Sayfa 1 / 3 123 SonSon
Toplam 40 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman

    Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
    Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü
    Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
    Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
    Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

    Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
    Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
    Bebekler hayta hayta yürümeden
    Geleceğim diyorum, geleceğim sana
    Ne olur kesin bir takvim sorma bana
    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

    Beklesen de olur, beklemesen de
    Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende
    Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde
    Hangi ses yürekten çağırır beni sana
    Geleceğim diyorum, takvim sorma bana
    Ihlamur çiçek açtığı zaman

    Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
    Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
    Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi
    Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana
    Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana
    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

    Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
    Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
    Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden
    Gemileri yaksalar da geleceğim sana
    On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana
    Ihlamur çiçek açtığı zaman

    Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif
    Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız
    Ey benim alfabemdeki kadîm Elif
    Ne güzellik, ne de tat var baharsız
    Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
    Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana
    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
    Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
    Kimseye uğramam ben sana uğramadan
    Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana
    Takvim sorup hudut çizdirme bana
    Ben sana çiçeklerle geleceğim
    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

    Bahattin Karakoç


  2. #2
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman

    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
    Gelir benim yüreğimde toplanır
    Dağların üstünden sıyrılan duman
    Bir yanım mosmordur, bir yanım beyaz
    Bir yanım karakış, bir yanım ilk yaz
    Can evime bakışların saplanır
    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
    Ne sen gurbetçisin, ne ben sılacı
    Senden gayrısına bakmam mümkün mü
    Gözlerimi esir alan dağlardan
    Kapımı üç defa çalan postacı
    “Adresinde yok” diye notlar düşer
    Eski adresimde bir hüzün eser
    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

    Eski adresimse kurumuş bir gül
    Gizemli bir ıtır, domur domur kan
    Yaba yaba yelde savrulur gönül
    Firkatli turnalar geçer uzaktan
    Dalgınlığım debimetre tanımaz
    Başım çarpar bir gemi bordasına
    Düşerim bir girdabın ortasına
    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

    Birden bezeklenir sevda haritam
    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
    Lâleler toplarım ben tutam tutam
    Bizim için çalar kıvrak bir keman
    Gök papatya, yer ise lâle bahçesi
    Aşka ışık dokur kuşların sesi
    Seninle hep aynı yerde oluruz
    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

    Kumaşı eprimiş üç mevsim geçer
    İlkyazla uyanır derin uyuyan
    Tan sesine cıvıldaşır serçeler
    Sevdadır anlıma namlu dayayan
    Havuzuma ay ışığı dökülür
    Bilirsin ki burda değilim artık
    Ruhum yağmur yağmur göğe çekilir
    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

    Gülde çiy damlası... buzum sırçayım
    Güneşe çarpınca param parçayım
    Bir gün emirgân’dayım, bir kanlıca’da
    Üsküdar’da, beykoz’da, çamlıca’da
    Şehir bir hançerken kan burgacında
    Mekâna sığar mı bu deli yürek
    Bir sevda çeşmesi, bu deli yürek
    Baylanır, beklerken baygın düşerim
    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

    Bahattin Karakoç



  3. #3
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Acelem Var!

    Yarına hükmüm geçmez, heybemde azığım yok
    Ecel pusuda bekler ve benim acelem var.
    Karanlığın çiğ sesi kalkansız karşılanmaz
    Çırpınır tutunacak dalı olmayan kuşlar
    Benim de acelem var! ...

    Yırtık bir paraşütle gökten atlamak olmaz
    Toprak kucak açsa da düşmeden donar kanın.
    Mum eriyip bitiyor, zaman deli bir rüzgâr
    Son nefes ki takvimde hasatı ölü bir yaz
    Ve benim acelem var! ...

    Bir bineğim olsun ki rüzgârdan hızlı uçsun
    Yeri göğe bağlasın som tevhid urganıyla.
    Üstüme kar yağarken içimden tepsin bahar
    Dost gönlümü ısıtsın yıldızlı yorganıyla
    Benim ki acelem var! ...

