Toplam 10 mesajın 1-10 arasındakiler

Konu: Akgün Akova

Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Birbirine Karışsın Diye Saçlarımız

    sigarasını söndüren berber darman duman dinliyor
    söylediklerimi
    elindeki makası nerdeyse dünyaya düşürecek
    yani biz ayrılınca dünya nereye gittiyse
    'kökünden kesin saçlarımı' diye yineliyorum
    'sonra toplayıp verin bana, bir ayrılığın
    andacıdırlar'
    dokunurken saç tellerime parmakları titriyor
    her zaman özene bezene taradığı
    siyah, kıvırcık bir sel boşanıyor ardından
    gözlerini yumarken aynalar
    yalnızca makasın sesi duyulan
    ve kanat çırpışı
    kafesinde çılgına dönen sakanın


    sevgilim
    açtığında postacının getirdiği paketi yarın
    içinde senin yüreğini kaldıran dağlar
    benim gözlerimi dolanan sis
    ve sevişirken çam ağaçlarına takılan saçlarımız
    birden herşey, herşey, bir gölde bir sabah ansızın
    açılışı
    gibi
    yüzlerce nilüferin
    ayrıldığımız gün üzüntüden bayılan zaman
    kendine gelince olmadık anda
    vapurlar yağacak yüreğinin adalarına yeniden
    yeniden dalgalar
    yeniden limanlar
    yeniden sonu olmayan şarkılar
    hepsi
    yine birbirine karışsın diye saçlarımız


    o zaman yine saçlarını topla sevgilim
    ve yüreğinde beklettiğin martıları sal



    Barış Nedir Sevgilim

    barış nedir sevgilim biliyor musun
    bir köprü müdür üstüne gölgeler düşünce çöken
    halka açılamadan batan bir şirket
    iki savaş arasında verilen çay molası mıdır barış yoksa
    hurdacıya söylediği son sözler mi
    bisikleti vurulan bir çocuğun söyle sevgilim
    Einstein'ın Roosevelt'e yazdığı mektup mudur barış
    Lozan'dan gelen telefon mu Mustafa Kemal'e
    çöplerini bilimin süpürdüğü bir sokak mıdır barış yoksa söyle sevgilimde ki
    tünediği balkon uçuruma düşen yavru bir kuştur barış
    saatçiyi hapse attıkları için kurulamayan bir meydan saati
    ayağımızdaki paslı çiviyi bacağımızı keserek çıkaran
    bir melekde ki aptalların türküsü
    oyuna getirilenlerin ülküsüdür barış
    dişleri sökülmüş Asya kaplanıdır kapitalizmin sirkinde ki sevgilim
    içine bayat pil konmuş el feneridir barış
    fosforlu izleridir bayrakların üzerinde gezen salyangozların
    barış düşsel beyaz buluttur bir kaleye çarpıp dağılan
    kör bir toplumun tehdit dolu yazılarla kirlettiği bir defterdir barış
    kendinde bulamayıp başkalarında aradığıdır insanın barış
    halkının üzerine devrilen bir devlettir zor dönemeçlerde
    açılmadığı için posta kutusunda ölen bir mektuptur barış
    patlayıp seyircileri öldüren bir futbol topudur
    son dakikada bunların hiçbiri
    hiçbiri değilse barış söyle sevgilim savaşın düş kurduğu yerlerde
    hangi yüzsüzün uydurduğu bi' sözcük türşu dillerden düşmeyen barış

  2. #2
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Aşk ve kuyruklu Yıldız

    gittiğim bütün hekimler aynı şeyleri söylediler
    söz birliği etmişcesine
    'aşk hastalığıdır bunun adı
    ve çok sarsar insanı bu yaştan sonra'


    oysa ne yalan söyliyeyim
    ben yalnızca
    bir kuyrukluyıldıza
    çarptığımı sanmıştım
    yaşamın çıkmaz sokaklarında yürürken
    yüreğim bir patlamayla aydınlanınca


    Akgün Akova

  3. #3
    Üye
    ELWAN* Avatarı

    Gerçek Adı
    elwan
    Üyelik Tarihi
    06.01-2010
    Son Giriş
    Saat
    Mesaj
    475
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ADINI SEN KOY

    Pişmanlık ağını örmüş her yanıma
    Ne tarafa baksam çaresizliğin resmi beliriyor karşımda
    Dertler pranga olup takılmış ayağıma
    Damla damla eriyorum
    Acizliğin zindanında..

