Toplam 5 mesajın 1-5 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.


    Bir Sevdanın Arka Bahçesi


    çitlerin içinden
    cıkıp geldin
    sarıldım sımsıkı
    en kadın harflerine

    çitlerin içinden
    yürüyüp geldin;
    boyandım
    baştan ayağa
    nisan'lı gülüşlerine

    çitlerin içinden
    soyunup geldin
    vuruldum
    ansızın
    teninin
    çığlık rengindeki sessizliğine

    sen bir çittin
    kendi içinden
    kopup geldin
    çiçeklendim
    gözlerinin
    arka bahçelerinde

    soyundum
    giyinmeni bekliyorum
    dünyanın
    bütün alfabelerinde.

  2. #2
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yağmurla Geldim

    su sızdı denize
    bulutun gölgesi büyüdü
    tenime yağmur değdi
    ellerimi
    en önce
    sardunyalar beğendi

    anamın
    canını acıtmadan
    geldim dünyaya

    önce ezan-ı muhammedi
    sonra
    üç kez adımı söyledi biri
    sessizce çizdim
    gelecekteki bahçemi

    babama
    cephedeyken söylemişler
    dünyaya geldiğimi
    iki kurşun fazla
    sıkmış havaya
    sırrı çözüldü doğmanın
    doğmak
    ilk ayrılıkmış meğer
    insan kısmı varolduğundan beri

    doğduğumdan bu yana
    sardunyalar
    gizlice gül kokar
    ah ah onlar
    güllerin yoksul ikindisidir

    sökülen yerlerime

    daima

    gül kokusuyla

    dikişim

    boşuna değildir


    Dinçer SEZGİN

  3. #3
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bir Semaidir Sessizliğin

    sarışın bir halının ucuna
    siyah ipliklerle
    mavi aşk öyküleri işleniyorsa hâlâ
    niye yürünmesin sevdanın
    iki yudum arasındaki
    sessiz yogunluğuna

    bu fesleğenin kokusunu
    çin'e kadar götürebilirim
    dudaklarını
    çocukluğumun kırikindileriyle boyayabilirim
    bir siyasinin elleriyle
    dokunabilirim hercai düşlerine
    ya da
    ölene kadar nöbette kalabilirim
    bakışlarının şiir dokuyan sessizliğinde

    fesleğen kokusu kadar
    mecburi düşler görebilirim
    dirilebilirim avuçlarının
    yağmur sonrası ıslaklığında
    ama dur bir dakika
    bir sümbül
    galiba sardunyaya dönüşüyor
    haziranlarının cam kenarlarında

    bir semaidir sessizliğin
    yankılanır uçarılığı
    sigara tutan parmaklarının
    çapkın duruşlarında

  4. #4
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    benim anayasam aşktır/ dinçer sezgin
    20/1/2010

    Buna bir kez daha inandım. Gerçekten aşksız, sevgisiz hiçbir şey olmuyor. Eğrileri de, doğruları da aşksız, sevgisiz yapmak olası değil. Hatta kavgaların bile temelinde aşkın ve sevginin var olduğunu sanıyorum. Hiç sevmediğiniz biriyle kavga edebilir misiniz?


    Tanımadığınız, bilmediğiniz, yüreğinizde sevgisi olmayan biriyle ilgilenebilir misiniz? Onu eleştirir, onu dinler, onunla fikir alışverişine girebilir misiniz? Hiçbir zaman kavgadan yana olmadım. Hep barışın yanında olmaya çalıştım, barışı var edecek koşulları oluşturmak için uğraş verme yolunu seçtim. Ama kavgalarım olmadı mı? Oldu. Elbette bu kavgalar, vurdulu kırdılı, bıçaklı silahlı kavgalar, yani dövüşler değildi. Ama yaptığımız işin adı kavgaydı.


    Şöyle bir düşünüyorum, bütün kavgalarımı, sevdiğim insanlarla yaptığımı görüyorum. Çünkü, kavga ettiğim insanlara değer verdiğimi, onların düşüncelerinin benim dünyamda daima önemi olduğunu, onların bana yönelttikleri eleştiriler üzerinde düşündüğümü, o eleştirileri kulak ardı etmediğimi söylüyor yüreğim. Biten arkadaşlıklarım, dostluklarım oldu.


