Sayfa 3 / 3 İlkİlk 123
Toplam 41 mesajın 31-41 arasındakiler

Konu: Nuri Can

Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #31
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Sevdasına Yandığım Hayat

    Kalabalık kentler ürkütür yüreğimi
    uğultular doldurur beynimi yürüdükce
    tüm gözlerden incinmiş bir bakış sızar istasyonlara
    kirli vagonlarda taşınan ince bir hüzün gibi
    ki
    hep aynı yerimi burkan

    bu yüzü kirli şehirde
    kimse kimseyi sevmiyor
    bilmiyor avuçları kar çiçeği kokan
    bir çocuğun saçlarına dokunmayı
    şiirler okumayı bir alaca şafağa

    kaç kez ittiysem uçuruma yüreğimi
    bir çift göz gördüm deltalarda
    yalvaran bir ses
    kırıldı içimde yıllarca gizlediğim ayna
    kalbime batıyor şimdi kırıkları
    nehirler boyu kanıyorum
    ateşler boyu yanıyorum
    alın götürün beni buralardan allah aşkına
    dayanamıyorum

    nereye baksam denizi duman
    neye dokunsam ah
    hüznün acıyla öpüştüğü bir kıyıda kaldım
    yok
    yok gidemem başka bir liman
    anla
    anla ve al bu acıları koy bir yana

    kör bir sevdanın imgeminde
    bir yanı mecnun’dur çöllerimin bir yanı leyla
    bir yanı yusuf’tur zindanımın bir yanı züleyha
    yorgunum her akşam yollara bakıp ağlamaktan
    yüreğimde hasret ateşleri yakmaktan
    her kıyıda bir başka cehennem bekler beni

    nereye baksam güz bahçeleri
    nereye gitsem üstüme devrilir gök
    kime nasıl anlatırım sancıyan yanlarımı ah, kim anlar beni
    hasretin bin çeşidiyle delik deşik yüreğim
    kimsem de kalmadı halime ağlayacak
    yaralarımı saracak
    böyle boynu bükük duruşum ondan
    ondan bir yanım hep vurgun, hep yetim, hep kırgın
    ömrüm oy
    ömrüm oyy

    şiir cıvıltıları oysa gönül ormanımda
    yıldız ışıltıları
    uzanıp da tutamıyorum
    hüznün en kuyu gecelerde boğuldu sevinçlerim
    yıldızlar örtmüyor artık yaralarımı
    gözyaşlarımı saklamıyor
    en ucuz şarkılar yıkıyor ruhumu karanlık sularda

    unutulmuş bir sokak ortasında
    düş denizlerine bırakıyorum soluğumu
    ellerim üşüyor, yüreğim, gözlerim üşüyor
    dönüp bakmıyor kimse, bölüşmüyor sevinçlerini benimle
    uzak bir kıyıda tutsak kalıyor hayallerim
    bütün iskeleler yıkılıyor
    bütün iskeleler yıkılıyor
    hiç bir gemi almıyor beni
    bir damla gözyaşı olup akıyor yüreğim avuçlarıma
    yüreğim ki, deliboran, delipoyraz, kızılkan

    hasretim kızıl alev bir güldür yangınlara
    koparıp göğsümden ateşlere atıyorum
    hiç kimse çekip almıyor kalbimi ateşler içinde
    kanıyor en katı yerinde gece, yanıyor yüreğim
    yüreğim alev topu
    yüreğim kanrevan
    yüreğim nar
    yüreğim ateş
    yüreğim ah

    tutunduğum dallar kırık
    sokulduğum kucak çiçek açmıyor
    aldırmıyor çığlıklarıma sevdasına yandığım hayat
    acının ve ateşin burgacında
    ince bir sızı gibi geçip gidiyor ömrüm

    nasıl katlanacaksa kalbim bunca ağrıya
    ömrüm oy
    ömrüm oy
    gülüm oy

    /
    Nuri Can

  2. #32
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bütün adres defterlerinden sil beni

    Elvedâ ey şehri İstanbul elvedâ
    bütün adres defterlerinden sil beni
    sil ve at bana dair ne varsa
    senki, dilinde her gece bir şiirin yakarışını
    alev alev yanışını hiç anlamadın bu yüreğin
    ben kayıp düşler coğrafyasında bir damla bile olamadım
    ey sevdalısı olduğum deniz, sevdiğim martı
    acıya, kedere ve sana elvedâ ey şehri İstanbul
    elveda yaralı gençliğim, hüzünlü yanım elveda