    Aynayı ayna yapan ışık ile gören göz
    Tara kâküllerini çökmeden karanlıklar.
    Kuş kafesten uçanda dövünmek neye yarar
    Bir kez orman yanmasın neye yarar kül ve köz
    Bundan ki acelem var! ...

    Şeytanı karıştırma, hep sağlam pusat kuşan
    “Biraz daha! ” diyenin avını uyku taşlar.
    Yörük atlar aksamaz besmele göynüğünde
    Son dergâhta yavaşlar
    Ve benim acelem var! ...

    Yarın için tapum yok, Hakk’tan gayri kapım yok!
    Hamurum mayalandı ve benim acelem var! ...
    Her şiirde ruhumu ateşlere veririm
    Bir yandan balım akar, bir yandan torçum akar
    Yüzü ak gitmek için bu günden acelem var! ...

  4. #4
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman

    Saçlarına pütür pütür yapışmış
    Gözlerinin rengi ile sıvanmış
    Bir avuç kuru çiçek topladım
    Kırılıp dökülmesinler diye
    Sevgiyle, özenle tek tek topladım
    Yürek fideledim zamana ve mekâna
    Hasat vakti geldi yürek topladım
    Belli ki bu yıl da vuslat gecikecek
    Aşıdır, serumdur, besindir her umut
    Ey sevgili umudunu diri tut
    Bedenim hür değil, mühlet ver bana
    Er veya geç çıkıp geleceğim sana
    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

    Mevsimi geçiyormuş, geçsin varsın
    Hep böyle dönüyor zaman tekeri
    Biri gider, biri gelir mevsimlerin
    Sonsuzluğu, diri aşklarla kucaklarsın
    Acılardan damıtırsın şekeri
    Sabrı da güzel olur çeyizi hazır kızların
    En ışıltılı çağında yıldızların
    Kaç bıldır öteden göz kırpar bana
    Her umut bir yoldaş, her dert âşina
    Sorma ıhlamurlar ne zaman çiçek açar
    Beni güneşin ortasına atsalar da
    Yanarım, pişerim, gelirim sana
    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

    Bahattin Karakoç

  5. #5
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ağır Geliyor
    Yaralı kuşumun kanadı
    Dallara ağır geliyor.
    Yere bassa ayağını
    Yollara ağır geliyor.

    Uzaktan gider bulutlar,
    Çiçekken kurur umutlar,
    Suna beklemek her bahar
    Göllere ağır geliyor.

    Nâçar, vurgun gönlüm nâçar,
    Kurt kovalar, ceylan kaçar,
    Ufuklar bir konar göçer
    Çöllere ağır geliyor.

    Yolcu yeler yeler yetmez,
    Derdi olmayan kuş ötmez,
    Hayattan şikâyet bitmez
    Kullara ağır geliyor.

    Vakti tırnakla kaşımak,
    Kızıl alevde üşümek,
    Yorgunlukları taşımak
    Sallara ağır geliyor.

    Sevda bana vurdu geçti,
    Kıran geldi, kırdı geçti,
    Desem ki ısırdı geçti
    Yıllara ağır geliyor…


    Bahattin Karakoç

  6. #6
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ay ışığında
    Köşeyi dönerken gölgeni gördüm
    Yüreğim çarpmaya başladı güm güm
    Ey göçmen şiirim, masalım, öyküm
    Hep peşinden koşturup duruyorum

    Yettim-yeteceğim derken çağ kuşluk
    Bir türlü dolmuyor bu ara boşluk
    Başıma vuruyor aşktaki hoşluk
    Feleğin çarkını durduruyorum

    Bir kaşık aş ne ki kırk yıllık aca
    İnsansız evlerde tüter mi baca
    Zalim bir oyundur köşe kapmaca
    Her zaman cezayı ben görüyorum

    Şu bağlı bahtımı çözmeyi dene
    Yüreğimle çiftleş, gezmeyi dene
    Vuslat hangi güne, yazmayı dene
    Hep meçhul semtlerde ben yürüyorum

