Toplam 7 mesajın 1-7 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Zenciyim Ben
    .
    Zenciyim ben
    Gece gibi
    Afrika’nın derinlikleri gibi kara.

    Köleydim her zaman
    Saray basamaklarını temizledim eski Roma’da
    Washington’da ayakkabı boyamaktayım şimdi.

    Emekçiydim her zaman
    Mısırda piramitleri kuran benim
    Benim, harcını karan gökdelenlerin.
    Türkücüydüm her zaman
    Afrika’dan Missuri’ye kadar yaydım türkülerimi
    Çınlar kederli ezgisi onların her yerde
    O tamtam ritmi.

    Kurbandım her zaman
    Kongo’da kırbaçla dövdüler beni
    Ve şimdi linç edilmekteyim Teksas’ta.

    Zenciyim ben
    Gece gibi
    Afrika’nın derinlikleri gibi kara.

    Langston Hughes

    Çev: Ataol Behramoğlu

    ----------

    Bir Zenci Kızın Türküsü

    Dixie’de, ta güneyde bir yol
    (Kalbim yaralı, param parça)
    Asmışlar karaiberimi
    Dörtyol ağzında bir ağaca.

    Dixie’de, ta güneyde bir yol.
    (Yaralı vücudu havada)
    Soruyorum beyaz İsa’dan
    Söyle ne fayda var duada?

    Dixie’de, ta güneyde bir yol.
    (Kalbim yaralı, param parça)
    Sevda çırçıplak bir gölgedir
    Budaklı, çıplak bir ağaçta.

    Langston Hughes
    Çev.: Melih Cevdet Anday

  2. #2
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Metronun Kalabalık Saati

    İç içe
    soluklar ve kokular
    öylesine yan yana
    iç içe
    kara ve beyaz
    öylesine sıkışık
    yer kalmamış korkuya.

  3. #3
    Üye
    sdsby Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.07-2009
    Son Giriş
    29.03-2012
    Saat
    14:44
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    178
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hayat güzel

    Nehir boyunca yürüdüm
    Kıyısında oturdum
    Düşünmeye çalıştım ama yapamadım
    Bu yüzden suya atladım ve battım.

    Bir keresinde yüzeye çıktım ve haykırdım!
    İkinci kerede feryat ettim!
    Eğer su o kadar soğuk olmasaydı
    Batabilir ve ölebilirdim.

    Fakat o su soğuktu! pek soğuktu!

    Asansöre bindim
    Yeryüzünden onaltı kat yukarıya
    Bebeğim geldi aklıma
    Ve aşağıya atlamak geldi içimden.

    Orada durdum ve haykırdım!
    Orada durdum ve feryat ettim!
    Eğer o kadar yüksekte olmasaydım
    Atlayabilir ve ölebilirdim.

    Fakat orası yüksekti! ne kadar da çok yüksekti!

    Böylece hala burada sağ isem
    Sanırım sağ kalmaya devam edebilirim,
    Aşk için ölebilirdim
    Ama yaşamak için doğdum.

    Beni haykırırken duysanız da
    Ve feryat ederken görseniz de
    Öldüğümü görsen de tatlı bebeğim
    İnatla yanında olacağım.

    Hayat güzel! şarap kadar güzel! hayat güzel!


    Langston Hughes

  4. #4
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    LANGSTON HUGHES: Amerikan zenci şairlerin önde gelenlerindendir. 1902 yılında ABD'nin Missouri eyaletine bağlı Joplin kasabasında doğdu. Cleveland'da öğrenim gördü. 1920'de Meksika'da İngilizce öğretmenliği yaptı. 1921'de ise Columbia Üniversitesi'ne girdi. İki yıl deniz yolculuğuna çıkarak Afrika ve Avrupa sahillerini dolaştı. Daha sonra Washington'da minibüs biletçiliği ve garsonluk yaptı. 1929'da doktorasını tamamladı. Bir çok edebiyat ödülü sahibi olan şair 1967 yılında öldü.