    Boynu bükük çiçeklere bırakıp gözyaşlarımı
    annesini yitirmiş bir çocuk ezikliğiyle
    bakmadan ardımdaki uçurumlara gidiyorum işte
    belki bir daha geçmeyeceğim bu sokaklardan
    okşamayacağım öksüz bakışlı çocuğu saçlarından
    her köşede sessiz bir gözyaşı bırakıyorum
    bir gecekonduda gerçekleşmeyen düşlerimi
    elvedâ ey şehri yar, güzel diyar, sevdiğim İstanbul elvedâ
    acıma şu sokaklarında ezik, başı eğik gördüğün adamın haline
    bir kağıt mendil ver yeter
    yüreğinde sakladığı gözyaşlarına

    Ey susku mevsimi, dil mevsimi elvedâ
    hazan mevsimi, çöl mevsimi elvedâ
    nazlı gelincik, gül mevsimi elvedâ
    sevgiye, sevdaya, ey şehri İstanbul sana elvedâ

    Elvedâ karanlık gecelerde saklı gözyaşım elvedâ
    hüzne ve kedere boğulduğum can şehir İstanbul elvedâ
    bir daha anma beni arama
    kirpiğim değmesin yarama
    acıyan yüreğime, hayallerime koyup götürüyorum seni de
    sevdiğim gururla, severek ve seni unutmayarak gidiyorum

    Gidiyorum işte bir daha dönmemek üzere
    topladım valizimi, anıları da koyup içine gidiyorum
    hüzünle birlikte elveda ey şehri İstanbul
    ey gönlümü kırgın bıraktığım güzel yar
    başımın tacı, şehri sevdam, canım İstanbul elveda

    Elveda ey anılarımın can şehri İstanbul
    seni kahkaha dolu gecelerinle başbaşa bırakıyorum
    kolkola gezen yeniyetme sevgililerinle
    yüreğim burkulduğunda
    gözlerim dolduğunda da hiç bakmasan
    arkamdan el sallamasan da olur
    tüm adres defterlerinden sil beni ey şehri İstanbul
    sil at bana dair ne kaldıysa ardımdan

    ELVEDA ey şehri İstanbul ELVEDA

    Nuri CAN

  3. #33
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ömür Nazlı Bir Ceylandır Küçüğüm

    Bersu Dilse’ye




    Ver sesini rüzgar konuşsun
    umudu sevdalara bölen yüreğin
    bergüzar olsun yarınlara
    gül ki, gül açsın gülüşün
    elif gözlerinin ışığıyla doğsun gün
    şavkın vursun aynalara küçüğüm

    Sabahın gözleri güneş kokuyor
    gecenin gözleri korku
    sorma nedir diye umut?
    al bu gül desenli baharı
    yaşamın kilimine doku
    gül ki, gül açsın gökyüzü
    sevinç sana yakışıyor küçüğüm

    Özlediğinde,
    ölümüne özle sevdiklerini
    sevdiğinde ölümüne sev
    ki, hayatın bütün renkleri duygu duygu,
    nakış nakış yüreğine işlesin...
    ömrün sonsuzluk kadar uzun
    mutluluk kadar güzel olsun küçüğüm...

    Ellerin buz tutsa, donsa da gülücüğün
    üşüse de yüreğin karda - kışta
    dayanamayıp rüzgarlara kırılıp savrulsanda
    ne kadar soğuk olursa olsun dünya
    ne kadar karanlık olursa olsun
    umut,
    en umutsuz gecelerde öten bir kuştur küçüğüm
    sen yine şiirler yaz mutlu, aydınlık yarınlar için
    şiirler oku karanlığa inat,
    karşılayıp hayatı en güzel gülücüğünle...

    Korkma, güneş her sabah yeniden doğar
    yeniden açar çiçekler her bahar...
    umudu dost tutup yüreğine,
    kırılmadan, küsmeden, yılmadan, yıkılmadan
    var meydan oku hayata
    kuş uçmaz, çiçek açmaz,
    karanlığın en kuyulaştığı yerde de kalsan.

    Ömür ki, nazlı bir ceylandır küçüğüm
    ölüm iz süren bir avcı
    sen bir gül dalısın unutma
    yol yol düşlere uzanan
    aysız da olsa geceler
    titreme
    üşür, üzülür anan...

    Ey benim nazlı kızım, sevgi pınarım
    bir elin güneşe selam dursun
    bir elin özlem yoğursun
    umudu dik bahçene
    gülü senin
    dikeni benim olsun...