    Gölgen ak zambağa dönüştü birden
    Bir daha geçmedin geçtiğin yerden
    Sen ünlersin diye şu tepelerden
    Saatimi kurup ayarlıyorum

    Bahattin Karakoç

  7. #7
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Gün Batarken Uyanan Mavi Balık

    toprağa kapanmışsın pençelerinle
    yolduğun damarlardan kan fışkırıyor
    akşam tâdadının ötesi buzul
    yitiğini arıyorsun körelen gözlerinle
    ne görünürde bir yayla var ne de avul
    acı bir hava çalıyor yüreğindeki davul
    rüzgâr tutunduğun her dalı kırıyor
    toprak dazdır,toprak kepir,toprak bor
    çipil gözlü bir balıkçıl yüzüne haykırıyor
    ihaneti yaşamak öylesine zor

    adâlet de,asâlet de seninle kaim
    ayağında kırık yoksa ödünç ata binme
    rol gereği ne sert görün ne de mülayim
    özgül ağırlıksız alkışlara hiç sevinme
    sözü nerden aldın ise götür o adrese bırak
    kurtul kurtlu kabuklardan sen sen ol artık
    beline sardığın emanet kuşağa
    diline yüklediğin ağır yüke bak
    hiç yama tutar mı böyle bir yırtık
    emaneti taşımak öylesine zor

    sûr-ı israfil’e kadar ay da,güneş de civan
    her ömür bir kitaptır okunur ve biter
    büyük yangınları işâret eder her duman
    aşk olmasa bülbül ne diye öter
    yerler gökler hercümerç olduğu zaman
    güneşin gölgelerin kaybolduğu zaman
    ister üryan dolaş,ister hil’at kuşan
    magmaların pür hiddet akıştığı an
    dilsiz ve binitsiz kalacak kitab-ı kader
    kıyameti yaşamak öylesine zor

    ibretler aynasıdır rüyâ dediğin
    bir döner kuledir dünya dediğin
    kapısı her zaman mezarlığa bakar
    azrail sık sık görmeye gelir
    hep ufuk ötelerinde gezinir hızır
    ben eşyanın albenisine kapattım hislerimi
    kızılçam kozalaklarını yakar gibi
    uçurumun kıyısında yaktım kendimi
    kül oldum,rüzgârlara bıraktım kendimi
    muhabbeti ateşlemek öylesine zor

    Bahattin Karakoç

  8. #8
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Aşkın Âvaresi Oldum

    Akılgından bir dal kestim
    Sopa yapmak değil kastım
    Ben anadan doğma mestim
    Sen gitsen gizin kalıyor

    Yol oldum yoluna ulak
    Ne aşım, ne işim dölek
    Ne yapar yanmışsa bulak
    İçimde sızın kalıyor

    Avârelik işim oldu
    Gülümsedim hışım oldu
    Hüzün kan-kardeşim oldu
    Her şeyde izin kalıyor

    Sevdiğini ah bir bilsem
    Umursamam yüzyıl yelsem
    Oturup resmini silsem
    Ortada ağzın kalıyor

    İstihâreye yatarken
    Çok derin kulaç atarken
    Her yıldız bir bir batarken
    Senin yıldızın kalıyor

    Döküldüm yârim döküldüm
    Çok kırıldım, çok büküldüm
    Sapa dağlara çekildim
    Ayrık denizin kalıyor

    Doruklara duman çöker
    Gökyüzü gözyaşı döker
    Kolumu ayrılık büker
    Elde hep hüzün kalıyor


    Bahattin KARAKOÇ

  9. #9
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yürek Yordamıyla Aradığımız

    En vefalı gönüllerde en nazlı güzeller
    En süslü sandıklarda çeyizler örselendi
    «Anneler günü”, «Dünya Çocuk Yılı» diye
    Günler, haftalar ve yıllar kurtlarca parsellendi
    Söyler misiniz bize ey pergelli çokbilmişler,
    Gün görmeden giden canlar nerede?

