    en derinlerine bak gözlerimin
    düş yaylamız mavi bulut bu gece


    Meral Vurgun

  4. #4
    Forum Moderatörü
    BARBiEBARBiE Avatarı

    Gerçek Adı
    NehiR
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    01.12-2017
    Saat
    15:35
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    14.622
    Alınan Beğeniler
    11
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    BANA GEL

    Yıldızlara köprü kurup
    Uzandım göklerden sana
    Dizeler topladım avuç avuç
    Birer birer dizdim namluya
    İşte yürek tetik
    'Göz-gez-arpacık'
    Hedef sol göğsünün tam ortası

    Bir köprü kur yıldızlara
    İmgeler sıra sıra dizilsin bulutlara
    Şahittir geceler
    Şimdi zaman sevme zamanı

    Tutun bir mavi bulutun yelesine
    Omuzunda sevdam
    Gözlerinde yılların yorgunluğu
    Yüreğinde yaşanmamışların özlemiyle bana gel !

    Meral VURGUN

  5. #5
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bir Daha Öp

    ay bırakmışım kar altında
    beni orada ara ellerinde yıldız
    bu şehir buz gibi yanmış
    yakışmıyor ömrüme soğuk mevsimler
    şimdi gel / bahar gibi

    sen beni öpüyorsun ya
    ısınıyor elleri güvercinlerin
    sen beni öpüyorsun ya
    öpüşüyor bütün canlılar
    matriste kıpırdıyor cenin
    sen beni öpüyorsun ya
    salkım salkım üzüm oluyor gözlerin
    bense sarhoşum dut gibi

    içimde boydan boya istanbul
    deniz üstü martı sürüsü
    elem, keder, yokluk
    kaynıyor meydanlar
    dost ellerde çiçek açıyor umut
    tarihin cilvesine bak
    ne menem bir bilmece bu
    yanyana direnç ve teslimiyet
    yaşamaksa illet mi illet

    sen okyanussun uzakların oğlu
    gözlerin kah turkuaz, kah akdeniz mavisi
    köpük köpük dök dalgalansın düşlerin
    hadi, bir daha öp beni
    meyveli bir dal gibi birikmişim sana
    sedef rengi dudaklarından
    yağmur olup boşalsın sevincin ışınları

    gökkuşağıyım bu gün
    nereye baksam çiy düşüyor
    yüzüme kelimeler diziyorum
    her bir hecesinde bin can saklı
    anılar çiziyorum tarihsiz
    mezar taşları gibi susuyor gülüşler
    yıllar ne kadar uzak güneşe

    üşüyorum işte
    beni bir daha öp
    dudaklarında değilse
    dünyanın kutupları nerde
    ben neredeyim
    neredeyim şimdi


    Meral Vurgun

  6. #6
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Gece Susunca Gel

    gecenin sustuğu yerde başla söze
    ay bir yana düşsün, sen bir yana
    öyle aç ki mavilerini
    yürek yansın
    söz sussun
    dönsün köze

    bilmez misin
    kara bulut kaş üstü perçemler kar düşer
    ecel gelir dayanır kapına
    serden geçsen olmaz
    yardan geçsen olmaz

    varıp postu yadellere serdik
    acı ağu sofralar kurduk
    zehiri katık ettik aşımıza
    şarabı gözlerimizden içtik
    kuşluk vakitleri sarhoş düştü yollara
    kahve karası bakışlarımız
    kılavuz edindik de kargayı
    koku almadı burnumuz

    binlerce yoldan geldik
    taban eskittik çağlarca
    her zaman ve hep
    kızıl karanfil kaldı sol yanımız
    taze tomurcuk
    bir uslanmaz haylaz çocuk
    kulağını çeksen arsızlaşır
    vurur ayağını yere, inatlaşır

    yüreğin yamaçları çiğdem nergiz
    deli şahan tay olur
    ele avuca sığmaz
    gem'e gelmez
    bağlasan durmaz olur

    sapı samanı yok zamanın
    iki ucu kirli değnek
    neresinden tutsan bulaşır
    yapışır ellerine
    kırk tas su
    kırk kalıp sabun yetmez olur

    gökte ay vurulur
    yıldızlar ığıl ığıl ağlaşır
    bütün kuşları yaslı bu şehrin
    kırlangıçlar terketmiş saçakları
    güvercinler firari
    serçeler unutmuş sevişmeyi
    martılar bir hoş
    sorsan kimseler bilmez
    gözler mi kanamış
    kırmızı şarap mı sarhoş