    Nuri CAN


  4. #34
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Utanç Çağı

    Çağım 'taş çağı, tunç çağı,-insanlık için- utanç çağı'

    Yüreğim
    yükü ağır bir at
    karanlık zamanlardan aydınlık taşırım
    ateşler içinde su
    acılar içinde sevinç
    umut ve sevgi
    aşk ve bahar
    dostluk ve özlem taşırım
    fırtınalar taşırım içimde
    kuduran denizler
    yıkılan köprülerinde yaşamın
    ölümle yarışırım
    çağım utanç çağı

    nice kanlı savaşlardan geçerek geldim
    nice dikenli tellerden
    bütün ayıplarını yanıma aldım kör zamanların
    zindanlı yaşamını insanların
    her savaşta bir parçam kaldı
    her alanda bir iniltim
    sevgisiz zamanlar içinde dondu yüreğim
    dört yanım buz dağı

    ey kanatlarında
    yaşamın güzelliğini taşıyan kelebek
    göğsünde sevgiyi biriktiren çiçek
    ey bulanık bir suda akıp giden zaman
    karalar sürülen gerçek
    gün olur güneşe çıkılır, gün olma bilinci ile
    yeni bir kan dolanır kurumuş damarlarında dünyanın
    yeni bir gün doğar, yeni bir filiz sürer
    yapraklanır dal, dağ devrilir, geçilir bu kan ırmağı


    Nuri Can



  5. #35
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Merhaba


    merhaba
    doğan gün
    dalucları tomurcuklar
    dağların esen rüzgarı
    sıvırcık kuşlarının sevinci bahar
    güneşe koşan çocuklar
    bahardalım
    merhaba


    merhaba
    sevgi düşüm
    utangaç gülüşüm
    ilk yaşam çığlığı
    gelin duvağı
    türkü tadındaki yaşam
    gözlerdeki ışıltı
    dudaktaki şarkı sözlerivirgul - Nuri Can
    özlemi çekilen yarınlar
    hasreti kanayan dostlar
    merhaba


    merhaba
    ağaçta göveren dal
    güllerin güne gülüşü
    yerdeki çiyvirgul - Nuri Can gökteki ay
    yağmurun çimlere dökülüşü
    salkım-saçak bulut
    dostluklara
    ışıyan umut
    yedi iklim dört mevsim
    evrenin renk renk cümbüşü
    ey günümvirgul - Nuri Can günaydınımvirgul - Nuri Can gülaydınım
    merhaba



    merhaba
    ey dostlukvirgul - Nuri Caniyilikvirgul - Nuri Can güzellik
    merhaba! ey insanlıkvirgul - Nuri Can
    ey merhametvirgul - Nuri Can ey barış
    sevgiye susayan yürek
    yanakta gözyaşı ıslağı
    dudakta kanayan şiir
    kalbe dolan aşk
    ey sevda yolcuları
    sevgi bostanı gönlüm
    merhaba


    merhaba
    güneşle beslediğim
    sevgiyle süslediğim
    gönlümün sultanı yar
    dostluk diyarı ülkem
    sevgi bahçemvirgul - Nuri Can duygu pınarım
    hasretimvirgul - Nuri Can asyamvirgul - Nuri Can anadolum
    yüreğimvirgul - Nuri Can sevdamvirgul - Nuri Can yenigelinim
    merhaba


    Nuri CAN

  6. #36
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Unutamayacağınız Bir AŞK Masalı

    Bir AŞK Masalı

    Binlerce renk renk çiçeğin açtığı, bitkilerin bittiği, sürü sürü kuşların geçtiği, pırıl pırıl suların aktığı, çeşit çeşit hayvanların barındığı bir dağın yamacında güzeller güzeli dilara adında bir kız yaşarmış.. her sabah kalkar huzur ve esenlik içinde türküler, şarkılar söylermiş.. kiraz dudaklarından tane tane mutluluk dökülürmüş yamaçlara..

    Dilara her sabah uyandığında dağlara bakıp yüreğini bin çeşit renkle nakış nakış işler, güneşin rengiyle sevgisini, umudun mavisiyle umudunu süsler, çağlayan sulara, esen rüzgarlara bakıp bakıp sevinç pırıltıları serpermiş gözlerinden..

