Sayfa 3 / 3 İlkİlk 123
Toplam 40 mesajın 31-40 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #31
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Değmez Mi

    Yokluğunu çalıyor içimdeki orkestra,
    Kaslarım yanmış gibi durmadan büzülüyor.

    Kimi görsem yollarda benim gibi umarsız
    Kayıtsız kaldığım an yüreğim üzülüyor.

    Kozasının içinde bunalan kelebeğim
    Canânın dünyasında perçemler düzülüyor.

    Ülkemin toprağına yâr kadem bastığında
    Sular hep çıldırıyor,buzullar çözülüyor.

    Mavi bir gülücüğün on çeşit yorumu var
    Sanki hergün batımı kızıl nar eziliyor.

    Yârin hayali bana bir pençe vurup geçti,
    Hâlâ güneşe doğru kartalca süzülüyor.

    Ayrılık acısını bir ah’la içe çektim,
    Sandım ki haritası göklerde çiziliyor.

    KARAKOÇ bir maraldan vurgun yemiş,değmez mi?
    Nevbaharın gelişi son kıştan seziliyor.

  2. #32
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yürek Bir Kırmızı Güldür Seninle

    Güzel duygular yeşerip
    Gök tatlı yemişler verince
    Gönül kanatlarını gerince
    Gördüklerine gösterip
    “Bu hal ne hâldir” diye
    “Bu yol ne yoldur” diye
    Soramazsın ki

    Sen bayramlar kadar
    Canlı ve güzelsin
    Bazen yanık bir türkü
    Bazen gazelsin
    Can masmavi bir göldür
    Yürek bir kırmızı güldür seninle
    İstesen de istemesen de
    Koparamazsın ki

    Ellerin bir çift beyaz kuş
    Tanımıyor ki dur durak
    Gönlümde pervaza durmuş
    “Gel” demişse dostun sana
    “Git” demişse deli yürek
    Bağlasalar da yerinde
    Duramazsın ki

    Sen bayramlar kadar canlı
    Has bahçelerden güzelsin
    İp nerde inceliverse
    Daha sağlam bağlar sesin
    Sen hep özümde özelsin
    Yürek bir kırmızı güldür seninle
    İstesen de istemesen de
    Ayıramazsın ki

    Bahaddin KARAKOÇ

  3. #33
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kardeşçe

    Aşk deyince duman çöker gözlere
    Vuslat sana, hasret bana gülümser
    Ruhum pervazlanır nebülözlere
    Ay sulara, toprak cana gülümser

    Her gece dolaşık düşler görürüm
    Gölgemi gittiğim yere sürürüm
    Her sabah duyduğum sese yürürüm
    Dil ehline, göz civâna gülümser

    Ha gayret de bıçkın gönül ha gayret
    Yüksel gök katına, arz’ı seyran et
    Sırt sırtadır dünya ile ahiret
    Zemin berkse hep tavana gülümser

    Ses atları alışınca eyere
    Süvariler hazır demek sefere
    Önde giden artta gelen nefere
    Aras nehri nahçivan’a gülümser

    Ağrı göğe bakar, kars’sa ığdır’a,
    Rüzgâr bulut toplar yağmur yağdıra
    Dağlar da, kentler de hep sıra sıra
    Erzurum’sa erzincan’a gülümser

    Yiğitler kadaya karşı duranda
    Rüzgârlar uğuldar ulu turan’da
    Ay’ın şavkı yüreklere vuranda
    Yüce dağlar âsümâna gülümser


    Bahattin Karakoç

  4. #34
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Baht Nazlı, Zemin Çok Oynaksa

    Bir al-elma olsaydı
    Eşit biçimde dilimler
    Paylaşırdık mutluluğu

    “Şu senin, bu benim”

    Derdik

    Tadını çıkara çıkara
    Eminirdik
    Elma değil dilemezsin ki

    Küçücük bir çalıkuşu
    Mutluluk
    Ne zaman gelir
    Ne zaman öter
    Ne zaman susar
    Nereye gider
    Bilemezsin ki

    BindikCe biner
    Ağırlığı
    Yalnızlığın
    Özlemin yangınlara dönüşür
    İçin bir yanar, bir üşür

    “Geleceğim”

    Dersin

    Göz takvimde
    Söz askıda kalır
    Engel üstüne engel
    Gelemezsin ki

    Beni sorma var’la yok arası
    Ey kara gözlerin çırası
    Bütün mühletleri bitirdim
    Ben, beni yitirdim
    Gelsen de beni
    Koyduğun yerde
    Koyduğun gibi bulamazsın ki