    'Unutmak istemeyerek unutmaya' çalıştığım ilişkilerim oldu. Ama 'gönül müzeme' kaldırdığım hiçbir anımın temelinde nefret olmadı. Zaten nefretin bile, sevgi ve aşkla ilişkisi olduğunu, sevgi ve aşk olmadan nefretin bile insanın yüreğinde yeri olabileceğini hiç düşünmedim.

    Geçen haftaki 'gönül müzesi' adlı yazım üzerine sorulan sorular nedeniyle yazıyorum bunları. Neydi sorulan sorular? 'Gönül müzesine hep sevilenler mi kaldırılır?' sorusu, en çok sorulan soruydu. Yanıtım hep 'Evet' oldu. Çünkü müzeye kaldırmak, bitirmek anlamını içermiyor. Ayrıca nedir bitirmek? Bitti dediğiniz bir şey nerede bitiyor? Bitti denilen 'şey' olmamış gibi, yaşamınızda hiç yer almamış gibi, sizde hiç izi kalmamış gibi, yokmuş gibi bir 'şey' değil ki...


    Yaşam sayfalarınızda yer almış, bulunduğu sayfadan sonraki sayfalara geçmiş, ne var ki süreç içinde devamlılığı kalmamış, bir sayfadan sonra tekrarı olmayan 'şey'ler kaldırılıyor müzeye. Müzeye kalkıyorlar, ama yaşam defterinizin geçmiş sayfalarında kendilerine ait olan varlıklarını sürdürüyorlar. O sayfaları koparıp atsanız bile, yok edemiyorsunuz onları. Koparıp attığınız o sayfalar yine yerlerinde duruyor. Düşünüyor ve soruyorum kendi kendime, yaşam sayfalarımda yer alan her şey, sevgi ve aşk olmasaydı, o sayfalara yazılabilir miydi?

    Hayır yazılmazdı. Bunun için kişisel yasalarımın en başında, bir anayasa gibi sevgi ve aşk diyorum daima. Sevgi olmasa bir sardunya bile yetiştiremez insan. Bırakın yetiştirmeyi, sardunyaya su bile veremez. Bir karanfili koklayamaz. Bir ağaç dikemez. Günbatımının tadına varamaz. Şiir okuyamaz. Şairse şiir yazamaz. Yöneticiyse, yönetimi gerçekleştiremez. Bir şarkıyı duyumsayamaz. Yaşam savaşımını sürdüremez.


    Daha önce de yazdım, öğretmen okulunun ilk sınıfında ve ilk edebiyat dersinde, 'Sevin arkadaşlar, sevin. Sevecek hiçbir şey bulamazsanız bir kediyi, bir köpeği sevin. Ama sevin' diyen edebiyat öğretmenimi unutamıyorum. Nâzım ustanın 'Âşık olmayan adamdan bir bok olmaz' deyişi de, hiç çıkmıyor usumdan. Yaratmanın ve üretmenin temelinde, yaşamı çoğullaştırmanın, varsıllaştırmanın her anında sevgi ve aşk, bir anayasa gibi 'ilk madde' değilse, bir anlamınız da yok demektir. Bu nedenle, kavga edebilmek için bile sevgi ve aşka gereksinim vardır diyorum.


    Savaşım ve kavga kendinizi yarınlara taşımanın yollarından biridir. Yani kendinize duyduğunuz sevgi ve saygıyla, hatta aşkla doğrudan ilişkilidir. Kendimizle daima barışık olabilmek adına, sevgi ve aşk neden anayasamız olmasın ki?

    Dinçer Sezgin/ Radikal 9 Şubat 2002

  5. #5
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    insanların sağlam basması için yere
    inanırdı kunduralar üreten ellerine
    çıplak ayaklar dolaşıyorsa şimdi yeryüzünde
    herkes inanmalıdır bir emekçinin öldüğüne