    Henüz bakir doğası insanlar tarafından kirletilmemiş, bozulmamış; yalanın, dolanın, kokuşmuşluğun hiç uğramadığı bir yermiş burası.. dilara’nın sevgisi yeryüzündeki çiçeklerin renkleri gibiymiş.. baharın sevgilisi, nisanın ilk aşkı, masumluğun sultanı, suların saflığıymış dilara’nın güzelliği..

    Nisanın ilk gözağrısıymış dilara.. baharın ilk öpücükleri değdimi narin kirpiklerine, uyanıverirmiş tüm çim – çiçek, börtü - böcek..

    Hoyrat rüzgarlar inzivaya çekildiğinde, bahar rengi ılık ılık meltemler sararmış ince belini dilara’nın, incecikmiş yüreği de tıpkı beli gibi.. ipekten teni varmış, gün ışıdımı pırıltılar dans edermiş saçlarında, pırıl pırıl suların üzerine vuran güneş ışıkları gibi..

    Dilara her sabah erkenden kalkar çiçeklerle koklaşır, laleleri okşar, kuşlarla, kelebeklerle konuşur, dağ tepe demeden güneşe gülümseyerek mutlu bir şekilde kuzularının peşinde dolaşır dururmuş.. her seher bereket tohumları ekilirmiş dağların doruklarına, umut umut yeşerip halaya dururmuş çiçekler her bahar dilara’nın güzelliğinde..

    Bir gün hiç beklemediği bir anda karşısına genç bir adam çıkıvermiş, şiirler okumuş ay ışığında, şarkılar söylemiş, masallar anlatmış dilara’ya.. sık sık buluşmuşlar.. sevdalanmış sonra dilara, bırakmış kendini kollarına genç adamın hiç bir kötülük düşünmeden, başlamış rüyalarda, masallarda yaşamaya..

    Çiçekleri, kuşları, kelebekleri bırakıp gece gündüz genç adamın hayaliyle yaşamaya başlamış.. sevdası yeryüzüyle, gökyüzünün sevdası kadar büyük; suyla, çiçeğin aşkı kadar da masum ve temizmiş.. sonra sevdasını açmış büyüklerine dilara, hoş karşılamışlar kızlarının sevdasını, evlenmelerine izin vermişler.. davul zurna eşliğinde üç gün üç gece düğün olmuş, halaylar çekilmiş, inlemiş dağ taş..

    Bir seher vakti uyandığında canından bir parça eksilmiş gibi irkilmiş dilara.. o canı gibi sevip bağlandığı adam buralardan sıkıldığını, kendisini unutmasını isteyip bir kağıt parçası bırakarak çıkıp gitmiş.. oysa aynı adam her sabah uyanır uyanmaz “sen dünyanın en güzel varlığısın, seni ölümüne seviyorum” diye övgüler dizermiş dilara’nın gözlerinin içine bakarak.. o zaman bütün yeryüzü, gökyüzü dilara’nın olurmuş..

    Çünkü dünyada ki; tek güzel dilara değilmiş, her yerde kandırılacak dünya güzeli yüzlerce dilara bulunurmuş yüzsüzler, yalancılar, sahtekarlar için..

    O gün ilk kez ağlamış dilara, mavi mavi pınarlar akmış gözlerinden.. ceylan gözleri o gün ilk kez üzgün bakmış dağlara.. aylarca belki döner umuduyla uçan kuştan, esen yelden haber beklemiş, dalgın dalgın bakmış sulara.. ama ne gelen olmuş ne de giden..

    Huzuru ile beraber mutluluğu, sevinci de parçalanmış.. daraldıkça çıkıp bir dağ başına yankılı kayalara haykırmış içindeki ateşi.. bazen sessizce solumuş bir hazan yaprağı gibi, içi kanamış her baktığında dağların doruklarına.. gözpınarlarından akan damlalar bir nehir gibi süzülerek munzur suyunun esrarengizliğine karışmış.. kanadı kırılmış yavru bir kuş gibi uçmak istemiş masmavi gökyüzüne ama uçamamış..

    Uçuşan düşlerini önüne katıp götürmüş yüreğindeki fırtına, geride bir kırık ömür, yorgun gecelere asılı birkaç tebessüm kalmış yalnızca..

    Bir hazan çiçeği gibi solmuş günden güne dilara.. derin okyanuslar dökülmüş yapraklarından her ağladığında.. sevdanın kor yangını düşmüş yüreğine bir kez..