    Kendimden biliyorum
    Çok göçük altında kaldım
    Nice hülyâlara daldım
    Bir sevdaya kaptırdıysan yakanı
    Bir daha kurtaramazsın ki

    Köprünün o yakasında sen
    Bu yakasında ben
    Aynı ırmağı seyrediyoruz
    Hep bu vakitlerde
    Nedir bizi yakan
    Nedir üşüten
    Neden
    Akla yakın cevap yok
    Bulamazsın ki

    Yeniden
    Yeniden ilân ediyorum

    Yüreğimdeki tomurcuk gülümsün
    Ezgiler dokuyan
    Varı yoğu ayet ayet okuyan
    Gönül dilimsin

    Gökte dolunay vardı
    Sözleştiğimizde
    Gene var
    Bilmeyenler bilsin
    Sevgilimsin

    Duyduğunu
    Dinlediğini
    Beni anladığını biliyorum
    Başka türlü benim olmazsın ki


    Bahaeddin KARAKOÇ

  5. #35
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Anadolu Türkçesiyle Bir Ulu Çınar Konuştu

    Görkemli geçmişime nice yasaklar koyup
    Bizden görünenler kesti benim en gür dallarımı
    Dört duvar ortasında acıdan anıt yüzüm
    Ben eskiden böyle kuru bir ağaç değildim

    Yokluk kılıç kuşanamazdı benim toprağımda
    Tuttuğum altın olurdu ellerimde çil çil
    Ve her selâmım bir ülkeyi beslerdi tekmil
    Gözüm tok, gönlüm tok, hiç aç değildim

    Sipahiler uçururdum seferlerden seferlere
    Demezlerdi Asya neresi, Avrupa nere
    İnsanlığı benden öğrenirdi palazlanan her kefere
    Şimdiki gibi Batı’ya muhtaç değildim

    Elçiler yığılırlar, yüz sürerlerdi eşiğime
    Ufuklar açılırdı, sesime, ışığıma
    Besmeleyle su verilmiş bir çelik kılıçtım ben
    Teneke değildim, saç değildim

    Tuna, Sakarya kadar Türk’tü; Fırat kadar Türk
    Kılıç tutan iki kolumdu Kırım’la, Kerkük
    Kestiler, acıdan sarhoşum şimdi kör-kütük
    Kendi derdime bile ilaç değilim

    Estergon Kalesi bre aman su başı durak
    Git bulut üstümden, git de Vardar Ovası’na bak
    Ne aşklar yaşamıştır orda yürek
    Hilâldim her yerde, hiç haç değildim

    Dün er gibi savaşırlardı başı örtülü kızlarımız
    Bu gün cıscıbıllar, şimdi hepsi birer yalancı yıldız
    Ne ezgiler bizim ezgimiz, ne ağızlar bizim ağzımız
    Has ekmektim, baldım, bulamaç değildim

    Düşmüşüm çemberine ateşin, yağmurun, karın
    Kokularıyla yaşıyorum şimdi o eski baharların
    Sür git önüme çıkan haçlı akbabaların
    Önlerinden kaçacak keklik, turaç değildim

    Baş benim başımdı, eller benim ellerimdi
    Çağlara hükmeden medeniyetimin mayası adaletti, dindi
    Pis uğurlar yüzünden toprağımın bereketi tükendi
    Ben eskiden böyle yoz-kıraç değildim

    Şimdi garip çocuklarım yaban ellerinde iş ararlar
    Kiliselerin gölgelerinde ezik ve sürgün yaşarlar
    El uşaklarıysa her gün bir kökümü daha koparırlar
    Eyvah ki eyvah, ben eskiden böyle dalaç değildim



    Bahaddin KARAKOÇ

  6. #36
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Akşama Gazel

    Güneş çekip gidince gökten döküldü akşam
    Lâmbalar göz kırparken bir kara güldü akşam

    Sofrasında türkü var, hüzün var karanlığın
    Günün yorgunluğuyla kömürdü, küldü akşam

    Gözlerini kapatmış kuşlar tüneklerinde
    Benimse gözlerimde bir kızıl tüldü akşam

    Balkonda resimlerken bu seneki eylülü
    İçimdeki mezara sanki gömüldü akşam

    Yıldızlara bakarken orda göz göze geldik
    İhanete uğramış dertli gönüldü akşam