    Analar panik içinde, çocuklar zayıf ve tutsak
    Şahin avını gökte avlar, yerde parçalar
    Tohumu besleyemiyor artık bu yorgun toprak
    Ve güldürürken ağlatıyor bütün palyaçolar
    Söyler misiniz bize ey ekilmeden gövermişler,
    Toprağı doyuran kanlar nerede?

    En saf mermerin yüreğinde mavi bir (ben) dir hasret
    Seğirir ışığın temposuna seher kuşları öterken
    Cezrin bile yüksekliğine erişemiyor artık med
    Bir beton mezarlıktır bütün kentler gün batarken
    Söyler misiniz bize ey yel esmeden yerlere eğilmişler,
    Yapılan bunca talanlar nerede?

    Ayrık ayrık gözlerle baksanız da göremezsiniz
    Gönül gözünüze mil çekilmişse ya da doğuştan kapanıksa
    Yaz boyunca saz çalsanız da kozanıza öremezsiniz
    Kaderinizde Hakk'ın rahmeti yoksa
    Söyler misiniz bize ey kıraç topraklara düzensiz ekilmişler,
    Leylekler nerede, yılanlar nerede?

    Evler neden meyhane, mabetler niçin boş
    Sızım sızım sızlayan telefon telleri değil ata kemikleri
    Her meyveden şarap yaptık ve herkes sarhoş
    Sevgiyi dumanlarla boğduk, kucakladık kemlikleri
    Söyler misiniz bize ey sahneden çekilmişler,
    Sevgiyi ışık yapıp çoğaltan insanlar nerede?

    Bir el arıyoruz, kopan liflerimizi bağlayacak bir el
    Saatleri yeniden iyi günlere ayarlasın
    Helâl tatlılarla beslensin her soylu güzel
    Şanımız ötelere doğru parıldasın
    Söyler misiniz bize ey sürekli sorulara takılmışlar,
    Tabanlar nerede, tavanlar nerede?

    Hep yokuşlara mı tırmanacağız düzü görmeden
    Hep buzullarda mı taşıyacağız baharı yazı görmeden?
    Uzak dillidirler, çorak dillidirler çilesiz spikerler
    Karınlarına basılınca öten oyuncak kuşlar gibidirler
    Söyler misiniz bize ey göklere yıldızca çakılmışlar,
    İhlasla dolan kovanlar nerede?

  10. #10
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Aşk Mektubu VIII

    Ben sevda bölüğünde kıdemli bir askerim
    Hizmetim sanadır ey tacidarım
    Canı bir emanet bilir taşırım
    Bir ırmak delirir geceleri
    Bir yıldız kayar ötelerden
    Bir bulut geçer Ay’ın önüne
    Birden üşürüm
    Ve seni daha çok düşünürüm
    ----------Kokunu en sevdiğim güle veriyorsun

    Hangi şekle dönüşürsen dönüş
    Hangi kılığa girersen gir
    Bilirim ne kadar gerçeksin, ne kadar düş
    Gönlüm bir şahindir takarım peşine
    Bulur seni saklandığın yerde
    Tutar elinden – eteğinden
    Bana getirir
    ----------Sen kendini kolay ele veriyorsun

    Sarmal bir sevdayla yaşarken aynalar derbendinde
    Bir Aslıhan oluyorsun, bir Leylâ
    Beni de mahkûm ediyorsun değişim sürecine
    Bir Kerem oluyorum, bir Mecnûn
    Dağlara, çöllere vuruyor içimdeki vâveylâ
    Firar ettiğimi bilmiyor bölüğüm
    Kırık gönlümde kırk düğüm
    ----------Adımı dile veriyorsun

    İçimde ebedî bir sürgünlüğü yaşarım
    Hangi gezegende insem rastlarım izine
    Dişlerim beyaz kirazlar gibi hep birden sızlar
    Ve gülümserim dişçinin elindeki demir kerpetene
    Biraz daha fazla bakabilmek için yüzüne
    Bir kaya yuvarlanır boşluğa
    Kimse bir anlam veremez bendeki hoşluğa
    ----------Sense yakıp külümü yele veriyorsun