    İBRAHİM MAHZAS

  4. #4
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Delinin Ölümü

    ölüm diye mırıldandı gün boyu
    sonra duru duru sustu hep
    yalan yok, onunla dalga geçtik
    nerden bilirdik ki
    sıcak bir kumru ölüsü gördüğünü
    hem öyle pek eski değil, dün öğle üstü
    ardından gök çıldırmış, bunu gören yok
    deyin ki yıllardır bir periye aşk dokurdu yeşimle
    enikonu balkonunu cin çarpmıştı, duyardık
    daha kötüsü kedisi de düşmüştü damdan
    düşmüştü de kalmıştı dokuz canına hayret
    bir gezgin çoban yıldızını bırakmış eline, söylerdi
    nicedir o yıldız çakardı ela gözünde

    bir periye aşk dokuyordu hiç usanmadan
    aslanağızları geçiyordu, iğneler, dervişler
    fırdöndüler, koyun postları, kor bir yelek
    simli gelin telleri, tut ki rüzgar gülleri
    ölüyordu
    yanında duruyor, garipsiyorduk
    bir delinin de kumru gibi ölebileceğini



    Akgün Akova

  5. #5
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kuşlara Fırlatılan

    'yuvarlanan bir taş değildir şair”
    diyor Pablo Neruda

    kayaların üzerinden
    kendini boşluğa bırakıyor bir albatros
    içimdeki uçurumun kıyısında

    aşağılarda,
    tahtalarında Akdenizli karıncaların dolaştığı sandalda,
    kanatlarını sınayan
    martı yavrularına bakarak söyleniyorum

    “kuşlara fırlatılan bir taş da değildir şair
    insanın varoluşu adına” “

  6. #6
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    YALNIZCA KANATLARINA GÜVEN

    aşkımız bir gün uçup giderse aramızdan sevgilim
    sırt çantalı bir duman gibi
    bir melekle çarpışan kelebeğin kanadından dökülen toz
    bir çağlayanda sürüklenen bir dal parçası gibi
    istemediğimiz yerlere giderse aşkımız
    sevgilim
    yalnızca kanatlarına güven

    kendi yarattığımız boşluğun ucunda
    sıkı sıkı tuttuğumuz bir kapı koludur yaşam
    ve aşk, en derin kuyumuza düşen keman
    yürüdüğümüz yollar daralırken
    çökerken altımızdaki merdivenler
    sevgilim
    yalnızca kanatlarına güven

    sevdalılar bilir
    bir kuş yağmurudur ilkbahar
    sevmeyi beceremeyenlerin koyduğu yasaklar
    çözülüp gider çocuk gölgelerinde yazın
    ve ağzımızın içinde dağılır aşk
    sapsarı bir şeker gibi erirken sonbahar
    bitmeyen bir kıştan söz açılırsa sevgilim
    sevgilim
    yalnızca kanatlarına güven

    elimi uzattığımda sana gemileri göstermek için
    dümende kan kokusuyla bayılmış bir kaptan
    ateşin yüreğine sürüklenen bir ülke ufukta
    ve çekirge sürüleri yolcu bavullarından çıkan
    sevgilim
    dökülürken tüyleri
    savaş uçaklarına çarpan güvercinlerin
    her gün değişen atlasların içinde tara saçlarını
    ve yalnızca kanatlarına güven

    götürürlerse bir gün beni ellerim iplerle bağlı
    şiirlerimin bilmediği yerlere ve hiç kimsenin
    alnımdan fırlayacak göçmen bir kuş gibi dur
    dünyanın paslanmış sırtında
    ve bensizliğe havalanırken
    korkma sevgilim
    sevgilim
    yalnızca kanatlarına güven