    Gadanı karşılarım, benimle konuş, dedim
    Eğreti dikiş gibi tel tel söküldü akşam

    Çağlayanda sıçrarken saçları alev almış
    Aşkını hecelerken sustu, çekildi akşam

    Ömrü geceye akan akşamı yağmur öptü
    Sanki dalgalı bir saç, altın kâküldü akşam

    Bahattin Karakoç

  7. #37
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bir Çift Beyaz Kartal

    Hangi yayla yeşil, nerde keklik çok
    Gel seninle orda olalım çocuk.
    Kayalar, kayalar... Sırt sırta vermiş;
    Kimi yeni mürit, kimisi ermiş.
    Otlar dalgalansın biz yürüdükçe
    Sular düze insin kar eridikçe,
    Gün burnunda bana mavi mavi gül;
    Ağız-burun lâle, kaş ve göz sümbül.
    Doruklardan doruklara sekelim,
    Bir elim göklerde, sende bir elim;
    İkimizin yüreciği bir atsın,
    Bizi gören bin katarak anlatsın,

    Hangi yayla karlı, nerde çiçek çok
    Gel seninle orda olalım çocuk.
    Bulutlar, bulutlar iç-içe girmiş
    Bulutlar ki göğe perdeler germiş;
    Çiğdem devşirelim, çiçek biçelim
    Susayınca hep ezgiler içelim
    Batmasın eline bir gül dikeni
    Sen hep beni kolla, bense hep seni
    Çıkıp yükseklerden taş bırakalım,
    Kopan sese, kalkan toza bakalım,
    Tavşanlar ürkerken bu gürültüden
    Kaçan tavşanlara ıslıklar çal sen.

    Hangi yayla yüce, nerde kavga yok
    Gel seninle orda olalım çocuk;
    İster Maraş olsun, ister Erzincan,
    Sonsuzluk düşüne set değil mekân,
    Başın omzumda, omuzum gökte
    Ölüm bir ak çiçek bu özgürlükte,
    Yaşamaksa bir ışık cümbüşüdür,
    Çağıl çağıl akan sevgi düşüdür.
    Hani gökyüzünün toy vakti olur,
    Kaynaşırlar yıldızlar bulgur bulgur;
    En uzak nereyse ora gidelim,
    Bulutları yara yara gidelim.

    Hangi yayla serin, nerde bühtan yok,
    Gel seninle orda uçalım çocuk.
    Meşeler, ardıçlar, çamlar yan yana
    Biz kanat çırpınca dursun divana.
    Bir çift beyaz kartal, hey bu da nesi?
    Diyerek şaşırsın çobanın hepsi;
    İlk kez görüyoruz desin görenler,
    Bütün oymaklarda dolaşsın haber.
    Keşiş dağlarından görünsün İstanbul,
    Bütün dağ gölleri ışırken pul pul.
    Güzel dost, ey hüzne âşina yürek,
    Gel gidelim keklik gibi sekerek.

  8. #38
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Beyaz Bulutlar Altında

    Açmayın yüzünü ölünün
    O üstünde yatıyor şimdi
    Vakitsiz solmuş gülünün

    Ağlatmayın kızını ölünün
    Melekler kalıbını alıyor şimdi
    Kanatları yolunmuş dilinin

    Silmeyin izini ölünün
    Melekler kalıbını alıyor şimdi
    Üstüne serilecek halının

    Çalmayın sazını ölünün
    O bütün notaları unuttu şimdi
    Tılsımı bozuldu elinin

    İri kanatlı kuşlar götürdü yazını ölünün
    O sonsuza bakan bir başak gibi
    Kilidi sökülmüş yolunun

    Bahattin Karakoç

  9. #39
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yürek Yordamıyla Aradığımız

    En vefalı gönüllerde en nazlı güzeller
    En süslü sandıklarda çeyizler örselendi
    «Anneler günü” «Dünya Çocuk Yılı» diye
    Günler, haftalar ve yıllar kurtlarca parsellendi
    Söyler misiniz bize ey pergelli çok bilmişler
    Gün görmeden giden canlar nerede

    Analar panik içinde, çocuklar zayıf ve tutsak
    Şahin avını gökte avlar, yerde parçalar
    Tohumu besleyemiyor artık bu yorgun toprak
    Ve güldürürken ağlatıyor bütün palyaçolar
    Söyler misiniz bize ey ekilmeden gövermişler
    Toprağı doyuran kanlar nerede