    hani hüzünler vardır bilirsin
    bir yüzü acı bir gülüş
    öte yüzü volkan ağzı
    hani gülüşler vardır
    mut üstü sağanak dökülür
    tam kavradım derken uçuverir elinden

    hani aşklar vardır
    sende senden öte
    ulu dağları devirir
    akar suları çevirir
    can koyarsın da sen
    o kıvrılır yalpa yalpa
    yitik bir lahit olur, kalır içinde
    kurşun gibi taşırsın da göğsünde
    paslı hançer acısı duyarsın yine de sırtında

    tutamadığın elleri düşünürsün
    Temmuz'da susuz kalır bir yanın
    öpemediğin dudakları düşünürsün
    ürkek, çocuksu, garip
    durdurulmaz çığ olur yüreğin
    tanrısız bir baş olup çıkıverirsin
    bütün kutsal kitaplar yazsa da aşkını
    afarozsundur artık
    sığmazsın dine imana
    zincire vursan durmaz isyanın

    acıyı bilirsin
    açılmaz yarene-yoldaşa
    inceden bir iç kanamadır
    gelmez olur beklediğin
    gelse de görmez olur
    kifayetini yitir kelimeler
    kalemin bile tanımaz parmaklarını
    işte tam da o anda
    gecenin sustuğu yerde başla söze



    Meral Vurgun

  7. #7
    Üye
    ticet77 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    04.11-2009
    Son Giriş
    10.11-2015
    Saat
    14:29
    Mesaj
    3.984
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Duygularınız maksimum düzeyde kutlarım hepinizi

  8. #8
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Aşk kokardın

    gülüşüne dizeler dizerdim
    göğsünde şahan taylar şahlanırdı
    karanfil kokardı ellerin
    ay dağlanırdı gözlerinde
    yağmurlara inat
    sen aşk kokardın
    ipek dökerdi kirpiklerinin kozası
    ne çabuk aktın
    ırmak mıydı yüreğinin yeşil ovası

    dediler ki
    yol boyları menekşeler açmaz artık
    açsa da gün düşmez yüzüne
    bakma doğuşuna güneşin
    artık ay yüzün ışıtmaz o dağları
    şimdi kuğuları sevişmez şafakların
    öyle çabuk gittin ki
    dönsen de artık açılmaz kolların

    gelişini düşlerdim
    başkaldırırdı içimdeki çocuk
    bakışını düşlerdim
    susmalar yakardı içimin ovalarını
    çok uzaklarda açan iğde çiçeğiydi gözlerin
    ruhu yolunmuş iğdiş aşklar gibi düştün
    batıra batıra kanıma tırnaklarını
    kopar canımdan şimdi seni
    al gözlerini yüreğimden
    hadi git gidebilirsen


    Meral Vurgun

  9. #9
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tan Çocuk

    bir ezgi düşer dalgınlığıma
    bölünür gece mavisi düşlerim
    yüzünün en aydınlık yerinde dururum
    buğulanır kahve karası derinleri
    engin bir deniz olur aynamda gözlerin
    baksam boğulurum
    bakmasam ölürüm

    yoksun
    şuramda bir ince sancı
    yarım kalmışsa dilimde türküler
    susmuşsam bu gece böyle mahzun
    dil bilmezlik değil bu
    bir gizli haykırış, bir sessiz çığlık
    kulak ver dinle
    sana bu susku
    bu lal oluş
    beni bir sen bilirsin
    bir de şu sarı yıldız

    bilirsin
    gecenin en karanlık yerinde ölür şair
    gör ki, sakat doğmasın tan çocuk
    ışısın gözlerinde ne varsa aşka dair
    ve duyulsun dört mevsim
    yedi iklim senfonisi şafağın...