    Bir zamanlar tan kızıllığı yamaçlara vurduğunda rüzgarın şarkısını söylermiş, dağlar, pınarlar, kayalar dilara’nın yüreğinde.. bir dağ çiçeği gibi yaprağına sığınırmış üşümemek için dilara.. ama artık suskunmuş dağlar..

    Yağmurun gözyaşlarına karıştığı bir gece dönmüş yüzünü ve bırakmış kendini kayalardan aşağı ölmek istemiş dilara..

    Yalancıların, sahtekarların, acıların var olduğu bir dünyada yaşamak istememiş..

    Bütün çiçekler kendi dillerince konuşmuş, üzüntülerini haykırmış dağlara.. ağlamış rüzgarlar; bir tek laleler boyun büküp susmuş munzur’da.. yüreğini açıp ses vermemişler.. suskunluğunda saklamışlar sırlarını, sevgileri söyleyemeyecekleri kadar çok şey anlatmış dağlara.. bu yüzdendir ki; munzur’da bütün laleler boynu büküktür.. hep narin, ince, suskun ve asil durur..

    Sonra zaman geçmiş, gözyaşları betonlaşmış, çiçekler kokusunu yitirmiş, o güzelim dağlar kötülüklere esir düşmüş.. kayalar ağlamaya başlamış her gece.. ay ve yıldızlar doğmamış bir daha o kayaların üstüne, kuşlar uçmamış, her gece rüzgar esmiş çığlık çığlığa.. o gün bu gündür ‘çığlık kayası’ olarak kalmış ismi..

    O günden bu güne sevginin, masumluğun, temizliğin timsali olarak hala onun sevgisi konuşulur oralarda.. kimi kez onu “çığlık kaya”nın başında sevgilisini seslerken geyiklerin içinde görüldüğünü söylerler, kimileri bir pınarın başında geyiklere su içirirken..

    Herkes yok olmuş, yalan olmuş, masal olmuş ama o hep var olmuş, dünya döndükçe de var olacak dağlar kızı dilara..

    İşte böyle olmuş, böyle anlatılmış yıllar yıllı bu dağ masalı..



    Bir dağ başıydı sevdası
    sevdalanmıştı bir kez dilara
    kardelenler kadar aktı sevdası
    kar kadar masum ve temiz
    ve de
    sevmişti bir kez delicesine

    ve sonunda terk edildi
    sevgi bilmezlerce
    bir sevda sözü geride kaldı
    bir de dağ gibi sevdası
    bakamadı kimsenin yüzüne dilara
    vefâ sözü, sevdâ sözü yalan oldu

    hergün çıkıp yükseklere
    gidenin yoluna baktı
    belki gelir diye
    bir soluk resim elinde
    gelenden geçenden
    sual etti sevdiğini
    sonunda, tükendi umudu
    dayayıp rüzgarlara başını
    ateşlere bağrını verip
    bıraktı kendini kayalardan aşağı

    kara haber çabuk ulaştı obalara
    dağlara kor düştü
    ölüm vurdu hançerini
    kutsal aşkın yüreğine

    Sevgisi efsane oldu
    sevgisi destan oldu
    dolaştı dilden dile

    Yıllar yılları kovaladı
    mevsimler mevsimleri
    herkes unutuldu
    bir dilara unutulmadı
    bir de sevdası



    Nuri CAN


  7. #37
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    oy maral maral



    Gözlerin gözlerimde hangi denizler mavisi

    hangi ayın vurgunuydu mavi gecelerde ah nazlı maral

    umudun adresi var mı?