    Hayret

    Alacakaranlığın maviliği.
    Yanmamış henüz ışıklar.
    Hey bak!
    Şimdi yandılar!

  5. #5
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Düşündüm ki
    Benim Tanca’ydı İstediğim


    Artık biliyorum
    Notre Dame Paris’tedir
    Ve Seine şimdi benim için
    Haritada kıvrım kıvrım bir çizgiden
    Ya da yolculuk öykülerindeki bir isimden
    Çok daha fazlasını simgeler

    Artık biliyorum
    Antwerp’te yüz kadının çıplak bedenlerini sattığı
    Bir Kristal Palas vardır
    Ve Cenova’da gece aşkları denizcilerin
    Doklarda beklerler erkeklerini

    Artık biliyorum
    Aynı resimli kitaplardaki gibi
    Büyük altın bir ay
    Gerçekten yükselir Afrika’da
    Palmiye korularının ardından
    Ve tamtamlar gerçekten çalarlar
    Köy meydanlarında, mango ağaçları altında

    Artık biliyorum
    Venedik bir kilise kubbesi
    Ve bir su yolları ağıdır
    Tanca ise güneş altında bir beyazlık

    Düşündüm ki
    Benim Tanca’ydı istediğim
    Ya da Notre Dame’ın heykel başlı olukları
    Ya da Antwerp’te Kristal Palas
    Ya da Afrika’da palmiye korularının altın ayı
    Ya da bir kilise kubbesi ve bir su yolları ağı

    Eski bir çok bilmiş
    Mutluluk hiç bir yerde değildir demiş
    Eğer senin içinde değilse

    Notre Dame Paris’tedir
    Bundan eminim
    Ama ben düşündüm ki
    Benim Tanca’ydı istediğim


    Langston Hughes

  6. #6
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Irmaklar Hakkında Konuşur Zenci

    Irmaklar tanıdım:
    Dünya kadar yaşlı ve insan damarlarındaki
    İnsan kanının çağıltısından daha yaşlı
    Irmaklar tanıdım.
    Irmaklar kadar derindi ruhum.

    Şafaklar gençken yıkandım Fırat’ta,
    Kongo’nun kıyılarına taşıdım kulübemi,
    Ve ninni söyleyerek uyuttu beni.
    Baktım Nil’e ve orada yükselttim piramitleri.
    Mississippi’nin şarkı söylediğini duydum, Orleans’a
    Doğru giderken Abraham Lincoln,
    Ve gördüm güneş batarken altın içinde
    Yüzdüğünü bağrının.

    Irmaklar tanıdım.
    Yaşlı, kara ırmaklar.
    Irmaklar kadar derindi ruhum.

    XXXXXXXXXXXXX

    İntihar Notu ;

    Sakin,
    Serin çehresi nehrin
    Öp beni dedi

  7. #7
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    AMERİKA AMERİKA OLSUN YENİDEN

    Amerika Amerika olsun yeniden.
    Döllensin yeniden o düş.
    Hani öncü gelir ya düzlerden
    Özgür bir yurt bulmak için yollara düşmüş…


    (Amerika’nın görmedim Amerika olduğunu ben.)


    Amerika düşlerin düş geldiği düş olsun.
    O döllü döşlü sevgilerin civan ülkesi,
    Ne kıral, ne tiran, sökmez olmuş o oyun,
    Susa durduramazlar gayrı herkesi…


    (Amerika’nın görmedim Amerikalığını hiç.)


    Ey, öyle bir yurt olsun ki benim yurdum
    Boğmasınlar vatan-millet çelenklerine erkinliği,
    Ama hakkı hak, özü özgür olsun,
    Aldığımız her solukta duyalım eşitliği.


    (Eşitlik nedir bilmedim ömrümde,
    Ne de özgürlük gördüm bu “hürler ülkesi”nde.)