  10. #10
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Benliğimin Türküsü


    yabancı, bana türkümü soruyorsun
    hayata çığlıkla başladığım türkü
    anamın karnında beslendi
    babamın tohumlarıyla döllendi
    yabancı, benliğimin türküsünü soruyorsun
    ekonomik mucizenin çocuğuyum ben
    çocuğuyum ilk kaloriferlerin ve süpermarketlerin
    oynardım her şeyi betonlar yutmadan önce
    karla kaplı şehir üstünde
    ilk aşkımı bağlarda öpmüştüm
    kral alkolle yüzümde ergenlik sivilceleriyle karşılaştım
    hedefim yoktu
    taşkınlıkların başdönmelerindeydim
    yaşamım sarhoşlukla geçip gidiyordu
    bir İnercity’de oturmuşum ve uyanıyorum bu gün
    bana türkümü sorduğun yerde
    yabancı, bir savaşçı olmak isterdim
    avının kanını içen
    ama benim zamanımda ve benim yurdumda
    hükmediyor kravatlar ustalığımız üstüne
    ve yollarımız tamponlar tarafından sislendirilmiş
    bir savaşçıyım, muharebeyi
    bir kere bile çarpışmadan kaybetmiş
    yabancı, özdeşliğinin türküsünü dinledim
    ve etkilendim
    halkların daha çok günü var kazanacak
    alçak gönüllülükle eğiliyorum yazgıya
    gölgelerini gölgeler diyarına yolluyorum
    kırılmış kalplerin
    ve son kez kırılıyor omurgam
    bir savaşçıyım düşlediğimden başka olan bir ülkede
    olmayaydı beni umduran im’ler
    vazgeçebilirdim türkümden de


    Meral Vurgun

  11. #11
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Gülüşünü Sulara Dök

    gülüşünü sulara dök
    akıp gelsin doludizgin
    yaralı bir denizim ben

    ırmakların
    değişen yataklarına ser uykularını
    içinin acılarını çağlayanlara bırak
    köpük köpük ört üstünü
    bir sel gelir, götürür dünyanın yalanını

    gülüşünü sulara dök
    sabır taşları bıraktım koyaklarda
    nergizler açmazsa kuytularda
    adına ölüm denir elbette
    sen bir gelincikle yürü
    ben gelirim ardından karafillerle

    gülüşünü sulara dök
    ve beni orada bekle
    mezhepsizdir yoksulluk
    susku imansız, dinsiz, ve Allah’lı
    işkence vatansız/ırkçı
    zulüm küresel
    düşünce tutsak/esir
    direniş evrensel ve destansı

    gülüşünü sulara dök
    dök ki, gelip içsin çocuklar
    beni suretinde arama
    şarapnel parçalarıdır yutkunduğum sözcükler
    yüzünü görsem kanatlanır gözlerim
    uçabilsem düşüp ölmezdim
    yüklendiğim çiçeklerle

    gülüşünü sulara dök
    adalet dedikleri
    kralların koynunda çürüyen bir yosmadır
    mezar aralarımızda dolaşan kara gölgeleri
    yakmak için tutuşan meşale
    acının steplerini harlandırır

    gülüşünü sulara dök
    gelip suretini öpeceğim....


  12. #12
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yağmur Getir

    ruhuma doğurdum seni
    melankolik bir rüya gibi
    gecenin koynuna yaslayınca başımı
    şafaklara durdum / duruldum

    ağladın
    içime damladı kan gibi yaşların
    güldün, ay düştü kaşlarına
    öyle edepsiz seviştim ki seninle
    bıçak gibi kesti dilimi ay tenin
    kanadım / yoruldum

    sensizliğe koyayım seni şimdi
    gittiğin yer uzak
    ölmüşsün gibi kahırlıyım bu gece
    başım yemişli bir dal
    gülüşlerini çoğaltayım
    yaşanmalı yarın / vuruldum

    gittiğin yer çok uzak
    ağlıyormuşsun gibi ıslandı dünya
    gülüyormuşsun gibi kaynıyor yüreğim
    ateş kuşları konuyor düşlerime
    içimde inatların korkusu
    kabus / savruldum

    bana bir kaç damla yağmur getir
    senin olsun yarınlar
    seninle yaşadığım günlerin
    anısı bana yeter / kurudum