    sevgiye nereden gidilir

    yitirdim adresini dostluğun, vefanın, aşkın

    bul beni

    her adımda ateşlere basıyorum

    körler ülkesinde körüm

    ben yaşamın adını sen koydum

    senin adını sevda

    düşmüşüm

    tut elimden kaldır beni

    alıp sevdalara götür



    sesin

    çağlayan bir ırmağın türküsüydü

    karlı dağlarda oy maral maral

    gülün boyun büküşüydü hasret bahçelerinde

    ben gönlümü yalnızca sana sakladım yıllar boyu

    sev beni

    sev beni ateşler içinde de olsam

    düşmüşüm kaldır beni

    yüreğine yaslanayım

    üçler, yediler, kırklar aşkına



    ah nazlı maral

    canevimde büyüyen hasretimi yasladımda yıllara

    uzak, çok uzak bir yıldızda kaldı düşlediğim dünya

    sonra

    uzun bir kar yağdı yollara üşüdüm

    duman oldu

    tufan oldu ömrüm



    içimde dinmeyen fırtınalar

    gece karası öfkeler kaldı yüreğimde

    ve ihanetlerin açtığı çukurlar

    hesabını kimselere soramadığım



    üstümde kar yangını

    başımda gam

    gönlüm rüzgarlara vurgun

    yollar duman

    ateşler içinde dolanır kanım, yüreğim

    sarıl bana üşüyorum

    sarıl bana düşüyorum

    soru sorma ne olur



    Zaman

    kör karanlık ve acımasız

    yıldızlara dönder yüzümü oy maral

    lekesiz sabahlara

    güneşe dönder yüzümü

    şimdi soğuk bir kutup dünya

    iliklerime dek üşüyorum

    kar altında kalbim

    şimdi dağların doruklarında gözlerim üşüyor

    gözlerimin anadolusunda kirpiklerim

    mühür vuruldu yaralarıma oy maral maral



    sarıl boynuma

    sıcak dostluğun ısıtır beni ancak

    hilesiz sevgin

    bunca yıldır gönlümü yalnızca sana sakladım

    sev beni

    üçler beşler aşkına



    öyle uzak durma

    gel

    acılar uçurum

    acılar uçurum

    tut beni

    düşüyorum

    düşüyorum

    ısıt beni

    üşüyorum

    gel

    yürek çatlağı bir ezgiye sar beni

    gül yaprağı bir sevgiye

    sar ki, ölem



    ey yarasında nehirler fışkıran kalbim

    ey saksısında sevgiler büyüttüğüm kalbim

    bak akşam

    kararıp kaldı düşlerim

    ah ben bu acıların hesabını kime soracağım

    kendimi anlatacak kadar vaktimde yok



    aşka ve toprağa ahtımız var oy maral maral

    şiir serpin üstüme su yerine

    sevgi serpin

    üşüyorum

    gel

    yürek çatlağı bir ezgiye sar beni

    gül yaprağı bir sevgiye

    sar ki, ölem

    gümbür gümbür bir yürek

    nasıl düşermiş görsün dünya alem



    elveda nazlı çiçek, elveda *zeyran

    sana su veremem, koklayamam bir daha

    okşayamam yapraklarını

    bağışla



    derin bir ah gibi

    sevdalar içinde tutuşan

    upuzun nehirler alsın beni ah maral

    tutmaya gücüm yetmiyor artık

    kalbimdeki soluğu



    turnamın göğsü yaralı

    turnamın kanadı kırık

    taşıyamaz gurbeti kanatlarında



    bitmeyen bir hüznün kıskacında

    yaralı ezgilere tutsak kaldım

    paramparça kaldım ortasında karanlığın

    geçen trenler de almıyor beni



    içimde tarifsiz kederler büyüyor

    toz toz oldum buralarda duman duman

    gel görki, kan çanağı gözlerim

    sesim gelmiyor ah maral maral



    (*zeyran)(teyran) munzur dağlarında bir koy ve o koyda yetişen bir çiçek)

  8. #38
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Saf Adamın Şiiri

    Gece gözlerini kapayınca hüzünler başlıyor
    ben gözlerimi kapayınca zifiri karanlıklar
    uğultular yağar göklerden, alev-ateş ırmaklar
    içini çeker bir çocuk, bir şarkı çıldırır dudaklarda
    kapanıp içime yarama taş basarım
    kötülük etseler bile pusarım
    el bağlayıp susarım

    Üzülürüm bir zalimin bile boynu bükükse
    kırıksa kanadı bir kuşun
    benimde kırılır kanadım kolum
    acılara sapar yolum

    Bükse boynunu bir çocuk
    yüreği tekmelense bir anne’nin
    bir kızın hayalleri yıkılsa
    dayanamam
    oturup beraber ağlarım
    dedim ya safım
    herkesin acısına yanarım

    Hayatın bu kirli sahnesinde
    hep aldanarak,
    aldatılarak
    acı çekerek öğrendim
    zamanın ve insanın kirli yanını
    aşkın ve acının iksirini içmiş bir derviş gibi
    yalanların, çilelerin
    ihanetlerin içinde buldum kendimi hep
    dedim ya safım
    en zayıf tarafım
    bana kötülük edeni bile bağışlarım

    Her ayrılığın terkisinde bir aşk taşıdım hayata
    her aşkın terkisinde bin özlem yaşadım
    düşlerimi denedim ırmaklarla, gözlerimi bağışladım
    avare bir hüznü sarıp yaralarıma
    unutulmuş istasyonlarda bir başıma kaldım
    ağlarım