    En saf mermerin yüreğinde mavi bir (ben) dir hasret
    Seğirir ışığın temposuna seher kuşları öterken
    Cezrin bile yüksekliğine erişemiyor artık med
    Bir beton mezarlıktır bütün kentler gün batarken
    Söyler misiniz bize ey yel esmeden yerlere eğilmişler
    Yapılan bunca talanlar nerede

    Ayrık ayrık gözlerle baksanız da göremezsiniz
    Gönül gözünüze mil çekilmişse ya da doğuştan kapanıksa
    Yaz boyunca saz çalsanız da kozanıza öremezsiniz
    Kaderinizde Hakk'ın rahmeti yoksa
    Söyler misiniz bize ey kıraç topraklara düzensiz ekilmişler
    Leylekler nerede, yılanlar nerede

    Evler neden meyhane, mabetler niçin boş
    Sızım sızım sızlayan telefon telleri değil ata kemikleri
    Her meyveden şarap yaptık ve herkes sarhoş
    Sevgiyi dumanlarla boğduk, kucakladık kemlikleri
    Söyler misiniz bize ey sahneden çekilmişler
    Sevgiyi ışık yapıp çoğaltan insanlar nerede

    Bir el arıyoruz, kopan liflerimizi bağlayacak bir el
    Saatleri yeniden iyi günlere ayarlasın
    Helâl tatlılarla beslensin her soylu güzel
    Şanımız ötelere doğru parıldasın
    Söyler misiniz bize ey sürekli sorulara takılmışlar
    Tabanlar nerede, tavanlar nerede

    Hep yokuşlara mı tırmanacağız düzü görmeden
    Hep buzullarda mı taşıyacağız baharı yazı görmeden
    Uzak dillidirler, çorak dillidirler çilesiz spikerler
    Karınlarına basılınca öten oyuncak kuşlar gibidirler
    Söyler misiniz bize ey göklere yıldızca çakılmışlar
    İhlasla dolan kovanlar nerede



    Bahaddin KARAKOÇ

  10. #40
    Üye
    HALsizim Avatarı

    Üyelik Tarihi
    01.07-2010
    Son Giriş
    23.07-2011
    Saat
    10:18
    Yaşadığı Yer
    ?
    Mesaj
    4
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Seninle başladı, bitsin seninle

    Ve gün be gün, ben seni düşünürüm.
    Sen benim herşeyimsin ey sevgili.

    Rüzgarlara ezberlettim türkülerimi,
    Ben hep uzaklara türkü yazarım

    Sılamsın, sevdamsın, sabır taşımsın
    Kalemim adından başka ad yazmaz
    Bu kütükte başka bir ad okunmaz
    Narına nuruna kurban olduğum
    Seven sevdiğinden asla yakınmaz

    Ben sevda bölüğünde kıdemli bir askerim
    Terhis olsam gidecek bir yerim yok
    Yüreğimden başka silah taşımam
    Bütün adresleri iptal ettim
    Benim senden özge gerçek yarim yok.
    Sen benim herşeyimsin ey sevgili

    Ben rol gereği aşık değilim
    Deme bu garibin benimle işi ne

    Aşkım beni teşhir eder, Sesim içime saklanır
    Aklanırsa adım, seninle aklanır.

    İstersen durmadan adres değiştir,
    Gözlerimi bağlasalar da bulurum seni.
    Ben, türkülerde tanıdım Fizan'ı, Yemen'i
    Anlasam ki sesim sesine değmiştir,
    Bütün gemileri yakar gelirim.

    Bu bir taahhüttür; sına beni
    En deli rüzgarların önüne sür, bulut-bulut,
    Bir yerde yanlış yaparsam adımı unut.
    Son kurşunu kendime sıkar gelirim.

    Bir et kemik torbası değilim ben
    Bir hasar raporu değil yazdığım
    Bir aşk mektubudur ey sevgili,
    Kızıl-kıyametten önce

    Ve görmek için bakmaya gerek yok
    Her dilde güzeldir senin adın

    Meydanlar sarsılır sen ortaya çıkınca
    Yeter ki görecek göz, göz olsun.

    Velhasıl uzun sözlere hiç gerek yok
    Dil hicabından lal olmalı seni anarken
    Ey benim tabibim, tacidarım
    Gündönümüdür ben seni bekliyorum

    Bahattin KARAKOÇ




Sayfa 3 / 3 İlkİlk 123