    Meral Vurgun

  13. #13
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Salkım Söğüde Mektup

    aç bütün dallarını
    eğ üstüne zamanın
    gel yaslan omuzuma
    boynuma sar kollarını
    mahsus mahalden
    hal ve ahvalden söz edelim seninle
    ellerini bastırıp yarana
    dimdik doğrulmak gibi bir şeyden mesela

    umut çırılçıplak bir çığlıktır örneğin
    ve hiç bir mutluluğu affetmeyecek kadar
    dehşettir yaşamak özlemi
    üstelik sıka sıka dişlerini
    direnerek ve dayanarak yaşamak

    ve yaşamak
    öyle bildiğin gibi değil
    iblis’e inat yağmur yağmur
    tabusuz bir başın adaletiyle
    ortaya koyduğun canı avuçlarına taşımaktır

    usta şairler demişler ve etmişler öğüt
    şöyle ki salkım söğüt

    -sevilmek
    ve sevişmek gibi yok bir lüksümüz
    fakat, dopdolu sevmeliyiz
    inat mı inat-

    oysa solacak senin de köklerin
    başından savsakladığın güneş
    dönmeyecek bir daha geri
    ölüm ki
    o kadar da korkunç değil aslında
    varsa eğer bir yoldaş mezarı yanıbaşında

    işte böyle salkım söğüt
    eğ bütün dallarını
    sabaha karşı
    bir su başında
    öyle sarıl ki bana
    varsın affetmesin seni hiç bir dostun
    sen ölümüne sevda büyüt




    Meral Vurgun

  14. #14
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Aforoz

    -esip geçti mi başından o deli rüzgar
    o her sızıya kan damlatan hançeri aşkın
    tırpan misali biçip geçti mi sol göğsün ateşini-

    gitme
    dayanamam
    sarhoşum bu gece
    öpsem gülüşün yanar şuramda
    dudakların daha çok yıllanmış sanki
    kırgın elimdeki kadehin kan rengi

    işte çarpıp bütün kapıları seninle
    çıktık kutsal sayfalardan
    aforozuz şimdi
    aşk bir yanımızda, hasret bir yanımızda

    kitaplar yazmamış yazgısını
    unutulmuş sayfalarda dili tutuşur aşkın
    yaprak yaprak kilit vurulmuş
    açamadım yürek kapılarını

    senden önce geceler işgaldi
    iki adım cehennem şurası
    aşıp gidecektim bir solukta sıratı
    arasatta durup baktığım kapılarda
    unuttuğun yüzüm kalmayacaktı
    belki de bu kadar çoğalmasaydın bende
    ve bu kadar erken gitmeseydin eğer

    bakışın sevgili
    ay yangını şimdi
    aynalara yüzün düşer
    silüetim buhardır
    küf tutmuş bütün duvarlar
    usul usul kan damlar

    gelemem
    bekleme beni
    an be an hicran sensizlik
    yürekli sanırdım ben de beni
    hınca hınç sevda
    dipsiz uçurumdu sevmeler
    işte düştü yürek
    bak üşüyorum
    her mevsim kış şimdi

    şiir diyorsun sevgili
    söyleme, yazma
    peki kim susturabilir çığlığını gecelerin
    sen mi, yoksa ben mi
    geç bir kalem



    Meral Vurgun

  15. #15
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Ay Doğuyor

    bulutların arasından geçiyoruz
    okşayarak kanadını kuşların
    karanfil kokuyor yıldızlar
    güneş kadar yakınız birbirimize
    şarap dediğin nedir ki
    aşk bir salkım üzüm senin gözlerinde

    gözlerin ay
    ay diyorum yabancı
    bak üstümüze doğuyor
    bir bedir, bir hilal
    ve biz gül çiziyoruz geceye

    dön bak gerilerine gecelerin
    zorbalar gelip geçmiş dünyamızdan
    krallar devrilmiş
    kimi kan içerek
    kimi kan kusarak
    ben seni aramışım bin yıl
    yurttan yurda göçerek
    sonsuzluğa solumuşum aşkı
    ürkmüş uzaklığın sınırları
    ve umut yeşil
    ve umut mavi
    ve umut kızıl
    umut beklemiş toprak gibi baharı
    oysa senin saçların başak gibi sarı

    buğday sarısı
    kanı sıcak topraklardan gelmişim
    üç yandan kucaklar denizi memleketim
    aşkı önce kilimlere dokur kızları ülkemin
    çiçekleri elma dalı gibi saçlarına oyalar
    bu yüzden ya kerem’dir
    ya ferhat’dır yavuklular
    erguvan kokularınca büyür çocuklar
    yayla güneşi gibidir anaların bağrı
    hep yanık, hep yaralı

    kanı sıcak topraklardan gelmişim
    alev alevdir yüreğim
    sen önsözüm ile sonsözüm arasında dur
    ömrüm gibi seni seveceğim
    al bu leylak kokularını koynuna doldur

    Meral Vurgun




Sayfa 1 / 2 12 SonSon