    Dedim ya safım
    kin kokan bir dünyada hüzünlenirim
    kızarır yüzüm
    utanırım kendi payıma
    yalan söylese biri
    doğrulara akar pınarım
    bukelamun gibi rengim yok
    bu yüzden her şeye kanarım
    aşka el bağlayıp ağlarım

    Nerede bir kötülük görsem
    can çekişir dudağımda kelebek ölüleri
    söner yıldızları gözlerimin kör olurum
    nerede bir kötülük görsem

    Gücüm yetmez karşılamayı yalanları
    ikiyüzlü aşklar yaşamayı
    sorma nerde kaldı hayallerim
    kim açtı bu çukurları yüreğimde
    hangi iklimin kederinde kayboldum
    yüreğim bir yerde şimdi, ben başka yerde
    bir uçurumun kenarına tutunmuş kalmışım
    özlemlerimden uzakta

    Hayatın çıkmazlarında
    yaramı sardıkça yaralandım
    ağlamayı öğrendim ardından
    sisler ve sanrılar kaldı elimde
    acılar ve ihanetler
    dönüp bakamam geriye
    anla

    Dedim ya safım
    yalan doğru her söze inanırım
    bu yüzden aldatır bir çocuk bile beni
    herkesi kendim gibi sanırım
    hep aldanırım
    hep aldatılırım
    dedim ya saf adamın biriyim
    hep kendime küserim
    hep kendimi üzerim

    Ben Kazım oğlu Nuri Can
    kendi yüreğinin içine saklanıp
    hüzünlü yüzü, aykırı sakalıyla
    kendi hülyasında yaşayan
    sevgilerin çarmıha çekildiği bir dünyada
    herkesi seven herkesi bağışlayan

    Ben Kazım oğlu Nuri Can
    kederini unutup
    başkasının acısına yanan
    çocuklarla çocukça ağlayan, neşelerine gülen
    bir ekmeğini bin kişiyle bölen
    ömrünce çalışmış ama bir şeyi olmamış

    Ben Kazım oğlu Nuri Can
    halince şiirler yazan
    resimler çizen
    kiminin gözünde dahi
    kiminin gözünde enayi
    ben Kazım oğlu Nuri Can
    enayiliğine doymayan
    bir çocuğun iç çekişine boğazı düğümlenen
    dayanamayıp gözyaşlarına
    oturup beraber ağlayan

    Ankara terminalinde
    yaşlı ve hasta bir kadına yol parası diye
    otel ve ilaç parasını verip
    parkta sabahlayan
    mide sancısından kıvranan sabahlara kadar
    polis otosuyla götürülüp hırsız diye karakolda dövülen
    ben Kazım oğlu Nuri Can
    herkesin akıllı olduğu bir dünyada
    saf adamın biri
    enayiliğine doymayan

    Ben Kazım oğlu Nuri Can
    yorgun, yalnız ve yaralı
    sırtında bin zıpkın yarası
    gözlerinde bin keder
    kardeşlerinden bile kazık yiyen
    atın beni bir çukura gitsin
    dedim ya ben iflah olmam
    ben adam olmam dostum

    Bu bir enayinin öyküsü
    yazılmasada olur
    okunmasa da
    Ben Kazım oğlu Nuri Can

  9. #39
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Gezmesin Bir Başka El Saçlarında

    Dönderme yüzünü kurban olaym
    Sen ol bu dünyada güneşim ayım
    Yalnız ben seveyim, ben okşayayım
    Gezmesin bir başka el saçlarında

    Kalbimin içidir en güzel yerin
    Tutmasın bir başka eli ellerin
    Gözlerin gözümde bak derin derin
    Kaybolup gideyim bakışlarında

    Yüce dağ başına yağan karlarca
    Seyrine dalayım senin yıllarca
    Gönül ırmağında coşan sularca
    Bin huzur bulayım akışlarında

    Süsenim sümbülüm reyhancasına
    Kekliğim maralım ceylancasına
    Tamburum cümbüşüm kemancasına
    Şarkılar derleyim ağaçlarında

    Tanrıya dilenen dilekler gibi
    Cennette dolanan melekler gibi
    Sevda dağındaki çiçekler gibi
    Bir ömür kalayım yamaçlarında


    Nuri Can

  10. #40
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    KALABALIK KENTLER ÜRKÜTÜR YÜREĞİMİ