    Ben sevda bölüğünde kıdemli bir askerim
    Terhis olsam gidecek bir yerim yok
    Yüreğimden başka silah taşımam
    Bütün adresleri iptal ettim
    Benim senden özge gerçek yârim yok
    Bir hakkuşu öter geceleri
    Aşk, mektup yazmaya zorlar beni
    ----------Sense yeri – göğü sele veriyorsun

    Bahattin KARAKOÇ

  11. #11
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Karşıtlar Bileşkesi

    Havaya attı havada parıldadı
    suya attı suda
    birisinin elindeki çirtikli kuruş


    Birisi acı çeke çeke öldü
    götürüp bir çukura attılar
    mezarının boyu üç-beş karış


    Kasalara koydu kasalar almadı
    paralar, senetler, tapular
    banker gibiydi bâde-nûş


    Altın sağrakla içerken tıkanıp öldü
    şanlı bir törenle gömüldü
    mezarı tenis kortu kadar geniş


    Sonunda o da unutuldu bu da
    ne sefineler battı aynı suda
    deve aynı deve, geviş aynı geviş

  12. #12
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Aşk Mektubu XX

    Dön
    Arkanı dönme yüzünü dön bana
    Aştan, ekmekten, sudan ziyade
    Muhtacım sana
    Beni bu dünyaya
    Niçin saldığının farkındayım

    Önce
    Bezm-i elest'te yüzleştin ruhumla
    Sonrası mühürlü bir damla
    Toprak, su, ritim ve nur
    Baştan sona evrensel bir mâcera
    Hâlime güldüğünün farkındayım

    İrinli
    Bir çıban gibi sürdürürken varlığımı
    İçimde senin aşk tohumun yeşerdi
    Çimdikleyip deştin çıbanımı
    Anladım noksan yanımı
    Yüreğimin sağaldığının farkındayım

    Yakam
    Her zaman senin elinde
    Çimdikle, çimdikle, daha çimdikle
    Sana mezmurlarımı okuyayım içtenlikle
    Bırakma yakamı ey sevgili
    Karanlık sislerin, bulutların
    Dağıldığının farkındayım

    Temiz
    Tertemiz bir kaynaktan içiyorum şimdi
    Has güzelliklere adadım gözlerimi
    Gönlüm helâl çiçeklerden balözü toplar
    Kanatlarım olmuş sevgi
    Kefenim sırtımdaymış
    Yanımda taşıyormuşum tabutumu
    Kırmışım nefs denen putumu
    Bu bir kusur mu
    Ölümün peşimden geldiğinin farkındayım

    Olsun
    Takdirî ilâhî neyse o olsun
    Alıştık ateşe, yağmura, kara
    Büyük depremlere, acılara
    Düşlerin parça parça
    Öldüğünün farkındayım

    Ey sevgili
    Gücümle orantılı olmayan yükü
    Yüklersen omuzlarıma, taşıyamam
    Kalbi dirilten aşkı ise
    Hiç eksik etme benden
    Hürriyetsiz yaşarım da
    Aşksız yaşayamam
    Aklımdan geçenleri teşhirden çok korkarım
    Kendim için saklarım
    Ama senin ey sevgili
    Her şeyi bildiğinin farkındayım

    Bahaddin KARAKOÇ

  13. #13
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kiraz Devşirmeye Gitmiştin Hani

    Nerden gelirsen gel, yolu uzatma;
    Kavli erteleme, gönlüm kan ağlar.
    Her gamzeni sapan yapıp taş atma
    Camlar şangır-şungur, canda can ağlar.
    Hortuma dönüşür her toz bulutu,
    Gölgemin sırtında aşkın tabutu
    Vadiyi kucaklar görkemli dağlar,
    İntizarım yoktur, inkisarım var.