    Akgün Akova

  7. #7
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ağzında Girit Yasemini

    senin ülkende cüceler vardı boyları hüzünden kısalan
    donmuş gözyaşları
    kurumuş otlar
    ve adını anımsamadığım bir sürü hüzünlü şey vardı
    hüzün programlanmıştı bilgisayarlara bile
    babanın bir beyin cerrahının tamir çantası olduğu
    söylentisine gelince
    bence kuru iftira
    ama yukarılık kompleksini kimden kaptığı bilinmiyor
    annense bir şişenin içinde batık gemileri
    bekleyip durmuş yıllarca
    kiralık kardanadamlarla çıkmış küf rengi yolculuklara
    ve kadınlar hamamında ayyaş bir ayı gibi bayıldığı gün
    seni doğurmuş hiç yokken sen hesapta
    a benim caretta carettam
    a benim yürek vuruğum
    buna da şükür
    çünkü
    bir yılkı atı gibi
    bırakmışlar seni çocuk çocuk suluboya çıkmaz sokakta
    keyiflerine bakmışlar gelsin eğlence gitsin ça ça ça

    sen küçücükmüşsün
    insanlara bakmışsın bakmışsın her yan sönük yıldızlar ormanı
    bir şeyleri sevmek istemişsin alışırken dünyaya
    dişlerini göstermişler
    kırmışlar termometreni
    insan insanın kurduymuş bre
    kesekağıdına sarmışlar seni
    narbülbülün kafese ayçiçeğin çöplüğe
    bir duvarın sıvası gibi dökülürken bana rastlamışsın
    dur demişsin dur hadi dur yaşamım sil baştan
    ben demişim

    'severim severim sevmesine de seni
    eski bir hüzünle
    durmadan büyür içimde bir Girit yasemini'

    yaklaşmışım
    ve deniz atmışım dudaklarımla dudaklarına

  8. #8
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    BABA BANA BAĞIRMA

    yol ıslanmasın diye
    şemsiye açanlara...


    baba bana bağırma
    bülbülleri kaçırdın ormanlarımdan
    kulaklarımın kapılarını havalara uçurdun
    kapılar baba kapılar pencereleri alıp gittiler
    tenorlar kaçtı ses tellerinden
    çevreye saçıldı yavru diktatörler
    seni ne sopranolar istedi de vermedik baba
    baba bana bağırma
    bayrak direklerine konan kartalları anlat
    uzun uzadıya
    nasıl da göremediler avcıları
    o keskin gözleriyle vah hah ha
    şans yıldızlara özgü bir yalan baba
    yıldızlara tükürüp tükürüp onları gezegen yaptınız
    savaşan halklar taktınız dünyanın boynuna

    yalanları yazdım defterime hiç unutmadım
    radyasyonu radyo istasyonu sanan Bakanları
    çiğleri, Meclis tavanını çiğ köftelerle çiğneyen
    doğum sonrası acılarını cüce ülkeler doğuran kadınların

    hiç unutmadım
    sakallarını yüzlerinde
    yüzlerini sakallarında unutan adamları
    ve ısırgan tarlalarındaki parçalarını
    Uğur Mumcu'yu biz yapan bombanın

    hiç unutmadım
    uzak yakın tüm tuzakları baba
    yolun ezdiği oyuncak bir kamyonsun sen
    bir gam ağacısın
    kar yüküne dayanamayıp kırılan
    ilkbaharı gerzeklere ödünç verdin
    geri getirmediler
    güneşin başına gelenleri
    biz ilkbaharsız nasıl anlarız baba