    Kalabalık kentler ürkütür yüreğimi
    uğultular doldurur beynimi yürüdükçe
    tüm gözlerden incinmiş bir bakış sızar istasyonlara
    kirli vagonlarda taşınan ince bir hüzün gibi
    ki, hep aynı yerimi burkan

    bu yüzü kirli şehirde
    kimse kimseyi sevmiyor
    bilmiyor avuçları kar çiçeği kokan
    bir çocuğun saçlarına dokunmayı
    şiirler okumayı bir alacaşafağa

    kaç kez ittiysem uçuruma yüreğimi
    bir çift göz gördüm deltalarda
    yalvaran bir ses
    kırıldı içimde yıllarca gizlediğim ayna
    kalbime batıyor şimdi kırıkları
    nehirler boyu kanıyorum
    ateşler boyu yanıyorum
    alın götürün beni buralardan allah aşkına

    nereye baksam denizi duman
    neye dokunsam ah
    hüznün acıyla öpüştüğü bir kıyıda kaldım
    yok gidemem başka bir liman
    anla
    al bu acıları koy bir yana

    kör bir sevdanın imgeminde
    bir yanı Mecnun’dur çöllerimin bir yanı Leyla
    bir yanı Yusuf’tur zindanımın bir yanı Züleyha
    yorgunum her akşam yollara bakıp ağlamaktan

    nereye baksam güz bahçeleri
    nereye gitsem üstüme devrilir gök
    kime nasıl anlatırım sancıyan yanlarımı, kim anlar beni
    hasretin bin çeşidiyle delik deşik yüreğim
    kimsem de kalmadı artık halime ağlayacak
    böyle boynu bükük duruşum ondan
    ondan bir yanım hep vurgun, hep yetim, hep kırgın
    ömrüm oy
    ömrüm oyy

    şiir cıvıltıları oysa gönül ormanımda
    yıldız ışıltıları
    uzanıpda tutamıyorum
    hüznün en karanlık sularında boğuldu sevinçlerim

    unutulmuş bir sokak ortasında
    düş denizlerine bırakıyorum soluğumu
    ellerim üşüyor, yüreğim, gözlerim üşüyor
    dönüp bakmıyor kimse, bölüşmüyor sevinçlerini benimle
    uzak bir kıyıda kalıyor hayallerim
    bütün iskeleler yıkılıyor
    bütün iskeleler yıkılıyor
    hiç bir gemi almıyor beni
    bir damla gözyaşı olup akıyor yüreğim avuçlarıma
    yüreğim ki, deliboran, delipoyraz, kızılkan

    hasretim kızıl alev bir güldür yangınlara
    koparıp göğsümden ateşlere atıyorum
    hiç kimse çekip almıyor kalbimi ateşler içinde
    kanıyor en katı yerinde gece, yanıyor yüreğim
    yüreğim alev topu
    yüreğim kanrevan
    yüreğim nar
    yüreğim ateş
    yüreğim ah!

    tutunduğum dal kırık
    sokulduğum kucak çiçek açmıyor
    aldırmıyor çığlıklarıma sevdasına yandığım hayat
    acının ve ateşin burgacında
    ince bir sızı gibi geçip gidiyor ömrüm

    nasıl katlanacaksa kalbim bunca ağrıya
    ömrüm oy
    ömrüm oy
    gülüm oy ……

    Nuri CAN

  11. #41
    Yasaklı Üye
    bebish_5 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.01-2013
    Son Giriş
    30.06-2014
    Saat
    16:26
    Yaşadığı Yer
    Adıyaman / Semsûr
    Mesaj
    1.256
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    BİR ÖMÜR SENİNLE

    Bir ömür seninle başbaşa kalsak
    Hayatı beraber koşsak ne olur
    Bütün yıldızları bir bir dolaşsak
    Zamanı beraber aşsak ne olur

    Şarkılar söylesek aşkın dilinden
    Nağmeler dinlesek seher yelinden
    Bahar yağmuruyla duygu selinden
    Gönül ırmağına taşsak ne olur

    Dudaktan dudağa bir şiir gibi
    Gönülden gönüle bir nehir gibi
    Yıldızlara hasret bir şehir gibi
    Derin uykulara dalsak ne olur

    Kuşlar gibi geçip tüm hudutlardan
    Selamlar iletsek ak bulutlardan
    Kovup elemleri şen duygulardan
    Sonsuz mutlulukla coşsak ne olur

    Nuri CAN




Sayfa 3 / 3 İlkİlk 123