    Karanlıkta ne homurdanıyorsun ulan?
    Kimsin sen, yıldızlara balçık sıvıy’can?
    Ben yoksul beyaz, iteklenip kazıklanmış,
    Ben zenciyim, sırtımda köleliğin kırbaç izleri,
    Ben toprağından koğulmuş Kızılderili,
    Ben boş bir umuda kapılanmış muhacir…
    Nereye el attıysam, aynı kurt meseli,
    İt ite, it kuyruğuna yesir…

    Ben umut, ben hayat dolu delikanlı
    Düşmüşüm bu kahrolası örümcek ağına:
    Kâr, Kazanç, Haraç! Hücum komşunun toprağına!
    Altına hücum! Hücum ekmeğine yoksulun!
    Çalıştırıp adamı çökün gırtlağına!
    Para vurun! Parti vurun! Adam vurun!


    Ben rençperim, toprak elin toprağı,
    Ben işçiyim, makineye kiralık,
    Ben zenciyim, hepinizin uşağı,
    Ben halkım, boynu bükük, bağrı yanık,
    O güzelim düşe rağmen aç, hâlâ şamar oğlanı…
    Ah, öncüler, ben buyum işte,
    Adam olamamış bir yurttaşınız,
    Dikiş tutturamamış hiçbir işte!


    Ama o yalvaç düşü gören de benim
    O Eski Dünya’da, daha bendeyken kırala,
    Ne gerçek, ne güçlü, ne dişli bir düş görmüşüm,
    Yerin kulağında çınlıyor yiğitlemeleri…
    Amerika’da Amerika diye bişey kaldıysa hâlâ,
    Onun taşı, onun harcı, onun teri.
    Bendim ya o erkeç denizleri aşan
    “Yurdum” diyecek bir yurt bulmaya!
    Bendim o sarp İrlanda kıyısından,
    Leh düzü ve İngiliz çayırından açılıp
    Ve özgürlüğe doğru yelken açıp
    Bendim gelen buraya
    Bu “hürler ülkesi”ni kurmak için…
    Hür mü dedin?


    Hür mü dedin? Kim? Ben mi?
    Ben mi hürüm? Bu işsiz yığınlar mı hür?
    Gırev yaptığımızda kurşunlanan kardeşler,
    Boğaz tokluğuna çalışanlar mı hür?…
    Gördüğümüz bunca düşe,
    Başardığımız bunca işe,
    Okuduğumuz kitaplara,
    Çağırdığımız türkülere,
    Diktiğimiz ağaçlara,
    Doğurduğumuz çocuklara,
    Önerdiğimiz yasalara…
    Ve Emeğe eski karşılık,
    Bu işsiz milyonlar mı hür?
    Yeninin ekmeği bir düş,
    Yeni Dünya Kuyusu’na
    Belki o da düşmüştür…


    Amerika, ah, bi Amerika olsa yeniden!
    Bulunup da bir türlü kurulamayan o ülke!
    Ama kurulacak er geç o özgür olduğu yer herkesin,
    Fakirin, yani zencinin, Kızılderilinin,
    Benim, yani Amerika’yı bulan sizlerin
    Kanıyla, canıyla inancıyla,
    Ocakta kürek, donda sapan ve yanan yüreğiyle
    Yüzyıllar önce bulduğu,
    Yüzyıllardır hayalini kurduğu…
    Kuracağız o yurdu!
    Bu yıkım, bu kıyım, bu zalım gangster ecelinden,
    Bu uğursuz, bu namussuz, bu uzun ellilerin elinden
    Biz ki Halkız, hakkımızı alalım!
    Bu dağları, nehirleri, fabrikaları
    Kurtaralım bu uçsuz bucaksız ovayı!
    Bu yemyeşil, bu cânım topraklar üstünde
    Kuralım yeniden AMERİKA’yı!