    baba bana bağırma
    bir kulağımdan giriyor sözlerin
    öbür kulağımı tıkıyor
    Buenos Aires'te olsaydım diyorum içimden
    Eva'nın peronunda
    karanlıktan kuşlar çalan bir tren
    bir bıçak kaçağı
    tangonun bacaklarını havaya kaldırdığı kentte
    ama iyi ki buradayım, burada hiçbir şeyi unutmadan
    burada
    bilginin bilgisizlikten daha çok acı verdiği yerde
    burada, tam karşında
    hapisanelerde hintyağı gibi bir şeydi zaman
    hastanelerde pıhtılaşmış kan gemisi gibi
    yol alırdı saatler
    karılarının namuslarını dillerinde saklayan
    adamlar vardı bir taraflarda
    televizyon kanallarında yitirilen çocuklar
    gökyüzüne düşmemek için denize yapışan balıklar
    ve depolara indirilen Lenin heykelleri vardı
    Sovyet Rusya'da
    kafandaki duvarları
    niye cebine koymuyorsun sen baba


    baba bana bağırma
    farkında değilsin
    arkasını ezilenlerin yaladığı
    bir posta puludur dünya
    bir karadelik yutana kadar uzayda bizi
    asansör boşluğuna itilen bir kedisin sen
    söylemenin tam sırası
    ülkeyi bu duruma senin oy verdiğin
    partiler getirdi baba
    ama ben buradayım, burada hiçbir şeyi unutmadan
    bir yaşamlık kaygı duruşundayım
    yakın tarihimiz için


    baba bana bağırma
    bacağından vurulursa bir şiir
    nereye kadar gidebilir
    bana bağırma baba
    kendine bağır
    yoksa her şey bitebilir

  9. #9
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Çiçeğe Durur Gibi Uyanışım


    sabah sabah
    bir uyandım bir uyandım sormayın
    çarşafım yeni ya biraz ondan bilindi
    güneşti camdan vuran serseri kılıklı kar bile yağsa
    belki bir meleğin sırtını kaşımış
    ya da kafayı üşütmüşüm sağımdan kalkarak
    hepsi olabilirdi
    bugün aybaşı, maaş alacak
    talih kuşu başına konacak, ondandır dendi
    biri de tutturdu düşümde cenneti görmüşüm
    boşversene sen arkadaş
    öyle olsa cenneti bırakır da uyanır mıyım hiç

    hiçbiri değil dostlar hiçbiri değil
    çiçeğe durur gibi uyanışım
    akpak sevdamdan
    ve böyle bir gün say say bitmez güzelliği

  10. #10
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Uzun Kanatlı Kuş Sürürleri Diliyorum Sana



    aşk çılgınlığının köprülerinden geçelim seninle
    sevgilim, yaban otları arasında bulduğum yeşim
    yüreğimdeki su birikintisinde okyanusu arayan nehir
    sevgilim, unutmabeni çiçeğinin tuttuğu günlük
    gözlerimle sarıldığım kuğu bulutlu gökyüzü

    ellerini ayrılıklardan kaçırdığım
    dalgın deniz feneri duruşlu
    ilkbaharda gezinen sis saçlı sevgilim
    mevsimlerin ilkokulundan kışı silelim seninle
    yaz yağmurlarına yakalanalım
    kumsalında sevişmek istediğin Kız Kalesi'nin önünde
    açık hava sinemalarının yıkıntılarında uyuyalım
    yer gösterici uyandırsın bizi
    gözümüze sıktığı el feneriyle

    'hadi kalkın sevdalılar,
    Aşk Hikayesi filminde oynayan çift yaşlanmış,
    seyirci sizi görmek istiyor!'

    binlerce, onbinlerce kemanla çağırdığım dolunay
    elektriğin gümüş suyuna ışığını değdiren yıldız
    yeraltı kentimde biten güzelavrat otu
    geçmiş sevdalarımı erittiğin geceler için
    yeniden birini sevmenin ne olduğunu anımsattığın
    yüzümde tahtlar devirdiğin,
    saraylar yıktığın için
    düşlerinin içinden geçecek
    uzun kanatlı kuş sürüleri diliyorum sana
    ve severken seni,
    sevdikçe seni
    hep çocuk kalacağım, biliyorum