    Nasıl girersen gir, yüreğim senin;
    Deri geçir davul, tel takarsan tar.
    Çiy düşse üstüne ürperir tenin,
    Ay doğarken göle iner kuğular.
    Islığıma uladığım ezgiler,
    Yüreğime belediğim ezgiler,
    Hicranla tanıştım ah u zarım var
    İntizarım yoktur, inkisarım var.

    Ne dersen de, dinlemeye hazırım
    Yüreğim mekiktir, sesini sarar
    Bakışında parlar beyaz huzurum
    Bir karınca yuvasına yol arar
    Bekletme, nazlanma, konuş ne olur,
    Sensizlik bir çöldür ölümü solur,
    Geç kalan gelişler ne işe yarar
    İntizarım yoktur, inkisarım var.

    Adınla yaklaşsa bana birisi
    Havalar değişir, yer-gök gül kokar.
    Bir aşk mağduruyum umut dirisi,
    Dilekçem cebimde elimi yakar.
    Kiraz devşirmeye gitmiştin hani
    Çilek kokuyorsun vakte yabani
    Unutma sana bergüzarım var
    İntizarım yoktur, inkisarım var.

  14. #14
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Aşk Mektubu XXIV

    'Az bekle' demeye utanırım
    'Biraz daha…' sözü beni öldürür
    'Hele kalsın…' demek ipe un sermek
    Olacak anında olsun derim
    Yüzümü yapacağım iş değil
    Yaptığım iş güldürür

    'Şu olursa..' diye bir şartım olmaz
    Görücü beklemek temelden sakat
    Aşktan başka elimde kartım olmaz
    Her 'acaba? ' girişime barikat
    Yalanlar, yanlışlar harmanlandıkça
    Felç olur hakikat

    'Şunu da isterim..' bir dayatmadır
    Ve süresiz bir erteleme
    Boşlukta kalan zamanı, zamandan saymam
    'Çam sakızı çoban armağanı'
    Süte incir sütü damıtırsın, olur teleme
    Aşkla taçlanmayan imanı
    İmandan saymam

    'Kim demiş, ne demiş, niçin demiş
    Nerede, ne zaman ve nasıl? '
    Sen cevap beklerken kervan göçüp gider
    Kaybeden sen olursun her fasıl
    Askıya aldığın süreç
    Geriye doğru sayan bir süre olur
    Ve çağın geçip gider

    Ey çağı hiç geçmeyen sevgili
    Her mola biraz daha geciktirir vuslatı
    Benim acelem var, imtihandayım
    Sevdalıyım, tez canlıyım
    Ayaklarımın altından yer kayıyor
    Başımın üstünden gök-çatı

    Yeryüzü, gökyüzü hareket eder
    Sular, bulutlar ve yıldızlar
    Rüzgârın kendisi harekettir
    Yatarım-kalkarım bir yanım sızlar
    Kuş yanım uçar gider
    Bende kalanın hepsi sensin
    Her sevgi bir berekettir

    Bahaddin KARAKOÇ

  15. #15
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Ak Ellerim

    Beş vakte yeşeren kutsal orman
    Yaprak yaprak ellerim
    Yapışmış aşk atının gök yelesine
    Pamuk sularında ak-pâk ellerim…

    Öylesine insan ve Müslüman ki
    Öylesine dost, öylesine can ki
    Ve öylesine yakın ki
    Allah’a, adak ellerim…

    Her sabah kaktığımda turfanda
    İki esrik ak kuğudur abdest sularında
    Kelle sökmeye başlar iman tarlamda
    Başak başak ellerim…

    Yalan yok, korku yok, kin yok
    Döküldü dünyanın ham cümbüşüne
    Sonsuza kol atmanın düşleri
    Bayrak bayrak ellerim…

    Anaç keklik gibi kızgın yatanda
    Yüreğimin üstüne üstüne
    Besmele göynüğüdür Kur’ân tutanda
    Sanki tutmaz öper, dudak ellerim…

    Beş vakte yeşeren kutsal orman
    Dal budak yaprak ellerim
    Vığıl vığıl ışıklarla konuşur
    Cümle kötülükten uzak ellerim…




Sayfa 1 / 3 123 SonSon